# Karanlığın Yüreği - Joseph Conrad Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Karanlığın Yüreği kimin eseri? Karanlığın Yüreği kitabının yazarı kimdir? Karanlığın Yüreği konusu ve anafikri nedir? Karanlığın Yüreği kitabı ne anlatıyor? Karanlığın Yüreği PDF indirme linki var mı?  Karanlığın Yüreği kitabının yazarı Joseph Conrad kimdir? İşte Karanlığın Yüreği kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/karanligin-yuregi-joseph-conrad-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-12T11:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-05-12T11:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/12/joseph-conrad-kimdir-joseph-conrad-kitaplari-ve-sozleri-220304.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Joseph Conrad 
 Çevirmen: Erhun Yücesoy 
 Orijinal Adı: Heart of Darkness 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750713491 
 Sayfa Sayısı: 184 
--reklam--
Karanlığın Yüreği Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Joseph Conrad'ın denizci olduğu yıllarda Kongo'ya yaptığı bir yolculuktan esinlendiği Karanlığın Yüreği, yazarın en önemli yapıtı olmasının yanı sıra sömürgecilik konusunu derinlemesine irdeleyen bir çalışmadır.

Roman, sömürgecilik olgusunu incelerken, roman kahramanı Marlow'un karşılaştığı üç farklı karanlığı; insan eli değmemiş Kongo'nun karanlığını, Avrupalıların yerlilere yaptığı zulmün karanlığını ve her insanın içinde gizli olan kötülük yapma arzusunun karanlığını ele alır. Conrad Kongo Nehri'nde bir teknenin kaptanı olarak çalıştığı sırada, kendisi de Avrupalı sömürgecilerin acımasızlığıyla karşı karşıya kaldı ve zulümden, binlerce filin öldürülmesine neden olan fildişi elde etme hırsından, sömürgeci yaşamının nafileliğinden nefret etti. 
Karanlığın Yüreği de, aslında insanoğlunun ruhundaki karanlığın derinlerine yapılan bir yolculuktur. Conrad bütün bu olumsuzlukları aktardıktan sonra, şu temel soruyu soruyor: "Tanrı insanı bunları yapsın diye mi en üstün canlı olarak yarattı?"
--reklam--
Karanlığın Yüreği Alıntıları - Sözleri
''Rüyadaymış gibi yaşıyoruz -tek başına...''
Emin olun, kitabı okumayı bırakmak, eski ve sağlam bir dostluğun sığınağından ayrılmak gibiydi.
Her istasyon, daha iyi şeylere giden yolu aydınlatan bir fener gibi olmalıdır...
"Gitmeyi kafama koyduğum yere daima kendi yolumdan ve kendi ayaklarım üzerinde giderdim."
Şiddet denen iblisle, açgözlülük denen iblisle, ateşli ihtiras denen iblisle tanışmıştım; ah, yıldızlar aşkına! Bunların hepsi de insanları-bakın insanları diyorum-etkisi altına alan ve sürü misali güden güçlü, şehvetli, gözünü kan bürümüş iblislerdir.
Eğitimi yoktu. Zekadan yoksundu. Yine de bu makamı edinmişti-neden?
Gemi uzaklaştıkça gözden yiten bir kıyıyı seyretmek, bir gizeme kafa yormak gibidir...
Başka hiç kimsenin asla bilemeyeceği, kendi gerçekliğinizi başkaları için değil, kendiniz için kendinizi bulma şansı. Başkaları sadece bir dışavurumu izleyebilir ama asla ne anlama geldiğini söyleyemezler...
Emin olun, kitabı okumayı bırakmak, eski ve sağlam bir dostluğun sığınağından ayrılmak gibiydi.
"Çevremizde olup bitenleri fark edemiyorduk. Hayaletler gibi hareket ediyorduk. Hiçbir şeyi anlayamıyorduk, çünkü haddinden fazla ileri gitmiştik ve hiçbir şeyi hatırlamıyorduk."
Tıpkı patlayan top mermileri gibi yasaların ihlali de denizden gelen çözülmez bir gizemdi onlar için.
--reklam--
Karanlığın Yüreği İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar!: Joseph Conrad’ın kaptanlık yılları anılarından beslenen “Karanlığın Yüreği”, feribot kaptanlığı yapan Charles Marlow’un Kongo nehri üzerinden Afrika’nın derinliklerine yaptığı seyahati anlatıyor. 20. yüzyılın en iyi 100 İngilizce romanı arasında sayılan eser, “uygar” beyazların “vahşi” Afrika yerlilerine “medeniyet götürme” adı altında yaptıklarını paylaşıyor okuyucusuyla. Bu çarpıcı romanın Francis Ford Coppola’nın müthiş filmi “Apocalypse Now”a da ilham kaynağı olduğunu söyleyeyim. İzlemediyseniz, bu filmi de şiddetle tavsiye ederim.

Yaşanan dönemin tarihi hakkında Nordavind o kadar güzel yazmış ki, üzerine bana söz söylemek düşmez; onun o muhteşem incelemesini şuraya bırakayım: gonderi/28491745 Belçika’nın bugünkü zenginliğinin kaynağı olarak gösterilen ve ülkede ismi hala meydanlarda, caddelerde, bilumum heykel ile yaşatılan Kral Leopold’ün, bakir orta Afrika’nın elmas başta olmak üzere fildişi, kauçuk ve palmiye yağı kaynaklarını nasıl sömürdüğünü, köleliğe karşı çıkan yerlilere ne gibi işkenceler uyguladığını ve para uğruna benzerini tüm kıtada yapan “medeni” dünyanın bu olanlara nasıl göz yumduğunu bu muhteşem incelemesinde çok başarılı anlatmış Nordavind

Yazarımız Joseph Conrad Polonya asıllı bir İngiliz. Uzun yıllar gemi kaptanlığı yapan ve 10 yıl da romanda bahsi geçen Belçika şirketi için Afrika kıtasında çalışan Conrad, o dönem gördüklerini kahramanı Charles Marlow ağzından paylaşmış okuyucusuyla. Efsanevi başarılara sahip fildişi tüccarı Kurtz hastalanmıştır ve bu basit gemi kaptanının görevi Kongo nehrinin derinliklerinde ilerleyip onu kurtarmaktır. Yolculuğu sırasında, nemli ve puslu ırmak kıyılarındaki seyahatindeki gözlemlerini; gözlerini para hırsı bürümüş şirket yetkililerini, gemide çalıştırılan zenci köleleri, yamyamları, kıyılarda bekleşen yarı çıplak, korkmuş ve aç yerlileri, yine bir buğunun arkasından bakıyormuşçasına yalın, etkileyici bir dille aktarır Marlow. Kurtz şirketin en başarılı fildişi toplayıcısıdır; zalimliği ile yerli halkı yönetimi altına almış, isyancıların kafalarını kestirip evinin çevresine astırmış, ancak yerlilerin dilini ve kültürünü öğrenmek için de çabalamıştır; bu yüzden çevredeki diğer “medeni” beyazların hepsinden daha fazla yerlilere yakın ve hepsinden farklıdır. Marlow’un önceleri büyük bir merak, tanıdıktan sonra ise saplantılı bir hayranlık beslediği Kurtz; iradesi, aklına eseni yapabilme gücü, zalimliği, ama halkına kısmen saygısıyla da o yörenin “Tanrı”sıdır.

Conrad’ın efsanevi karakteri Kurtz’un gerçek bir kişiden esinlendiği düşünülmektedir. Bu konuda çeşitli varsayımlar olsa da (Conrad'ın vapurunda hastalanıp ölen ajan Georges-Antoine Klein ve Kongo dillerini bilen Arthur Hodister) yaygın görüş Belçikalı sömürge birliğinin seçkin subayı Yüzbaşı Leon Rom olduğu yönündedir.

Conrad Afrika’daki Avrupa sömürüsünü eleştirirken güç, inanç ve ahlak anlayışını da masaya yatırır. Romanda acı şekilde belirtildiği gibi yerlilerin tek silahı, “bir kuşa bile zarar vereceği şüpheli” oklarıdır. Karşılarında top ve tüfekle yapılan soykırım, hedeflenen ticaretin karlılığını arttıran, ancak insanlığın tüm temel değerlerini öldüren acımasız bir güç gösterisidir. Kurtz’un “Vahşi Geleneklerin Bastırılması İçin Uluslararası Cemiyet” adına yazdığı, yerlilere “medeniyet” ve “inanç” götürüldüğünü iddia eden ve “ülkeyi uygarlaştırmak için bütün vahşileri yok edin!” diye biten karanlık bildiri de bu ikiyüzlülüğün iğrenç simgesi olarak Conrad tarafından sergilenir.

Özünde Marlow yaşananları aktardıkça okuyucu, beyaz “uygar insanlar” ile korkunç olarak resmedilen yerli “vahşiler” arasında fark olmadığını acı ile fark eder. “Medeniyet denen tek dişi kalmış canavar” kıtayı büyük bir ahlaksızlıkla süpürürken, güya bayraktarlığını yaptığı bütün insani değerleri de ayaklar altına almaktadır.

Ve para, maalesef, her türlü ahlaksızlığın üstünü yine güzelce kaplar… (AkilliBidik) 
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

OYUN HAVASI EŞLİĞİNDE KAŞIKLARLA GÖBEK ATAN BELÇİKA KRALI II. LEOPOLD ve KONGO' DA ESTİRDİĞİ TERÖR..

Arkadaşım herşeyden önce şu linklere bir tıkla ..Elleri bileklerinden kesilen bu insanları bir gör .. Öğrenmek istersen gel devam edelim ..

https://tr.pinterest.com/pin/277041814557303262/
https://tr.pinterest.com/pin/549791066984619605/

Baharın inceden inceye gelişiyle kanı kaynayan cicişler ve çiki çiki oğlanlar , dışarda vejeteryan takılıp votka brokoli içerken evde gelip bulgur pilavına kaşık sallayıp bayram gezmelerinde kristal bardakla çay hüpürdeten gothic kızlarımız , yeşilliğin üzerine yayılıp içeceği biranın hayalini kuran prada marka kelebek gözlüklü snoob parti boylar ve kışı gözü yaşlı bir biçimde yolcu eden garipler garibi bizim cenap..Hepinize selam olsun !! Alayanıza Merhaba!!! İnceleme uzun..Daha doğrusu konu kapsamlı ve ayrıntılı olduğu için inceleme de uzun olacak.. Sadece şunu söylemek istiyorum : EVET! Ben de uzun yazmaktan yana değilim .. İnsanlar okurken sıkılsın istemiyorum .. Ama bu romanın ardında dönen ÖYLE AŞŞAĞILIK MUHABBETLER VAR Kİ , bunları bilmeden bu kitabı okumanızı asla ama asla istemem.. Bu romanın arasına katık edilmiş insanlar için , onları da geçtim kendim de bir görev addettiğim için bunları yazmak zorundayım .. O yüzden hemen başlayalım .. Uyarımı yaptım ..Benden günah gitti !! Ondan kelli , "Biraz kısa olaymış daha iyiymiş" diyecek olanlar ! İşte size fırsat.. KARANLIKTAN önceki son dönemeçtesiniz .. Sizler ayrılabilirsiniz ..Buna rağmen şikayet edecek ilk 3 kişiye tarafımdan el bombası yutturulacaktır ..

 Efenim Yaban incelememde de belirttiğim gibi bir kitap okunacaksa ve bu kitap bir dönemi ya da şahsı anlatıyorsa , söz konusu roman ya da yapıt bir gerçekliğin parcasıysa, yazıldığı dönemi ve baş rol oynayan kişileri bilmek elzem .. İncelemenin uzun olacak olmasının sebebi de bu .. Dilim döndüğünce sizlere o günleri ve o bölgeyi anlatmaya çalışacağım ki etsiz çiğ köfteye dönmeyesiniz ... "Komagane gülleri" açmasın yanaklarınızda kitabı okurken ..

 Hikayemiz 4 şahsı barındırıyor .. Bunlardan biri güzide yazarımız Joseph Conrad .. Diğerlerini de beraber tanıyalım .. Hazırsanız OYNAYA OYNAYA GELİN ÇOCUKLAR .. EL ELE EL ELE VERİN ÇOCUKLAR!! ( yalnız aklıma şu saniye KIZLAR EL ELE VERİN HAYDİ VELVELE VERİN türküsünün gelmesi ahauahaha neyse şüphesiz

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/karanligin-yuregi-joseph-conrad-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)