# Karnaval ve Yamyam - Jean Baudrillard Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Karnaval ve Yamyam kimin eseri? Karnaval ve Yamyam kitabının yazarı kimdir? Karnaval ve Yamyam konusu ve anafikri nedir? Karnaval ve Yamyam kitabı ne anlatıyor? Karnaval ve Yamyam PDF indirme linki var mı?  Karnaval ve Yamyam kitabının yazarı Jean Baudrillard kimdir? İşte Karnaval ve Yamyam kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/karnaval-ve-yamyam-jean-baudrillard-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-11T06:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-04-11T06:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/11/jean-baudrillard-kimdir-jean-baudrillard-kitaplari-ve-sozleri-197599.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Jean Baudrillard 
 Çevirmen: Oğuz Adanır 
 Yayın Evi: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi 
 İSBN: 9786054238798 
 Sayfa Sayısı: 64 
--reklam--
Karnaval ve Yamyam Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"... hiçlikle birlikte yaşamayı öğrenmek gerekmektedir... Sahip olduğu insanı her şeye karşı duyarsız kılma gücü sayesinde nihilist olan bir şey varsa o da sistemdir. Baudrillard'ın deyimiyle sistem "hakikaten inkârcıdır", çünkü kendisi hiçliğin, her türlü illüzyonun inkâr edilmiş biçimidir. Meydan okuyan, dünyanın bir illüzyona benzediğini iddia edip, bir şeyler olması gerekirken neden hiçbir şey olmadığını soran ve 'hiç bitip tükenmeyecek bir anlam görünümüne sahip hiçliğin peşini bırakmayan' radikal düşünceden başka geriye bir şey kalmamıştır. Bu bir karşı metafizik düşünce değil, tamamıyla metafizik düşünce karşıtı olarak nitelendirilebilecek bir düşüncedir."
-François L'Yvonnet-
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Karnaval ve Yamyam Alıntıları - Sözleri
"Biz değerlere ve kendi kendimize karşı
 duyarsızlaştık."
"Bizler bu tekelleşmiş küresel ağların içinde
 yüzen rehineleriz."
"İmgelerin sizi iktidara taşımasını mı
 istiyorsunuz? O zaman imgelerin sizi
 yok etmelerine boyun eğmek durumunda
 kalacağınızı bilmeniz gerekiyor."
"Dünyada hiçbir güce sahip olmayan birkaç
 kişi bulunabileceğine inansaydım, o zaman
 umut etmeyi sürdürebilirdim" (Canetti).
Hiç durmadan kendini aşmaya yönelik sınırsız bir gelişme anlayışı üstüne oturan bir bakış açısı yalnızca her şeyi işlevli kılmakla yetinmeyip, aynı zamanda her şeyi anlamlı kılmak istemektedir.
"Bu evrende hem yerli hem de Batılı kültürler
 tükenip gitmektedir. Burada Batı kültürünün
 bir zafer kazandığından söz edilemez,
 zira uzun süre önce sahip olduğu ruhu
 yitirmiştir."
"Dünyanın böylesine güncel ya da sanal
 bir küresel gücün egemenliği altına girdiği
 bir sırada iyiliğin varolabilmek için artık
 kötülüğe ihtiyacı yoktur."
"Bizim gerçekleştirdiğimiz muazzam teknolojik gelişmenin ötesine geçildiğinde insanın giderek insanlığını yitirmeye başladığı ya da nasıl bir varlık olduğunu bilemez hale geldiği anlaşılmıyor mu?"
Eğer doğal dünya bize bağışlanmış olan bir şeyse, bu durumda ona bir karşılık verilmesi gerekmektedir. Karşılık verilemiyorsa bu durumda doğal dünyanın yok edilmesi gerekir. İnsanlık da doğal dünyaya karşı bu şekilde davranmakta ve modernleşmenin başlangıcından bu yana onu garip bir şekilde yok etmeye, soyut bir varlığa dönüştürmeye ve kendisinden tamamıyla kurtulmamızı sağlayacak egemen bir yapı oluşturmaya çalışmaktadır.
Egemenlik evreninde, boyun eğdirenler ve boyun eğenler evreninde olduğu gibi, "egemen olanlar" ve "egemen olunanlardan" söz edilemez. Zaten egemenliği güçlü kılan şey bu olup, bunun en kusursuz iktidar biçimi olduğu söylenebilir.
Bizler bu tekelleşmiş küresel ağların içinde yüzen rehineleriz. Aynı zamanda hem kurban hem de suç ortağı konumundayız.
"Dünyada hiçbir güce sahip olmayan birkaç kişi bulunabileceğine inansaydım, o zaman umut etmeyi sürdürebilirdim"
Her şeye bir anlam ( ve bir gerçeklik) kazandırılmaya çalışılmaktadır. Kimi durumlarda bir şeyler bilmemizin asla mümkün olamayacağını bilebiliyoruz. Ancak çok büyük bir çoğunluğumuzun neyin ortadan kaybolarak onu bir daha görmemizin mümkün olamayacağından haberi yok.
Oysa bilimin sistemli bir şekilde bu gizli alanı, bu sırlar evrenini dümdüz etmeye ve sırrı çözülebilecek olan ile sırrı çözülemeyecek olan arasındaki sınırı silip yok etmeye çalıştığını görüyoruz.
Biriktirme, gelişme, üretim ve yeniden üretim gibi içtepiler/zorlamalardan (aslında bütün bunlar proletaryanın yükselişi anlamına gelmektedir) söz edebiliriz. Proletarya aslında sözcüğün gerçek anlamında üreyip, çoğalmaktan (prolés) başka bir amacı olmayan "doğurgan" bir varlıktır. Buradan hareketle acaba bütün insanlığın üretim adı altında sonsuz sayıda çoğalarak proleterleştiği söylenebilir mi? Buna nüfus artışını da ekleyebiliriz, çünkü insan üretimi de bir anlamda sınırsız sınai gelişme ilkesine karşı çıkamamıştır. Başlangıçta yalnızca yoksullara özgü bir şey olan üremeye kolektif bir görünüm kazandırılmış olduğu söylenebilir. Oysa her türlü fazlalık ya da üretim fazlası -insan üretimi de dahil olmak üzere- riskini doğal düzenleme mekanizmalarıyla ortadan kaldıran eski toplumların böyle bir sorunları yoktu.
"Eğer ortaya koyacak bir hayata sahip değilsek bu bizim ölmüş olduğumuzu gösterir."
--reklam--
Karnaval ve Yamyam İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kocaman bir ''neden?'' sorusunun doğasının ele alındığı, modernizm ile birlikte başlayan pozitivist düşünce ve kuralcı yaşam biçiminin yerini alan postmodernist düşünce ve kuraldışı ya da yarı kuralcı yaşamı ele alıyor Baudrillard.
Bu anlamda kitap için bir ara-besk nitelemesi yapsak hiç de abes kaçmaz.

Günümüz insanları ve toplumları bu geçiş sürecinin sancılarını ve arada kalmış olan kültürel normlarında yaşanan değişime karşı gösterdikleri direncin şiddeti doğal dünyanın yıkımını da beraberinde getirmekteydi. İster dirensin ister değişsin insan artık kendisine bağışlandığı söylenen bu dünyayı yıkmakta, yerine teknolojik bir altyapı ile sistematize edilmiş, kontrolü sağlanabilir, simülatif bir evren yaratmakta ve orada yaşamaya başlamaktadır. Denetim altına alınmış, alternatifi elinden alınmış, eleştirel ve düşünsel yetileri törpülenmiş insanlar, toplumlar yaratarak duyarsızlığı biraz daha perçinlemek ve nihayetinde insanlık* değerlerine dair tüm kavramların yok edilişini anlatmaktadır. Baudrillard, bunun önüne geçmek yerine yapabileceği en kötü şeyi hayata geçiren insanı trajedisiyle başbaşa bırakmak düşüncesindedir. Ancak böyle öğrenerek baş kaldırabilir insan.

Neden? sorusunun karşılığında gelecek olan hiçlik cevabı bizlerin büyük acısıdır. Bu acıyla yüzleştikçe ancak bir umut var olabilecektir. Ancak o güne kadar yaşayacaktır insan, yarattığı en kötüyü. (Uğur De Molinari) 
Herkese merhaba,yeni yılın ilk gününde sizlere Jean Baudrillard’ın Karnaval ve Yamyam isimli eserinden bahsetmek istiyorum.Yamyamlığın tipik bir örneği 16. yüzyılda gerçekleşir. Yerlilerin Hıristiyanlığa geçişini kutlamak için Portekiz’den özel olarak din görevlileri gelir. Tören sonrası başrahipler sözde Hıristiyanlık aşkıyla yanıp tutuşan o yerliler tarafından kızartılıp yenilirler. Yerliler için hiç de şaşırtıcı bir eylem değildir bu, bizzat konukseverliğin gereğidir
İnsanoğlu hiç kuşkusuz doğa yasalarıyla hiçbir ilişkisi olmayan özgün bir ortadan kaybolma biçimi icat eden tek canlı varlıktır. Bunun belki de bir ortadan kaybolma sanatı olduğunu söylemek gerekiyor.
Bizler bu tekelleşmiş küresel ağların içinde yüzen rehineleriz. Aynı zamanda hem kurban hem de suç ortağı konumundayız. Egemenlik düzeninin en büyük kurnazlığıysa bu tekelin kimsenin denetimi altında bulunmamasıdır. Olan biten bütün bu iyi ya da kötü şeylerden hiç kimse, hiçbir birey, devlet ya da yasal süreç sorumlu tutulamaz.Oturup birkaç saate bitirilecek fakat hazmı uzun sürecek kitaplardan biri oldu benim için.Yazardan okuduğum ilk kitap ama enlerim arasında yer alacağa benziyor.Yazarın tarzını çok beğendim kısa ve öz cümlelerle insan beynini yakıyor.Tabiri yerinde kullanmak gerekirse her cümle suratınıza atılmış bir tokat:)
Şiddetle tavsiye ederim.Kitapla kalın.Mutlu olun (Dark Reader) 
Batıya özgü dini, teknolojik, ekonomik ve politik değerlerin küresel düzeyde tekrarlanıp komik taklitler haline gelmesi olayını karnaval olarak tanımlar. Bu taklitlerin tahrip edilip, tersine çevrilmesini ise yamyamlık olarak adlandırır.
Kitap boyunca eleştirisi küresel güç, küresel rekabet, küresel sermaye kavramlarıdır. Kısaca “küreselleşme” diyebiliriz.
Küresel güç dünyayı nasıl yönetir? Baudrillard’a göre küresel gücün egemen olma biçimi insanlığın tüm diğer türlere egemen olma biçimiyle aynıdır. Küresel rekabet ile bütün farklılıklar ona göre yok olmaktadır. Evrensel değerler, yerel değerlere üstün gelmiştir. Diğer farklı kültürler de evrensele benzemek için kendi kültürünü küçümsemekte ve kendine yabancı kalmaktadır. Bu düzen ona göre bir dayatma düzenidir. Bir simülasyon düzeninin içindeyizdir. Doğal dünyayı yok ederken insanı da yok ettik. Çünkü insan da doğal bir varlık. Doğal dünyayı onun yerine teknolojik dünya koyarak yok ettik.
Simülasyon, hakikatin ortadan kayboluşu gibi tezlerine bu kitapta da devam etmiştir. Örneğin insanların artık gerçekten deneyim bile yaşamadığını iddia eder. Karşıtlıklar bile yok olmuştur ve bunu BNP (Bir banka) reklamları ve TF1 (televizyon kanalı) genel müdürünün açıklaması üzerinden anlatır. Kötülüğü bile kötülüğün ağzından duyduğumuza göre ikilikler bile artık yok olmuştur.
Çözüm nedir? Toptan inkar etmek, reddetmek gibi yöntemlerle küresel güce karşı koymaktır. Oysa ona karşı koyarken oluşturduğumuz çözümleri biz daha kullanmadan sistem kendi içindeki açıkları karşı taraf sayesinde bulmuş oluyor…
Yine “Simülakrlar ve Simülasyon” kitabında anlattığı durumu burada da görüyoruz. Hakikat artık tahrip edilmiştir… (ilgen) 
--reklam--
Karnaval ve Yamyam PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jean Baudrillard - Karnaval ve Yamyam kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Karnaval ve Yamyam PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jean Baudrillard Kimdir?
Jean Baudrillard (Jan Bodriyar) (d. 27 Temmuz 1929, Reims - ö. 6 Mart 2007), Paris), ünlü Fransız düşünür/sosyolog. Medya teorisi, Postyapısalcı felsefe ve postmodernizm üzerine olan çalışmalarıyla ünlenmiştir.

Hayatı

Fransa'da bir devlet memurunun çocuğu olarak doğdu. Sorbonne Üniversitesi'nde Almanca okudu, ailesinde üniversiteye gitmiş olan ilk kişiydi.

Mezun olduktan sonra bir süre eğitim kurumlarında Almanca öğretmiştir. 1950-1960lardaki bu dönemde, Cezayir sorunu yaşamını ve düşüncesini fazlasıyla etkilemiştir. Almanca öğrettiği bu dönemde doktora tezine de (sosyoloji üzerine) devam etti. 1966'da doktora tezini bitirdi, tezinin başlığı "Thèse de troisième cycle: Le Système des objets" idi.

1966 yılının Eylül ayında Université de Paris-X Nanterre'de (Nanterre Üniversitesi - Paris-X) asistan oldu. 1968'deki öğrenci eylemlerinin etkisinde kaldı,Yapısal Marksizm ve medya teorileri ile ilgilendi. 1972'de aynı üniversitede, profesör olarak, sosyoloji öğretmeye başladı. 1987'dan 1990'a kadar Université de Paris-IX Dauphine'de (Dauphine Üniversitesi - Paris-X) görev aldı.

"Eski Yugoslavya'daki Müslümanların maruz kaldığı soykırım, Yeni Avrupa Düzeni'nin evrim sürecinde bir aşamadır. 'Etnik temizliğin' infazcısı olan Sırplar, yeni biçimlenen bir Avrupa'nın öncülüğünü yapıyorlar." (Lettre dergisi, Kış 2005)

Çalışmaları

Bugünün siyasi ve ideolojik akımlarını reddetmesi ününün artmasına neden olmuştur. Bugüne kadar birçok önemli çalışmaya imza atmıştır.Simülasyon kuramını oluşturmuş, kitle zihni üzerine çarpıcı satırlar yazmıştır. Tüketim üzerine düşünceleri ve yapıtları ise onun ününe ün katmıştır. Medya ve kitle iletişim araçlarına dair eleştirileri de diğer düşünceleri kadar çarpıcıdır. Birinci Körfez Savaşı üzerine yaptığı açıklamalarla, Körfez Savaşı'nın oluşumunu ve etkilerini entelektüel bir açıdan farklı bir şekilde yorumlamıştır.

Simülasyon evreninin ortaya çıkışı II. Dünya Savaşının sonuçlarıyla bağlantılıdır. Baudrillard'a gore II. Dünya Savaşı sonrası sağ, solun işlevlerini yerine getirmeye başlamış; yâni, sosyal devlet ilkesi ortaya çıkmıştır. Ayrıca sanayi ve tarım sektörlerinin belirleyiciliği iletişim ve hizmetler sektörlerinin belirleyiciliğinin ardına düşmüştür. Bu veriler batıda bir çeşit durağanlığa sebep olmuş ve batı kendi ekseni etrafinda dönmeye başlamıştır. Bu kendi etrafında dönüş süreci kavramların içlerinin boşaltılması sonucunu doğurmuştur. Artık her kavram televizyonlardan akmakta, insanlar teknolojinin onlara sağladığı bu rahatlık sayesinde herhangi bir şeyi derinlemesine düşünememektedir ve iletişimi sağlamak adına yaratılan cansız kitle iletişim araçları kendilerine yüklenen işlevden, yani aracı olma konumundan çıkıp bağımsız bir kendilik haline gelmiştir. Birey ise bu durumu çaresizlik içinde izlemektedir; herseyin farkındadır, fakat rahatlığından da taviz vermek istememektedir. Baudrillard'ın örneğine bakacak olursak: Birey televizyonda Sudan iç savaşını, herhangi bir tuvalet kağıdı reklamıyla aynı duyarsızlıkla izlemektedir. Televizyonu kapattıktan sonra Sudan'daki iç savaş devam etse bile onun için bitmiştir. İşte bireyin yaşadığı bu evren simülasyon evrenidir. Her şey görüntülerden ibarettir ve cansızdır.
--reklam--
Jean Baudrillard Kitapları - Eserleri
Simülakrlar ve Simülasyon
Tüketim Toplumu
Sessiz Yığınların Gölgesinde: Toplumsalın Sonu
Kötülüğün Şeffaflığı
Neden Her Şey Hala Yok Olup Gitmedi?
Karnaval ve Yamyam
Baştan Çıkarma Üzerine
Şeytana Satılan Ruh ya da Kötülüğün Egemenliği
İmkansız Takas
Kusursuz Cinayet
Sanat Komplosu
Foucault'yu Unutmak
Can Çekişen Küresel Güç
Cool Anılar 1-2 (1980-1990)
Nesneler Sistemi
Amerika
Cool Anılar
Tam Ekran
Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm
Anahtar Sözcükler
Tekil Nesneler (Mimarlık ve Felsefe)
Cool Anılar 3-4 / 1990-2000
Bir Parçadan Diğerine
Cool Anılar V
İlahi Sol
Siyah Anlar
Çaresiz Stratejiler
Üretimin Aynası Ya da Tarihi Materyalist Eleştiri Yanılsaması
Gösterge Ekonomi Politiği Hakkında Bir Eleştiri
Baudrillard'ın Simülasyon Kuramı Üzerine Notlar ve Söyleşiler
Çaresiz Stratejiler
L'autre par lui-même
--reklam--
Jean Baudrillard Alıntıları - Sözleri
"Gerçek bir daha asla geri dönmeyecektir." (Simülakrlar ve Simülasyon)
Katıksızdan da daha katıksız olan şey, herhangi bir yolla sonun ötesinde yaşamaktır. (Cool Anılar 1-2 (1980-1990))
Bizler bu tekelleşmiş küresel ağların içinde yüzen rehineleriz. Aynı zamanda hem kurban hem de suç ortağı konumundayız. (Karnaval ve Yamyam)
"Anlamla saldıranı, anlamla öldürürler." (Simülakrlar ve Simülasyon)
Her şey uydulaşıyor, beynimizin bile artık bizde olmadığı sayısız Hertz'lik dalga birimleri ve devreler halinde dalga halinde etrafımızda dalgalandığı söylenebilir. (Kötülüğün Şeffaflığı)
Varım, buradayım değil; görülüyorum, bir imajım; bak bana, bak! Narsisizm bile değil bu; sığ bir dışadönüklük, herkesin kendi görünüşünün menajeri haline geldi­ği bir tür reklamcı saflığı. (Kötülüğün Şeffaflığı)
Tüm abartılmış özellikler, kendi kendilerini aşmaya -hakiki olandan daha hakiki, güzelden daha güzel, gerçekten daha gerçek- mahkûm edilmiş olup, her türlü içerik ve nitelikten bağımsız bir şekilde kendilerinden geçmeye zorlanmakta ve günümüzde kendisine tutkuyla bağlandığımız tek alana benzemektedirler. (Çaresiz Stratejiler)
Burada sokaklarda tek başına düşünen,tek başına şarkı söyleyen,tek başına yiyip kendi kendine konuşan insanların sayısı ürkütücü.Ama yine de bir araya gelmiyor;tersine birbirlerinden kaçıyorlar.
Ancak belli bir yalnızlık var ki başka hiçbir yalnızlığa benzemiyor.Herkesin önünde, bir duvarın,bir arabanın motor kapağı üstünde,bir parmaklık boyunca yemeğini tek başına hazırlayan adamın yalnızlığı... (Amerika)
Tarihe yabancılaşan bir evrende tarihin ne söyleyecek bir sözü olabilir ne de kendi varlığını kanıtlayabilir. İşte bu yüzden bizden önceki tüm dönemleri, tüm yaşam biçimlerini, tüm zihniyetleri kendi tarihlerini yazmaya ve varlıklarını belgelere dayanarak kanıtlamaya zorluyoruz. (Çaresiz Stratejiler)
Oysa halk aptal değil. Kendisini yalnızca kendisinden daha zeki olanların kandırmasına izin veriyor. (İlahi Sol)
Tüketim ideolojisini tüketimin kendisi gibi algılayan bir toplumbilim çoğu kez bir süreci diğeriyle karıştırıp onun suç ortağı olmaktadır. (Gösterge Ekonomi Politiği Hakkında Bir Eleştiri)
"Dehşete düşme pahasına dünyanın gizini çözmek ve dolayısıyla ona ilişkin ilk yanılsamayı yıkmak zorundayız. Ne boşluğa, ne gize ne de arı görünüşe katlanabiliriz." (Kusursuz Cinayet)
Sahte ve hakikatin sınırları da dahil olmak üzere, çiğnemediğimiz yasak kalmadı. Gerçekten de her şeyin ötesine geçmiş durumdayız. Bundan böyle iktidar düş gücü, ışık ve zekanın eline geçmiştir. Kusursuz bir toplumsal yapıya sahibiz ya da kısa bir süre sonra sahip olacağız. Bütün ütopyalar gerçekleşti. Bir zamanlar parlak bir geleceğe benzeyen şey bugün yavaş çekim bir felaketi andırıyor. Paranın tadını aldık, yabancılaşma döneminin temel düsturu sayılan şeffaflık, günümüzde türdeş ve terörist bir görünüme sahip. Artık bir hiperhaber, hipergörünürlük evrenin de yaşıyoruz. Yasal duygusallık dönemi sona ermiştir. Kıyamet gününü beklemenin bir anlamı yoktur; çünkü biz farkına bile varmadan, kıyamet sonrası bir yaşam sürdürmekle meşgulüz. Olanlar oldu, hepimiz cenneti boyladık. İllüzyonlar dönemi sona erdi. Dünyanın başlangıcından bu yana gerçeğin yakasına yapışıp onu frenlemeye çalışan illüzyon bile sonunda dayanamayıp ortadan kayboldu. İllüzyondan yoksun bir dünyada her şeye bir gerçeklik kazandırılmaya çalışılıyor. (Çaresiz Stratejiler)
Derinlik, o eski derinlik değil artık. (Cool Anılar)
Sokakta hakiki bir deliye rastladım nihayet - kendi kendine konuşmak için cep telefonuna ihtiyaç duymayan birine. (Cool Anılar V)
Eskiden yolculuk yapmak başka bir yerde olmanın ya da hiçbir yerde olmamanın yoluydu. Bugün, bir yerde olma duygusunu hissetmenin tek yoludur. Kendi evimde, her türlü enformasyonla ve bir yığın ekranla çevrelenmiş olarak, hiçbir yerde değilim artık; ama yine de dünyanın her yerindeyim, evrensel sıradanlığın içindeyim. (Kötülüğün Şeffaflığı)
Zamandan söz ettiğim sırada onun varlığını hissedemiyorum...
Zamandan söz ettigim sırada akıp geçmiş oluyor. (Neden Her Şey Hala Yok Olup Gitmedi?)
"Zenginliği bir başka şekilde dağıtma yolu bulunmadığı sürece toplumsala düşen görev: Düzeni çökerterek, tahammül edilmesi olanaksız bir ütopik duruma neden olabilecek bu zenginliğin fazlasını emip, temizlemektir." (Sessiz Yığınların Gölgesinde: Toplumsalın Sonu)
Gerçek bir genellemedir oysa dünya özgün bir yerdir. (Şeytana Satılan Ruh ya da Kötülüğün Egemenliği)
1544 yılı, Paris'te ilk düşkünler evinin açıldığı tarihtir. Serseriler, deliler, hastalar, toplumun dışladığı ve bir kalıntıya dönüşmüş olan herkes, o sırada henüz yeni doğmuş bulunan toplumsal tarafından bakıma alınmışlardır. Bu bakım 19. yüzyılda Sosyal Yardım, 20. yüzyılda da Sosyal Sigorta'ya dönüşecektir. Toplumsalın gelişmesiyle birlikte doğru orantılı olarak neredeyse toplumsalın bütünü de kalıntılaşmış ve kendisine bir halka daha katılarak boyutları genişletilmiştir. Artıklar tüm bir toplumu kapsadığındaysa kusursuz bir toplumsallaşmayla karşı karşıya kalınmaktadır. Herkes bunun hem dışında hem de içindedir. Herkes hem tümüyle dışlanmış hem de toplumsallaştırılmıştır. (Sessiz Yığınların Gölgesinde: Toplumsalın Sonu)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/karnaval-ve-yamyam-jean-baudrillard-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)