# Karyaditler - Muzaffer Oruçoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Karyaditler kimin eseri? Karyaditler kitabının yazarı kimdir? Karyaditler konusu ve anafikri nedir? Karyaditler kitabı ne anlatıyor? Karyaditler PDF indirme linki var mı?  Karyaditler kitabının yazarı Muzaffer Oruçoğlu kimdir? İşte Karyaditler kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/karyaditler-muzaffer-orucoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-10-21T15:00:09+03:00
- Güncelleme: 2022-10-21T15:00:09+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/10/21/muzaffer-orucoglu-kimdir-muzaffer-orucoglu-kitaplari-ve-sozleri-338468.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Muzaffer Oruçoğlu 
 Yayın Evi: Babek Yayınları 
 İSBN: 9789756099247 
 Sayfa Sayısı: 328 
--reklam--
Karyaditler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Aşkın özgürleşmesi, insanın özgürleşmesine bağlı bir sorundur. İnsanı kuşatan şartlar özgürleşmeyince, gerçek anlamda özgürleşmiş bir insandan söz edemeyiz. Kişi özgürlüğü, toplumun koyduğu ve insana dayattığı kurallar, alışkanlıklar, inançlar, yasalar sistemiyle gerçekleşmez. Her zaman böylesi bir sisteme karşı mücadeleyle gerçekleşme sürecini hızlandırır.

Aile mülkiyetin kalesidir. Aşkın özgürleşmesi ile bu kalenin kutsal varlığı çelişir. İnsanın, insanı mülk edinmesi temeline dayanır aile. Özgür aşk bu temeli sarsan, parçalayan bir ögedir. Dinlerin ve devletin, aşka özgürlük tanımamasının, onun doğasını iğdiş etmesinin nedeni budur.

Aşkın özgürleşmesi, çeşitlilik ve derinlik kazanması, bir değil, birbirini izleyen büyük devrimler sorunudur.
--reklam--
Karyaditler Alıntıları - Sözleri
Ezenin ezileni kurtardığı hiç görülmemiştir. Zaten kıyametin başlaması ve dünyanın sonu da böyle bir durumun gerçekleşmesine bağlıdır.
Kapitalizm, kendinden önceki çağların, ütopik, sırf duyguya dayanan destansı aşkını öldürdü. Bu aşkın ruhunu, paranın ayırtıcı ruhuyla iğdiş etti. Ferhat’ I maden ocağına Şirin’ i ise kerhaneye attı. Kerem ‘ i aşk ateşinde değil döküm fırını önünde yaktı, pahalılığa dayanamayan Elif intihar etti. Mecnun Almancı olmakla kalmadı, Leyla’ yı sarışın bir Alman kadınıyla ta yüreğinden vurdu. Ama bu gelişmeye rağmen, geleceğin gerçek büyük birlikteliği ve aşkı, kapitalizmin bağrında, ruşeym halinde, kozasını örüyor.
Kadının kendi altın krallığını yitirerek köleleşmesi tarihin en hazin, en ilginç ve en büyük öyküsüdür. Mülkiyetin ve mülkiyet duygusunun olmadığı güneşin ve suların, özgürlüğü pırıl pırıl bir kahkahayla selamladığı çağda, kadın insanlığın ikiden çok memelerle sembolize edilen - bereket kaynağı, komünal ve cinsel hayatın biricik kahramanıydı. İlkel insanın gözünde, insan denilen tılsımlı muammayı, doğanın en değerli varlığını, hatta kabileyi doğuruyordu. O kolektif hayatın, aşkın ve sevişmenin tüm alanlarına egemendi. Cinselliğe ilişkin hiçbir tabu, hiçbir kan bağı engeli, buyruk söz konusu değildi onun için. Kendi içinden çıkan tek bir buyruğa uyuyordu sadece; sevmek, istemek ve hoşlanmak buyruğu.
İnsanlığın en hınzır duygusu, içgüdü gücüne varan en güçlü hırsı, özel mülkiyet duygusu, özel mülkiyet hırsıdır. Özel mülkiyet olgusu, sahiplik, egemenlik ve ezme duyusunu bütün duyguların sultanı haline getirdi. İnsanlığın o ana kadarki bütün sorunlarını bir tek sorunun sevk ve idaresine soktu. " KİM, KİME; KİM NEYE SAHİPTİR? " İnsanlık tarihsel ilerleyişinde özel mülkiyet çağına girmek, özel mülkiyet köprüsünden geçmek zorundaydı. O kendi gerçek tarihine, özgürlüğün artık çekiciliğini yitirdiği pırlanta tarihine ancak bu çağdan geçerek girebilirdi. Bu çağ, onun için ileriye doğru büyük bir sıçrama basamağıydı aynı zamanda.
Leyla ile Mecnun, Tahir ile Zühre, Yusuf ile Züleyha, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin kültürü geri ülkelerin aşk atmosferini önemli ölçüde işgal eder. Ama ülkemizde komprador kapitalizmin çirkin ayartıcı, iğfal edici gücü bu naif ve pastoral aşkı büyük ölçüde gecekondulara sürerek arabeskleştirdi. İşsizleşen aşık, işgücü pazarında, aşk duygularını, işsizliğin ve paranın ablukasında buldu. Feodal dünyanın köylü saflığında serpilen aşk, paranın soluğuyla soluklaştı. Hesapsız verme, karşılıksız bağlanma duygusu, bileklerin çıkar prangasına kaptırarak o güçlü saf inancını yitiriverdi.
Çocuğun ilk dokuz aylık oluşum şartları rahimden rahime fena halde farklıdır. Anneler arasındaki yaşam, beslenme ve çevre farklılıklarının cezasını rahimdeki canlı bir ömür boyu çekiyor. Annenin her sorumsuz ihmalkar davranışının cezasını da çocuk çekiyor. İyi beslenen ve huzur içinde olan ve gebeliğin tüm kurallarına duyarlılıkla uyan bir annenin çocuğu ile; kötü beslenen yorgunluk ve stres anaforunda olan ve gebeliğin tüm kurallarını merhametsizce çiğneyen bir annenin çocuğu arasındaki farkı düşünmeni isterim.
"Zamanımızın biricik kahramanı eylemdir...
Eyleme gecen kadın,
Kendi karanlıgını yenmeye başlar "
Aşkı zayıflatan en güçlü öğe, eşlerin birbiri üzerindeki mülkiyet duygusudur.

Mülkiyet duygusu özgürlüğün düşmanıdır. Kıskançlığın kaynağı da odur. Kadın, köleleşmesini bu güçlü duyguya borçludur.
Aile, çocuğun hatalarına kartal gibi çullanıyor. Hataların olağanlığına inanan çocuk, eleştiri yönteminin sertliğine ve cezalara da bakarak, kötü işler yapan insanlara zarar veren bir yaratık olduğunu düşünmeye başlıyor. Bu, bağımsızlığı, özgür insiyatifi, özgüveni kırıcı, yok edici bir öğe olarak gelişiyor. Çocuk eleştirinin haklı ama eleştiri yönteminin ve cezaların haksız ve kötü olduğunu algılamaya başladığı andan itibaren sadece kendisini değil, babasını da hiçleştirme eğilimi içine giriyor. Bu, aileye karşı direnişin başlaması demektir. İster haklı isterse de haksız olsun, aileden yükselen her itiraz, karşısında çocuğun değişik türde direnişlerini bulur. Ortadan kaldırılması oldukça zor bir durum bu. Çocuğun büyüme süreci, bu krizin derinleşmesi şeklinde bir seyir izler çoğunlıkla.
İsyan etmedikçe hiçbir şey anlamayacaksın.Kıyamet isyan değil midir? Ölüler kıyamette ayaga kalkar,sağırlar işitir,körler görür,taş duyarlılık kazanır. İsyan güneştir !
--reklam--
Karyaditler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
--reklam--
Karyaditler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Muzaffer Oruçoğlu - Karyaditler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Karyaditler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Muzaffer Oruçoğlu Kimdir?
Muzaffer Oruçoğlu,18 mart 1947’de, Kars’ın Göle kazasına bağlı Büyük Zavot köyünde doğdu. Köyünde ilkokul olmadığı için İlkokulun ilk üç yılını komşu köyün (Küçük Zavot) okulunda, bir yılını kendi köyünde, son yılını da Kars’ta okudu. Kars Orta Okulu’nu bitirdikten sonra, Öğretmen okulu sınavlarını kazanarak Rize Öğretmen okuluna, iki yıl sonra da İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu hazırlık Lisesine gitti. Bir yıl sonra,
 Fen Fakültesi Matematik Astronomi bölümüne girdi. 67’de içlerinde İbrahim Kaypakkaya’nın da olduğu 9 arkadaşıyla birlikte, Amerikan 6. Filosuna karşı yayınladıkları bildiri gerekçesiyle Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’dan atıldı. 68 öğrenci hareketlerine katıldı. 1969’da Değirmen Köyündeki toprak işgaline katıldı ve tutuklanıp Silivri cezaevine konuldu. 1972’de TKP(M-L) kurucuları arasında yer aldı. 1973’de İstanbul’da yakalandı ve ömürboyu hapse mahkum edildi. Tutsaklık yıllarını şiir ve roman yazarak geçirdi. 13 yıl tutsaklıktan  sonra askere alındı. Askerden 40 gün sonra, mayıs 1986’da firar edip, Yunanistan’a kaçtı. Fransa’da iltica etti. Yeniden roman yazmaya ve resim yapmaya başladı. Politik ve edebiyat dergilerin de makaleleri yayınlandı. 1988’ de evlenerek Avustralya’ya yerleşti. Bu kıtada ilkin iki yıllık resim ve heykel kolejini (Greensborough TAFE COLLEGE - NMIT) bitirdi. Daha sonra Royal Melbourne Teknoloji Enstitüsüne (RMIT) bağlı, PUBLİC ART bölümünde üç yıl Resim ve Heykel eğitimi yaptı. Şimdiye kadar toplam 6 ülkede altmışa yakın kişisel resim sergisi açtı. 13’ü roman, 7’si şiir, 2’si masal olmak üzere 30 kitabı yayımlandı. 2011 yılı Abdullah Baştürk işçi edebiyat ödülü ,Grizu 4 ciltlik romanına verildi.Halen Avustralya'da yaşamaktadır.
--reklam--
Muzaffer Oruçoğlu Kitapları - Eserleri
Tohum
Dersim
Çıplak ve Özgür
Mengene
Kangurular
Gül, Demir ve Çığlık
Brunswick Delileri
Grizu 1
Filozof
Newroz
Karyaditler
Grizu 2
Baba İshak Destanı
Uçurum Geyikleri
Grizu 3
Mavi Munzur Masalları
Grizu 4
Çatlaklar ve Kesitler
Büyücüye Mektuplar
Maymun Düğünü
Sevdalı Kız
Mengene
Işıltılar İmgeler
Eşrefoğlu Al Haberi
Denemeler
Devlet ve Komün
Lâl Dili
Aşk ve Işık İçinde
Falaris Prelüdleri
Sanat Edebiyat Yazıları
Dangalak
Demirin ve Ateşin Dilinden
Huruç
Kaypakkaya - Akıl ve Aksiyon Duygusu
Çatlayan Süt Sessizliği
Işıltılar İmgeler
--reklam--
Muzaffer Oruçoğlu Alıntıları - Sözleri
Sevdim mi gözlerim çoğalır, sevdiğimin her yerine dağılır. (Grizu 1)
Gözün geride kalmasın. Zaten yaşadığın kadar yaşadın. Siktir et gerisini. (Grizu 2)
"Dünya değişti. Aletler artık kendi dışlarındaki elleri değil, kendi içlerindeki teri dinliyorlar. Ekmekler büyüyorlar, açlığı ve parayı yiyorlar." (Sevdalı Kız)
Kadının kendi altın krallığını yitirerek köleleşmesi tarihin en hazin, en ilginç ve en büyük öyküsüdür. Mülkiyetin ve mülkiyet duygusunun olmadığı güneşin ve suların, özgürlüğü pırıl pırıl bir kahkahayla selamladığı çağda, kadın insanlığın ikiden çok memelerle sembolize edilen - bereket kaynağı, komünal ve cinsel hayatın biricik kahramanıydı. İlkel insanın gözünde, insan denilen tılsımlı muammayı, doğanın en değerli varlığını, hatta kabileyi doğuruyordu. O kolektif hayatın, aşkın ve sevişmenin tüm alanlarına egemendi. Cinselliğe ilişkin hiçbir tabu, hiçbir kan bağı engeli, buyruk söz konusu değildi onun için. Kendi içinden çıkan tek bir buyruğa uyuyordu sadece; sevmek, istemek ve hoşlanmak buyruğu. (Karyaditler)
“Asırlar geçmiş aradan, bilincimiz, yaratıcı gücümüz, gönencimiz kurtulamamış hâlâ... Kurtulamamış şu lanetli şehvetin, servetin ve şiddetin hükmünden.” (Baba İshak Destanı)
İnançtır bu
Tanı yavrum
Sevaptır pırıl pırıl
Demire tırnakla
Duvara kanla yazılır

Acılardan süzülür
Canı can
Zindan zindan içinde
Beton gülüdür
Bükülmez
Bükülmez yavrum
Cellat suratlara tükürür
Ve alnı şafağa doğru
Darağacına yürür (Demirin ve Ateşin Dilinden)
Acılar kolay unutulur, aynalarda görünmezlerse. (Grizu 1)
"Donsuz dolaş fakat boynunu zalimlerin önünde eğme, bawo." (Dangalak)
Dünyanın tüm güzelliklerini
Davet ettim soframa
Başköşeye kuruldu orostopolluk
Teşrif etti hançeriyle ihanet
Alçaklık yanıma oturdu
Gülümsedi gözlerime gözleriyle puştluk Kadehlerde pırıl pırıl bir rakı
Şerefe dedi şerefsizlik. (Mengene)
-Ama bir bakışta çarpılıp aşık olanlarda var...
-Pek sağlam bir aşk denmez ona. Sağlam aşk, çok yönlü derinlemesine tanımaya dayanır. (Tohum)
Yaktıklarına ben de inanıyorum. Işıyan her şeye saldırıyorlar. Aydınlığın zerreciğinden bile ödleri kopuyor. (Gül, Demir ve Çığlık)
Acıdı galiba
Açtı mazgalı
Tek bir taze incir sundu asker
Tarifsiz bir minnettarlıkla aldım
Masamın üzerine koydum oturdum
Seyrine durdum.

"Korkuyorum," diye fısıldadı incir
"Benzinde safran sarısı ayaklarında zincir
Obur obur bakıyorsun ballanışıma
Yıllardır yememişsin belli ki
Zordur dağılmadan sana direnmek
İçimde var bin kırmızı çekirdek
Kolay değil
Tüm çekirdeklerimi ezerek
Beni yemek." (Lâl Dili)
Her insan, kaçıp sığınabileceği içi boş bir insan arıyordu. (Grizu 3)
“Kitap yasağı, bu tip aydın insanlarda okuma susuzluğu yaratır. Bunlar için en büyük işkence, yasaklarla, kısıtlamalarla yaratılan kitap işkencesidir belki de” diye düşündü. (Gül, Demir ve Çığlık)
"Hataları kavramazsak, hatalar bizi kavrar." (Kaypakkaya - Akıl ve Aksiyon Duygusu)
Savaş, tarihte olduğu gibi şimdide de bir kâr kapısı. Ama İnsanlık kendi tarihinin hiçbir döneminde paraya bu denli düşman ve bu denli de tutkun olmadı. (Çıplak ve Özgür)
Gözlerini gösterme, hemen anlar, çünkü sevdalısın. (Sevdalı Kız)
Kırımlara, yangınlara, sürgünlere hazır olun. (Dersim)
Gece seyrimdesin
Gündüz gönlümde
Unutamam
Vurgunum hasretine
Hasretine gelinim.

Akrep gömecine
Bal işleyensin
Ayva gibi ağlayıp
Nar gibi gülensin.

Öyle melül
Öyle mahzun olma
Uğruna yangın olup
Sevdasına yeldiğim.

Gelir günler gelir
Domurur uç verir bilincin
Başı dik
Kızıl pençeli
Şahin olur güvercin. (Demirin ve Ateşin Dilinden)
Yaşamın katı, geri ve çirkin yanlarıyla çatışmak, yaşamın kendisinden daha güzeldir. (Çıplak ve Özgür)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/karyaditler-muzaffer-orucoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)