# Katalin Sokağı - Magda Szabo Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Katalin Sokağı kimin eseri? Katalin Sokağı kitabının yazarı kimdir? Katalin Sokağı konusu ve anafikri nedir? Katalin Sokağı kitabı ne anlatıyor? Katalin Sokağı PDF indirme linki var mı?  Katalin Sokağı kitabının yazarı Magda Szabo kimdir? İşte Katalin Sokağı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/katalin-sokagi-magda-szabo-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-24T11:00:10+03:00
- Güncelleme: 2022-06-24T11:00:10+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/24/magda-szabo-kimdir-magda-szabo-kitaplari-ve-sozleri-253676.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Magda Szabo 
 Çevirmen: Tarık Demirkan 
 Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları 
 İSBN: 9789750817045 
 Sayfa Sayısı: 216 
--reklam--
Katalin Sokağı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Katalin Sokağı, Budapeşte'de savaş öncesinde aynı sokakta yaşayan birbirleriyle bağlantılı üç ailenin hikâyesi. Bu komşular grubunun küçük cenneti Nazilerin hoyratça müdahalesiyle ebediyen sarsılır. Artık hiçbir şey eskisi gibi olamayacaktır. 1930'lardan başlayarak Macaristan için hiç de kolay olmayan 40 yılı kapsayan romanda Katalin Sokağı, kayıp cennetin ve mutlu çocukluğun simgesi olarak merkezi konumdadır.
--reklam--
Katalin Sokağı Alıntıları - Sözleri
Hayatları boyunca aşk üzerine fazla konuşmamışlardı, çün­kü birbirlerini çok eskiden beri seviyorlardı. Bu aşkı tanımlama­ya kalkmak ya da yorumlamayı denemek, güneş doğduğunda sabah olduğunu saptamak kadar gereksiz ve anlamsız olurdu.
Her insanın ömrü boyunca payına, ölürken çığlığında ismini haykırabileceği sadece bir kişi düşer.
Babam için ise, okul bir iş yeri değil, gerçek bir tapınaktı. Günlük ekmeğini çıkarmak için değil, ihtiyacı olan havayı soluyabilmek için oradaydı sanki.
Kim bilebilir? Bize karşı gösterilen sevgi, her zaman için zaten biraz da bize karşı duyulan acıma duygu­sudur, öyle değil mi?
Kim bilebilir? Bize karşı gösterilen sevgi, her zaman için zaten biraz da bize karşı duyulan acıma duygusudur, öyle değil mi?
Ken­disinden başka kimseden bir yardım umamazdı. Şu dört kişi­lik ailede ne kadar da tek başına yaşamak zorundaydı.
Ve unutulmasın ki, ölüler ve hayatta olanlar arasındaki fark da sadece nicelikseldir ve bunun da fazla bir önemi yoktur. Her insanın ömrü boyunca payına, ölürken çığlığında ismini haykı­rabileceği sadece bir kişi düşer.
Hayatları boyunca aşk üzerine fazla konuşmamışlardı, çün­kü birbirlerini çok eskiden beri seviyorlardı. Bu aşkı tanımlama­ya kalkmak ya da yorumlamayı denemek, güneş doğduğunda sabah olduğunu saptamak kadar gereksiz ve anlamsız olurdu.
Bu evde herkes acı çekiyordu...
Bize karşı gösterilen sevgi, her zaman için zaten biraz da bize karşı duyulan acıma duygusudur, öyle değil mi?
Olayın organizasyonu, teknik olarak ger­çekleştirilmesi olayın kendisine göre daha önemli olabilir miydi?
Başka yerde ol­mak duygusu burada da peşinden geliyordu.
Her insanın ömrü boyunca payına, ölürken çığlığında ismini haykırabileceği sadece bir kişi düşer.
...bazen konuşmalar sadece alışkanlık nedeniyle sesli ve sessiz harfler olan kelimeler içerirler.
İn­san çok büyük darbeler aldığında, beyin kendini korumak ama­cıyla bazı ayrıntılarla ilgilenmeye başlıyor.
--reklam--
Katalin Sokağı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İlk kez 1969 yılında yayımlanmış, 1930-1970 arasındaki zaman diliminde Macaristan'da 3 komşu ailenin hayatını anlatıyor.

Girişte kimin kim olduğunu anlamakta çok zorlandım nedense. Çok karışık anlatılmış, ne olduğunu çözmem epey zaman aldı. Orayı atlatabilirseniz sonrası çok hızlı akıyor.

İlk başlarda, daha önce okuduğum İza'nın Şarkısı ile çok benzer noktalar görünce biraz hayal kırıklığı yaşar gibi oldum, neyse ki sonradan olay tamamen farklı bir yere geldi.

Anlatım çok sade, konu da etkileyici. Çocukluğu güzel geçen her insanda olduğu gibi romanda çocukluk yıllarına duyulan özlem ağır basıyor.

Tabii ki karakterlerde eleştiriye hedef olacak ayrıntılar mevcuttu. İren'in her şeye rağmen Balint saplantısı, Balint'in Henriett saplantısı, Blanka'nın Balint ile olan münasebeti gibi beni kızdıran tarafları vardı.

Kitaptan ziyade Magda Szabó'nun anlatımını daha çok beğendim diyebilirim. (Begüm Özkan) 
Magda Szabo, Magda Szabo, Magda Szabo... ! Öyle bir yazar ki herşeyi o kadar basitçe yazmasına rağmen nasıl bu kadar çok şey veriyor okuyucuya inanılır gibi değil.

 Yazar, okuduğum bu üçüncü kitabında da beni yanıltmadı ve tıpkı öncekiler gibi duygu seliyle, dramlarla ve acı gerçeklerle dolu ama çok basit ve sade anlatımıyla harika bir kitap okuma keyfini yaşattı.

 Szabo bu kitabında , Budapeşte'nin Buda tarafındaki Tuna kıyısında bulunan, Katalin sokağındaki bahçeli üç evde yaşayan üç ailenin, yıllara yayılan dramatik değişimini bizlere anlatıyor. Yaklaşık 40 yıllık sürede hem ülkede , hem dünyada meydana gelen olayların, bu ailelerin ve fertlerinin yaşamında çeşitli şekillerde dramatik değişikliklere sebep olmasını büyük bir duygusallık içerisinde okuyoruz. Tabii ki yine inceden inceden verilen mesajlarla birlikte.

 Zaman geri döndürülebilir mi ? sorusunu içimizden hep sorarak , Henrette'nin eski mutlu günlere olan özlemini içinde taşıyarak zaman içindeki dramatik gezintisini, biz de içimiz burkularak kendi benliğimizde yaşıyoruz. Bu kitabı okuyan herkesin de aynı şeyleri kendi dünyası için düşünerek bir duygu fırtınası yaşayacağına inanıyorum. Öyle ya ! Acaba hangimiz çocukluk dönemimize dönmeyi tekrar istemeyiz veya hangimiz o yıllarımıza özlem duymayız. Hele hele bir de dramatik olaylar ve kayıplar yaşamışsak bu durumu daha da çok istemez miyiz. Düşündüğümüzde acı çekmez miyiz ? İşte Szabo bu kitapta bize kaybedilen mutlulukları, varlıkları, güzel günleri, insanları, yaşam tarzını, duyguları kısaca kaybedilen her şeyin verdiği ızdırabı insanlara muhteşem bir şekilde gösteriyor. Ve eğer geri dönülebilse bile hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını da anlatmaya çalışıyor.

 Yıllar sonra bu üç aileden kalanların, o an ki duyguları içerisinde taşınmak zorunda bırakıldıkları Peşte'deki bir apartman dairesinden , şehrin Buda tarafındaki Katalin sokağının olduğu yere bakışlarındaki hüznün anlatılmasıyla başlayan kitap, geriye dönüşlerle ve içerdiği büyük dramatik gizemlerle bizi bir anda içine alarak adeta fırtına gibi bir sürükleyicilik ve akıcılıkla okunuyor.

 Ben bu kitapta anlatılan, Held, Biro ve Elekes ailelerinin yıllara yayılan dramatik hikayesini müthiş bir beğeniyle okudum ve herkesin de okumasını tavsiye ederim.

 Aslında kitap incelememi burada bitirmiş olmama rağmen, bu kitabın özelliğinden dolayı anlatılan ve yaşanılan yerler hakkında kendi arşivimdeki resimlerden de yararlanarak birkaç cümle ile bilgi vermek istiyorum.

 Öncelikle Katalin sokağının Budapeştede olması ve olayların burada geçmesi dolayısıyla birkaç cümleyle Budapeşte'den bahsetmek doğru olacak sanırım. Budapeşte , belkide dünyanın en ilginç şehirlerinden biri. Sebebi ise bir nehrin (Tuna ) böldüğü iki yakanın birbirinden siyah ile beyaz arasındaki zıtlık kadar farklı yapıda olmasıdır. Şehrin Buda denilen bölümü, genellikle bahçeli villa tipi evlerden oluşmuş, tepelik bir kesimden ibaret olup, daha çok varlıklı insanların yaşadığı bir yerdir. Peşte denilen bölüm ise buna tam zıt bir şekilde , düz bir arazide kurulmuş, genelde apartman tarzı yapıların bulunduğu bir beton yığını görüntüsünde olup, burada yaşayanlar ise daha yoksul kesimden oluşmaktadır. Bunu şu resimde rahatlıkla görebiliriz. Resimde sol taraftaki bölüm Buda, sağ taraftaki bölüm ise Peşte'dir.
 ( https://hizliresim.com/RgkGdG )

 Katalin sokağı şehrin Buda tarafındadır. Dolayısıyla sokaklarındaki bahçeli evlerinde mutlu bir şekilde yaşayan, kitapta bahsedilen üç ailenin kalanlarının Peşte'deki bir apartman dairesine taşınmaları deyim yerindeyse attan inip eşeğe binme gibi bir şeydir ve onlar için çok üzücü bir olaydır.

 Katalin sokağı bugün yok. Zaten kitapta yazar bu sokaktaki evlerin yıkıldığını ve Katalin kilisesinin Peşte'den bakıldığında tamamen göründüğünü yazmaktadır. Bugün hala yerinde duran Katalin kilisesi ise Buda kalesi ile Özgürlük tepesi arasında , nehir kıyısındaki bir sıra dört beş katlı evlerin arkasındadır. Peşte tarafından Buda'ya doğru bakıldığında kilisenin kulesi rahatlıkla görülmektedir. Ama Budapeşte'ye gitmiş olanlar bilirler ki genelde resim çekerken insanlar Buda kalesine veya Özgürlük Tepesine odaklandığından tam ortada kalan Katalin kilisesi pek görüntülere girmez. Bu durum bende de aynı şekilde olmuş ama şans eseri birkaç resimde çerçeveye girebilmiş. Ama en net olarak iki resimde görünüyor. Bunların biri Tuna nehrinden çekilmiş gece görüntüsü, diğeri ise oğlumla beraber olan ve Peşte'den Buda kalesine bakan resim. Ben her iki resmi de aşağıya bırakıyorum. Her iki resimde de resmin sol tarafında görünen küçük kule Katalin kilisesidir.
 ( https://hizliresim.com/dL3M9r )
 ( https://hizliresim.com/lQj4AB )

 Bir de üçüncü resim var. Özgürlük tepesinden Tuna nehrini ve Buda'yı gösteren. Burada da yeşilliklerin hemen arkasında Tuna nehri kıyısındaki dört-beş katlı iki evin arasından Katalin kilisesi kulesinin başlığı görünüyor. Ben resmi alta koyuyorum.
 ( https://hizliresim.com/7BgnD5 )

 Kitapta adı geçen diğer bir mekan da zincirli köprüdür. Aslanlı köprü veya zincirli köprü diye isimlendirilmektedir. Bir kaç resmini aşağıya bırakıyorum. İlgilenen arkadaşlar için.
 ( https://hizliresim.com/p5P9bN )
 ( https://hizliresim.com/JV26Dq )
 ( https://i.hizliresim.com/EOJpD9.jpg )
 ( https://hizliresim.com/nbr2l1 )
 ( https://hizliresim.com/va4RyR )
 Kitabın ve karakterlerin yaşadıkları mekanları görsel olarak algılamak, kitabın daha iyi anlaşılmasına yardımcı olur düşüncesiyle bunları paylaşmak istedim. Sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim. Umarım faydalı olmuştur. (mehmet temiz) 
https://serserikuslar.blogspot.com/2021/07/macar-edebiyat-ve-buyuleyici-anlatmyla.html

Katalin Sokağı'nda anlatılan üç ailenin yaklaşık kırk yıllık bir zamana sığdırdıkları bir yaşam öyküsü . Hikaye savaş öncesinde başlayıp devam ediyor. Nazi çizmelerinin henüz ezmediği cennet çayırları olan bir sokakdır ''Katalin Sokağı''... (pina) 
--reklam--
Katalin Sokağı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Magda Szabo - Katalin Sokağı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Katalin Sokağı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Magda Szabo Kimdir?
Magda Szabo 1917 Debrecen doğumludur. Macaristan'ın önde gelen yazarlarındandır. Latin ve Macar edebiyatı eğitiminin ardından öğretmenlik yaptı ve kültür bakanlığında çalıştı. Yazmaya şiirle başladı. 1949'da Baumgarten ödülüne layık görüldüyse de ödül verildiği gün, politik nedenlerden geri alındı. Aynı yıl bakanlıktaki işinden kovuldu. 1949-1958 yılları arasında sakıncalı yazar olarak bir ilkokulda öğretmenlik yapmaya zorlandı. 1958'de yayınlanan ve büyük başarı kazanan ilk romanı Fresco'yla bu zorunlu sessizliği kırdı. Bu tarihten sonra ulusal ve uluslararası ün kazandı, ödüller birbirini kovalamaya başladı. 

Yapıtları otuzdan fazla dile çevrilmiş olan yazarın Yavru Ceylan adlı romanı 1972'de E yayınlarınca yayınlanmıştır.
--reklam--
Magda Szabo Kitapları - Eserleri
Iza'nın Şarkısı
Kapı
Katalin Sokağı
Yavru Ceylan
--reklam--
Magda Szabo Alıntıları - Sözleri
Gökyüzünün yüce efendileri, kaderin mutsuz ve şanssız bir yaşantıya mahkum ettiği kişiye,
Hayat çekilmez hale geldiğinde,
Kendine destek olsun diye,
Uzak bir kıyıda ya da yakın bir şehirde,
Onu kurtarsın diye çok değerli bir dost verirler.. (Yavru Ceylan)
Çocukluğumda o kadar uzun süre sustum ki, daha sonra konuşmasını öğrenemedim. (Yavru Ceylan)
Mezarını açsam ve geldiklerinde İsa'nın mezarı gibi bomboş bulsalar ne olacağını düşündüm. Seni alır, tepeye götürür, karşıma koyar, seni senden bir toz taneciği kalmayıncaya kadar seyrederdim. (Yavru Ceylan)
Kim bilebilir? Bize karşı gösterilen sevgi, her zaman için zaten biraz da bize karşı duyulan acıma duygu­sudur, öyle değil mi? (Katalin Sokağı)
Acaba okullarda neden "Hiçbir iyilik karşılıksız kalmaz" diye öğretirler ki? İnsan bunu ciddiye alıyor, yerine getiriyor, ümit ediyor ama sonra eline hiçbir şey geçmiyor. (Yavru Ceylan)
Öldüğü zaman, kaybettiğim kişinin babam olduğu izlenimini bir an olsun duymadım. Kalbim parça parça, bir ananın bağrı yanıklığıyla durdum tabutunun başında; sanki felek yavrumu almıştı elimden. (Yavru Ceylan)
Başka yerde ol­mak duygusu burada da peşinden geliyordu. (Katalin Sokağı)
Bilmiyorum. Bana hiç kimse hiçbir zaman yardımcı olmadı. (Yavru Ceylan)
...seni ve beni anlayan bir tek ben vardım. (Yavru Ceylan)
Kim bilebilir? Bize karşı gösterilen sevgi, her zaman için zaten biraz da bize karşı duyulan acıma duygusudur, öyle değil mi? (Katalin Sokağı)
Bu evde herkes acı çekiyordu... (Katalin Sokağı)
Olayın organizasyonu, teknik olarak ger­çekleştirilmesi olayın kendisine göre daha önemli olabilir miydi? (Katalin Sokağı)
"...ölümün kişiye özel bir hadise, cenaze törenlerininse folklorik bir kalıntı olduğunu düşünüyordu." (Iza'nın Şarkısı)
Fark etmeden ölmüş olabilir miydi? (Iza'nın Şarkısı)
İn­san çok büyük darbeler aldığında, beyin kendini korumak ama­cıyla bazı ayrıntılarla ilgilenmeye başlıyor. (Katalin Sokağı)
Bize karşı gösterilen sevgi, her zaman için zaten biraz da bize karşı duyulan acıma duygusudur, öyle değil mi? (Katalin Sokağı)
Babam için ise, okul bir iş yeri değil, gerçek bir tapınaktı. Günlük ekmeğini çıkarmak için değil, ihtiyacı olan havayı soluyabilmek için oradaydı sanki. (Katalin Sokağı)
sonra da ne zaman kime gerek duyuyorsanız oradan çıkarmak istiyorsunuz.
... ~... (Kapı)
Çocukluğumda o kadar uzun süre sustum ki, daha sonra konuşmasını öğrenemedim.
... ~... (Yavru Ceylan)
...bazen konuşmalar sadece alışkanlık nedeniyle sesli ve sessiz harfler olan kelimeler içerirler. (Katalin Sokağı)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/katalin-sokagi-magda-szabo-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)