# Katilin Meselesi - Algan Sezgintüredi Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Katilin Meselesi kimin eseri? Katilin Meselesi kitabının yazarı kimdir? Katilin Meselesi konusu ve anafikri nedir? Katilin Meselesi kitabı ne anlatıyor? Katilin Meselesi PDF indirme linki var mı?  Katilin Meselesi kitabının yazarı Algan Sezgintüredi kimdir? İşte Katilin Meselesi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/katilin-meselesi-algan-sezginturedi-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-24T17:00:13+03:00
- Güncelleme: 2022-05-24T17:00:13+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/24/algan-sezginturedi-kimdir-algan-sezginturedi-kitaplari-ve-sozleri-230326.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Algan Sezgintüredi 
 Yayın Evi: April Yayıncılık 
 İSBN: 9786055162368 
 Sayfa Sayısı: 344 
--reklam--
Katilin Meselesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bir varmış, bir yokmuş: Bir zamanlar, her yanı saran onca rivayetten birine göre, Dünya’nın tam ortasında bulunan ve diğer birçok özelliğinin yanında, bugünkü halkının atalarının tarih boyunca pek çok kişinin tavuğuna kışt demesi yüzünden başı dertten hiç kurtulmayan Türkiye adlı bir ülke varmış.

Acemi özel dedektif Vedat Kurdel bu sefer şirin mi şirin bir sahil kasabasında.

Yaz ortası, feci sıcak…

Ölümü şüpheli bir “ağa”, yerini alan nahoş kardeş, merhum ağanın saçma sapan şeyler yapıyor görünen oğlu, oğlanın masum mu masum yavuklusu, iki saftirik arkadaşı ve sabah namazına kalkanlara şöyle bir görünüp kaybolan bir hayalet…

Nereden baksan Hamlet!

Ama o kadarla kalmıyor muamma: işin içine zombi kılıklı taş ocağı işçileri, dırdır konuşan börtü böcek, jandarma, şuh bir okul müdiresi, gülümsemesi köpekbalığına benzeyen bir Alman, kırık dökük Türkçesiyle her halta maydanoz bir İngiliz karışıyor, yumruklar konuşuyor, kafalar tokuşuyor ve iş dönüp dolaşıp büyük ozanın meşhur meselesine geliyor: olmak ya da olmamak…

Hayatta olurmuş böyle zamanlar; bazen kötü şeyler üst üste gelirmiş; o zaman insan her şeyde bir anlam ararmış. Hem insafmış, Şahap Bey’in ne günahı olabilirmiş? Havayı o ısıtmıyormuş ya! Turistlerin gelmesini önleyen o değilmiş ya! Ayrıca, malum taş ocağından kazandığını da kooperatif kasasına aktarıyormuş adam; işini iyi yürütüyormuş, işçisini aç bırakmıyormuş, daha ne yapsınmış zaten?

Çevirileriyle de tanıdığımız, Türkçeye tutkuyla bağlı Algan Sezgintüredi, ilk kitabında bize pek aşina olmayan seri katil meselesini başarıyla ele almıştı. "Katilin Meselesi" de, onun gibi gerilimi sağlam, kahramanları cana yakın, mizah dozajı yüksek bir polisiye. Kitabın esas hediyesi ise, ilk bölümü "Pastoral Diyalektik". - Sevin Okyay
--reklam--
Katilin Meselesi Alıntıları - Sözleri
İnterlüd: Ey ruh, geldiysen...
Bir varmış, bir yokmuş: Bir zamanlar, her yanı saran onca rivayetten birine göre, Dünya'nın tam ortasında bulunan ve diğer birçok özelliğinin yanında, bugünkü halkının atalarının tarih boyunca pek çok kişinin tavuğuna kışt demesi yüzünden başı dertten hiç kurtulmayan
 Türkiye adlı bir ülke varmış.
sanki Sodom ve Gomore'nin elçisiymişim, kim bilir
nerelere soktuğum parmaklarımı yıkamadan yola çıkmışım gibi ters ters bakarak masaya oturdu.
"E, peki," dedim, "Hamlet'in bu yerli malı versiyonunda, bana düşen nedir?
Tamam, elbette genç Selçuk’un, masumiyet timsali Filiz'ciğin sözlüsü ve kısmetsiz Danimarka Prensi Hamlet, Filiz'in de Ofelya olduğunu; bu durumda babası Osman ağanın her işe burnunu sokmaya meraklı, iyi niyetli ama çok geveze Polonius rolünü üstlenmesinin kaçınılmaz hale geldiğini ve hikâyeye uyacaksa tabii,
Selçuk'un, hayaletten gerekli bilgiyi almasını müteakip, babasını öldürüp yerine geçen, üstüne bir de annesini yatağına alan Clau-dius Şahap Amca'sından intikam almak için deli ayaklarına yatarak harekete geçeceğini, arada Osman Ağa'nın kazayla, Filiz'in de intihar ederek canından olacağını anlamıştım. İşin çatısı, ilk bakışta, büyük ustanın, defalarca kullanıldığı halde elbette asla eskimeyen şablonuna, romanlarda kullamılacak kadar benziyordu ve
olayların gelişiminin de, hani demiştim ya, Vedat işin içine girdiğinde illa saçma yönlere doğru gideceği kabul edilirse, saydıklarımın hepsinin yaşanması beklenebilirdi.

İyi de, Shakespeare'in ölümsüz tragedyasına, muhtemelen işin suyu çıkmasın diye koymadığı özel dedektiften, yani benden istenen neydi?
hayallerinizin kahramaninda aradıklarınızdan biri üniversite diplomasıysa, o da var yani..
--reklam--
Katilin Meselesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Sezgintüredi'den dinlediğim ikinci kitap oldu. Serhat Yiğit fena seslendirmemiş, beğendiğim açıkçası. Araya başka kitaplar da koyduğum için seslendiren değişikliği de minimum etkiledi. Yine de keşke başladığı gibi gidebilse diye düşünüyorum her seferinde.

Bu kez Vedat, asker arkadaşı Davut'un daveti ile bir olayı incelemek için adını hatırlayamadığım bir tatil beldesine gidiyor. Burada Hamlet'tekine çok benzer olaylar yaşanıyor. Ben tabii Hamlet'i okumadığım için kitabı dinlerken spoiler yedim ama dün okuduğunu bugün unutan hafızam sebebiyle şu anda kitabı okumamış gibi yepyeni durumdayım. :) Ancak sizin hafızanız kuvvetliyse ve Hamlet'i de okumak istiyorsanız önceliği Hamlet'e vermekte fayda olduğunu düşünüyorum. Konumuza dönersek, Vedat bu tatil beldesinde hem yaşanan Hamletvari gariplikleri hem de gizli saklı oyunları ortaya çıkarmak için hemen çalışmalara başlar. Yalnız, yeni evlendiği için yanında Tefo bu kez yoktur, tek tabanca takılması gerekmektedir.

Başta pek ısınamadım kitaba. Yazın olarak ilk kitap gibiydi, yani Vedat'ın hatıra defteri gibi. O tarzı çok sevdiğim için hiç problem yaşamadım ama hikaye başta yavan geldi bana nedense. Belki Tefo sadece telefonla katıldığı içindir, bilemiyorum. Ancak, kitabın ortalarını geçtikten sonra yaşanan üzücü bir olay beni fena etkiledi. Ayrıca kitaplarında daha fazla görmek istediğim Hasan da olaya dahil olunca, o ana kadar 6-7 bandında ilerleyen kitap, birdenbire 8-9 puanlara yükseldi ve öyle de devam etti. Yukarıda bahsetmiştim, ben kitapların içindekileri unuturum ama bana hissettirdiklerini uzunca bir süre içimde taşırım. Bu kitabın da ikinci yarısı o kadar güzeldi ki, o aldığım tadı hala hissedebiliyorum.

Sezgintüredi yazım stili olarak beni çok etkiliyor. Okurken hem çok keyif alıp güzel vakit geçiriyorum hem de (çok sık olmasa da) hikayenin içinde akıp gidiyorum. Ne olacak diye merak etmediğim neredeyse hiçbir an olmuyor. Elbette aynı etkiyi başkasına yapmayabilir ama yine de bana kalırsa okuyucuyu her daim kitabın içinde tutmayı başarmak bir yazar için çok zor (aynı zamanda gurur verici) olsa gerek. O yüzden, bu sene tanıştığı en etkileyici yazarlardan birisi olacağını (belki de çoktan olduğunu) söylemek istiyorum. O yüzden de en azından ilk kitabı denemenizi tavsiye ediyorum. (İ. B.) 
Özel dedektifler Vedat ile Tefo'nun ikinci, benimse bu diziden okuduğum ilk kitap. Bu durum kahramanları yerli Hamlet tiplerine benzeyen romanda dedektiflerimizi tanıyıp sevmeme engel olmadı :) Sherlock Holmes - Dr. Watson ikilisindeki gibi yaşanmış maceraları yazmak bu kez Vedat'a düşmüş, ancak bir sorun var; Dr. Watson bunu profesyonelce başarabildiği halde Vedat sadede bir türlü gelemiyor, gereksiz ayrıntılarla zaman zaman boğucu oluyor. Yine de polisiye edebiyatın olmazsa olmazları ve X kuşağının ortak kültürel beğenileri ve geçmişleri bu kitapta fazlasıyla mevcut. Yer yer anılara daldıran bu anlatımlar, serinin tüm kitaplarını okumak için okuyucuyu heveslendiriyor... (Hatice Çakır) 
yazar/i3125 okudugun ilk kitap.
Vedat ve Tefonun maceralarının başladıgı ilk kitabı bulamayıp ikinci kitapla başlasamda yazarın aralara girip karakterlerle ilğili verdiği bilğiler sayesinde kitabın içine hemen girdim.
Polisiye kitaplar kendi içlerinde çokca türe ayrılıyor, sanırım bu kitapda absürd-polisiyedir bence.
Vedatın yolu asker arkadaşının telefonuyla pınarkesene düşüyor ve yerli malı bir hamlet oyunu içerisinde kendisini buluyor.
Yazarın cümlelerle yaptıgı şov kitabın kurgusunda bir tık daha öne çıkmış.
 kitap/kitap--24812 (onyuzmilyonkitap) 
--reklam--
Katilin Meselesi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Algan Sezgintüredi - Katilin Meselesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Katilin Meselesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Algan Sezgintüredi Kimdir?
1968’de Erzurum’da doğdum ama orada büyümedim. İstanbul’da yetiştim. St. Benoit’dan sonra MSÜ Grafik Bölümü’nü bitirdim. Bir süre grafik tasarımı yaptım ajanslarda ama devam ettiremedim. Beceremedim belki de... Sonra evlenip İzmir’e gittim, kayınpederimin şirketinde çalışıyorum o zamandan beri.
--reklam--
Algan Sezgintüredi Kitapları - Eserleri
Katilin Şeyi
Katilin Şahidi
Katilin Uşağı
Süperben
Katilin Meselesi
Maktulün Şansı
Kanlakarışık
Bedel
--reklam--
Algan Sezgintüredi Alıntıları - Sözleri
"Anneler unutmaz, oğlum," (Katilin Uşağı)
Zorluklar değil, zorluklara yalnız katlanmak zor. (Bedel)
"Her şeyin bir görünen birde görünmeyen tarafı vardır.
Dünyanın, insanların, aşkın, yaşamın, ölümün, herşeyin...
Derinlik böyle bir şey işte...."
. (Kanlakarışık)
"Küçük yaralar sadece kin doğurur," (Katilin Uşağı)
"...ben şu geçen on sene içinde anladım ki her meslek grubunda olduğu gibi bizim poliste de hem işin kralı var hem de andavallının önde gideni." (Katilin Şeyi)
"dünya sizden el etek çektiğinde yalnızlığa razı gelmek kolaydı." (Bedel)
Vay! Hırslısın ha! (Katilin Şeyi)
Şartlar, veriler, bilinmeyenler falan eşitse doğru açıklama en basit ve makulüdür. (Katilin Şahidi)
"Namusla, alın teriyle zenginliğe erişilemeyeceği gerçeğinin nüfuza uzanan ilişkiler ağını barındırması gereğini bilmemek en azından saflığa giderdi." (Maktulün Şansı)
ilgi çekmek için kafasına göre isim uydurmuştu (Katilin Şeyi)
“Nefret ettiğim, yok etmeyi dilediğim şeye mi dönüşmüştüm.” (Bedel)
Ve çoğunlukla bunların ardından, tarihin belki en eski, en kişisel ve işin aslı, kabul edilsin edilmesin, kendi küçücük varlığımızı gözümüzde ne biçim büyüttüğümüze delalet etmesi bakımından en önemli sorusu gelir: "Neden ben?"

Dedektifliğe başlamamızdan önceki dönemin her şeyden şikâyet ettiğim gecelerinin birinde, Tefo yukarıda bahsettiğim soruya, şu yaşıma dek benimseyebildiğim ve başka otuz yedi milyon altı yüz yirmi üç bin yüz elli bir kişi tarafından bulunduğunu ve sorulduğunu bildiğim tek ve malum retorik yanıtı vermişti: "Neden olmasın?" (Katilin Uşağı)
"E, peki," dedim, "Hamlet'in bu yerli malı versiyonunda, bana düşen nedir?
Tamam, elbette genç Selçuk’un, masumiyet timsali Filiz'ciğin sözlüsü ve kısmetsiz Danimarka Prensi Hamlet, Filiz'in de Ofelya olduğunu; bu durumda babası Osman ağanın her işe burnunu sokmaya meraklı, iyi niyetli ama çok geveze Polonius rolünü üstlenmesinin kaçınılmaz hale geldiğini ve hikâyeye uyacaksa tabii,
Selçuk'un, hayaletten gerekli bilgiyi almasını müteakip, babasını öldürüp yerine geçen, üstüne bir de annesini yatağına alan Clau-dius Şahap Amca'sından intikam almak için deli ayaklarına yatarak harekete geçeceğini, arada Osman Ağa'nın kazayla, Filiz'in de intihar ederek canından olacağını anlamıştım. İşin çatısı, ilk bakışta, büyük ustanın, defalarca kullanıldığı halde elbette asla eskimeyen şablonuna, romanlarda kullamılacak kadar benziyordu ve
olayların gelişiminin de, hani demiştim ya, Vedat işin içine girdiğinde illa saçma yönlere doğru gideceği kabul edilirse, saydıklarımın hepsinin yaşanması beklenebilirdi.

İyi de, Shakespeare'in ölümsüz tragedyasına, muhtemelen işin suyu çıkmasın diye koymadığı özel dedektiften, yani benden istenen neydi? (Katilin Meselesi)
....hem süper güçlü hem deli hem de paçalarından bok akıyor; kesin başımıza bu geçer artık. (Süperben)
İnterlüd: Ey ruh, geldiysen...
Bir varmış, bir yokmuş: Bir zamanlar, her yanı saran onca rivayetten birine göre, Dünya'nın tam ortasında bulunan ve diğer birçok özelliğinin yanında, bugünkü halkının atalarının tarih boyunca pek çok kişinin tavuğuna kışt demesi yüzünden başı dertten hiç kurtulmayan
 Türkiye adlı bir ülke varmış. (Katilin Meselesi)
“Yani, niye öldürüyor kadınları diyorum…” dedim. (Katilin Şeyi)
Fakat işte ne yaparsın,
Güzel laftan anlayan,
Aklını kullanan,
Kalmadı fazla. (Maktulün Şansı)
hayallerinizin kahramaninda aradıklarınızdan biri üniversite diplomasıysa, o da var yani.. (Katilin Meselesi)
"Cumartesi sabahları deyince hep aklıma kuşların cıvıldaştığı, taze ekmek ve toprak kokulu, serin bahar sabahları gelir. Biri çıkıp, 'Cumartesi sabahı seni öldüreceğiz' dese bile o sabah ferahlığı hissi hep içimde olacakmış gibi gelir bana." (Katilin Şeyi)
Tamam, ilk defa anca yirminci yüzyılın sonunda ve fırlatılışından on iki dakika sonra infilak eden bir haberleşme uydusu fırlatabilmiş, fırlatan kurumun sloganında dahi Türkçe hatası yapabilmiş ("iletişim herşeydir") ve kendi olanaklarıyla batiskafından suyla çalışan arabasına kadar envai çeşit icat yapmış vatandaşını basında alay malzemesi etmekten öte gitmemiş; kafası çalışandan hep korkmuş, kafası çalışıp düşündüğünü söyleyeni hep cezalandırmış, sürmüş, içeri tıkmış, işkenceden geçirmiş, ezmiş, öldürmüş ve boyun büküp kuyruk sallayanı, yalayanı, yalayıp yutanı, hiç düşünmeden ağzına geleni söyleyeni, işine geliyorsa tabii, hep baş tacı etmiş; güzelliğine elbette güzel ama maalesef aynı oranda akrep gibisin kardeşim memleketimde bilimkurguya bildim bileli zırva muamelesi yapılmıştı ve halen yapılıyordu elbette ama... (Katilin Şahidi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/katilin-meselesi-algan-sezginturedi-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)