# Katilin Şeyi - Algan Sezgintüredi Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Katilin Şeyi kimin eseri? Katilin Şeyi kitabının yazarı kimdir? Katilin Şeyi konusu ve anafikri nedir? Katilin Şeyi kitabı ne anlatıyor? Katilin Şeyi PDF indirme linki var mı?  Katilin Şeyi kitabının yazarı Algan Sezgintüredi kimdir? İşte Katilin Şeyi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/katilin-seyi-algan-sezginturedi-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-24T17:00:11+03:00
- Güncelleme: 2022-05-24T17:00:11+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/24/algan-sezginturedi-kimdir-algan-sezginturedi-kitaplari-ve-sozleri-230326.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Algan Sezgintüredi 
 Yayın Evi: April Yayıncılık 
 İSBN: 9786055162399 
 Sayfa Sayısı: 318 
--reklam--
Katilin Şeyi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İnsanlar Vedat Kurdel'e yardım istemeye gider ve "Ah, Vedat Bey, bana ancak siz yardım edebilirsiniz," diye başlar söze. Oysa ufak tefek ve gri hücrelerle dolu bol kıvrımlı malum mekanda tilki gezdirme işinde asıl mahir olan ortağı Tefo'dur.

Vedat işin vitrin kısmı ve ah, bir de okuyacağınız bu şahane polisiyelerin yazarı. Katilin Şeyi, Vedat Kurdel'in ilk yazarlık denemesi, bir seri katilin beşinci kurbanı olmaktan son anda kurtulduğu, soluk soluğa okuyacağınız bir macera.

April Yayıncılık sizi bu coğrafyadan bir polisiye ile buluşturuyor: Algan Sezgintüredi'den, polisiyenin aslında edebiyatın altın çocuğu olduğunu ispatlayan bir roman: Katilin Şeyi.
(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--
Katilin Şeyi Alıntıları - Sözleri
ilgi çekmek için kafasına göre isim uydurmuştu
Hayatın anlamı üzerine kendi kendime gevelemeye, yapabilecekken yapmadıklarım için sövmeye ve Neruda’nın dediği gibi, yavaş yavaş ölmeye devam ederdim herhalde.
Tamam lan!
Gidelim anasını satayım.
Vay! Hırslısın ha!
“Yani, niye öldürüyor kadınları diyorum…” dedim.
...
İdam mahkûmunun saatini beklemesi gibi belki; tam öyle midir, bilemiyorum tabii.
"Cumartesi sabahları deyince hep aklıma kuşların cıvıldaştığı, taze ekmek ve toprak kokulu, serin bahar sabahları gelir. Biri çıkıp, 'Cumartesi sabahı seni öldüreceğiz' dese bile o sabah ferahlığı hissi hep içimde olacakmış gibi gelir bana."
"...ben şu geçen on sene içinde anladım ki her meslek grubunda olduğu gibi bizim poliste de hem işin kralı var hem de andavallının önde gideni."
"Artık şirketler, sütünü sonuna kadar sağabilecekleri, gocunmadan sağa sola salıp icabında sabah akşam şikâyet dinlemeden çalıştırabilcekleri gençleri tercih etme eğilimindeydiler ve otuz beşine dayanmış, çok önemli vasıflara ve parıltılı CV'lere sahip olmayanlar için işler gittikçe zorlaşmıştı."
"Debelenmenin de bir fayda getirmeyeceği açıktı: Epeydir peşinde koştuğumuz katil, herhalde mesleği icabı, ardında iz bırakmama konusunda olduğu kadar, adam bağlama konusunda da ustaydı."
--reklam--
Katilin Şeyi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Polisiye dünyasına bir özel dedektif daha katıldı; Vedat Kurdel. Aslında bir de ortağı var Vedat Kurdel'in. Ancak ikilinin akıl yanını temsil eden Tefo'nun pek öyle ünde gözü yok. Vedat'sa işin bu yönünü sevdiği için, yaklaşık on yıl önce başlayan meslek yıllarından seçme parçaları hikâye etmeye karar vermiş. Romanların yazmaya karar veriyor.
Gerçek hayatta pek az karşılaştığımız seri katillerden yola çıkarak kurgulanan Katilin Şeyi, ABD kaynaklı bu toplumsal olguyu bizim toplumumuza uyarlamaya çalışıyor.
Ben beğenmedim, hiç bu tarz bir polisiye okumamıştım. Sürekli 'NEYSE' kelimesi çok sıkıyor okurken. Serinin ilk kitabıymış Katilin Şeyi. Ben seriyi okumayı düşünmüyorum tabii. Bu kadarı kafi. (Kismet Parpar) 
Sezgintüredi'den dinlediğim ilk kitap oldu. Afilli Filintalar grubunda beni çeken bir şeyler var, frekanslarımız çok uyuşuyor. Hepsi dinlemeye uygun değil (mesela Menteş ve Canıgüz gibi) ama hepsinin kitaplarıyla tanışmak istiyorum.

Vedat ve Tefo bir baltaya sap olamamıştır. Tefo'nun polis emeklisi olan babası, o zamanlarda çıkan yasa ile bir özel dedektiflik bürosu açar ve ikiliyi işleri yönetmesi için işe alır. İkisi de hayallerindeki mesleğe sahip olduklarını düşündüğü için çok heyecanlıdır. Başlarda istedikleri işler gelmese de sonra karşılaştıkları bir rastlantı, hayatlarını tamamen değiştirecektir.

Vedat işin vitrin, Tefo ise akıl yürütme tarafını üstlenmiştir. Can dostu olan bu ikili arasında iş bölümü konusunda hiçbir problem yoktur, ikisi de halinden memnundur. Aslında biraz Sherlock ve Dr. Watson ikilisine benzetmek mümkün, hatta onlara da referans var kitapta.

Kitapta en sevdiğim şey, türün öncülerinden olan Celil Oker'in yaratmış olduğu Remzi Ünal karakterini onore etmesi oldu. Remzi Ünal kitaplarını da severek okuyorum (dinliyorum), hatta biraz ara vermiştim, bu kitap sonrası ona kaldığım yerden devam edeceğim. Sezgintüredi'ye dönecek olursak, kitabın mizahi bir dili var. Anılarını anlatır gibi yazdığı için doğrudan okura seslenmiş. Normalde pek sevmem ama bu sefer hiç sırıtmamış, hatta çok başarılı buldum.

Polisiye kısmı ise aşırı detaycı değil, o yüzden bana daha çok hitap ediyor. Ben polisiyenin araç olduğu kitapları daha çok seviyorum (bunu da birkaç kez dile getirmiştim diğer kitap yorumlarımda). O yüzden hiçbir yerinde sıkılmadan, gayet keyif alarak dinledim. Ayrıca unutmamak gerekir ki bu iki kafadar ünlü birer dedektif değil, tamamen acemiler. Bu sebeple sanki süper yetenekleri ile cinayetleri çözmesi zaten beklenemezdi. Biraz şans biraz da zeka yardımıyla ilerlemeleri ve adım adım aşama kaydetmelerine tanık olmak keyifliydi.

Diğer kitaplarını başkaları seslendirmiş ki buna çok karşıyım ben. Seri kitapları aynı kişi seslendirmeli diye düşünüyorum. O yüzden ilk seslendirenin sesini unutana kadar ara vereceğim ancak yazara kesinlikle devam edeceğim. (İ. B.) 
Edebiyatta ve sanatın diğer türlerinde anlatılandan ziyade anlatım tarzı mühimdir. Yazarı/ sanatçıyı parlatan, öne çıkaran etken üslûptur. Belliki Algan Sezgintüredi kenar mahalle jargonuna yeterince hakim. Tür olarak polisiye seçilmiş olsa dahi telif bir eser! ortaya koyuyorsanız temiz bir Türkçe ile yazabilecek yetkinlikte olmanız gerekiyor. Romanda argo ya da varoş dili kullanılamaz demiyorum roman karekterinin durumuna göre kullanılabilir; itirazım bütün bir romanın kenar mahalle üslûbuyla yazılmasınadır. Kitaptan "falan filan" ikilemeleri çıkarılsa roman en az on beş sayfa azalır. Birde sıklıkla 'mişli' geçmiş zamanlı anlatım tarzına müracaat etmiş yazar. Bu tarz ve "falan filanla" biten cümleler kitabı bir cinayet romanından çok cinayet romanı parodisine dönüştürmüş. Finalde seri cinayetler için gösterilen gerekçeyi de mantıklı bulmadım. Seri katilin zeki olduğu vurgulandıktan sonra zeki bir adamın kendini daha da riske atacak şekilde diğer cinayetleri işlemesi akla yatkın değil. Hakkını yemeyelim, yer yer gülümseten ve eğlendiren bölümler de yok değildi. Kütaphanemde bulunan diğer kitabı Katilin Uşağı'nı da Algan Sezgintüredi defterini kapamak namına okumayı düşünüyorum. (Abdurrahman Şimşek) 
--reklam--
Katilin Şeyi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Algan Sezgintüredi - Katilin Şeyi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Katilin Şeyi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Algan Sezgintüredi Kimdir?
1968’de Erzurum’da doğdum ama orada büyümedim. İstanbul’da yetiştim. St. Benoit’dan sonra MSÜ Grafik Bölümü’nü bitirdim. Bir süre grafik tasarımı yaptım ajanslarda ama devam ettiremedim. Beceremedim belki de... Sonra evlenip İzmir’e gittim, kayınpederimin şirketinde çalışıyorum o zamandan beri.
--reklam--
Algan Sezgintüredi Kitapları - Eserleri
Katilin Şeyi
Katilin Şahidi
Katilin Uşağı
Süperben
Katilin Meselesi
Maktulün Şansı
Kanlakarışık
Bedel
--reklam--
Algan Sezgintüredi Alıntıları - Sözleri
"Anneler unutmaz, oğlum," (Katilin Uşağı)
Zorluklar değil, zorluklara yalnız katlanmak zor. (Bedel)
"Her şeyin bir görünen birde görünmeyen tarafı vardır.
Dünyanın, insanların, aşkın, yaşamın, ölümün, herşeyin...
Derinlik böyle bir şey işte...."
. (Kanlakarışık)
"Küçük yaralar sadece kin doğurur," (Katilin Uşağı)
"...ben şu geçen on sene içinde anladım ki her meslek grubunda olduğu gibi bizim poliste de hem işin kralı var hem de andavallının önde gideni." (Katilin Şeyi)
"dünya sizden el etek çektiğinde yalnızlığa razı gelmek kolaydı." (Bedel)
Vay! Hırslısın ha! (Katilin Şeyi)
Şartlar, veriler, bilinmeyenler falan eşitse doğru açıklama en basit ve makulüdür. (Katilin Şahidi)
"Namusla, alın teriyle zenginliğe erişilemeyeceği gerçeğinin nüfuza uzanan ilişkiler ağını barındırması gereğini bilmemek en azından saflığa giderdi." (Maktulün Şansı)
ilgi çekmek için kafasına göre isim uydurmuştu (Katilin Şeyi)
“Nefret ettiğim, yok etmeyi dilediğim şeye mi dönüşmüştüm.” (Bedel)
Ve çoğunlukla bunların ardından, tarihin belki en eski, en kişisel ve işin aslı, kabul edilsin edilmesin, kendi küçücük varlığımızı gözümüzde ne biçim büyüttüğümüze delalet etmesi bakımından en önemli sorusu gelir: "Neden ben?"

Dedektifliğe başlamamızdan önceki dönemin her şeyden şikâyet ettiğim gecelerinin birinde, Tefo yukarıda bahsettiğim soruya, şu yaşıma dek benimseyebildiğim ve başka otuz yedi milyon altı yüz yirmi üç bin yüz elli bir kişi tarafından bulunduğunu ve sorulduğunu bildiğim tek ve malum retorik yanıtı vermişti: "Neden olmasın?" (Katilin Uşağı)
"E, peki," dedim, "Hamlet'in bu yerli malı versiyonunda, bana düşen nedir?
Tamam, elbette genç Selçuk’un, masumiyet timsali Filiz'ciğin sözlüsü ve kısmetsiz Danimarka Prensi Hamlet, Filiz'in de Ofelya olduğunu; bu durumda babası Osman ağanın her işe burnunu sokmaya meraklı, iyi niyetli ama çok geveze Polonius rolünü üstlenmesinin kaçınılmaz hale geldiğini ve hikâyeye uyacaksa tabii,
Selçuk'un, hayaletten gerekli bilgiyi almasını müteakip, babasını öldürüp yerine geçen, üstüne bir de annesini yatağına alan Clau-dius Şahap Amca'sından intikam almak için deli ayaklarına yatarak harekete geçeceğini, arada Osman Ağa'nın kazayla, Filiz'in de intihar ederek canından olacağını anlamıştım. İşin çatısı, ilk bakışta, büyük ustanın, defalarca kullanıldığı halde elbette asla eskimeyen şablonuna, romanlarda kullamılacak kadar benziyordu ve
olayların gelişiminin de, hani demiştim ya, Vedat işin içine girdiğinde illa saçma yönlere doğru gideceği kabul edilirse, saydıklarımın hepsinin yaşanması beklenebilirdi.

İyi de, Shakespeare'in ölümsüz tragedyasına, muhtemelen işin suyu çıkmasın diye koymadığı özel dedektiften, yani benden istenen neydi? (Katilin Meselesi)
....hem süper güçlü hem deli hem de paçalarından bok akıyor; kesin başımıza bu geçer artık. (Süperben)
İnterlüd: Ey ruh, geldiysen...
Bir varmış, bir yokmuş: Bir zamanlar, her yanı saran onca rivayetten birine göre, Dünya'nın tam ortasında bulunan ve diğer birçok özelliğinin yanında, bugünkü halkının atalarının tarih boyunca pek çok kişinin tavuğuna kışt demesi yüzünden başı dertten hiç kurtulmayan
 Türkiye adlı bir ülke varmış. (Katilin Meselesi)
“Yani, niye öldürüyor kadınları diyorum…” dedim. (Katilin Şeyi)
Fakat işte ne yaparsın,
Güzel laftan anlayan,
Aklını kullanan,
Kalmadı fazla. (Maktulün Şansı)
hayallerinizin kahramaninda aradıklarınızdan biri üniversite diplomasıysa, o da var yani.. (Katilin Meselesi)
"Cumartesi sabahları deyince hep aklıma kuşların cıvıldaştığı, taze ekmek ve toprak kokulu, serin bahar sabahları gelir. Biri çıkıp, 'Cumartesi sabahı seni öldüreceğiz' dese bile o sabah ferahlığı hissi hep içimde olacakmış gibi gelir bana." (Katilin Şeyi)
Tamam, ilk defa anca yirminci yüzyılın sonunda ve fırlatılışından on iki dakika sonra infilak eden bir haberleşme uydusu fırlatabilmiş, fırlatan kurumun sloganında dahi Türkçe hatası yapabilmiş ("iletişim herşeydir") ve kendi olanaklarıyla batiskafından suyla çalışan arabasına kadar envai çeşit icat yapmış vatandaşını basında alay malzemesi etmekten öte gitmemiş; kafası çalışandan hep korkmuş, kafası çalışıp düşündüğünü söyleyeni hep cezalandırmış, sürmüş, içeri tıkmış, işkenceden geçirmiş, ezmiş, öldürmüş ve boyun büküp kuyruk sallayanı, yalayanı, yalayıp yutanı, hiç düşünmeden ağzına geleni söyleyeni, işine geliyorsa tabii, hep baş tacı etmiş; güzelliğine elbette güzel ama maalesef aynı oranda akrep gibisin kardeşim memleketimde bilimkurguya bildim bileli zırva muamelesi yapılmıştı ve halen yapılıyordu elbette ama... (Katilin Şahidi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/katilin-seyi-algan-sezginturedi-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)