# Kayıp Zamanın Etrafında - Marcel Proust Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kayıp Zamanın Etrafında kimin eseri? Kayıp Zamanın Etrafında kitabının yazarı kimdir? Kayıp Zamanın Etrafında konusu ve anafikri nedir? Kayıp Zamanın Etrafında kitabı ne anlatıyor? Kayıp Zamanın Etrafında PDF indirme linki var mı?  Kayıp Zamanın Etrafında kitabının yazarı Marcel Proust kimdir? İşte Kayıp Zamanın Etrafında kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kayip-zamanin-etrafinda-marcel-proust-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-08T05:00:20+03:00
- Güncelleme: 2022-05-08T05:00:20+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/08/marcel-proust-kimdir-marcel-proust-kitaplari-ve-sozleri-217048.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Marcel Proust 
 Çevirmen: Didem Nur Güngören 
 Yayın Evi: Everest Yayınları 
 İSBN: 6051419978 
 Sayfa Sayısı: 75 
--reklam--
Kayıp Zamanın Etrafında Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Yaratmak iki kişilik yaşamaktır. Proust’un, el yordamıyla endişeli arayışı, çiçekleri, duvar kâğıtlarını ve huzursuzlukları titizlikle bir araya getirişi bundan başka bir şeye işaret etmez.”
ALBERT CAMUS
Kayıp Zamanın Etrafında, Marcel Proust’un gençliğinden beri yazdığı tematik denemeleri bir araya getiriyor. Sonunda Kayıp Zamanın İzinde’nin yapısına dâhil edeceği temaların bir araya toplandığı metinler bunlar: Akdikenler, güneş ışığı, deniz, bulutlar, mevsimler, Paskalya günleri, bahar, kiliseler, çan kuleleri, uykuya dalış...
Proust’un roman yazmadan önce denemeci kimliği ile gazetelerde yayınladığı bu metinler, Kayıp Zaman’ın felsefî amacına da ışık tutuyor. Geçmiş zamanın somutlaştığı, duyusal deneyimlerin bin bir sıfatla çoğaltılarak, en küçük ayrıntısına dek tanımlanmaya çalışıldığı bu denemeler içlerinde Kayıp Zaman’ın şifresini taşıyor.
Fiziksel dünyayı edebiyata aktarmayı başarmış bir yazarın büyük arayışının köşe taşlarını oluşturan bu denemeler, Proust’un etrafına örülen sır perdesini de aralıyor: Gazeteci gözüyle, güncel olaylara kendi üslubunca eğilen, görüş bildiren Proust, odasından çıkmadan, hayatın içine karışmadan romanını yazan yazar imgesini yıkıyor.
“Nasıl oldu da bir yazar daima elinden kayıp gitmiş olanı, sonunda somut hâle getirdi — ve bundan güzel, mükemmel ve sonsuz bir nesne çıkardı? Kitabı bırakıp iç çekmeli. Haz fiziksel hâle geliyor — güneşin, şarabın ve üzümlerin, kusursuz bir sessizlikte, yoğun bir canlılıkla
bir araya gelmesi gibi.”
 VIRGINIA WOOLF
--reklam--
Kayıp Zamanın Etrafında Alıntıları - Sözleri
Kimi zaman ben de, tatlı duygulara kapılmış bir vaziyette, kalbimi beni anlayan canlılara, yüce ve kutsal kuşlara anlatım; beni şiirlere benzer tesellilerle avuttular.
Ah güzel bulutlar, bahtsızlara verdiğiniz bütün teselliler için teşekkürler…
Zira yalnızca sizin geçişiniz onları hayallerle dolu şiirsel bir melankoliyle, bir hüzünle doldurur; avunmak bilmeyen acılarını yalnızca siz yumuşatabilirsiniz; ve yalnızca siz yüceltip, sonunda bu acıları biricik ve kutsal bir duygu haline getirip, mahpusların haklı gururlarını okşayarak, özünde mutsuz olan bu insanları şair ya da filozof kılabilirsiniz.
İlahi bir an!
Doğaya boyun eğdiremediğimizde onu kutsamamız gibi ben de bu sıradan şeyleri kutsuyorum. Onları ruhumla, mahremiyetimle ve güzel anılarımla giydiriyorum. Bir tapınaktayım şimdi, bir şölenin tam ortasında. Her şeyin merkezindeyim ve her şey bana görkemli, melankolik duyumlarla duygular sunuyor, bunların hazlarını tadıyorum.
"Bir gün gelir artık hayat bize mutluluk getirmez olur. Ama yine de mutluluğun çoktan içine işlediği güneş ışığı bizi hâlâ mutlu edebilir; uzun zamandır bizim için dünyevi bir şey olan ve artık yalnızca mutluluğun hatırası haline gelmiş güneş ışığı, hem parlayıverdiği o anda hem de bize anımsattığı geçmişteki anlarda ya da ikisinin arasında zamanın dışındaki bir anda bize mutluluğu yeniden tattırır; zira güneş ışığı aslında daimi bir mutluluk kaynağıdır. "
Kimi zaman ben de, tatlı duygulara kapılmış bir vaziyette, kalbimi beni anlayan canlılara, yüce ve kutsal varlıklara açtığıma inanarak, acılarımı yapraklara ya da kuşlara anlattım; beni şiirlere benzer tesellilerle avuttular.
Deniz, eşdeğeri dünyadaki müzik olan bir şey yaratmakta ve bize somut hiçbir şey sunmaksızın, betimlemelere sığmayan, tutkulu ve yıkıcı bir arzuya dair, tekdüze bir şarkıyı söylemektedir.
Kuşlar gelene dek ağaç, panjurları kapalı,
boş, ölü bir ev gibidir.
Yaşamımızın her anında dikkatimiz, o anda görmekte olduğumuz şeyden çok, arzularımıza yoğunlaşmış durumdadır.
Marcel Proust, aslında ömrü boyunca Kayıp Zamanın İzinde'yi yazdı. Lisede yazdığı ilk kompozisyonlardan, gençliğinde yayınlanan gazete yazılarına, ilk roman denemelerinden mektuplarına dek, sonunda Kayıp Zamanın İzinde'de bir araya getirerek devasa bir yapı inşa edeceği bir harcı, senelerce yazıp yazıp bozdu. IIIiers'deki basit ama güzel bir ortaçağ kilisesinin, güney illerinin mimarisini andıran kare biçiminde çan kulesi, kardeşinin Auteuil'den ayrılmak üzere ayak direyerek, evden kaçıp kucakladığı doğa, Venedik hayalleriyle iç içe geçmiş anılar, bir kış gününde pencereden izlenen, bir görünüp bir kaybolarak balkona yansıyan güneş ışığı, uyumadan hemen önce fark edilen odadaki eşyalar...Yaşamının ilk yıllarında henüz sağlıklıyken, doğada gezintiler yapabilen ya da parklarda arkadaşlarıyla oynayabilirken bu ilk duygusal anlar neredeyse peşini hiç bırakmayacak, sonunda, şehirde bir odada kapanan kısılmış halde romanını yazarken anlattıklarının özünü belirleyecekti.
...
Bu büyük sessiz evde herkes çoktan uyudu...–Pencereyi aralıyorum, sevgili ayın yumuşak bronzdan yusyuvarlak yüzünü son bir kez görmek için. Soğuk taze soluğunu duyuyorum uyumakta olan her şeyin; uzaktan gelen mavi bir ışık, –içinden bu ışığın sızdığı ağaç gibi– sokakların elinden kaçarak, bir kutup manzarasının elektriksel aydınlatmasıyla mavi soluk kaldırımları başkalaştırıyor. Bütün bunların üzerinde narin yıldızların çiçek açmakta olduğu sonsuz mavilikler uzanıyor. –Pencereyi kapadım.
Günlerdir görünmeyen ay, sonunda muhteşem görünümüyle önce denizin huzurunu kaçırdı, sonra da geri çekilmeden önce son bir kez onu kızıştırarak, şiddetine bir set çekti ve denizi evcilleştirdi, öyle ki adeta, denizin üzerindeki göğün gizemli prensleri olan yıldızlardan oluşan bir meclis için melankolik bir haz yaratmaya çalışıyordu. Normandiya'da yaşayan biri bunların hepsine tanık olur...
--reklam--
Kayıp Zamanın Etrafında İncelemesi - Şahsi Yorumlar
En alttaki satırlar kitabın hediye edildiği zamandandır. Şimdi gelelim şu an yani okuduktan sonraki kısa yorumuma:
Ah Marcel sen nasıl bir betimleyicisin, o tasvirler ne öyle? Bir insan çocukken bu kadar naif bir hayal gücüne sahip olabiliyorsa, dahi bir yazar diyeceğim ben ona.

Hayatımızda sürekli karşımıza çıkan doğanın unsurlarını Proust muhteşem bir üslupla betimleyerek yazmış. Çoğumuz bunların farkında bile olamıyoruz, farkında olsak bile böyle dile getiremiyoruz ya da kağıda dökemiyoruz. Nitekim Proust'un muhteşem külliyatından olan 7 ciltlik 'Kayıp Zamanın İzinde' sinden önce bu eseri okumalısnız siz de.

Değerli kitap dostum ayhan90 Bey bu çok değerli kitap elime bugün ulaştı. Çok teşekkür ederim. Böyle bir etkinlikle bu platforma değer kattınız. Yeni yıl tüm kitapseverlere sağlıklı, huzurlu ve keyifli dakikalar katsın.

"Yaratmak iki kişilik yaşamaktır. Proust'un el yordamıyla endişeli arayışı, çiçekleri, duvar kağıtlarını ve huzursuzlukları titizlikle bir araya getirişi bundan başka bir şeye işaret edemez."
 ALBERT CAMUS (Melek Ceylan) 
"Kayıp Zamanın İzinde" serisine başlamadan okusam belki daha iyiydi ama yine de benim için çok farklı olmadı.

Proust'un Le Figaro gazetesindeki deneme yazılarından derlenmiş kitabı okurken (Swann'ların Tarafı'nı daha önce okumuş olmam sebebiyle) bana o kitaptan bazı tınılar verdi diyebilirim.

Aslında bu derleme için "Kayıp Zamanın" şifrelerini taşımakta diyor arka kapakta.

Önsözden alıntı : " Le Figaro'da yayınlanan bu metinler Kayıp Zaman'ın ana akslarını Proust'un imzasıyla, şahsi bir anı ya da denemeymiş gibi gazete okuruna ulaştırmanın yanı sıra, romanda daha geniş bir biçimde ifadesini bulacak olan yeni bir felsefi yaklaşımdan da söz ediyorlardı. Melez bir düzyazı, şiirsel düzenlemeler, dil bilgisi kurallarına uymamak için arka arkaya dizilen sıfatlar, nesneleri farklı bakış açısından kuşatmaya çalışan fiiller, harekete tanık olmaya çağıran zarflar..." syf.14

Şu alıntı bile neyle karşı karşıya olduğumuzu gözler önüne seriyor.

Yapılan tüm algılara rağmen Proust okumak çok keyifli ve zevkli...
.
.
.
#kayıpzamanınetrafında #marcelproust #everestyayınları #modernklasikler #kulliyatokumaları #2021okumalarım #izmirokumalarım #kitapönerisi #didemnurgüngören #okumahalleri #okumaönerisi (Seda Ediz) 
Proust, Anılar, Betimlemeler ve Betimlemeler: Bir insan tam olarak anlayamadığı bir kitaba 10/10 verir mi? Verirmiş.

Öncelikle belirtmek isterim ki, "soran olursa okudum diyebilen" bir okur olmak kompleksine kapılıp işe Kayıp Zamanın İzinde ile başlamayın isterseniz. Kayıp Zamanın Etrafında ile başlayın. Proust'un öyle bir hayal gücü ve öyle bir betimleme kabiliyeti var ki...

Hemen herkesin hayatında bir kez denk geldiği ama ne dile ne kağıda döktüğü bir betimlemek Proust başarıyla dile getirebiliyor. Ama ne yazık ki bazen betimlemeler öyle uzuyor ki darıkıyorsunuz.

Everest Yayınları'na buradan teşekkür etmek lazım bu arada. Çünkü kitabı çeviren kişi, Kayıp Zamanın İzinde üzerine yüksek lisans tezini yazan Didem Nur Güngören.

Velhasıl kelam o 3000+ sayfalık kitabı okumadan önce, kaldırıp kaldıramayacağınızı test etmek, ve betimlenenin sınırlarını görmek için okuyabilirsiniz.

Vesselam :) (Eyüpcan Işık) 
--reklam--
Kayıp Zamanın Etrafında PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Marcel Proust - Kayıp Zamanın Etrafında kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kayıp Zamanın Etrafında PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Marcel Proust Kimdir?
Fransız modern edebiyatının temsilcilerinden Marcel Proust, 10 Temmuz 1871'de, Paris yakınlarındaki Auteuil'de doğdu. Babası varlıklı bir profesör olan Adrien Proust ile annesi Jaenne Weil tarafından Paris'te büyütülen Marcel Proust, 10 yaşına geldiğinde bir astım krizi geçirdi ve bundan sonraki yaşamında hastalıkların pençesinden kurtulamadı. Hastalığına rağmen okulunu başarılı bir öğrenci olarak tamamladı ve askeri hizmetinden sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdi. Bir yandan üniversiteye devam eden Proust bir yandan da Sorbonne'da felsefeci Henri Bergson'un derslerine katılıyordu. Ailesinin maddi varlığı nedeniyle rahat yaşamı garanti altına alındığından, mesleki bir eğitime gerek duymayan Marcel Proust, tüm zamanını küçüklükten beri ilgi duyduğu yazarlığa ayırmaya karar verdi. Düzyazıları ve makaleleri 1892 yılından itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmaya başladı.

1895'ten itibaren Eğitim Bakanlığı'nda çalışmaya başlayan Marcel Proust, Bakanlık'ta kaldığı beş yıl içinde Hazlar ve Günler adlı öykü kitabını yazdı. Gerek eleştirmenler gerekse okur tarafından pek başarılı bulunmayan bu eser bir anlamda yazarın bundan sonra ele alacağı konuların açıklanması açısından önem taşıyordu: Yabancılık çekilen bir dünyadaki yalnızlık ile kendi kimliğinin arayışı içindeyken aşk, hastalık ve zamanın etkileri.

Proust, ilk kitabının ardından sekiz yıl boyunca bir kitap üzerinde çalıştı. Kitabı tamamlamasına çok az bir zaman kala uğradığı hayal kırıklığı nedeniyle sekiz yıllık uğraşının ürünü kitabını yırttı ancak onu atamadı. 1952'de Jean Santeuil adı altında yayınlanan bu kitap yazarın başyapıtı olarak değerlendirilen Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Kayıp Zaman İzinde adlı romanın bir tür hazırlık çalışması olarak değerlendirildi. Jean Santeuil'in odak noktasının anlatıcının subjektif öyküsü oluşturmuştur. Yazar bu eseriyle geçmiş olaylarla ilgili duyguların içinde bulunulan anda yaşanılanlardan daha kuvvetli olduklarını kanıtlamak istiyordu. Düşüncelerini vurgulamak için her şeyin tekrarlandığı bir anlatım biçimi uyguladı. İlk anlatılanda olayların gerçekten olup bittiği zamanı diğerinde ise akılda kalanları anlatıyordu.

1903 yılında babasını kaybeden ve annesiyle birlikte yaşayan Marcel Proust'un yaşamındaki en önemli olaylardan biri 1905'te annesi Jaenne Weil'i kaybetmesidir. O tarihte 34 yaşına giren eşcinsel yazar için annesi hayatının en önemli kadınıydı. Geçirdiği sinir buhranlarından ve gördüğü tedavilerin ardından Proust, deneme yazılarında önemli edebiyatçıları ve felsefecileri inceledi. Bunların başında çalışmalarını Fransızca'ya çevirdiği John Ruskin ve eleştirilerinin hedefi olan Charleb Augustin Sainte-Beuve geliyordu. Aynı dönemde üzerinde çalıştığı Bergson'un bilgi kuramı, Proust'un anlatım tekniğini düzeltmesindeki en önemli etkendir. 1908'de kaleme almaya başladığı ancak 11 yıl sonra yayınlanan Taklitler ve Seçmeler adlı yapıtı başyapıtı için ön çalışma oldu.

1908'den sonra tamamen inzivaya çekilerek hiç ara vermeksizin yedi bölüme ayırdığı Geçmiş Zaman Peşinde adlı dizi romanı üzerinde çalıştı. Bu roman 1927'ye kadar 15 cilt ve yedi bölüme ayrılmış olarak yayınlandı. 1913 Swannların Semtinde çıktıktan sonra onu izleyen diğer bölümler; Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde, Guermanteslerin Semtinde, Sodom ve Gomorra, Mahpus Kadın, Kaybolan Albertine, Yeniden Kazanılan Zaman yayınlandı.

Otobiyografik bir havanın estiği bu roman dizisinde birbirine paralel iki düzlem bulunmaktadır. Proust'un yaşantısından alınan tek tek epizotlar, burjuvazinin tam bir tablosu ve en ince ayrıntılara kadar araştırıp anlattığı aristokrasinin çöküşü olarak yoğunlaşır. Proust bunu yaparken şimdiki zamana ve geçmişe ait bilinç içindekileri çağrışımlı olarak birleştirmek amacıyla olayları kronolojik bir sıraya koymadı. Geçmiş zaman anımsama yoluyla ve birinci şahıs olarak öyküyü anlatan kişinin içsel birliğine uyan kayboluşu zaman yeniden kazanılmaktadır. Sürekli geriye bakışlarla yaşam daimi bir dolaşım halindedir. Roman dizisinin sonunda şair yani Proust, kendi yaşantısını anlatan romanı yeniden yazmaya karar verir. Yazar anlattığı düşünceleri doğrudan doğruya yansıtabilmek için edebi teknik olarak iç monoloğu kullanmıştır. Benliğin zaman içindeki psikolojik değişimi ile güncel ve eski olayları bir bütün haline getirerek insanın ruhsal yaşantısını işleyen Marcel Proust, 18 Kasım 1922'de, Paris'te yaşamanı yitirdi.

Eserleri
Roman: Swannların Semtinde (Du cote de chez Swann, 1913), Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Geçmiş Zaman İzinde (A la recherche du temps perdu,1918), Guermanteslerin Semtinde (Le cote du Guermantes, 1920), Sodom ve Gomorra (Sodome et Gomorrhe, 1921), Mahpus Kadın (La prisonniere, 1923), Kaybolan Albertine (Albertine disparue, 1925), Yeniden Kazanılan Zaman (Le temps retrouve, 1927), Taklitler ve Seçmeler (Pastiches et melanges, 1919)
Öykü: Hazlar ve Günler (Les plaisirs et les jours, 1896)
--reklam--
Marcel Proust Kitapları - Eserleri
Hazlar ve Günler
Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
Okuma Üzerine
Kayıp Zamanın İzinde
Swann'ların Tarafı
Guermantes Tarafı
Sodom ve Gomorra
Mahpus
Albertine Kayıp
Yakalanan Zaman
Sainte-Beuve'e Karşı
Swann'ın Bir Aşkı - I
Edebiyat ve Sanat Yazıları
Swann'ın Bir Aşkı
Üst Kat Komşusuna Mektuplar
Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - I
Swann'ın Bir Aşkı - II
Aşk Karşılıklı İşkencedir
Kayıp Zamanın Etrafında
Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde
Lemoine Vakası
Prenses'e Mektuplar
Swann'ların Tarafı - Combray
Kalan Son Güzel Kağıdım
Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - II
Swann'ların Tarafı - Memleket İsimleri: İsim
Kıskançlık
Swann'ların Semtinden 2. Cilt
Vikont’un Ölümü
--reklam--
Marcel Proust Alıntıları - Sözleri
".. hangi aşkın yarası
Öldürdü sizi terk edildiğiniz o sahillerde!”
______ (Hazlar ve Günler)
Hayatta önemli olan, neyin sevildiği değil, sevmektir. (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - I)
Kuşlar gelene dek ağaç, panjurları kapalı,
boş, ölü bir ev gibidir. (Kayıp Zamanın Etrafında)
"Ya acı çekmekten ya da sevmekten vazgeçmeliydim." (Kıskançlık)
“Saçma sapan izler peşinde değerli zamanlar yitirirken hiç farkına varmadan gerçeği ıskalarız.” (Kıskançlık)
Bizler, başkaları için konuşup kendimiz için susarız. Ayrıca sessizlik, konuşmanın aksine kusurlarımızın ve yapmacıklığımızın izlerini taşımaz. (Okuma Üzerine)
Kıskançlık, bir türlü kovulamayan, türlü türlü biçimlerde hortlayan bir iblistir. (Kıskançlık)
Ne yazık ki onları kendi içimde aramak zorundaydım, çünkü insanları değiştiren zaman, onların içimizde sakladığımız suretlerini değiştirmez.
_____ (Yakalanan Zaman)
İnsanın birini kendine âşık edebilmek için ne içtenlik göstermesine hatta ne de yalanı iyi kıvırabilmesine ihtiyaç var. Burada aşk derken karşılıklı bir işkenceden bahsediyorum. (Kıskançlık)
Başkalarının ne düşündüğünden bana ne? Duygulara ilişkin konularda başkalarıyla ilgilenmek bence çok abes. İnsan kendisi için hisseder, elâlem için değil. (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde)
.. Araba beni, tek gerçek olduğuna inandığım, beni gerçekten mutlu edebilecek şeyden uzağa sürüklüyordu; hayatım gibi.

_____ (Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde)
(...) çünkü aşkla ölüm birbirine benzer; her ikisi de bizi gerçekliğini kavrayamamaktan korktuğumuz kişiliğin sırrını daha derinlemesine sorgulamaya iter. (Swann'ın Bir Aşkı - II)
Bütün iyi kitapları okumak, bu kitapların yazarı olmuş geçmiş yüzyılların en değerli insanlarıyla konuşmak gibidir. (Okuma Üzerine)
Hor görülseler bile fikirlerin,sokuldukları zihinlerde hemen ölmediklerini,etkilerini orada sürdürdüklerini biliyorum… (Prenses'e Mektuplar)
"Mutluluğumuz sadece kaygımızın bitişine bağlıdır." (Albertine Kayıp)
"Allah hikmeti dilediğine verir."

Bakara 269 (Üst Kat Komşusuna Mektuplar)
Kitaplarımızda genel olarak bahsettiğimiz şeyler bizde ilhamı neyin tetiklediğini gösterir, çok geçmeden zihnimize bütün gücüyle hakim olan şeyi görürüz. (Edebiyat ve Sanat Yazıları)
Tıpkı bazı mutluluklar gibi bazı felaketler de fazlasıyla gecikirler ve bir süre önce gelseler içimizde ulaşacakları boyuta ulaşamazlar. (Albertine Kayıp)
"Soluk aynalar ve sönmüş alevler" en değerli lütuf; ve kuşkusuz hâlâ o aleve boyun eğerek (bu defa Baudelaire'den değil Hugo'dan bir alıntı: "O (kadın) yarı canlıydı, ben yarı ölü") (Prenses'e Mektuplar)
“Çoğunlukla nefret ederiz kendimize benzeyenden, kendi kusurlarımızı dışarıdan görmek bizi çileden çıkarır.” (Kıskançlık)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kayip-zamanin-etrafinda-marcel-proust-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)