# Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz - Mustafa Armağan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz kimin eseri? Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz kitabının yazarı kimdir? Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz konusu ve anafikri nedir? Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz kitabı ne anlatıyor? Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz kitabının yazarı Mustafa Armağan kimdir? İşte Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kazim-karabekirin-gozuyle-yakin-tarihimiz-mustafa-armagan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-17T20:00:06+03:00
- Güncelleme: 2022-02-17T20:00:06+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/17/mustafa-armagan-kimdir-mustafa-armagan-kitaplari-ve-sozleri-155347.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Mustafa Armağan 
 Yayın Evi: Timaş Yayınları 
 İSBN: 9786051144320 
 Sayfa Sayısı: 240 

Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"19 Nisan 1919da Trabzona çıktım" 

Kazım Karabekir Paşa İstiklal Savaşı'nın bugüne kadar göz ardı edilen, gösterilmeyen, yazılmayan taraflarını inceliyor. Tarihe yeni bir gözle bakmak isteyenler için muhteşem bir araştırma... 

İnkılap tarihlerimizin neden Tarih sıfatını hak etmediğini anlamak için Kâzım Karabekir Paşanın hayatına bakmak yeterli olacaktır. Sadece bir kaç fersiz cümlede geçer ismi. Resmi bile son yıllara kadar ders kitaplarında hemen hiç yer almazdı. Hatta bazılarına kalırsa rejim düşmanı, Hilafetçi ve haindi. İyi ama ne yapmıştı Paşa bu hakaretleri hak etmek için? 

Karabekir Paşanın askeri ve siyasi hayatında haksızlıklara uğraması yetmiyormuş gibi, tarih kitaplarından da emekleri silinmişti. Doğu Cephesinde zafer üstüne zafer kazanarak makûs talihimizi yenen Paşa, Sevri yırtan ilk antlaşmanın altına imza atmıştı. Savaş sonunda adına Şark Arslanı diye posterler basılıyor, özellikle Doğuda savaşın gerçek kahramanı sayılıyor, adı efsaneleşiyordu. 

Ne olduysa savaş sonunda oldu ve Karabekir önce ordudan uzaklaştırıldı, derken Mecliste mücadele ederken görüldü, sonra partisi kapatıldı ve ertesi yıl İstiklal Mahkemesinde idamla yargılandı. Gözetim altında tam 13 yılını geçirdi. İstiklal Savaşını birlikte başlattığı ve en zayıf anında Emrinizdeyim Paşam diye desteklediği Mustafa Kemal Paşa ve çevresine eserleriyle muhalefet etti. 

İstiklal Savaşını kardeşlik duygularıyla bağlı bir kadroyla vermiştik. Ancak asıl savaş bundan sonra başlamış, iktidar rüzgârı, İstiklal Savaşının İlk Beşinden 4ünü idam sehpasının önüne fırlatmıştı. Suçları neydi? Muhalefet etmek. Peki savaşı esaretten kurtulmak için yapmamışlar mıydı? Şimdi de hem kendi haklarını, hem de milletin haklarını savundukları için darağaçlarının gölgesinde bir hayata mahkûm ediliyorlardı. 

İşte herkesin sustuğu bir zamanda Karabekir tek başına muhalefet bayrağını açtı ve basının önüne çıktı. İstiklal Savaşını sanki sadece Mustafa Kemal Paşa yapmış gibi anlatılıyordu. Oysa Karabekir Paşa diyordu ki: Onu Anadoluya gelmeye ben ikna ettim. Hatta bir ay önce, 19 Nisan 1919da Trabzona çıktım 

MUSTAFA ARMAĞAN, Karabekirin 1918-1922 dönemini kendi ağzından aktarıyor. Yıllardır susturulmuş olan Paşayı konuşturuyor. Onun gözüyle tarihimizi sarsan 4 yılın hikâyesini yazıyor. Konuşan ne de olsa bir kahramandır. Kahraman olmayanlara düşen ise onu saygıyla dinlemektir, diyor.

Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz Alıntıları - Sözleri
Nasıl olsa gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır...
Vatandaş! Yanlış bilgi felaket kaynağıdır. Her işin evvela hakikatini ara ve öğren. Sonra münakaşasını istediğin gibi yap... Birincisi vicdanına,ikincisi seciye ve irfanına dayanır.
Elbette zamanın vereceği hüküm, pek yaman olacaktır.
Hakikatin ışığını biraz da başka yerlerde arayın!
Mustafa Kemal Paşa “Milleti ben kurtardım, bundan sonrasını da ben yapacağım” diyerek tamamen başına buyruk bir kişiliğe büründü. Bütün kendisini seven fedakar ve vefakar arkadaşlarını kötüledi. Onları kırıp döktü. Kendisinden uzaklaştırdı işte bu kırıp dökülen ve uzaklaştırılan fedakar ve vefakar arkadaşlarından biri de benim!
En kritik anlarda Milli Mücadele’ye Mustafa Kemal Paşayla beraber gözlerini kırpmadan atılanlar, cumhuriyetin ilanından kısa bir müddet önce neden acımasızca bir kenara atılmış ve en kötüsüde onca hizmetlerinin üzerine hangi gerekçeyle sünger çekilebilmişti?
Kulağına cepheden silah sesleri çalınıyordu.
Eğer Mustafa Kemal Paşa’nın istediği gibi hemen harekete geçip kış ortasında doğu hareketine girişmiş olsaydık bugün elimizde hiçbir kuvvet kalmamış ve daha da tehlikelisi, Doğudan da işgallere uğramış olacaktık.İsyanlar her tarafı saracak ve milli davamızda çarçabuk boğulacaktı.
Biz de istiklal elde etmek için neredeyse yalnız Mustafa Kemal Paşa’nın çalıştığı diğerlerinin uyuduğu veya İşbirlikçiliğe kapıldığı yazılıp çizilir ama tarihe biraz yakından bakınca Milli Mücadele yıllarında Sultan’ından kayıkçısına, Erzincanlı peçeli kadınından İzmitli Portakal Hafız’ına hemen her kesimden insanın kalbinin istiklal için attığını görürsünüz
Derken bir başka gazete aldı eline.Onda da şu korkunç habere yer verilmişti: “Devlet Arşivlerinden önemli belgeler kilo hesabıyla Bulgarlara satıldı”
“Ne oluyoruz?” dedi Paşa,
“Geçmişini kiloyla satılığa çıkaran bir ülke nereye götürülmek isteniyor?”
Zaten Birinci Dünya Savaşı’nda Alman planına kapılarak Enver ve arkadaşlarının eliyle zamansız ve şartlar olgunlaşmadan savaşa girmemiş miydik?

(Siyasette savaşamazsan, cephede savaşmanın anlamı yok)
Doğu Harekâti Milli Mücadele’nin ilklerini bünyesinde taşır, ilk zaferler ve ilk uluslararası diplomatik tanınma bu harekâtın somut kazançları arasındaydı.Ancak en büyük kazanç ordunun ve komutanlarımızın maneviyatını yükseltmesidir.
İstiklal Savaşı denilince kitaplarda daima batı cephesinde olan bitenler yazılıyordu.Oysa savaş önce Doğu Cephesinde başlamış ilk zaferler Anadolu’ya buradan müjdelemişti.
Tarihimizi bilmek, kendimizi bilmektir.
İnsan kendisini dosdoğru bilmedikçe doğru ve şerefli yolu da bulamaz.
Çünkü geçmişte yürünen yollar yanlış bilinirse gelecekte de yanlış, tehlikeli istikametlere doğru gidilir.
Ancak şu kadarını söyleyeyim ki, Fevzi Paşa yıllar sonra bana, Sakarya’yı kendisi kazandığı halde herkesin Mustafa Kemal Paşa kazandırdı diye bildiğinden şikayet etti.

Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Adı unutturulan Kahraman Musa Kazım Karabekir. Başarılı, azimli bir Osmanlı Zabiti. Milli Mücadele yıllarında birçok şehit çocuğunu giydirmiş, yedirmiş, barındırmış, onlara sahip çıkmış. Kazım Paşa’nın yetim bir çocuğu dinlerken nasıl gözyaşı döktüğüne bakarak onun nasıl bir karaktere sahip olduğunu anlayabilirsiniz.(s.35).
Kazım Karabekir’in adı tarihte lalettayin geçse de, kahramanlar gönüllerden ve zihinlerden asla silinemez. Sahi bugüne kadar Milli Mücadele’de neden tek kahramandan söz edildi, tarih neden tek kahramana mal edildi. Bunda bir şüphe aramamak elde değil. Bizim tarihimiz neden sadece En büyük Türk Atatürk, Yaşasın Cumhuriyet gibi kalıplaşmış cümleler ile anlatılıyor. Milli Mücadele denince neden akıllara Batı Cephesi geliyor, yunan geliyor, üstelik Batı Cephesi Doğu Cephesinden daha sonra zafere erişmiş, hemde Batı Cephesi, Kazım Paşanın Doğu Cephesinde kazandığı ganimetler ile göz ardı edilemez büyüklükte bir desteği ile zafere erişmiş. Kitapta Milli Mücadeleye başlama sloganını da, Kazım Paşa ilk önce kendi söylediğini aktarıyor. Bütün bunlar bizlere okullarda hiç anlatılmadı nedense.
Birileri gerçeklerin ortaya çıkmasını istemeyerek kendi kurdukları çarkın bozulacağından mı korktular acaba?Nitekim tarihi şöyle bir irdeleseniz bunu kendiniz idrak edersiniz.Şu da bir gerçektir ki, gerçekleri ne kadar saklarsanız saklayın, gerçeklerin birgün ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. (GölgelerinPrensi) 
Hayat tesadüfleri de önümüze seriyor.
Aynı kitabın orijinalini evde buldum, ikisini de okudum, kıyasladım.
Maalesef aynı değil, bazı yerleri bilerek veya bilmeyerek, kasıtlı veya kasıtsız değiştirilmiş.
Sonuç olarak, bazı yazarlara, bazi yayınevlerine dikkat etmek gerekiyor.
Bu şekilde önüme çıkan bu ikinci vaka. (Ünal Sökükcü) 
Üstün başarıları keskin zekası ile her zaman vazgeçilmez bir dost,komutan olan Kazım Karabekir paşanın uğradığı haksızlıklar ve bir dönemin sonunda anıden yok edılıp tarihin sayfalarınden silinmeye çalışılması herşeyi yalan dolan sayfalarla değil kendı agzıyla tüm gerçekliğiyle Kazım Karabekir paşanın dilinden dökülenlerin yazılmasıdır.. (gokhan was here) 

Kitabın Yazarı Mustafa Armağan Kimdir?
Urfalı anne ve babanın çocuğu olarak Cizre'de doğdu (1961). İlk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1985 yılında mezun oldu. Fritjof Capra'dan yaptığı Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası adlı çevirisi ile Türkiye Yazarlar Birliği Tercüme Ödülü'nü (1989) ve Şehir ey Şehir adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Deneme Ödülü'nü (1997) aldı. Bir dönem (1995-1996) İzlenim ve Diyalog Avrasya (DA) dergilerini yönetti. 1995'ten beri Zaman gazetesinde yazıyor.

Yayınlanan eserleri: Gelenek (1992); Gelenek ve Modernlik Arasında (1995); Şehir Asla Unutmaz (1996); Şehir ey Şehir(1997); Bursa Şehrengizi (1998; 2. Baskı Osmanlı'yı Kuran Şehir: Bursa'ya Şehrengiz adıyla 2006); Alev ve Beton (2000),İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini (2003), İnsan Yüzlü Şehirler (2003), Kuğunun Son Şarkısı: St. Petersburg'da Zamanlar ve Mekanlar (2003); Osmanlı İnsanlığın Son Adası (2003); Osmanlı'nın Kayıp Atlası (2004); Kır Zincirlerinin Osmanlı (2004);Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler (2005); Ufukların Sultanı: Fatih Sultan Mehmed (2006).

Çevirileri: Seyyid Hüseyin Nasr'dan Molla Sadra ve İlahi Hikmet (1991); Fritjof Capra'dan Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası(1991); ve Yeni Bir Düşünce (1992); Muhammed Esed'den Sahih-i Buhari: İslam'ın İlk Yılları (2001)

Derlemeleri: İslam Bilimi Tartışmaları (1990); İstanbul Armağanı I: Fetih ve Fatih (1995); İstanbul Armağanı II: Boğaziçi Medeniyeti (1996); İstanbul Armağanı III: Gündelik Hayatın Renkleri (1997); İstanbul Armağanı IV: Lale Devri (2000);İslam'da Bilgi ve Felsefe (1997); İstanbul'da Semtler ve Hayatlar: Bir Semtini Sevmek (2001); Değişen Milliyetçilik: Tartışılan Sınırlar (2001); Cemil Meriç: Düşüncenin Gökkuşağı (2001); Osmanlı Geriledi mi? (2006).

Osmanlı: İnsanlığın Son Adası, Türkiye Yazarlar Birliği'nin 2003 yılı Fikir Ödülü'nü almıştır.

 

Mustafa Armağan Kitapları - Eserleri
Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı
Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 2
Küller Altında Yakın Tarih
Kızıl Pençe
Avrupa'nın 50 Büyük Yalanı
Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz

Satılık İmparatorluk
Yavuz Sultan Selim Han
Ufukların Sultanı
Yakın Tarihin Kara Delikleri
Geri Gel Ey Osmanlı !
Türkçe Ezan ve Menderes
Cumhuriyet Efsaneleri

Asım'ın Nesli
Efsaneler ve Gerçekler
Paşaların Hesaplaşması
Osmanlı'nın Mahrem Tarihi
Osmanlı - İnsanlığın Son Adası
Kır Zincirlerini Osmanlı
Büyük Osmanlı Projesi

Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 3
Tek Parti Devri
Korku Duvarını Yıkmak
Cemil Meriç'in Dünyası
Fatih'in Rüyası
Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler
Ayasofya Entrikaları

Gerçek Tarihin Peşinde
Osmanlı Sultanları Albümü
İnsan Yüzlü Şehirler
Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı
Kızıl Elma Peşinde Bir Ömür
Osmanlı'yı Kuran Şehir - Bursa'ya Şehrengiz
Cemil Meriç Konuşuyor

Osmanlı'nın Kayıp Atlası
Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak
Gülün Fethi - Fatih Sultan Mehmed
Bilinmeyen Yönleriyle İsmet İnönü Gerçeği
Osmanlı'yı İmparatorluk Yapan Şehir İstanbul
Petersburg'da Osmanlı İzleri
Düşüncenin Gökkuşağı: Cemil Meriç

Yakın Tarihte Efsaneler ve Gerçekler
Gençler için Fatih Sultan Mehmed
Tarihimizle Hesaplaşmak
Gelenek ve Modernlik Arasında
Osmanlı Geriledi mi?
Şehir Asla Unutmaz
Cemil Meriç

İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini
Haritalar Nasıl Yalan Söyler?
Alev ve Beton
Kuğunun Son Şarkısı
Küller Altında Yakın Tarih Seti (6 kitap)
Bursa'ya Ütopik Mektuplar
İslâm'da Bilgi ve Felsefe

Şehir Ey Şehir
Ezan Şehidi Menderes
İslam ve Bilim Tartışmaları
Paşaların Hesaplaşması

Mustafa Armağan Alıntıları - Sözleri
Erzurum kongresi'nden bir ay kadar önce toplanan bu ön kongreye sunulan raporda işlenenler sanki bugünden geçmişin dağlarına çarparak yargılanmış gibidir beraberce şunları okuyoruz:
Türk Kürtsüz, Kürt Türksüz yaşayamaz. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de Türk ile Kürdün aynı tarih, aynı çıkar, aynı hayat sahibi olacaklarını kabul etmemek mümkün değildir. Bu kadar derin ve esaslı bağlarla birbirine bağlı bulunan Doğu vilayetleri Türk'ü ile Kürt'ünü ayırmak her ikisinede ölüm mahkum etmek demektir.Bugün gözümüzü açarak yaralarımızı öz elimizde sarmaya çalışır, dışarıdan gelen Kürtlük-Türklük gibi ayrıştırıcı telkinlere kulak asmazsak hem memleketimizi kurtarır, hem de herkesin mutluluğunu sağlayacak esasları hazırlarız.
"Tarihi bir anda bulunuyoruz" diyen bu önemli rapor şu cümlelerle sürüyor:
Duygusallığa kapılarak düşmanlarımıza hizmet etmekten sakınma görevi ile mükellefiz. Son fırsat elimizde.Bunu da kaybedersek tarihimizi aşağılanma ile kapamış ve Hazreti Kur'an'ı elimizle toprağa defnetmiş oluruz. Hakkımızda çevrilen entrikaları, düşünülen felaketleri sonuçsuz bırakmak yalnız bir şeye, Doğu vilayetleri Müslümanlarının İttihat (birlik) ve ittifakına bağlıdır.
95 yıl önce Erzurum'da söylenmesi gerekenler söylenmiş aslında.Aklın yolu birdir ne de olsa! Ve ah Erzurum kongresi, seni bir doğru okuyabilseydik! (Cumhuriyet Efsaneleri)
Eşrefoğlu, al haberi, bahçe biziz, gül bizdendir.
Biz Şah-ı Merdan kuluyuz, yetmiş iki dil bizdedir. (Gülün Fethi - Fatih Sultan Mehmed)
İslam Bilimi diğer bilgi sistemlerinden farklı olarak siyasî ve iktisadî egemenlik için yüce kelamın (logos) rakipleri tarafından şımartılan bir ideolojinin adı değildir. İslam Bilimi, İslam toplumunun değer yapısı üzerinde bilgi geliştirilmesini mümkün kılan bir matris sunar. Bilgi, bilgi içindir diye bir şey yoktur. Kavramsallaştırma, teorik formülasyon, deneysel doğrulama ve bilginin nihaî şeklini alması sosyo-kültürel bir çevre içinde meydana gelir ve onu hasır altı etmek namussuzluk ve ikiyüzlülükten başka birşey değildir.
İslam Biliminin Temelini Atmak
Münevver Ahmet Enis (İslam ve Bilim Tartışmaları)
" Bir şehri sevmek ,
aşka sebep aramaktır ." (Bursa'ya Ütopik Mektuplar)
Osmanlı medeniyeti kelimeler üzerine inşâ edilmemiştir.
Osmanlı medeniyeti bir hamle medeniyetidir.
İman, cezbe, Aşk medeniyetidir... (Cemil Meriç Konuşuyor)
Soru işaretinin halkaları açılıp kapanıyor birbiri ardınca ve kitaplar imdadıma yetişiyor;sonunda berraklaşıyor manzara. (Petersburg'da Osmanlı İzleri)

"Cahil bir millet, gösterilen boyunduruğa boynunu kendisi uzatır." (Kızıl Pençe)
Istiklal marşının güftekarından biri olan şair Faruk Nafiz Çamlıbel'in 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından diğer Dp liler gibi süngüyle alaşağı edilerek yassıada da hapse atıldığını biliyormuydunuz ?
Onuncu Yıl Marşı'nı gözyaşları içinde, hızlanan kalp atışlarıyla Söyleyip dinleyenler bu marşı onlara armağan edenlerden birini niçin tevkif ettiler? Bugüne kadar bir (söz| yazarını bile kurtaramamış olan Onuncu Yıl Marşı, bugünden sonra da onu tebcil edenleri neden ve nasıl kurtaracak? (Küller Altında Yakın Tarih)
Doğrusunu yalnız Allah bilir. Ancak ben, tarihe bir de yenilgilerin zaviyesinden bakılmasını öneriyorum. Tarihe bu açıdan bakabilmeyi metodolojik bir ilke olarak kabul ettiğimiz takdırde, ağır basan, kaçınılmaz biçimde bizi belirleyen tarafgirliğimiz nedeniyle ele alamadığımız tarihin karanlık yüzünü gönül rahatlığıyla tahlil edebiliriz. Tarihe daha bir sakınmadan, daha geniş yüreklilikle yaklaşabiliriz.

En azından, yenilgilerde olumlu bir taraf, bir ders-i ibret bulmaya çalışarak tarihin üzerimizdeki “baskısı”ndan kurtulabiliriz. Bize öğretilen ya da öğretilmek istenen tarih, hep bir zaferle dizisinden oluşmaktadır. İçinden yenilgiler, başarısızlıklar,beceriksizlikler ayıklanmış bir tarihtir aynı zamanda. Yenilgiler genellikle “ihanet" gibi kulpların takıldığını biliyoruz.

Halbuki tarihi yapan şey, yalnız zaferler değildir, ayni zamanda yenilgilerdir. Hatta diyebiliriz ki, en çok yenilgilerdir.En azından bugünkü durumumuzun zaviyesinden baktığımızda böyle görünmektedir. (Gelenek ve Modernlik Arasında)
Eskilerin dilinde "Kuran-ı Kerim Mekke'de nazil oldu, Kahire'de okundu, İstanbul'da yazıldı." diyebir kelam-ı kibar gezerdi. (Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 2)
İlim sayesinde kişi Hakikat'a ulaşabilir ancak; Hakk ise Allahu Teâlâ'nın diğer bir ismidir. (İslâm'da Bilgi ve Felsefe)
"Osmanlı'da sarık bilgiyi,
kılıç işe kuvveti, başka bir deyişle
sarık din ve ahireti, kılıç da dünyayı
temsil ediyordu. #Fatih, hayatında
olduğu gibi ölümünde de iki fetih
yolunu göstermiş oluyordu
böylece. Din ve dünyanın
beraberce fethini.."

-MustafaArmağan (Ufukların Sultanı)
İslam âlemi, İslamiyet'te ümitsizlik yasaklandığı halde ümidi bırakıp yese iman etmiştir. Nasıl olmuş da uyuşmuştur bu insanlar? Bu din atalarımın önüne saçtığı cevherleri neden benden esirgiyor? diye düşünür. Neredeyse iradesi elinden alınmış aciz birer mahlûktur içinede yaşadığı toplumun ferdleri. Ağır bir felç geçirmiş gibidir. (Asım'ın Nesli)

Geçmişi unutturma operasyonu, zamanın acımasız akışı Yüzünden bu operasyonu yapanları muaf tutacak değildi elbette Ve resmi tarih yazmaya kalkanların 'temel kitap' olarak aldıkları Nutuk konusundaki vurdumduymazlıkları, Türkiye'de resmi
tarihin neden resmileşemediğinin en belirgin örneği değil midir? (Küller Altında Yakın Tarih)
Bir de Mevlana' ya karşı aşırı bir sevgisi bulunuyordu I. Murat' ın. "Hünkar" ve "Hüdavendigar" unvanlarını almasında bu derin sevginin etkisini görenler vardır. (Osmanlı'nın Mahrem Tarihi)
Kulağına cepheden silah sesleri çalınıyordu. (Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz)
Bir giydiğini bir daha giymediğini, üstü başı perişan birini görür görmez sırtındakini çıkarıp hediye ettiğini biliyor muydunuz? (Osmanlı Sultanları Albümü)
Keşke sizin yüzyılınızda evlere hiç balkon yapılmasa idi , ileriki yıllarda insanlar ölülerini balkonlara gömmek zorunda kalmayacaklardı ." (Bursa'ya Ütopik Mektuplar)
Suçlamak kolaydır ama yeni bir şey söylemek ve söyletmek zordur tarihte. (Osmanlı - İnsanlığın Son Adası)
Fatih beldeleri açan olduğu gibi, zamanı da açan, zamana bir açılım verendir. Zamanı zorlayandır. Zamanın kıvrım ve katlarını açandır.
(Sezai Karakoç) (Kızıl Elma Peşinde Bir Ömür)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kazim-karabekirin-gozuyle-yakin-tarihimiz-mustafa-armagan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)