# Kelt Rüyası - Mario Vargas Llosa Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kelt Rüyası kimin eseri? Kelt Rüyası kitabının yazarı kimdir? Kelt Rüyası konusu ve anafikri nedir? Kelt Rüyası kitabı ne anlatıyor? Kelt Rüyası PDF indirme linki var mı?  Kelt Rüyası kitabının yazarı Mario Vargas Llosa kimdir? İşte Kelt Rüyası kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kelt-ruyasi-mario-vargas-llosa-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-10T10:00:13+03:00
- Güncelleme: 2022-05-10T10:00:13+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/10/mario-vargas-llosa-kimdir-mario-vargas-llosa-kitaplari-ve-sozleri-218729.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Mario Vargas Llosa 
 Çevirmen: İnci Kut 
 Orijinal Adı: El sueño del celta 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750713033 
 Sayfa Sayısı: 520 
--reklam--
Kelt Rüyası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kelt Rüyası, 2010 Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Perulu büyük yazar Mario Vargas Llosa'nın aynı yıl yayımlanan romanı. 
1903 yılında Kongo'da başlayıp 1916 yılında Londra'da bir hapishanede sona eriyor. Aslında anlatılan, yaşanmış bir hikâye. Hem bütün ömrünce ilkelerine sadık kalıp insancıl duygularla hareket etmiş bir kahraman ve kurtarıcı, hem de ahlaksız damgası yemiş karanlık ruhlu bir insan olarak birbirine tezat oluşturan çok yönlü bir kişiliğe sahip efsanevi İrlandalı vatansever Roger Casement'ın başından geçen olaylar...
Casement, sömürgeciliğin korkunç yüzünü gün ışığına çıkaran ilk Avrupalılardan biridir. Belçika Kongosu ve Amazon ormanlarına yaptığı zorlu yolculuklardan geriye, dönemin kamuoyunu ayağa kaldıran unutulmaz iki rapor kalmıştır. Bu yolculuklar ve yaşadıkları, Casement'ın hayatını sonsuza dek değiştirecek ve onu yıllardır hizmetinde olduğu ıngiltere'den koparıp İrlanda milliyetçi hareketinin içine atacaktır. 

Roger Casement gerçek hayatında çift kişilikli bir insandır. Doğruluğu kuşkulu olan günlüklerinden alınma notların açıklanmasıyla hayatının son günlerinde ortaya dökülen müstehcen seks maceraları, milliyetçi yandaşları arasında gözden düşmesine neden olmuştur.
--reklam--
Kelt Rüyası Alıntıları - Sözleri
Burada öğrendiğim bir şey varsa, o da, insanoğlundan daha kan dökücü bir canavarın var olmadığıdır
İnsan ne kadar ihtiyatlı olursa olsun, hareketlerini ne kadar öngörüyle tasarlarsa tasarlasın, tüm hesaplardan daha karmaşık olan hayat, planları bozuyor, onların yerine belirsiz ve çelişkili durumlar koyuyordu.
"Kongo'da öğrendiğim bir şey varsa, o da, insanoğlundan daha kan dökücü bir canavarın var olmadığıdır."
" Bizler yanılgılar içinde, kusurlu yaratıklarız. "
Gerçeklerin kurgulardan ayırt edilemediği insanlar­dan biriydi o da...
Her birimiz, tek bir kişi değil, art arda ortaya çıkan pek çok kişiyiz. Ve birbirinin içinden doğarak sırayla ortaya çıkan bu kişilikler, bizlere çoğu zaman aralarındaki en garip, en şaşırtıcı tezatları sunarlar.
“Biz âşık olmanın da ötesindeydik.” Gee. Kardeştik, sırdaştık. Madalyonun her iki yüzüydük. Öylesine bağlıydık birbirimize.
“Sana birkaç kitap, biraz şeker, birkaç da giyecek getirmiştim, ama girerken infaz memurları hepsini elimden aldılar,”
“Nefret etmek hiçbir işe yaramaz,”
“Kötülük bizim ruhumuzda, dostum,” diyordu, yarı şaka yarı ciddi.
Ondan bu kadar kolay kurtulamayız.
Çok keyifsiz olduğu halde, yazdığı şeyin korkunçluğu karşısında gülme krizine tutulmuştu.
" Ama isteyerek kör olmaktan daha kötü bir şey varsa, o da tarafsız herhangi bir gözlemcinin sahtekarlık diyeceği bir şeye açıklamalar getirebilmekti. "
" Her gün, her saat, acıların ve kötülüklerin daha da alt katmanlarına gömülüyormuş gibi geliyordu ona. Dante'nin İlahi Komedya'sında anlattığı cehenmem böyle bir şey miydi acaba? "
"Şiirlerimi gösterdiğim tek kişi sen olmuştun. Hatır­lıyor musun?"
"Çok kötü olduklarını hatırlıyorum,"
”Ama seni o kadar seviyordum ki, onları övüp duruyor­dum. Sonunda bazılarını ezberlemiştim."
"Beğenmediğinin pekala farkındaydım, Gee. İyi ki onları hiçbir zaman bastırmamışım. Biliyorsun ya, bas­tırmama ramak kalmıştı.”
“Afrika zayıflar için yaratılmamıştır.
Sizi endişelendiren şeyler bir zayıflık belirtisidir. Yani yaşadığımız bugünkü dünyada, demek istiyorum. Burasının bir Birleşik Dev­letler ya da İngiltere olmadığını fark etmişsinizdir. Afri­ka'da zayıflar yaşayamaz. Böcek sokmaları, hummalar, zehirli oklar ya da Çe-Çe sineği onları yok eder."
--reklam--
Kelt Rüyası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
“Palomino Molero'yu Kim Öldürdü” kitabıyla başladığım Llosa serüvenini “Kelt Rüyası” ile tamamlamış bulunuyorum. Sizi bilmem ama bazı yazarların kitapları benim içimi ısıtır; kitaplarını okuduğum bu yazarlar beni mutlu ederler, kısa bir süreliğine de olsa dünyanın derdini tasasını unutmamı sağlarlar. Bu yazarlardan bir tanesi de Llosa’dır. 18 kitabının çevrilmesine rağmen sitede çok az okunduğunu görmek sanırım iki sebepten kaynaklanıyor: yazar ya pek bilinmiyor ya da her okura hitap eden bir anlatım tekniği yok. Ben her iki sebebi de haklı buluyorum. Latin Amerika denince akla ilk Marquez geliyor haliyle. Ülkemizde yıllarca onun gölgesinde kalmış olan Vargas benim şahsi kanaatimce ondan çok daha iyi. Yazarın genel olarak anlatım tekniği karmaşık gibi görünüyor; sadece bir iki kitabını okumakla anlaşılacak bir yazar değil. Kitaplarında genel olarak gördüğüm zorlukları şu şekilde sıralayabilirim:

- Zaman ve mekân unsuruna pek dikkat edilmiyor
- Çok fazla karakter ve yer isimleri kullanılıyor
- Genelde bir kitap içinde bazen iki, bazen üç, bazen çoook daha fazla farklı hikâye olabiliyor. Aslında bir kitapta en az iki ya da üç farklı roman okuyorsunuz
- Kendine özgü bir teleskobik anlatım tekniğiyle geçmiş, şimdi ve geleceği aynı anda okumak okur için fazlasıyla yorucu olabiliyor
- Kitaplarında çok fazla bilgi ve ayrıntıya yer veriliyor
- Kitapları genel olarak kalın olduğundan okuma süreci fazlasıyla zorlu hale gelebiliyor

Genel olarak kitaplarındaki zorluklardan bahsettikten sonra biraz da işlenen konulara ilişkin bilgiler vereyim.

Yazar, tarihi bir olayı ya da malzemeyi kendi kişisel tecrübeleriyle harmanlayarak yazmayı çok seviyor. Bunu pek çok kitabında görmek mümkün. Kitaplarının teknik ve konu olarak postmodernist bir tarzda yazıldığını da söyleyebilirim. Romanlarında genel olarak en çok geçen yer Peru olsa da dünyanın pek çok şehirlerinde geçen romanları da var. Peru’da geçen romanlarında genellikle hükümetler ve toplum yapısı eleştirilirken diğer romanlarında küresel sorunlar, evrensel değerler daha bir ön plana çıkıyor. Yazar Amazonlardan And Dağları’na, Afrika’dan Avrupa’ya kadar sizi pek çok yerde gezdiriyor romanlarında.

“Kelt Rüyası” da yukarıda bahsettiğim teknik ve içerik bakımından çok farklı bir roman değil. Kitapta anlatılan maceralar 1903’te Kongo’da başlar, 1916’da Londra’da bir hapishanede sona erer. Yazar bize efsaneleşmiş bir adamın gerçek yaşam öyküsünü anlatıyor: Karşınızda, İrlandalı diplomat, aktivist, insan hakları savunucusunun babası, vatansever Roger Casement. Kitabı okumaya başlamadan önce bu kişi hakkında biraz araştırma yapmak sanırım kitabı daha iyi anlama adına atılmış en iyi adım olacaktır.

Kitap Kongo, Amazonlar ve İrlanda olmak üzere üç kısımdan oluşuyor. Casement uygarlık tarihinde işlenen en büyük insanlık suçunu tüm dünyaya belgeleriyle kanıtlayan bir şahsiyet. Kongo ve Amazonlara yaptığı seyahatler sonucunda oralarda yaşananları gün yüzüne çıkarması o zamanın toplumunu derinden sarsmıştır. Çünkü bu gezilerin ardında çıplak ve acı bir gerçek vardır. Sömürgeciliğe ve emperyalizme başkaldıran ilk Avrupalı o olmuştur herhalde. Sömürgecilik ve emperyalizm kelimeleri bir Avrupalı için medeniyetin ilerlemesi olarak tanımlanırken bir Kongolu ya da Amazondaki bir kabile için bu ikisinin soykırımdan farkı yoktur. Evet, bu bölgelerde büyük bir insanlık suçu işlenmiştir ve Casement bunları ortaya çıkarana dek dünya tüm bunlardan habersiz yaşamıştır. Casement Kongo’ya ve Amazonlara yaptığı yolculuklarda insanların her türlü fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz kaldıklarını, sakat bırakıldıklarını, sinek gibi öldürüldüklerini, çoluk çocuk, kadın erkek tecavüze uğradıklarını, sistematik bir soykırıma maruz kaldıklarını kendi gözleriyle görmüştür. Yazar da haliyle kitabında bu yolcuklarda Casement’ın karşılaştığı olaylara yer veriyor. Aslında burada farklı bir şey daha söz konusu. Yapılan bu yolculuklardan başka bir yolculuk var ki, o da insanın karanlık doğasına, ilkel benliğine olan varoluşsal yolculuktur. Casement’ın gördükleri onda içsel bir yolculuğa sebep olur. Kendi içinde bir aydınlanma yaşamaya başlar. Zamanla insanlık adına fikirleri çok değişir. Casement bu yolcuklarda Afrika’da Joseph Conrad’la bile tanışır ve onunla insan doğası üzerine sohbet etme imkânı yakalar.

Casement’ı hapse sürükleyen olay ise 1. Dünya Savaşı sırasında Berlin’e giderek Birleşik Krallık’a karşı bir isyan başlatma girişimidir. Kitaptaki olayların bir kısmı da hapishanede, Casement’ın son günlerinde geçer. Kamuoyu her ne kadar idamına karşı çıksa da İngiliz Hükümeti bunda kararlıdır. Öyle ki Casement’ın şöhretini baltalamak ya da idamının etkisini azaltmak için onun gizli günlüğünü kamuoyuyla paylaşır. Bu günlüklerde Casement çıktığı yolcuklarda yaşadığı cinsel deneyimlerini kaleme almıştır ama bu cinsel deneyimlerin son derece sapıkça ve uç şeyler olması onun inanılırlığına bir nebze de olsa gölge düşürmektedir.

Ben son üç yıldır yaptığım Llosa yolculuğumdan son derece memnun kaldım. Dilerim onun edebi dünyasına henüz adım atmamış siz okurlar da en kısa zamanda kendisiyle tanışır ve en az benim kadar keyif alırsınız. (N) 
***Tek bir puanı çok fazla isim içerdiği için okurken kafamı ciddi anlamda karıştırmasına ve bu yüzden belli kişiler hariç sadece olay örgüsüne kapıldığım ve diğer kişilerin işlevlerini kaçırdığım için kırdım. ***

Onun harici kitap güçlü bir şekilde ;
Küçükken ailenin anlattığı, çevresindeki olan bitenleri yorumlama biçimiyle gelen bilinçaltının ; insanların amaçlarının ve ideallerinin nasıl şekillendirdiğine,

Sevgiyi kimden alırsan tüm varlığının bir süre sonra ona büründüğünü ve onun kişiliğinin yönlendiği noktalara yönlendiğini,

İnsanın eline sınırsız güç geçince nasıl aç gözlü bir canavara dönüşebileceğini , o kadar canavarın içerisinde kendi benliğini kaybetmek pahasına canavarlaşmamak için kendini koruyan insanların varlığını,

İnsanın yalnız ve çaresiz kaldığı zaman kendi hayatını çok güzel süzgeçten
geçirip , kendi ile olan sorgulamasını eksiksiz bir şekilde yapmasını ,

Hangi devirde olursan ol , bir yere ait olman gerektiğini yoksa kaybolacağını ama bir yere ait olsanda illaki her şeyinle kabul göremeyeceğini ve

Gerçekten yaşadığını bildiğinde, uğrunda savaşacak bir şeyin olduğunda o yolda ölsen bile korkunun seni gram sarsmayacağını

Tüm çıplaklığıyla gösteriyor.

Kitabı okuduktan sonra araştırdım ve baktım ki roman gerçekliği ve gerçek kişileri yansıtıyor. İçimi burada yıkan şeylerden biri ise şuan ki İrlandanın masalsı dili gaelcenin yıkıma uğrayıp , özellikle Dublinin “İngilizce öğrenme kenti “ haline gelmiş olması. (Selin Alagöz) 
Eserin kurgusu ustaca. anlatım geri dönüşlerle yapılıyor. Bu da başkahramanın nereden nereye ne değişiklikler geçirerek geldiğini vurguluyor. Hikayenin gerçek olması ise insanın genel kültürüne müthiş katkı sağlıyor. Ben en çok kitabın neyin iyi neyin kötü olduğunun toplumdan topluma, zamandan zamana nasıl tezatlar oluşturduğunu göstermesini beğendim. (Sadettin TANIK) 
--reklam--
Kelt Rüyası PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mario Vargas Llosa - Kelt Rüyası kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kelt Rüyası PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mario Vargas Llosa Kimdir?
Mario Vargas Llosa, ("Yosa" şeklinde okunur) (d. 28 Mart 1936 Arequipa, Peru) Perulu roman, öykü ve oyun yazarı, eleştirmen, 2010 yılında Nobel Ödülü kazanmıştır.

Dedesinin konsolos olarak görev yaptığı Cochabamba'da yetişti. Lima'daki askeri bir okuldan mezun oldu. Lima San Marcos Üniversitesi'nde edebiyat eğitimi gördü. İspanya'da Madrid Üniversitesi'nde doktora yaptı.

Yayınlanan ilk eseri 1952'de basılan İnkanın Kaçışı adlı oyundu. Ardından çeşitli dergilerde öyküleri yayınlandı. Gazetecilik ve televizyonculuk yaptı. Cuadernos de Composiction ile Literatura dergilerinin yayın kadrosunda yer aldı. 1959-1966 arasında Paris'te yaşadı. İlk romanı Kent ve Köpekler 1963'de yayınlandığında büyük ilgi gördü. Birçok dile çevrildi.

3 yıl Londra'da yaşadı. 1969'da ABD'de Washington Üniversitesi'nde ders verdi. 1970'te Barselona'ya yerleşti. 1974'te Lima'ya döndü.

1990'da Demokratik Cephe'nin adayı olarak katıldığı Peru başkanlık seçimlerinde başarılı olamadı. Latin Amerikalı yazarların en tanınmış ustalarındandır.

Latin Amerika'nın kır ve kent yaşamını, değişik insanlarını anlatan romanlarında kendine özgü bir üslup kullandı. Gerçekçiliği ve anlatımdaki ustalığıyla başarı kazandı. 2010 Nobel Edebiyat Ödülü'nü almıştır.
--reklam--
Mario Vargas Llosa Kitapları - Eserleri
Teke Şenliği
Üvey Anneye Övgü
Genç Bir Romancıya Mektuplar
Cennet Başka Yerde
Kelt Rüyası
Elebaşılar - Hergeleler
Hınzır Kız
Kent ve Köpekler
Masalcı
Palomino Molero'yu Kim Öldürdü
Yüzbaşı ve Kadınlar Taburu
Mayta'nın Öyküsü
Ketum Kahraman
And Dağlarında Terör
Yeşil Ev
Don Rigoberto'nun Not Defterleri
Dünya Sonu Savaşı
Bir Ziyaretçi
Julia Teyze
Das Böse Mädchen
Los Cachorros
Conversation in the Cathedral
--reklam--
Mario Vargas Llosa Alıntıları - Sözleri
Kitap okumayan, edebiyata el sürmemiş bir insanlık, kaba ve ilkel dili yüzünden ürkütücü iletişim sorunları yaşayan bir sağır-dilsizler topluluğuna döner.. Aynı şey bireyler için de geçerlidir.. Hiç okumayan, az okuyan ya da yalnız süprüntü okuyan insan, engelli bir insandır..' (Hınzır Kız)
"...Hiç1şey kolay degil, Lituma.
Çok doğru gibi görünen dogrulara 4ayrı açıdan bakarsan, yakından bakarsan yarı-doğru ya da yanlış görünmeye başlarlar..." (Palomino Molero'yu Kim Öldürdü)
No, not in any way. One thing is sure, we have to put an end to this situation. (Conversation in the Cathedral)
İnsanın, kendisini artık bir insan gibi hissetmemesinden daha berbat bir şey olamaz. (Masalcı)
Söz çok fiil az, ne bu böyle?! (Los Cachorros)
Siz hiç hapiste bulunmadınız, öyle değil mi Dona Merceditas? Günler gelip geçer ve insanın yapacak hiçbir şeyi yoktur. İnsan çok sıkılır orda, inanın bana. Çok da açlık çeker. (Elebaşılar - Hergeleler)
Aşk mucizeler yaratır. (Elebaşılar - Hergeleler)
'Bilindiği gibi sürüler konuşma yeteneği olmayan, az çok güçsüz yaratıklardan oluşur. Ayrıca, kargaşa anında sürü­nün düzensizliği değil itaatkarlığı yeğlediği deneylede 1çok kez doğrulanmıştır. Yani keçiler gibi hareket edenlerin başını çeken liderler değil tekelerdir. Bu yaratıklardan bizlere de 1seyler bulaşmış olmalı ki, insan sürüleri arasında da teke gibi yöneticiler insan kitlelerini sarp kayaklıklara sürükleyip, kaya­lıkların doruğundan denize atlatabiliyor. Bu tür durumlar uy­garlığı kasıp kavuruyor olmasa da oldukça sık rastlanan durum­lar.' (Don Rigoberto'nun Not Defterleri)
Çok keyifsiz olduğu halde, yazdığı şeyin korkunçluğu karşısında gülme krizine tutulmuştu. (Kelt Rüyası)
Platon'un yaşadığı dönemde spor bir araçtı, yaşamın belediyelerce kontrol altına alındığı modern zamanlarda olduğu gibi bir amaç değil. (Don Rigoberto'nun Not Defterleri)
"Sivil kıyafetle dolaşılacak, sivillerle birlikte olunacak, bir sivil gibi çalışılacak:' "Ama, bir asker gibi düşünülecek’’ (Yüzbaşı ve Kadınlar Taburu)
Evet, onları kullanıyor, bu açık. Ama hiç değilse aşağılamiyor onları... (Masalcı)
İnsanlar ne suçlar işliyorlar. Asıl suçluların cezasız kalmaları beni çıldırtıyor. Onlara hiçbir zaman hiçbir şey olmuyor, öyle değil mi? (Palomino Molero'yu Kim Öldürdü)
Ve böylece günler geçiyor, sen umudunu yitiriyorsun... (Elebaşılar - Hergeleler)
"Devrim toplumu, bilim de bireyi tüm felaketlerinden kurtaracaktır." (Dünya Sonu Savaşı)
“Çocuklar çamura bulanmayı mı seviyor, öyleyse topluluklarda çöp toplama işi onlara verilecekti” (Cennet Başka Yerde)
"Korkak olduğumuz için kahramanı oynarız, yakınlarımızı öldürme isteğiyle yanıp tutuştuğumuz için katili oynarız, doguştan yalancı oldugumuz için oynarız."
Jean-Paul Sartre (Kent ve Köpekler)
Bence hayatta bir insanın tutkuları uğruna şerefsizliği ve hapse girmeyi göze alması kadar değerli bir şey olamaz. (Don Rigoberto'nun Not Defterleri)
"Neden dövüşmekten başka bir şey bilmezler, neden barış içinde yaşayıp da hayatın tadını çıkarmazlar ki bunlar?" diye söylendi Don Anselmo. "Yaşam o kadar güzelleşirdi ki o zaman." (Yeşil Ev)
Bir an anlıyor ve unutuyor. Onunla iletişim kuramıyorsun. Kendi kendine konuşuyorsun, otuz yıldan fazla bir zamandır yaptığın gibi. (Teke Şenliği)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kelt-ruyasi-mario-vargas-llosa-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)