# Kendine İhanet - Arno Gruen Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kendine İhanet kimin eseri? Kendine İhanet kitabının yazarı kimdir? Kendine İhanet konusu ve anafikri nedir? Kendine İhanet kitabı ne anlatıyor? Kendine İhanet PDF indirme linki var mı?  Kendine İhanet kitabının yazarı Arno Gruen kimdir? İşte Kendine İhanet kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kendine-ihanet-arno-gruen-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-07-06T13:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-07-06T13:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/07/06/arno-gruen-kimdir-arno-gruen-kitaplari-ve-sozleri-263070.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Arno Gruen 
 Çevirmen: Ülkü Hastürk 
 Yayın Evi: Çitlembik Yayınevi 
 İSBN: 9789756663462 
 Sayfa Sayısı: 187 
--reklam--
Kendine İhanet Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Özerklik nedir? "Özerklik, bir insanın kendi duyguları ve gereksinimleriyle tam anlamıyla uyum içinde olduğu denge durumudur," diyor Gruen bu kitabında. Eksikliği kadar abartılması da sıkıntı yaratan bu duygu durumu, etken ya da edilgen olarak etkileşimde bulunduğumuz çevreye yansıyarak toplumsal yapıyı biçimliyor. İlginç olansa, özerklik ve bizi özerkliğe kavuşturma olasılığı olan her şeyin zamanla içimizde korku uyandırabilmesi.

Altı ana bölümden oluşan Kendine İhanet özerklik kavramını bütün boyutlarıyla ele alırken, örneklediği hasta profilleriyle, okurun kendi yaşamını 'özerklik' penceresinden sorgulamasına yol açıyor. Arno Gruen bu kitapla, kişinin kendini ortaya koymadaki eksikliğinin özel yaşamında yarattığı sıkıntılar kadar toplumda açtığı gediklere ve uyum içinde yaşamaya indirdiği darbelere de dikkat çekiyor.

Kendine İhanet, Arno Gruen'ün yine Çitlembik Yayınları'ndan çıkan bir diğer kitabı, Normalliğin Deliliği'nin devamı niteliğinde de okunabilecek bir kitap. Bu her iki kitabıyla da Gruen, günümüz toplumunun temel yapıtaşı olan modern bireyin kendisini ve çevresini anlama çabasına bambaşka açılardan ışık tutuyor. 
(Tanıtım Yazısı'ndan Alıntı)
--reklam--
Kendine İhanet Alıntıları - Sözleri
(..) ruhen öyle sağlıklı ha­le geliyoruz ki, delirmiş olduğumuzu bilmemize gerek kalmıyor.
"Hayat özü itibariyle sürekli batan bir gemidir.Ama kazazede olmak, boğulacak olmak demek değildir...Aynı zamanda hayatın gerçeği olan kazazedelik duygusunu tanımak, zaten kurtuluş demektir.Bu yüzden sadece başarısız olanların fikirlerine güvenirim."
Çocuğun kendi iç dünyasından kaynaklanan gereksinimlerini anlayamayan ebeveynler, onu ileride dış dünyaya bağımlı hale getirmektedir.
Sadece başkalarının ondan istediğini yapmaktaydı, kendisi bu eylemlerde yoktu! Asla kendi isteklerini açıklamadığı için kendini yaralanamaz ve özgür görmekteydi.
Gelenekleri kabul etmeyi ruhsal sağlığın ölçütü haline getirdiğimiz sürece, geleneklerin bazı şartlar altında yanılgı ve yalanın hükmü altına girmemizi isteyen eğilimlere hizmet ettiğini göz ardı etmiş oluruz.
Başkasının hükmü altına girmek güya bizi kendiliğimize götürecekmiş! Bu öyle bir çeliş­ki, öyle bir dehşettir ki, kendiliğin çözülmesini yaşamın hedefi haline getirmektedir! Bizi ezenlerin işine yara­maktadır, çünkü bu "idealizm" ve "büyüksenmek" ar­zusunun altında özerkliği yaralanmış bir çocuğun bi­rikmiş öfkesi yatmaktadır.
Olağanüstü bir şekilde senin gözlerinde
Kendimi olurken gördüm.
Olağanüstü bir şekilde senin gözlerinde
Kendimi olurken gördüm.
Sadece başkaldırmak insan olmaya yetmez. Başkaldırı, özgürlük korkusunu aşmaya, kendiliğe ve insani bir kalbe sahip olmaya giden uzun, zorlu ve asla sonu gelmeyecek yolun sadece ilk adımıdır.
Bir gruba dahil olmak, grup baskısı ile bir kişiyi yaptırımlara zor­layarak suiistimal edilebilir. Kendini aşağı görenlerin, bir başkasını ezmek için sürünerek bir grubun normla­rının hükmü altına girdikten sonra, nasıl güç hırsıyla dolduklarının farkındaydılar. "Benimle aynı şeyi yap­mak ve düşünmek zorundasın, yoksa düşmansın."
Anne baba sevgisi, kendini kabul ettirmek için boyunduruk altına girmeyi ve bağımlı hale gelmeyi gerektirir şekilde ortaya çıkarsa, topluma uyum bir çeşit itaat sınavı haline gelir. Bunun sonucunda doğan istekler, gerçek duyguların kaybına yol açarak, insanı kendi kötülüğünün kaynağı haline getirmektedir.
Korkuya kapılınca eskiden bizi incitmiş olan insanın benzerine tutunmak, kendiliğimizi hâlâ gözardı etme çabasının ürünüdür, çünkü farklı bir insanın içimizdeki canlı kendiliği uyandırabilmesinin sayısız ihtimali vardır
Bazı hastalar "engel" olarak gördükleri insaniyetlerinden kurtulmak için terapiye gelirler, bu yönlerini muhafaza etmek için değil.
--reklam--
Kendine İhanet İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Sevgili Hainler, buyrun benimlesiniz: Bu muhteşem kapak resmine ve renklerine sahip kitapla alakalı önce yüzelael olarak şunları söylemeliyim. Ardından da kitaptan damıttığım önemli yerlerden bahsediyor olucam. Başlayalım.

Çevirmenin daha kısa cümleler kurmasını isterdim, bazı cümlelerde özne ile yüklemi uyuşturamadığım oldu.

Ve tekrara çok düşülmüş bi eser olmasına rağmen psikolojik işleyişi kronolojik sıraya ya da neden sonuç ilişkisinde oturtmak için kendi kafamda çok zorlamak zorunda kaldım. Ben bu oluşun daha kanıtlanma çabasıyla anlatılmasını isterdim. Şöyle bir iddiamız var mesela: Gerçek kendilik e dönüşü sağlayan merhamet ve sevgidir.( Arnonun önerdiği çözüm sevgi saygı amanın amanından ibaret gibi anlaşılmasın) Ama bu kitapta bu sonuca bizi vardıran bi yöntem yok bence. Bu kısmı bana eksik geldi.

Duygularımızın anlayışına ve duygu farkındalığına yaptığı vurguyu ise kendi hayatımda da eksik gördüğümden olayın duygulara bağlanmasını çok anlamlı buldum ve tüm kalbimle inanıyorum. Şuan ülkenin şakır şakır kanayan yaralarına merhem bi anlatı olarak da görebiliriz bunları.

Özerklik nasıl kaybolur?
Toplumsal yaşama uyum bize duygusal ve sosyal bir güven verir. Ancak toplumun güç algısındaki ve çaresizlik &acı duygularına yaklaşımındaki yanlış temeller bizi bedensel duyularımızdan uzaklaşmaya meylettirebilir. Bedensel duyuların kaybı doğrudan bizim kendi gereksinmelerimizle olan bağımızı keser. Algı ve davranışlarımız böylece sahip olmak ve itaat ettirmek ile güdülenir. İnsan sonunda kendine ihanet etmiştir. Özgür olmayı değil güçlü olmayı istemesi ve bunu özgürlük sanması bundandır.

Görmek, hissetmek, incelemek, keşfetmek, sevmek, bağ kurmak, kendini yaşamak canlılığı varken insan, sahip olmak hükmetmek, savaşmak, korkmak, ihtiyaçlarını bilememek, inkar etmekle geçirirse ömrünü, bu ihanet olmaz mı? İhanet illa dışardan mı gelir?

İnsan kendi yaşamına, kendi gereksinimlerine duyarlılığını kaybettiğinde toplumda hatrı sayılır bir güce, desteğe, hayranlığa, korkuya sahip olabilir. Ki başta onu ezen otoriteyle özdeşleşerek yapar bunu.

Peki bunlar olurken insanın içinde neler oluyormuş?
İnsan bazı zayıf addedilen duyguları tatmak istemez ve kendisinde bunlarla yüzleşmek istemez. Çaresizlik ve acı kitapta vurgulanan duygulardı. Ortada bir duygu varsa en son yapılacak şeydir duygu yokmuş gibi davranmak. Fakat bizler de öyle alışığız ki: Korkma, sakin ol, sinirlenme, öfkelenme, acı çekme, utanma, sıkılma, ağlama, kederlenme, umutsuzluğa kapılma, şaşırma.... daha neler neler. Herkes ve biz de kendimize duygularımızı hissetmemek için telkin veriyoruz. Bunun nasıl bir sonucu olabilir diye düşündüğümüzde de, artık insan kendi duygularından öyle şüpheye düşüyor ve utanıyor ki, güvenecek ve telkin edildiği gibi bizi güçlü hissettirecek ve onaylayacak başka bir alan arıyoruz kendimize. Gönül ister ki hepimiz kendi gerçekliğimiz uğruna mücadele edelim çünkü hepimiz az çok bundan hasar gördük.

Güç nedir? İnsan güce neden ihtiyaç duyar?
Bunların tanımı elbette kültüre ve kişiye özel anlamlar taşır özellikle insanın çok da bilincinde olmadığı. Ama belli ki toplumlarda çoğu insan iktidarı, hakimiyeti, sahip olmayı, sözde başarıyı güç olarak tanımlayabilir. Benim kitaptan anladığım kadarıyla ise güç pek de elde edilen bir şey değil, zaten az önce saydıklarımın tamamen dışında, kendi duygularını hissedebilme, kendi varlığını yaşatabilme ve kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme diyebilirim.

İşte peki bizim çarpık güç anlayışımız kadın erkek ilişkisi başta olmak üzere nasıl bir filtre sağlıyor bize hayatta?
1 Kadın erkeğe, erkek kadına sahip olmak istiyor. Türlü kurnazlıklar, sahiplenmeler, nesneleştirmeler, üzerinde hak iddia etmeler, kıskançlıklar, aşağı ve değersiz görmeler, dahası gerçek sevgi bağının kurulamayışı, samimiyetsizlik, boşluk, kocaman bir öfke, hayatın bir elde etme savaşına dönmesi. İşte bunlar bu güç kavramıyla bağlantılı.

Arno gruen Çaresizlik, korku ve ümitsizlik duygularından kurturmak için neredeyse hepimizin başarı, fetihler ve büyük işler yapmayı düşündüğümüzü söylüyor. Bu yüzden soruyorum: eğer bizi çaresiz, korkmuş, utanmış, öfkeli ve diğer tüm olumsuz ve kaçınılması gereken olarak kabullenilen duygularımızı duyabilmeyi ve yaşayabilmeyi rahatça yapabilseydik bu nasıl bir deneyim olurdu? Yanlışımız karşısında utanmayı daha derin bilir, yaralı bir kuşa daha anlamlı üzülür müydük? Ya da başarısızlığın verdiği zayıflıktan kaçmak yerine tatmin olmayı, heyecanı ve güveni hissetmez miydik? Sözde gücümüz sayesinde hissettiğimiz sözde özsaygımızın benliğimizin ormanının katledilip üzerine dökülen beton olduğunu mu görürdük?

Farket ki davranışlarımızla gereksinmelerimiz arasında hiçbir ilişki kalmayınca bizler otantikliğimizi kaybediyoruz, yaratıcılığımızı ve benliğimizi de kendimizle doğrudan bir ilişki kurmamız zorlaşır, önce kendimize sonra başkalarına yabancılaşırız. Ve askerler barış getirmek için savaşır cümlesine inanabilen biri oluruz Eylemin amacı eylemimizle kesinlikle örtüşmez.

Eğer buraya kadar okuduysanız, geribildirim vermekten, kavramlarla alakalı soru sormaktan, burda yazılanların sizde yarattıklarını paylaşmaktan geri durmayın. Buranın buna ihtiyacı var zira (rumeysa) 
Bu kitap harika dostum! diyesim geldi...

İçinde psikoloji, sosyoloji, tarih, edebiyat ve bilime dair birçok konuya rastlayabileceğiniz nadir kitaplardan.

George Orwell, Kafka gibi son dönemlerde birçok insanın okuduğu yazarlar; Stalin ve Hitler gibi tarihte bilinen ve bir o kadar da tartışma yaratan devlet adamlarından bahsediyor kitap ama inanın farklı yönleriyle ele alınıyor.

Özellikle kadın erkek ilişkisi ile igili verilen kısımlar o kadar yerinde ki...
Kadınlarla ilgili ayrı, erkeklerle ilgili ayrı güzel yorum ve tespitler sonrasında da bu iki insanın arasındaki ilişkilerle ilgili inanılmaz yerinde tespitler...

Bazen kadını ve kadının davranışlarını eleştiren yazar bir erkek olmasına rağmen hemcinslerini çok daha fazla tenkit etmiş. Alıntıları takip edenler anlamıştır :)

Toplumda "Erkek güçlü olmalıdır." yargısından dolayı erkeğin çıkmaza girdiği sürekli kendini kanıtlamaya ve güçlü göstermeye çalışması fakat bunu kendine bile itiraf edemediği için baş ağrıları çektiğini anlatıyor kitap.

Tabii ki sadece bunu anlatmıyor, o kadar farklı ve çok konu var ki içinde. Ben özellikle ilgimi çekenlerden bahsediyorum. :)

Bir kıza anne ve babasının ceza olarak köpeğini öldürmesi gerektiğini söyleyip bir mezar kazdıklarında ve kızın eline bir tabanca verdiklerinde kızın kendini öldürmesi... Yani yazar aile ilişkileri, yanlış ebeveynler ve yine yanlış çocuk eğitimine de değinmiş kitapta.

Ödipus kompleksi nedir? Sorusuna da her boyutuyla ve örneklerle açıklık getirmiş.

İnsan davranışları ve nedenleri, erkeklerin güçlü olma istemi,kadının çocuk yetiştirmedeki yanlışları gibi birçok konu mevcut.

Her sayfada mutlaka önemli bir şeyler oluyor ve altını çize çize okuyorsunuz.

Eğer ebeveyn veya eğitimci iseniz mutlaka ama mutlaka okumalısınız. Değilseniz psikolojiye, sosyolojiye ilginiz varsa yine mutlaka ilginizi çekecektir diye düşünüyorum.

İyi okumalar herkese :) (Begüm) 
'Bir erkeğe veya bir kadına, altında kendini kandırış yatan bir şey için nasıl hayranlık duyulabilir?' s:101

'Kendimizi, kusursuz bulduğumuz güçlü bir insanla özdeşleştirdiğimizde hiç kimse bizi bulamaz. Çünkü yok oluruz!' s:102

Gruen, fikrimce bu kitapta insan kendiliği hakkında esaslı bir arkeolojik kazı yapmış, yetmemiş hepsini ayrı ayrı izlerini sürmüş; aileden kültüre, kültürden evrensele doğru.
Kitapta her insan için bişeyler var. Ağzına kadar tıka basa dolu.

Neden? Nasıl? Sebebi? gibi sorulara geniş perspektiften bakmış. Bu zihni seviyorum. (DeliBilge) 
--reklam--
Kendine İhanet PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Arno Gruen - Kendine İhanet kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kendine İhanet PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Arno Gruen Kimdir?
Arno Gruen, 1923 Berlin doğumlu Alman psikolog ve psikanalist.

Eğitim: New York Şehir Koleji
--reklam--
Arno Gruen Kitapları - Eserleri
Empatinin Yitimi
Normalliğin Deliliği
Kendine İhanet
İçimizdeki Yabancı
İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar
Demokrasi Mücadelesi: Radikalizm, Şiddet ve Terör
İtaate Karşı
Soğuk Akla Karşı
Terörizme Karşı
Hayattan Yabancılaşmış
--reklam--
Arno Gruen Alıntıları - Sözleri
Vicdanı olmadan vicdandan söz ediyordu. (Demokrasi Mücadelesi: Radikalizm, Şiddet ve Terör)
Kendine özgü bir kimliği olmayan bir insan için sürekli onaylanmaktan, kendisi için "iyi adamdır" denilmesinden daha önemli bir şey yoktur. (İçimizdeki Yabancı)
Gelişimi Marx tarafından teşhis edilmiş olan mevcut sorunumuz, insanların ihtiyaçlarının ötesine geçen ve onları ekonomik ve kişisel temellerinden mahrum bırakan küreselleşmedir. (Terörizme Karşı)
İtaat ve soyut düşünme, empati kabiliyetini zayıflatır. (Soğuk Akla Karşı)
Çevrebilimciler uzun süredir, Batı dünyasındaki insanların doğanın bir yılda üretebildiğinden 1,5 kat daha fazla kaynak kullandıkları konusunda uyarıda bulunuyor. Fakat ne elitler ne de ortalama vatandaşların çoğu bu konuyu dikkate almaz, çünkü keder ve acı ile ilişkisi olan her konu kötülük olarak görülüp baştan savılır. (Soğuk Akla Karşı)
Siyasi liderlerimiz intikam için vaaz verir ve bu şiddet ve ölüm arayışı hastalığının gerçek sebeplerini göremezler. Ve tam aksine, tıpkı terörist suikastçiler gibi, öldürmeyi yegâne çözüm olarak görürler. (Terörizme Karşı)
Öfkelerini saldırgan davranışa çeviremedikleri durumda kendilerini zayıf olarak nitelendiren insanlar da mevcuttur. (Terörizme Karşı)
Anne baba sevgisi, kendini kabul ettirmek için boyunduruk altına girmeyi ve bağımlı hale gelmeyi gerektirir şekilde ortaya çıkarsa, topluma uyum bir çeşit itaat sınavı haline gelir. Bunun sonucunda doğan istekler, gerçek duyguların kaybına yol açarak, insanı kendi kötülüğünün kaynağı haline getirmektedir. (Kendine İhanet)
Her birimiz orijinal doğduk ama kopya olarak öleceğiz.

Edward Young (İtaate Karşı)
"Eğer kendini bir başkasının düşüne kaptırırsan sonuçlarını göze almalısın." (Demokrasi Mücadelesi: Radikalizm, Şiddet ve Terör)
... kadınların geçmişte genel ekonomiye erkeklerden daha az katkıda bulunduğunu varsaymak için elimizde hiçbir neden yoktur... Buradaki ironi, kadınların vejeteryan temel besin maddelerini toplamak için deri bir çantadan ve kazmak için sopadan başka bir şeye ihtiyaç duymamasında, ve korunamadığından dolayı kazı sırasında bu araçların hiçbirine rastlanmamasında yatar. Bununla birlikte, erkeklerin karmaşık avlanma donanımları ok uçları, zıpkın ve bıçak şeklindedir. Bu sebeple tarih öncesi meskenlerin yorumunda hem vejeteryan beslenmenin hem de kadınların topluma ekonomik katkısının küçümsenme eğiliminde olduğu gözlemlenebilir. (Soğuk Akla Karşı)
Gerçek dünyada insani değerlerin yitimine katlanamayanlar "deli" kabul edilirken insani köklerinden kopmuş olanlar "normal" olarak onay bulur. (Normalliğin Deliliği)
İşbirliği yapmaya hazır olma durumu anne ve çocuk arasındaki sağlıklı be empatik bir bağdan kaynaklanmaktadır. (Soğuk Akla Karşı)
Sevgisiz bir varoluşun katlanılmazlığı, insanların, sahte sevgiye dayalı manevralar yapan demgogların vaatlerine kapılmalarına neden oluyor. Gerçek sevgiye asla katlanmadığımız ve kendimizi çocukluğumuzdan beri kandırmaya alıştığımız sahtesinin peşinden gittiğimiz için bunlar başarılı oluyorlar.
 Gerçek sevgiden, bizi, başta anne sevgisi olmak üzere anne-baba sevgisinin yetersizliğinin üstünü en başından beri örtmüş olduğumuz gerçeğiyle karşı karşıya bırakacağı için korkuyoruz. Kendimizle ve dünyayla gerçekçi biçimde başa çıkmaktaki yetersizliğimizin kaynağı burada yatıyor. (İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar)
Siyasi liderler, nüfusun çoğunun içsel mağduriyetlerini kendi hâkimiyetleri için kullanır. (Terörizme Karşı)
Başkasının hükmü altına girmek güya bizi kendiliğimize götürecekmiş! Bu öyle bir çeliş­ki, öyle bir dehşettir ki, kendiliğin çözülmesini yaşamın hedefi haline getirmektedir! Bizi ezenlerin işine yara­maktadır, çünkü bu "idealizm" ve "büyüksenmek" ar­zusunun altında özerkliği yaralanmış bir çocuğun bi­rikmiş öfkesi yatmaktadır. (Kendine İhanet)
Yalanlar sahici görünmeliydi! (Empatinin Yitimi)
Olağanüstü bir şekilde senin gözlerinde
Kendimi olurken gördüm. (Kendine İhanet)
Yanlış tanrılar, içi boş kahramanlar (İtaate Karşı)
İnsanlığı en fazla küçümseyenlere hayranlık duyar ve boyun eğeriz. (İhanete Uğrayan Sevgi - Sahte Tanrılar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kendine-ihanet-arno-gruen-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)