# Kendini Savunan İnsan - Erich Fromm Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kendini Savunan İnsan kimin eseri? Kendini Savunan İnsan kitabının yazarı kimdir? Kendini Savunan İnsan konusu ve anafikri nedir? Kendini Savunan İnsan kitabı ne anlatıyor? Kendini Savunan İnsan PDF indirme linki var mı?  Kendini Savunan İnsan kitabının yazarı Erich Fromm kimdir? İşte Kendini Savunan İnsan kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kendini-savunan-insan-erich-fromm-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-29T19:00:09+03:00
- Güncelleme: 2022-05-29T19:00:09+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/29/erich-fromm-kimdir-erich-fromm-kitaplari-ve-sozleri-233888.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Erich Fromm 
 Çevirmen: Devrim Doğan Yüzer 
 Yayın Evi: İlya Yayınevi 
 İSBN: 9789756249734 
 Sayfa Sayısı: 275 
--reklam--
Kendini Savunan İnsan Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Erich Fromm, bütün kitaplarında ele aldığı "insan" anafikri etrafındaki düşüncelerini açık, anlaşılır ve akıcı bir dille bu kitapta da anlatmaya devam ediyor.

Kendimizle uyum içinde yaşadığımız sürece mutlu bir yaşama sahip olabiliriz.
(Arka Kapak'tan)
--reklam--
Kendini Savunan İnsan Alıntıları - Sözleri
Erdem, insanın kendi varoluşuna karşı sorumluluğudur. Kötü, insanın güçlerinin sakatlanmasından oluşur. Kötülük, (erdemsizlik), insanın kendisine karşı sorumsuzluğudur.
" Vicdan kendimizin yine kendimize karşı verdiği bir tepkidir."
Yaşam sanatında insan, hem sanatçı hem de sanatının objesidir.
İnsanın yanında büyük sözler söyleyenler değil, yürekten sevenler kalır hep.
Yaşamak gibi, özgür olmak hakkına da
Yalnız onu her gün yeniden kazananlar sahiptir
Sevgi, bir zenginlik olayıdır. Sevginin öncülü ise, onu verebilecek bireyin gücüdür. Sevgi, üreticiliktir. Bir başka insanı sevmek, yalnızca bu içsel güçten doğduğu zaman bir erdemdir.
İnsan, yaşamaya mecburdur.
Biz, kendimizin sahibi değiliz.
Bizler, bir araçlar ağı içine düşmüş ve erekleri gözden yitirmiş bulunmaktayız. Müziğin ve yazının en güzel örneklerini evlerimize getirebilecek radyolarımız var. Ama bunun yerine dinlediklerimiz büyük ölçüde özetleyici magazin düzeyinde değersiz şeyler ya da zeka ve beğeniyi aşağılayan reklamlar. İnsanın şimdiye değin sahip olduğu en görkemli araçlara ve gereçlere sahibiz. Ama bir an için durup da onların neye yaradıklarını sormuyoruz.
«Kendi ben'im
Tutkular, istekler, emellerle silahlandırılmış
Bir ordu demektir.
Benim kendi kendim.
Umutlar, istekler ve korkulardan
Bir denizdir.
Gerçekte o, göğsümü kabartan
beni iliklerime kadar uyaran
ve benim 'ben' olduğumu,
Ve ben olarak yaşadığımı
Ortaya çıkaran herşeydir.»
İnsanın kutsanması olan us, aynı zamanda onun lanetidir de,
İnsan, yalnızdır.
İnsan, başka hiç kimseyle özdeş olmadığı, eşsiz bir varlık olduğu ve ayrı bir varlık olarak kendi bilincine vardığı ölçüde yalnızdır.
Kendi kendinize ışık olun. Yalnız kendinize
güvenin. Biricik ışık olarak Kendi içinizdeki
doğruluğa inanın.
"İnsan, yalnız karnını doyurarak yaşayamaz."
--reklam--
Kendini Savunan İnsan İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Fikrinizi geliştirecek, düşünme yeteneğinize katkı sağlayacak ve insan üzerine söylenmiş bir çok sözleri daha anlaşılır bulacağınızı düşündüğüm bir kitap.Kişiliği, bir bireye özgü olan ve bireyi eşsiz kılan, doğuştan getirilmiş ve sonradan kazanılmış tinsel niteliklerin tümü olarak tanımlıyor.
"Bir canlının ilk «ödevi,» canlı olmaktır.
«Canlı olmak», dingin değil, devimsel bir kavramdır. Bir canlının varlığını ve özgül güçlerini açıp ortaya koyması bir ve aynı şeydir. Özgül yeteneklerini gerçekleştirmek, bütün canlılarda doğadan gelen bir eğilimdir, bu nedenle, insanın yaşam amacı, onun kendi güçlerini, doğasının yasalarına uygun şekilde ortaya koyması olarak anlaşılmalıdır."
"İnsan, yalnızdır. Ama o, aynı zamanda bağlantıları olan bir varlıktır da. İnsan, başka hiçkimseyle özdeş olmadığı, eşsiz bir varlık olduğu ve ayrı bir varlık olarak kendi bilincine vardığı ölçüde yalnız" (Denizipekaysl) 
Erich Fromm bu kitabında da insanı merkezine alıyor ve insan doğasını anlamaya koyuluyor. İnsanın toplumsallaşma sürecindeki ahlaki ve vicdani sorunlarını inceliyor, evrensel düşünen insan olabilmemiz için gerekli koşulları açıklıyor. Kavramsal olarak düşündüğümüzde bu kitap; ideal insana ulaşmak için gerekli koşulları, insanın yıkıcı yanlarını ve üretken güçlerini, kişiliğin gelişmesine etki eden koşulları, bencillikle kendini sevme arasındaki farkları, ahlak türlerini, vicdan türlerini, karakter tiplerini, üretken kişilik kavramını, insanların eğilim türlerini, haz kavramı ve türlerini analiz ediyor. Erich Fromm'a göre kapitalist üretim ilişkileri insanı manevi varlığından koparmış, onu araçsallaştırmış ve pazarda alınıp satılan bir mal haline getirmiştir, insan kendisine, topluma ve doğaya yabancılaşmıştır. Yazara göre bu sorunların çözümü insancıl insan ilişkilerinde, sevgide ve evrensel insan modelindedir. (Erol Tekel) 
Bu kitap okunmalı: 21 temmuz’da Eminönü’de İstanbul Kitapçısının önünde oturuyorum, orada çay içerken Oruç Aruoba’nın Doğançayın Çınarları adlı şiir kitabını okuduktan sonra buna aldım hemen mağazadan. Ve öyle bir efsane anlatım, süperdi. İnsan okudukça evet bende bunlar var gibi bir çıkarım yapmakta. Süperdi ya insanın en basit “aman ne olacak" dediği her
şeyin temelinde ve bunu düşündüren temelde - bir
hareket veya huy diye nitelendirdiğimiz ne varsa
aslında bunların bizim (kendiliğimize) sonradan
törelbilinç (yani aile, toplum) baskısı veya baskı
denmese bile naif iyiliksever yönlendirmeleriyle
bizlerin bu tür davranışları “doğru" kabul etmemizle ki;
çocuklukta büyükleri taklit etmek yaygındır, bunların
tümüyle de artık kişilik, karakter yani özyapı / oluşumu
ailelerimizin ya da toplumun istenci üzerine bizde
oturtulmuş olur. Yani sadizm denilen şey/ sadece
cinsellik anında partnere sert davranmak değil; birine
“sen bunu yapma, çünkü böyle yapman iyi değildir"
dendiğinde bile bu iyi değildir kısminın aslında
çocukluğumuzda bize yansıtılmış olan “iyi değildir"
olmasından kaynaklı şimdi de bizim insanlara karşı
“kendi istediğimiz biçimde davranmalarını istememiz"
usdışı sadistliği doğurmaktadır. (akıldışı olmasının
sebebi; kendi aklımızla düşünmeyip (bize dayatıldığı ve
karakterimizde yer ettiği gibi) pratikleşmiş temel
öğretiyi insanlara dayatırız. Bu da onlar üstünde yetkeci
bir baskı oluşturmuş olacağı için (birine bence buradan
yürü demek, bence şöyle yap demek) aslında gizil bir
sadist baskıdır. (okuyanabi) 
--reklam--
Kendini Savunan İnsan PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Erich Fromm - Kendini Savunan İnsan kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kendini Savunan İnsan PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Erich Fromm Kimdir?
Erich Fromm (23 Mart 1900, Frankfurt - 18 Mart 1980), Musevi kökenli Almanya doğumlu Amerikalı ünlü bir psikanalist ve sosyologdur. Ruh bilimine Marksist - Sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir.
Hayatı 

Heidelberg ve Münih Üniversiteleri'nde toplum bilim ve psikanaliz eğitimleri gördü. 1922 yılında Heidelberg Üniversitesi'nde doktora öğrenimini tamamladı. Münih'te ruh hekimliği ve ruh bilim üzerine ek incelemeler yaptıktan sonra, Berlin Psikanaliz Enstitüsü'nde eğitim gördü ve 1931 yılında mezun oldu.
30'lu yılların başlarında Almanya'da Nazi hareketinin güçlemesi nedeni ile İsviçre'nin Cenevre şehrine yerleşti. 1933 yılında Chicago Ruh çözümleme Enstitüsü'nden aldığı davet üzerine Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. 1934 yılında , 1938'e kadar kadrosunda bir uzman olarak görev aldığı Frankfurt Toplumsal Araştırma Enstitüsü ile birlikte New York'a taşındı. Özel çalışmalarını sürdürdü ve Columbia Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1946 yılında William Alonson White Ruh Hekimliği , Ruh Çözümleme ve Ruh Bilim Enstitüsü'nün kurucuları arasında yer aldı. Yale Üniversitesi , New York Üniversitesi Bennington Koleji , Michigan Eyalet Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1949 yılında Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi'nden gelen bir profesörlük önerisini kabul etti ve tıp fakültesi lisansüstü bölümünde ruh çözümleme şubesini kurdu , 1965 yılında emekli olana kadar orada çalıştı.
Emeklilik yıllarını geçirdiği 1980 yılında İsviçre'de öldü.
Marxist ve sosyalist , insancıl dünya görüşünü benimseyen Fromm , batı kapitalizmi ve SSCB komünizmini reddetmiştir.
Biyofili hipotezine olan katkıları, evrimsel psikoloji konusundaki araştırmalara temel sağlamıştır.
Erich Fromm'un çalışmaları birçok dile çevrilmiştir.
--reklam--
Erich Fromm Kitapları - Eserleri
Kendini Savunan İnsan
Sahip Olmak ya da Olmak
Sevme Sanatı
Özgürlükten Kaçış
Barışın Tekniği ve Stratejisi
İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri
İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri (İkinci Kitap)
Freud Düşüncesinin Büyüklüğü ve Sınırları
Hayatı Sevmek
Sağlıklı Toplum
İtaatsizlik Üzerine
Özgürlük Korkusu
Sevginin ve Şiddetin Kaynağı
Umut Devrimi
Psikanaliz ve Din
Psikanalizin Bunalımı
Psikanaliz ve Zen Budizm
Rüyalar, Masallar, Mitler
Çağımızın Özgürlük Sorunu
Marx'ın İnsan Anlayışı
Yaşama Sanatı
Yanılsama Zinciri
Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum
Erdem ve Mutluluk
Cinsellik ve Cinsel Sapmalar
Tanrılar Gibi Olacaksınız
Olma Sanatı
Sigmund Freud’un Misyonu
İsa Dogması
İnsan Bilgisi ve Hümanist Planlama
Çağdaş Toplumların Geleceği
Psikanalize Yeni Bir Bakış
Toplumsal Bilinçaltının Araştırılması
Dinleme Sanatı
Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları
İnsan Olmak Üzerine
Çağımızda Kişilik Sorunu
İnsanlık Başarabilecek mi?
Die Kunst des Liebens
Kendini Savunan İnsan - Ahlak Felsefesinin Psikolojisine İlişkin Bir Araştırma
Psixoanaliz ve Din
Liebe, Sexualität und Matriarchat
--reklam--
Erich Fromm Alıntıları - Sözleri
Ama eğer yaşamıyorsam nasıl erdemli olabilirim? Ve eğer hiçbir şeyin bilincinde değilsem nasıl iyi bir törelbilincim olabiillir? (Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum)
Peygamber hakikati vahiy eder, Lao-tse ve Buda da böyle yapmıştı. Ancak peygamber aynı zamanda siyasal bir liderdir, siyasal eylem ve sosyal adaletle çok yakından ilgilenmektedir. (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
"... anaerkil ilke; hayat, birlik ve huzurdur... anaerkilliğin ilkesi evrenselliktir." (Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları)
Cinsel sevgi iki kişilik yalnızlıktır. Oysa sevdiği kişide insan tüm insanlığı, yaşayan ne varsa hepsini sever. (Sevme Sanatı)
Verilen şey yitirilmez, tam tersine sıkı sıkıya tutulan şeylerdir biten ve yok olanlar. (Sahip Olmak ya da Olmak)
İnsanlar yeni tanıştıkları kişiler hakkında ilk anda çoğunlukla doğru olan görüşler elde ederler ve o esnada oluşan karmaşık bireysel işleyişlerin de hiç farkına varmazlar. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
Bugüne değin herhangi bir sıradan insandan bile daha az sevme yeteneğine sahipmiş gibi görünüyordun. Bu aşk nasıl olabiliyor? Madem bu kadar aşıksın, kadının fikirleriyle çelişen ilkelerinden neden vazgeçmiyor, fedakarlık yapmıyorsun? Neden daima kendinden ve kendi kaderinden söz ediyor, ama sevdiğin kadının duygularına pek aldırmıyorsun? (Yanılsama Zinciri)
"Bütün dünyayı yargılayan adil olmalı." (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
Yoksa zihinsel olarak 20.yüzyılda ama duygusal olarak taş devrinde mi yaşıyoruz? (İnsan Olmak Üzerine)
Erkek kibri neler yapabileceğini, hiçbir zaman başarısız olmayacağını gösterir. Buna karşı kadınlara özgü kibir esas olarak cezp etme ve kendi kendine cazip olduğunu kanıtlama ihtiyacından kaynaklanmaktadır. (İsa Dogması)
Biz neden her ay yeniden âşık olmuyoruz ? Çünkü her ayrılıkta , yüreğimizden bir parça da birlikte ayrılıp gidiyor . Biz neden herkesle arkadaş olmuyoruz ? Çünkü onun kaybı ve mutsuzluğu da bizi derinden etkileyecektir . (Sigmund Freud’un Misyonu)
“karakter insanın kaderidir”. (Çağımızın Özgürlük Sorunu)
Özgür insan ölümü, her şeyden az düşünür; onun bilgeliği, ölüme değil yaşama yoğunlaşmasından doğar (Sevginin ve Şiddetin Kaynağı)
Insan bir nesneye dönüştürülüp nesne gibi yönetildiğinde onun yöneticileri de nesne haline gelir; nesnelerin iradesi yoktur, vizyonu yoktur, planı yoktur. (İnsanlık Başarabilecek mi?)
... canlı bir varlığı acıya tahammül etmeye zorlamaktan daha büyük bir güç gösterisi yoktur. (Cinsellik ve Cinsel Sapmalar)
İnsan nesnelliğini ne ölçüde geliştirirse, gerçeklikle ne ölçüde ilişki kurabilirse, ne denli olgunlaşırsa, içinde rahat edebileceği insancıl bir dünya yaratmaya o denli yaklaşmış olur. (Sağlıklı Toplum)
“Geçmişe yönelik tutum minnettarlık, âna yönelik tutum hizmet, geleceğe yönelik tutum sorumluluk olmalıdır.
Zen’de yaşamak … yolunuza çıkan her şeyi ekonomik ve ahlaki açıdan eksiksiz kullanmak demektir.
Zen’in amacı … eksiksiz bir emniyet ve korkusuzluğa erişmek, esaretten özgürlüğe ilerlemektir.
Zen … akıl değil karakter meselesidir, bu da Zen’in yaşamın ilk prensibi olarak iradeden doğması demektir.” (Psikanaliz ve Zen Budizm)
Artık yabancılaşma yalnızca el emeği ile çalışan insanlarda görülmüyor; yabancılaşma memurlar, pazarlamacılar ya da profesyonel yöneticiler arasında bile hızla yayılıyor. Hatta bunlar belki de basit bir ustabaşından daha çok yabancılaşmış insanlardır. Çünkü bir ustabaşının emeği, yine de beceri, güvenilirlik ve benzeri kişisel özelliklere bağlıdır. Yetenekli bir ustabaşı; kişiliğini, gülümseyişini ve kendi fikirlerini, demin saydığımız insanların aksine, iş sözleşmeleri nedeniyle satmak durumunda değildir. Öte yandan, insanları ve toplumsal değerleri (simgeleri) etkileyip bunları yönlendirmekle görevli kişiler, kendilerini işverenlerine yalnızca becerileri için satmaz. Ayrıca onlardan uyumlu ve "istenilen kişilik tipi"ni taşımaları, rahat yönlendirilip etkilenebilir olmaları da beklenir. İşte bunlara, "örgütlenmiş (organize edilmiş) insanlar" diyoruz. Bu insanların kendilerine özgü belirli bir idealleri yoktur; idealleri, çalıştıkları şirketlerin çıkarları ve idealleri ile aynı olmuştur. Günümüzde bir el emekçisi ile bir masa başı emekçisinin (çalışanının) tüketim kalıp ve davranışlarında bir benzerlik görülmektedir. Çünkü bu insanların hepsi tek bir arzuyla yanıp tutuşmaktadır. O da, daha yeni eşyalara ya da piyasaya çıkan en son şeylere sahip olmak ve bunları kullanıp tüketmek arzusudur. Bu insanlar; edilgen, kabul edici ve tüketicidir. Onlar, yapay olarak yaratılan ihtiyaçlarını tatmin eden eşyaların buyundurukları altına girmiş olan güçsüz insanlardır. (Marx'ın İnsan Anlayışı)
Ve ilerleyen yaşımızla beraber, hayret etme yeteneğimiz de giderek azalır. Genelde önem verdiğimiz husus, her zaman en doğru cevabı vermektir. Ama doğru soruları sormayı bilmek, sanki daha az önemsizmiş gibi gelir bize. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
" Çoğa sahip olabilen değil de, çok şey olabilen insan, bütünüyle gelişmiş ve gerçekten beşeri olan insandır." (Çağımızda Kişilik Sorunu)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kendini-savunan-insan-erich-fromm-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)