# Kesik Bir Baş - Iris Murdoch Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kesik Bir Baş kimin eseri? Kesik Bir Baş kitabının yazarı kimdir? Kesik Bir Baş konusu ve anafikri nedir? Kesik Bir Baş kitabı ne anlatıyor? Kesik Bir Baş PDF indirme linki var mı?  Kesik Bir Baş kitabının yazarı Iris Murdoch kimdir? İşte Kesik Bir Baş kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kesik-bir-bas-iris-murdoch-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-07-08T03:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-07-08T03:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/07/08/iris-murdoch-kimdir-iris-murdoch-kitaplari-ve-sozleri-264335.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Iris Murdoch 
 Çevirmen: Serdar Rifat Kırkoğlu 
 Orijinal Adı: A Severed Head 
 Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları 
 İSBN: 9789755395302 
 Sayfa Sayısı: 270 
--reklam--
Kesik Bir Baş Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Özgürlük, insanın yalnızca kendi irade gücünü ortaya koyması, onu gerçekleştirmesi değildir. Özgürlük daha çok bizim başkalarının varlığını tasarlayabilme gücümüz, başkasını başkası olarak kabul edebilme yeteneğimizdir" diyen Murdoch, dünya edebiyatının önde gelen yazarlarından kabul ediliyor. Romanlarında daha çok polisiye romanlarda görülen gerilimi başarıyla kurgulamasının yanısıra, felsefi ögeleri de kullanan Murdoch Kesik Bir Baş'ta "evlilik kurumu"nu merkez alarak "ahlak" kavramını sorguluyor. Okuru, hemen her şeyin olabileceği bir beklenti içine sokarak üç kadın ve üç erkeğin birbirleriyle girdikleri "çokeşli" ilişkiler çerçevesinde sadakat, yalancılık, ensest dürüstlük vb. kavramları mizahi bir dille tartışıyor. Roman okumanın kimi zaman "keyif ülkesinde gezinmek" anlamına geldiğini kanıtlayan bir metin. "Felsefe ile hikâyeyi çok özgül bir biçimde buluşturması onun sanatının özelliği ve başarısı. "Kesik Bir Baş" ise, Murdoch'un belki de en tipik romanı."Nazan Aksoy/Milliyet Sanat Murdoch bir detay ve atmosfer yazarıdır. Bütün romanlarında her bir sahne, bir polis romanı gibi düzenlenmiş, konumlanmış ve anlatılmıştır. Güven Turan/Çerçeve
 

 
--reklam--
Kesik Bir Baş Alıntıları - Sözleri
Bir aşktan kopmak birisinin ne kadar hoş olduğunu unutmak meselesidir.
Platona inanacak olursak, insanları özgürleştirmeye gücü yeten birinin onları köleleştirmeye de gücü yeter.
Sanırım aşk,çabucak doğduğu gibi çabucak da bitebilir ve iyi biten herşey iyidir.
Platon'a inanacak olursak, insanları özgürleştirmeye gücü yeten birinin onları köleleştirmeye de gücü yeter.
Hiç kimse, hiç kimse için önemli değil..
İnsanın evlilikte bir yere varması gerekmez .Ortaklaşa kullanılan bir taşıt değildir evlilik.
" Ruhunun derinliklerinde mutsuz ve kırgın olmalısın . Aslında senin gereksinim duyduğun şey şöyle iyice bir sövüp saymak . "
"Bir kişiyi yitirmek, onun yalnızca kişiliğini değil, bütün yaşam tarzlarını, kişiliğinin dışsallaştığı tüm belirtileri de yitirmektir."
Ne var ki, hayatta her şeyin bedelinin ödenmesi gerekir ve aşkın bedelini de ödemek gerekiyor..
Aşkın aşırısı her şeyle beslenir.
" Daha açıkçası , düşünmek için zamana ; daha da açıkçası hissetmek için zamana gereksinimim vardı . "
" Hemen hemen her evlilikte bir bencil olan bir de olmayan taraf vardır. Hep isteklerde bulunan kişi ile hep boyun eğen kişinin oluşturduğu bir kalıp yaratılır ve bu kalıp çok geçmeden katılaşır . "
İnsanları özgürleştirmeye gücü yeten birinin onları köleleştirmeye de gücü yeter..
"Platon'a inanacak olursak,insanları özgürleştirmeye gücü yeten birinin onları köleleştirmeye de gücü yeter."
Ama en hızlı şeyler çoğu kez en emin şeylerdir.
--reklam--
Kesik Bir Baş İncelemesi - Şahsi Yorumlar
GÖRÜNÜRE ALDANMAYIN;: Yazarın anlatmak istediği bir şeyler var dedim kitabı okurken ve bitirdikten sonra...

1001 kitap arasında mutlaka okunması gereken bir kitap olarak dünyaca benimsenmiş bir eser sırf konusu dram olduğu ve aşkı bu derece basite indergeyecek şekilde anlatılmasından dolayı değildir diye düşündüm.Düşüncelerim de haklı çıktım....

Derin anlatım,verilen özel mesajlar ve alt metinler vardı eserde...

Yazarı ilk kez okudum fakat yazarın okuyucuya anlatmak istediğini anlamak istedim ve başarılı da oldum.Öyle düşünüyorum.

Felsefe kokuyor tabii kii eser buram buram....

Kant' dan ve Platon'dan etkilenerek ahlak ve iyiliği kurguyla birlikte anlatma şekli,Freud'un yöntemlerini eserde çok rahatlıkla hissedebiliyoruz.

Ters geliyor elbette bu kadar iyilik,iyilik yaparken ahlaksız davranışlar ve gerçeklikle düş arasında gidip gelmeler. Okuyucuyu şaşırtıp ters düz ediyor fakat düşündürüyor da.

Öyle ki bölüm bölüm şaşırmakla kalmayıp okuru düşündürmeyi de başarmış yazar...

Ve kitabın adı "Kesik Baş" boşa değil bu adın konulması.Kesik Baş metaforunu okuyucuyu sıkmadan eserin içine ara ara farklı yerlere serpiştirmiş yazar, bunu yapmasında ki amaç da bence, düşünmeye teşvik etmek için,araştırmaya yönlendirmek için...

Başardın canım yazar...Bu sayede bilgi ile doldum yine Yunan Mitolojisine,Medusa hikayesine gittim.Ne güzelde oldu.

Okuyacak olan dostlar,eser görünürde yalan rüzgarı dizisi gibi gözükse de değil.Derin bir kitap felsefi düşünürlerin savundukları düşüncelerle dolu.

Keyifle okuyun. (Bahar Esen) 
Öyle garip bir kitap okudum ki ben ne okudum şimdi dedirtti bana. Alexandre, Martin, Palmer 3 erkek karakter Antonia, Georgie, Honor 3 kadın karakter ve hepsinin birbiriyle ilişkisi var. Yani 9 ilişki oluyor kitap boyunca. Ensest var, Aldatma var, Aldanma var. Buna rağmen seni de seviyorumlar ortada uçuşuyor. Herkes birbirini tebrik ediyor. Herkes çok mutsuz ilişkisi sürmediği için ama aslında çok mutlu. Aslında o onu seviyomuş da ona ulaşamadığı için öbürüne yanaşmış.
Spoiler içerebilir...
Aldatan bir koca birgün aldatıldığını öğrenir. Karısı evliliklerinin monotonlaştığını kendisinin bir anne, kocasının ise bir çocuk olarak görünen bir evlilik olduğunu söyler. Ve aldattığını itiraf eder. Aldatan kocanın da aldattığı ortaya çıkmadan, Kimse öğrenmeden hiçbir suçluluk duygusu yaşamaz. İlişki ortaya çıkınca da iğrenç olduğunu düşünmeye ve suçluluk duymaya başlar. Böyle böyle bir ilişkiler yumağı ve ilişkilere değişik, samimi ve normal karşılanan bir bakış açısı... (Merve) 
Kesik Bir Baş, Iris Murdoch’tan okuduğum ikinci kitap. Aslında bu kadar kısa aralıkla aynı yazarı okumayı pek tercih etmem fakat Ağ ile Murdoch garip bir şekilde etkiledi beni ve yazarın başka bir eserini hemen okuma isteği duydum. Kesik Bir Baş’ta da Murdoch okurun karşısında yine felsefeci-yazar kimliğiyle çıkıyor. Bu kez Kant ve Platon’dan da etkilendiği iyilik ve ahlak konusundaki fikirlerini, Freud’un yöntemlerinden de faydalanarak, kendine has ironik şiirsel diliyle, adeta karikatürize etme noktasına getirdiği tesadüfler-şaşırtmacalarla hicivleştirdiği kurgusuna yedirerek aktarıyor. ‘Özgürlük’ ve ‘uygarlık’ ‘iyilik’ kisvesi altındaki ahlakla ilgili fikirlerini de, okurun ilgisini hep diri tutan kurgusunu da severek okudum. Murdoch, kişisel özgürlük nedir ya da ne olmalıdır, toplumdaki yazılı ve yazısız kurallar neden var ve olmasalardı ne olurdu sorularına sıradışı bir kurgu ve eğlenceli bir üslupla cevap vermiş. Sartre ve varoluşçuluğun izlerine rastlamak da mümkün eserde. Ağ’daki kadar olmasa da yansıma ve gerçeklik ilişkisine de değinmiş yine yazar; romanın başında karakterlerin okurda bıraktığı izlenim roman ilerledikçe fark ediyorsunuz ki ‘gerçek’ten bambaşka. Yine çok etkilendim. Kurgusunu ve yazarın tarzını herkesin sevebileceğini düşünmüyorum. Ancak beni çok etkiledi Murdoch, diğer eserlerini de okumaya devam edeceğim. (İpek Dadakçı) 
--reklam--
Kesik Bir Baş PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Iris Murdoch - Kesik Bir Baş kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kesik Bir Baş PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Iris Murdoch Kimdir?
Murdoch, 15 Temmuz 1919'da İrlandalı bir annenin ve İngiliz bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Evin tek çocuğu olan Muroch, dokuz yaşından itibaren yazmaya yöneldi. 1932'de Bristol'de genç kızların gittiği Badmington College'a başladı. Burada gecen altı yılın ardından, klasik edebiyat okumak üzere Oxford'daki Sommerville College'a kaydoldu. Üniversite yıllarında pek çok önemli şair ve entelektüelle tanıştı. Franz Steiner ile uzun süreli bir aşk yaşadı.

1938'de Iris Murdoch Komünist Parti'ye girdi. Klasik Edebiyat diplomasını aldı ve 1940'lardan sonra Londra'ya yerleşip Ekonomi Bakanlığına çalıştı. Komünistlerin siyasi tutumlarından hayal kırıklığına uğrayarak partiden ayrıldı. II. Dünya savaşının sonlarında Birleşmiş Milletler'de çalıştı. Belçika ve Avusturya mülteci kamplarında görev aldı. Bu görev için Avrupa'da yer aldığı sıralar Sartre ve Simone de Beauvoir ile tanıştı. Bu tanışma genel olarak felsefeye özel olarak da varoluşçuluğa yönelmesini etkiledi. Cambridge'de Wittgenstein'ın görev yaptığı Nevnham Üniversitesi'nde dersler alarak felsefe doktorasını aldı. 1948'de Oxford'da St.Anne College'da felsefe profesörü olarak göreve başladı ve 1963'e kadar burada çalıştı. Elias Cannetti'yle yakın ilişkisi oldu.

1954'te ilk romanını (Under the Net) yayınladı. 1956 yılında ise ölene kadar hiç ayrılmayacağı eleştirmen ve Oxford Üniversitesi İngilizce profesörü olan John Bayley ile evlendi. Çocukları olmadı. 70'li yıllardan itibaren felsefe yazıları yazmaya da yöneldi. 1996 yılından itibaren ortaya çıkmaya başlayan unutkanlıklarıyla birlikte hastalığı belirginleşti. 1997'de Bayley, karısının alzheimer hastası olduğunu açıkladı. Binlerce okuru ve hayran kitlesi olan yazar Murdoch kendi kitaplarının adını dahi hatırlayamıyordu. Kendi durumunun farkında olan ve bunu "çok kötü, sessiz ve karanlık bir yerde olmak" şeklinde tanımlayan Murdoch, 8 Şubat 1999'da Oxford'da alzheimer hastalığından dolayı öldü.

Romanları
Iris Murdoch ilk romanı Under the Net'ten (Türkçesi Ağ) itibaren edebiyat dünyasında dikkat çekti ve büyük bir hayran kitlesine sahip oldu. İçinde psikolojik temaların yer aldığı bir dedektif romanı olan bu ilk kitabında, aynı zamanda sonraki bütün romanlarında da görülecek olan varoluşçu felsefenin izleri belirgin olarak görülür. Romanın kahramanı Jack Donague bir tür Sartrecı kahraman olarak ortaya çıkmıştır. A Severed Head (Kesik Bir Baş) romanında ise Carl Gustav Jung'un psikanalitik teorisinin temeli olan arketipler teorisini kullandı ve çok etkili oldu. Bu kitap daha sonra tiyatro oyunu olarak sahnelendi. "Çan", "Kara Prens", "Deniz, Deniz" gibi kitaplarıyla Murdoch her zaman büyük bir ilgiyle karşılandı, birçok kez ödüllendirildi. 1978'de kendisine Booker Ödülü verildi. 60'lı yıllardan itibaren hemen her yıl bir kitap üreten Murdoch zamanının en üretken yazarları arasında sayıldı, ancak Murdoch'un romanlarında çok yazan ve çok okunan bir yazar olmanın ötesinde onu 20. yüzyıl edebiyatının en önemli isimlerinden biri haline getiren bir nitelik de her zaman kabul edildi. Murdoch, genel olarak romanlarında popüler polisiye ve gerilim roman teknikleriyle felsefi/kuramsal sorunları ortaya koyan bir yol izledi denilebilir. Onun roman kahramanları çoğunluk varoluşçu felsefecilerin ürettiği kahramanlara benzer, varoluşuyla ve yaşamıyla uyumsuz, sanatçı ya da sanatçı ruhlu, başarısız, hem kendileriyle hem de çevrelerindeki insanlarla sorunlu kişileri anlatır.

Bu kişiler karamsar, umutsuz, ikilemler içinde yol bulmakta tereddütlü, şaşkın, yanılgı içerisinde, yalnız ve tedirgin kişilerdir. Bu kişiler her zaman bir ağa yakalanmış, bir çemberin içine alınmış, kuşatılmış gibidirler. Bunların çoğu zaman modern bireyin bazı açmazlarını sergilediği söylenebilir. Hemen her kitabında Murdoch psikolojik gerilim ögesini ya da psikolojik diğer ögeleri kullanır. Bunun yanı sıra yaşam-sanat, cinsellik-aşk, aşk-özgürlük, din, evlilik, platonik-erotik aşk, yalnızlık, rastlantısallık, öteki insanlarla ilişkiler gibi meseleler sürekli olarak olayların akışı içerisinde değerlendirilir. Edebiyat Murdoch'a göre etik meselelerin ve insansal ilişkilerin karmaşasını değerlendirmek bakımından daha elverişli bir alandır. Murdoch'un romanlarında bu temalara bağlı olarak umutsuzluk ve ironi derinden işleyen temalar olarak sürekli kendisini hissettirir. Zaman zaman kara mizah örnekleri ortaya çıkar. Romanın kurgusal yapısı üzerinde ya da dil üzerinde oyunlara girişmez Murdoch, ancak kurgusal şaşırtmacalarla ve belirsizliği çok iyi kullanmasıyla sürekli okurun dikkatini uyanık tutar, olayların gelişimini merak ettirir, her seferinde okuru kendi kurguladığı sonuçların çok ötesinde sonuçlara götürür.

Felsefi çalışmaları
Murdoch teorik ve felsefi metinlerde kaleme almıştır; meslekten bir felsefeci olarak bu alandaki çalışmalarında da önemli bir yazar olduğunu gösterir. İlk teorik yapıtı sayılan Sartre, Yazarlığı ve Felsefesi onun Sartre üzerine eleştirel bir değerlendirmesini sunar. Varoluşçuluk Murdoch için önemli olmuş bir felsefe yönelimidir. Edebiyatı, yaşamın ve ahlaki sorunların değerlendirilmesinde daha verimli bir alan olarak düşündüğü için kullanan Murdoch, bu alanda felsefi/etik/estetik sorunları irdeler. Bununla birlikte ayrıca felsefe metinleri kaleme almış ve bunlarla bazı konulara açıklık getirmeye çalışmıştır. Varoluşçu felsefenin yanı sıra dil, gerçeklik, yanılsama vb konularda ilgi alanı içinde yer alır ve onun edebi metinlerinde doğrudan ya da dolaylı olarak işlenir.

Ateş ve Güneş adlı çalışması, Platon'un sanat üzerine düşüncelerinin değerlendirilmesi olduğu gibi, Murdoch'un kendi sanat anlayışını da sunduğu bir çalışma olarak değerlendirilebilir. Platon'un, Murdoch'a göre, sanatçıları sevmemesinin nedeni, sanatçıların akıllarını tehlikeli bir şekilde kullanmaları ve yaratıcılıklarını akıldışı şekilde ortaya koymalarıydı. Biz zaten gölgeler dünyasında yaşıyorduk ve bu gölgelerin yeniden gölgelere dönüştürülmesi, Tanrı'ya meydan okumak olacaktır. Şairler, yazarlar, ressamlar vs.nin varlığı, Tanrı'nın varlığına tehdit oluşturur. Bu nedenle Platon sanatçıları felsefe ülkesinden dışlamıştır. Murdoch etik sorunsalın yanı sıra estetik sorunsala ilişkinde değerlendirmelerini geliştirir; Platon değerlendirmesinde sanat ile gerçek arasındaki ilişki bağlamında değerlendirmeler üretir. Kant, Kierkegaard, Wittgenstein gibi filozoflardan hareketle sanatın yerini belirlemeye çalışır ve Platoncu teze karşı çıkar.
--reklam--
Iris Murdoch Kitapları - Eserleri
Ağ
Kesik Bir Baş
İtalyan Kızı
Deniz Deniz
Kara Prens
Rüya Sakinleri
Melekler Zamanı
İyinin Egemenliği
Ateş ve Güneş
Çan
Sartre'ın Yazarlığı ve Felsefesi
Tek Boynuzlu At
Kumdan Kale
İkilem
Varoluşçular ve Mistikler
The Italian Girl
A Fairly Honourable Defeat
--reklam--
Iris Murdoch Alıntıları - Sözleri
Edebiyat eğlendirir,daha bir sürü şey yapar ama felsefe tek bir şey yapar. (Varoluşçular ve Mistikler)
Yaşarken hiç sesi çıkmayan kuğu,
Ölüm yaklaşınca çözdü boğazının düğümünü,
Otlarla kaplı kıyıya yaslayıp göğsünü,
Ilk ve son şarkısını söyledi ve sustu... (Çan)
Bir parça gerçek dünyaya çarptım. Acıtabiliyor. (Rüya Sakinleri)
"..men are, women have.." (Varoluşçular ve Mistikler)
Hatırlamıyorum. Ben hayatımı onun sözleriyle geçirmiştim ve şimdi o söylediklerini hatırlamıyordu bile! (Deniz Deniz)
Karar verdiği anda şu ölümlü dünyadan çarçabuk ve acısızca ayrılmasına yetecek kadar uyku hapı stoklayıp köşesine koymuştu çok önceden. Küçük şişedeki kıymetli özgürlük tabletlerini sallarken, bu dünyada, koşullu olarak, günbegün kalmayı kendi seçtiği için kaldığını düşünmek içini can veren bir heyecanla ürpertirdi. (Melekler Zamanı)
(Platon:)
Yozlaşmış bir "iyi"nin ardından koşulduğunda bile Eros bir şekilde iyiye yönelme arzusudur.
***
Cinselliği bir çeşit evrensel, tinsel enerji, yıkıcı da olabilen, iyi amaçlarla da kullanılabilen belirsiz bir güç olarak tasavvur ederken Freud hiç kuşku yok ki Platon'un düşüncesindeki önemli bir çizgiyi izlemektedir. Freud da ruhu üç bölüme ayırır ve ruh sağlığını bu bölümlerin uyumu olarak resmeder. (Ateş ve Güneş)
Sanatçı, gerçeği yansıtabileceği özel bir dili öğrenen kişidir. (Kara Prens)
Biz, yalnızlığın mahremiyet yokluğuyla birleştiği toplu konutlarda yaşardık. (Deniz Deniz)
"İnsan, kendi resmini yapan ve sonra da bu resme benzer hale gelen bir yaratıktır." (Varoluşçular ve Mistikler)
"İnsan bir başka insanı ne zaman sahiden "öğrenebilmiş"tir? Belki de öğrenmenin imkansızlığını kavradığı, öğrenmek arzusunu dışladığı ve en sonunda öğrenmeye ihtiyaç bile duymaz olduğu zaman! O zaman da insanın ulaştığı şey bilgi değil, bir tür ortaklaşa varoluştur ki bu da aşkın kisvelerinden biridir." (Ağ)
Platon sanatı ve sanatçıyı en düşük ve en usdışı farkındalık çeşidini, eikasia adı verilen, belirsiz imgelere boğulmuş bir yanılsama halini sergilemeye mahkum eder. Mağara miti açısından bakarsak, bu, yüzleri mağaranın arka duvarına dönük olan ve yalnızca ateşin düşürdüğü gölgeleri gören tutsakların durumudur. Platon aslında sanatçının bir eikasia halinde olduğunu söylemez, ama açıkça ima eder ve hatta tüm sanat eleştirisi, gölgeyle sınırlı bilinç anlayışını geliştirip aydınlatır. (Ateş ve Güneş)
büyükler böyle ağlayabiliyorsa dünyada güvenlik yok demektir (Melekler Zamanı)
Katıksız nefret, hükmedici bir delilik haline gelebilir. (Deniz Deniz)
İnsanlar ve para olmasa, dünya ne mutlu bir yer olurdu. (Ağ)
İnsan, kendi resmini yapan ve sonra da bu resme benzer hale gelen bir yaratıktır. (Varoluşçular ve Mistikler)
acıların değil, gerçeğin ardında koşuyor insan; oysa gerçek akıllara sığmaz bir acı. (İtalyan Kızı)
Bu kentte kimi şeyler öğrenmiş olduğum kesin; örnekse, mutluluğumun üzgün bir yüz taşımış olduğunu öğrendim. (Ağ)
"Felsefenin esasen üzerine eğildiği şey, birinin sahip olduğu var oluş yapısını ve gerçek denilen o şeyi keşfedip ortaya koymaktır." (İyinin Egemenliği)
İnsan bir başka insanı ne zaman sahiden "öğrenebilmiş"tir? Belki de öğrenmenin imkansızlığını kavradığı, öğrenmek arzusunu dışladığı ve en sonunda öğrenmeye ihtiyaç bile duymaz olduğu zaman! O zaman da insanın ulaştığı şey bilgi değil, bir tür ortaklaşa varoluştur ki bu da aşkın sayısız kisvelerinden biridir. (Ağ)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kesik-bir-bas-iris-murdoch-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)