# Kesik Esin/tiler - Oruç Aruoba Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kesik Esin/tiler kimin eseri? Kesik Esin/tiler kitabının yazarı kimdir? Kesik Esin/tiler konusu ve anafikri nedir? Kesik Esin/tiler kitabı ne anlatıyor? Kesik Esin/tiler kitabının yazarı Oruç Aruoba kimdir? İşte Kesik Esin/tiler kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kesik-esintiler-oruc-aruoba-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-15T00:00:07+03:00
- Güncelleme: 2022-02-15T00:00:07+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/15/oruc-aruoba-kimdir-oruc-aruoba-kitaplari-ve-sozleri-152582.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Oruç Aruoba 
 Yayın Evi: Metis Yayıncılık 
 İSBN: 9789753425100 
 Sayfa Sayısı: 128 

Kesik Esin/tiler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Metis'te 1990 yılında de ki işte ile başladığımız Oruç Aruoba koleksiyonunu felsefe kitaplarının yanı sıra şiir ve şiirsel metinleriyle sürdürüyoruz. Geçen yıl Doğançay'ın Çınarları'nı yayımlamıştık ilk olarak. Kolleksiyona yeni basımlarını yaptığımız dört kitap ile devam ediyoruz. ol/an, kesik esin/tiler, Geç Gelen Ağıtlar ve sayıklamalar.

Kesik Esin/tiler Alıntıları - Sözleri
Dünya
senin kurduğun
sensiz kurgudur.
Güneş
senin
gölgen.
Dünya
sol sayfalarını boş bırakarak
doldurduğun, artık da sonuna yaklaştığın
defterdir.
Gözlerin kapakları gül rengi ile gerilidir bir çadır gibi karlı toprakta
Yatırmam sakallı kalbimi oraya, çiçeklenmez çalı baharda.
Gelip bekleyip
gitmiş miydi
yoksa
hiç
gelme
miş
miydi?
Nasıl
bile
bilir
sin ki?
"Yağmur yavaşlayınca
hızlanır mı açışı
çiçeklerimin -
çilelerimin
azalır mı acısı
duraksayınca
yüreğimin
atışı?"
dünya belki de bir kocaman gürültüdür.
Dünya
her belirlenme anında
hep belirsizliğin yeridir.
kaç martı var
alnına eşlik eden
Dünya, beyni üşümüş kişinin
İçinde büzüldüğüdür.

Kesik Esin/tiler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kesik Esin/tiler

Oruç Aruoba’dan okuduğum ilk kitap…

Kesik Esin/tiler, 127 sayfadan oluşan bir şiir kitabı…

Oruç Aruoba’dan bazı şiirleri okumuştum ancak kitap düzeyindeki ilk okumayı bu kitapla gerçekleştirdim.

Auroba, ilginç tarzda şiirler yazmış. Bazen mısra, bazen de kelime/ek düzeyinde şiirlerle kitabın adına uygun olarak kesik esintiler meydana getirmiş.

Şiirlerde bir ritim var. Bir hareketten söz etmek de mümkün… Okuma sırasında yer yer hızlandığımı ve tempomun arttığını gözlemlediğim Kesik Esin/tiler, şiir okumalarında yeni tarzlar görmek isteyenlere ziyadesiyle hitap edebilir.

Kitaptan bazı alıntılar:

“Güneş
senin
gölgen” (27).

“Yazamazsan yaşayamazsın” (64).

“Dünya
her belirlenme anında
hep belirsizliğin yeridir” (79).

“Dünya
sahteliğin yeridir” (79).

“Dünya
belki de
bir kocaman gürültüdür” (80).

“Dünya
senin kurduğun
sensiz kurgudur” (86).

“Dünya
sol sayfalarını boş bırakarak
doldurduğun, artık da sonuna yaklaştığın
defterdir” (92).

“Bitmeyen
bir
tümce
sin
sen” (100).

Şiir seviyorsanız okumalısınız. (Mahir) 
Ruhunu dinlemek istediğinde okunması gereken kitaplardan. Oruç Aruoba, ihtiyaç duyduğum her anda bir dost sesiyle yanımda. Bana hissettirdiği tam olarak bu.

Kesik Esintiler'e gelecek olursak, denk geldiğinden mi yoksa bu şekilde okunmuş olması gerektiğinden mi bilmem Ludovico Einaudi'nin Underwater albümü eşlik etti bu okuma yolculuğuma. Oradan oraya gezdi durdu ruhum, denizlerde ve uzaklarda. Çok sevdim. Underwater'da öyle tınılar vardı ki, eşlesebilsinler diye bu güne randevulaşmışlar sanki. Son olarak :

Dur.
Yan.
Din.
Dinle.
Anla.
Yak.
Bı-rak. (Ebru) 
Yazarın okuduğum ikinci kitabı.

Geç Gelen Ağıtlar'a göre çok daha hoş buldum açıkcası. Bazı satırlarında durup dışarı baktım ve düşündüm. Benim için önemli nokta da buydu. Bir şiirden çok daha fazlası. Ara ara gözümü kapattığımda bir perde indi, bir sahne canlandı birden. Muazzamdı.

61-119 sayfaları arası "Hesseli Esenada Esintisi" bölümü çok çarpıcıydı benim için. Defalarca kez okudum aynı sayfaları, satırları. Doyumsuz. Tavsiye ediyorum.

Herkes için aynı tadı vermeyebilir. Şiire sadece ve sadece duygu alabileyim, yalın bir anlatım olsun, anlatılmak istenen okuyucuya anında geçsin diye düşünen arkadaşlar için belki tatsız olabilir. (silvio palth) 

Kitabın Yazarı Oruç Aruoba Kimdir?
Ortaöğrenimini Ankara TED Kolejinde tamamladıktan sonra, Hacettepe Üniversitesine devam eden Aruoba, psikoloji bölümünden lisans ve yüksek lisansını aldı. Yine aynı üniversitede felsefe bilim uzmanı oldu. 1972 ve 1983 yılları arasında öğretim üyesi olarak görev yapan yazar, felsefe bölümünde doktorasını da tamamladı.

Aruoaba, 1976 yılında başlamak üzere bir yıl süreyle Almanyadaki Tübingen Üniversitesinde felsefe semineri üyeliği yaptı. Ayrıca 1981de Yeni Zelandaya giden yazar, Victoria Üniversitesinde konuk öğrenim üyeliğinde bulundu. 1983 yılında akademisyen olarak çalışmayı bırakıp üniversiteyle ilişiğini kesti. Bu dönemde İstanbul'a yerleşti ve çeşitli basın organlarında yayın yönetmenliği, yayın kurulu üyeliği ve yayın danışmanlığı yaptı. Ağırlıklı olarak yazı ve çeviri işleriyle uğraşan Aruoba'nın çalışmaları saygın edebiyat dergilerinde yer aldı.

Akademisyen olarak başladığı kariyerine yazar ve çevirmen olarak devam etmiş, edebiyata ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuştur. Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli düşünürlerden biridir. Hume, Rilke, Wittgenstein, Nietzsche, Von Hentig, Başo ve Celanın eserlerini Türkçeye çevirerek literatüre kazandırmıştır. Özgün ve yalın bir stille yazdığı haiku tarzındaki şiirleri yediden yetmişe bir çok okuyucuya ulaşmış ve sevilmiştir. Aruoba, aforizmalara dayalı felsefi metinleri oldukça başarılı bir biçimde kaleme almış ve Türkiye'nin Nietzschesi olarak anılmıştır.

Epistemoloji, etik, Hume, Kant, Kierkegaard, Nietzsche, Marx, Heidegger ve Wittgenstein konuları üzerine çalışmalar gerçekleştiren Aruoba, bu çalışmalarına günümüzde devam etmekteydi. Özellikle şiir sanatına yönelmiş ve Heidegger’in şiire yaklaşımını; “Ona göre insanın temel sözü şiirdir. Çünkü insan yaşayan, dünyanın içinde olan, diğer insanlarla ilişkisini dil aracılığıyla kuran varlıktır. İnsanın bütün etkinliklerinde yer alan, içinde yaşadığı dil ile (tarihsel olarak da) içinde yaşadığı varoluş arasında kurduğu temel anlam ilişkisi, şiirde ortaya çıkar. İnsanın bilinen bütün tarihi boyunca çeşitli biçimlerde görülen “şiir” adı verilen dilsel kuruluşlar, bu temel ilişkiyi ortaya koymaya (dile getirmeye) çalışan insan yöneliminin ürünleridir. Heidegger de buna ulaşmaya, (anlamlandırmaya, yorumlamaya) insanın dünya ile ve diğer insarlarla olan ilişkisini ilk biçimiyle yeniden kavramaya çalışır.” sözleriyle açıklamıştır.

Aruoba, Hume, Nietzsche, Kant, Wittgenstein, Rainer Maria Rilke, Von Hentig, Paul Celan ve Matsuo Bashō gibi düşünür, yazar ve şairlerin eserlerini de Türkçeye kazandırmıştır. Bir dönem Açık Radyoda Filozof Dedikoduları isimli programı da hazırlayıp sunan Aruoba, Wittengstein'ın eserlerini Türkçeye ilk çeviren kişi olarak da bilinmektedir. Aynı zamanda Aruoba, Japon edebiyatı kökenli bir şiir türü olan haiku’nun, Türk edebiyatındaki temsilcilerinden de biridir. Yazar, Nietzsche’nin “Antichrist” eserini de Almanca’dan Türkçe’ye kazandırmıştır

Felsefe Sanat Bilim Derneği’nin her yıl düzenlediği “Assos’ta Felsefe” etkinliklerine konuşmacı olarak katılan yazar, “Felsefenin Hayvanına Ne Oldu?”, “Bilim ve Din” gibi birçok başlıkta sunumlar gerçekleştirmektedir. Ayrıca, Füsun Akatlı Kültür ve Sanat Ödülü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen sempozyuma da konuşmacı olarak katılmıştır.

Oruç Aruoba, 2006 ve 2011 yıllarında Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü yarışmasında Füsun Akatlı, Ahmet Cemâl, Doğan Hızlan, Nüket Esen, Orhan Koçak, Nilüfer Kuyaş ve Emin Özdemir ile birlikte seçici kurulda yer almıştır.

Aruoba’nın şiirlerinde kullandığı üslup ve noktalama işaretlerinin edebiyat kurallarının dışında olmasına rağmen bu durum akademik çevrelerce sanatçının üslubu olarak değerlendirmiştir.

ESERLERİ

Tümceler, Bir Yerlerden Bir Zamanlar, 1990, Metis Yayınları
De ki İşte, 1990, Metis Yayınları
Yürüme, 1992, Metis Yayınları
Hani, 1993, Metis Yayınları
Ol/An, 1994, şiir, Metis Yayınları
Kesik Esin/tiler, 1994, şiir, Metis Yayınları
Geç Gelen Ağıtlar, 1994, şiir, Metis Yayınları
Sayıklamalar, 1994, şiir, Metis Yayınları
Uzak, 1995, Metis Yayınları
Yakın, 1997,Metis Yayınları
Ne Ki Hiç, 1997, haikular, Varlık Yayınları
İle, 1998, Metis Yayınları
Çengelköy Defteri, 2001, Metis Yayınları
Zilif, 2002, Sel Yayınları
Doğançay’ın Çınarları, 2004, şiir, Metis Yayınları
Benlik, 2005, Metis Yayınları
Meşe Fısıltıları 2007, Metis Yayınları
David Hume’un Bilgi Görüşünde Kesinlik, 1974
Nesnenin Bağlantısallığı (Hume – Kant- Wittgenstein), 1979
A Short Note on the Selby-Bigge Hume, Tebliğ, Edinburgh, 1976
The Hume Kant Read, Tebliğ, Marburg, 1988

Oruç Aruoba Kitapları - Eserleri
Yürüme
De ki İşte
Yakın
İle
Uzak
Sayıklamalar

Ol / An
Hani
Benlik
Meşe Fısıltıları
Kesik Esin/tiler
Geç Gelen Ağıtlar
Tümceler

Çengelköy Defteri
Zilif
Olmayalı
Doğançay'ın Çınarları
Ne ki Hiç
Ne
101 Soruda Nutuk

Oruç Aruoba Alıntıları - Sözleri
- Tersi : ateşini ne kadar kolaylıkla yakmışsan, o kadar geçici olur o da; seni
de o kadar az ısıtır ...
Şunu bil: ancak zorlukla yakılan ateş, temelden, gerçekten, yanar- ve ısıtır ...
Ateşinin kolayına kaçamazsın.. (Yakın)
Yorgunuz artık
Göremeseniz de
Yapraklarımız ağır
Dallarımız bezgin (Doğançay'ın Çınarları)
"Aşk

Ney
in
göl
ge
si?" (Geç Gelen Ağıtlar)
Yabancı bir ülkenin güdümüne girmeyi istemek, insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü, uyuşukluğu benimsemekten başka bir şey değildir. (101 Soruda Nutuk)
O, şimdi uyumuyor mu : uyumuyorsa, beni düşünüyor olsa (Uzak)
"Bitirmek istemiyorum; ama, belki, sürdürdüğüm, bitmiş birşeydir" diye düşünmüştüm. (İle)

Ben, çünkü, yaşamamam gereken bir yaşam yaşamışım, demek ki.
Aykırı yaşamışım. (Benlik)
İlişki,bağlılık olmalıdır;bağımlılık değil... (İle)
Toprağı sorun bize
Karanlığı, acıyı, hiçi
İsterseniz ölümü de
Hepsini çekinmeyiz

Ya da kendinizi sorun.
Kimiz biz, neyiz diye
Nereden geldik buraya
Niye buradayız, diye

Yanıt veririz size
Niçin, neden, niye
Tam bize uygundur
Uzun soruya uzun yanıt

Yeter ki sorun
Ama sormuyorsunuz
Susuyoruz biz de
Susarız sorulmayınca (Doğançay'ın Çınarları)
Yaşamı düğümlemeden çözemezsin. (De ki İşte)
Ama içinde iğrenç bir boşluk vardı, artık hiçbir kaygı duymuyordu, hiçbir arzu; varoluşu zorunlu bir yüktü ona. Öylesine yaşayıp gitti. (Uzak)
Benim umutsuz yolum
bittiği yerde başlar (Sayıklamalar)
"Hey koca şehir- uzaktan ne güzelsin; yakındansa,..." (Çengelköy Defteri)

Son satır: O yok –
onun gelmeyişinde de
ne karlar var. (Ne ki Hiç)
Her günümüz
son günümüzdür. (Yürüme)
Sözlerimiz seni aradı
ama duvarda bir yazı vardı.
Güneşten düştü bir ışın karardı.
Bir kapı çarpıldı karanlıkta, kapandı (Geç Gelen Ağıtlar)
Yitsinler artık –
kafanda boşluklar
içinde hiçlikler. (Ne ki Hiç)
Sevişerek
batırdık Güneş'i –
Ay karşıladı bizi. (Ne ki Hiç)
YOK
UŞTAN
İN
ERKEN

Yavaş inersin yokuştan
Kar taneleri irileşirken
Kimler bakmış uzaktan
Yolunda hızla gelişirken

Hep ileri yürürken
Gözü kapalı güvenirken
Boyuna düştüğün tuzaktan
Sürünüp çıkmağa çalışırken

Adımların kısalmış
Işığını gece almış
Zamanın geçişirken
Artık anısı kalmış. (Geç Gelen Ağıtlar)
İnsan
yeryüzünün
döküntüsüdür. (Sayıklamalar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kesik-esintiler-oruc-aruoba-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)