# Kıbrıs'ın Acı Limonları - Lawrence Durrell Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kıbrıs'ın Acı Limonları kimin eseri? Kıbrıs'ın Acı Limonları kitabının yazarı kimdir? Kıbrıs'ın Acı Limonları konusu ve anafikri nedir? Kıbrıs'ın Acı Limonları kitabı ne anlatıyor? Kıbrıs'ın Acı Limonları PDF indirme linki var mı?  Kıbrıs'ın Acı Limonları kitabının yazarı Lawrence Durrell kimdir? İşte Kıbrıs'ın Acı Limonları kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kibrisin-aci-limonlari-lawrence-durrell-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-30T17:00:19+03:00
- Güncelleme: 2022-05-30T17:00:19+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/30/lawrence-durrell-kimdir-lawrence-durrell-kitaplari-ve-sozleri-234582.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Lawrence Durrell 
 Çevirmen: Ülker İnce 
 Orijinal Adı: Bitter Lemons of Cyprus 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750708220 
 Sayfa Sayısı: 288 
--reklam--
Kıbrıs'ın Acı Limonları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Osmanlı yönetiminde halkın temsilcileri oy çoğunluğuna sahipti. İngiliz yönetiminde halkın temsilcileri yönetimden tamamıyla dışlandı. Türkler burada üç yüz yıl kaldı, İngilizler yetmiş yedi. ... Venedik için bir kalyon olan ada şimdi bizim için bir uçak gemisi, savaş gemisi. Elimizde tutabilir miyiz? ... Kurnazca yönetmelisiniz. ... Her Yunan köylüsü kendini öyle hissetmeliydi ki Enosis ateşi devam edebilsin. Gerçeklerin desteklemediği şeyi, uydurmalara dayanan duygular başarabilirdi..."

Kıbrıs’ın Acı Limonları, yüzlerce yıl barış içinde bir arada yaşamış iki halkın nasıl karşı karşıya getirildiğini, 1950’lerin sonlarına doğru körüklenen yangının bugün hâlâ çözülemeyen Kıbrıs sorununu nasıl yarattığını gözler önüne seren gözlemlerle dolu. İskenderiye Dörtlüsü ile Avignon Beşlisi’nin usta romancısı Lawrence Durrell, 1952’den 1956’ya kadar yaşadığı cennet güzeli Kıbrıs’ın nasıl bir cehennem adasına döndüğünü anlatıyor.
--reklam--
Kıbrıs'ın Acı Limonları Alıntıları - Sözleri
Acayip ve gerçekdışı olan şey hızla normal olmaya başlıyordu. Zamanın dışında ama değer verilen bir düzenin sınırları içinde yaşayan bir adanın yumuşak, vurgusuz sessizliğine kuşaklar boyu sahip olmuş olan Kıbrıs'ın derin sessizliği değişmişti:yeni bir korkunun derin sessizliğine yakalanmıştı. Yönetimin artık yuvasını dağıtamadığı ya da denetim altında tutamadığı terörün karanlık gölgeleri ve hayaletleri karartıyordu havayı. İnsanların sokaktaki güvenliğini sağlayamadığınız bir yerde ,uyruğunuz altındaki kişilerin siyasal özgürlüğü ikinci planda kalırdı.
En iyi yolculuklar bizi yanlızca uzak diyarlara götüren yolculuklar değil, aynı zamanda kendi içimizde yolculuğa çıkarandır.
Girneye gidersen
Surların içine girme
Girersen çok kalma
Çok kalırsan evlenme
Evlenirsen çocuk yapma..!
En son yunanlar geldi ve tanridan armağanlarıni istediler
Size ne armağan etmemi istersiniz dedi tanrı
Bize güç ver dedi yunanlar
Tanrı çok geç kaldınız bütün armağanlar dagitildi geriye pek birşey kalmadı. Gücü türklere verdim çalışmayı bulgarlara hesabı yahudilere oyunbozanligi fransızlara aptallık ise ıngilizlere
Yunanlar çok kızdılar ve bağırdılar bu nasıl entrika böyle bizi nasıl açıkta bırakırsanız dediler
Peki dedi tanrı madem ki ısrar ediyorsunuz size de armagan vereyim eli boş dönmeyin sizin armaganiniz entrika olsun dedi.
Bulgar Halk hikayesi
Ne zaman özgürlük ile adalet birbirinden ayrı yerlere konur, o zaman bana göre ikisi de tehlikededir.
Bu gözler oyunu kaybetmiş siyasetin yasak alanına adım atacak kadar dar görüşlü ya da sadece kendi çıkarını düşünen birinin gözleri değil. Sahici bir kadının gözleri, bir hayaletin değil.
“Ağzında tek bir dişi kaldığı sürece tilkinin Tanrı’ya saygısı olmaz.”
Kıbrıs Rum Atasözü
“En son Yunanlar geldi ve Tanrı’dan armağanlarını istediler.
‘Size ne armağan etmemi istersiniz?’ dedi Tanrı.
‘Bize güç ver,’ dedi Yunanlar.
Tanrı, ‘Ah, zavallı Yunan’larım,’ dedi,’çok geç kaldınız. Bütün armağanlar dağıtıldı. Aslında geriye pek birşey kalmadı. Gücü Türklere verdim, Bulgarlara çalışmayı; Yahudilere hesabı, Fransızlara oyunbazlığı, İngilizlere aptallığı.’
Yunanlar buna çok kızdılar ve bağırdılar: ‘Bu nasıl entrika böyle, bizi nasıl açıkta bırakırsınız?’
‘Peki,’ dedi Tanrı. ‘Mademki ısrar ediyorsunuz, size de bir armağan vereyim, eli boş dönmeyin—sizin armağanınız da entrika olsun’. ”
--reklam--
Kıbrıs'ın Acı Limonları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kıbrıs seyahatim sonrası kitaplığımda okunmayı bekleyen kitaplarım arasında görünce hevesle okudum. Sınırların böldüğü iki halkın yaşadığı coğrafyayı gördükten sonra kitabı okumak yaşananları hissetmek açısından oldukça etkili oldu. Kitap 1952-1956 yıllarında adada yaşayan yazarın anılarından oluşuyor. Ancak dilinin akıcı olmadığını belirtmeliyim. Kıbrıs'ta yaşayan rum ve ingilizlerin gözünden ada yaşamı ve enosis hareketlerinin başlangıcı ele alınıyor. Savaşın kazananının olmadığını bir kez daha anlıyorsunuz. Kıbrıs barış harekatının izleri daha çok taze. Bir çocuk parkı ile sınırın bölünmesi ve aslındaortak bir yaşama sahip iki halkın yaşamlarına tel örgüler ardından bakması çok kötü. Kıbrıs toprakları büyük acılarla sulanmış. (ozge) 
S: Adanın, uzun yıllar boyunca ‘İngiliz sömürgesi’ olarak kalmasından büyük bir memnuniyet duymuş Durrell. Güç dengeleri değişmeye başladığında, İngilizlerin politik tutumlarını da değiştirmeleri gerekiyor... (Çağatay) 
Yazar, 1953-1956 arasinda Kibris’ta yasanan zor yillari siyasal olarak degil halkin arasina karismis biri olarak anlatiyor. Kitap, Kibrislilarin(Yunan ve Turk ayrimi olmadan tek bir halk aslnda) yasami, genel özellikleri, iliskilerinin yanisira ozellikle Yunan kimliginin İngilizlere karsi nasil kiskirtildigi ve sonunda Eoka nin nasil egemen oldugunu anlatiyor. Venediklilerin 82,Turklerin 300,İngilizlerin 77 yil hukum surdugu adada İngilizin yaptigi hatalardan bahsederek kendi ulkesinin ozelestirini de yapiyor. Ama en onemlisi yazar, yasadigi yillar icinde el degmemis dogasi, bitkisi, hayvani, cok kulturlulugu yansitan tarihi yapilari ve evleri, muazzam manzara ve sicak iklimin rahatlik, acelesizlik ve tembellikle bulusturdugu ortamin yarattigi konukseverlik ve guven icinde yasayan Kibrislilarla birlikte nasil keyif aldigini da bir roman havasinda anlatiyor. (Hulya Poyraz) 
--reklam--
Kıbrıs'ın Acı Limonları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Lawrence Durrell - Kıbrıs'ın Acı Limonları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kıbrıs'ın Acı Limonları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Lawrence Durrell Kimdir?
Lawrence George Durrell (d. 27 Şubat 1912 – ö. 7 Kasım 1990) Britanyalı romancı, şair, oyun yazarıdır. Kendisini Britanyalı olarak görmemiştir. Ölümünden sonra Britanya vatandaşı olmadığı ortaya çıkmıştır. En bilinen çalışması İskenderiye Dörtlüsü'dür.

27 Şubat 1912 tarihinde Hindistan'da doğdu. Öğrenimi için on iki yaşında İngiltere'ye gitti. Londra'da çeşitli işlerde çalıştıktan sonra, Yunanistan'da Korfu adasına yerleşti. İkinci Dünya Savaşı sırasında ve savaştan sonraki yıllarda Rodos, İskenderiye, Kıbrıs gibi Akdeniz ülkelerinde yaşadı.

Şiirleri, romanları bu yerlerin yankıları ile doludur. "Justine" adlı romanının yayınlandığı 1957 yılına değin az tanınan bir ozan iken "Justine", "Balthazar", "Mauntoliv", "Clea" adlı roman dizisinden sonra günümüzün en çok okunan ve sözü edilen yazarlarından biri oldu.
--reklam--
Lawrence Durrell Kitapları - Eserleri
Justine
Balthazar
Clea
Mountolive
Kıbrıs'ın Acı Limonları
Monsieur ya da Karanlıklar Prensi
Karanlık Labirent
Livia ya da Diri Diri Gömülmek
Sırbistan Üzerinde Beyaz Kartallar
Constance ya da Yalnızlıklar
Sebastian ya da Güçlü Tutkular
Quinx ya da Kusursuzluk Peşinde
Afrodit'in Başkaldırısı Tunc ve Nunquam
Kara Defter
Labirent
Mekan Ruhu
--reklam--
Lawrence Durrell Alıntıları - Sözleri
"bir Müslümanın kafasına bir düşünce sokmak ,bir duvarı boyamak çalışmak gibidir: İkinci kat boyayı sürmeden birinci katın(birinci düşüncenin) kurumasını beklemek zorundasınız." (Mountolive)
Zihni asılsız değerlerle bulanmış romantikler için aşkın son trajedisi ölümdür. (Kara Defter)
İç dünyamızdaki simgeleri dış dünyaya taşırız. Tam olarak çevremizde iç dünyamızı yansıtan bir dünya yaratırız. Herkes içinde mit üreten bir makine taşır, onun çalıştığını bile fark etmez. Demek ki merak dolu şiirsel bir mantıkla yaşadığımız söylenebilir - çünkü ne istersek onu elde ederiz, ne azı ne fazlası. (Karanlık Labirent)
"...anlama,ince düşüncenin değil,insan ruhunun büyüme evresinin işidir." (Clea)
"Çağımızın aşırı öz­gürlüğü, insanlann bağlılıklanna biçimini ve özünü -yani gerçekliğini veren o incecik örümcek ağını parçaladı. Sağ­lık, bir diş ağrısı gibi zonkluyor içimizde, ama yazıda oldu­ğu gibi, yaşamdaki ince üslup da hoyratlığa.yenik düştü." (Monsieur ya da Karanlıklar Prensi)
Clare'e kalırsa, Gracie'nin bu süre içinde ona âşık olması gerekiyordu. Bu onun hakkıydı, öyle değil mi? Kendisiyse kıza yalnızca azıcık âşık olmalıydı;yatak odasına adım atmaya yetecek kadar. (Kara Defter)
...1kadınla üç şey yapabilirsin:
ya onu seversin,
ya onun için acı çekersin
ya da onun için yazarsın... (Justine)
Aşk olağanüstü gösterişli bir çiçek ,ama gerçekten sınıflandırılması olanaksız.Bir ucu gizemciliğe ,bir ucu düpedüz doğmazlığa dayanıyor. (Balthazar)
Kişinin kendi ölümünü kavraması, olgunluk noktasına erişmesidir. (Monsieur ya da Karanlıklar Prensi)
"Bir kadın uyurken gafil avlayıp seyretmek haksızlıktır." (Clea)
Yüreğin kendince,aklın bilmedigi bir mantığı
vardır. (Karanlık Labirent)
“En son Yunanlar geldi ve Tanrı’dan armağanlarını istediler.
‘Size ne armağan etmemi istersiniz?’ dedi Tanrı.
‘Bize güç ver,’ dedi Yunanlar.
Tanrı, ‘Ah, zavallı Yunan’larım,’ dedi,’çok geç kaldınız. Bütün armağanlar dağıtıldı. Aslında geriye pek birşey kalmadı. Gücü Türklere verdim, Bulgarlara çalışmayı; Yahudilere hesabı, Fransızlara oyunbazlığı, İngilizlere aptallığı.’
Yunanlar buna çok kızdılar ve bağırdılar: ‘Bu nasıl entrika böyle, bizi nasıl açıkta bırakırsınız?’
‘Peki,’ dedi Tanrı. ‘Mademki ısrar ediyorsunuz, size de bir armağan vereyim, eli boş dönmeyin—sizin armağanınız da entrika olsun’. ” (Kıbrıs'ın Acı Limonları)
"Birbirimize ne kadar yakın olmak istersek o kadar uzak kalıyoruz ." (Clea)
"Ama kültürden gelen alışkanlık , insanı kendi çekiciliğine karşı korumaya yetmez ." (Mountolive)
"Din ,tanınmayaçak kadar yozlaşmış sanattan başka birşey değildir." (Clea)
Muayeneden önce soyunmanı söyleyen doktorun ahlaksızlığından kuşkulanmazsın, öyle değil mi? Aynı güveni, kuşkulanmama ayrıcalığını neden yazarlara tanımayacakmışız? (Kara Defter)
Girneye gidersen
Surların içine girme
Girersen çok kalma
Çok kalırsan evlenme
Evlenirsen çocuk yapma..! (Kıbrıs'ın Acı Limonları)
"... meslekleri yasçılık olan kişilerde vardı, onlar için ölüm, yas şiirleri yarışması gibiydi..." (Mountolive)
"Bir dili çok iyi bilmenin hiç anlamı yoktu, bunu ançak şimdi anlıyordu, çünkü Leyla ona anlamaya dayanmayan bilginin boşluğunu göstermişti." (Mountolive)
Ben kendi hayatımı yaşadığımı sanıyordum,oysa hayatım beni yazıyordu hep,dış yardım almadan.Bunu anlamam yarım yüzyıl sürdü. Özsaygıma ne büyük bir darbe. (Sebastian ya da Güçlü Tutkular)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kibrisin-aci-limonlari-lawrence-durrell-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)