# Kimlik - Zygmunt Bauman Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kimlik kimin eseri? Kimlik kitabının yazarı kimdir? Kimlik konusu ve anafikri nedir? Kimlik kitabı ne anlatıyor? Kimlik PDF indirme linki var mı?  Kimlik kitabının yazarı Zygmunt Bauman kimdir? İşte Kimlik kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kimlik-zygmunt-bauman-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-10T08:00:14+03:00
- Güncelleme: 2022-06-10T08:00:14+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/10/zygmunt-bauman-kimdir-zygmunt-bauman-kitaplari-ve-sozleri-242961.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Zygmunt Bauman 
 Çevirmen: Mesut Hazır 
 Yayın Evi: Heretik Yayıncılık 
 İSBN: 9786059436298 
 Sayfa Sayısı: 119 
--reklam--
Kimlik Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kimliği belirleyen nedir? Bize verili olarak mı gelir, yoksa hayat boyu inşa ettiğimiz bir şey midir? Bauman bu kitabında yine çok yönlü bir düşünür olma özelliğini göstermekle kalmayıp, yaşanmışlıklarını da düşüncesiyle harmanlayarak zihin açıyor. Kimliği, ötekiliği, muhayyel tanımlamaların ve ön yargıların bizi düşürdüğü hali kendine has üslubuyla irdeliyor. İcat edilmiş uyrukların, sınırların ve ulusların yerlilik ile girdiği savaşı, kendi hayatından örneklerle zenginleştirerek açıklığa kavuşturuyor. Kendisine verilecek ödül ile ilgili olarak düzenlenen törende, hangi ulusal marşın gerçekten onu temsil edebileceğine karar vermekte zorlanırken yaşadığı açmaz, bir entelektüelin yersiz-yurtsuzluğunu anlatmakla kalmayıp, bir sürgün entelektüelin içinden geçtiği acıtan gercekliği de hepimizin yüzüne vuruyor. Bu gerçekliğin en çarpıcı yanlarından biri belki de şu cümlede ete kemiğe bürünüyor : “Ben asıl ötekiliğimi bir Yahudi olarak İsrail’de yaşadım. Zira ben, İsrail Yahudileri için bir Polonya Yahudisiydim.” Pek çoğumuz gibi, hayatı boyunca bir çeşit “çoklu ötekilik” halini tecrübe etmiş olan Bauman’ın kimlik üzerine söyledikleri, tıpkı diğer çalışmalarında olduğu gibi yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.

(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Kimlik Alıntıları - Sözleri
''Kimsin' sorusunun sorulması, insanı bir an için de olsa başka biri olabileceğine inanmaya sürükler.
(...) 'kimsin' sorusunun sorulması, insanı bir an için de olsa başka biri olabileceğine inanmaya sürükler.
'Birisini bir şeyle tanımlamak...' kişiyi, kontrol etmesi şöyle dursun, etkileme imkânının bile bulunmadığı bir kadere tutsak etmek demektir.
"Sevmek, farklı tecrübe ve hatıra yüküne sahip olup kendi doğal akışını sürdürmekte olan iki biyografiyi paylaşmaya ve harmanlamaya kararlı olmak demektir.

Sevmek aynı zamanda geleceğe dair, yani büyük bir bilinmezliğe dair mutabakat demektir. Başka bir deyişle, Lucan’ın iki bin yıl önce gözlemlediği ve Francis Bacon’un ondan yüzyıllar sonra tekrarladığı gibi, ödenecek bedeli göze almak demektir.

O ayrıca sizinkine benzer bir seçme özgürlüğüne sahip olup o özgürlüğün peşinde koşma iradesine sahip olan birisine, yani sürprizler ve bilinmezliklerle dolu birisine kendini bağımlı kılmak demektir."
İnsan bir şeyin değerini tam anlamıyla ancak o gözden kaybolunca anlar. O şey ya tamamen kaybolunca ya da bakıma muhtaç hale gelince
Terk edilme deneyimiyle yaralanmış günümüz kadın ve erkekleri, başkalarının oyununda piyon olduklarından, büyük oyuncuların hamleleri karşısında korunmasız olduklarından ve bu büyük oyuncular artık kendilerini kârlı bulmadığı anda kolaylıkla terk edilip çöp yığınlarının içine bırakılacaklarından endişelenirler.
İnsan bir şeyin değerini tam anlamıyla ancak o gözden kaybolunca anlar.
Sevmek ikisi de farklı tecrübe ve hatıra yüküne sahip olup kendi doğal akışını sürdürmekte olan iki biyografiyi paylaşmaya ve harmanlamaya kararlı olmak demektir. Sevmek aynı zamanda geleceğe dair, yani büyük bir bilinmezliğe dair mutabakat demektir. Sevmek ödenecek bedeli göze almak demektir.
Her yerde tamamen ya da kısmen yersiz yurtsuz’ olmak ve tam olarak hiçbir yerde olmamak (bu, nitelikten de sorumluluktan da uzak olmaktır; kişinin kendini ‘çıkıntı’ hissettiği veya başkalarınca saçma görünen bazı veçhelerden uzak olmaktır) üzücü, hatta bazen baş ağrıtıcı bir tecrübe olabilir.
Fakat şunu belirtmeliyim ki, günümüzde kendisi vasıtasıyla iki modelden birincisinin yaygın olarak tarif edildiği “kültürel kelimesi, “siyasal yerindeliğin' güncel standartları tarafından dikte edilen bir yanlış adlandırmadır. Neticede “kültür” kelimesi kelime hazinemize tamamen zıt bir anlam taşıyarak iki yüzyıl önce girdi: Yani “doğa'nın zıt anlamlısı olarak ve insan tercihlerinin sonucu olan ürünler, tortular ve yan etkiler gibi doğanın değişmez gerçeklerine tamamen zıt insan özelliklerine gönderme yaparak. İnsan yapımı şeyler aslında prensip olarak insan bozumu şeylerdir.
İnsan bir şeyin değerini tam anlamıyla ancak o gözden kaybolunca ya da bakıma muhtaç hale gelince ...
Dünyaya rafları çeşit çeşit teklifle dolu devasa bir mağaza muamelesinde bulunalım; katlar arasında dilediğimiz gibi dolaşmakta serbest olalım; sergilenen her ürünü deneyip tadalım ve onları gönlümüzün dilediği gibi
toplayalım.
Sohbet etmek ve mesajlaşmak için cep telefonlarını tercih ediyoruz, çünkü böylelikle “gerçek temasın yanında getirdiği rahatsızlıklara maruz kalmadan temas halinde olmanın rahatlığını sürekli olarak hissediyoruz. Birkaç derin ilişkinin yerine onlarca zayıf ve sığ teması koyuyoruz.
Bu evren her türlü kavrayışın üzerindedir. Gayeleri bilinemez, 'sonraki adımları' öngörülemez.
İnsan bir şeyin değerini tam anlamıyla ancak o gözden kaybolunca anlar.
--reklam--
Kimlik İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Hiç kim olduğumuzu sorduk mu kendimize?
Hayatımızın kimlik adında bir kartta yazılanlara bağlı olduğunu düşünmek, o kimliğe göre yargılanmak, o kimlik üzerinden değer görmek ve varlığımızı ispatlamak için kimliğe ihtiyaç duymak gerçekten de çok garip değil mi?

Kitapta "İstesek de tek bir kimliğe bağlanıp kalamıyoruz" ifadesi yer alıyor. Gerçekten de öyle değil mi, evde ap ayrı biri, dışarıda çok farklı biri, iş yerinde ve eğitim alanlarında çok daha farklı bir kimliğe bürünmüyor muyuz? Artık kimlik değiştirmek çok basit bir eylem değil mi? Kitapta bu ayrıntı çok güzel bir şekilde ifade edilmiş: "Bizi bir çırpıda olmak istediğimiz, görünmek istediğimiz, tanınmak istediğimiz karaktere dönüştürecek donanım mağazalarda beklemektedir."

Kitapta çok güzel yerlere temas edilmiş ve okurun kimlik üzerinden benliğini sorgulaması istenmiş...

Yazar kaliteli ve mantıklı örnekler vererek fikirler arası bir köprü oluşturmayı çok güzel başarmış.Yazarın kimlik adı altında farklı konulara da girdiğini görüyoruz kitabında..

Hülasaten İnsanın okuyup kendini sorgulayabileceği güzel bir kitap..

Keyifli okumalar.. (Baran Toprak) 
Hayatında bir dönem komünistlerden bir dönemse Nazilerden kaçan Bauman, kendini belirli bir ülkeye ait hissetmediği için Charles Üniversitesinin törenine sahneye adım atarken onun için Avrupa Birliği Marşı çalınmasını istemiştir.

Her Hocanın kendi ülkesinin marşı çalınırken Bauman'ın yıllarca farklı topluluklar tarafından ötelenmesi nedeniyle "aitlik" sorunu yaşaması ve Avrupa Birliği Marşı tercih etmesi doğaldır.

Kendi yaşadığı bu kimlik karmaşası üzerinden bu olguyu genel hatlarıyla ele aldığı kitapta insanın "kimlik tanımlamasının" nasıl/nereden/ne şekilde olduğunu irdeliyor.

Ve kendi sözleriyle diyor ki;

Insanın kendinin en az farkında olduğu zaman, en "kendi" olduğu zamandır. (Betül ÖZTÜRK) 
Kendi üzerinden bir örnekle kimlik konusuna giriş yapan Bauman, kendisine yöneltilen sorular üzerinden çeşitli yönleriyle kimlik konusuna açıklık getirmektedir. (Bəxtiyar Əliyev) 
--reklam--
Kimlik PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Zygmunt Bauman - Kimlik kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kimlik PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Zygmunt Bauman Kimdir?
Zygmunt Bauman, 19 Ekim 1925'te Polonya Poznan'da doğdu. Sosyolog ve filozoftur. Postmodern felsefenin hem sosyoloji alanında uyarlanmasını hem de genel kuramsal düzeyde sağlıklı bir şekilde değerlendirmesini ortaya koyan yapıtlarıyla tanınmaktadır.

Zygmunt Bauman, II. Dünya Savaşı patlak verene kadar, Polonya-Poznan'da yaşamını sürdürmüştür. Daha sonra Sovyetler Birliği'ne taşındı ve savaşın ardından Varşova Üniversitesi'nde doktorasını yaparak Doçentlik sınavını verdi.1954'ten itibaren aynı üniversitede Sosyoloji dersleri verdi. 1968 yılında Polonya Komünist Partisi'nden ayrıldı. Aynı yıl, politik nedenlerden dolayı sosyoloji prefesörlük unvanını kaybetti. İsaril'e göç etmek zorunda kaldı. 1971 yılında Bauman, Büyük Brintanya'nın çağrısı üzerine, Leeds Üniversitesi'nde yeniden sosyoloji kürsüsüne sahip oldu. 1990'lara kadar orada çalışmalarını sürdürdü.

Zygmunt Bauman, 1980'li yıllardan itibaren, Modernizm ile Totaliterizm arasındaki bağlantılar üzerine hem kuramsal hem de sosyolojik incelemeleriyle öne çıktı. Özellikle Almanya'daki Nasyonalsosyalizm üzerinden Holocaust hakkındaki çözümlemeleri bu bağlamda önemli bir etki yaptı. Böylelikle, Modernizme içkin kavram ve kategorilerin Totaliterlikle doğrudan ya da dolaylı ilişkileri derinlikli olarak ve disiplinlerarası bir yöntemle ortaya konulmuş olundu.

Bauman, aynı zamanda postmodernizm hakkındaki çalışmalarıyla da önemli bir yer tutmaktadır. Siyasal, etik ya da genel olarak kuramsal düzlemde postmodernizmin değerlendirilmesini yapmış ve açık anlaşılır fakat derinlikli de olan metinleriyle postmodernizmin ne olup olmadığını, ne tür olanaklar sağladığını göstermeye ve netleştirmeye çalışmıştır

1989 yılında Amalfi Ödülünü ve 1998 yılında Theodor Adorno Ödülünü almıştır.
--reklam--
Zygmunt Bauman Kitapları - Eserleri
Sosyolojik Düşünmek
Yaşam Sanatı
Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır?
Küreselleşme
Akışkan Aşk
Özgürlük
Kimlik
Kapımızdaki Yabancılar
Akışkan Gözetim
Bireyselleşmiş Toplum
Iskarta Hayatlar
Akışkan Modern Dünyadan 44 Mektup
Akışkan Modernite
Eğitim Üzerine
Modernite, Kapitalizm, Sosyalizm
Tanrı'ya ve İnsana Dair
Retrotopya
Yasa Koyucular ve Yorumcular
Cemaatler
Modernite ve Holocaust
Modernlik ve Müphemlik
Akışkan Hayat
Postmodern Etik
Ahlaki Körlük
Ölümlülük Ölümsüzlük ve Diğer Hayat Stratejileri
Sosyoloji Ne İşe Yarar?
Siyaset Arayışı
Parçalanmış Hayat
Edebiyata Övgü
Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları
Kuşatılmış Toplum
Avrupa
Çalışma, Tüketicilik ve Yeni Yoksullar
Dünyaya ve Kendimize Dair
Hermenötik ve Sosyal Bilimler
Bu Bir Günlük Değildir
Akışkan Modern Dünyada Kültür
Sosyalizm - Aktif Ütopya
Kriz Hali ve Devlet
Akışkan Korku
Borçlu Zamanlarda Yaşamak
Zygmunt Bauman ile Söyleşiler
Akışkan Doğanlar
Etiğin Tüketiciler Dünyasında Bir Şansı Var mı?
Kültür Teorisinde Eskizler
--reklam--
Zygmunt Bauman Alıntıları - Sözleri
Büyük servet olan yerde büyük eşitsizlik vardır. Bir kişinin çok zengin olabilmesi için en az beş yüz fakir gerekir! (Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır?)
Görünür olmak birey olmanın yoludur; belki de biri olmanın tek yolu. Herkes gizliden gizliye var olmadığından korkar, çünkü başkaları farkına varmadığı sürece aslında o yoktur. (Ölümlülük Ölümsüzlük ve Diğer Hayat Stratejileri)
"Dünya düşününenler için bir komedi,
Hissedenler için bir trajadi." (Zygmunt Bauman ile Söyleşiler)
Bütün aşklar insan - yiyici bir açlık çekerler. (Akışkan Aşk)
müritlerinize verdiğiniz şey hakikat değil, sadece hakikatin suretidir. Birçok şeyin işiticileri olacaklar ama hiçbir şeyi öğrenmeyecekler. Her şeyi biliyormuş gibi görünecekler ama genel olarak hiçbir şey bilmeyeceklerdir. Sinir bozucu, bezdirici insanlar olacaklar, gerçekliği olmayan bir bilgeliğin taşıyıcıları gibi davranacaklardır. (Tanrı'ya ve İnsana Dair)
“Uzaklık coğrafi olmaktan çok zihinsel bir mesele olabilir.”

. (Sosyolojik Düşünmek)
Eskiden uzun süreli bir aşk ilişkisinde be­lirleyici unsur seks iken, artık odak noktası güvenliğe kaymıştır. Bu yalnızlık asrında aşk bir dermandır.. (Retrotopya)
Robert Winder'in zekice belirttiği gibi, "İstediğimiz kadar sandalyemizi kumsala koyup, yaklaşmakta olan dalgalara bağıralım, ne gelgit dinleyecek ne de deniz geri çekilecektir." Göçmenleri "kendi arka bahçemiz'den uzak tutmak için duvarlar inşa etmek, gülünç şekilde antik filozof Diogenes'in eski Sinop'un sokaklarında içinde yaşadığı fıçıyı bir o yana bir bu yana yuvarlaması hikâyesine benziyor. Bu tuhaf davranışının nedeni sorulduğunda, Diogenes komşularının kapılarına barikat yapmak ve kılıçlarını keskinleştirmekle meşgul olduğunu gördüğünü ve Makedonyalı İskender'in yaklaşan askerleri tarafından işgal edilmesine karşı şehrin
savunmasına katkı yapmak istediğini söyler. (Kapımızdaki Yabancılar)
"hiçbir şey bahşedilmediği" için "her şey kazanılmalıydı." (Modernlik ve Müphemlik)
"Cepteki ilişkiler" anlık olmanın ve fırlatılıp atılabilirliğin cisimleşmiş hâlleridir. (Akışkan Aşk)
Tüketim toplumunda seri imalat artık kitlesel emek gücüne ihtiyaç duymuyor ve bir zamanlar "yedek sanayi ordusu" olan yoksullar şimdi "defolu tüketiciler"e dönüştürülmüştür. (Çalışma, Tüketicilik ve Yeni Yoksullar)
"Geriye ya da yukarıya değil; becerinin, iradenin, gücün toplanması gereken yere, kendi içine bakmalı insan. Oradan başlamalı. Bir ‘savunma stratejisi’ olarak daima orada kalmalı." (Akışkan Modernite)
Göçmenler (yerkürenin uzak köşelerinden "arka bahçemiz"e boca edilen atık insanlar) ile kendi imalatımız olan dayanılmaz korkularımız arasında bir seçici yakınlık mevcuttur. (Iskarta Hayatlar)
Hayatının her günü kösteklenen ve hakir görülen birey kişisel narsisizmine “kolektif narsisizm” içinde barınak bulur. Bu ağır yara almış bireyselliğin kurtuluşu ne oranda aranıyorsa o derece aldatıcı olabilecek bir güvenlik vaadidir. Kefaret umudu hüsranla sona ermeye mahkumdur... (Akışkan Hayat)
Gezegende her şey birbirine bağlı olduğundan, yerkürenin belli bir kısmında güvenlik, ancak güvenli bir insanlık içinde temin edilebilir. İnsanların aşağılanmasına her yerde karşı çıkan, artan fırsat eşitsizliğiyle büyüyen toplumsal adetsizlik ve insani aşağılanmaları hafifletecek, etik açıdan aydınlanmış bir küresel eylem, her açıdan ortak sağ kalımımızın en temel koşuludur. (Avrupa)
Oxford Üniversitesi'nin saygın sosyologlarından John Goldthorpe yönetiminde on üç güçlü ekibin Ingilte­re, Şili, Macaristan ve Hollanda'da yürüttüğü bir çalışmanın bulgularına göre, kültürel seçkinlerle, kültürel hiyerarşide daha altta olanların, günümüzde artık eskiden olduğu gibi bazı işaretlerle kolayca ayırt edilemediği görülmektedir. Bu eski işaretler, düzenli olarak opera ve tiyatroya gitmek, 'yük­sek sanat' sayılan her şey karşısında her zaman duyulan coş­ku ve bir pop şarkısı ya da popüler bir televizyon dizisi gibi sıradan sayılan her şeye burun kıvırmak gibi unsurlardan oluşmaktadır. Elbette bu durum, dışarıdan kültürel seçkin­ler, gerçek sanatseverler, kültürün ne olduğu, nelerden oluş­tuğu ve bir kültür adamı ya da kadını için (comme il faut ya da comme il ne faut pas) -neyin uygun olup neyin olmadı­ğı gibi konularda, pek de o kadar kültürlü olmayan akranlarından daha bilgili kabul edilen kişilerle artık karşılaşma­ yacağımız anlamına gelmez. (Akışkan Modern Dünyada Kültür)
Tüketim toplumunun bir üyesi olmak göz korkutucu bir görev ve hiç bitmeyen Çetin bir mücadeledir. Ayak uyduramama korkusu yetersizlik korkusu tarafından kenara itilmiş ama rahatsız edici iliğinden bir şey kaybetmemiştir. (Akışkan Gözetim)
Devlet her şeyden önce bir yeniden metalaştırma aracıdır. (Yasa Koyucular ve Yorumcular)
"dış görünüş benim için hem gerçekleştiren hem de yaşayandır" diye yazdı Nietzsche. (Akışkan Doğanlar)
"Farkında olalım veya olmayalım, hoşumuza
 gitsin veya gitmesin, yaşamlarımız sanat
 yapıtıdır." (Yaşam Sanatı)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kimlik-zygmunt-bauman-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)