# Kiraze - Solmaz Kamuran Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kiraze kimin eseri? Kiraze kitabının yazarı kimdir? Kiraze konusu ve anafikri nedir? Kiraze kitabı ne anlatıyor? Kiraze PDF indirme linki var mı?  Kiraze kitabının yazarı Solmaz Kamuran kimdir? İşte Kiraze kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kiraze-solmaz-kamuran-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-10T00:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-04-10T00:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/10/solmaz-kamuran-kimdir-solmaz-kamuran-kitaplari-ve-sozleri-196930.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Solmaz Kamuran 
 Yayın Evi: İnkılap Kitabevi 
 İSBN: 9789751016164 
 Sayfa Sayısı: 359 
--reklam--
Kiraze Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Kiraze", 1492 yılında İspanya'dan kovulan binlerce Sefarad Yahudisi'nin çileli yaşam mücadelesinden yüzyıllık bir kesit sunuyor. Bu insanların kimi Hollanda'ya, kimi Kuzey Afrika'ya, kimi de II. Beyazid'in daveti üzerine Osmanlı topraklarına ulaşabilmenin peşindeydiler. Çoğu, daha yola çıkmadan Engizisyon'un acımasız elleriyle ya da yollarda sefalet içinde yok olup gitti.

Estler Kira da (diğer adıyla Kiraze), ağır zulümlerden geçip İstanbul'a varabilmiş bir Sefarad Yahudisi'nin kızıydı. Kısa zamanda hırsı, zekası ve cazibesiyle, Osmanlı sarayını derinden etkileyen Yahudiler'in en önünde yer almayı başardı. Önce Hürrem Sultan'ın yakın ilgisini kazandı, daha sonra Safiye Sultan'ın akıl hocası, sırdaşı oldu. İktidar, zenginlik ve gücün ne anlama geldiğini biliyordu çünkü. Ama 88 yaşındayken patlayan bir sipahi isyanı her şeyin sonu oldu.

Bu roman, Sefarad Yahudileri'nin yaşadıklarına ışık tutarken, o dönemde Osmanlı ve Avrupa saraylarının dinsel, siyasal ve toplumsal hayatı nasıl etkileyip kontrol ettiğini sergiliyor ve okuru derinden sarsan, muhteşem bir resim çiziyor.

Neler yok ki bu resimde: Sultanların ve kralların gerçek yüzleri... Batı, Doğu, Müslüman-Hıristiyan çekişmeleri, ölümcül entrikalar... İsyanlar, ayaklanmalar, yangınlar ve 1509 büyük İstanbul depremi... Lalalar, cariyeler, odalıklar... Aşk, seks, ensest... ve yönetilenlerin tüyler ürperten kaderleri...

"Kiraze", bu konuda bir Türk yazarın kaleminden çıkmış ilk roman...
(Arka Kapak)
--reklam--
Kiraze Alıntıları - Sözleri
"Bizi bizden koru Tanrım. "
"Akıl, zamanı doğru değerlendirmek değil de neydi?"
"Hiç geleceğinizi düşünüyor musunuz?"
"Sanırım ülkenin geleceğini düşünüp kaygılanmaktan, şahsi geleceğimle ilgilenebilmek için çok vaktim kalmıyor."
“Tanrı verdiği acıların ilacını da yollar.”
“Samimiyetle laubalilik arasındaki ince çizgi..”
Sevgi, erken bahara kanıp da ortaya çıkan ve donan bir tomurcuk gibi kavrulmuştu yüreğinde.
“Sevgi, erken bahara kanıp da ortaya çıkan ve donan bir tomurcuk gibi kavrulmuştu yüreğinde..”
"Geçecek David, geçecek. Tanrı verdiği acıların ilacını da yollar, buna inan."
Çıkarlar söz konusu olunca her şey ne kadar da çabuk değişebiliyordu.
"Hayat ne garipti, yaşamak ne kadar çok, ne kadar şaşırtıcı sürprizlerle doluydu."
***
Geçecekti bu kalp ağrısı, bunu biliyordu, ama ne zaman?
***
“Sırtını ısıtan güneşten daha sıcak bir şey bütün ruhunu sarmıştı; mutluluğun, o güzel, huzur verici sıcaklığı...”
Ordular bir ülkenin fiziksel gücünün göstergesidir, sanat ve harfler ise yaratıcı gücünün gönülsel ışıklarıdır.
İnsan, imparator da olsa, Sultan da olsa ölümün karşısında diğer canlılardan daha farklı duramıyordu. Ecel gelip de vade erince yapacak bir şey yoktu. Düzenlenen cenaze törenleri ne kadar görkemli, mezarlar ne kadar süslü püslü olursa olsun bir kez toprağın altında ebedi uykuya dalınca yoksulla zengin, güçlü ile güçsüz, inançlı ile inançsız arasında hiçbir fark kalmıyor ve herkes sonsuz bir eşitliği paylaşıyordu.
Mutlu olmak için bir yığın mutsuzluğu, acıyı yaşıyordu insan; ağır, çok ağır bedeller ödüyordu ve sonra mutlu olduğunda o geçmişi hatırlayıp tekrar acı çekiyordu. Arada sırada kaşınan bir yanık izi, yağmur yağınca sızlayan eski bir kırık yeri gibiydi mutlu olmak. Salt mutlu olmak diye bir şey belki de yoktu.
--reklam--
Kiraze İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Konu ve kitap kapağı itibariyle yine Osmanlı hareminde geçen entrika kitabı olarak düşünüp ön yargı beslediğim ve uzun yıllar okumamak konusunda inat ettiğim bir kitaptı. Ancak eşimin baskılarına daha fazla kayıtsız kalamayarak sonunda okudum ve iyi ki de okumuşum.
Kitap 15. yüzyılın son yılları ile 17. yüzyılın ilk yılları arasındaki yaklaşık 100 yıllık dönemi konu almaktadır. Genel olarak Osmanlı Tarihini anlatmakla birlikte Osmanlı'nın iç ve dış politikalarını da aktardığından net bir Avrupa tarihi içermektedir. Tüm hikayeyi, İspanya'da engizisyondan kaçan Yahudi bir ailenin gözünden aktarması ve tarihi akışı arka planda vermiş olması ile oldukça keyifli ve rahat okunan bir kitap olmasını sağlamıştır.
İspanya'dan kaçan ailenin yaklaşık 3 kuşağının yaşadığı yer yer acıklı acıklı, yer yer aşk ve nefret dolu, bol rastlantısal, başarı ve risklerin iç içe geçmiş hikayesi ise insanın gözlerini kırpmadan okuyabileceği bir akıcılıkta.
Son olarak, kitabın kurgusal olarak da beni şaşırttığını belirtmek isterim. Daha evvel bu tarz kitapları okumadığımı ilk paragrafta belirtmiştim. Genelde tarihi tek bir kesitin sürekli olarak işlendiği tarihi romanları okumuştum. Ama bu, 100 yıldan biraz fazla olan sürecin 2şer 3er yıllık aralıklı parçalı kesitler halinde ele alındığı bir eser. Kesitler arasında aktarılmamış bir sürede ölmüş bir karakteri bir sonraki bölümde cümle arasında "... öldüğünden beri hep böyle" gibi basit ve sıradan bir olaymışçasına okumak mümkün. Dolayısıyla, bir çizgi romanmış gibi araları tamamen okuyucu hayal gücüyle kolaylıkla tamamlayarak hikayenin bütününü elde edebiliyor. Kurgusunun zor olduğunu tahmin ettiğim bir eseri bu kadar yalın bir şekilde ele aldığı için de oldukça beğendiğim eserler arasında yer almıştır. (Mithril / Nobody) 
1500 lü yıllarda İspanya kraliçesi tarafından sürgün edilmiş bir grup Sefarad Yahudi ailenin İstanbul’a yerleşmesini ve bu ailenin 3 kuşağının yaşadığı acıklı, yer yer aşk, nefret entrika dolu, başarı ve risklerininiç içe geçmiş hikayesi. Kitap 15. yüzyılın son yılları ile 17. yüzyılın ilk yılları arasındaki yaklaşık 100 yıllık dönemde, genel olarak Osmanlı Tarihini anlatmakla birlikte Osmanlı'nın iç ve dış politikalarını da aktardığından net bir Avrupa tarihi de içermektedir. Seferad yahudisi Kira adında çok hırslı, güzel bir kadının biyografisi olan bu kitapta İngiltere sarayındaki taht kavgalarından Vatikan'daki garip ilişkilere, Avrupa'nın büyük şirketi Mendeslere, oradan Osmanlı'yla başı sık sık derde giren Venediklilere kadar 16. yy. dünya tarihinden kesitler görüyoruz. Gerçek olaylar baz alınarak yazılan, müthiş bir kurgusu olan bir kitap bence. Osmanlı tarihindeki bankerlik sistemini ve rüşvet olaylarını, entrikaları ve güç savaşlarını anlatıyor.. Tarihe ve özellikle Osmanlı tarihine ilginiz varsa okumanızı tavsiye ederim. (Özden Göksoy) 
Yerine göre sinirlenip yerine göre üzüldüğüm ve aynı zaman da bi süre sobra içinde sürüklenip gittiğim .lakin bir yazarın benim ecdadım hakkında böyle konuşma cüretini anlayamadığım karışık duygularla ve en son kiraze(ester )denen kişiliģin boynunun vurulmasına sevindiģim bi tür.teşekkür etmeyecek kim hakkında yazılirsa yazılsın herkes yerini ve kendini bilmeli diyerek yazımı sonlandırıyorum sevgilerle... (ŞÜKRÜ AKKAYA) 
--reklam--
Kiraze PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Solmaz Kamuran - Kiraze kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kiraze PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Solmaz Kamuran Kimdir?
Solmaz Kamuran 1954'te İstanbul'da doğdu. Göztepe Taş Mektep'te, Kadıköy Maarif Koleji'nde, İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde okudu. 11 yaşında TRT Çocuk Radyosu hikâye ödülünü kazandı. 17 yaşında, Yansıma Dergisi'nde imzasını gördü. On dört yıl diş hekimliği yaptıktan sonra kendini tamamen edebiyata verdi. Profesyonel yazı hayatına, televizyon için belgesel metinleri ve gazetelerde gezi yazılarıyla başladı. Türkiye'de büyük ilgi gören romanlarından "Kiraze" Yunanca, Macarca, Sırpça, Portekizce, İspanyolca, İtalyanca, Kürtçe, Lehçe ve Bulgarca olarak yayınlandı.

Romanları:
Bir Levrek İskeleti,
Kiraze,
Minta,
Banka, 
Çanakkale Rüzgârı
Macar

Hikaye:
Bir kadın, bir erkek, bir levrek iskeleti

Anlatı:
Gecenin Yakamozu

Biyografi:
İpek böceği Cinayeti

Araştırma:
Devlet Çete Olmasın Dediğinizde

Ve çeviriler: Safiye Sultan Üçlemesi (Ann Chamberlin), Bir Hürrem Masalı (Colin Falconer), Erguvan Güzeli (William Stearns Davis), Bir Troia Şarkısı (Colleen Mccullough), Geceyarısı'nın Peşinde (Richard Zimler), Aşk Mutfağı- Çıldırtan Koku- Kızışma- Kabare (Lilly Prior), Bakir İntiharlar- Middlesex (Jeffrey Eugenides), Aynadaki Peçe (Ann Chamberlin)

Solmaz Kamuran aynı zamanda yazar Çetin Altan'ın kitaplarının da editörlüğünü yapmaktadır.
--reklam--
Solmaz Kamuran Kitapları - Eserleri
Kiraze
Minta
Çanakkale Rüzgarı - Boreas
Kösem : İktidar Şerbeti Kan Kokar
Ceviz Ağacı
Macar
Bir Kadın Bir Erkek Bir Levrek İskeleti
Gecenin Yakamozu
Aşk Tutulması
Banka
Elmakurdu Rüyaları
İpek Böceği Cinayeti - Fotoğraflarla Çetin Altan'ın Yaşam Öyküsü
Devlet Çete Olmasın Dediğinizde
--reklam--
Solmaz Kamuran Alıntıları - Sözleri
Şu dünyâda zaten anlatılmamış ne var, eninde sonunda herkes,her şey birbirine benzer, tıpkı bizim gibi. (Macar)
"Bizi bizden koru Tanrım. " (Kiraze)
Çıkarlar söz konusu olunca her şey ne kadar da çabuk değişebiliyordu. (Kiraze)
Kuşlar ötüşüyordu, karanlığın kuşları… Ağustos ayının tembel mutluluğunun cıvıltısı değildi bu sesler, mutluluk simgesi değildi bu ötüşler. Şubat ayazında, alacakaranlıkta yeniden hayata meydan okumanın çığlığı… Yalnız kuşlar… Tıpkı benim gibi. (Bir Kadın Bir Erkek Bir Levrek İskeleti)
Zamanı unutmuştuk ve galiba mutluluk zamanı unutmaktı. (Macar)
Kötülük peşinde koşan kendi sonuna koşar. (Elmakurdu Rüyaları)
“Ama derler ya ‘bohçanın dört ucu asla bir araya gelmez . ‘ ille de bir şeyler eksiktir bizlere göre . Oysa hayatın tuhaf bir terazisi var. İyilikler , kötülükler , güzellikler ,çirkinlikler ,zorluklar , kolaylıklar , acı ve saadet nasılsa sonunda hep dengede kalır . Her şey tamamen mükemmel ya da kötü olmuyor ... (Ceviz Ağacı)
...ayrılırken "Her şey para değil, dostum," dedi, "Her şey para değil."

Her şey nedir, diye düşündüm eve dönerken. Dağda otlayan keçi için her şey kayalık tepelerdi, balık için içinde yüzdüğü deniz, kuş için kanadıyla titrettiği gökyüzü, ya insan için? İnsana o tepeler, o gökyüzü, o deniz yetmiyordu. Başlangıçta anne için bebeğinin küçücük yüzünü gördüğü ilk an, bebek için küçücük yüzünü gömerek onun memesine iştahla yapıştığı andı her şey ama sonra... Çölde su, denizlerde ada her şeydi; susuzluktan yanana bir tas su derya gibiydi, selde sürüklenene bir ağaç dalı sanki bir ada. Kör için değneği, dilsiz için elleri, müzisyen için bestesi, şair için şiiri her şeydi. Mahpus için demirlerin arasından görünen uzaklardaki ıssız tepelerde başıboş yürümek, o ıssız tepelerde dolaşan çoban için uzaktan görünen şehir her şeydi. Yoksul için para, hasta için ilaç, âşıklar için vuslat her şeydi. Derviş için bir lokma, bir hırkaydı her şey, sultanlar içinse gördüğü ve görmediği ama sahibi olduğu engin mülktü, ama belki de o sadece ava gitmeyi, kırlarda avarelik etmeyi isterdi, ya başı, dişi, dizi ağrıdığında ne yapardı... Şu fânî dünyada her şeyin ne olduğu her an her fânî kul için değişebilirdi, her şey birden hiçbir şey olabilirdi. (Macar)
"Tarihi, imparatorlar yaratır ama onu geleceğe ancak tarihçiler kitaplarıyla taşır." (Kösem : İktidar Şerbeti Kan Kokar)
"İnsanlar ikiye ayrılır, başkalarının deneyimlerinden yararlanarak kazanan akıllılar ve ille de kendi deneyimleriyle kazanacaklarına zannederek kaybeden aptallar..." (Kösem : İktidar Şerbeti Kan Kokar)
Giden hiçbir şey geçici değildir, giderken ille de iz bırakır. (Aşk Tutulması)
Kay hiçbir zaman T.J.'i'in kendisini sevdiği gibi onu sevememişti. Ama bunun için suçlanamazdı, sonuçta herkes karşısındakine ancak kendisinde olanı verebilirdi. Herkes kendisi kadar sevebilirdi. Kay da bu kadardı. (Minta)
Oysa hayatın tuhaf bir terazisi var; iyilikler, kötülükler, güzellikler, çirkinlikler, zorluklar, kolaylıklar, acı ve saadet nasılsa sonunda hep dengede kalır. Her şey tamamen mükemmel ya da kötü olmuyor. (Ceviz Ağacı)
Aşk merhamet değildir Nur, karışmak istemem ama sevgili olmak ve anne olmak farklı şeylerdir. İkisini karıştırmamak gerek. (Ceviz Ağacı)
Mutlu olmak için bir yığın mutsuzluğu, acıyı yaşıyordu insan; ağır, çok ağır bedeller ödüyordu ve sonra mutlu olduğunda o geçmişi hatırlayıp tekrar acı çekiyordu. Arada sırada kaşınan bir yanık izi, yağmur yağınca sızlayan eski bir kırık yeri gibiydi mutlu olmak. Salt mutlu olmak diye bir şey belki de yoktu. (Kiraze)
Sevdiğim bir yazar aşkı şöyle tarif etmiş:
“Aşk biriyle bakışmak değil, aynı yöne birlikte bakmaktır.” (Ceviz Ağacı)
Hettie valinin makam odasına girerken titriyordu, İçeri adımını attığında Mustafa Kemal hemen ayağa kalkıp onun eli ni öptü, "Enchantée Matmazel."

Hettie reverans yaptı, "Şeref verdiniz Paşam, heyecanımı mazur görün lütfen."

Buyrun lütfen, istirahat edin."

Hettie masanın önündeki koltuğa oturdu.

"İngilizsiniz değil mi Matmazel."

" Önce Canakkaleliyim Paşam, Türkiyeliyim, ondan sonra da İngiliz. "

Mustafa Kemal ayağa fırladı, "Duydunuz değil mi beyler, Matmazel'in sözlerini duydunuz. İşte çağdaş uygarlık budur.

Hanımefendi, Çanakkale ve Türkiye sizinle iftihar etmeli."

Teveccühünüz Paşam."

Mustafa Kemal'in beş arabalık konvoyu o gün saat üçte, geldiği gibi homurtular içinde, arkasında sapsarı bir toz bulutu bırakarak Çanakkale'den ayrıldı, on beş gün sonra da Hettie'ye Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kimliği verildi. (Çanakkale Rüzgarı - Boreas)
Osmanlı vezirlerinden birinin nehir üstüne yaptırdığı köprünün üzerinden geçerken köprübaşında yazan yazıyı merak edip birine okutturduk. Şöyle diyordu adı bizce meçhul şair: "Hayat, krallarla yoksulların yolunun çakıştığı bir köprüdür." (Macar)
Şanssızdı, ama kimbilir belki de bir başkasına göre şanslı.. (Minta)
'Şeriat nedir, tarikat nedir ,hakikat nedir ?'diye sordum. Bana şöyle cevap verdi ,"Şeriat bu senindir o benim; tarikat,hem senindir hem benim; hakikat ise ne senindir, ne benim ."Ya marifet?" dedim .Gözlerimin içine baktı ,gülümsedi, "Yaratılanda Yaratan'ı görmektir ,"dedi. (Macar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kiraze-solmaz-kamuran-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)