# Kırk Yedi'liler - Füruzan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kırk Yedi'liler kimin eseri? Kırk Yedi'liler kitabının yazarı kimdir? Kırk Yedi'liler konusu ve anafikri nedir? Kırk Yedi'liler kitabı ne anlatıyor? Kırk Yedi'liler PDF indirme linki var mı?  Kırk Yedi'liler kitabının yazarı Füruzan kimdir? İşte Kırk Yedi'liler kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kirk-yedililer-furuzan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-14T13:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-05-14T13:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/14/furuzan-kimdir-furuzan-kitaplari-ve-sozleri-222151.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Füruzan 
 Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları 
 İSBN: 9789753635226 
 Sayfa Sayısı: 518 
--reklam--
Kırk Yedi'liler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kırk Yedili'ler en çok sözü edilen "12 Mart Romanı"... Ama 21 Mart'ta neler olup bittiğini anlatmıyor bu 468 sayfa. "12 Mart"ı yaşayan çoğu '47 doğumlu bir genç kuşağı anlatıyor.
Füruzan'ın bu ilk romanı, 1975'te Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'nü almıştı.
"Füruzan çağdaş Türkiye'nin önemli yazarlarından biri. Onun edebiyatı çağdaş Avrupa edebiyatının en güzel örnekleri olarak yerini alırken, yine de ülkesine özgü olan her şeyi de birlikte getiriyor."
Frankfurt Allgemeine Zeitung, Almanya
--reklam--
Kırk Yedi'liler Alıntıları - Sözleri
Sevgisiz yapılan her şey insanları sonunda kötüleştiriyor.
İnsan olmayı becermek de en büyük meslek sayılacak...
Sevgisiz yapılan her şey insanları sonunda kötüleştiriyor. ..
Belki de sayısız günler geçiyordu. Belki de tek bir gündü yaşanan...
Ahlak için yalan söylenmesi gerekir mi? Söylenince ahlaklı mı olunur?
"Peki doğru olan ne?
…Hem alçak gönüllülükten dem vurup hem de kibirli mi olacağız?"
Sevgi büyük bir soyutlama mı yoksa akılla beslenen bir gerçek mi?
…İnsan olmayı becermek de en büyük meslek sayılacak.
"İçimde çocukluktan kalma öyle anılar var ki, Haydar. Geçmiş sansam da geriye baktığımda bendeki oyuntularını olduğunca duyuyorum."
İnsanlık bilincine varmış, varma hakkını elde etmiş, emeği ile dünyayı her gün kuran bütün insanları kapsayan bir sevgi(dir) anlattığımız, önerdiğimiz. Sevmenin kadın erkek ilişkisinde de yücelticiliğini yadsımıyoruz.
Sevgi büyük bir soyutlama mı yoksa akılla beslenen bir gerçek mi...
"Canım sıkılıyor, bu canım sözüne hep takılırım. Niye sıkılıyoruz demeyiz de çoğunluk ‘canım sıkılıyor’ deriz. Çünkü özümüzü duyarız sıkılırken, acı duyarken, severken, sevilirken."
Canım sıkılıyor deriz. Çünkü özümüzü duyarız sıkılırken, acı duyarken, severken, sevilirken...
Kitaplarımızı görecekler, saklayacak değiliz elbette. Kendimizi mi yadsıyacağız, niçin? Kitaplar durağan, değişmezlik niteliğine geçmiş nesnelerdir. Onlardan niçin korkuyorlar? Niçin suç ögesi sayılabilir? Bu topluma soluk alma araları niye, hangi bilinçle serpiştirilmiş?
Uzak yolun töresidir ağlamak...
--reklam--
Kırk Yedi'liler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
12 Mart'a Doğru: Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı Kırk Yedi’liler. Benim için okuması hem kolay hem de zor bir kitap oldu. Bilinç akışı tekniği ile yazılan, zaman sıçramaları sıkça kullanılan bir eser. Kitabın zorluğu nereden geliyor diye soracak olursanız, çok ağır ilerleyen bir kitap. Hem ağır ilerleyip hem de kitaptaki tek bir diyaloğun bile paragraflarca sürdüğü için kitabın çoğu yerinde okurken sıkıldım. Hatta birkaç sefer yarıda bıraksam mı diye de düşündüm.

Kitap üç farklı dönemde geçmekte. Tüm bu dönemlerin merkezindeki kişi ise kitabın kahramanı Emine. Emine’nin çocukluğunun geçtiği Erzurum kitapta önemli bir yer teşkil etmekte. Öğretmen anne-Baba’nın ortanca kızı olan Emine’nin ileriki zamanlarda kişiliğini oluşturan unsurları burada okuyoruz. Özellikle anne-kız ilişkileri bu kısmın esas konusu. Bu ilişkiler annesinin hem Emine ile hem de ablası Seçil ile olan ilişkileri üzerinden aktarılmış. Bu kısımda Cumhuriyet’in ilk kuşağını oluşturan aydın çevresine bir eleştiri de mevcut. Zira kitabın kötü olmasa bile samimi olmayan şahsiyeti Emine’nin annesi Nüveyre. İkinci dönem ise Emine’nin üniversite hayatı ve solculuk ile tanışıp bir eylem insanına dönüşmesini okuyoruz. Bu kısımda sadece Emine’nin değil Emine’nin dava arkadaşlarının hayatlarına da giriyoruz. 1961 anayasasının getirdiği özgürlük ve hakları kaybetmemek için verdikleri mücadele esnasında hayatını kaybeden bir sürü aydın genç. Okudukça üzüleceğiniz sayfalar…Ayrıca bu kısımda ablası Seçil ve eniştesi üzerinden modern Türk romancılığının olmazsa olmazı burjuva yozlaşması da aktarılmış. Son kısım ise Emine ve arkadaşlarının işkence gördüğü aşağılandığı mahpus kısmı.

Kırk Yedi’liler bir 12 Mart dönemi romanı olmasına rağmen 12 Mart’ın önemli figürlerinden hiç bahsetmiyor. Kitapta ne İlhan Selçuk’un ne Doğan Avcıoğlu’nun ne de Cemal Madanoğlu’nun adı geçiyor. 12 Mart’ın asıl kurbanları olan ortalama 1947 doğumlu gençlerin hikayesi anlatılmış.

Kitabın en beğendiğim özelliği kitaptaki kelime zenginliği. Daha önce duymadığım birçok kelime ile bu kitap sayesinde tanıştım. Ek olarak özellikle Erzurum’da geçen bölümlerde yerel lehçelere yer verilmesi de hoşuma giden bir diğer husus.

Sonuç olarak büyük bir hevesle okumaya başlayıp okudukça sıkıldığım bir kitap oldu benim için. Bu tür kitaplardan hoşlananlar Vedat Türkali’nin Bir Gün Tek Başına isimli eserini de okuyabilirler. (Özgün Coşkun) 
Çürütülmüş evrenin külflerini gepgenç elleriyle kazımaya davranmışlardı: Parasız yatılı dan sonra okuduğum 2.Füruzan yapıtıydı 47liler.Çok garip bir şekilde bilniç akışı tekniği ve zaman atlamalarıyla roman okunmasını
çok zor karışık kılarken öte yandan FÜRUZAN IN kullandığı EŞSİZ VE GÜZELİ tÜRKÇE YEREL AĞIZlar be
iğne batırsan kanakyacak denli gerçek karakkterleriyle de elinden bırakmayı imkaansız kılıyor
.Daha önce okuduğum hiçbir kitaba benzemiyor.Okuması hem zor hemm de kolay ve zevkli.Ayrıyetten merak uyandırıcıEmminesiyle Kurban abisiyle Seçiliyle Özellikle Kirazıyka Dulkadiriyle hatta annesiyle falan :) asla unutulmuyacak içiçmde derin izler bırakan bir romandı
Öğrencilerin saflıkları temizlikleri karşısındakilerin şeytanlaştıkça şeytanlaşmaları ve kanlı pazar (Serhat Demirtürk) 
Sarsıcı bir eser: Bir dönem romanı olan 47'liler, anlatı dünyasındaki geniş psikolojik yansıtmalar, zaman sıçramaları, çağrışımlar aracılığıyla açılan yolun roman boyunca genişletilmesi gibi faktörlerle evrenseli yakalamayı başarıyor.
Füruzan'ın okuduğum ilk kitabı olan 47'liler onun diğer eserlerini okumam gerektiğini düşündürdü. Genellikle politik ve 'eleştirel' romanların düştüğü hiçbir tuzağa düşmeden okurunu içine alan eserin kalıcı bir etkisi var. Kitaptaki olayların soğukluğu ile karakterlerin sıcaklığı oldukça etkileyici bir zıtlık oluşturuyor. Bu zıtlığı yaratan 'kötü'lük ise hem olağanca somut ve gerçek bir biçimde kendini gösteriyor hem de 'neden bu kötülük, nereden geliyor bütün bunlar' diye düşündürüyor.
47'liler, biçim olarak özgün içerik olarak sarsıcı bir eser. (Mustafa Kerem) 
--reklam--
Kırk Yedi'liler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Füruzan - Kırk Yedi'liler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kırk Yedi'liler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Füruzan Kimdir?
Feruze Çerçi veya tanınan adıyla Füruzan (d. 29 Ekim 1932, İstanbul), Türk yazar.

Çağdaş Türk edebiyatının önemli isimlerinden birisidir. Türk öykücülüğünde genellikle "küçük insanlar" diye adlandırılan toplumun ezilmiş, hakkı yenmiş, duyarlıklı iç dünyaları keşfedilmemiş insanlarını yazmıştır. Öykünün yanı sıra şiirden, romana, gezi yazısından, denemeye, şiire ve çocuk kitabına kadar edebiyatın farklı türlerinde eserler vermiş, öykülerinin bazıları tiyatro sahnesine ve sinema perdesine taşınmıştır. 1970'li yıllarda en çok dikkat çeken üç kadın yazardan biri olarak Sevgi Soysal ve Adalet Ağaoğlu’yla birlikte anılır. 

Gülsün Karamustafa ile birlikte yönettiği Benim Sinemalarım filmi, Türk sinema tarihinin en başarılı eserleri arasında sayılır.

Hayatı

29 Ekim 1932'de İstanbul'da doğdu. Esnaf olan babasını küçük yaşta kaybetti. 1946 yılında Yalova Demir Köyü İlkokulu'ndan mezun oldu. Ailesinin kısıtlı ekonomik imkanları nedeniyle ortaöğrenimi tamamlayamadı.

1950'li yıllarda tiyatrocu olmaya karar verdi. Bir süre Küçük Sahne’de tiyatro oyunculuğu yaptı. Uzun bir süre resim ile ilgili çalışmalar yaptıktan sonra tamamen edebiyatla ilgilenmeye karar vererek çalışmalarını bu alana yöneltti. İlk öyküsü Olumsuz Hikâye, 1956’da Seçilmiş Hikâyeler Dergisi’nde yayınlandı. 1956’dan 1958'e dek öykülerini Türk Dili, Yenilik ve Pazar Postası’nda yayımladı. 4 Temmuz 1958'de karikatürist Turhan Selçuk ile evlendi. Boşanma ile sona eren bu evliliğinden kızı Aslı dünyaya geldi. Eserlerinde evlenmeden önce Füruzan Yerdelen, evlendikten sonra Füruzan Selçuk, eşinden ayrıldıktan sonra Füruzan imzalarını kullandı.

Yazarlığının ilk dönemini “gençlik hevesi” olarak tanımlayan Füruzan, asıl eserlerini 1960’lı yıllarda vermeye başladı. 1964-1972 arasında Dost, Yeni Dergi ve Papirüs’te yayınlanan öyküleriyle dikkat çekti.

İlk kitabı Parasız Yatılı ile 1972 Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazanınca ünlendi. Bu ödülü kazanan ilk kadın yazar ünvanını aldı. Parasız Yatılı'yı Kuşatma (1971) ve Benim Sinemalarım (1973) adlı öykü kitapları izledi. Öykülerinde kötü yola düşmüş kadın ve kızların, çöküş sürecindeki burjuva ailelerin, yeni yaşama koşullarından bunalan, yurt özlemi çeken göçmenlerin, yoksulluk içinde yaşama savaşı veren, tek silahları sevgi olan yalnız kalmış kadınların, çocukların dramlarına sevecen bir bakışla eğildi. Benim Sinemalarımkitabının ardından öyküye 9 yıl ara verdi.

1973'te ilk romanı Kırkyedililer 'i yayımladı. Türkiye tarihine '68'liler olarak geçmiş, devrim ve isyancı bir kuşak olan 1947 doğumluların hikayesini anlatan eser, geniş bir kitle tarafından sevildi, 1975'te Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'nü aldı.

1975 yılında Alman Akademik Değişim Servisi (A.A.D.D) adlı bir sanatçı programı kapsamında davet edildiği Berlin'e gitti ve bir yıl kaldı. Bu şehirde Türk işçilerle röportajlar yaptı. Röportajlarını Yeni Konuklar adlı kitabında topladı (1977). Dokuz Çağdaş Türk Öykücüsü (1982) adlı antolojisini ve Türkiye Çocukları (1979) adlı çocuk kitabını da Berlin'de hazırladı. Füruzan, daha sonraki yıllarda da göçmen ve gurbetçi işçi soranları üzerinde durmuştur. 1988'de yayımlanan ve belge niteliğinde bir kitap olan Ev Sahipleri 'nde Almanya'nın önde gelen aydınları ile göçmenleri konuşturdu. 1988'de yayımlanan ikinci romanı Berlin'in Nar Çiçeği 'nde de Almanya'daki göçmenlerin hayatını işledi.

Ah Güzel İstanbul öyküsünden uyarlanan aynı isimdeki filmi 1981’de Ömer Kavur ile birlikte yönetti. Film, hiçbir filmin birinciliğe değer görülmediği Antalya Film Festivalindeikincilik ödülü aldı.

1982'de yayımladığı Gecenin Öteki Yüzü kitabında yer alan ve kitapla aynı adı taşıyan öykü, 1986'da TRT tarafından dizi olarak çekildi. Dizi, TRT ve Modern Gazeteciler Kurumu tarafından en iyi dizi olarak seçildi.[5] Bütün çekimlerde sette bulunan Füruzan,[3] bu deneyimden sonra kendisi film yapmak üzere cesaret buldu. 1988-1989’da "Benim Sinemalarım" adlı öyküsünü senaryolaştırdı ve 1989’da Gülsün Karamustafa ile birlikte aynı adla sinema filmi olarak çekti. Film, uluslararası festivallerde büyük ilgi gördü.

Yazar, Redife'ye Güzelleme, Kış Gelmeden ve Sevda Dolu Bir Yaz adlı öykülerini ise oyunlaştırmıştır. "Kış Gelmeden" ve "Sevda Dolu Bir Yaz" Ankara Devlet Tiyatroları tarafından sahnelendi.

1991'de Lodoslar Kenti adlı şiir kitabını yayımladı.

Bosna Savaşı esnasında Balkanlar'ı kapsayan yolculuğunun izlenimleriniİşte Bizim Rumeli (1994) ve yeni baskısı Balkan Yolcusu (1996) kitaplarında paylaştı.

Yapıtları başta Almanca olmak üzere İtalyanca, İngilizce, Fransızca, Boşnakça, Bulgarca, Farsça gibi çeşitli dillere çevrilmiştir.

2006 yılında Ankara Öykü Günleri Onur Ödülü alan yazar[7], 2008 yılında 27. İstanbul Kitap Fuarı'nın Onur yazarı olarak seçilmiş[8] ve hakkında Füruzan Diye Bir Öykü adlı kitap hazırlanmıştır.
--reklam--
Füruzan Kitapları - Eserleri
Parasız Yatılı
Kırk Yedi'liler
Gül Mevsimidir
Sevda Dolu Bir Yaz
Benim Sinemalarım
Yaz Geldi
Kuşatma
Gecenin Öteki Yüzü
Berlin'in Nar Çiçeği
Balkan Yolcusu
Haraç
Lodoslar Kenti
Kış Gelmeden Sevda Dolu Bir Yaz
Ev Sahipleri
Redife'ye Güzelleme
Toplu Öyküler - Toplu Romanlar
Yeni Konuklar
İşte Bizim Rumeli
Yedi Öykü
--reklam--
Füruzan Alıntıları - Sözleri
Çocukken yaşananlara önem verilmeli.
Çünkü insan o yaşlarda sevinmeye öyle hazırdır ki, o sevinçlerin benzerliklerini bile yaşayamayabilir bir daha...
Ne yazık, ne yazık... (Kış Gelmeden Sevda Dolu Bir Yaz)
Çocukluk, bir ak kitaptır; her şey derin yazılır. (Yaz Geldi)
Mehmet Akif Ersoy diyor ki,

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda,
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda,
Canı cananı alsın da Hüdâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ

Ne kadar güzel satırlar. Hakikaten buna bakarak kendi vatanımızı gözbebeğimiz gibi korumak lazımdır. (Balkan Yolcusu)
Duygularımızdan, sevgimizden utanır olduk. Sevgisizliği savunmayı aklı yüceltmek sandık. (Parasız Yatılı)
..öylesine konuşmak, ne olduğunu açıkça bilmesem bile söylemek istediğim şeyler vardı ki o sabah. (Benim Sinemalarım)
Büyüdüğünde ancak saptayabileceği bir durum olacaktı bu, anlatılası şeylerin niçin hep yazlara rastladığı. (Yaz Geldi)
İnsanoğlunu ölümsüz kılan tek şey sevgidir değil mi? Sevgiyi tanımamışsak onurlu olmayı da bilemeyiz. Sevginin olmadığı yerde onur diye tanıtılanlar cimrilik, bencillik, hatta kindir. (Berlin'in Nar Çiçeği)
Hayat
sabrın caymaz büyük simyacısıdır.
Yetiştirme yurtları iyi yürekliliğin artıklarını kuşanırlar. (Lodoslar Kenti)
Türkiye'de Harf İnkılâbı olunca buraya kaçan Şeyhülislam Mustafa Sabri bir gazetede, “Ben Pomak olsam, Atatürk'ü ve ve Türklerin kabul ettiği bu alfabeyi kabul etmem, Bulgar alfabesini kabul ederim,” diye yazmış. (Balkan Yolcusu)
‘Ne olursa gidene’ derler ya ben inanmam bu söze. Ne olursa kalana olur. (Kuşatma)
İnsanların anıları hep kişisel olmaz ya. Tarihin yarattığı değerlerde en etkili anılar değil midir? (Balkan Yolcusu)
Öylesine uzun yaşadım ki ,yaşamak bir oyunmuş gibi oldu şimdi... (Gül Mevsimidir)
Ne umutlardı, ne beyhude hevesli bekleyişlerdi, geçti gitti, geçti hepsi. Neyse.. (Toplu Öyküler - Toplu Romanlar)
“Bizde rüştüne ermek aile kurmakla olur. Ne on altı yaşıyla, ne üniversite okumakla... Hiçbir çabanız sizi erişkin göstermez çevrenize. Alman toplumu ise başkadır. Orada rüşte ermenin biçimi de başkadır. Yolu yurttaş olmaktan geçer. “Yurttaş olmak” ise bireyin kendi bireyliğini ayrımsaması, onun toplum içindeki konumunu kimlik vererek belirleyen devlet karşısındaki yerini almasıyla olur.” (Ev Sahipleri)
"Aklı savunuyoruz,ama güzellikten yanayız." (Parasız Yatılı)
Bekle,
bahar hep karların altındadır.... (Lodoslar Kenti)
Nasıl olsa buralar bıraktığımız gibi duruyor. Sen de gördün ya, hiç değişmiyor. Değişse de aynı onmazlıklar daha başa çıkılmaz oluyor sonunda. Dönerim de, belki döndüğüm fark edilmez bile... (Kış Gelmeden Sevda Dolu Bir Yaz)
Bizde her pazar tatilinden önce bir papaz fabrikaya gelip 1 saat konuşur. Bütün makineleri durdururuz. O vaazına başlar azizleri anlatır. Biz işçiler Allah’ın en sevgili kullarıymışız anlatır, Allah için yapabileceğimiz en iyi
 İbadetin çalışmamız olduğunu anlatır… Papazın dediğine bakılırsa büyük arabalarıyla, bütün lüksleriyle zenginler cennete gitmeyecek anlaşılan. Sonra papaz efendi bu tatil öncesi ziyaret için para toplar. Ve biliyor musunuz bir gün ne oldu? Vaazlardan birini bitirip papaz fabrikadan çıktı avluda kocaman bir Amerikan arabası bekliyordu onu. Zavallı yoksul papaz çıktı binip gitti arabayla. (Yeni Konuklar)
Bir fransız düşünür ne demiş: " Gençlik bilebilse, ihtiyarlık yapabilse." (Gül Mevsimidir)
''Bana, güzel olmak gerek, demişlerdi. Çirkinin gençliği tuzsuz yemektir. Anca aç olanlar el atar.'' (Haraç)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kirk-yedililer-furuzan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)