# Kör Ayna, Kayıp Şark - Nurdan Gürbilek Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kör Ayna, Kayıp Şark kimin eseri? Kör Ayna, Kayıp Şark kitabının yazarı kimdir? Kör Ayna, Kayıp Şark konusu ve anafikri nedir? Kör Ayna, Kayıp Şark kitabı ne anlatıyor? Kör Ayna, Kayıp Şark PDF indirme linki var mı?  Kör Ayna, Kayıp Şark kitabının yazarı Nurdan Gürbilek kimdir? İşte Kör Ayna, Kayıp Şark kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kor-ayna-kayip-sark-nurdan-gurbilek-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-09-14T18:00:08+03:00
- Güncelleme: 2022-09-14T18:00:08+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/09/14/nurdan-gurbilek-kimdir-nurdan-gurbilek-kitaplari-ve-sozleri-312738.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Nurdan Gürbilek 
 Yayın Evi: Metis Yayıncılık 
 İSBN: 9789753424899 
 Sayfa Sayısı: 248 
--reklam--
Kör Ayna, Kayıp Şark Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kör Ayna, Kayıp Şark edebiyata yön veren endişelerden söz ediyor. "Endişe" derken yalnızca yazarın değil, okurun da yabancısı olmadı­ğı, başkalarına bir şeyler anlatmaya çalışan hemen herkesin yakın­dan tanıdığı huzursuzluğu kastediyorum. Anlatmak istediğimi iyi anlatabilecek miyim? Etki altında mı kalacağım yoksa? Karşımdaki anlayabilecek mi beni? Kendimi boşuna eleverecek, başkalarının gözünde küçük mü düşeceğim? Anlattıklarımı dinledikten sonra baş­kaları ne düşünecek hakkımda? Diyelim anladılar; anlatılmaya değer mi ki hikâyem? Hem sonra yaşanan yaşandı bitti; bir anlamı var mı anlatmanın?

Anlatmayı başlı başına bir "soruna" dönüştüren bir yığın endişe. Üstelik bütün bu endişelerin çoğu zaman ulusal-kültürel endişelerle iç içe geçtiğini de biliyoruz. Ama ben edebiyatın huzursuzlukları, anlatmanın sancıları üzerinde yoğunlaşan bu kitapta, bugüne kadar daha çok "Batılılaşma", "ulusal kültür", "kültürel kimlik" gibi kavram­lar etrafında tartışılagelen sorunların yazar için nasıl olup da içsel bir endişeye dönüştüğünü anlamaya çalıştım. Birçok yazarı yakından ilgilendiren "etkilenme endişesi"ne, gecikmişlik telaşına, kadınsılaş-ma korkusuna, çocukluğa çakılıp kalma sıkıntısına, bir türlü tam anlatamıyor olmanın doğurduğu huzursuzluğa yakından bakmayı, nihayet bütün bu kaygıların anlatma çabasını nasıl derinden etkile­diğini açıklamayı denedim. Umarım modern edebiyatın aynasının neden "kör", Şark'ının neden "kayıp" olduğuna dair bir deneme çıkarabilmişimdir ortaya.

- Nurdan Gürbilek
--reklam--
Kör Ayna, Kayıp Şark Alıntıları - Sözleri
Her yapıt yaşama verilmiş güçlü bir yanıt olmayı ister. İster istemesine de yanıt verildiğinde çoktan silinip gitmiştir soru.
Her yapıt yaşama verilmiş güçlü bir yanıt olmayı ister. İster istemesine de yanıt verildiğinde çoktan silinip gitmiştir soru.
Evet budur çiftkalplilik; aynı iç mekanda aynı anda birinin dediğini ötekinin reddedip fokurdayarak ayrı ayrı gagalak-gugalak gagalak sekmelerle konuşan iki ayrı papağan. Bir çift değerlilik; aynı deneyimin aynı anda karşıt duygular uyandırıyor olması. Her doğrunun ancak karşıtı tarafından sakatlanarak, geçersizliştirilerek bir yarım doğruya dönüşerek varolması; yürekler birkez çiftleşince her birinin ayrı ayrı yalana varıyor olması; bir "ne söylesem yalan" hali
Daha da tepelere çıkmayı düşündüm bir ara sevgili okurlarım, istesem elimdeydi fırsat, — fırsat sözcüğü de en açık bayağılıdır bu dünyanın tıpkı 'sevgili okurlarım' diye tutturan yazarlar gibi — göstermek üzere marifetlerimi ama bence daha da tepe diye bir şey yoktu anladım; ben çıkmak istedikçe, tüm tepelere egemen olduğunu sanan ve marifetlerimle alay eden yalancı tepeler vardı...
Suda boğulan Ophelia'ya gelince: Kaybın aynı an­da hem öznesi hem nesnesi; yitiren ve yitirilenle il­gili imgelerin her an yer değiştirerek etrafında kü­melendiği sabit imgedir o. Hem aynaya duyulan şiddetli ihtiyaç hem de kör aynanın, boş bakışın kendisi, Hem suya eğilen yüz, yitirdiğiyle ancak onun sularında birleşecek öksüz özne, hem de yitik sevgilinin kendisi: genç yaşta solup gitmiş, ölüler diyarından kurtarılmayı bekleyen beyaz entarili ha­yal. Her şeyi külrengi bir gök altında manasız bıra­karak çekip gitmiş, geri getirilmek istenen ölü anne. Durgun suyun ama aynı zamanda küf ve rutubetin, beyaz hayalin ama aynı zamanda mazi denen haya­letin; kaza, intihar ve cinnetin ortak adı.
Her yapıt yaşama verilmiş güçlü bir yanıt olmayı ister. İster istemesine de yanıt verildiğinde çoktan silinip gitmiştir soru.
Büyük şehir insanını büyüleyen aşktır, ama ilk bakışta değil, son bakışta aşk.
" Kitap okumaya çok düşkün olan Fâzıla Hanım babasından kalan evi satıp hisse senedi almış, senetlerin geliriyle ev işleri yapmak zorunda kalmadan daha önemlisi bir erkeğe boyun eğmeden tüm zamanını okumaya ayırabilmiştir."
Evet budur çiftkalplilik; aynı iç mekanda aynı anda birinin dediğini ötekinin reddedip fokurdayarak ayrı ayrı gagalak-gugalak gagalak sekmelerle konuşan iki ayrı papağan. Bir çift değerlilik; aynı deneyimin aynı anda karşıt duygular uyandırıyor olması. Her doğrunun ancak karşıtı tarafından sakatlanarak, geçersizliştirilerek bir yarım doğruya dönüşerek varolması; yürekler birkez çiftleşince her birinin ayrı ayrı yalana varıyor olması; bir "ne söylesem yalan" hali
--reklam--
Kör Ayna, Kayıp Şark İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Nereden başlasam, nasıl anlatsam: Öyle bir derya deniz ki Nurdan Gürbilek’in bilgisi ve bu bilgiyi edebî analiz gücü ile birleştirip öyle muazzam bir anlatımla aktarıyor ki okuyucuya, tekrar tekrar hayran bıraktı beni kendisine. Kör Ayna, Kayıp Şark yazarımızdan okuduğum üçüncü kitap ve özünde bir edebî eleştiri olmasının yanı sıra edebiyatımızda Tanzimat’tan günümüze kadar yazılan belli başlı romanlar hakkında da bir kaynak kitap niteliğinde sayılabilir. Gürbilek, bu romanlara edebiyat ve endişe ekseni üzerinden yaklaşıyor. Tanzimat romanındaki erkek yazar-kadın okur üzerinden erkek yazarın zihninin derinliklerinde yatan Batı edebiyatından etkilenme endişesini sunarak başlıyor yazar. Sonrasında birkaç bölüm Doğu-Batı kültür ve edebiyat dünyasının cinsiyet algısını örneklendirerek konuyu tartışmaya devam ediyor. Ahmet Mithad Efendi’den Hüseyin Rahmi Gürpınar’a, Halit Ziya Uşaklıgil’den Peyami Safa’ya Osmanlı-Türk roman örnekleri üzerinden bu tartışmaya devam ediyor.

Kitapta müthiş bir keyifle okuduğum bir bölüm geliyor sonra: Ahmet Hamdi Tanpınar’ın edebiyatındaki endişe olgusunun enine boyuna masaya yatırıldığı bu dördüncü bölüm, kısmen de olsa kitaba adını veriyor. Tanpınar’ın ve Cumhuriyet dönemi romanlarındaki “ayna” imgesinin açıklanması ve Tanzimat’tan Cumhuriyet sonrasına erkek yazarlarımızın kendi içlerinde tecrübe ettikleri huzursuzluğun kaynağı olan endişenin analizi ile kitap devam ederken benim de zihnimde yeni yeni pencereler açılmaya devam etti.

Edebiyat ve endişe eksenindeki tartışmasını Oğuz Atay, Vüs’at O. Bener, Bilge Karasu ve Leylâ Erbil gibi yazarlarımızın eserleri üzerinden sürdürüyor Gürbilek ve kitabın son bölümleriyle günümüze kadar gelmiş oluyoruz. Genel olarak, okuduğum ve okumam gereken yazarlara bu kitaptaki analiz üzerinden, yazarın sunduğu fikirler doğrultusunda bakabildiğim için kendimi çok şanslı hissettim. Konusu edebiyat olan makaleleri okumayı severseniz, bu kitap eşsiz bir okuma sunacaktır size. Kitabı okumasanız da bilin ki böyle bir kaynağa imzasını atan müthiş bir yazar/eleştirmen yaşıyor bu ülkede, iyi ki yazmış, iyi ki okudum. Bir sonraki Gürbilek kitabımı okumayı iple çekiyorum. (Nur) 
--reklam--
Kör Ayna, Kayıp Şark PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Nurdan Gürbilek - Kör Ayna, Kayıp Şark kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kör Ayna, Kayıp Şark PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Nurdan Gürbilek Kimdir?
Nurdan Gürbilek Boğaziçi Üniversitesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi ve aynı bölümde master yaptı. Akıntıya Karşı, Zemin, Defter ve Virgül dergilerinde yazdı. İlk kitabıVitrinde Yaşamak'ta 80'li yılların Türkiyesi'ndeki kültürel değişimi konu alır. Kitaplarında Türkçe edebiyat ürünlerini, Türkiye'nin yakın tarihinde öne çıkmış kültürel imgeleri, Türkçe edebiyata yön veren endişeleri, edebiyatın mağdurluk, incinmişlik ve dışlanmışlık hissiyle ilişkisini, ve yazarın özgünlük kaygısını inceledi. Edebiyat eleştirisinin toplumu anlamakta ne kadar önemli bir alan olduğunu kanıtlayan özgün bir eleştirel uslup geliştirdi. Metis Seçkileri dizisi için Walter Benjamin'in yazılarından Son Bakışta Aşk derlemesini hazırlamıştır.İki kitabında, Vitrinde Yaşamak ve Kötü Çocuk Türk'te yer alan denemelerinden yapılan bir derleme İngilizcede The New Cultural Climate in Turkey: Living in a Shop Window (Zed, 2010) başlığıyla yayımlandı. Eserlerinin edebiyatın bütününe deneme penceresinden bakan sorgulayıcı bakış açısı nedeniyle 2010 yılı Erdal Öz Edebiyat Ödülünü, Benden Önce Bir Başkası kitabıyla da 2011 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülünü kazanmıştır.

(Yayınevi Sayfası)
--reklam--
Nurdan Gürbilek Kitapları - Eserleri
Vitrinde Yaşamak
İkinci Hayat
Sessizin Payı
Mağdurun Dili
Kötü Çocuk Türk
Ev Ödevi
Yer Değiştiren Gölge
Benden Önce Bir Başkası
Kör Ayna, Kayıp Şark
--reklam--
Nurdan Gürbilek Alıntıları - Sözleri
"Ne olurdu bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı şeyleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım... Kendime söyleyecek söz bırakmadım." (Ev Ödevi)
İdeolojiler, kinlerimize takılan maskelerdir. (Mağdurun Dili)
Ailen yanında değilse sıfırsın, yoksun, hiçkimsesin, hiç-bir şeysin. (İkinci Hayat)
Evet budur çiftkalplilik; aynı iç mekanda aynı anda birinin dediğini ötekinin reddedip fokurdayarak ayrı ayrı gagalak-gugalak gagalak sekmelerle konuşan iki ayrı papağan. Bir çift değerlilik; aynı deneyimin aynı anda karşıt duygular uyandırıyor olması. Her doğrunun ancak karşıtı tarafından sakatlanarak, geçersizliştirilerek bir yarım doğruya dönüşerek varolması; yürekler birkez çiftleşince her birinin ayrı ayrı yalana varıyor olması; bir "ne söylesem yalan" hali (Kör Ayna, Kayıp Şark)
Her yapıt yaşama verilmiş güçlü bir yanıt olmayı ister. İster istemesine de yanıt verildiğinde çoktan silinip gitmiştir soru. (Kör Ayna, Kayıp Şark)
Bazen insana ancak neyin yanlış olduğunu söylemek düşüyor. Doğrular varlıklarını ancak yanlışlarla birlikte, yanlışların içinde sürdürebiliyor. (Vitrinde Yaşamak)
Öyle bir kapı olmalı ki çalınca, insana hiçbir şey sormadan açsalar... (Mağdurun Dili)
AHMET HAMDİ TANPINAR'ın öğrencisidir Yusuf Atılgan; Edebiyat Fakültesi'nde okuduğu sırada onun derslerine devam etmiş­tir. Tanpınar'a olan borcunu şöyle dile getirir sonradan: "... en büyük şansım üç yıl Ahmet Hamdi Tanpmar’ın öğrencisi olmam.
Örneğin Recaizade'den Proust’a, Gide'e, iyi müziğe atlayarak anlattığı derslerin ve ara sıra özel konuşmalarımızın yazarlık mizacımda büyük etkisi olduğuna inanıyorum.” (Yer Değiştiren Gölge)
Cemil Meriç'i düşünüyorum. Kendini aynı anda hem "prens" hem "parya", hem "dâhi" hem "fırsat yoksulu", hem "düşünce fatihi" hem "tekmelenen köpek", hem "şövalye" hem "kapıcıdan aşağı" olarak tarif ederken,
kendi ifadesiyle bir "Dosto" romanından çıkmış gibi: "Ben dünyaya gelişiyle gelmeyişi arasında hiçbir fark olmayan fanilerden biri miyim?" diye sorarken, kendini başkalarından daha soylu, daha bilgili, daha kültürlü, ama buna rağmen daha ezik hisseden yeraltı adamının yazgısını "bu ülke"de bir kez daha tekrarlamaktan öteye geçemiyor. Böyle zor anlarda, Oğuz Atay'ın yarı ciddi yarı şaka müdahalelerini ciddiye almakta yarar var. Yalnızca Dostoyevski'den sonra Dostoyevski gibi yazılamayacağına işaret ettiği için değil. Aynı zamanda Dostoyevski problemlerinin iyice ağırlaştırdığı havayı, Dostoyevski'de pek bulunmayan bir mizah duygusuyla dağıttığı için. (Benden Önce Bir Başkası)
"Uyandım. Uyanıyorum. Zihnin oyunu bitti. Şimdi kendi kapımdayım. Biraz sonra içeriye, oradan dünyaya gireceğim." (Yer Değiştiren Gölge)
"Yazı, kendini söyler, söylemediğini yok eder." Böyle diyordu Karasu, bir denemesinde: "Bir de, ara bir yol olarak, yok ettiklerinin bir bölüğünü sezdirebilir. Sezdirdikleri 'var' değildir ama 'yok' da değildir...'' (Yer Değiştiren Gölge)
"Her gün açıklanamayanlar biraz daha artıyor. Tarifi güç bir yorgunluk geliyor üstüme." (Ev Ödevi)
Tanzimat romanı bir ba­basızlığa, bir yetimliğe doğmuştur. Sorun, bu romanların çoğunun kahramanının yetim oğullar olmasından ibaret değildir. Romanın esas oğlanının ısrarla yetim oluşu, yabancı topraklarda tutunmaya çalışan bu türe özgü yapısal bir sorunun işaretidir aynı zamanda (Kötü Çocuk Türk)
Her yapıt yaşama verilmiş güçlü bir yanıt olmayı ister. İster istemesine de yanıt verildiğinde çoktan silinip gitmiştir soru. (Kör Ayna, Kayıp Şark)
"Ölmüş kuşakların geleneği" diyordu Marx, "yaşayanların üzerine bir kâbus gibi çöker. Yalnız tarihte değil, edebiyatta da böyle. Bu kâbusu Türkçede en iyi anlatan, çünkü bir kâbus gibi yaşayan yazarlardan biri Tanpınar'dı. Günlüğünde, kendinden önce yazılmış kitapları "kendine çevrilmiş bir silah" olarak algılamaktan bir türlü vazgeçemediğini yazar. Baudelaire'den, Valery'den, Proust'tan, Yahya Kemal'den sonra yazmanın onu durmadan "hazin mukayeseler"e sürüklediğinden, "korkunç mukayese arzuları" içinde yazdığından, kendine doğru çevrilmiş silahların gölgesinde kendini bir türlü varedemediğinden söz eder. (Benden Önce Bir Başkası)
İnsanlık önüne ancak çözebileceği sorunları koyarmış. (Vitrinde Yaşamak)
Kendini Valéry'yle kıyaslayacak kadar ciddiye alır; ama Valéry'nin Defterler'ini satın alacak, hatta bırakın onları bazen kâğıt alacak parası bile yoktur. Türk moderninde bir hamle yaptığını düşünüyordur; ama diğer yandan "orospu, borçlu ve perişan" olduğunu da görüyordur. Büyük bir esere imza atmak ister; ama maddi sıkıntıların kendisini küçülttüğünün, eşe dosta el açmak zorunda bıraktığının farkındadır. O kendisini bir estetik proje olarak yapayım derken, maddi koşullar onu bir dilenci, bir ricacı, bir "kiralık kafa" olarak kuruvermiştir. (Benden Önce Bir Başkası)
Kitaplarla ve onların yazarlarıyla birlikte yaşıyorum. Önsözlerle yaşıyorum. Hiçbir yazar şaşırtmıyor beni; çünkü hayatlarını sonuna kadar biliyorum. Gerçek dediğiniz dünyadaysa kimin ne yapacağı belli değil. Her gün şaşırtıyorlar beni. Yazarlarımla yaşamak daha kolay. (Benden Önce Bir Başkası)
"Bakışın çifte doğası: Kendimizi eksiksiz hissetmemiz için başkasının bizi görmesi gerekir; ama diğer yandan, etrafımızı saran gözler imparatorluğu bize her an gözaltında olduğumuzu söyler. İşte insanın bakışa aynı anda hem muhtaç hem de maruz kalıyor olması, hepimizin kendini şu ya da bu ölçüde içinde bulduğu bu çatışma mağdurun yazgısında tam anlamıyla bir yaraya dönüşmüştür." (Mağdurun Dili)
Bilinç, insanı hayatın dışına itecek; beceriksiz, tutul ve işlevsiz kılacaktır. (Yer Değiştiren Gölge)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kor-ayna-kayip-sark-nurdan-gurbilek-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)