# Kulağımız Kirişte - Rıfat Ilgaz Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kulağımız Kirişte kimin eseri? Kulağımız Kirişte kitabının yazarı kimdir? Kulağımız Kirişte konusu ve anafikri nedir? Kulağımız Kirişte kitabı ne anlatıyor? Kulağımız Kirişte kitabının yazarı Rıfat Ilgaz kimdir? İşte Kulağımız Kirişte kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kulagimiz-kiriste-rifat-ilgaz-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-17T04:01:00+03:00
- Güncelleme: 2022-02-17T04:01:00+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/17/rifat-ilgaz-kimdir-rifat-ilgaz-kitaplari-ve-sozleri-154601.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Rıfat Ilgaz 
 Yayın Evi: Çınar Yayınları 
 İSBN: 9789753480237 
 Sayfa Sayısı: 80 

Kulağımız Kirişte Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Çağın gerçekleri, sorunları içinde tarihsel görevinin bilincine varması gereken bir şairin eylemi söz konusudur bugün.

Her yeni çağ aşağıdan yukarıya doğru itilerle oluşup gelişirken, toplumla içli dışlı olması gereken şair de gerçekçiliğin yeni biçimlerini yaratmaya itilmektedir. Sair toplumu değiştirme, oluşturma çabası içinde kendisini de değiştirip oluşturacaktır. Bu gerçeği Brecht'le birlikte yineleyebiliriz:

'Her yeni çağ gerçekçiliğin yeni biçimini ortaya koymak zorundadır.' Şairin amacı, bu gerçekleri öğrenmekle bitmiyor. Bunları yapıtına bilgi olarak koymak, şairi sanat dışı gereksiz çabalara götürür. O, bu gerçekleri içeriğine uygun bir biçim içinde yansıtmak zorundadır. Şair, coşku ve hayranlık yaratan kişidir. Bu coşku ve hayranlık, benzer koşullar içinde yaşayanlar arasında mümkündür. Bir şiirin etkileyici ödevi, bu koşulların içindekilerle yüz yüze geldi mi başlar. Bu bakımdan şair yan tutan kişi sayılır.
Rıfat Ilgaz

Kulağımız Kirişte Alıntıları - Sözleri
Bu kara yazıyı alnından silip
Kendi özyazını, kendin yazmalı!
...
Şimdi bir temmuz güneşidir özlediği,
Temmuz güneşinde alev alev bir sarı,
Bir sarı ki uzak adalardan kaçırılma,
Serçelerle dal uçlarında cıvıldaşan
Böylesine bir sarıdır özlemini çektiği...
Çocuklarımız neleri sevmiyorlar ki…
Uçurtmayı seviyorlar sözgelişi,
Bir havalandı mı uçurtmaları
Daha da güzelleşiyorlar.
Maviliklerde gözleri
Özgürlüğü yaşıyorlar
Uçurtmalarla birlikte.

Koparıp da iplerini hele
Bir kurtuldular mı ellerinden,
Öylesine seviniyorlar ki,
Gidiş o gidiş, bile bile…

Kızalım mı umursamayışlarına?
Kendi yaşamlarını izliyorlar boşlukta.
Onlar da birer uçurtma değil mi?

Bizim de ne süslü uçurtmalarımız vardı,
Alıp başlarını gitmediler mi?
Gözümüzden bile esirgedik
Hangi birinin ipi kaldı elimizde?
Yaşayıp gidiyorum, sizin anlayacağınız!
Ne var ki dertlerimiz tasalarımız artıyor
Yaş ilerledikçe
Nasıl mı yaşıyorum?
Bu da mı sorun!
Yaşıyorum ya siz ona bakın!
Gençken bir şiirimde,
"İş doğmakta değil!" demiştim,
"Gelmişken yaşamakta!"
Değerini biçen biçmiş
Kız evlatsın, eğeceksin boynunu
Şerbetini içen içmiş
Davul zurna gideceksin yabana!
Gelin değil yoz tarlada ırgatsın,
Kadın değil, ana değil, kul, köle.
Kargacaklım, Aybasanlım, Malyaslım,
Babandan mı miras sana bu çile?
Bir görevin vardı öğretmenim,
Kim unutturdu sana?
Öğütler verirdin kaşların çatık
Hiçbiri işlemedi mi onların yüreğine?
Söyle öğütler mi, öğretmenim,
Yoksa kurşunlar mı etkili?
Övgülere direneceksin,
Seni göklere çıkaran övgülere!
Ayaklarının biri kesildi mi yerden
İşte asıl o zaman,
Sedef-i şerefini terkettin demektir!
Savaşlar, soykırımlar gördük,
İskenderler, Sezarlar,
Ne atlar kaldı onlardan, ne meydanlar...
Kim bıçakla kazır gibi
Kazımış içinden acımayı
Kim silmiş sevgiyi yüreğinden

O değilse bir başkası...
Bir gözünü kısıp da hani
Nişan alır gibi bakan çocuk
Dalına basınca gözüpek
Kayalar gibi acımasız.
Nasıl mı yaşıyorum
Bu da mı sorun.
Yaşıyorum ya siz ona bakın...
İş doğmakta değil
Gelmişken yaşamakta.

Dekart gibi düşünüp
Dekart gibi konuşursam eğer:
"Yaşıyorum..." Eee şu halde?
Canım anlayıverin gerisini,
Hiç kuşkunuz olmasın ki, "Varım!"
Biz uygarız haaa!..
Biz, diyorsam… Yanlış anlaşılmasın,
Bir Türk olarak söylemiyorum
Türklük adına değil, konuşmam…
Hem ne haddime,
Bu işin tapusunu taşıyanlar var cebinde.
Aman yanlış anlaşılmasın,
Biz, diyorsam…
Dünyalılar adına konuşuyorum,
Biraz da insan olaraktan,
Biz diyorum, biz uygarız haaa!..
Kuşkuluyum durumumuzdan doğrusu,
Uygarlıkta nerelerdeyiz,
Kaç karış ilerde?
Öyle ya bunca çaba
Bir düzey tutturabilmek içindir,
Bir amaca ulaşmak için olsa olsa.
Soruyorum, nereye vardık,
Arpa boyu yol alabildik mi?
Hangi düzeydeyiz uygarlıkta?
Hele bir göz atalım özgeçmişimize
Neler yapmışız bu uğurda,
Neler başarmışız insan olarak?
Taş dönemi, kazma, balta
Tunç dönemi, demir dönemi,
Kılınç kalkan, top tüfek…
Daha da önemlisi
Uzayda perendeler ata ata
Füzeler çağına girmek…
Bütün bunlara izninizle
Vurduk mu yaldızını sanatın,
Uygarlığın görevi tamam!
Tüm bu çabalar, sözümona,
İnsan olmamız içindir,
Uygarlık bi yana!..
Ne denli kalın kafalı,
Ne denli dar görüşlüymüşüz ki
Öğrenelim diye insanı iyice
Kıymışız binlercesine acımadan.
Yetmiyormuş gibi,
Tüm ezilmişlere yıkmışız
Bu kırımların suçunu bir de…
Ne insanmışız, değil mi?
Tüh be!
Yaşayıp gidiyoruz bir arada
Meşe, çam, köknar, kayın...
Bırakın kirli kentlerinizi,
Biraz da aramızda yaşayın!

Varsın derinde olsun köklerimiz
Yükselmek için yarış bizde.
Görülmüş mü ağacın ağaca kıydığı,
Sevgiyle yaşamak barış bizde!

Mutluyuz birlikte yaşamaktan
Meşe, çam, köknar, kayın...
Sarılın toprağınıza bir çınar gibi
Bize de kendinize de kıymayın.

Ne demiş en büyük ozanımız
Neden kulak vermiyorsunuz sesine
Bir ağaç gibi hür yaşayın dememiş mi,
Ve bir orman gibi kardeşçesine?

Kulağımız Kirişte İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Dal kırılır, yaprak dökülür
 Ölür mü acılara katlanmasını bilenler,
 Direnenler tüm kırımlara karşı...
 Ölmez sevgiden yana olanlar
 Defneler ölmez!

Kulağımız Kirişte adlı şiir kitabından

Rıfat ILGAZ (Hamza) 
"Rifat lIgaz, 1940'larda toplumsal gerçekçi akımı seçmiş bir ozan. Şiirlerinde, 'hüzünlü bir gülümseme' ışıldar baştan beri.
'Alişim' (1944) şiirinde kolu kopan işçiye: Kızlar da emektar sazın gibi çifte kol ister saracak' derken, ne acıma vardır, ne ağıt. Yalnız o hüzünlü gülümseme. Bu gülümseme 'Kulağınız Kirişte'de sürüyor. Usul bir yaşam inadını da sürdürüyor bu kitaptaki şiirlerinde Rifat Ilgaz. Yaşamayı 'mısra misra sevmiş'. 'Ne varsa kaybettiğim bütün bulduğum şiirde' demiş bir ozanın kazancını hesaplıyor:
 'Geride kalanlara ne bırakacağın, / .) /Olsan olsa / Karadeniz'den payıma düşen.. / Beş on leylek yer gokyüzünden' (Bilmeyecekler)
Bütün varı yoğu gökyüzünden caymayan şair;
'Yedi Canlı Olmak' şiirinde:
"Yaşamak için geceli gündüzlü / Dileniyorum üstelik!' diyor." (SENNUR SEZER – Gösteri, Eylül 1983) (red john) 

Kitabın Yazarı Rıfat Ilgaz Kimdir?
1911 yılında Kastamonu’nun Cide ilçesinde doğdu.7 Temmuz 1993 tarihinde öldü.Rıfat Ilgaz 1940’ların toplumcu-gerçekçi şairlerindendir. 1911 yılında Cide’de doğdu. Şiir yazmaya ortaokul öğrencilik yıllarında başladı. İlk şiiri 27 Temmuz 1927 ‘de, günlük Nazikter gazetesinde yayınlandı. Ayrıca; Açıkgöz(Kastamonu), Güzel İnebolu ve Güzel Tosya gazetelerinde şiirleri ve yazıları yayınlanmaya başladı. Lise yıllarında babasının ölümü sebebiyle buradan ayrıldı. Yatılı olarak Kastamonu Muallim Mektebi’nde öğrenim gördü. 1930 yılında mezun oldu.

Altı yıl süreyle Gerede, Akçakoca, Hendek ile Düzce arasında Gümüşova’da ilkokul öğretmenliği yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü 1938 ‘de bitirdi ve Adapazarı Ortaokulu Türkçe Öğretmenliğine atandı. 1939’da İstanbul Karagümrük Ortaokulu’nda Türkçe Öğretmenliğine başlayan Ilgaz’ın, yazı ve şiirleri dergilerde yayınlanmaya başladı. 1940 ‘da Çığır, Oluş, Ulus, Güneş, Yücel, Varlık, Hamle ve Yeni İnsanlık dergilerinde şiirleri çıktı ve aynı yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi. Ömer Faruk Toprak ile 9 Eylül 1942’de Yürüyüş Dergisi’ni çıkardılar. Bu dergide Orhan Kemal, Sait Faik, Cahit Irgat, A.Kadir, Nazım Hikmet (İbrahim Sabri) ile birlikte çalıştılar. 1943’te ilk kitabı "Yarenlik"i yayınladı. Şiirleri olağanüstü bir ilgi gördü. Ocak 1944’de "Sınıf" adlı şiir kitabı çıktı. Sıkıyönetim kararı ile toplatıldı. 1945’te Gün Dergisi çıktı. Bu dergide yazıları yayınlandı. Aziz Nesin’in Cumartesi Dergisine ortak oldu. Seçici kurulda çalıştı. 1946’da Esat Adil, Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte Gerçek Gazetesini çıkardılar. 1946 Ekim ayında Yığın Dergisi’ni Esat Adil ve Adil Yağcı ile birlikte çıkardılar. Öğretmenliğe yeniden döndükten sonra Boğazlayan-Yozgat’a tayini çıktı. Hastalığı nedeniyle Validebağ Sanatoryumunda yattı. Şubat 1947’de Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Mim Uykusuz’un çıkardığı Marko Paşa kadrosuna girdi. Sık sık kapatılan bu derginin daha sonraları sorumlu müdürlüğünü üstlendi. Malum Paşa, Merhum Paşa, Hür Marko Paşa gibi dergilerin adı sık sık değişiyordu. 1950’li yıllarda Ilgaz, gazetecilik yapmaya başladı. Sakıncalı olduğundan gazeteler ve dergiler imzalarına pek yer vermediler.

1952-1960’da Tan Gazetesi’nde dizgici-musahhih ve röportaj yazarı olarak çalıştı. Turhan ve İlhan Selçuk’un çıkardığı Dolmuş Dergisi’ne "Stepne" takma adıyla yazılar yazdı. Hababam Sınıfı, Pijamalar(Bizim Koğuş), Don Kişot İstanbul’da bu dergide dizi olarak yayınlandı. Hababam Sınıfı’nı da isminin sakıncalı olması nedeniyle "Stepne" (Yedek Lastik) takma adıyla yazdı. Ocak 1953’te Devam adlı şiir kitabını çıkardı ve bu kitap da toplatıldı. Rıfat Ilgaz Demokrat İzmir, Akbaba, Vatan, Yeni Gün, Yeni Ulus gibi yayın organlarında ve kimi edebiyat dergilerinde yazı yazdı. Sınıf Yayınları’nı kurdu ve kendi kitaplarını yayınlayabildi. 1970’te Basın Şeref Kartı’nı aldı. 1974’te emekli oldu. Doğum yeri olan Cide’ye yerleşti. 12 Eylül 1980 döneminde gözaltına alındı. 70 yaşında gerekçesiz sorguya çekildi ve gözaltında kaldı. Tutukluluğu sona erince İstanbul’da oğlu Aydın Ilgaz ile birlikte ölümüne kadar yaşadı. Bu olaylar "Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra" adlı kitabında anlatılır. Onu hepimiz Hababam Sınıfı’nın yazarı olarak bildik. Altmış kitabı olmasına rağmen onun şairliğini, romancılığını ve öykü yazarlığını unutmamamız gerekir. Rıfat Ilgaz 7 Temmuz 1993 günü öldü.

Rıfat Ilgaz Kitapları - Eserleri
Karartma Geceleri
Halime Kaptan
Hababam Sınıfı
Sarı Yazma
Hababam Sınıfı Uyanıyor
Apartıman Çocukları

Şeker Kutusu
Nerde O Eski Usturalar
Meşrutiyet Kıraathanesi
Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı
Pijamalılar
Hababam Sınıfı İcraatın İçinde
Garibin Horozu

Hababam Sınıfı Baskında
Karadeniz'in Kıyıcığında
Don Kişot İstanbul'da
Yıldız Karayel
Bacaksız Okulda
Sınıf
Bacaksız Paralı Atlet

Bacaksız Kamyon Sürücüsü
Bütün Şiirleri 1927-1991
Dördüncü Bölük
Yokuş Yukarı
Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra
Bacaksız Tatil Köyünde
Sosyal Kadınlar Partisi

Bacaksız Sigara Kaçakçısı
Kumdan Betona
Yaşadıkça
Hoca Nasrettin ve Çömezleri
Çalış Osman Çiftlik Senin
Radarın Anahtarı
Öksüz Civciv

Yarenlik
Rüşvetin Alamancası
Nerede Kalmıştık
Cankurtaran Yılmaz
Devam - Şiirler 1953
Cart Curt
Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler

Satılmışlar
Ocak Katırı Alagöz
Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil
Kulağımız Kirişte
Güvercinim Uyur mu
Üsküdar’da Sabah Oldu
Küçükçekmece Okyanusu

Haydi Yolunuz Açık Olsun
Uzak Değil
Durmak Yok
Bunadı Bu Adam
Fedailer Mangası
Krallar ve Kurallar
Şevket Ustanın Kedisi

Çocuk Bahçesi
Altın Ekicisi
Bütün Şiirleri 1937-1983
Çok Küçüğüm Daha Ben
Kesmeli Bunları

Rıfat Ilgaz Alıntıları - Sözleri
Bizim memlekette zeytin o kadar boldur ki... Ama arayınca tanesini bulamazsınız! Yağını dostlarımıza satarlar, çekirdeğini de bize yuttururlar. (Sosyal Kadınlar Partisi)
Topladığımız gönül çiçekleri
Kucağımızda sararıp solar
Utanır da veremeyiz
Sunamayız dilimiz dolaşır
Oysa neler düşlemişizdir geceden. (Ocak Katırı Alagöz)
"Bakın şu miskinlere, Hababam Sınıfı değil, Hababam Taburu be !" (Hababam Sınıfı)
Sait ne zaman Haluk’la ikimizi bir arada görse süzerdi onu: "İşte benim ustam!" derdi. "Bana gazeteciliği öğreten ilk adam!" (Yokuş Yukarı)
Annem kahve! Emrini alinca, hemen sürerdi cezve yi kahve gelince bos zamanlarinda sardığı sigaralardan birini çıkarır hanım ateş.. Emrini verirdi. Ben kibriti kapıp koşarsam beni terslerdi. Annem karşısında süzüm süzüldukce keyiften bayilirdi. Zevk sahibiydi babam Sandalcı Hamit. (Nerde O Eski Usturalar)
Ben ölmedim
Beni öldürmediler de
Yaşıyorum yaşıyorum işte
At kıçında sinek gibi
Tööbe töbe (Uzak Değil)

Neyimize gerek bizim siyaset.! (Haydi Yolunuz Açık Olsun)
Doğru! Dünyanın parası var İsviç­re'de. Bizimkilerin paraları bile orda! (Hababam Sınıfı Baskında)
"...Ben bugüne kadar tavuk bile kesmedim. Hep bizim büyük hanım keser tavukları."
"Tavuğu kadına mı kestiriyorsun?"
"Kime kestireyim ya?"
"Yenmez kadının kestiği tavuk."
"Pişirdiği pilav yenir de kestiği tavuk mu yenmez,haaa?"
"Asla yenmez."
"Ben yedim oldu Muhzır Efendi. Sana buyur edersem yeme!" (Hoca Nasrettin ve Çömezleri)
Ben kaçıyorum anladın mı, resmen kaçıyorum insanlardan. (Şeker Kutusu)
Poker denilen oyun da particilik gibi… Cebin dolu oldu mu, salla sallayabildiğin kadar. Bu oyunun aslı esası palavra! (Şeker Kutusu)
Gel, değmeden birbirine ellerimiz,
sen günlük işlerinden konuş,
ben sana masallar anlatayım
gelecek günlere dair. (Yarenlik)
"-Sanat gösterisi yapmıyormuşuz da biz ne yapıyormuşuz?
-Gövde gösterisi..." (Dördüncü Bölük)

Açlık ,ekmeğin katığıydı … (Karadeniz'in Kıyıcığında)
Ne demiş en büyük ozanımız
Neden kulak vermiyorsunuz sesine
Bir ağaç gibi hür yaşayın dememiş mi,
Ve bir orman gibi kardeşçesine? (Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler)
"Okuyamadığım kitaplardan kitaplıklar düzdüm." (Sosyal Kadınlar Partisi)
...Aynı bunalımlı günleri birlikte yaşadığımız halde adımı ancak kaşıntılı günlerinde anımsayan dostlara inat! (Yokuş Yukarı)
..Yağlı güreşteki dinç güreşçilere benziyordu balık.Ele,avuca sığmıyordu... (Küçükçekmece Okyanusu)
Allah, bir kapıyı kaparsa bir kapıyı açar. (Apartıman Çocukları)
... değişen hiçbir şey yoktu eğitim, öğretim alanında. Her şey olduğu gibi, bütün düzensizliğiyle sürüp gidiyordu. (Hababam Sınıfı Baskında)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kulagimiz-kiriste-rifat-ilgaz-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)