# Küresel Bunalım - Ahmet Davutoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Küresel Bunalım kimin eseri? Küresel Bunalım kitabının yazarı kimdir? Küresel Bunalım konusu ve anafikri nedir? Küresel Bunalım kitabı ne anlatıyor? Küresel Bunalım PDF indirme linki var mı?  Küresel Bunalım kitabının yazarı Ahmet Davutoğlu kimdir? İşte Küresel Bunalım kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kuresel-bunalim-ahmet-davutoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-28T00:00:08+03:00
- Güncelleme: 2022-04-28T00:00:08+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/28/ahmet-davutoglu-kimdir-ahmet-davutoglu-kitaplari-ve-sozleri-210039.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ahmet Davutoğlu 
 Yayın Evi: Küre Yayınları 
 İSBN: 9789756614075 
 Sayfa Sayısı: 265 
--reklam--
Küresel Bunalım Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Oniki yıl arayla meydana gelen iki yıkım, uluslararası sistemin merkezi güçlerinin yüzleşmek zorunda oldukları sonuçlar doğurdu. Berlin Duvarının yıkılmasından sonra kalıcı ve adil bir dünya düzenin kurumsal alt yapısı sağlanamadı. Aksine, bölgesel gerilim alanlarında rekabetin kışkırtılması İkiz Kulelerin yıkılması sonrasında yeni problem alanlarını ortaya çıkardı. Kısaca, birinci yıkımın oluşturduğu iyimser atmosferin güç eksenli rekabete kurban edilmesi, ikinci yıkımın kötümser ortamını hazırladı.u iki yıkımın ekseninde yapılan konuşmalardan oluşan bu kitapta, küresel bunalımın felsefî ve stratejik boyutları ele alınmakta: bu bunalımın batı ve doğu toplumlarının yanısıra Türkiye üzerinde yapacağı etkiler tartışılmaktadır.
11 Eylül Konuşmaları 

Bu iki yıkımın ekseninde yapılan konuşmalardan oluşan bu kitapta,küresel bunalımın felsefi ve stratejik boyutları ele alınmakta; bu bunalımın batı ve doğu toplumlarının yanısıra Türkiye üzerinde yapacağı etkiler tartışılmaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Küresel Bunalım Alıntıları - Sözleri
Yalnız, 11 Eylülde birlikte fark edilen husus şu oldu; 11 Ey­ lül öncesine kadar Amerikan insanı, genelde Batı insanı ama özellikle Amerikan insanı, nerede özgürlük ve güven­ lik problemi olursa olsun bunu önemsemiyordu. Çünkü kendisinin kendi mekanında özgür ve güvende olduğunu düşünüyordu. Amerika bir özgürlük alanıydı; özgürlük ve güvenlik problemi hiçbir zaman Amerika’ya yansımaya- caktı. Bu aynı şuna benziyor; Marmara’da yaşayan bir in­ san, eskiden depremleri Erzincan’da, Adana, Van’da olan ve kendisine hiçbir zaman bulaşmayacak olan bir problem gi­ bi görürdü. Marmara depremleri öyle bir şok yarattı ki, te­ levizyonda seyredilen bir olguyu, insanların günlük hayatı­ nın içine soktu. Fukuyama “insanoğlunun arayışı bitmiştir” derken, Batı insanını kastediyordu ve orada da yanılmıştı.
1997 yılında Lüksemburg Zirvesinde Türkiye'ye aday bile olamayacağı tebliğ edilmiş... Bir yıl sonra 1998 yılında Avrupa Birliği'ne göbek bağı kalmayan Türkiye, özellikle Avrupa Birliği'nin üzerinde çok ısrarla durduğu pkk meselsinin üstüne gidiyor ve pkk'nın başı Öcalan'ı, önce Suriye'den sonra Rusya'dan daha sonra İtalya'dan çıkartıyor... Türkiye AB'ye mesafeli dururken, Türk ekonomisi, Cumhuriyet tarihinde rastlanmamış bir parlak döneme giriyor...1999 yılında Türkiye'yi sarsan bir deprem olayı var...Helsinki Zirvesi'nde siz adaysanız, adaylık usullerini yerine getireceksiniz diyorlar. (Kopenhag Kriterleri)... (Daha sonra 2001 Şubatında yaşanan ekonomik kriz.)
"Yalnız, 11 Eylül'le birlikte fark edilen husus şu oldu: 11 Eylül öncesine kadar Amerikan insanı, genelde Batı insanı ama özellikle Amerikan insanı, nerede özgürlük ve güvenlik problemi olursa olsun bunu önemsemiyordu. Çünkü kendisinin kendi mekanında özgür ve güvende olduğunu düşünüyordu. Amerika bir özgürlük alanıydı; özgürlük ve güvenlik problemi hiçbir zaman Amerika'ya yansımayacaktı."
"Bu terör saldırısını yapanlar, Dünya Ticaret Merkezi'ni ve Pentagon'u kuranların kullandığı teknolojik araçları, aynı rasyonaliteyi ve aynı sistemik mekanizmayı kullanıyorlardı. Ve elbette aracın kendisi önem taşımayacaktı, eğer onun arkasındaki ahlakî normu koyamazsanız."
"Ve şöyle düşünülüyordu: Avrupa ve Kuzey Amerika özne, dünyanın diğer her yeri nesne."
"(...)'Hristiyan olmadan tam Batılı olunmaz.' diyor."
"(...) 'Batı medeniyeti de çöküntü içindedir.' diyor."
"... eski medeniyetlerin tümünün yok olacağı varsayımına dayalı bir Batı algılaması vardır. Toynbee'nin meşhur tabiriyle; dünyada 26 medeniyet var; 16 tanesi öldü, 10 tanesi yaşıyor. Ama 9 tanesi, 10'uncusunun, yani Batı medeniyetinin tehditi altinda yaşıyor..."
Benim kanaatime göre, insanoğlunun tarih içindeki arayışının ve yürüyüşünün temel unsurları ontolojik güvenlik ve özgürlük arayışıdır. İnsanoğlu güvenlikle ontolojik varoluşunu, özgürlükle de kendini diğer varlıklardan ayıran iradesini tarih sahnesine yansıtır. Dolayısıyla da, insanoğlu kendini mutlak anlamda özgür ve güvenlikte hissetmedikçe tarihin sonu gelmez.
Amerikan toplumunun en kırılgan yönü, kendini aşırı güvenlikte hissettiği için ufak bir güvenlik probleminin dogması hâlinde, anında bunalıma girmesi, paniğe kapılması ve kaos yaşamasıdır. Biz bunalıma çok alışmış bir toplum olduğumuz için bunalım dozu yükselse de vücut ona bir şekilde intibak etmeye çalışır. Ama Amerikan toplumu özellikle ekonomi-politiği istikrarlı olmadığı dönemlerde büyük bunalımlarla yüz yüze kalıyor.
İslam medeniyeti, belki de Büyük İskender’den sonra en büyük küreselleşmeyi gerçekleştiren medeniyettir.
Batı medeniyeti küreselleşti, ama küreselleştikçe diğer medeniyetlerin tarihî alanlarını daraltmaya başladı.
1920’lerde dinin, 1960’larda ideolojilerin, şimdilerde (2001) ise tarihin sonu ilan edildi. Halbuki insanoğlunun, varoluşunu anlamlandıran bu üç alanın sonunu ilanı, aslında anlamlandırma iddiasının da sonunun ilanı anlamına gelir.
Genellikle biz İslam’ı cemaat dini ve Batı’yı daha bireyci olarak görürüz, ama aslına bakarsanız İslam ile diğer dinleri karşılaştırdığınızda, İslam varoluş idraki bakımından bireyi eksen alan bir dindir. Yani bir tek insan dahi, nerede olursa olsun, hiçbir ara kuruma ihtiyaç hissetmeksizin varoluş idrakine ulaşabilir. Bu çok önemli bir önermedir. Ve buradan çıkarak bir insana, tek bir insana duyulan güven vardır. Mesela Hristiyanlıkta özellikle Katoliklik’te sıradan insana bu güven yoktur. Protestanlık buna tepki olarak doğmuştur.
Daha çarpıcı bir ifade ile söylersek, Batı medeniyeti gerçek manada bir küreselleşme testini bugün ilk defa yaşıyor. Diğer medeniyetler, [Çin o kadar değil] özellikle de İslam medeniyeti bu tecrübeyi çok önce yaşamışlardır.
--reklam--
Küresel Bunalım İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Siyasete girmeden önce de Hoca olarak bildiğim ve tanıdığım, akademik kimliği ile hayran olduğum insan Ahmet Davutoğlu. Kitap 11 Eylül sonrası konuşmaları içeriyor. Sorulan sorular ve verilen cevaplar açısından 2001'den bugüne bakabilmeyi sağlayan değerli bir kitap.
Keyifli okumalar... (Gülendam Tok) 
11 Eylül, bütün dünya için öyle bir milat oldu ki sonrasında bütün dünya bir bunalım yaşamaya başladı. Bugün artık farklı okumalarla ve gelişen olaylarla 11 Eylül'ün bir saldırıdan çok daha fazlası olduğunu biliyoruz. "Küresel Bunalım" tam olarak bunu anlatıyor. Dünya'nın Doğu ve Batı olarak ikiye ayrıldığı bugünler aslında o gün yaşananların bir sonucu ve Ahmet Davutoğlu bu bunalımı 11 Eylül öncesinde verdiği üç söyleşide dile getiriyor. Kitap, tarihi seyri içinde değerlendirildiğinde daha fazla önem arz ediyor... (Aynı Adam) 
Vasat Politika: Önemli bir kitap olarak görüyorum. Tam manasıyla politik bir başucu kitabı midir, tabiki hayir. Fakat değindi bazı konular zihinleri geliştirmeye sevk edebilir. Bu açıdan kıymetlidir. Fakat bu hacımde bir kitaptan daha fazlası beklenmekteydi. Bekleneni veremedi malesef... (Abdr) 
--reklam--
Küresel Bunalım PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ahmet Davutoğlu - Küresel Bunalım kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Küresel Bunalım PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ahmet Davutoğlu Kimdir?
Türk siyasetçi, uluslararası ilişkiler uzmanı, akademisyen ve büyükelçi, Gelecek Partisi'nin kurucu Genel Başkanı, eski Dışişleri Bakanı, eski Başbakan Vekili, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 2. genel başkanı ve 26. Türkiye Başbakanı. 2014–2016 yılları arasında AK Parti genel başkanlığı ve Başbakanlık görevini sürdürmüştür. Bu görevinden önce 2009–2014 yılları arasında Recep Tayyip Erdoğan tarafından kurulan 60. Türkiye Hükûmeti ve 61. Türkiye Hükûmeti'nde Dışişleri Bakanı olarak yer almıştır. 2003–2009 yılları arasında o dönem başbakanlık yapan Erdoğan'ın ve Abdullah Gül'ün dış politika danışmanlığını yapmıştır. 2011, Haziran 2015 ve Kasım 2015 Türkiye genel seçimleri'nde AK Parti Konya milletvekili olarak meclise girmiştir. Başbakanlık görevinden 22 Mayıs 2016 tarihinde istifa etmiştir.

27 Ağustos 2014'te, Adalet ve Kalkınma Partisi 1. Olağanüstü Büyük Kongresi'nde genel başkan seçildi ve 28. Ağustos 2014'te cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan başbakanlık vekaletini aldı ve 62. hükûmeti kurmakla görevlendirildi. 6. Eylül 2014'te 62 . hükûmet Davutoğlu başbakanlığında güven oyu alarak resmen göreve başladı.

Ahmet Davutoğlu, 7 Haziran seçimleri sonrasında 45 gün içinde hükûmetin kurulamamış olması üzerine cumhurbaşkanının TBMM seçimlerinin yenilenmesine karar vermesi üzerine ülkeyi 1 Kasım 2015'te yapılacak seçime kadar yönetmek üzere seçim hükûmeti başbakanı olmuştur. Kasım 2015 Türkiye genel seçimleri lideri olduğu AK Parti tarihindeki en yüksek oy sayısı ile %49.4'lik oy oranını alarak tek başına iktidar olmak için gereken çoğunluğa ulaştı. Sonrasında Davutoğlu 64. hükûmeti kurarak başbakanlık görevine devam etti.

Başbakan Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaşadığı ihtilafın sonucu olarak, 5. Mayıs 2016'da 1 Kasım seçiminden sonra sadece 6 ay görev yapmasını hatırlatarak "4 yıllık sürenin daha kısa sürmesi benim tercihim değildir. Zarûrettir." şeklinde bir açıklama yaptı ve AK Parti'yi 22 Mayıs'ta yeni genel başkan seçimi yapması için olağanüstü kongreye çağırdı. Kamuoyunda, bu karar sürecinde Pelikan adlı bir grubun etkin olduğu ve kararın bir gün önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleşen toplantı sırasında alındığı ifade edildi. 22 Mayıs 2016 tarihinde cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan basın açıklamasıyla başbakanlık görevinden istifa ettiği açıklandı.

13 Aralık 2019'da Gelecek Partisi'ni kurdu.
--reklam--
Ahmet Davutoğlu Kitapları - Eserleri
Stratejik Derinlik
Küresel Bunalım
Teoriden Pratiğe
Medeniyetler ve Şehirler
Tarihe Kayıtlar
Duruş Gençlerle Yüz Yüze
Alternatif Paradigmalar
Medeniyet Dönüşümü
Medeniyetlerin Ben İdraki
Sistemik Deprem ve Dünya Düzeni
--reklam--
Ahmet Davutoğlu Alıntıları - Sözleri
Tarihin bize öğrettiği bir gerçeği sakın ola ki unutma; devletler ve ülkeler toprakların değil, gönüllerin bölünmesi yüzünden yıkılır. Gönüllerin parçalandığı Bir ülkeyi hiçbir askeri güç bir arada tutamaz. (Duruş Gençlerle Yüz Yüze)
İnsan kimseye hizmet etmek zorunda değildir; o bir araç olamaz. Her şey insana ve insan da sadece Allah’a hizmet etmelidir. Hümanizmin nihai anlamı işte budur. (Medeniyet Dönüşümü)
Her nesil inşa ettiği binalara biyografisini yazar. (Medeniyetler ve Şehirler)
Halk ve huluk birlikte kullanılan iki kelimedir. Falancanın güzel halklı ve huluklu olduğu söylenir. Bununla o kişinin dışının ve içinin güzel olduğu kastedilir. Halk ile dış görünüş, huluk ile de iç görünüş kastedilir. Çünkü insan göz ile idrak edilen bir beden ile göz ile idrak edilen bedenden daha değerli olan ve içgörüyle (basiret) idrak edilen bir ruh ve nefesten oluşmuştur. (Gazali, ihya) (Duruş Gençlerle Yüz Yüze)
Bir medeniyet ihtidası gerçekleştirmek isteyen Türkiye, katılmak istediği medeniyet tarafından reddedilmektedir. (Medeniyetlerin Ben İdraki)
"Yalnız, 11 Eylül'le birlikte fark edilen husus şu oldu: 11 Eylül öncesine kadar Amerikan insanı, genelde Batı insanı ama özellikle Amerikan insanı, nerede özgürlük ve güvenlik problemi olursa olsun bunu önemsemiyordu. Çünkü kendisinin kendi mekanında özgür ve güvende olduğunu düşünüyordu. Amerika bir özgürlük alanıydı; özgürlük ve güvenlik problemi hiçbir zaman Amerika'ya yansımayacaktı." (Küresel Bunalım)
Bizim yakın dönem tarih serüvenimiz, özgüvene dayalı zor başarıların ve özgüveni kaybettiğimizde yaşanan kolay bozgunların bileşkesinin neden olduğu girdaplardan oluşmaktadır. (Teoriden Pratiğe)
Batı şehirlerinin insanlık tarihi içerisindeki özel ve benzersiz konumunu tayin etmek üzere Doğu şehirleriyle yapılan mukayeseler, şehir olgusunun neden Doğu'da ve Asya'da değil de Akdeniz havzasında ve Batı'da ortaya çıktığı sorusuna cevap verme kaygısından kaynaklanmaktadır. Orta Çağ Avrupa şehirlerinin bağımsız dış politika, bağımsız ordu, özerk hukuki yapı, özerk vergilendirme sitemi ve tüm bunların getirdiği bağımsız şehir topluluğuna sahip olduğu ve tüm bunların aksine Doğu şehirlerinin hukuki ve siyasi özerklikten yoksun olduğu varsayımları, Batı şehrini insanlık tarihinin öznesi olarak özgün bir yere koyma çabasının ürünüdür. (Medeniyetler ve Şehirler)
Kimlik bunalımı yaşayan ve bunalımı bir kültür buhranı haline dönüştüren toplumlar psikolojik, sosyolojik, siyasi ve ekonomik dalgaların kıskacında bir stratejik açmaz içine düşerler. (Stratejik Derinlik)
Medine vahyin, Kudüs tarihin, İstanbul doğanın nurunu ve ruhunu barındırır. İstanbul'a hangi açıdan bakarsanız bakın gözünüz yorulmaz. (Medeniyetler ve Şehirler)
Tarihi tecrübelerin gösterdiği bir gerçek var: güçlü liderler devletleri tahkim eder, ortak akla dayalı kolektif güç ise kalıcı kılar. (Duruş Gençlerle Yüz Yüze)
Tarihin derinliklerine giden köklerini kavramak ve bir tarih nehri içinde akmak anlamında gelenek sahibi ol, o geleneği koru; ama bugünkü gerçeklikten seni koparacak şekilde tutuculuk anlamında gelenekçi olma! (Duruş Gençlerle Yüz Yüze)
"Bu terör saldırısını yapanlar, Dünya Ticaret Merkezi'ni ve Pentagon'u kuranların kullandığı teknolojik araçları, aynı rasyonaliteyi ve aynı sistemik mekanizmayı kullanıyorlardı. Ve elbette aracın kendisi önem taşımayacaktı, eğer onun arkasındaki ahlakî normu koyamazsanız." (Küresel Bunalım)
Milletler gelir gider, imparatorluklar yükselir düşer. (Medeniyetlerin Ben İdraki)
bizim yakın dönem tarih serüvenimiz, özgüvene dayalı zor başarıların ve özgüveni kaybettiğimizde yaşanan kolay bozgunların bileşkesinin neden olduğu girdaplardan oluşmaktadır. (Teoriden Pratiğe)
Askeri ittifaklar geçici, teknolojik üstünlük kalıcıdır. (Stratejik Derinlik)
Kral VII. Louis, Paris’i başkent olarak yeniden inşa eder. Yükselen Fransa’nın sembolü olarak Avrupa’nın en büyük katedrallerinden Notre Dame’ın inşasına onun döneminde başlanır. Hz. Meryem’e ithafen inşa edilen Notre Dame Katedrali Ortaçağ Fransa’sının, Fransız İhtilali’nin 100. yıl kutlamaları anısına yapılan Eyfel Kulesi ise modern Fransa’nın zirve noktasını temsil eder. (Medeniyetler ve Şehirler)
Bir evin en büyük nimeti, bakışları ve duruşları ile gençlere ders verebilen ihtiyarların mevcudiyetidir. Bil ki onlar en etkili eğitimciler ve en doğru rehberlerdir. (Medeniyetler ve Şehirler)
İnsan kendi denet tüpü içinde yaşamaktadır. (Medeniyetlerin Ben İdraki)
Osmanlı Devletinin tarihi ve jeopolitik zemininde doğmuş bulunan ve o mirası devralan Türkiye'nin savunmasını sadece sahip olduğu sınırlar içerisinde düşünmesi - planlaması imkansızdır (Stratejik Derinlik)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kuresel-bunalim-ahmet-davutoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)