# Kutsal ve Kutsal-Dışı - Mircea Eliade Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kutsal ve Kutsal-Dışı kimin eseri? Kutsal ve Kutsal-Dışı kitabının yazarı kimdir? Kutsal ve Kutsal-Dışı konusu ve anafikri nedir? Kutsal ve Kutsal-Dışı kitabı ne anlatıyor? Kutsal ve Kutsal-Dışı PDF indirme linki var mı?  Kutsal ve Kutsal-Dışı kitabının yazarı Mircea Eliade kimdir? İşte Kutsal ve Kutsal-Dışı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kutsal-ve-kutsal-disi-mircea-eliade-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-06T11:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-05-06T11:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/06/mircea-eliade-kimdir-mircea-eliade-kitaplari-ve-sozleri-215797.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Mircea Eliade 
 Çevirmen: Ali Berktay 
 Orijinal Adı: Das Heilige und das Profane: Vom Wesen des Religiösen 
 Yayın Evi: Alfa Yayınları 
 İSBN: 9786051714998 
 Sayfa Sayısı: 195 
--reklam--
Kutsal ve Kutsal-Dışı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Eliade’ye göre, bütünüyle kutsal-dışı bir dünyada yaşadığını iddia eden günümüz insanları bile, hâlâ bilinçdışı bir şekilde kutsalın belleğinden beslenmektedir. Eliade elinizdeki kitapta ilkel insandan modern zamanlara dek kutsalın uzamda, zamanda, doğada ve kozmostaki tezahürlerinin izini sürüyor. Bunu yaparken de dinsel insan ile dinsel-olmayan insanın bütün insani deneyimlerini karşılaştırıyor.

Kutsal ve Kutsal-dışı, dinler tarihine mükemmel bir giriş kitabı olmasının yanı sıra felsefi antropoloji, fenomenoloji ve psikolojiyi de kuşatıyor. İnsan varoluşunun potansiyel boyutlarını keşfetmek isteyen herkes okumalı.

“İnsanoğlunun dinsel hayatına heyecan verici bir giriş.”
Journal of Religion
--reklam--
Kutsal ve Kutsal-Dışı Alıntıları - Sözleri
"Beslenmeye yönelik bitkileri ilk kez kadın yetiştirmiştir."
"İnsan, kendi ördüğü anlam ağlarında asılı kalmış bir hayvandır."
Dinsel insan:
Her yerde bir "şifre" keşfeder. En alışılmış davranış bile tinsel bir mana taşıyabilir. Yol ve yürüyüş dinsel değerlere dönüştürülebilir, çünkü her yol "hayat yolu"nu, her yürüyüş de bir "haccı", yani Dünyanın merkezine yapılan bir yolculuğu simgeleyebilir.
hic quo natus fuerat optans erat illo reverti. (Doğduğu yer, geri dönmek istediği yer)
"Bayram, mitsel bir olayın "anılması" değil, yeniden hayata geçirilmesidir."
Gündüz ve gece bize dirilişi gösterir; gece biter, gün doğar; gün gider, gece gelir.
Dünyada yaşamak için, onu kurmak gerekir ve hiçbir dünya, kutsal-dışı uzamın göreliliğinin ve türdeşliğinin "kaos"u içinde doğamaz.
İnsan bizzat yarattığı bir evde veya Kozmosta oturur gibi, bedeninde "oturur".
"İnsan, kendi ördüğü anlam ağlarında asılı kalmış bir hayvandır."
"Eski Çin'de hem ölmek üzere olan hem de yeni doğan yere yatılır... Doğmak veya ölmek, yaşayan aile veya ataların ailesi içine girmek (ve birinden ya da öbüründen çıkmak) için atlanması gereken ortak eşik üzerinde doğulan Topraktır... Yeni doğan veya ölmekte olan toprağın üzerine yatırılınca doğumun veya ölümün geçerli olup olmadığını belirlemek, bunları olmuş bitmiş ve nizami işler olarak kabul edip etmemek toprağa kalmıştır... Toprağın üzerine bırakma ritüeli Irkla Yer arasında bir özdeşlik bulunduğu fikrini beraberinde getirir. Nitekim bu fikir, Çin tarihinin başlarında algılayabileceğimiz duygular içinde en canlısı olan yerlilik duygusu şeklinde yansır. Bir ülke ile sakinleri arasında sıkı bir ittifak bulunduğu fikri, öyle derin bir inançtır ki dinsel kurumların ve kamu hukukunun odak noktasında kalmıştır."
Kutsal, insanın özgürlüğü önündeki en büyük engeldir.
Bir toprağa yerleşmek, son tahlilde, onu kutsamak anlamına gelir.
İnsan yeniden tanrıların fiili varlığına kavuşmak, ayni zamanda Yaratıcının elinden çıktığı zamandaki gibi taze, temiz ve "güçlü" bir dünyada yaşamak istemektedir.
...dinsel deneyim yaşayanlar açısından tüm Doğa kozmik bir kutsallık olarak belirmeye müsaittir.
--reklam--
Kutsal ve Kutsal-Dışı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Garip bir kitaptı.

Evet, kelimenin tam anlamıyla bu; garip.

Kitapta çok güzel sözler ve bakış açıları olmasına rağmen oldukça bayağı yorumların çokluğu nasıl bir araya geldi şaşırdım açıkçası.

Eliade, bu kitapta Kutsal ve kutsal dışı din ve dinlerin doğasından çok dini insan ile dinsiz insanı ele almış. Bunu yaparken nesnellikten uzak tamamen öznel yorumlar ve çıkarımlarda bulunarak biraz savrulmuş konudan. Öyle ki Marks'ın Proletarya egemenliği görüşünü bile Hristiyanlık ve Museviliğin kutsal İsa fenomenine bağlamış. Çok trajikti bu kısmı. Mistik bir öznellik içinde insanı kutsayan, insan açısından ben merkezci bir yaklaşımla doğa ve hayat çıkarımları yapan yazar Eliade, insanın kutsallığının yok oluşunu laikleşmesi ve din dışına çıkması ile açıklamakta... Sormazlar mı, madem bu kadar dinisiniz bu doğanın, hayvanların ve insanların (toplumların) hali nedir, biri aç biri tok niye kopmuyor bu kıyamet diye? Neyse öznel yorumlara öznellikle yaklaşmayayım. Yoksa sorular kitap sayfa sayısını geçer.

Kitaba iyi yaklaşarak en fazla altı puan verebildim. Tavsiye edebileceğim bir kitap değil. İsmine ve açıklamasına aldanıp okudum. İçeriği hiç de öyle değil. (Uğur De Molinari) 
Kutsal ve kutsal dışı: Bu tarz inanç kökeninin araştırıldığı çok kitap okuduğum için bir tekrar gibi oldu. Aslında kutsalın kaynağını daha çok oturmuştum kafamda diğer kitaplardan ama burada benim için farklı olan kutsal dışının da onun kadar irdelenmesi gereken bir şey olduğunu fark etmem oldu. Kitap çok akıcı ve eksik olduğunu düşündüğünüz bir alan ise kutsalın kökenini öğrenmek için keyifli bir okuma sağlıyor. Mircea eliade den okuduğum ilk kitap. Bundan sonra arayış ve dinler tarihine girişi okuyacağım. Onlardan da çok şey kazanacağımı düşünüyorum. Dinlerin kökeni ve tarihine ilgisi olanlara tavsiye ederim (Zerrin Gamsızkan) 
Mircea Eliade, dinler tarihi konusunda gelmiş geçmiş en önemli akademisyenlerden biri olmuştur. Mircea Eliade, 1907'de Bükreş - Romanya'da doğdu. Çocukluğunda ve gençliğinde biyoloji, özellikle de botanik ve entomoloji ile ilgilenmiştir. Fakat yıllar geçtikçe ilgisi daha çok sosyal bilimlere kaymış, özellikle filoloji ve felsefe ile ilgilenmiştir.
Yazarı tanımadan sadece kitabın ismine bakarak okuduğumda tarafsız bir şekilde kutsal (sacred) ve dindışı (profan-laik) düşünceleri tarafsız olarak ortaya koyacağını zannediyordum ama bariz bir şekilde kutsalı tutan bir yazar.
Kutsallık derken tam anlamıyla herhangi bir dinin de propogandasını yapmıyor, sadece "kutsal"a inanç dan bahsediyor ve dünyanın hemen her yerindeki inanç benzerliklerinden de bahsediyor.
Bu konuda yazılmış benzer bir başka eser "Bilgi ve Kutsal" S.Hussain Nasr tarafından yazılmış bu eser ise tamamen bütün dinlerin bir gelenek tarafından devam ettiğinden birbirlerine geçişlerinin olağanlığını ve modern dünyanın "desacralizasyon" (kutsaldan arındırma) dayatmasının hiç de makul olmadığı savunmasını yapar.
Birlikte okunması gereken tamamlayıcı okuma tavsiyesi:
1-Seyyid Hussain Nasr:Bilgi ve Kutsal
2-Cihangir Gener: Ezoterik Batıni Doktrinler Tarihi
Alıntılar:
Dindar insana göre, aynı efsanevi olayların yeniden güncelleştirilmesi onun en büyük umudunu meydana getirmektedir: her yeniden güncelleştirmede varoluşunu değiştirmekte, onu tanrısal modele benzer hale getirme şansını yeniden yakalamaktadır.
Çağdaş din-dışı insan yeni bir varoluşsal konumu üstlenmektedir; kendini Tarihin öznesi ve ajanı olarak kabul etmekte ve aşkınlığa her türlü başvuruyu reddetmektedir. Başka bir anlatımla, çeşitli tarihsel konumlar içinde kendini açığa çıkarttığı haliyle insanlık durumunun dışında hiçbir insanlık modelini kabul etmemektedir. İnsan kendini kendi yapmaktadır ve kendini tam anlamıyla, ancak dünyayı ve kendini kutsallıktan arındırdığı ölçüde yapabilmektedir. Kutsal onun özgürlüğünün karşısındaki asıl engeldir. Ancak kökten bir şekilde demistifie olduğu zaman kendi olabilecektir. Ancak sonuncu tanrıyı öldürdüğünde gerçekten özgür olabilecektir.
Kitabın arka kapağı:
ÇAĞDAŞ BATIM, KUTSALIN AÇIĞA ÇIKMASININ BAZI BİÇİMLERİ KARŞISINDA BELLİ BİR RAHATSIZLIK DUYMAKTADIR: ONUN, BAZI İNSANLAR İÇİN KUTSALIN TAŞLARDA VEYA AĞAÇLARDA AÇIĞA ÇIKTIĞINI KABUL ETMESİ ZORDUR. OYSA SÖZ KONUSU OLAN BİZATİHİ TAŞ VE AĞACA TAPINMA DEĞİLDİR. KUTSAL TAŞ, KUTSAL AĞAÇ, TAŞ VIE AĞAÇ OLARAK TAPINMA NESNESİ DEĞİLDİRLER; ONLARA TAPINILMAKTADIR, ÇÜNKÜ ONLAR BİRER KUTSAL TEZAHÜRÜDÜRLER, ÇÜNKÜ ONLAR ARTIK NE TAŞ, NE DE AĞAÇ OLAN, AMA KUTSAL OLAN, "GANZ ANDERE" OLAN BİRŞEYİ "AÇIĞA ÇIKARTMAKTADIRLAR. (F.A) 
--reklam--
Kutsal ve Kutsal-Dışı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mircea Eliade - Kutsal ve Kutsal-Dışı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kutsal ve Kutsal-Dışı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mircea Eliade Kimdir?
Mircea Eliade, 13 Mart 1907'de Bükreş - Romanya'da doğdu. Çocukluğunda ve gençliğinde biyoloji, özellikle de botanik ve entomoloji ile ilgilenmiştir. Fakat yıllar geçtikçe ilgisi daha çok sosyal bilimlere kaymış, özellikle filoloji ve felsefe ile ilgilenmiştir. Bu yüzden felsefe eğitimi alır. 1928 yılında Bükreş Üniversitesi'nde felsefe dalında yüksek lisans yapar. Master tezinin konusu İtalyan Rönesans dönemi filozoflarıdır. Aynı yıl Sanskritçe ve Hint felsefesi okumak için Kalküta'ya gider. Eliade burada ders aldığı Surendranath Dasgupta'dan etkilenmiştir. Ayrıca altı ay Himalayalar'daki Rişikeş aşram'ında yaşadı. Eğitimini bitirip, dört yıl sonra, 1932'de Bükreş'e geri döndü. 1933 yılında daha sonra Fransızca "Yoga: Essai sur les origines de la mystique Indienne" adıyla yayımlanacak olan doktora tezini verdi. Adından da anlaşılacağı gibi doktora tezi Yoga'nın farklı açılardan analizi niteliğindeydi. 1933'den 1939'a kadar Bükreş Üniversitesi'nde felsefe ve din tarihi konuları başta olmak üzere birçok farklı konuda ders verdi.

Savaş yıllarında İngiltere'de bulundu ve savaş sonunda Romanya Sovyet kontrolüne geçince Romanya'ya dönüşü imkânsızlaştı. Gençliğinde birçok aşırı sağcı eğitim görevlisiyle yakın ilişkileri olmuştu. 1945'de Paris'e geçti, konuk profesör olarak École des Hautes Études`de çalıştı. 1951'de en ünlü eserlerinden biri olan "Şamanizm" yayımlandı. 1956 yılında ise aldığı tekliflerden ötürü Paris'ten Amerika'ya geçti ve Chicago Üniversitesi'nde ders verdi. Daha sonra 1958 yılında Chicago Üniversitesi'nde Dinler Tarihi kürsüsünün başına geçti. 1961'de History of Religions dergisini kurdu. 22 Nisan 1986'daki ölümüne kadar Chicago Üniversitesi'nde çalışmaya devam etti ve birçok önemli eser kaleme aldı.
Bugün eserleri birçok farklı dile tercüme edilen Mircea Eliade, dinler tarihi konusunda gelmiş geçmiş en önemli akademisyenlerden biri olmuştur.
--reklam--
Mircea Eliade Kitapları - Eserleri
Dinler Tarihine Giriş
Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt I)
Mitlerin Özellikleri
Şamanizm
Ebedi Dönüş Mitosu
Kutsal ve Kutsal-Dışı
Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt II)
İmgeler ve Simgeler
Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar
Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt III)
Matmazel Christina
Babil Simyası ve Kozmolojisi
Mitler, Rüyalar ve Gizemler
Demirciler Ve Simyacılar
Arayış
Yoga
Dinin Anlamı ve Sosyal Fonksiyonu
Asya Simyası
Mistik Hint Erotizmi
Dinler Tarihi Sözlüğü
Dinler Tarihi
Zalmoksis'ten Cengiz Han'a
Bengal Geceleri
Doğuş ve Yeniden Doğuş
Yaşlı Adam ve Bürokratlar
Mefisto ile Erdişi
Avustralya Dinleri
Mistik Öyküler
--reklam--
Mircea Eliade Alıntıları - Sözleri
şu inanış vardır: İnsan ilk yaratıldığında Tanrı ona ruh bahşetmiştir, bedenini veren ise yeryüzüdür. Ölüm anında bu iki unsur da doğal olarak kendi kaynaklarına döner: beden yeryüzüne ve ruh da semavi yaratıcısına. (Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar)
İnsan mitleri "yaşarken", kutsal olmayan, kronolojik özellikteki zamanın dışına çıkar, nitelik açısından farklı bir zamana, hem en eski hem de sonsuza dek yakalanabilecek olan "kutsal" bir zamana açılır. (Mitlerin Özellikleri)
İnsan ancak ölümü doğru anlayarak kendisini ele geçirir ve dolayısıyla kendisini Varlığa açar. Gerçekten de insan ölümün kaçınılmazlığını idrak edip ölüme doğru özgürlüğün farkına vardığında, varoluş sahici hale gelir; yani tamamen insanca olur. (Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar)
Dinsel insan:
Her yerde bir "şifre" keşfeder. En alışılmış davranış bile tinsel bir mana taşıyabilir. Yol ve yürüyüş dinsel değerlere dönüştürülebilir, çünkü her yol "hayat yolu"nu, her yürüyüş de bir "haccı", yani Dünyanın merkezine yapılan bir yolculuğu simgeleyebilir. (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
... tuhaf ve olağanüstü olan, genelde kaygı ve uzaklaştırma duygularını getirmektedir. Bazı tabu örnekleri ve tabu olan davranışlar, canlılar ya da nesneler bize tuhaf, uğursuz, gizemli vs kratofanilerin normal deneyimler sisteminden ayrıldığı mekanizmayı açıklar. (…)Böylelikle çirkinlik ne biçimsizlik, bu nitelikleri taşıyanları ötekilerden ayırıp kutsal kılar. (Dinler Tarihine Giriş)
Örneğin inşaat ayinlerini ele alalım; bu yolla kurbanın ''yaşamı'' ya da ''ruhu'' binaya aktarılmış olur, bina da aynı nedenle sunulan kurbanın yeni bedenidir. (Demirciler Ve Simyacılar)
Antik kozmolojilerin (Mezopotamya, Hindistan, Çin) "dünya"sı çok büyük, kapalı bir yuvarlak olarak tahayyül ediliyordu. Tapmak bu dünyanın imge'siydi, somut modeli hava kabarcığı ya da su damlası, "kozmik yumurta"ydı. (Mistik Hint Erotizmi)
Türk-Moğolların yıldırım gibi istilaları -
IV. yüzyılda Hunlardan Timur'a kadar (1360-1404)- Avrasya'nın ilkel avcılarının
mitsel modelinden esinleniyordu: bozkırda avını kovalayan yırtıcı etobur. Hareket-
lerinin apansızlığı ve hızı, toplulukları kitlesel olarak katletmeleri, yerleşik kültü-
rün dışsal işaretlerini (kentler ve köyler) yok etmeleri; Hun, Avar, Türk, Moğol at-
lılarını bozkırda geyikleri avlayan veya göçebe çobanların sürülerine saldıran kurt
sürülerine benzetir. Askeri önderlerin, bu davranış tarzının stratejik önemini ve si-
yasal sonuçlarını çok iyi bildiğine kuşku yoktur. Ama örnek avcının -yırtıcı eto-
bur- mistik saygınlığı da hatırı sayılır bir rol oynuyordu. Birçok Altay boyu, atala-
rının doğaüstü bir kurt olduğunu iddia ediyordu (Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt III))
"John Cotton şöyle yazıyordu: Ne kadar kültürlü ve zekiysen, Şeytanın emrine girmeye o kadar yakınsındır." şey mi dostum :)) (Arayış)
"Schmidt ilkel insanın Tanrı fikrini mantıksal bir neden arayışı kapsamında keşfettiği sonucuna ulaşıyordu. Dinin çok karmaşık bir fenomen olduğu gerçeğini göz ardı ediyordu-" (Arayış)
Tarihi kişiler arketipleri olan tanrıları ve
mitsel kahramanları taklit etmeye çalışıyorlardı. (Mitler, Rüyalar ve Gizemler)
...dinsel deneyim yaşayanlar açısından tüm Doğa kozmik bir kutsallık olarak belirmeye müsaittir. (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
Upanişadlar'daki bilge, Neti! neti! diye haykırır: "Hayır! Hayır! Sen bu değilsin, sen şu da değilsin!" (Yoga)
Ancak Mezopotamyalılarda gelenek bir bütündür: Marduk’un yalnızca toprağı değil aynı zamadan kendi kanını da kullanması gerekmiştir:
Kanımı pıhtılaştıracağım, kemik yapacağım ondan.
İnsanı ayağa kaldıracağım, gerçekten bir insan olacak...
İnsanı yapacağım, yeryüzünde yaşayacak... (Babil Simyası ve Kozmolojisi)
"İnsan, kendi ördüğü anlam ağlarında asılı kalmış bir hayvandır." (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
Freud "Tanrı'nın, insanların fiziksel Babasının yüceltilmesinden başka bir şey olmadığını savunur; bu nedenle, toteme kurban verilirken, öldürülen ve kurban edilen bizatihi Tanrı' nın kendisidir.Baba-Tanrı'nın katledilmesi insanlığın ilk günahıdır.Bu öldürme suçunun kefareti İsa' nın kanlı ölümüyle ödenir." (Arayış)
Hitit büyüsü, makrokozmos (Evren)-mikrokozmos (insan bedeni) benzeşimince belirlenmiştir. İnsanın başı Göğe tekabül eder, elleri toprağa, gözleri suya benzemektedir. (Babil Simyası ve Kozmolojisi)
Tuhaf, tek, yeni, eşsiz ya da korkunç olan her şey büyüsel-dinsel güçlerin toplanması için mükemmel bir zemindir ve koşullara göre kutsalın neden olduğu iki yönlü duygu nedeniyle ya tapınılan ya da kaçınılan bir nesneye dönüşür.
A.C. Kruyt şöyle yazmaktadır: “Bir köpek avda her zaman şanslıysa, bu bir measadır( kötüye işaret, uğursuzluk). Avda çok başarılı olmak Toradjaları endişelendirir. Hayvanın avını yakalamasını sağlayan büyüsel güç, efendisine ölümcül sonuçlar getirecektir. (Dinler Tarihine Giriş)
Dünyada yaşamak için, onu kurmak gerekir ve hiçbir dünya, kutsal-dışı uzamın göreliliğinin ve türdeşliğinin "kaos"u içinde doğamaz. (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
Modern insanın bilincinin en soylu kısmı, çoğu zaman sanıldığından daha az manevidir. Hızlı bir çözümleme, bilincin bu soylu ve yüksek küresinde, bazı kitabi kalıntıların, çok miktarda ve çeşitli düzlemlerde önyargının; hayatın anlamı, en yüce gerçek vb. konularında tamamen basmakalıp birkaç düşüncenin canlılığını açığa çıkartacaktır. Uyanıkken görülen düşlerde, melankolilerde, imgelerin bilincin oyun saatleri esnasındaki serbest oyunlarında, her türden vakit geçirme ve eğlencede. Bu mitsel hazine burada laikleşmiş ve modernleşmiş bir şekilde devam etmektedir. Freud'un cinsel gerçeklere ilişkin oldukça ham imalarla gösterdiği üzere, bu tür imgelerin biçim değiştirdikleri olmuştur. İmgeler ayakta kalabilmek için, çok tanıdık hale gelmişlerdir. Ancak kullanımları hiç de azalmış değildir. Çünkü bu gerilemiş imgeler, modern insanın manevi yenilenmesinin mümkün olabilecek başlangıç noktasını gösterirler. (İmgeler ve Simgeler)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kutsal-ve-kutsal-disi-mircea-eliade-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)