# Kütüb-i Sitte 2. Cilt - İbrahim Canan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kütüb-i Sitte 2. Cilt kimin eseri? Kütüb-i Sitte 2. Cilt kitabının yazarı kimdir? Kütüb-i Sitte 2. Cilt konusu ve anafikri nedir? Kütüb-i Sitte 2. Cilt kitabı ne anlatıyor? Kütüb-i Sitte 2. Cilt PDF indirme linki var mı?  Kütüb-i Sitte 2. Cilt kitabının yazarı İbrahim Canan kimdir? İşte Kütüb-i Sitte 2. Cilt kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kutub-i-sitte-2-cilt-ibrahim-canan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-30T19:00:12+03:00
- Güncelleme: 2022-05-30T19:00:12+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/30/ibrahim-canan-kimdir-ibrahim-canan-kitaplari-ve-sozleri-234646.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: İbrahim Canan 
 Yayın Evi: Akçağ Yayınları 
 İSBN: 9789753380543 
 Sayfa Sayısı: 468 
--reklam--
Kütüb-i Sitte 2. Cilt Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bilindiği gibi, Kuranı Kerimden sonra İslam dininin ana kaynaklarından ikincisi, Hadistir. Hadis, sözlük olarak Peygamber Efendimizin (s.a.s) fiili yaşantısı ve sözlerinden oluşmaktadır. İslam bilginlerinin Hadis alanında sahih kabul ederek, itibar ettiği 6 sahih kitapta (Kütüb-i Sitte) yer alan hadislerin tamamının yer aldığı ve İlahiyat Fakültesi Hadis Profesörü Prof. Dr. İbrahim Canan'ın günümüz Türkçesiyle ana metinlere bağlı kalarak tercüme ve şerh ettiği 18 ciltlik dev bir kaynak eserdir. Akçağ Yayınevi, açık, anlaşılır ve olabildiğince doğru olan bu tercüme eser ile, İslamın ana kaynaklarından biri olan Peygamberimizin hadislerine ulaşmayı ve onu doğru anlamayı kolaylaştırmış bulunmaktadır.
--reklam--
Kütüb-i Sitte 2. Cilt Alıntıları - Sözleri
"Teferruata girmeden İslam alimlerinin icma ettikleri ana prensipleri kaydedelim : Nikah akdi, istihdam (kadını hizmetlenme) akdi değildir. Bu sebeple yemek yapmak, evi süpürmek, çamaşır yıkamak gibi dahili; dükkanda, tarlada çalışmak, hayvanları tımar etmek gibi harici işleri yapmakla mükellef değildir. Kadın, bu çeşit hizmetlerin görülmesi için, masrafı kocası tarafından karşılanmak üzere en az bir hizmetçi tutmak hakkına sahiptir. Koca, hanımın yemeğini pişmiş ve hazırlanmış olarak getirmek zorundadır. Kadın bir kısım ev işlerini yapıyorsa bunu hukuki bir mecburiyet olarak değil, bir iyilik, hoş bir adet, örf olarak yapar. Bu çeşit işleri yapmak istemese kocası icbar edemez. Bu davranışı sebebiyle kadın günahkar da olmaz. Ona terettüp eden hukuki vecibe : Kocasından izin almadan evden ayrılmaması, kocasının istemediklerini eve almaması, çağırdığı takdirde gelmesidir. "
"Mümin kişi, diğer mümine karşı duvar gibidir, birbirlerini takviye ederler."
"İçerisinde iyilerin daha mümtaz, daha güçlü bulunduğu bir kavimde kötülükler işlendiği halde, iyiler müdahale edip ıslahda bulunmazlarsa -bir başka rivayette: Müdâhale edecek güçte bir kimsenin bulunduğu bir kavimde kötülükler işlenir ve fakat o kimse müdâhalede bulunmazsa- Allah (celle şânuhu), herkese ulaşacak umumî bir ceza gönderir."
"Ey Muhammed, de ki: "Ey kendilerine kötülük yapıp aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü o bağışlayıcıdır, merhametlidir" (Zümer: 39/53).
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) sıdk ile tevbe eden kimsenin, annesinden doğduğu gün gibi günahlardan temizleneceğini ifâde etmekten başka, Cenâb-ı Hakk'ın, tevbe edenin tevbesi sebebiyle, her eşyası üzerinde bulunan bineğini çöl ortasında kaybeden kişinin çaresizlik içinde bîtap düşüp uyuduğu esnada yanına gelen bineğini uyandığı sırada başucunda bulunca sevincinden ağzından çıkanı bile tartamayıp: "Ey Allah'ım sen benim kulumsun ben de senin Rabbinim!" demesi anındaki kadar sevindiğini ifade eder.
Hasan Basri'ye: "Anne-babaya iyilik nedir?" diye, sorulunca şu cevabı vermiştir: “Mülkünde olan her ne varsa onlar için bezledip harcaman masiyet
olmadıkça emirlerine itaat etmendir"
İbn Abbas radıyallahu anh:
كُونُواْ رَبَّانِيِّين
ayetiyle; "hakimler, fakihler olun" denmek istenmiştir." der.
Buhari, ilim, 10
"Yeryüzünde bir kötülük işlendiği vakit, ona şahit olan bunu takbih ederse (kötü olduğunu teyit ederse), o kötülüğü görmemiş gibi zararından kurtulur. O kötülüğe şahit olmadığı halde, işittiği zaman memnun kalan kimse, sanki şahit olmuş gibi manen zarar görür."
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) da şöyle demektedir:
"Müslümanlarla Yahudiler harb etmedikce kiyamet kopmayacaktir.
O harpte Müslümanlar (galip gelerek) Yahudileri oldürecekler.
Oyle ki,
Yahudi, taş ve agacin arkasina saklanacak da, taş veya agac
Ey Müslüman, Ey Allah'm kulu, şu arkamdaki Yahudidir, hemen gel de
oldür onu!" diye haber verecektir. Sadece Garkad agaci müstesna, cünkü
o, Yahudilerin agaclarindandir."
Muhbir-i Sadik böyle haber vermiştir. Eninnde sonunda, gerceklesecektir.
şimdilerde, nihai sonlanna kavusacaklari mahall-i Mev'ud'da
toplanmaya devam ededursunlar, insanlik vicdan-i ammesinde, yiyecekleri nihai tokadim fetvasini verdirecek zulümlerine devam ededursunlar.
Taş ve agacin konuşmasiyla teşbih edilen insanlil vicdani ammesinin
aleyhlerine donme vetiresi tamamlanincaya kadar, mazlumun ahi hedefine varacak, mazlum vicdanlarda coktan verilmiş olan hükmün infazi
icin, gerekli maddi imkanlar da saglanmiş olacaktir.
Abdullah ibn Şihhîr radıyallahu anh anlatıyor:
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem tekasur suresini okurken yanına geldim. Bana:
“İnsanoğlu malım malım der. Halbuki ademoğlunun yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve sağlığında tasadduk edip gönderdiğinden başka kendisinin olan neyi var? (Gerisini ölümle terkeder ve insanlara bırakır.”
Muslim, zuhd, 3-4 (2958); Nesai, vesaya, 1 (6,238); Tirmizi, tefsir, tekasur, (3351)
Suheyb radıyallahu anh anlatıyor: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
“Kur'an'ın haram kıldığı şeyleri helal addeden kimse Kur'an'a iman etmemiştir.”
Tirmizi, sevabu'l Kur'an, 20, 2919
İbn Abbas radıyallahu anh, saliha kadın İmran'ın karısı:
"Rabbim, karnımdakini azadlı bir kul olarak Sana adadım" Al-i İmran, 35
Sözünü tefsir adedinde şöyle der:
"Yani sırf mescide hizmet etmesi için."
Buhari, bu rivayeti bab başlığı olarak tahric etmiştir. (Salat, 74)
Enes radıyallahu anh,
“Allah şüphesiz zerre kadar haksızlık etmez, zerre kadar iyilik olsa onu kat kat artırır ve yapana büyük ecir verir.” ayeti ile ilgili olarak Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etti:
“Allah hiçbir mü'mine, yaptığı tek hayrın bile karşılığını ihmal etmek suretiyle zulümde bulunmaz. Yaptığı her hasenenin karşılığı hem dünyada hem ahirette kendisine verilir. Kafir ise, yaptığı hayır sebebiyle dünyada öylesine yedirilir ki, ahirete varınca, karşılığı verilecek tek hayrı kalmaz.”
Muslim, sıfatu'l munafıkîn, 56, (2808)
Sevban radıyallahu anh anlatıyor:
“Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarfetmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele” ayeti nazil olduğu zaman biz, Rasulullah aleyhisselam ile bir seferde bulunuyorduk. Ashabından bazısı: 'Ayet altın ve gümüş hakkında indi, hangi malın daha hayırlı olduğunu keşke bilseydik?' dedi. Rasulullah aleyhisselam şu cevabı verdi:
“Sahip olunan şeylerin en efdali: zikreden bir dil, şükreden bir kalb, kocasının imanına yardımcı olan saliha bir zevcedir.”
Tirmizi, tefsir, berâe (3093)
- Sizden kimse nefsini hakir görmesin.
- Ey Allah'ın Rasulü; kişi nefsini nasıl hakir görür?
- Allah için, üzerine söz terettüp eden (fena) bir durum görür, fakat hiç ağzını açmaz. Cenab-ı Hakk kıyamet günü kendisine sorar: " Şu falanca şey hakkında gerçeği söylemekten seni ne alıkoydu?" O kul cevap verir: "Halk korkusu (insanlardan korktuğum için sesimi çıkaramadım)."
 Allah o zaman şöyle der: "Asıl benden korkman gerekirdi."
1. (85)- Huzeyfetu'bnu'l-Yemân (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), bize iki hadis irad buyurmuştu. Ben bunlardan birini gördüm, diğerini de bekliyorum. Buyurmuştu ki:
"Emanet (din, adalet duyguları) insanların kalplerinin derinliklerine (yaratılışlarında, fıtrî meyiller olarak) konmuştur. Sonradan Kur'ân-ı Kerîm indi. (İnsanlar kalplerine konmuş olan bu fitrî temâyüllerin) Kur'ân ve hadiste te'yîdini buldular." Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bize bu emanetin kalplerden kalkmasından da bahsetti ve buyurdu ki: "Kişi uykuda imiş gibi farkında olmadan kalbinden emanet alınır. Geride, benek izi gibi bir iz kalır. Sonra ikinci sefer, yine uykuda imişcesine, kişi farkında olmadan kalbindeki emânet duygusundan bir miktar daha alınır. Bunun da, kalpte bir kabarcık izi gibi bir izi kalır, yâni şöyle ki, ayağın üzerinden bir kor parçasını yuvarlayacak olsan değdiği yerleri kabarmış görürsün. Ne var ki, içinde işe yarar bir şey yoktur." Sonra Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) bir çakıl tanesi aldı, onu ayağının üzerinde yuvarladı. (Ve sözüne davam etti:) "(Emanet bu şekilde peyder pey azalmaya devam eder, o hâle gelinir ki artık) alış verişe giden insanlarda (itimad, güven, doğruluk ve) emanet tamamen kaybolur. Hatta dürüstler "falanca kabilede dürüst insanlar varmış" diye parmakla gösterirler. Bazan da, kalbinde zere miktar iman olmayan bir kimsenin "ne civanmerd, ne kibar, ne akıllı kişi" diye övüldüğü olur." (Huzeyfe devam etti:)
- Ben öyle günler gördüm ki, hanginizle alış veriş yaptığıma aldırmazdım. Muhâtabım Müslüman idiyse, bana karşı hile yapmasına dindarlığı mâni olurdu. Muhatabım Yahudi veya Hıristiyan idiyse, onu da, âmiri(nden vâliden gelen korku ve disiplin) bana hile yapmaktan alıkoyardı. Fakat bugün sizden sadece falanca falanca ile (gönül huzuruyla) alış veriş yapabilirim."
--reklam--
Kütüb-i Sitte 2. Cilt İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bilindiği gibi, Kuranı Kerimden sonra İslam dininin ana kaynaklarından ikincisi, Hadistir. Hadis, sözlük olarak Peygamber Efendimizin (s.a.s) fiili yaşantısı ve sözlerinden oluşmaktadır. İslam bilginlerinin Hadis alanında sahih kabul ederek, itibar ettiği 6 sahih kitapta (Kütüb-i Sitte) yer alan hadislerin tamamının yer aldığı ve İlahiyat Fakültesi Hadis Profesörü Prof. Dr. İbrahim Canan'ın günümüz Türkçesiyle ana metinlere bağlı kalarak tercüme ve şerh ettiği 18 ciltlik dev bir kaynak eserdir., açık, anlaşılır ve olabildiğince doğru olan bu tercüme eser ile, İslamın ana kaynaklarından biri olan Peygamberimizin hadislerine ulaşmayı ve onu doğru anlamayı kolaylaştırmış bulunmaktadır. (Musab Yolcusu) 
İslam'ın tüm meselelerine kaynağından çözüm sunan herkesin başucu kitabı olmalı. Maalesef pek çok dini konu tartışırken bu kaynaklara bakılmıyor. Dini öğrenmek isteyenler mutlaka okumalı (Yahya Akdemir) 
Kutubi Sitte 2. Cilt Inceleme Yazisi: Kutubi Sitte 2. Cilt
Okumasi cok eglenceli bir ciltti.
Hemencecik sonuna geldim.
Konulari ilgi cekici

Tefsir bölümü
Münafiklara iliskin hadislerin aciklamalarina dair.
Cinsellikle ilgili alt baslik cok kapsayici
aciklamalari doyurucu

Konularin başinda yer alan makalelar konunun anlamlandirilmasini kolastiriyor

Aciklamalar da Islami eserler disinda kaynaklardan da bahisler olmasi konularin kapsayiciligi ve yol göstericiligini arttirmis

Özetle eser tercumeden ibaret degil
Yazarin cok genis alanlara iliskin calismalarinin sonucu ortaya cikmis
Bu da konulara ilgiyi arttiriyor. (red john) 
--reklam--
Kütüb-i Sitte 2. Cilt PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İbrahim Canan - Kütüb-i Sitte 2. Cilt kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kütüb-i Sitte 2. Cilt PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İbrahim Canan Kimdir?
Canan, 1940 yılında Karaman'ın Ermenek ilçesi Küçükkarapınar köyünde doğdu. Canan, ilk öğrenimini Karaman Ermenek ve Konya'da tamamladı. Kayseri ve Akşehir'de orta dereceli okullarda öğretmenlik yaptıktan sonra, 1972 yılında Atatürk Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi'nde öğretim üyesi oldu. Uzun yıllar Paris'te eğitim gören Prof. Dr. Canan'ın en önemli eserleri arasında hadis ilminin en temel kaynağı kabul edilen ''Kütüb-ü Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi'' bulunuyor. Canan'ın makaleleri fakülte dergilerinin yanı sıra Diyanet, Hakses, İslam, İslam Medeniyeti, Zafer, Sur, İcmal, Kadın ve Aile, Altınoluk, Okul gibi dergilerde yayımlandı. Canan, ''Resulullah'a Göre Okul ve Ailede Çocuk Terbiyesi'' adlı eseriyle 1979'da Türkiye Milli Kültür Vakfı Ödülü'nü aldı. Akademik kariyerini hadis hocası olarak tamamlayan Prof. Dr. Canan, İlahiyat fakültelerinde öğrencilere hadis dersi verdi.
--reklam--
İbrahim Canan Kitapları - Eserleri
İslamda Zaman Tanzimi
Kütüb-i Sitte 1. Cilt
Aile Reisi ve Baba Olarak Hz. Peygamber
Hz. Peygamber'in Sünnetinde Terbiye
Kütüb-i Sitte 2. Cilt
Kütüb-i Sitte 3. Cilt
Kütüb-i Sitte 5. Cilt
Kütüb-i Sitte
Kütüb-i Sitte 4. Cilt
Kütüb-i Sitte 6. Cilt
Kütüb-i Sitte 7. Cilt
Kütüb-i Sitte 10. Cilt
Kütüb-i Sitte 9. Cilt
Kütüb-i Sitte 8. Cilt
Namus Fitnesi
Kütüb-i Sitte 12. Cilt
Kütüb-i Sitte 11. Cilt
Kütüb-i Sitte 13. Cilt
Aile İçi Eğitim
Kütüb-i Sitte 17. Cilt
Kütüb-i Sitte 16. Cilt
Kütüb-i Sitte 15. Cilt
Kütüb-i Sitte 14. Cilt
Kütüb-i Sitte 18. Cilt
Haksız Değilim
Cocuk Terbiyesi
Sünnetin Dindeki Yeri
Hz. İbrahim'den Mesajlar
Bediüzzaman'dan Çözümler
Hadis Usulü ve Tarihi
Kur'an'da Çocuk
Hz. Peygamberin Sünnetinde Tıp
Sulh Çizgisi
Peygamberimizin Tebliğ Metotları 1
Peygamberimizin Hıristiyan ve Yahudilerle Diyaloğu
Peygamberimizin Tebliğ Metotları 2
Hangi Medeniyet, Kültür, Dünya
İslamda Zaman Tanzimi
İslam`a Çağrı
Kur’an’ı Kerim ve Hadisi Şeriflerle Hz. Muhammed (sav) ve Ashab (ra)’ının yaşadığı İslâmiyet
Peygamberimizin Yanılma(ma)sı Meselesi
Bediüzzaman'ın Fikri Programı Üzerine Bir Analiz
Peygamberimizin Ehl-i Kitap ile Diyaloğu
Kütüb-i Sitte
Kütüb-i Sitte
Çocuk Hakları Beyannamesi Işığında İslamda Çocuk Hakları
--reklam--
İbrahim Canan Alıntıları - Sözleri
- Sizden kimse nefsini hakir görmesin.
- Ey Allah'ın Rasulü; kişi nefsini nasıl hakir görür?
- Allah için, üzerine söz terettüp eden (fena) bir durum görür, fakat hiç ağzını açmaz. Cenab-ı Hakk kıyamet günü kendisine sorar: " Şu falanca şey hakkında gerçeği söylemekten seni ne alıkoydu?" O kul cevap verir: "Halk korkusu (insanlardan korktuğum için sesimi çıkaramadım)."
 Allah o zaman şöyle der: "Asıl benden korkman gerekirdi." (Kütüb-i Sitte 2. Cilt)
Medineli kadınlar pek çok hususî meselede Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) zevcelerini aracı olarak kullanarak sorularını sormuşlardır. Resûlullah’ın (aleyhissalatu vesselam) kinayeli ve örtülü olarak verdiği cevapları anlayamayan kadınlar olunca onlar açıklayıvermişlerdir. Rivayetler, bilhassa Hz. Âişe’nin soru sormada cesur olduğunu, bilmediği, anlamadığı bir şey işitecek olsa mutlaka sorduğunu belirtir. Aleyhissalatu Vesselam vukua gelmeyen, akla gelebilecek her şeyin sorulmasını yasaklamış ise de günlük yaşayışla, dinin tatbikatıyla ilgili soruları teşvikkâr olmuş, cevapsız bırakmamıştır. Şu rivayet manidardır. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ümmü Süleym bir gün Hz. Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelerek: “Yâ Resûlallah! Kadın rüyasında erkeğin rüyada gördüğünü görünce (yani ihtilam olunca) gusül gerekir mi?” diye sordu. Orada hazır
olan Hz. Âişe: “Ey Ümmü Süleym, kadınları rezil ettin, Allah canını almasın.” dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Hz. Âişe’ye: “Hayır, kadınları rezil eden asıl sensin. Bırak onu, Ensar kadınları fıkıhtan sual ediyorlar. Evet ey Ümmü Süleym, gusletmesi gerekir.” cevabını verdi. Hz. Peygamber, burada olduğu gibi, örfen utandırıcı meselelerde bile çekingen olmamaya çalışmıştır. Bu çeşit soruları cevaplarken “Allah (celle celâluhû) gerçeği açıklamaktan çekinmez!” mealindeki âyeti okurdu. (Aile Reisi ve Baba Olarak Hz. Peygamber)
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) hićbir vakit herhangi bir yemege laf etmedi, iştah
duydugu bir yemekse yerdi, hoşuna gitmeyen bir yemekse terkederdi,
(yemezdi)." (Kütüb-i Sitte 10. Cilt)
Muslumanlarin Uhud'daki yenilgisine Bediüzzanan'in bir yorumu:
MÜHiM BiR SUAL: "Fahru'l-Alemin ve Habib-i Rabbil'l-Alemin Hazret-i
Resul-i Ekrem (aleyhissalatu vesselam)'ın Sahabelerinin, müşrıkıne karşı
Uhud'un nihayetinde ve Huneyn'in bidayetinde maglubiyetinin hikmeti nedir?

el-CEVAP: "Müşrikler içinde o zamanda saff-ı sahabede bulunan
ekabir-i sahabeye istikbalde mukabil gelecek Hazret-i Halid gibi çok
zatlar bulundugundan, şanlı ve şerefli olan istikballeri nokta-i nazarından butun butun izzetlerıni kırmamak içın, hikmet-i ilahiyye, hasenat-ı istikbaliyelerinin bir mukafaat-ı muaccilesi olarak mazide onlara
vermiş, butun butun izzetlerini kırmamiş. Demek mazideki sahabeler,
mustakbeldeki sahabelere karşı maglub olmuşlar. Ta o mustakbel sahabeler berk-i suyuf korkusuyla degil, belki barika-i hakikat şevkiyle
islamiyet'e girsin ve o şehameti fıtriyeleri çok zillet çekmesin." (Kütüb-i Sitte 11. Cilt)
“Âhiret yanında dünya nedir ki, ancak tavşanın bir defa sıçraması gibi bir şeydir.” (İbn Ebî Şeybe, Musannef, VIII, 152; Zemahşerî, VI, 227) (Kütüb-i Sitte 15. Cilt)
"Yeni Terbiye" tâbiri fiilen 19. asır sonlarında kullanılmaya başladı ve
prensipleri tatbik mevkiine girdi ise de teklif ettiği ideallerin, ana hatlarıyla, ilk defa 16. asırda Montaigne tarafından Essasis (Denemeler) adlı eserinde işlendiği, Rousseau ve Pestalozzi tarafından da sistemleştirierek en güzel şekilde ifade edildiği bilinmektedir..." (Hz. Peygamber'in Sünnetinde Terbiye)
Bir millet, evlatlarına vermiş olduğu terbiyenin seviye ve kalitesi nispetinde yükselebilmiş ve huzura ermiştir. (Cocuk Terbiyesi)
Ömer İbnu Abdilaziz ( rahimehullah ) ' in mevzumuz açısından en mühim tarafı sünnete olan bağlılığı ve onun ihyası için göstermiş olduğu gayrettir . Hadîslerin tedvîn ettirilmesi şeklinde kristalize olacak olan bu sünnet aşkını şöyle ifade etmiştir : " Eğer Allah , her seferinde cesedimden bir parça koparılmak şartıyla benim vâsıtamla her bir bid'ayi temizlemeyi ve her bir sünneti ihya etmeyi nasib etseydi ben buna can u gönülden hazırdım . " (Kütüb-i Sitte 1. Cilt)
Resulullah ( aleyhissalatu vesselam) borca karşı uyarmış
borçlanmamayi ısrarla tavsiye etmiş olmakla birlikte, borçlanmayi haram etmemiştir. (Kütüb-i Sitte 6. Cilt)
İbn Abbas radıyallahu anh:
كُونُواْ رَبَّانِيِّين
ayetiyle; "hakimler, fakihler olun" denmek istenmiştir." der.
Buhari, ilim, 10 (Kütüb-i Sitte 2. Cilt)
"Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
"Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?" "Allah ve Resûlü daha iyi bilir!" dediler. Bunun üzerine:
"Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!" açıklamasını yaptı. Orada bulunan bir adam: "Ya benim söylediğim anda varsa, (Bu da mı gıybettir?)" dedi. Aleyhissalatu vesselam:
"Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir." (Kütüb-i Sitte 6. Cilt)
Resulullah
(aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Vallahi, senin hidayetinle bir tek kişiye hidayet verilmesi, senin için kiymetli develerden muteşekkil sürülerden daha hayirlidir." (Kütüb-i Sitte 11. Cilt)
Muğire radıyallahu anh dedi ki:
“Peygamberimiz, Rabbimizin risaletini getirmiştir. Bir de bize bildirdi ki, bizden kim öldürülürse cennetlik olacaktır. Bu sebeple biz, ölümü, sizin hayatı sevdiğinizden daha çok seviyoruz.”
Buhari, Cizye, 1, Tevhid, 46. (Kütüb-i Sitte 3. Cilt)
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sarhoşluk veren her içki haramdir." (Kütüb-i Sitte 7. Cilt)
İbn Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor:
Peygamber aleyhissalatu vesselam’a: ‘Hangi günah daha büyük?’ Diye sordum. Şu cevabı verdi: ‘Seni yaratmış olduğu halde Allah’a ortak koşmandır.’ ‘Sonra hangisi gelir?’ dedim. ‘Seninle beraber yiyecek korkusuyla (rızık endişesiyle) çocuğunu öldürmendir.’ dedi. Ben tekrar: ‘Sonra ne gelir?’ dedim. ‘Komşunun helalliği ile (karısıyla) zina etmen!’ dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu sözlerine te’yiden şu mealdeki ayet nazil oldu: ‘Onlar, Allah’la beraber başka bir ilaha dua etmez, hak olmaksızın, Allah’ın haram kıldığı cana kıymaz ve zina da etmezler. Kim de bunları yaparsa bir cezayla karşılaşacaktır.’ Furkan, 68.
Buhari, Tefsir, Furkan, 2, Bakara, 3, Edeb, 20, Muharibin, 20, 46; Muslim, İman, 141 (86); Ebu Davud, Talak, 50, (2310); Tirmizi, Tefsir, Furkan, (3181). (Kütüb-i Sitte 3. Cilt)
"Ca'fer'in ölüm haberi geldiği zaman,
Resûlullah (s.a.v): "Ca'fer ailesi için yemek yapın! Çünkü onlara, onları meşgul eden
(haber) geldi!" buyurdular."

Tirmizî (Kur’an’ı Kerim ve Hadisi Şeriflerle Hz. Muhammed (sav) ve Ashab (ra)’ının yaşadığı İslâmiyet)
Suheyb radıyallahu anh anlatıyor: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
“Kur'an'ın haram kıldığı şeyleri helal addeden kimse Kur'an'a iman etmemiştir.”
Tirmizi, sevabu'l Kur'an, 20, 2919 (Kütüb-i Sitte 2. Cilt)
Rasulullah (as) buyurdular ki: "Kim gam ve tasalarını bire indirir ve sadece ahiret tasasına gönlünde yer verirse, onun dünyevi gamlarını Allah izale eder." (Kütüb-i Sitte 17. Cilt)
Dünya ile benim ne alakam var. Ben bir yolcu gibiyim. Bir agaç altında
golgelenen bir yolcu .. sonrada orayi terkedip yoluna devam eden ... (Kütüb-i Sitte 6. Cilt)
Kur’ân-ı Kerîm, pek çok âyetinde çocuk eğitimiyle ilgili meselelere yer vermiştir. Bu mevzuyu Kur’ ân’da Çocuk adlı çalışmamızda oldukça teferruatlı olarak tahlil ettik. Burada teferruata girmeden şunu belirtmek isteriz ki, Cenab-ı Hakk’ın (celle celâluhû) : “ Ey İman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizin için bir fitnedir. ” (Teğâbun, 64/14-15) uyarılarında ifade edilen hakikati, âlimler, “aile efradına karşı olan sorumluluğumuz” olarak anlamıştır. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) da: “ Kişinin fitnesi hanımında, malında, evlatlarında ve komşusundadır. ” 275 buyurmuştur. Gerek âyet-i kerîmede ve gerekse hadis-i şerifte geçen “fitne’den maksat “imtihan”dır. 276 Aile reisleri, aile fertlerine karşı terbiyevî yükümlülüklerini hakkıyla yerine getirip getirmemekle imtihan olunuyorlar. Yerine getirmedikleri takdirde, aile fertleri ahirette bir düşman gibi yakalarına yapışıp Allah’a şikayet edeceklerdir. 277
Yine kaydetmekte fayda var: Yukarıda kaydettiğimiz âyetin evvelindeki âyet ise, “ Ey iman edenler! Zevceleriniz ve evlatlarınızdan bir kısmı size düşmandır, o halde onlardan sakının! ” (Tegâbün, 64/14) buyurarak aile efradının daha farklı bir durumuna dikkat çekmektedir. Müfessirlerimiz, âyetin iniş sebebini de göz önüne alarak “ Allah’ın bir kısım emirlerini yerine getirmenize engeller çıkararak, onlar yolunda sizin bir kısım haramları işlemenize sebep olarak size düşmanlık yaparlar. Allah’a karşı günaha iten taleplerine uymayın! ” diye anlamışlardır (Râzi 30, 27). Meseleye bir başka açıdan yaklaşarak, “Onların üzerimizdeki haklarını yerine getirmeyerek, uhrevi helâklerine sebep olursak, ahirette, düşman tavrıyla bizi Allah’a şikayet edeceklerdir.” diye de anlayabiliriz. Bu iki yorum zahirde zıt görünse de özde birdirler. Çünkü her ikisinin de dinde yeri vardır.

275 Buhârî, Mevâkît, 4, Zekât 23, Savm 3, Fiten 17; Müslim, İman 231, Fiten 25
276 İbn-i Kesir, 7/29
277 Bak. İbn-i Ebî Cemre, Behçetu’n-Nüfus, 1/199; Bediüzzaman, Lem’alar, s. 189 (Aile Reisi ve Baba Olarak Hz. Peygamber)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kutub-i-sitte-2-cilt-ibrahim-canan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)