# Kütüb-i Sitte 3. Cilt - İbrahim Canan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Kütüb-i Sitte 3. Cilt kimin eseri? Kütüb-i Sitte 3. Cilt kitabının yazarı kimdir? Kütüb-i Sitte 3. Cilt konusu ve anafikri nedir? Kütüb-i Sitte 3. Cilt kitabı ne anlatıyor? Kütüb-i Sitte 3. Cilt PDF indirme linki var mı?  Kütüb-i Sitte 3. Cilt kitabının yazarı İbrahim Canan kimdir? İşte Kütüb-i Sitte 3. Cilt kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/kutub-i-sitte-3-cilt-ibrahim-canan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-30T19:00:12+03:00
- Güncelleme: 2022-05-30T19:00:12+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/30/ibrahim-canan-kimdir-ibrahim-canan-kitaplari-ve-sozleri-234646.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: İbrahim Canan 
 Yayın Evi: Akçağ Yayınları 
 İSBN: 9789753380543 
 Sayfa Sayısı: 468 
--reklam--
Kütüb-i Sitte 3. Cilt Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bilindiği gibi, Kuranı Kerimden sonra İslam dininin ana kaynaklarından ikincisi, Hadistir. Hadis, sözlük olarak Peygamber Efendimizin (s.a.s) fiili yaşantısı ve sözlerinden oluşmaktadır. İslam bilginlerinin Hadis alanında sahih kabul ederek, itibar ettiği 6 sahih kitapta (Kütüb-i Sitte) yer alan hadislerin tamamının yer aldığı ve İlahiyat Fakültesi Hadis Profesörü Prof. Dr. İbrahim Canan'ın günümüz Türkçesiyle ana metinlere bağlı kalarak tercüme ve şerh ettiği 18 ciltlik dev bir kaynak eserdir. Akçağ Yayınevi, açık, anlaşılır ve olabildiğince doğru olan bu tercüme eser ile, İslamın ana kaynaklarından biri olan Peygamberimizin hadislerine ulaşmayı ve onu doğru anlamayı kolaylaştırmış bulunmaktadır.
--reklam--
Kütüb-i Sitte 3. Cilt Alıntıları - Sözleri
Ummu Umare radıyallahu anha anlatıyor: “Ey Allah’ın Rasulu, dedim, ben her şeyi erkekler için görüyorum. Hiçbir şekilde kadınların zikredildiğini görmüyorum.” Bunun üzerine şu ayet indi: “Doğrusu, erkek ve kadın Muslumanlar, erkek ve kadın mu’minler, boyun eğen erkek ve kadınlar, doğru sözlü erkek ve kadınlar, sabırlı erkek ve kadınlar, gönülden bağlanan erkek ve kadınlar, oruç tutan erkek ve kadınlar, iffetlerini koruyan erkek ve kadınlar, işte Allah bunların hepsine mağfiret ve büyük ecir hazırlamıştır.” Ahzab, 35
Tirmizi, Tefsir, Ahzab (3209).
Muğire radıyallahu anh dedi ki:
“Peygamberimiz, Rabbimizin risaletini getirmiştir. Bir de bize bildirdi ki, bizden kim öldürülürse cennetlik olacaktır. Bu sebeple biz, ölümü, sizin hayatı sevdiğinizden daha çok seviyoruz.”
Buhari, Cizye, 1, Tevhid, 46.
Aişe radıyallahu anha anlatıyor:
“Allah ilk muhacir kadınlara rahmetini bol kılsın; “Kadınlar baş örtülerini yakalarının üzerini örtecek şekilde koysunlar.” nur, 31 ayeti indiği zaman örtülerini kenardan yırtarak onunla yüzlerini de örttüler.”
Buhari, Tefsir, Nur, 12; Ebu Davud, Libas 33, 4102
İbn Abbas radıyallahu anh: “Şairlere gelince, onlara da sapıklar uyar.” Şuara, 224 Mealindeki ayet hakkında şunları söyledi: “Allah, (kendilerine sapıklar uyar diye zemmettiği) şairlerden, “İman edip de iyi amelde bulunanlar, Allah’ı çok zikredenler ve zulme uğratıldıklarından sonra öclerini alanlar...” Şuara, 227 istisna edildiler.”
Ebu Davud, Edeb 95, (5016).
AIDS, ilk olarak 1981 yılında farkedildi. 1980'li yıllara kadar böyle bir hastalık bilinmezken AIDS'in aniden ortaya çıkışı hakkında bazı ilim adamları, gelişmiş ülkelerde virüslerle yapılan araştırmalarda, bazı virüslerin yapısının değiştirildiği ve bu virüslerin iyi muhafaza edilemeyerek insanları enfekte etmesi ile AIDS'in yaygınlık kazandığı iddiasında bulunmaktadırlar.

Başlıca bulaşma yolu eşcinsel ilişkidir ve kurbanların yaklaşık % 72'si eşcinsel erkeklerdir. Kan ve kan ürünlerinin verilmesi ile bulaşa bileceği gibi virüsü taşıyan hamile anneden çocuğuna geçebilir. Hastaların yaklaşık % 17'si uyuşturucu müptelalarıdır.

Virüslerle her enfekte olanda AİDS gelişmez. Bu kişilerde ya belirti yoktur ya da hafif şikayetler vardır, fakat virüsü taşırlar ve yukarıda bahsedilen yollarla başkalarına AIDS'i bulaştırabilirler.
Ubey ibn Ka’b radıyallahu anh, “Allah peygamberine ve inananlara huzur indirdi. Onların takva sözünü tutmalarını sağladı.” Fetih, 26 ayetinde geçen, ‘takva sözü’nden, La İlahe İllallah’ın kastedildiğini Peygamber aleyhisselam’dan işittiğini söylemiştir.
Tirmizi, Tefsir, Feth, (3261).
Her kim sözle asabiyyet(kavmiyetçilik) izhâr eder, ona çağırır ve bu işi iyice benimser (faşist) bu uğurda bizzat savaşmasa bile şehadeti merduttur, mahkemede şahidliği kabul olunmaz. Zira üzerinde ihtilaf olmayan haram bir günaha bulaşmıştır.

İmam Şafiî (rahmetullahi aleyh)

Not: Benim aktardığım alıntılar Zaman baskılı olandan.
Enes radıyallahu anh’dan rivayetle; Muslumanlar, Rasulullah aleyhissalatu vesselam zamanında akşamla yatsı arasında nafile namaz kılıyorlardı. Bunun üzerine “Yanları yataklarından uzaklaşır, korku ve ümid ile Rabblerine dua ederler...” Secde, 16 ayeti nazil oldu.
Ebu Davud.
Enes radıyallahu anh anlatıyor: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Bir mu’min için mutlaka (semada) iki kapı vardır: Birinden ameli yükselir diğerinden de rızkı iner. Bu mu’min ölünce, her iki kapı da ağlarlar. Şu ayet bu duruma işaret eder: ‘Ne gök ne yer onların üzerine ağlamadı...’ Duhan 29.
Tirmizi, Tefsir, Duhan, (3252).
Muhelleb ibn Ebi Sufre rahimehullah, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i dinleyen birisinden, Rasulullah’ın şöyle söylediğini naklediyor: “Düşman size gece baskını yaparsa حم لا ينصرون (Hâ-mîm lâ yunsarûn) deyin.”
Tirmizi, Cihad, 11, (1682); Ebu Davud, Cihad, 78, (2597).
İbn Abbas radıyallahu anh, “Ne (her) iyilik, ne de (her) kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel yol ne ise onunla önle. O zaman görürsün ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse bile, sanki yakın dost(un olmuş)tur. Bu (en güzel haslete), sabredenlerden başkası kavuşturulmaz. Buna büyük bir hisseye mâlik olandan başkası eriştirilmez.” Fussilet, 34-35 ayetiyle ilgili olarak şu açıklamayı yaptı: (Ayette kastedilen en iyi yol) öfke anındaki sabır, kötülüğe maruz kalındığı andaki aftır. İnsanlar bunları yaptıkları takdirde, Allah onları korur, düşmanları kendilerine eğilir. Sanki samimi dost olur.”
Buhari, Tefsir, Hâ-mim, Es-Secde, (Fussilet) 1.
Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
“Allah subhanehu ve teala semada bir işin yapılmasına hükmetti mi, Rabb Teala’nın sözüne ihtiramla, melâike aleyhimusselam korku ile kanatlarını birbirine vururlar. Rabb Teala’nın işitilen sözü düz bir kaya üzerinde (hareket eden) zincirin sesi gibidir. Meleklerin kalplerinden korku açılınca (Cebrail ve Mikail gibi mukarreb meleklere): ‘Rabbiniz ne buyurdu?’ Diye sorarlar. Onlar da: ‘Allah subhanehu ve teala hakkı söylemiştir. Zaten O, yüce ve uludur.’ derler. O’nun sözünü, kulak kabartan (şeytanlar gizlice) işitir. Kulak hırsızı şeytanlar (yerden göğe kadar) birbirlerinin üstünde (zincirleme) dizilmiş ve kulak hırsızlığına hazırlanmış bulunur. -Sufyan ibn Uyeyne rahimehullah eliyle tarif etti: Parmaklarını önce (üst üste) dizdi sonra açtı- En üstteki, ilahi kelamı işitir ve alttakine verir, o da kendi altındakine verir. Böylece gele gele sihirbaz ve kahinlerin diline kadar ulaşır. Bazen kelimeyi aşağıdakine vermeden önce bir şahap, şeytana ulaşır. Bazen şahap kendisine isabet etmezden öncekelimeyi aşağısındakine vermiş olur. (Sihirbaz ve kahinler kendilerine bu şekilde ulaşan hırsızlama habere) yüz kadar da kendileri ilave ederek yalanlar düzerler. Emr-i ilahi yeryüzünde tahakkuk edince halk kendi arasında: ‘Bu işin olacağı bize daha önce falan falan günlerde haber verilmemiş miydi?’ derler. Böylece, semada (kulak hırsızlığı yoluyla) işitilmiş olan haber böylece tasdik edilir.”
Buhari, Tefsir, Sebe, 1, Hicr, 1; Tirmizi, Tefsir, Sebe, (3221).
İbn Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor:
Peygamber aleyhissalatu vesselam’a: ‘Hangi günah daha büyük?’ Diye sordum. Şu cevabı verdi: ‘Seni yaratmış olduğu halde Allah’a ortak koşmandır.’ ‘Sonra hangisi gelir?’ dedim. ‘Seninle beraber yiyecek korkusuyla (rızık endişesiyle) çocuğunu öldürmendir.’ dedi. Ben tekrar: ‘Sonra ne gelir?’ dedim. ‘Komşunun helalliği ile (karısıyla) zina etmen!’ dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu sözlerine te’yiden şu mealdeki ayet nazil oldu: ‘Onlar, Allah’la beraber başka bir ilaha dua etmez, hak olmaksızın, Allah’ın haram kıldığı cana kıymaz ve zina da etmezler. Kim de bunları yaparsa bir cezayla karşılaşacaktır.’ Furkan, 68.
Buhari, Tefsir, Furkan, 2, Bakara, 3, Edeb, 20, Muharibin, 20, 46; Muslim, İman, 141 (86); Ebu Davud, Talak, 50, (2310); Tirmizi, Tefsir, Furkan, (3181).
Şu asırda bir kısım kimseler maddî vücudlarını atıverseler, şeytan olurlar. Şeytanlar da maddî vücut giyiverseler bu devirdeki bir kısım insanlar gibi olurlar.
--reklam--
Kütüb-i Sitte 3. Cilt İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bilindiği gibi, Kuranı Kerimden sonra İslam dininin ana kaynaklarından ikincisi, Hadistir. Hadis, sözlük olarak Peygamber Efendimizin (s.a.s) fiili yaşantısı ve sözlerinden oluşmaktadır. İslam bilginlerinin Hadis alanında sahih kabul ederek, itibar ettiği 6 sahih kitapta (Kütüb-i Sitte) yer alan hadislerin tamamının yer aldığı ve İlahiyat Fakültesi Hadis Profesörü Prof. Dr. İbrahim Canan'ın günümüz Türkçesiyle ana metinlere bağlı kalarak tercüme ve şerh ettiği 18 ciltlik dev bir kaynak eserdir., açık, anlaşılır ve olabildiğince doğru olan bu tercüme eser ile, İslamın ana kaynaklarından biri olan Peygamberimizin hadislerine ulaşmayı ve onu doğru anlamayı kolaylaştırmış bulunmaktadır. (Musab Yolcusu) 
Elhamdülillah. 3. Cilde ulaşmış bulunuyorum. Allah İbrâhim Canan a rahmet etsin. Çok güzel bir hizmette bulunmuş doğrusu. Her ne kadar bazı eksiklikler, yanlışlıklar, hatalar da olsa. (Sercan Akbayrak) 
Kutubi Sitte 3. Cilt Inceleme Yazisi: Kutubi Sitte 3.cilt

Cildin yarisi 2. Ciltte baslayan tefsir bolümünün devami
Sureler ile ilgili hadisler tek tek aciklaniyor
Bu bolumde cinler ile ilgili baslik cok kapsamli ve aciklayici

Tevbe bolumu
Ruya bolümü
Iflas bolumü
Olumü temenni bolumu
Cihad bolumleri ile ilgili hadisler ve aciklamalari konulari anlamaya yetecek doyurucu kivamda (red john) 
--reklam--
Kütüb-i Sitte 3. Cilt PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İbrahim Canan - Kütüb-i Sitte 3. Cilt kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kütüb-i Sitte 3. Cilt PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İbrahim Canan Kimdir?
Canan, 1940 yılında Karaman'ın Ermenek ilçesi Küçükkarapınar köyünde doğdu. Canan, ilk öğrenimini Karaman Ermenek ve Konya'da tamamladı. Kayseri ve Akşehir'de orta dereceli okullarda öğretmenlik yaptıktan sonra, 1972 yılında Atatürk Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi'nde öğretim üyesi oldu. Uzun yıllar Paris'te eğitim gören Prof. Dr. Canan'ın en önemli eserleri arasında hadis ilminin en temel kaynağı kabul edilen ''Kütüb-ü Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi'' bulunuyor. Canan'ın makaleleri fakülte dergilerinin yanı sıra Diyanet, Hakses, İslam, İslam Medeniyeti, Zafer, Sur, İcmal, Kadın ve Aile, Altınoluk, Okul gibi dergilerde yayımlandı. Canan, ''Resulullah'a Göre Okul ve Ailede Çocuk Terbiyesi'' adlı eseriyle 1979'da Türkiye Milli Kültür Vakfı Ödülü'nü aldı. Akademik kariyerini hadis hocası olarak tamamlayan Prof. Dr. Canan, İlahiyat fakültelerinde öğrencilere hadis dersi verdi.
--reklam--
İbrahim Canan Kitapları - Eserleri
İslamda Zaman Tanzimi
Kütüb-i Sitte 1. Cilt
Aile Reisi ve Baba Olarak Hz. Peygamber
Hz. Peygamber'in Sünnetinde Terbiye
Kütüb-i Sitte 2. Cilt
Kütüb-i Sitte 3. Cilt
Kütüb-i Sitte 5. Cilt
Kütüb-i Sitte
Kütüb-i Sitte 4. Cilt
Kütüb-i Sitte 6. Cilt
Kütüb-i Sitte 7. Cilt
Kütüb-i Sitte 10. Cilt
Kütüb-i Sitte 9. Cilt
Kütüb-i Sitte 8. Cilt
Namus Fitnesi
Kütüb-i Sitte 12. Cilt
Kütüb-i Sitte 11. Cilt
Kütüb-i Sitte 13. Cilt
Aile İçi Eğitim
Kütüb-i Sitte 17. Cilt
Kütüb-i Sitte 16. Cilt
Kütüb-i Sitte 15. Cilt
Kütüb-i Sitte 14. Cilt
Kütüb-i Sitte 18. Cilt
Haksız Değilim
Cocuk Terbiyesi
Sünnetin Dindeki Yeri
Hz. İbrahim'den Mesajlar
Bediüzzaman'dan Çözümler
Hadis Usulü ve Tarihi
Kur'an'da Çocuk
Hz. Peygamberin Sünnetinde Tıp
Sulh Çizgisi
Peygamberimizin Tebliğ Metotları 1
Peygamberimizin Hıristiyan ve Yahudilerle Diyaloğu
Peygamberimizin Tebliğ Metotları 2
Hangi Medeniyet, Kültür, Dünya
İslamda Zaman Tanzimi
İslam`a Çağrı
Kur’an’ı Kerim ve Hadisi Şeriflerle Hz. Muhammed (sav) ve Ashab (ra)’ının yaşadığı İslâmiyet
Peygamberimizin Yanılma(ma)sı Meselesi
Bediüzzaman'ın Fikri Programı Üzerine Bir Analiz
Peygamberimizin Ehl-i Kitap ile Diyaloğu
Kütüb-i Sitte
Kütüb-i Sitte
Çocuk Hakları Beyannamesi Işığında İslamda Çocuk Hakları
--reklam--
İbrahim Canan Alıntıları - Sözleri
- Sizden kimse nefsini hakir görmesin.
- Ey Allah'ın Rasulü; kişi nefsini nasıl hakir görür?
- Allah için, üzerine söz terettüp eden (fena) bir durum görür, fakat hiç ağzını açmaz. Cenab-ı Hakk kıyamet günü kendisine sorar: " Şu falanca şey hakkında gerçeği söylemekten seni ne alıkoydu?" O kul cevap verir: "Halk korkusu (insanlardan korktuğum için sesimi çıkaramadım)."
 Allah o zaman şöyle der: "Asıl benden korkman gerekirdi." (Kütüb-i Sitte 2. Cilt)
Medineli kadınlar pek çok hususî meselede Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) zevcelerini aracı olarak kullanarak sorularını sormuşlardır. Resûlullah’ın (aleyhissalatu vesselam) kinayeli ve örtülü olarak verdiği cevapları anlayamayan kadınlar olunca onlar açıklayıvermişlerdir. Rivayetler, bilhassa Hz. Âişe’nin soru sormada cesur olduğunu, bilmediği, anlamadığı bir şey işitecek olsa mutlaka sorduğunu belirtir. Aleyhissalatu Vesselam vukua gelmeyen, akla gelebilecek her şeyin sorulmasını yasaklamış ise de günlük yaşayışla, dinin tatbikatıyla ilgili soruları teşvikkâr olmuş, cevapsız bırakmamıştır. Şu rivayet manidardır. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ümmü Süleym bir gün Hz. Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelerek: “Yâ Resûlallah! Kadın rüyasında erkeğin rüyada gördüğünü görünce (yani ihtilam olunca) gusül gerekir mi?” diye sordu. Orada hazır
olan Hz. Âişe: “Ey Ümmü Süleym, kadınları rezil ettin, Allah canını almasın.” dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Hz. Âişe’ye: “Hayır, kadınları rezil eden asıl sensin. Bırak onu, Ensar kadınları fıkıhtan sual ediyorlar. Evet ey Ümmü Süleym, gusletmesi gerekir.” cevabını verdi. Hz. Peygamber, burada olduğu gibi, örfen utandırıcı meselelerde bile çekingen olmamaya çalışmıştır. Bu çeşit soruları cevaplarken “Allah (celle celâluhû) gerçeği açıklamaktan çekinmez!” mealindeki âyeti okurdu. (Aile Reisi ve Baba Olarak Hz. Peygamber)
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) hićbir vakit herhangi bir yemege laf etmedi, iştah
duydugu bir yemekse yerdi, hoşuna gitmeyen bir yemekse terkederdi,
(yemezdi)." (Kütüb-i Sitte 10. Cilt)
Muslumanlarin Uhud'daki yenilgisine Bediüzzanan'in bir yorumu:
MÜHiM BiR SUAL: "Fahru'l-Alemin ve Habib-i Rabbil'l-Alemin Hazret-i
Resul-i Ekrem (aleyhissalatu vesselam)'ın Sahabelerinin, müşrıkıne karşı
Uhud'un nihayetinde ve Huneyn'in bidayetinde maglubiyetinin hikmeti nedir?

el-CEVAP: "Müşrikler içinde o zamanda saff-ı sahabede bulunan
ekabir-i sahabeye istikbalde mukabil gelecek Hazret-i Halid gibi çok
zatlar bulundugundan, şanlı ve şerefli olan istikballeri nokta-i nazarından butun butun izzetlerıni kırmamak içın, hikmet-i ilahiyye, hasenat-ı istikbaliyelerinin bir mukafaat-ı muaccilesi olarak mazide onlara
vermiş, butun butun izzetlerini kırmamiş. Demek mazideki sahabeler,
mustakbeldeki sahabelere karşı maglub olmuşlar. Ta o mustakbel sahabeler berk-i suyuf korkusuyla degil, belki barika-i hakikat şevkiyle
islamiyet'e girsin ve o şehameti fıtriyeleri çok zillet çekmesin." (Kütüb-i Sitte 11. Cilt)
“Âhiret yanında dünya nedir ki, ancak tavşanın bir defa sıçraması gibi bir şeydir.” (İbn Ebî Şeybe, Musannef, VIII, 152; Zemahşerî, VI, 227) (Kütüb-i Sitte 15. Cilt)
"Yeni Terbiye" tâbiri fiilen 19. asır sonlarında kullanılmaya başladı ve
prensipleri tatbik mevkiine girdi ise de teklif ettiği ideallerin, ana hatlarıyla, ilk defa 16. asırda Montaigne tarafından Essasis (Denemeler) adlı eserinde işlendiği, Rousseau ve Pestalozzi tarafından da sistemleştirierek en güzel şekilde ifade edildiği bilinmektedir..." (Hz. Peygamber'in Sünnetinde Terbiye)
Bir millet, evlatlarına vermiş olduğu terbiyenin seviye ve kalitesi nispetinde yükselebilmiş ve huzura ermiştir. (Cocuk Terbiyesi)
Ömer İbnu Abdilaziz ( rahimehullah ) ' in mevzumuz açısından en mühim tarafı sünnete olan bağlılığı ve onun ihyası için göstermiş olduğu gayrettir . Hadîslerin tedvîn ettirilmesi şeklinde kristalize olacak olan bu sünnet aşkını şöyle ifade etmiştir : " Eğer Allah , her seferinde cesedimden bir parça koparılmak şartıyla benim vâsıtamla her bir bid'ayi temizlemeyi ve her bir sünneti ihya etmeyi nasib etseydi ben buna can u gönülden hazırdım . " (Kütüb-i Sitte 1. Cilt)
Resulullah ( aleyhissalatu vesselam) borca karşı uyarmış
borçlanmamayi ısrarla tavsiye etmiş olmakla birlikte, borçlanmayi haram etmemiştir. (Kütüb-i Sitte 6. Cilt)
İbn Abbas radıyallahu anh:
كُونُواْ رَبَّانِيِّين
ayetiyle; "hakimler, fakihler olun" denmek istenmiştir." der.
Buhari, ilim, 10 (Kütüb-i Sitte 2. Cilt)
"Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
"Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?" "Allah ve Resûlü daha iyi bilir!" dediler. Bunun üzerine:
"Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!" açıklamasını yaptı. Orada bulunan bir adam: "Ya benim söylediğim anda varsa, (Bu da mı gıybettir?)" dedi. Aleyhissalatu vesselam:
"Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir." (Kütüb-i Sitte 6. Cilt)
Resulullah
(aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Vallahi, senin hidayetinle bir tek kişiye hidayet verilmesi, senin için kiymetli develerden muteşekkil sürülerden daha hayirlidir." (Kütüb-i Sitte 11. Cilt)
Muğire radıyallahu anh dedi ki:
“Peygamberimiz, Rabbimizin risaletini getirmiştir. Bir de bize bildirdi ki, bizden kim öldürülürse cennetlik olacaktır. Bu sebeple biz, ölümü, sizin hayatı sevdiğinizden daha çok seviyoruz.”
Buhari, Cizye, 1, Tevhid, 46. (Kütüb-i Sitte 3. Cilt)
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sarhoşluk veren her içki haramdir." (Kütüb-i Sitte 7. Cilt)
İbn Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor:
Peygamber aleyhissalatu vesselam’a: ‘Hangi günah daha büyük?’ Diye sordum. Şu cevabı verdi: ‘Seni yaratmış olduğu halde Allah’a ortak koşmandır.’ ‘Sonra hangisi gelir?’ dedim. ‘Seninle beraber yiyecek korkusuyla (rızık endişesiyle) çocuğunu öldürmendir.’ dedi. Ben tekrar: ‘Sonra ne gelir?’ dedim. ‘Komşunun helalliği ile (karısıyla) zina etmen!’ dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu sözlerine te’yiden şu mealdeki ayet nazil oldu: ‘Onlar, Allah’la beraber başka bir ilaha dua etmez, hak olmaksızın, Allah’ın haram kıldığı cana kıymaz ve zina da etmezler. Kim de bunları yaparsa bir cezayla karşılaşacaktır.’ Furkan, 68.
Buhari, Tefsir, Furkan, 2, Bakara, 3, Edeb, 20, Muharibin, 20, 46; Muslim, İman, 141 (86); Ebu Davud, Talak, 50, (2310); Tirmizi, Tefsir, Furkan, (3181). (Kütüb-i Sitte 3. Cilt)
"Ca'fer'in ölüm haberi geldiği zaman,
Resûlullah (s.a.v): "Ca'fer ailesi için yemek yapın! Çünkü onlara, onları meşgul eden
(haber) geldi!" buyurdular."

Tirmizî (Kur’an’ı Kerim ve Hadisi Şeriflerle Hz. Muhammed (sav) ve Ashab (ra)’ının yaşadığı İslâmiyet)
Suheyb radıyallahu anh anlatıyor: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
“Kur'an'ın haram kıldığı şeyleri helal addeden kimse Kur'an'a iman etmemiştir.”
Tirmizi, sevabu'l Kur'an, 20, 2919 (Kütüb-i Sitte 2. Cilt)
Rasulullah (as) buyurdular ki: "Kim gam ve tasalarını bire indirir ve sadece ahiret tasasına gönlünde yer verirse, onun dünyevi gamlarını Allah izale eder." (Kütüb-i Sitte 17. Cilt)
Dünya ile benim ne alakam var. Ben bir yolcu gibiyim. Bir agaç altında
golgelenen bir yolcu .. sonrada orayi terkedip yoluna devam eden ... (Kütüb-i Sitte 6. Cilt)
Kur’ân-ı Kerîm, pek çok âyetinde çocuk eğitimiyle ilgili meselelere yer vermiştir. Bu mevzuyu Kur’ ân’da Çocuk adlı çalışmamızda oldukça teferruatlı olarak tahlil ettik. Burada teferruata girmeden şunu belirtmek isteriz ki, Cenab-ı Hakk’ın (celle celâluhû) : “ Ey İman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizin için bir fitnedir. ” (Teğâbun, 64/14-15) uyarılarında ifade edilen hakikati, âlimler, “aile efradına karşı olan sorumluluğumuz” olarak anlamıştır. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) da: “ Kişinin fitnesi hanımında, malında, evlatlarında ve komşusundadır. ” 275 buyurmuştur. Gerek âyet-i kerîmede ve gerekse hadis-i şerifte geçen “fitne’den maksat “imtihan”dır. 276 Aile reisleri, aile fertlerine karşı terbiyevî yükümlülüklerini hakkıyla yerine getirip getirmemekle imtihan olunuyorlar. Yerine getirmedikleri takdirde, aile fertleri ahirette bir düşman gibi yakalarına yapışıp Allah’a şikayet edeceklerdir. 277
Yine kaydetmekte fayda var: Yukarıda kaydettiğimiz âyetin evvelindeki âyet ise, “ Ey iman edenler! Zevceleriniz ve evlatlarınızdan bir kısmı size düşmandır, o halde onlardan sakının! ” (Tegâbün, 64/14) buyurarak aile efradının daha farklı bir durumuna dikkat çekmektedir. Müfessirlerimiz, âyetin iniş sebebini de göz önüne alarak “ Allah’ın bir kısım emirlerini yerine getirmenize engeller çıkararak, onlar yolunda sizin bir kısım haramları işlemenize sebep olarak size düşmanlık yaparlar. Allah’a karşı günaha iten taleplerine uymayın! ” diye anlamışlardır (Râzi 30, 27). Meseleye bir başka açıdan yaklaşarak, “Onların üzerimizdeki haklarını yerine getirmeyerek, uhrevi helâklerine sebep olursak, ahirette, düşman tavrıyla bizi Allah’a şikayet edeceklerdir.” diye de anlayabiliriz. Bu iki yorum zahirde zıt görünse de özde birdirler. Çünkü her ikisinin de dinde yeri vardır.

275 Buhârî, Mevâkît, 4, Zekât 23, Savm 3, Fiten 17; Müslim, İman 231, Fiten 25
276 İbn-i Kesir, 7/29
277 Bak. İbn-i Ebî Cemre, Behçetu’n-Nüfus, 1/199; Bediüzzaman, Lem’alar, s. 189 (Aile Reisi ve Baba Olarak Hz. Peygamber)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/kutub-i-sitte-3-cilt-ibrahim-canan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)