# Lakhes - Platon Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Lakhes kimin eseri? Lakhes kitabının yazarı kimdir? Lakhes konusu ve anafikri nedir? Lakhes kitabı ne anlatıyor? Lakhes kitabının yazarı Platon kimdir? İşte Lakhes kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/lakhes-platon-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-11T02:20:59+03:00
- Güncelleme: 2022-02-11T02:20:59+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/11/platon-kimdir-platon-kitaplari-ve-sozleri-149296.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Platon 
 Çevirmen: Furkan Akderin 
 Yayın Evi: Say Yayınları 
 İSBN: 9786050201611 
 Sayfa Sayısı: 72 

Lakhes Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Platon, hiç kuşku yok ki düşünce tarihinin en önemli ve etkili filozoflarından biridir. Felsefenin kurumsallaşmasına ve felsefede yazılı geleneğin oluşmasına katkıda bulunmuş, iki dünyalı metafiziğiyle bütün bir Ortaçağ düşüncesini belirleyecek olan idealist felsefe geleneğinin başlatıcısı olmuştur. Hıristiyan Ortaçağ felsefesine ve İslam düşüncesine etkisi bakımından da ayrıca önem taşıyan Platon, düşünce tarihi boyunca tartışılan tüm problemleri yüzlerce yıl öncesinden ele almış ve ilk büyük felsefi sistemi inşa etmiştir.

Platon’un gençlik diyaloglarından biri olan Lakhes’in ana teması “cesaret” üzerine kurulmuştur. Kendisini hiç neden yokken tehlikeye atan kişi, Sokrates’in gözünde, cesur olmaktan ziyade çılgın, bilge ve iyi olmaktan çok, aptal ve güvenilmez biridir. Gerçek cesaret, dolayısıyla korkusuzluğun değil, bilgece bir korkunun, gerçekten korkulması gereken bir şey karşısında duyulan korkunun sonucu olmak durumundadır. Bu yüzden cesaret bilgelikten, iyi ve kötüye ilişkin bilgiden başka bir şey değildir. Bilge insan zorunlu olarak cesurdur. Yalnızca ahmaklar korkaktır. Böyleleri daha küçük iyileri korumak adına, daha büyük iyilerin uçup gitmesine göz yumarlar. Bunu ise salt bilgisizlikten yaparlar.
Korkaklık, kahramanlık ya da atılganlık değil de, bilgelikten yoksun olmadır.

Lakhes Alıntıları - Sözleri
“Doğru karar vermeye niyetin varsa çoğunluğa göre değil de bilgiye göre karar vermen gerektiğini düşünüyorum.”
“Bir adamın erdem ya da bir bilgelik hakkında konuştuğunu duyduğumda, ki o hakikatli ve söylediği sözlere değer bir adam olduğunda, söyleyen ile söylenenlerin birbirine uygun olduğunu ve birbirini tamamladıklarını gördükçe memnun oluyorum.”
“Gençlerin en iyi olması için birlikte çaba göstermeyi istememem korkunç olurdu.”
Başkalarına bakıp kendine bakmayı unutuyorsun.
ben öğrenmekten kaçmam.
Korkaklık kahramanlık ya da atılganlık değil de, bilgelikten yoksul olmadır.
Yok­sa sen çokluk ne derse onu mu dinleyeceksin?
doğruya varmak için sayıya değil bilgiye bakmalı.
Bilgiyi edinip cesaretli olmak her domuzun harcı değildir.
Bilge insan zorunlu olarak cesurdur, çünkü neyin gerçektern iyi olduğunu bildiği için, zorunlulukla daha büyük bir iyiden çok daha küçük bir iyinin kaybını göğüsler. Yalnızca ahmaklar korkaktırlar. Böyleleri daha küçük iyileri korumak adına, daha büyük iyilerin uçup gitmesine göz yumarlar. Bunu ise salt bilgisizlikten yaparlar. Korkaklık kahramanlik ya da atlganlık değil de, bilgelikten yoksun olmadır.
Ne olursa olsun bir bilgi için öğrenilmesin demek zordur.
Sence yaşamak her zaman daha mı iyidir? Ölümün daha iyi kabul edildiği durumlar yok mudur?
ölümün kendileri için bir kazanç olacak kimselerin korkacakları şeyler, yaşamaktan yarar gören kimselerin korkacakları şeyler ile bir midir?
Korku veren şeyler, geçmişteki ya da şimdiki korkular değildir. Sadece geleceğe yönelik korkular korku verir, çünkü korku bir kötülüğün beklenmesidir.
sözü özüne uymayan biri beni sıkar; söyledikleri ne kadar güzel olursa, o kadar sıkar. o zaman da beni söze düşman görürler.

Lakhes İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Lakhes Antik Yunan döneminde askeri alanda ve kamuda önemli görevler yapmış bir kişiliktir Diyalogta cesaret üzerine konuşmalar vardır Sokrates Lakhes’in cesareti bildiğini söylediğini duyunca ona cesaretin ne olduğunu sorar. Lakhes: Cesaret, savaşta görev yerini bırakıp kaçmayarak düşmanla savaşmak olduğunu söyler Sokrates Lakhes’in bu tanımının cesaretin tanımı olmadığını kendisinin bir savaşçı olarak savaş alanında yaptığı şeyleri söylediğini cesaretinse daha kapsamli ve evrensel bir tanıma ihtiyacı olduğunu söyler bunun üzerine Lakhes Cesaret: metanet gösterip sebat etmedir der Sokrates bunun bilgisizlikten olursa budalalık bilgiden olursa da bir şeyin riske atılmadığı veya riski ortadan kaldıracağı gerçeğinden dolayı cesaret olarak düşünmez diyaloğun sonlarına doğru Nikias devreye girerek cesareti doğru ama eksik bir şekilde tanımlar bunun üzerine Sokrates bu eksik tanımı tamamlayarak neden korkulup neden korkulmayacağının bilgisini cesaret olduğunu söyler. Kitabin sonunda kesin bir sonuç çıkmayıp okuyucuyu da düşünmeye sevk eden bir eser (Betül Tanritanir) 
Platon Okuma Grubu - Platon Lakhes Diyaloğu: Lakhes diyalogu, Platon’un erken dönem socratik eserlerinden biridir. Bu eserin kapsamı diğer diyaloglar ile ilintili ise bile bir konuda kendine özgü bir tarafı barındırmaktadır. Eserde Socrates ellili yaşlarındadır ve Lysimakhos, Melesias, Nikias ve Lahkes ile Lysimakhos ve Melesias’ın oğulları yer almaktadır. Konu gençlere verilecek eğitimin ne türden içerikler, yetkinlikler barındırması etrafında dönmektedir. Lysimakhos’un oğlu Aristides ve Melesias’ın oğlu Thukydides canlı örnekler olarak yaşlıların önlerinde durmaktadırlar. İşin can alıcı noktalarından biri, Lysimakhos’un oğlu Aristides’in büyükbabasının adını ve Thukdides’in de dedesinin ismini almasıdır. Gelenekselliğin isimlerde bile taşınır bir örnek olarak okuyucunun karşısında olması, tartışılacak konunun kuyruğunun gösterilmesidir. Gençlerin eğitimini üstlenecek olan yetkin bir öğretmenin babadan oğula geçecek olan geleneği de – tutuculuğu – taşıması gerektiği açıkça görülür. Lakhes ve Nikias’ın babalarını kınamalarının nedeni de babalarının onları dilediği gibi serbest bıraktıklarından dolayıdır. Nikias ve Lakhes, bir otoritenin gerekliliğini böylece kendi şahıslarında göstermeye çalışmaktadırlar. Bunun göstergesel anlamı da Aristides ile Thukdides’in taşıdıkları adlara layık olmaları gerektiğinin belirtilmesidir.

 Socrates’in gençlerin eğitimine dair konuya dair olması Lakhes’in Lysimakhos’a göre, Socrates’in bu konularda yetkin birer örnek olduğudur. Lysimakhos ise Socrates’i doğru bir örnek olarak bulması ise, Socrates’in babasının – Sophroniskos- arasında hiçbir olumsuz münasebetin olmadığına dayandırır. Burada da ilginç bir ayrıntı gözümüze çarpar. Neden Lysimakhos, olumsuz bir münasebetin olmamasını herhangi bir tartışmanın olmamasını olumlu bulmaktadır? Çünkü yaşlılar için tartışmak bir tür olumsuzluğu ifade eder. Bu yüzden de Socrates’i tanımayan onun babasının geleneğiyle güvenli bulur. Lahkes de Socrates’i doğru kişi olarak görmeyi yalnızca babasının iyi bir dost olmasını değil, yurdunu da onurlandırdığını görmekle bu isteği sağlamlaştırır. Tam da yaşlıların tutucu niteliğinin açık seçik olarak serimlenme örneği ile karşı karşıya gelmekteyizdir. Lysimakhos, son olarak tartışmaya geçilmeden önce gençlerin silahlı eğitim görmesinin doğru olup olmadığını Socrates’e sorar. Socrates ise buna olumlu yanıt vermekle beraber öncelikle karşı tarafı dinleme taraftarı olduğunu gösterir. Onun doğurtma yönteminin de nirengi noktasıdır bu. Öncelikle kimin savunduğu konuya ne kadar hakim olduğunu dinlemeye çalışır. Sözü ilk olarak yaşlı Nikias alıp tezini açıklamaya çalışır. Ona göre, silah kullanmada yetkin olan bir adam teke tek çarpışırken rakibinden, hatta birçok rakibinden korkmaz; bilgisi ona hep üstünlük sağlar. Burada Nikias, cesaretli olmayı korkmamayı, bilgiye sahipliği bir yetke olma biçimi olarak savunur. Bu bilgiye sahip olmayı da bir saygı ve güzel olanla bağdaştırır. Lakhes’de silah kullanmanın faydalı bir bilim olup olmadığını tartışarak katkıda bulunmaya çalışır. Yine de aralarında farklar vardır. Lysimakhos ise, bu iki farklı görüşü uzlaştırmak için Socrates’in oyunu hangi yönde kullanacağına göre bir karar vermesi gerektiğini söyler. Socrates ise çoğunluğun fikirlerinin doğru kabul etmeyi tehlikeli bulur ve rasyonel mantığı izleyerek örnekler sunar. Ona göre de her şeyin iyi ya da kötü olmasını eğitim belirleyecektir. Öte taraftan eğitim görenlerin bu eğitimi sofistlerden mi aldıkları ya da kendi kendilerine mi öğrendiklerini sorar. Socrates ise kimseden eğitim görmemiştir. Otodidaktik bir örnek olarak karşımızda durmaktadır. Nikias ise Socrates’in söylemlerini iyice tartmadan önce çok önemli bir noktayı vurgular. Nikias, amacının söylevcisinin kullandığı ağdalı retorik değil, söylevcinin düşüncesi ile eylemlerinin birbirine uygun olması gerektiğini ve bu uyumun önemli olduğunu ifade eder. Socrates ise kendisini savaşta da kanıtlamıştır ve bu da söylevlerinin ciddiye alınmasını olanaklı kılmaktadır. Socrates, onay aldıktan sonra söylevinin asıl ana noktasını oluşturan güçlü bir noktayı ifade ederek devam eder. Gençlerin eğitim görürken iyi ve kötüyü bilmelerini oluşturacak sey nedir diye sorar. Bunun erdemden başka bir şey olmadığı ortaya çıkar. Erdemi öğretmemiz için de erdemin ne olduğuyla ilgili bilgi sahibi olmamız gerekir. Sonuç olarak erdemin ne olduğunu bulmamız gerekir der. Ancak erdemin bir bölümünü ele almayı doğru bulur Socrates, çünkü erdemin kapsamı epeyce geniştir. Tartışma boyutu böylelikle inceden inceye kapsamını genişletir. Erdemin geniş kapsamlılığını ele alamayacağımıza göre, o halde erdemin hangi yönünü öncelikle ele almalıyız diye sorar? Tabi ki silah kullanmayla ilgili olan yönünü ele almalıyız; bu da genel inanca göre Cesaretten başka bir şey değildir. O vakit cesaret nedir? Nihayet diyalogun en önemli bölümüne geçiş yapılır. Cesareti tanımlamadan ne erdemi ne de bütün olarak – silah ile ilgili yönünü – gençleri eğitebiliriz.

 Lahkes, Socrates’in cesaret sorusuna, bir adamın savaş alanında yerinde kıpırdamamasını örnek verir. Socrates ise ona, hücum ederek – söz gelişi kaçarak – savaşan İskitler örneğini verir. Demek ki cesaret yalnızca yerinden kıpırmamakla sınırlı değildir. Bu olsa olsa cesaretin küçük bir noktasını oluşturur. Gerçeği bilebilmemiz içinse şeyin tamamını tanımlamakla mümkün olur. Ve böylece Socrates, cesaretin tutku ile olan bölümünü, zevklerle ilgili olan kısımları da işin içine dahil edip cesaretin kapsamını genişletir. Socrates’in burada yapmak istediği şey ise, her durumda aynı olan bir cesaret tanımının olup olmadığını saptamak ve aradıkları şeyi elde edebilmek. Sözgelimi Socrates’ten bir örnek istense ve her durumda aynı olanın ne olabileceği sorulsa Socrates buna hız örneğini verir. Bence der, hız seste, yarışta ve öbürlerinin tümünde kısa zamanda çok şey gerçekleştirmek yeteneğidir diye açıklar. Cesaret örneğine katkı yapmaya çalışan Lakhes, ruh dayanıklılığı örneğini verirken Socrates bunu da yetersiz bulur. Çünkü bunun da akılla donanması gerekir. Cesaret akıllıca dayanıklılık olsa bu sefer hangi durumlarda dayanıklılığın akıllıca olduğunu bilmemiz gerekir. Cesaretin akıllıca olan yönü ise güzel, atikliğin akılsızca olması da çirkindir. Böylelikle cesaretin ne olduğu konusunun daha da genişletilip sınıflandırmayla doğrulanabileceği üzerinde sorgular devam edilir. Akılsızca olan dayanıklılığın cesaret olarak addedilmesi çirkini cesaret olarak almamıza sebebiyet veriyorsa, o halde sözlerimiz ve davranışlarımız arasında çelişkiler doğar. Çünkü dayanıklılığı cesaret ile aynı şey olarak alırsak düşeceğimiz akılsızca hatalar bizim söylemlerimizle pratiğimiz arasında çelişki doğurur. Bunun için bir ayrımın konulması şarttır. Cesaretin dayanıklılıkla bazen tanımlanabileceği kabul edilmelidir. Aksi takdirde cesaret ve dayanıklılık ile kurulan özdeşlik mantığı bizi korkunç sonuçlara götürebilir. Bu yüzden Socrates ve Lakhes’in düştüğü umutsuzluğu Socrates sürdürmeye çalışır. Burada dikkat çekici nokta ise, Nikias’in teori- pratik ( söz ve eylem ) birliğinin açıktan kanıtıdır. Socrates, umutsuzluk içinde umudu bulmuş gibidir. Bu da açık seçik bir cesaret örneğidir. Yılmadan araştırmaya devam etmek başka türlü tanımlanamazdı. Örnek vermek gerekirse, eylemde bulunup yarı yolda bu amacından vazgeçen yılgın birine cesaretli diyemeyiz. Aslında burada gerçekleşen şey, cesareti bütünsel olarak tanımlayamasak da, söz ve eylem birliğini devam ettirmek zorunluluğunun duyumsanmasıdır. Böylelikle araştırmaya devam edilip, suskun kalan Nikias, ava dahil edilmeye çalışılır. Filozoftan kaçış mümkün değildir. Socrates araştırmaya katılmışsa muhakkak oradaki hiç kimsenin saklanmasına imkan yoktur.

 Nikias, tartışmayı alevlendirmek için iyi ancak yetersiz bir katkı sunar. Cesaretin bir çeşit bilgi olduğunu ifade eder ve böylelikle tartışma kaldığı yerden devam eder. Ancak Socrates, Nikias’ın cesaretin korkulması ve korkulmaması gereken şeyin bilgisi olarak görmesinde sofizm bulur. Ve bunun da cesaretin küçük bir parçası olduğunu ve asıl amaçlarının erdemi bulmak iken cesaretin bunun küçük bir parçasını teşkil ettiğini ifade edip, cesareti arama konusundaki arayışlarının başarısız olduğunu ifade eder. Yani, biz cesareti bulamadık der.

 Socrates’in Nikias, Lakhes ve Lysimakhos ile olan tartışmaya nokta koyarken, trajik bir son ile tartışma sonlanırken çok önemli bir noktaya dikkat çeker. Bizim de eğitilmemiz gerekir der. Eğitimcinin de eğitilmesini akıllara getirir bu sorunsal. Çünkü eğitimciler kendi aralarında bütünlüklü bir sonuca ulaşamamıştır ve şeylerin küçük noktalarını tespit etmekle sınırlı kalmışlardır. O halde onların da eğitilmesi gerekir ! Konuyu Marx’a ve Rancierre’ye bağlayarak bu konuyu noktalamam gerekirse; eğitimci de eğitilmelidir. Çünkü şeylerin tanımlanmasında bile bu kadar güçlük çekiliyorsa- yetkin olanlar için – bir şeyi öğretmek kimin haddinedir? Özne olanın- öğretmenin- öğrenciyi nesne konumuna düşürmesi bu neden dolayısıyla çelişki barındırır. Şeylere hakim olanabilinseydi şeyler öğretilebilirdi. Bilgiye, hakikate sahip olabilseydik hakikati aktarabilirdik. Ne var ki bize asıl doğruyu veren bir yetkinlikten yoksun iken bilmeyen birine bilen olarak eğitim vermek olanaksızdır. (Hüseyinloi) 
Cesaret üzerine bir sorgulamayı içeriyor bu diyalog. Diyalogda Lysimakhos ve Nikias adında iki karakter ve tabii ki Sokrates yer alıyor. Diyalog boyunca Lakhes’in yaptığı tüm cesaret tanımlamaları Sokrates tarafından tek tek çürütülüyor. :)

Sokrates (M.Ö. 469 - 399) Atina’da yaşamış ve hiçbir eser bırakmamış, yine de felsefe tarihi içinde önemi, özellikle ahlak ve insan sorunları ile ilgilenmiş sofistlere karşı bir sofist olmasıyla kabul edilmiştir.

Sokrates’e göre, cesaret olması için değer bilgisine ihtiyaç vardır. Yani, bir şeyler feda etme riskini ondan daha değerli şeyler için yaparsan bu cesaret olur.

Sokrates'e göre, evrensel bir tanıma ihtiyaç vardır ki zaten tanım her yerde ve her zaman geçerli olabilecek bir yapıda olmalıdır.

Kendisini hiç neden yokken tehlikeye atan kişi, Sokrates'in gözünde, cesur olmaktan ziyade çılgın, bilge ve iyi olmaktan çok, aptal ve güvenilmez biridir. Gerçek cesaret, dolayısıyla korkusuzluğun değil, bilgece bir korkunun, gerçekten korkulması gereken bir şey karşısında duyulan korkunun sonucu olmak durumundadır. Bu yüzden cesaret bilgelikten, iyi ve kötüye ilişkin bilgiden başka bir şey değildir. Bilge insan zorunlu olarak cesurdur. Yalnızca ahmaklar korkaktır.

Bu kitapta da Platon, sonuca varmıyor, Sokratik yöntem ve sorgulamalarla ilerleyen ve karşı görüşleri teker teker çürütmeler ve sonunda aklımızda sorularla bizi düşünmeye sevk ediyor. (Akın Ölmez) 

Kitabın Yazarı Platon Kimdir?
Antik/klasik Yunan Filozofu, Matematikçi, Felsefi Diyaloglar Yazarı ve Batı Dünyasındaki İlk Yüksek Öğretim Kurumu Olan Atina Akademisinin Kurucusu

Eski Yunan filozofu (Atina İ.Ö. 428-ay.y.İ.Ö. 348/347). Soylu bir ailenin oğlu olan Eflatun (ya da Platon), parlak bir Öğrenim görerek, sanatın her dalında kendini gösterdi (çok genç yaşta şiirler, trajediler yazdı); Kratilos'tan bilim dersleri aldı. Sokrates'le tanışınca (İ.Ö. 407) felsefeye yönelip, gerek beden, gerek kafa yapısı bakımından siyasete yatkın olmadığından, o karışık yıllarda siyasetten uzak kaldı. Demokrasiyi küçümserken, Otuzlar Meclisi'yle iktidara gelen dostlarının yönetimini daha da beter buldu. Sokrates'in Ölümünden sonra Megara'da Eukleides'in yanına çekildi; sonra yolculuklar yaparak Kyrene'de matematikçi Theodoros'la tanıştı. Mısır'a bir yolculuk yapıp, İtalya'ya giderek Tarento ve Lokroi'deki pyhthagorasçı çevrelerle ilişki kurdu. İ.Ö. 388'e doğru Dionysos'un kaynı Dion tarafından, Syrasos'u oek etkileyemedi. Atina'ya dönerek, Akademi Gymnasionu'nda Yunanistan'ın dört bir yanından gelen Öğrencilere ders verdi. İ.Ö. 367 ve İ.Ö. 361'de iki kez daha Sicilya'ya gittiyse de, Genç Dionysos'u da etkilemeyi başaramadı ve felsefe ile tiranlığı bağdaştırmaktan vazgeçti. Atina'ya dönüp, Akademi'de ders vermeyi sürdürerek, söylentiye göre bir şölen sırasında öldürüldü.

Eflatun'un bütün yapıtları günümüze kalmıştır: Felsefe ve felsefeyle bağlantılı konularda yazılmış 26 diyalog. Karşılıklı konuşmalar biçiminde yazıldıkları için bunlara "diyalog" denirse de, tümünü diyalog diye adlandırmak belki doğru olmaz; çünkü, sözgelimi Sokrates'in mahkemede yaptığı konuşmayı içeren Savunma ve daha birkaç yapıtı, temelde monologdur. Gene de, tarihsel kişilere dayansın ya da dayanmasın, bütün yapıtlarını kişilerin ağzından yapılan konuşmalar biçiminde yazdığı için, tümü bu anlamda tiyatrovaridir. Birkaçı dışında, diyalogların tümünde, Sokrates odak kişidir.

Platon Kitapları - Eserleri
Devlet
Sokrates'in Savunması
Phaidon
Diyaloglar 2
Şölen - Dostluk
Gorgias

Lysis
Hipparkhos Kleitophon Rakipler
Protagoras
Diyaloglar
Devlet Adamı
Mektuplar
Philebos

Meneksenos
Euthyphron
Kriton
Yasalar
Timaios
Ion
Menon

Sofist
Minos
Lakhes
Kritias
Alkibiades I-II
Parmenides
Theaitetos

Küçük Hippias
VII. Mektup, Dion
Seçmeler
Kratylos
Büyük Hippias - Theages
Euthydemos - Parmenides
İkinci Alkibiades

Kharmides
Epinomis
Phaidros
Devlet III-IV
Siyaset ve Retorik
Kleitophon veya Felsefeye Davet
Parmenides

Devlet

Platon Alıntıları - Sözleri
Tanrı sıradan bir kişiyi bile şair yapacak kadar bilge bir şairdir. O ana dek şiirden yana nasipsiz bile olsa aşk'ın dokunduğu herkes şair oluverir bir anda. (Şölen - Dostluk)
Kurtlar kuzuları nasıl severse
Aşıklar da sevgililerini öyle sever. (Phaidros)
sözü özüne uymayan biri beni sıkar; söyledikleri ne kadar güzel olursa, o kadar sıkar. o zaman da beni söze düşman görürler. (Lakhes)
"Antropos* ismi sadece yakınındaki canlıları görebilen, gördüğünden farklı bir şey düşünemeyen hayvanların ifade ettiğinden farklı bir anlam ifade eder."

*İnsan (Kratylos)
“Benim gibi bir kimseyi kolay kolay bulamayacaksınız. Onun için, size, kendinizi benden yoksun bırakmamanızı öneririm.” (Sokrates'in Savunması)
Evet birleştiren şey sevinç ve acı ortoklığı değil midir? (Seçmeler)

Ruha ait şeylere bakalım; bunlar ölçülülük, doğruluk, cesaret, kolay öğrenme, zihinde tutma, iyi yüreklilik ve daha başka benzer şeyler... (Menon)
Ya sen adaletin ne olduğunu bilmiyorsun ya da onu benimle paylaşmak istemiyorsun (Kleitophon veya Felsefeye Davet)
O halde, sence, söz, söylenen; görüş, görülen; işitiş, işitilen şey midir? Yoksa, söz başka, söylenen şeyler başka; görüş başka, görülen şeyler başka; işitiş başka, işitilen şeyler başka mıdır? (Minos)
Eğer bir resme gereğinden fazla yaklaşırsan resimden hiçbir şey anlayamazsın. (Theaitetos)
Devletler yeniden düzenlenmedikçe, kanunların daha iyi bir hale getirilmelerine imkân yoktur. (Mektuplar)
“İnsanlara tanrılardan söz ederken onları tatmin etmek, gerçekten biz ölümlülere, ölümlülerden söz etmekten daha kolay gibi görünüyor. Çünkü dinleyenlerin, kendilerine bu kadar yabancı olan meseleler üzerinde görgüsüz ve kara cahil olmaları, bu konuda söz söylemek isteyenlerin işini pek kolaylaştırır; zaten tanrılar hakkındaki bütün bilgimizin de ne olduğu belli.” (Kritias)
YABANCI: Sanırım henüz aşk avına dikkat etmedin.
THEAİTETOS: Dikkat etseydim ne olurdu? YABANCI: Bu avın hediye olmadan yürümediğini görürdün. (Sofist)

"İyi şeyler istiyorum ancak farkına varmadan tanrılardan kötü bir şey istememek çok zorlu bir iş." (Alkibiades I-II)
Dilde yapılacak yanlışlık, sadece dile değil aynı zamanda ruha da kötü etki eder. (Phaidon)
Oysa, çoğunlukla, doğa ve yasalar birbirine kar­şıttır. Bu nedenle, insan utanıp düşündüğünü söylemekten çekinirse, sözleri birbirini tutmaz olur. (Diyaloglar 2)
gevezelik ciddi araştırmaların eğlencesi olur. (Philebos)
“Önemli olan yaşamak değil, iyi yaşamaktır.'' (Kriton)
_O halde aldanmıyorsam, kötülük kalmadığı zaman bile dostluk vardır.
_Vardır.
_Dostluğun sebebi gerçekten kötülük olsaydı dostluğun da ortadan kalkması gerekirdi: çünkü sebep yok olunca sonucu da yok olur. (Lysis)
Seyircilere dikkat etmeliyim çünkü onları ağlatırsam alacağım para beni güldürür, onları güldürürsem alacağım para beni ağlatır. (Ion)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/lakhes-platon-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)