# Lanetli - Jennifer L. Armentrout Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Lanetli kimin eseri? Lanetli kitabının yazarı kimdir? Lanetli konusu ve anafikri nedir? Lanetli kitabı ne anlatıyor? Lanetli PDF indirme linki var mı?  Lanetli kitabının yazarı Jennifer L. Armentrout kimdir? İşte Lanetli kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/lanetli-jennifer-l-armentrout-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-03T17:00:10+03:00
- Güncelleme: 2022-05-03T17:00:10+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/03/jennifer-l-armentrout-kimdir-jennifer-l-armentrout-kitaplari-ve-sozleri-214185.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Jennifer L. Armentrout 
 Çevirmen: Aslı Dağlı 
 Orijinal Adı: Wicked 
 Yayın Evi: Dex Plus Yayınları 
 İSBN: 9786050930078 
 Sayfa Sayısı: 208 
--reklam--
Lanetli Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Asıl lanet korkmamaktır.

Dünyada sadece insanlar yok.
En azından, Ivy’nin yaşadığı New Orleans’ta durum böyle.
Faeler, insanları onlardan koruyan Düzen’le sürekli savaş halinde.
New Orleans’ın çılgın gece hayatını yaşayanlar ise bu savaştan habersiz.
Ivy öz anne-babasını hatırlamıyor, üvey anne-babasıyla erkek arkadaşını korkunç bir olayda kaybetti.
Artık tek varlığı, Düzen’le birlikte Faelere karşı yürüttüğü amansız savaşı.
Ivy çok yakında bazı sürprizlerle karşılaşacak.
Ve bu sürprizden hiç de hoşlanmayacak.

Jennifer L. Armentrout, Lanetli ile yepyeni bir maceranın kapısını aralıyor. Şimdi koltuğunuza kurulun ve her sayfasında sizi alıp götürecek Lanetli efsanesini okumaya hazır olun!
--reklam--
Lanetli Alıntıları - Sözleri
“Belki de hiçbirimiz kendimizi tam anlamıyla affedemiyoruzdur.”
Daha fazlasını istiyordum.
Ama daha fazlasına sahip olmak için kendime izin vermiyordum. Hayattaki en önemli şeyler olan duygulara ve duvarların arkasına gizlenmemiş arkadaşlıklara geçit vermiyor, insanlarla gerçek ilişkiler kurmuyordum. Arzu duymuyor, aşkı hissetmiyordum.
“Birini gerçekten kaybetmek mümkün mü, Ivy? Gidebilirler ama hala varlar.”
Tink türünün eşleşme tercihlerinin tuhaf yanlarından bahsederken şeker kavanozunu aldım ve tezgâhın üzerine biraz şeker döktüm.

“Sadece hayvansı, perimsi içgüdülerini serbest bırakman gerekiyor!” Tink, şeker birikintisinin önünde diz çöktü. Minicik şeker parçalarını teker teker sayarak yeni bir yığın oluşturmaya başladı. “Bir, iki, üç, dört, beş, altı...” Duraksayıp kaşlarını çatarak bana baktı. “Bunu nereden öğrendin?” Altdudağımı ısırırken omuz silktim. “Supernatural'ın bir bölümünde görmüştüm.”

Tink ağzı bir karış açık halde bana bakakaldı.

“Ne var?” Kıkırdayıp tezgâhın üzerindeki iki şeker birikintisine işaret ettim. “Gerçekten işe yarayabileceğini düşünmemiştim.”

“Bir Winchester özentisi tarafından oyuna getirildim.” Ellerini göğsünün üzerinde kavuşturdu ve yana devrilmeden önce hafifçe salındı. “Başımı dik tutmaya çalışmamın hiçbir anlamı yok. Aklımı kaçırmak üzereyim.” Tink’in haline gülerek uzanıp bacağını dürttüm. Kolunu havada savurup beni başından savmaya çalıştı. Sonra oturdu ve yeniden saymaya başladı. “Senden nefret ediyorum,” diye mırıldandı. “Şu halime bak. Aklını kaçırmış biri gibiyim. Sadece burada kaç tane şeker olduğunu bilmeliyim. Yüzlerce ve hatta binlerce bile olabilir. Tam olarak kaç tane olduğunu...”
Sandalyeden bir fular alıp ona attım.
Fuları yakaladı ve göğsüne bastırıp havalandı. “Tink’e bir fular verdin. Tink artık özgür!” Aklını kaçırmış bir peri gibi uçarak koridora çıktı. Bir yandan da, “Tink öz-güüüüüüür!” diye bağırıyordu.
Ren bana baktı. “Bu da nesi?”
İç çektim. “Tam bir Harry Potter hastası. Özür dilerim.” Tink, elindeki fuları çıplak göğsüne bastırmış bir şekilde uçarak yeniden odaya girdi. “Konu Harry Potter olduğunda özür dilemeni gerektirecek hiçbir şey olamaz.” “Dobby’ye ne olduğunu hatırlıyorsun, değil mi?” dedim. “Lanet olsun.” Tink’in gözleri fal taşı gibi açıldı ve ardından elindeki fuları düşürdü. “Lanet olsun. Benim karnım aç. Biri -ismi lazım değil- kahvaltımı berbat etti. Anlayacağınız, mutfakta olacağım.”
"Tatlım, bir sürü eğer diyerek hayattan kaçamazsın. Neler olacağını kim bilebilir ki? Evden çıktığımız anda ikimizden birinin üzerine şimşek düşebilir ya da her ikimiz de doksan yaşımıza basana kadar yaşayabiliriz. Yarın ölebilir ya da eve geri dönebiliriz. Bunu bilemeyiz.” Ellerini yanaklarıma kaydırarak alnını benimkine yasladı. “Ama şu anda ikimiz de buradayız ve önemli olan bu. Yaşadığımız an.”
“Yaşadığımız an mı?” Kalp atışlarım gittikçe hızlanıyordu.
“Evet. Yaşadığımız an. ikimiz de buradayız. Önemli olan tek şey bu. Sana hiçbir yere gitmeyeceğime dair söz veremem ama gitmemek için canımı dişime takacağım. Sana yalnızca bunun sözünü verebilirim.”
"Birini gerçekten kaybetmek mümkün mü? Gidebilirler ama hala varlar."
--reklam--
Lanetli İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İlk defa bi jennifer kitabından bu kadar az hoşlandım ve şaşırdım her kitabını severek okudum bugüne kadar ateş serisine benzediğini söylemişler ama bence o serinin yanından bile geçebilcek derecede değildi kadın sen fantastik yazıyorsun bu neydi böyle kitapda sevdiğim tek karakter tink di bide ren en azından aradada olsa güldürdü daha çok fantastik isterdim faeleri daha çok okumak perileri seçkinleri inşallah ikinci kitapda daha çok olur ve inşallahda okurum ama yakın zamanda olmadığı kesin üzdün be Jennifer:( (Selcan Tutas) 
Lanetli üçlemesi galiba benim için ağır gideceklerden.. Lanetli bana sanki hiç bitmeyecek gibi gelmişti, tabii o zamanlar çalıştığım için okuma sürelerim kısalmıştı bayağı ama pek sarmamıştı başlarında gerçi ilerleyen sayfalarda bir şekilde aktı gitti benim için. Elimde kitap/kitap--69447 var şuanda okumakta zorlandığım sanki bir şekilde tıkandı kaldı ilerletemiyorum. Ama karakterleri sevmiştim sadece konusu pek sarmadı gibi gibi. Uzaylılara, mitolojik karakterlere, gargoyle ve romantik kitaplarına o kadar çok alışmışım faeler avcılar vs bana aşırı fantastik öğe gibi geldi. Özellikle kitabında sonunda karakterin öğrendiği bir şey oldu ve ben bunun sayfalar önce geldiğini gördüm. Dex artık yazarın daha muhteşem olan kitaplarını çevirmeye başlar umarım.. (Çürük Domat) 
Uzun bir zamandan sonra yazdığım ilk inceleme. Umarım güzel olmuştur. Hatalarım varsa kusuruma bakmayın.

Jennifer L. Armentrout benim pek anlaşamadığım bir yazardır. Obsidiyen serisine herkes bayılıyor olmasına rağmen ben sadece iki kitabını okuyup bırakmıştım. O günden beri de tesadüf eseri başladığım diğer romanları (Titan, Sağdıç, Hep Seni Bekledim)  dışında bu yazarın olduğunu bilerek elime aldığım bir kitabı olmadı. Zaten şu an fark ettim de bu saydığım romanlarını da seri olmalarına rağmen sadece birinci kitaplarını okumuşum. Şöyle bakarsak isteyerek, merak ederek başladığım ilk romanı Lanetli diyebiliriz.

Kitapta başka yazarların serileriyle bu kadar fazla benzerlikler bulmayı beklememiştim. Elbette ilk aklıma gelen serinin yazarının kalemiyle bu kitabın yazarının kalemini kıyaslamak imkansız olsa da işledikleri kurgu birbirlerine çok yakındı. Bu nedenle sık sık "Neden kimse bu noktaya değinmemiş?" diye düşündüm. Halbuki şimdi dönüp bakıyorum da benzerliklere değinen epey türk ve yabancı okur varmış. Bu kısma tek takılan okur olmadığım için memnunum. Özgün kurgularıyla bilinen bir yazar olduğu için benim gibi pek çok okuru bu noktada biraz şaşırtmış.

İlk kitabın hikayeye giriş olacağını düşündüğüm halde ne yazık ki beklentilerimi karşılayamadı. Şimdi bunun nedenlerine gelelim.

Kitabın sürükleyici bulunacak merak uyandırıcı bir konusu var. Düzen, denen bir oluşumun içinde Ivy isimli baş kahramanımız kötülük dolu Fae'lerle savaşıyor. Onları avlıyorlar ve türlerinin dünyayı işgal etmesine engel olmaya çalışıyorlar. Ivy'nin eski erkek arkadaşı ve üvey anne babası korkunç bir olayda ölüyorlar. Ivy de o günden bu yana hayatına alabildiği, güvenebildiği tek insan/canlı(varlık, yaratık?) Düzen'de bulunan en yakın arkadaşı Val ve bir mezarlıkta yaralı halde bulduğu bir peri Tink. Tink erkek bu arada. Orijinal dilinde cinsiyeti, karakter daha ilk karşımıza çıktığı anda net bir şekilde belli ama türkçe olarak bizde öyle keskin çeviriler olmadığı için kitabın yarısına kadar Tink'in cinsiyeti anlaşılamıyor. O nedenle bunu eklemek istedim. Yani aslında spoiler değil. Düzen'de karşısına çıkan yeni biri olan Ren'den sonra yaşadıkları olaylar Ivy'nin yaşamını tamamen değiştiriyor.

Bakınız konuyu okurken bile insanın içi kıpırdanıyor. Çünkü her ne kadar başta Jennifer'ın kitaplarının hayranı olmadığımı söylesem de yazarın fantastik romanlarda iyi iş çıkardığını biliyorum. Öncelikle yazarın dili çok akıcı. Sevmeseniz bile elinize aldığınızda "Bir sayfa daha," demekten kendinizi alamıyorsunuz. Zaten akıcı olduğu için de yormuyor. Cümlelerinde günümüzde kullanılmayan kelimeler, zor betimlemeler yok. Günlük konuşma dili hakim. Bu da okurları kendisine daha çok bağlıyor.

Ivy, beklediğimden daha dişli bir karakterdi ama kendisini de biraz fazla yeriyordu. Çirkinliğine sürekli bir gönderme vardı. Halbuki Ren, kızımızı Cesur filmindeki Merida karakterine benzetiyor. Hem saçları hem de tavırları yüzünden. Ayrıca yani kızıl kadınların ne kadar güzel olduğunu herkes bilir. Jennifer karakterde kusur yapayım derken yanlış yerden yermeye çalışmış.

Ayrıca hem insanlara güven problemi var ama kendisine verilen sırrı çok önemli olmasına rağmen gidip başka birine söyleyebiliyor. Her ne kadar birine çok güvensen de, eğer gerçekten içinde bir güven problemi varsa hem kendin güven duyulacak biri olmaya çalışır hem de o sırları verecek kadar birine tam olarak güvenemezsin. Ne yazık ki Ivy burada da eksi puan alıyor.

Yazarımız yine şaşırtmayarak kitabına bol miktarda cinsellik sahneleri eklemiş. Açıkçası böyle sağlam bir kurgu için bu kadar fazla seks sahnesini gereksiz buldum. Çünkü hiç yazmasa dahi seriyi herkese bayılarak okuturdu. Yazmasını yadırgamadım yazarın kitaplarında hatırladığım şeylerden biri de kitaplarında cinselliği kullanırken çok cömert davranmasıydı. Yine de bence biraz az tutabilirdi çünkü ortalıkta başı boş gezen kötülük var? Yani zaten kurguda kullanabileceği yeterince malzeme varken cinsellik sahnelerini biraz daha az tutup, bu tür sahneleri okumak istemeyen yeni okurları da kitaba çekebilirdi.

Karakterleri hem verdikleri kararlar hem de dediğim gibi çoğu yerde sanki çevrelerinde kötülük dolaşmıyor gibi aptalca hareket ettikleri için çok çocuksu buldum. Biraz daha olgun davranmalarını beklerdim. Çünkü okurken sürekli aklıma gelen serileri (bu konuda yabancılar daha fazla benzer kitap ismi vermiş) geçmesi için kurguyu farklılaştıran karakterlere ihtiyaç vardı. Fakat ne yazık ki yazar karakterleri ergen gibi yazmış. Karakterlerin başlarından geçenleri okurken "Madem böyle olaylar yaşadınız neden böyle fütursuzca hareket ediyorsunuz?" demeden duramadım.

Kitabın tam can alıcı sahnelerinde beklentilerim yerle bir oldu. Yazar özellikle savaş sahnelerini çok tatmin edici yazardı ama bu kitapta o yönünü geri planda bırakmış. Okuduklarım bana yetmedi. Yazarın daha iyi yazmasını bekliyordum.

Yine de tüm bu eksilere rağmen kitap kendisini okuttu. Dinamikler iyiydi, akıcıydı, karakterlerden özellikle Tink favorimdi. Onun olduğu sahneleri bayılarak okudum. Ren de yazarın her kitabında olduğu gibi tam aşık olunacak bir adamdı. Bir de yazarın kitaplarında karakterlerinin birbirlerine çok benzer fiziksel özellikleri olduğunu fark ettim. Sanırım yazarımızın çekici bulduğu belli bir karakter tipi var ve onu bize biraz rütuşlar yaparak sunup duruyor.

Eğer kafa dağıtmak için bir fantastik kitap arıyorsanız, ben hiç kıyaslama yapmam sadece keyif almak için okurum diyorsanız ve kitaplarda cinsellik sizi rahat etmiyorsa bu kitabı önerebilirim. Ben okuduğum için pişman olmadım hatta şaşırtıcı bir şekilde seriye devam da ettim. Özellikle RS döneminden beni çıkardığı için tüm eksilerime rağmen puanını fazla düşürmedim. Bence bu yazarla aramda tuhaf bir bağ var. Zamanlamayı ayarlayabilirsem yazarla iyi anlaşacak gibiyim. Bakalım şans vermeye devam edeceğim.

Genel Bakış
Tür: Fantastik, Romantik
Seri/Tek: Seri. Birinci kitap.
Anlatım: Birinci şahıs. Tek anlatıcı.
Aşk üçgeni: Yok.
Cinsellik: Var.
Favori karakterim: Tink
Bu yazarın diğer kitaplarını okuyacak mıyım? Okuyacağım.
Bu kitabı/seriyi gelecekte tekrar okuyacak mıyım? Okumayacağım.
Bu kitabı/seriyi öneriyor muyum? Belki. (Esin Elif) 
--reklam--
Lanetli PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jennifer L. Armentrout - Lanetli kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Lanetli PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jennifer L. Armentrout Kimdir?
Jennifer Batı Virgina’da, Martindburg şehrinde yaşıyor. Onun hakkında duyduğunuz her söylenti doğru değildir. Yazım işiyle yoğun olarak ilgilenmediği zamanlarda kitap okuyarak, egzersiz yaparak, berbat zombi filmleri izleyerek, yazıyormuş gibi yaparak, kocası ve Jack Russel köpeği Loki ile vakit geçiriyor.

Yazar olma hayali, vaktinin büyük bir kısmını kısa hikâyeler yazarak geçirdiği matematik derslerinde başladı. Bu, matematikten kötü notlar almasının da en büyük sebebidir. Jennifer genç okurlar için paranormal, bilim-kurgu, fantezi ve modern aşk hikâyeleri yazıyor. Ayrıca J. Lynn takma adıyla yetişkinler için aşk romanları da yazıyor.
--reklam--
Jennifer L. Armentrout Kitapları - Eserleri
Obsidiyen
Oniks
Opal
Köken
Direniş
Melez
Safkan
Tanrı
Apollyon
Avcı
Kimi Öptüğüne Dikkat Et!
Hep Seni Bekledim
Sağdıç
Saplantı
Kime Dokunduğuna Dikkat Et!
Kış Güneşi
Kan ve Külden
Kimi Seçtiğine Dikkat Et
Bodyguard
Oyuncu
Unutuluş
Lanetli
Geri Dönüş
Hep Seni İstedim
Güç
Paramparça
Mücadele
Sonsuzluğun Sonuna Dek
Ölene Dek Beraberiz
En Karanlık Yıldız
Cesur
A Kingdom of Flesh and Fire
Kehanet
The Crown of Gilded Bones
Ya Yarın Yoksa
En Aydınlık Gölge
The War of Two Queens
Elixir
A Shadow in the Ember
Hold Om Mig
Trust İn Me
Scorched -
The Dead List
Forever with You
Fall With Me
Fire In You
Stay with Me: A Novel
The Queen: A Wicked Novella
The Prince: A Wicked Novella
The King: A Wicked Novella
--reklam--
Jennifer L. Armentrout Alıntıları - Sözleri
"Orada dikilip duracak mısın yoksa gerçekten bir işe yarayacak mısın?” diye söylendi Tink, Ren’e. “Benim için kutuları yerden alır mısın?”

“Tink,” diye çemkirdim.

“Kutuları ben alırsam, onları bahçeye fırlatıveririm,” dedi Ren.

Tink ellerini yanaklarına vurarak aniden geriye sıçradı. “Buna cesaret edemezsin.”

“Hem de öyle bir ederim ki.”

“Ah, Tanrım,” diye homurdandım, Ren’in etrafından dolaşarak. Kutuları yerden alıp içeri taşıdım, sonra da kanepeye fırlattım.

“Dikkat et!” diye ciyakladı Tink. “İçlerinde paha biçilemez, kırılacak şeyler olabilir.” Ren arkasından kapıyı kapatırken, havada süzüldü. “Ve sen! Sen kutuları bir hanıma taşıttın.”

Gözlerimi devirdim.

Ren gürültülü bir nefes verdi. “Tanrım; çok sinir bozucusun.”

“Ne olmuş?” Tink kanatları hararetle havayı döverek, kanepeye doğru uçtu. “Ben lastiğim, sen yapışkan!”

Ren ufaklığa doğru döndü. “Ne?”

“Ne söylersen söyle benden sekip gelir sana yapışır!” (Paramparça)
“Beni kalbimden bıçaklayacak mısın? Tekrar?"
 "Neden bileğimi bırakıp öğrenmiyorsun?"
 "Bu kulağa evet gibi geliyor.” (A Kingdom of Flesh and Fire)
"Alexandria'nın Apollyon olması beklense de sizin kaderinizde hep çok daha fazlası olmak vardı." Karina bana baktı. "Kabullenmesi güç olabilir fakat bunu kabullenmeniz gerekiyor."
 "Yoda gibi konuşuyorsun," diye mırıldandım.
 "Anlamadım?"
 "Önemli değil." (Mücadele)
Kendimi nasıl hissetiğimle ilgili konuşmak konusunda hiç iyi değildim. Kahretsin, kendimi nasıl hissettiğim hakkında düşünmekte bile iyi değildim. (Melez)
“Nasıl cadaloz bir şeysin sen böyle,” (Hep Seni Bekledim)
“Öyle güzelsin ki, Layla. Sonsuzluğun geri kalanında bakabileceğim bir şey seçme imkanım olsaydı seni seçer­dim.” (Kimi Seçtiğine Dikkat Et)
"Aptal aptallık yapandır..." (Hep Seni İstedim)
“I’m not afraid of her,” I whispered to my reflection. “I’m a Queen. I’m a god. I’m not afraid of her.” (The War of Two Queens)
“Aşktı bu; aşk değiştirebilirdi insanları.” (Kimi Seçtiğine Dikkat Et)
Kitaplar.
Kitaplar her yerdeydi.
Beş adet kitap düzgünce kanepenin köşesine dizilmişti. iki tane de sehpanın üstünde duruyordu. Bir tanesinin içinde parlak bir ayraç vardı.
Diğer sehpada üç kitap daha.
Bir tane de televizyon sehpasının üstünde.
O kitaba da bir ayraç konmuştu.
İki kitap birden mi okuyordu acaba?
Yoksa daha da mı fazla?

Ben bir taneyi zar zor okurken... (Unutuluş)
Yıldızlar... ne kadar güzel olsalar da, çok uzaktaydılar (Hep Seni Bekledim)
“Seninleyken kendimi bir canavar gibi hissetmiyorum. Öyle olduğumu unutuyorum.
Bana bunu hak ettirmeyen şeyleri yaptığımı unutuyorum.” (Geri Dönüş)
Bazen… bazen sanki bir tuzak kurulmuş da hepimiz dörtnala koşup tuzakla düşmüşüz gibi geliyordu. (Opal)
She was hugging me, and I didn’t know how to respond to that for several seconds. My senses were overloaded as I lifted my arms and wrapped them around her, returning the gesture stiffly. The hug felt awkward and strange…but then it felt like something wonderful.
Ezra embraced me—squeezed me tightly—and then let go. “I love you, Sera.”
Overwhelmed, I watched her step back and smile shakily. I stood there as she turned and made her way back to the carriage. I didn’t breathe until she was inside.
I swallowed thickly, briefly closing my eyes. “I love you, too,” I whispered. (A Shadow in the Ember)
I loved him.
I was in love with him, even though that love had been built on a foundation of lies. I loved him even though there was so much I didn’t know about him. I loved him even though I knew I was a willing pawn to him. (A Kingdom of Flesh and Fire)
Korku zayıflık değildir. Sadece üstesinden gelmen gereken bir durumun işaretidir. (Tanrı)
Herkes rahat olabilir. Buraya kargaşa çıkarmaya ya da çatıyı başınıza yıkmaya gelmedim."
"Nasıl?" diye mırıldandı Deacon. "Sen nasıl..."
"Uzun hikâye ve içimden açıklama yapmak gelmiyor hiç." (Mücadele)
"Biliyor musun?" Aiden'a meydan okuyan bir bakış fırlattım. "Gidelim. Hadi, Seth. Âşık kavgamıza devam edelim biz."
 Duvardan ayrılan Seth tek kaşını kaldırdı. "Evet, aşkım, bu kulağa çok hoş geliyor. Hançeri unutma da gözümü oyabilesin" (Safkan)
Aiden boğuk bir kahkaha atıp Alex'e baktı. Alex ona güven telkin eden bir gülümsemeyle karşılık verdi. İkisinin hemfikir oldukları belliydi. Zihinleri ve ruhları birbirine bağlıymış gibi. (Güç)
“I need you,” he groaned against my lips. “I need you, Poppy.”“You have me,” I told him, echoing the words I’d said to him once before. Now, they felt like an unbreakable vow. “Always.”
 “Always,” he repeated. (The Crown of Gilded Bones)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/lanetli-jennifer-l-armentrout-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)