# Made in Turkey - Hasan Hüseyin Korkmazgil Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Made in Turkey kimin eseri? Made in Turkey kitabının yazarı kimdir? Made in Turkey konusu ve anafikri nedir? Made in Turkey kitabı ne anlatıyor? Made in Turkey PDF indirme linki var mı?  Made in Turkey kitabının yazarı Hasan Hüseyin Korkmazgil kimdir? İşte Made in Turkey kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/made-in-turkey-hasan-huseyin-korkmazgil-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-31T15:05:13+03:00
- Güncelleme: 2022-05-31T15:05:13+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/31/hasan-huseyin-korkmazgil-kimdir-hasan-huseyin-korkmazgil-kitaplari-ve-sozleri-235268.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Hasan Hüseyin Korkmazgil 
 Yayın Evi: Bilgi Yayınevi 
 İSBN: 9789754944204 
 Sayfa Sayısı: 224 
--reklam--
Made in Turkey Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Made In Turkey, Hasan Hüseyin'in mizah öykülerini topladığı kitaplarındandır. Ozan Hasan Hüseyin, 15 şiir kitabındaki toplumcu, gerçekçi yazın anlayışını bu öykülerinde de sürdürmektedir. Made In Turkey, 1984'ün 26 Şubatında yitirdiğimiz ozan Hasan Hüseyin'in, özellikle genç kuşaklara, ozanlığı kadar, mizah dalındaki gücünü de göstermektedir.
--reklam--
Made in Turkey Alıntıları - Sözleri
"Bu memleket bir gün batar be abi! Dinime allahıma batar! Şu manzaraya bak allasen! "
"Derler ki, bu ülke çok laftan battı. Doğru. "
"Kazanacağın bir parti olsunda isterse enginar partisi olsun, çay partisi olsun... Bütün mesela Meclise girmektir azizim! Girdikten sonra, hepsi bir. Hadi, şerefe!"
"Yıkılmak üzere olan hükümetler gibi saldırgandı."
"Benim yalnızlığım, basbayağı bir yalnızlık. Türkçesi:kimsesizlik!"
"Bu halk ezilmiş be oğlum! Bu halk yamyassı olmuş!
Kendine güveni kalmamış bu halkın!"
“Değişen hiçbir şey yok Türkiye'de azizim, kendimizi aldatıyoruz.”
"Dünya kan ağlarken bizim eğlenmemiz... Ah şu, emperyalist namussuzlar! "
"Albay Cavit bey: Biliyor musun dedi,memleket çok karıştı?
[...] Ne yapacağız biz şimdi? Bu kötü gidişe bir son
vermek lâzım, Tahir!"
"Nezaket denen bir şey vardır. Var mıdır? Vardır. Dünyanın neresine giderseniz gidin, nezaket diye bir şey vardır."
"İnsan denilen yaratık pek iğrenç! Her şeyimiz yapmacık galiba, ha?"
"Bizim, bu maaşla yaşamamıza imkân yok! "
"Bu memleketi sınıf ve tabaka kavgalarının içine atmaya kimsenin hakkı yoktur! "
"Arkamda sanki koskaca bir bakanlık, koskaca bir başbakanlık, koskaca bir hükümet, koskoca bir Türkiye yokmuş gibi yalnızlık duydum önce... "
"Kimin, neyin, nerenin, hangi ülkenin insanının bunalımı
bu?"
--reklam--
Made in Turkey İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Şair kimliği ile tanınan Hasan Hüseyin'den usta işi bir mizah...
Yıllar önce görmüş de şu halimizi yazıvermiş sanki... Bence 7 den 70 e okunmalı hatta okullarda bile ara ara okutulmalı .. (Ali Kahraman) 
Gülmece Yazarı Olarak Hasan Hüseyin: ‘Made in Turkey’: Dikkat: Tatkaçıran/oyunbozan içerir.

Gülmece Yazarı Olarak Hasan Hüseyin: ‘Made in Turkey’

Ulaş Başar Gezgin

Yazınımızda, Hasan Hüseyin, haklı olarak, bir şair olarak anılıyor. Bunda, şairin oylumlu şiir kitapları ile nehir-şiir türündeki uzun soluklu yapıtlarının büyük bir payı var. Şairin şiir kitapları, şunlar: Kavel (1963), Temmuz Bildirisi (1965), Kızılırmak (1966), Kızılkuğu (1971), Ağlasun Ayşafağı (1972), Oğlak (1972), Acıyı Bal Eyledik (1973), Kelepçenin Karasında Bir Ak Güvercin (1974), Koçero Vatan Şairi (1976), Haziran'da Ölmek Zor (1977), Filizkıran Fırtınası (1981), Acılara Tutunmak (1981), Işıklarla Oynamayın (1982), Tohumlar Tuz İçinde (1988), Kandan Kına Yakılmaz (1989) ve Karagün Dostu (1989).

Hasan Hüseyin, bu şiir kitapları dışında, 5 çocuk kitabı, 1 gezi kitabı ve 3 de gülmece kitabının yazarı. Bu yazıda, bu gülmece kitaplarından biri olan ‘Made in Turkey’i (1970, Tek Yayınları) tanıtmak istiyoruz. Kitabın önsözünden, şairin yazılarının birçok dergi ve gazetede yayınlanmış olduğunu görüyoruz. Bunlar, Karikatür, Akbaba, Taş-Karikatür, Tef, Ülke, Yön, Sosyal Adalet, Çaltı, Akis, Zübük, Kirpi, Karagöz, Kim, Yeni Tanin, Rençper, Forum, Papağan, Yeni Gün, Dost, Yelken, Ataç, Varlık, Elek ve Dönüşüm. Yine aynı önsözden, şairin, ilk gülmece kitabı olan “Öhhööööö!”’nün (1964) gelirini TİP’e bıraktğını öğreniyoruz. Önsözden öğrendiğimiz bir üçüncü nokta ise, şairin kaleme aldığı ‘İtin Ağası’ adlı öykünün başına gelenlerdir. Hasan Hüseyin, bunu şöyle aktarmaktadır:

“İTİN AĞASI adlı öykü, gerek basında, gerekse Parlamentoda büyük gürültülere yol açmıştır. Bu gürültü, yıllarca sürmüştür. Bence, bu öykünün öyküsü, asıl öyküden daha da ilginçtir. Vaktiyle, Aziz Nesin’in yönettiği Zübük adlı gazetede yayımlanmış olan bu öyküden devrimci öğretmenlerin güç almağa çalışması, bugünkü toplumsal düzenden çıkarı bulunan kişi ve çevreleri dehşetli ürkütmüştür. Milliyetçiliğin, vatanseverliğin, köy sevgisinin, köyü ve köylüyü bugünkü durumuyla sevmek demek olduğunu sananlar, İTİN AĞASI adlı öykünün anlatmak istediklerinden korkuya kapılmışlardır. Bunlar, elbette ki, balını yemesini bilmedikleri arıyı, iğnesinden ötürü öldürmeye kalkışanlardır. Öyküdeki köylü Cemal Ağa ile 27 Mayıs’ın lideri Cemal Gürsel’i yanyana getirerek çirkin sonuçlar çıkaranlar ve bu sonuçları, biz devrimcileri sindirmek için bir silah gibi kullananlar, bu ülkeye, bu emekçi halka, en az, işbirlikçi dediklerimiz, faşist dediklerimiz, gerici dediklerimiz kadar zararlı olmaktadırlar. Bu kişileri kendi sözleri ve eylemleriyle yakalarından tutup ışığa çıkarmak, biz devrimcilerin görevimizdir. (...)” (s.6).

26 Kasım 1962 tarihinde Aziz Nesin’in yönettiği haftalık Zübük Dergisi’nde yayınlanan ‘İtin Ağası’ öyküsünün Meclis’te sert tartışmalara yol açması, onun, 21 Nisan 1963’te, bir öğretmen tarafından, Çankırı Kız Sanat Enstitüsü’nün müsameresinde, bir öğrenciye bir tiyatro monologu olarak okutulmasıyla olur. İzleyiciler arasındaki General Reşat Bir, tiyatroyu keser, sahneye çıkıp öyküdeki ‘Cemal Ağa’yla devlet başkanı Cemal Gürsel’in kast edildiğini, bunun devlete hakaret olduğunu, dava açacaklarını belirtir. Olay, okulda geçtiği için, Mahkeme, dosyayı Valilik’e gönderir; Valilik de, Milli Eğitim Bakanlığı’na gönderir. Öğretmene kınama cezası verilir, ama dava açılmasına gerek görülmez. Bunun üzerine, ‘Tabii Senatör’ Mehmet Özgüneş, Cumhuriyet Senatosu’nda, sert sözlerle, Milli Eğitim Bakanı İbrahim Öktem’den hesap sorar. Basına yansıdığı kadarıyla şunları dile getirir: “Sicilli bir komünistin çıkardığı bir dergide yer alan bu şiir neden okutulmuştur? Dergi sahibi, çok eskiden 23. Tümen Mahkemesi yoluyla askerden ihraç edilmiştir” (s.21). Sözü edilen kişi, Aziz Nesin’dir. Şimdi bu kişiliklerden bir oyun yazsak, herhalde bol güldürülü olacaktı. Özgüneş’li güldürü, burada bitmiyor; kendi ağzından dahası var:

“Şimdi biraz da (İtin Ağası) başlıklı ve (Cemal Ağanın İti) konulu yazıdan bahsedelim. Çankırı Kız Enstitüsünün sahnesine kadar çıkarılan yazı ihtilâlci sosyalizmin yâvelerinden tipik bir örnektir. Yazıya göre bugünkü düzen ve bu düzeni ayakta tutan bütün müesseseler Cemal Ağanın İtidir. Bu it halkın menfaatlerinin önüne yatmış, halkın aleyhine çalışmaktadır. Bu iti kovalamak için şu veya bu müessese veya kimselerden medet ummak beyhudedir. Halk bizzat eline sopayı almalı ve bu itin üzerine yürümelidir. Bu takdirde, bugün çok güçlü gibi görünen bu itin ne kadar korkak ve güçsüz olduğu anlaşılacaktır. Yazı bu çarpık ideolojisinden başka çirkin bir dille yazılmıştır. Bu iğrenç dille müesseselerimize hayasızca taarruz edilmiştir. Yukarıda delilleriyle gösterilmiş olduğu gibi gerek Derginin sahibi ve gerekse yazıyı yazan zat Ordu ve askerliğe karşı menfi hisler taşımaktadırlar.” (s.28)

Mehmet Özgüneş’i, daha sonra 12 Mart’ın Devlet Bakanı ve 12 Eylül’ün Din İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı olarak görüyoruz. Adı, Rabıta dosyasında sık sık geçiyor. General Reşat Bir ise, 22 Şubat 1962’de, görev yeri değiştirilen komutanlardan biri.

***

Hasan Hüseyin’in kimi şiirlerinde görebildiğimiz güldürü dilini ‘Made in Turkey’de de görüyoruz. ‘İtin Ağası’, yalnızca konusuyla değil, diliyle de başarılı bir gülmece öyküsü. Şairin iğneleriyle acıtırken düşündüren bir dili var.

‘Burdan Çıktık’ öyküsü, tiyatro için yazılmış havası veriyor.

‘Operada Bir Vatandaş’, öykünün adından sezilebileceği gibi, operaya giden bir köylünün yöresel dilde yazdığı çok eğlenceli bir mektuptan oluşuyor.

‘Eyyam Efendileri’nde, üst sınıftan ‘sosyalist’ler ve “bu ülkeye komünizm gelecekse onu da biz getiririz” zihniyeti eleştiriliyor. Bu öykü, ayrıca, diyalog kurmadaki ustalıkla dikkat çekiyor.

‘Çok Büyük Bir Kayıp’ öyküsünde, Hasan Hüseyin, zenginler, ileri gelenler, generaller vb. için verilen pahalı ölüm ilanlarına dikkat çekip eğlenceli bir ölüm ilanı uyduruyor. Yaklaşık iki sayfalık ilanda, yok yok!..

‘Zıpçıktı Osman Bey’ adlı öyküde, sahibinin sesi boyalı basın eleştiriliyor.

‘Made in Turkey’de siyasetçilerin demokrasiyle ilişkisi, görme engellilerin fille ilişkisine benzetiliyor.

‘Öyledir O Hergeleler’ adlı öyküde, Hasan Hüseyin, Ankara’nın küfürbaz, maço dolmuş şoförlerini anlatıyor.

‘Hangi Partiden Koysam Acaba’ öyküsünde, emekli bir albayın milletvekili olmak için parti arayışı üzerinden, dönemin partileri anlatılıyor. Öykü, Alevilerin ilk partisi olan Türkiye Birlik Partisi ile TİP’i tanıtışıyla ilgi çekiyor. CHP hakkında şunları söylüyor, bu öyküde, Hasan Hüseyin:
“Zagonu geniştir Halk Partisi’nin. Toprak ağasıyla marabayı, fabrikatörle aç işçiyi aynı torbada barındırır. Hattâ gizli anlaşmalarla bağımsızlığı, vurguncuyla dargelirliyi aynı kurnada keseler. Yani hem domuzdan yanadır, hem senden yana...” (s.135).

‘Cuk Oturtmuş Kerata’da yarattığı Necmettin Cevher tiplemesi, plazaların solcu gazetecilerini çok iyi anlatıyor.

‘Eee... Daha Daha!’ öyküsünden, aşağıdaki parça, etkileyici:

“Tam altı yıl olmuş Apti’yle görüşmeyeli. Altı yıl deyip de geçmeyin! Neler olmaz altı yılda!... Örneğin Suriye’de 66 adet darbe-i hükümet, bizde ise 666 gazeteci kodeslik olur. Afrika’da 66 devlet kurulur, bizde ise 66 parti. Fransa’da 66 başbakan değişir, İtalya’da 66 koalisyon denemesi yapılır. Amerika Vietnam’da 66 kez yenilir, Amerika Vietnam’a 66 kez yeniden saldırır. Altı yılda 66 barış andlaşması yapılır, 666 savaş kazanı kaynatılır. Bu altı yılda 66 kalkınma raporu düzenlenir bizde, 6666 uzman gelir Amerika’dan. Yine bu altı yılda, altyapı üstyapıyı 66 kez, üstyapı altyapıyı 666 kez etkiler. Hangi sözün altyapıya, hangi sözün üstyapıya ait olduğunun tartışması ise 66 bin kez yapılır bizim buralarda. Ve hattâ, bu altı yılda, sözgelişi, bizim gibi ülkelerde, küçük burjuva tombul burjuvalığa, tombul burjuvazi kompradorluğa terfi eder. Köylü şehire, şehirli Almanya’ya akabilir bu altı yılda. Badem gözlüler kör, körler badem gözlü olabilir. Yani çok şey olur bu altı yılda. Örneğin, geribıraktırılmış bir tarım ülkesi, hop deyince, av çağından ay çağına girebilir – niçin girmesin? Av çağından ay çağına girmek, bizim gibi ülkelerde, hamama veya gerdeğe veya Ortak Pazar’a veya Nato’ya, Cento’ya girmek gibi birşeydir. Biz ki sigaramızı kurşun gibi yakarız, dilersek! Ve yine bu altı yılda, evlenmiş olsam, karım iki yılda bir doğursa, üç çocuğum olurdu; yılda bir verse, altı çocuğum; ikiz doğursa, oniki; geçim darlığından dokuz doğurduğunu düşünün, yepyeni bir ülke kurardık! Altı yıl deyip geçmeyin yani. Altı yılda sağdan sola döner koca dünya! (Ne demiş Arşimed?)” (s.156).

Kitabın sonunda ise bir sürpriz var. Son metin, Demir Özlü, Ece Ayhan, Mehmet Başaran, Yaşar Kemal, Demirtaş Ceyhun, Sabri Altınel, Ahmet Oktay, Özdemir Hazar, Muzaffer Buyrukçu, Hilmi Yavuz, Arif Damar, Berin Taşan, İlhan Demiraslan, Tarık Dursun K., Nedret Gürcan, Şükran Kurdakul, Yılmaz Gruda, Ceyhun Atuf Kansu, Feyyaz Kayacan, Orhan Duru, Onat Kutlar ve Adnan Özyalçıner’in bir dergideki soruşturma için verdikleri yanıtlardan (Yeni Ufuklar Dergisi, Ocak 1967 sayısı) ve bunlara yönelik olarak Hasan Hüseyin’in yaptığı iğneleyici ve gülmeceli yorumlardan oluşuyor. Bu metin, yazın tarihi açısından bir belge niteliği taşıyor.

Yukarıdaki yorumlardan da çıkarsanabileceği üzere, Hasan Hüseyin’in şiirleri kadar gülmece öyküleri de okumaya değer. Onlar hem güldürmeyi sürdürüyorlar hem güncelliklerini koruyorlar hem de 1960’larla ilgili bilgilerle bir nostalji yaşatıyorlar.

Kaynak

Korkmazgil, H. H. (1970): Made in Turkey. Ankara: Tek Yayınları.

Kaynak: Gezgin, U. B. (2017). Anlatıbilim Açısından Roman, Öykü ve Masal İncelemeleri (2000-2017) [Novel, Story and Fairy Tale Analyses through Narratology].

ANLATIBİLİM AÇISINDAN ROMAN, ÖYKÜ VE MASAL İNCELEMELERİ (2000-2017)

Prof.Dr. Ulaş Başar Gezgin

Yazında Ezilenler ve Ezilenlerin Yazını
1. Marksist Açıdan Türk Romanı.
2. Sovyet Türkologlarının Gözüyle Türk Yazını.
3. Yaşar Kemal’i Yaşar Kemal Yapan 6 Özellik.
4. ‘Boynu Bükük Öldüler’: İlk Yılmaz Güney Romanı.
5. Yıllar Sonra Yeniden Genç Gorki ve Arabesk.
6. İvan İvanoviç Var mıydı Yok muydu?
7. Bulgaristan Hatırası Bir Marksist Türkolog: İbrahim Tatarlı

Sabahattin Ali Yazını
8. Anlatıbilim Açısından Kürk Mantolu Madonna.
9. Merhum Marko Paşa’nın Size Çok Selamı Var.
10. ‘Değirmen’de Sabahattin Ali Öykücülüğü.
11. ‘Kağnı’da Sabahattin Ali Öykücülüğü.
12. ‘Yeni Dünya’da Sabahattin Ali Öykücülüğü.
13. ‘Sırça Köşk’te Sabahattin Ali Öykücülüğü.
14. ‘Ses’te ve ‘Esirler’de Sabahattin Ali Öykücülüğü.

Gülmece ve Hiciv Anlatıları
15. Muzaffer İzgü Öykücülüğü: Azrail’den Bir Namussuz’a.
16. Gülmece yazarı olarak Hasan Hüseyin: ‘Made in Turkey’.
17. ‘Bay Düdük’ (1958).
18. Bir Heccav Olarak Ümit Yaşar Oğuzcan.

Çokkültürlü Yazın Çokkültürlü Toplum
19. Türk Yazınında ‘Etnik Öteki’ İmgesinin Açımlanmasına Giriş Olarak Hüseyin Rahmi Yazını ve “Yankesiciler” Adlı Öykü.
20. Çokkültürlü Toplum Çokkültürlü Öykü: Sait Faik Öykücülüğünde Ermeni İmgesi.
21. Saroyan Öykücülüğü ve Yetmiş Bin Süryani.

Masallar ve Efsaneler
22. Eskimeyen Bir Yazın Evreni: 30 Yıl Sonra Yeniden Behrengi.
23. Ferçler ve Zebler: ‘Binbir Gece Masalları’ Üstüne Bir İçerik Çözümlemesi Denemesi
24. ‘Masalın Aslı’.
25. ‘Vietnam Efsaneleri/ Vietnam Söylenceleri’.
26. Tibet Masalları.

Vietnam ve Tayland Yazını
27. ‘Direnme Savaşı’: Direnenlerin Tarafından Vietnam-Amerikan Savaşı.
28. ‘Şafakta Kazandık Zaferi’.
29. Bir Vietnam-Amerikan Savaşı Romanı: Gök Cephesi
30. Siyam Romancılığı Bağlamında Romanda Gerçeklik Sorunu.
31. Siyamlı Romancı Siburapha’nın Yaşamı.
32. Siyamlı Şair Sunthorn Phu’nun 'Phra Abhai Mani' Adlı Yapıtındaki Anlatının Özeti ve Değiniler.

Türkiye Yazını, Türkçe Yazın
33. Öykücü Yönüyle Ahmet Cemal’i Anarak.
34. Torik Akını: Az, Öz, Akıcı, Okunası
35. İstanbul Öyküleri.
36. Onyıllar Sonra ‘Vatandaş’ı Yeniden Okumak
37. Ölü Çiçekler Müzesi’nde Gezinti.
38. ‘Uzaklara Mektuplar’.
39. Ali Rıza Arıcan Öykücülüğü
40. Puslu Kentin Mavisi: Modern Çin’den Öyküler.

Taylan Kara Yazını
41. Poe’nun Kuzgunu: Derinden ve Uzun...
42. ‘Böyle de Buyurabilirdi Zerdüşt’: Hiççi Bir Başarı Öyküsü.
43.‘Vasatlığa Giriş Dersleri’: Yine de İnsana Dair.
44. Vasat Edebiyatı 101: Mizahla Polemik Arasında.

Ütopya Anlatıları
45. Uzaklaşan Ütopya ve Distopyalaşan Dünya.
46. Devrim Öncesi Edebiyatında Ütopya: Kızıl Yıldız (1908) Örneği.

İranlı Öykücüler
47. İranlı Öykücüler: Hem Yakın Hem Yakın (1-4).
48. Çağdaş İran Yazınının Öncüsü Sâdık Hidâyet (1-4).

Avrupa Yazını
49. Fransız Yazınında Bir ‘Muhalif Yazar Miti’ni Sorgulamak: Marguerite Duras.
50. (Ölüm Yıldönümünde) Jose Saramago’yu Anarak...
51. Bilişsel Bilimlere İlişkin Bir Roman: ‘Düşünce Balonları’

Diğer Yazılar
52. Darüşşafaka ve İmkansız Hayatlar.
53. Endonezya’dan Bir Öykü: ‘Kral, Cadı ve Papaz’.
54. Azerbaycan’dan Bir Öykücü: Anar.
55. ‘En-Dor’a Giden Yol’.
56. İki Çocuk Öyküsü: ‘Başka Karıncalar Diyarı’ ve ‘Yerle Gök Arasında’
57. Defterde Kalan Borges (1899-1986) Dipçeleri.
58. Latin Amerika’nın Çatık Kaşları: Bir Cehennem Ağacı Olarak Muz Ağacı.
59. Başka Dünyalar Açısından Nobel Yazın Ödülü’ne İlişkin Değiniler.

Gezgin Yazını
60. Ulaş Başar Gezgin’le Yeni Romanı Üzerine (Söyleşi).
61. Babasız Bir Roman Kişiliği Yaratmak (Söyleşi). (Ulaş Başar Gezgin) 
MADE İN TURKEY»
yazarın ikinci mizah öyküleri kitabıdır.
Kitaptaki İTİN AĞASI adlı öykünün başına eklenmiş olan İTİN AĞASI ADLI ÖYKÜNÜN SOSYO - POLİTİK VE EKONOMİK PEK ÇOK İLGİNÇ ÖYKÜSÜ başlıklı yazı hakkında yazar, şöyle demektedir :
İTİN AĞASI adlı öykü, gerek basında, gerekse Parlâ­
mentoda büyük gürültülere yol açmıştır. Bu gürültü, yıllarca sürmüştür. Bence, bu öykünün öyküsü, asıl öyküden daha da ilginçtir. Vaktiyle, Aziz Nesin'in yönettiği Zübük adlı gazetede yayımlanmış olan bu öyküden devrimci öğ­retmenlerin güç almağa çalışması, bugünkü toplumsal dü­zenden çıkarı bulunan kişi ve çevreleri dehşetli ürkütmüş­
tür. Milliyetçiliğin, vatanseverliğin, köy sevgisinin, köyü ve
köylüyü bugünkü durumuyla sevmek demek olduğunu sananlar, İTİN AĞASI adlı öykünün anlatmak istediklerinden
korkuya kapılmışlardır. Bunlar, elbette ki, balını yemesini bilmedikleri arıyı, iğnesinden ötürü öldürmeğe kalkışanlardır.
Öyküdeki köylü Cemal Ağa ile 27 Mayıs'ın lideri Cemal Gürsel'i yanyana getirerek çirkin sonuçlar çıkaranlar ve bu sonuçları, biz devrimcileri sindirmek için bir silah gibi kullananlar, bu ülkeye, bu emekçi halka, en az, işbirlikçi dediklerimiz, faşist dediklerimiz, gerici dediklerimiz kadar zararlı olmaktadırlar. Bu kişileri kendi sözleri ve eylemleriyle
yakalarından tutup ışığa çıkarmak, biz devrimcilerin göre￾vimizdir. Ne çekiyorsak, bu bölmeli kafalar'dan çekiyoruz.
İTİN AĞASI ADLI ÖYKÜNÜN ÖYKÜSÜ, bence, bu bakım￾dan çok ilginçtir. O yazıda herkes, okur karşısına kendi yü­
zü, kendi kimliğiyle çıkmaktadır. Devrimci öğretmenin çev￾resinde küçük bir köy kesiti niteliği taşıyan minicik bir öy￾künün başında yaratılan ve yıllarca süren gürültünün ba￾sjna yansımış olanından birazını aldım ve öykünün başına
koydum. / Bu kadarı bile, kimlerle savaşılması gerektiğini
gösterir kanısındayım.»
AĞLAMA DUVARI adlı yazının kitaba niçin alındığı ko￾nusunda da Korkmazgil şöyle demektedir :
«AĞLAMA DUVARI, elbette ki, alışılmış öykülerden
değildir. Buna, ilk bakışta, öykü demek bile güçtür. Peki a￾ma, öykü nedir ? 1967 başında Dost dergisinde yayımlan￾mış olan, bir gerçeği ortaya çıkarmağa çalıştığı gibf, bol
bol da kahkahaya yol - açan bu yazının bu kitaba girmesi￾ni ve okura ulaşmasını yararlı buldum. AĞLAMA DUVARI'-
na öykü değil demek hiçbir anlam taşımaz. Bence, bir konu
çevresinde edilmiş birtakım sözleri eğlenceli bir dille eleş­
tirirken, birtakım gerçekleri de alttanalta söylemeğe, belirt￾meğe çalışan, geliştirmeği çok istediğim bir öykü türüdür
bu. Edebiyatımızda pek örneği yoktur sanıyorum. Kimile￾rinin mizah şaheseri dediği bu yazıyı kitaba alırken, yazının
ilk yayımlandığı Ocak 1967'de olduğu gibi, birtakım kimse￾lerin düşmanca davranışlarıyla yeniden karşılaşacağımı da
iyi biliyorum.» (red john) 
--reklam--
Made in Turkey PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Hasan Hüseyin Korkmazgil - Made in Turkey kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Made in Turkey PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Hasan Hüseyin Korkmazgil Kimdir?
Hasan Hüseyin Korkmazgil (d. 1927 - ö. 26 Şubat 1984), toplumcu-gerçekçi şiirin önde gelen temsilcilerinden biri olan Türk şairdir.

1927'de Sivas'ın Gürün ilçesinde doğmuştur. Hasan Hüseyin, Adana Erkek Lisesini 1948'de, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'nü 1950'de bitirdi. Öğretmenliğe Göksun'da başladı. Siyasi eylemleri gerekçesiyle öğretmenlikten atıldı, tutuklandı, hüküm giydi. 1955-1960 yılları arasında Gürün ve Sivas'ta arzuhalcilik, tabela ve portre ressamlığı, inşaat işçiliği yaptı.

1960'ta İstanbul'a, sonra Ankara'ya yerleşti. Akis dergisinde çalıştı. Bir süre de Forum dergisinin sanat sayfalarını yönetti (1968-1970). Kızılırmak adlı kitabı nedeniyle hakkında komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla dava açıldı, 3 yıla mahkûm edildi ve aklandı.

Lise yıllarında şiir yazmaya başlayan Hasan Hüseyin'in ilk şiiri 1959'da Dost dergisinde çıktı. Bu yıllarda mizahi hikâyeleri de yayınlandı. Kavel (1963) adlı kitabı ile 1964 Yeditepe Şiir Armağanı'nı, Kızılkuğu (1971) ile TRT'nin 1970 Sanat Başarı Ödülü'nü, Filizkıran Fırtınası (1981) ile 1981 Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü'nü ve Nevzat Üstün Şiir Ödülü'nü aldı.

Şair 1983'te beyin kanaması geçirdikten sonra bir yıl bitkisel hayatta yaşadı. 26 Şubat 1984'te evinde yaşama gözlerini yumdu. Maltepe Camii'nde kılınan cenaze namazından sonra Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Hasan Hüseyin Korkmazgil'in eşi Azime Korkmazgil'den "Bir Oğlum Olacak Adı Temmuz" şiirinde adı geçen Temmuz Korkmazgil (1965) isimli bir oğlu vardır.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Hasan_Hüseyin_Korkmazgil
--reklam--
Hasan Hüseyin Korkmazgil Kitapları - Eserleri
Acıyı Bal Eyledik
Haziranda Ölmek Zor
Acılara Tutunmak
Kızılırmak
Kandan Kına Yakılmaz
Oğlak
Temmuz Bildirisi
Kavel
Filizkıran Fırtınası
Kelepçemin Karasında Bir Ak Güvercin
Işıklarla Oynamayın
Koçero Vatan Şiiri
Ağlasun Ayşafağı
Kızılkuğu
Tohumlar Tuz İçinde
Made in Turkey
Öhhööö!
Bıyıklar Konuşuyor
Ressamın Bıldırcınları
Becerikli Çocuğun Düşleri
Eşeğin Gözyaşları
Bağdat-Basra Yollarında
Ormanın Öcü
Aşıcı Baba
--reklam--
Hasan Hüseyin Korkmazgil Alıntıları - Sözleri
Ne tabanca ne bıçak
seni ben
siliverdim dünyadan
 şu kafamın içinde. (Işıklarla Oynamayın)
İyi ki bilincindeyim çağımın
İyi ki yaşıyorum bütün boyutlarıyla
İyi ki sövebiliyorum ağızdolusu. (Acıyı Bal Eyledik)
yıkıldı duvarlar başıma/ağıtlar örüldü içime/örenler çöktü döşüme
dilden dile dolaşan türküye döndüm (Kızılkuğu)
kavgayı
şiiri
ve seni çok seviyorum. (Oğlak)
onbeş yıldır işsizdim
onbeş yıldır yoktu yuvam
onbeş yıldır sokaksızdım
onbeş yıldır aradım bekledim umdum mağaramda (Kandan Kına Yakılmaz)
Bir fikir ne kadar iyi güzel yüksek olursa olsun iyi ifade edilmedi mi beş para etmez (Bıyıklar Konuşuyor)
işte dudakların derken bile bir umarsız
eskimişlik
bir çift ateş güvercin,
külrengi bulut bir çift
öptüm mü dudaklarını
öptüğüm mü güvercinler
bulutlar mı ateşler mi öptüğüm? anlamıyorum... (Oğlak)
Ateşi ateşle söndürmenin aşkına düştüm... (Işıklarla Oynamayın)
ayrı düşmüş bir eşkıya kırlangıçtı yüreğim (Koçero Vatan Şiiri)
insan bazan ölümden de güçlü olabiliyor ey dost
anaç bir ağaç gibi dinleniyor kaygularım şimdi güneşte
aldanmak ne kolay
 ne temiz
 ne ilkel allahım (Kızılırmak)
yoruldu yüreğimde ağlayan çocuk (Ağlasun Ayşafağı)
herkes çekip gitmiş de bu güzelim dünyadan
bir ben kalmışım gibi (Filizkıran Fırtınası)
çok acılar çektim bağrım eziktir (Kandan Kına Yakılmaz)
kollarımda uyuttuğum geceler seni
göğsüme sığındığım geceler senin (Oğlak)
biliyorum
 matarada su
 torbada ekmek
 ve kemerde kurşun değil şiir
ama yine de
matarasında suyu
 torbasında ekmeği
 ve kemerinde kurşunu kalmamışları
 ayakta tutabilir (Oğlak)
...
yaşamamış yaşlanmışlar
 açılmadan eskimiş kitaplar gibi
... (Kızılkuğu)
Ah bir iş bulabilsem!... İş çok diyorlar. Evet, ben de biliyorum, iş çok. İş çok ama, nerde oldu­ğunu bir türlü bilemiyorum. (Öhhööö!)
biliyorum
 matarada su
 torbada ekmek
 ve kemerde kurşun değil şiir
ama yine de
 matarasında suyu
 torbasında ekmeği
 ve kemerinde kurşunu kalmamışları
 ayakta tutabilir… (Oğlak)
nedendir bilmiyorum
ağlamak istiyorum her şafak

...

şafakta mı asmışlar sevdiklerimi ? (Haziranda Ölmek Zor)
.
bozgun gibi birşeydi yüreğimdeki! (Kızılkuğu)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/made-in-turkey-hasan-huseyin-korkmazgil-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)