# Mahpus - Marcel Proust Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Mahpus kimin eseri? Mahpus kitabının yazarı kimdir? Mahpus konusu ve anafikri nedir? Mahpus kitabı ne anlatıyor? Mahpus PDF indirme linki var mı?  Mahpus kitabının yazarı Marcel Proust kimdir? İşte Mahpus kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/mahpus-marcel-proust-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-08T05:00:14+03:00
- Güncelleme: 2022-05-08T05:00:14+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/08/marcel-proust-kimdir-marcel-proust-kitaplari-ve-sozleri-217048.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Marcel Proust 
 Çevirmen: Ahmet Güntan 
 Çevirmen: Roza Hakmen 
 Orijinal Adı: La Prisonniere - A la Recherche du Temps Perdu #5 
 Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları 
 İSBN: 9789753639856 
 Sayfa Sayısı: 402 
--reklam--
Mahpus Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kayıp Zamanın İzinde’nin bu cildinde anlatıcı, evine tutsak ettiği Albertine’e tutsak düşüp arzunun ve kıskançlığın girdaplarına dalarken okuru da peşinden sürüklüyor: sokak satıcıları, burjuvazi, Vinteuil Sonatı, sütçü kız, uyku ve düşler, Bergotte’un ölümü, Venedik arasında bir Paris… Girdaptan çıktığında ise iş işten geçmiş, başkahraman Zaman, perdeyi kapatmıştır bile. Gerçeklik, meçhule giden yolda bir ilk adımdır sadece ve bu yolda pek fazla ilerlememiz mümkün değildir. En iyisi bilmemek, mümkün olduğunca az düşünmek, kıskançlığa en ufak bir somut ayrıntı sunmamaktır. Ne yazık ki, dış dünya olmasa da iç dünyamız bazı olaylar çıkarır karşımıza; Albertine gezintiye çıkmasa da, tek başıma düşüncelere daldığım zaman bulduğum bazı tesadüfler, bazen bana gerçekliğin küçük parçalarını sunuyordu; bu küçük ayrıntılar, tıpkı birer mıknatıs gibi, meçhulün bir parçasını kendilerine çekerler ve o andan itibaren, meçhul bize acı vermeye başlar.” Kayıp Zamanın İzinde’nin bu cildinde anlatıcı, evine tutsak ettiği Albertine’e tutsak düşüp arzunun ve kıskançlığın girdaplarına dalarken okuru da peşinden sürüklüyor: sokak satıcıları, burjuvazi, Vinteuil Sonatı, sütçü kız, uyku ve düşler, Bergotte’un ölümü, Venedik arasında bir Paris… Girdaptan çıktığında ise iş işten geçmiş, başkahraman Zaman, perdeyi kapatmıştır bile.
--reklam--
Mahpus Alıntıları - Sözleri
Hissetmediğimiz duyguları taklit etmenin anlamı yok.
Mutluluklarını kalıcı zanneden insanların kaygısızlığı içindeydim.
Genellikle bize benzeyen şeyden nefret ederiz, kendi kusurlarımız, başkasında gördüğümüzde çileden çıkarır bizi.
Aşk belki de bir heyecanın ardından ruhu sarsan çalkantıların yayılmasından başka bir şey değildir.
Hiç şüphesiz, her insan için diğer herkesin hayatı, aklına bile gelmeyen, karanlık yollar gibidir.
Bizi insanlara bağlayan şey, bir gece öncesine ait hatıraların, ertesi sabaha ait beklentilerin oluşturduğu sayısız kök ve zincirdir; kopamadığımız alışkanlıkların kesintisiz örgüsüdür.
İnsan daima başkalarını üzmekten mümkün mertebe kaçınmalıdır.
“İnsan daima başkalarını üzmekten mümkün mertebe kaçınmalıdır.”
Aşk belki de bir heyecanın ardından ruhu sarsan çalkantıların yayılmasından başka bir şey değildir.
Aşkta acı zaman zaman diner, ama hemen ardından, farklı bir biçimde tekrar başlar.
Gördüğümüz bütün gözlerde bizim bilmediğimiz görüntüler, hatıralar, beklentiler ve horgörüler içeren, bütün bunlarla ayrılmaz bir bütün teşkil eden bir bakış yok mudur?
Hep şaka yollu söz ettiğimiz şeyler, genellikle aksine, canımızı sıkan şeylerdir, ama sıkıntımızı belli etmek istemeyiz ve belki de ayrıca bu konuda şaka yaptığımızı duyan kişi doğru olmadığını düşünür diye gizli bir umut da taşırız.
Zaten aşk tedavisi olmayan bir hastalıktır.
Aşk, mutluluk veren bir arzu bağlamında olduğu gibi, ıstıraplı bir kaygı bağlamında da bir bütünün peşinde koşmaktır. Ancak fethedilmemiş bir bölüm kalmışsa doğup varlığını sürdürebilir. Ancak tamamına sahip olmadığımız şeyi sevebiliriz.
--reklam--
Mahpus İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Anlatıcının annesinden iyi geceler öpücüğü beklerken yaşadığı kaygılar, artık yerini genç bir delikanlı da olmasıyla Albertine'e bırakır. Albertine'i kendi evinde yaşamaya ikna eden anlatıcı serinin bu kitabıyla birlikte Marcel ismine de vurgu yapar. Marcel zaafları, kaygıları, korkuları, şüpheleri ve alışkanlıklarıyla aşkın bütün evrelerinden sanrılı bir iz bırakır okuyucuya. Benliğin mahpusluğu, cismen Albertine'de hüküm sürer. Artık "ben" o dur. Nitekim kişi mahpustur, hafızanın sürekli değişen dekoru geçmişi, geleceği ve şimdiyi esareti altına alır.

Freud der ki; “İnsan bir şeyden haz alabilmek için o şeyin yokluğunu, ızdırabını tatmaya muhtaç. Açlık gibi, soğuk gibi, yalnızlık gibi. Ama istenen bir kere ele geçti mi verdiği haz yok oluyor. Yani geçici tatminler mümkün ama mutlu bir halde, sürekli kalmak imkansız."

Bu durum tamda Marcel'i ifade ediyor. Evet Albertine'in varlığından büyük bir haz alıyor lakin elde ettiği için eski cazibesini de yitiriyor. Buna karşılık aşkı ayakta tutan şeyin "kıskançlık" olduğunu öne sürüyor. Çünkü Marcel kıskandığı zaman o saplantılı aşık rolüne tekrar dönüyor ve bir iç hesaplaşma, yanılma, endişeler ve kaygılar tekrar ele geçiriyor anlatıcıyı ve Albertine'i sevdiğine yeniden hükmediyor.

Kitabın sonlarında Dostoyevski ve Tolstoy'a göndermede bulunması, birçok okurun sormuş olduğü soruya Proust'un da yanıtını almış oluyoruz :)) (Serap Gençsoy) 
Kayıp zamanın izinde serisinin beşinci kitabı Mahpus,diğer dört kitapdan daha akıcı bir şekilde ilerliyor. Fransız sosyetesinin şaşalı yemeklerinden,Dreyfus davasından,sanattan ziyada Marcel Proust ve Albetine arasındaki olayları konu almaktadır.
Mahpusu okurken sevgiliye yazılabilecek en güzel cümlelere şahitlik edeceksiniz. Ve sevdiğini kabul etmeyen bir adamın kıskançlığı sebebiyle eve mahpus ettigi fakat "Kendi ellerimle şekillendirdiğim ve edebiyyen içine hapsolduğum ışıklı bir kafes görür gibi oldum" cümlesiyle aslında kendi duygu ve kıskançlığında mahpus kaldığı göreceksiniz. Kıskançlık hat safhaya ulaştığında ise mahpusu azad ediyor. Albertine'nın gittiği haberini aldığında ise ne kadar sevdiğini farkediyor.
Kitabın sonuna geldiğimde ise serinin diğer kitabı Albertine Kayıp'ı ile ilgili yorumları okuduğunda aklıma Hüsnü Arkan'ın şarkısındaki "insan insanın boşluğudur" sözü geldi. Albertine Mercel Proust'un boşluğudur... (Tuba Aksu) 
Merhaba dostlar

Kayıp Zamanın İzinde yolculuğunda bir durak daha ilerledik şükür. Benim için zor geçen bir süreçti. Proust'un her duyguyu, düşünceyi, kişiyi vs. en ince detayına kadar sayfalarca anlatması, bazı konuların sürekli tekrar etmesi bana çok yorucu ve bıktırıcı geldi. (Hep söylüyorum, bu ancak benim eksikliğim olabilir. Proust'un dehasını, yeteneğini tartışacak değilim elbette.)

Diğer yandan, bu handikapları aştığım anlarda betimlemelerine, müthiş saptamalarına, karakterlerin ve olayların cazibesine kapılıp gidiyorum. Romandaki anlatıcının Albertine ile ilişkisi gibi benim de yazarla gel-gitli bir ilişkim var sanırım

Her zamanki gibi @kitap.insanlari ile sohbet etmek çok keyifliydi. Bu kitabı büyük keyifle okuyan arkadaşlarıma çok imrendim doğrusu. Hele canım @g0ncaa_ 'nın müthiş bakış açısı ve değerlendirmelerini dinlemek gerçekten büyük keyif ve şans

Son iki kitap kaldı. Ekimde okuyacağımız Albertine Kayıp'tan çok ümitliyim. Hadi hayırlısı

Sevgiyle kalın (Filiz Çakır) 
--reklam--
Mahpus PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Marcel Proust - Mahpus kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mahpus PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Marcel Proust Kimdir?
Fransız modern edebiyatının temsilcilerinden Marcel Proust, 10 Temmuz 1871'de, Paris yakınlarındaki Auteuil'de doğdu. Babası varlıklı bir profesör olan Adrien Proust ile annesi Jaenne Weil tarafından Paris'te büyütülen Marcel Proust, 10 yaşına geldiğinde bir astım krizi geçirdi ve bundan sonraki yaşamında hastalıkların pençesinden kurtulamadı. Hastalığına rağmen okulunu başarılı bir öğrenci olarak tamamladı ve askeri hizmetinden sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdi. Bir yandan üniversiteye devam eden Proust bir yandan da Sorbonne'da felsefeci Henri Bergson'un derslerine katılıyordu. Ailesinin maddi varlığı nedeniyle rahat yaşamı garanti altına alındığından, mesleki bir eğitime gerek duymayan Marcel Proust, tüm zamanını küçüklükten beri ilgi duyduğu yazarlığa ayırmaya karar verdi. Düzyazıları ve makaleleri 1892 yılından itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmaya başladı.

1895'ten itibaren Eğitim Bakanlığı'nda çalışmaya başlayan Marcel Proust, Bakanlık'ta kaldığı beş yıl içinde Hazlar ve Günler adlı öykü kitabını yazdı. Gerek eleştirmenler gerekse okur tarafından pek başarılı bulunmayan bu eser bir anlamda yazarın bundan sonra ele alacağı konuların açıklanması açısından önem taşıyordu: Yabancılık çekilen bir dünyadaki yalnızlık ile kendi kimliğinin arayışı içindeyken aşk, hastalık ve zamanın etkileri.

Proust, ilk kitabının ardından sekiz yıl boyunca bir kitap üzerinde çalıştı. Kitabı tamamlamasına çok az bir zaman kala uğradığı hayal kırıklığı nedeniyle sekiz yıllık uğraşının ürünü kitabını yırttı ancak onu atamadı. 1952'de Jean Santeuil adı altında yayınlanan bu kitap yazarın başyapıtı olarak değerlendirilen Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Kayıp Zaman İzinde adlı romanın bir tür hazırlık çalışması olarak değerlendirildi. Jean Santeuil'in odak noktasının anlatıcının subjektif öyküsü oluşturmuştur. Yazar bu eseriyle geçmiş olaylarla ilgili duyguların içinde bulunulan anda yaşanılanlardan daha kuvvetli olduklarını kanıtlamak istiyordu. Düşüncelerini vurgulamak için her şeyin tekrarlandığı bir anlatım biçimi uyguladı. İlk anlatılanda olayların gerçekten olup bittiği zamanı diğerinde ise akılda kalanları anlatıyordu.

1903 yılında babasını kaybeden ve annesiyle birlikte yaşayan Marcel Proust'un yaşamındaki en önemli olaylardan biri 1905'te annesi Jaenne Weil'i kaybetmesidir. O tarihte 34 yaşına giren eşcinsel yazar için annesi hayatının en önemli kadınıydı. Geçirdiği sinir buhranlarından ve gördüğü tedavilerin ardından Proust, deneme yazılarında önemli edebiyatçıları ve felsefecileri inceledi. Bunların başında çalışmalarını Fransızca'ya çevirdiği John Ruskin ve eleştirilerinin hedefi olan Charleb Augustin Sainte-Beuve geliyordu. Aynı dönemde üzerinde çalıştığı Bergson'un bilgi kuramı, Proust'un anlatım tekniğini düzeltmesindeki en önemli etkendir. 1908'de kaleme almaya başladığı ancak 11 yıl sonra yayınlanan Taklitler ve Seçmeler adlı yapıtı başyapıtı için ön çalışma oldu.

1908'den sonra tamamen inzivaya çekilerek hiç ara vermeksizin yedi bölüme ayırdığı Geçmiş Zaman Peşinde adlı dizi romanı üzerinde çalıştı. Bu roman 1927'ye kadar 15 cilt ve yedi bölüme ayrılmış olarak yayınlandı. 1913 Swannların Semtinde çıktıktan sonra onu izleyen diğer bölümler; Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde, Guermanteslerin Semtinde, Sodom ve Gomorra, Mahpus Kadın, Kaybolan Albertine, Yeniden Kazanılan Zaman yayınlandı.

Otobiyografik bir havanın estiği bu roman dizisinde birbirine paralel iki düzlem bulunmaktadır. Proust'un yaşantısından alınan tek tek epizotlar, burjuvazinin tam bir tablosu ve en ince ayrıntılara kadar araştırıp anlattığı aristokrasinin çöküşü olarak yoğunlaşır. Proust bunu yaparken şimdiki zamana ve geçmişe ait bilinç içindekileri çağrışımlı olarak birleştirmek amacıyla olayları kronolojik bir sıraya koymadı. Geçmiş zaman anımsama yoluyla ve birinci şahıs olarak öyküyü anlatan kişinin içsel birliğine uyan kayboluşu zaman yeniden kazanılmaktadır. Sürekli geriye bakışlarla yaşam daimi bir dolaşım halindedir. Roman dizisinin sonunda şair yani Proust, kendi yaşantısını anlatan romanı yeniden yazmaya karar verir. Yazar anlattığı düşünceleri doğrudan doğruya yansıtabilmek için edebi teknik olarak iç monoloğu kullanmıştır. Benliğin zaman içindeki psikolojik değişimi ile güncel ve eski olayları bir bütün haline getirerek insanın ruhsal yaşantısını işleyen Marcel Proust, 18 Kasım 1922'de, Paris'te yaşamanı yitirdi.

Eserleri
Roman: Swannların Semtinde (Du cote de chez Swann, 1913), Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Geçmiş Zaman İzinde (A la recherche du temps perdu,1918), Guermanteslerin Semtinde (Le cote du Guermantes, 1920), Sodom ve Gomorra (Sodome et Gomorrhe, 1921), Mahpus Kadın (La prisonniere, 1923), Kaybolan Albertine (Albertine disparue, 1925), Yeniden Kazanılan Zaman (Le temps retrouve, 1927), Taklitler ve Seçmeler (Pastiches et melanges, 1919)
Öykü: Hazlar ve Günler (Les plaisirs et les jours, 1896)
--reklam--
Marcel Proust Kitapları - Eserleri
Hazlar ve Günler
Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
Okuma Üzerine
Kayıp Zamanın İzinde
Swann'ların Tarafı
Guermantes Tarafı
Sodom ve Gomorra
Mahpus
Albertine Kayıp
Yakalanan Zaman
Sainte-Beuve'e Karşı
Swann'ın Bir Aşkı - I
Edebiyat ve Sanat Yazıları
Swann'ın Bir Aşkı
Üst Kat Komşusuna Mektuplar
Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - I
Swann'ın Bir Aşkı - II
Aşk Karşılıklı İşkencedir
Kayıp Zamanın Etrafında
Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde
Lemoine Vakası
Prenses'e Mektuplar
Swann'ların Tarafı - Combray
Kalan Son Güzel Kağıdım
Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - II
Swann'ların Tarafı - Memleket İsimleri: İsim
Kıskançlık
Swann'ların Semtinden 2. Cilt
Vikont’un Ölümü
--reklam--
Marcel Proust Alıntıları - Sözleri
".. hangi aşkın yarası
Öldürdü sizi terk edildiğiniz o sahillerde!”
______ (Hazlar ve Günler)
Hayatta önemli olan, neyin sevildiği değil, sevmektir. (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - I)
Kuşlar gelene dek ağaç, panjurları kapalı,
boş, ölü bir ev gibidir. (Kayıp Zamanın Etrafında)
"Ya acı çekmekten ya da sevmekten vazgeçmeliydim." (Kıskançlık)
“Saçma sapan izler peşinde değerli zamanlar yitirirken hiç farkına varmadan gerçeği ıskalarız.” (Kıskançlık)
Bizler, başkaları için konuşup kendimiz için susarız. Ayrıca sessizlik, konuşmanın aksine kusurlarımızın ve yapmacıklığımızın izlerini taşımaz. (Okuma Üzerine)
Kıskançlık, bir türlü kovulamayan, türlü türlü biçimlerde hortlayan bir iblistir. (Kıskançlık)
Ne yazık ki onları kendi içimde aramak zorundaydım, çünkü insanları değiştiren zaman, onların içimizde sakladığımız suretlerini değiştirmez.
_____ (Yakalanan Zaman)
İnsanın birini kendine âşık edebilmek için ne içtenlik göstermesine hatta ne de yalanı iyi kıvırabilmesine ihtiyaç var. Burada aşk derken karşılıklı bir işkenceden bahsediyorum. (Kıskançlık)
Başkalarının ne düşündüğünden bana ne? Duygulara ilişkin konularda başkalarıyla ilgilenmek bence çok abes. İnsan kendisi için hisseder, elâlem için değil. (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde)
.. Araba beni, tek gerçek olduğuna inandığım, beni gerçekten mutlu edebilecek şeyden uzağa sürüklüyordu; hayatım gibi.

_____ (Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde)
(...) çünkü aşkla ölüm birbirine benzer; her ikisi de bizi gerçekliğini kavrayamamaktan korktuğumuz kişiliğin sırrını daha derinlemesine sorgulamaya iter. (Swann'ın Bir Aşkı - II)
Bütün iyi kitapları okumak, bu kitapların yazarı olmuş geçmiş yüzyılların en değerli insanlarıyla konuşmak gibidir. (Okuma Üzerine)
Hor görülseler bile fikirlerin,sokuldukları zihinlerde hemen ölmediklerini,etkilerini orada sürdürdüklerini biliyorum… (Prenses'e Mektuplar)
"Mutluluğumuz sadece kaygımızın bitişine bağlıdır." (Albertine Kayıp)
"Allah hikmeti dilediğine verir."

Bakara 269 (Üst Kat Komşusuna Mektuplar)
Kitaplarımızda genel olarak bahsettiğimiz şeyler bizde ilhamı neyin tetiklediğini gösterir, çok geçmeden zihnimize bütün gücüyle hakim olan şeyi görürüz. (Edebiyat ve Sanat Yazıları)
Tıpkı bazı mutluluklar gibi bazı felaketler de fazlasıyla gecikirler ve bir süre önce gelseler içimizde ulaşacakları boyuta ulaşamazlar. (Albertine Kayıp)
"Soluk aynalar ve sönmüş alevler" en değerli lütuf; ve kuşkusuz hâlâ o aleve boyun eğerek (bu defa Baudelaire'den değil Hugo'dan bir alıntı: "O (kadın) yarı canlıydı, ben yarı ölü") (Prenses'e Mektuplar)
“Çoğunlukla nefret ederiz kendimize benzeyenden, kendi kusurlarımızı dışarıdan görmek bizi çileden çıkarır.” (Kıskançlık)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/mahpus-marcel-proust-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)