# Malkoçoğlu - Abdullah Ziya Kozanoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Malkoçoğlu kimin eseri? Malkoçoğlu kitabının yazarı kimdir? Malkoçoğlu konusu ve anafikri nedir? Malkoçoğlu kitabı ne anlatıyor? Malkoçoğlu PDF indirme linki var mı?  Malkoçoğlu kitabının yazarı Abdullah Ziya Kozanoğlu kimdir? İşte Malkoçoğlu kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/malkocoglu-abdullah-ziya-kozanoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-29T16:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-05-29T16:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/29/abdullah-ziya-kozanoglu-kimdir-abdullah-ziya-kozanoglu-kitaplari-ve-sozleri-233797.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Abdullah Ziya Kozanoğlu 
 Yayın Evi: Bilge Kültür Sanat 
 İSBN: 9789758509874 
 Sayfa Sayısı: 144 
--reklam--
Malkoçoğlu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
- Vurun! diye haykırdı.

Bu tek adama karşı yüzlerce, binlerce asker vurmak için kurşunlar yağdırdılar. O belki vurulmuştu, belki vurulmamıştı. Fakat atını sürmüş üzerlerine doğru geliyordu. Tek akıncı başınada kanlı sargılar, son şarı da yakmak, son kaleyi de vurmak için tek başına yürüyordu.

Birkaç kere atının üzerinde kaydı, ya şimdi vurulmuştu, ya buraya gelirken yaralıydı. Bu kahraman adam, ölüme bile bile yürüyordu. Birden nasıl oldu. Yan sokaklardan üç atlı koptu. Üç yüz askerin kavga gürültüsünü bastırdı:

- Biz de vardık Malkoçoğlu! Çal kılıcını korkma! diye bağırdılar. Biz de geldik.
(Arka Kapak)
--reklam--
Malkoçoğlu Alıntıları - Sözleri
Yaşamak kelimesinde benim için yalnız sen varsın.
Kalktı göç eyledi Türk erleri
Ağır ağır giden iller bizimdir.
Arap atlar yakın eyler ırağı,
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir.
"Yalan bile olsa çok şairane!."
"Akşamdan beri sesini dinlememek için kalbimi kaç kere parçalamak istedim."
- Tam bir imparatora lâyık taç imiş, acaba başıma uyar mı? dedi.
Kral yere tükürdü:
- Senin o kocaman kafanın tepesindeki taç, maymun kafasına konmuş şeyhislâm kavuğu gibi çok gülünç kalacak. Kasım Bey'in sözüne baksana... Taç ne krala, ne imparatora yakışır. Acemlerden miras kalmış. Olsa olsa Şah İsmail’e yaraşır. Onun basına koyalım.
Beni böyle düşündüğüm için hoş görünüz. Öyle bir adama rastlıyorum ki, Kanije kalesinin içinde başıboş geziniyor, ilk rastladığı kıza hemen laf atıyor, sırnaşıyor. Mareşali selamlıyor, üstelik alay ediyor, sonunda da bir temiz dayak yiyor. Bir atı var, kilise yıkıntıları içinde kendisini bekliyor, yanına hiç kimseyi sokmuyor. Bu at, bütün dünyaya ün salmış ve boyun eğdirmiş olan Grand Senyor'un armağanı.
*Grand Senyor: Kanuni Sultan Süleyman
"Ben ki İklim-i Rum padişahı, İstanbul, Belgrat, Filibe ve Mısır hakanı Süleyman bin Selim bin Bayezit'im. Büyürdüm ki bundan sonra sınır beylerim, kapı kullarım,kalelerim başbuğları, küçük ve büyük bütün kara ve deniz askerlerim bu beratımı taşıyan Malkoçoğlu Kasım Bey'e itaat ederler; dilediği zaman, dilediği kale ve arazimde istediği gibi hareket etmesine müsaade ederler. "Buyruklarımdan dışarı çıkmayanlar, böyle bileler ve alâmet-i şerifime itaat kılalar."
- Demek Verböçi de Japolya'yı istiyor...
- Evet!.. Fakat Peter Perene falan Ferdinand'ı istiyorlar. "Avusturyalılar kuvvetlidir, bizi Türklere karşı korurlar" diyorlar.
- Sersemler... Sonra Avusturyalılara karşı onları kim koruyacak?.. Böyle iki büyük devletin arasında otururlarsa elbet birisine sığınacaklar. Sonra, sonra... Ben dağlarda gezeli epey şeyler olmuş.''
Şah İsmail:
- Bir ip takılmış!..
Diye kekeledi. İmparator Mustafa, gevrek gevrek güldü:
- Sırat köprüsü. Simdi Azrail aleyhisselâm üstünden geçecek.
Mariya, Malkoçoğlu'na sokuluyor, onun sırtının üzerinde atının hafif sallantılarıyla titreyerek yatıyordu. Mehtap, müzik, gidilen yolun heyecanı bu aşk gecesini süslüyordu.

Kalktı göç eyledi Türk erleri
Ağır ağır giden iller bizimdir.
Arap atlar yakın eyler ırağı,
Yüce dağdan asan yollar bizimdir
''Padişahın kölesi olmakla beraber padişahtan başka herkesi kendine köle sanan paşa kızdı. (ibrahim paşa)''
''- Bize erkeklik dersi mi veriyorsun?
- Daha henüz mektep açmadığım için hayır!..''
- Ben sizin misafiriniz değilim, siz benim misafirimsiniz.
- Acayip! Doğrusu Viyana şehrinin bu şerefinden henüz haberimiz yok.
- Biz bir yere sahibi olmakla şeref vermeyi arzu ettik mi eski sahibine haber vermeye lüzum görmeyiz. Ordumuz gelir, o yeri alır. Ev sahibi biz oluruz.
- Öyle anlaşılıyor ki, simdi de şirin Viyana şehrine sahip olmayı arzu etmişsiniz.
- Tamamıyla değilse de inat için... Biz Macarların basında bir Avusturyalı
istemiyoruz. Kralınız Ferdinand'ın burnu hem büyük, hem çirkin; hoşumuza gitmiyor. Önce ona haşmetimizi göstermek istedik. Kardeşi Şarlken ise cihana hâkim olduğunu söyleyip durur. Ona da haddini bildirmek istedik. Fakat görüyoruz ki, ikisi de kaçmışlar. Kavga etmek için de senin gibi sıska kargalar bize pek hafif geliyor.
- Sizin teşrif edeceğinizden haberleri yoktu. Tahmin etmiş olsalardı, karşılamaya çıkarlardı.
'Türk ordusu bu kar fırtınaları arasında, bu bembeyaz sahralar ortasında bir vekar-ı hamâsetkârâne ile ilerliyor, azamet ve mehabetini Viyana surlarına kadar isal etmekten mütevellit bir gururu cengâverâne ile yürüyüşüne devam ediyordu.'
Fakat on iki bin akıncıdan son kalan dört kahraman da bu son savaşı verdikleri şarda şehitlik şerbetini içerek o yıllarca hiç durmadan at kopardıkları yeşil ovalara, başı dumanlı, kızıl kan renkli göklere karsı gözlerini kapıyor, yeni bir âleme kavuşuyorlardı.''
--reklam--
Malkoçoğlu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Tek seferde 4 okla 4 adam öldürmek: Küçüklüğümüzden beri Cüneyt Arkın filmlerinde Malkoçoğlu nu çok güçlü, kolay kolay yakalanmayan ve tek seferde 4 ok atıp 4 kişi öldüren biri olarak tanıdık. Abdullah Ziya Kozanoğlu ise hiçbir abartıya girmeden Malkoçoğlunu bir Yeniçeri olarak anlatmış. Ayrıca Malkoçoğlunun Viyana kuşatması sırasında öldüğünü bilmiyordum. Abdullah Ziya Kozanoğlu bağımlılık yaptı biraz bende. Bu okuduğum 4. kitabı oldu. Öyküleme becerisi çok yüksek. Tarih sevenler mutlaka bu adamın kitaplarını okumalı... (Hakan Çelebi) 
Son derece güzel bir tarihi roman. Malkoçoğlu Kasım Bey, Macar elbiseleri içerisinde gezerken bir prenses olan Mariya ile karşılaşır ve ondan hoşlanır. Bu arada bir mareşalden dayak yer ve öcünü Mohaç'ta alacağını söyler. Mohaç Zaferinden sonra kayıp Macar tacını aramaya başlar ve bu arada Rodos'ta öldürüldüğü zannedilen Cem Sultan'ın oğlunu kurtarır. Osmanlı ordusu Japolya'yı korumak için Viyana sınırına gelir ancak hazırlıkları eksiktir. Kasım Bey de sürekli çalışmaktadır. Kalenin zayıf yerlerini belirten bir haritayı temin eder ama iş zor iştir. Acaba Kasım Bey sevdiği kadın olan Mariya'yı Macarların elinden kurtarabilecek midir? Keyifle okunan bir roman. (Serdar Poirot) 
Tarkan, Battal Gazi, Malkoçoğlu gibi kahramanlarla büyüdüğüm için kitabı okurken çocukluğuma doğru gidip geri geldim. Hatta kitabın kahramanı Malkoçoğlu'nu kafamda Cüneyt Arkın olarak canlandırdım. Okurken çok keyif aldığım bir kitaptı, Yazar Malkoçoğlu'nun kılıçta ki ustalığı ve cengâverliği ile epik olarak çok güzel bir tat katmış; yeri geldiğinde yaptığı espriler ve nüktedanlığı ile de mizahi bir hava estirmiş kitapta. Olmazsa olmaz aşk da var tabii. Abdullah Ziya Kozanoğlu, çok iyi bir yazar ve tarihi roman türünde ilk okunacak yazarların başında geliyor. Kitabı okumayı düşünenlere tereddütsüz tavsiye ederim :) (Oktay Dinç) 
--reklam--
Malkoçoğlu PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Abdullah Ziya Kozanoğlu - Malkoçoğlu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Malkoçoğlu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Abdullah Ziya Kozanoğlu Kimdir?
Abdullah Ziya Kozanoğlu, Abdullah Ziya Bey (d. 16 Ocak 1906, İstanbul - ö. 1966 İstanbul), Türk mimar, müteahhit, romancı, çizgi-roman yazarı.
Tarihi serüven romanı ve piyes türündeki popüler eserleri ile tanınmış milliyetçi bir yazardır. Romandan sonra çizgi roman ve sinema kahramanı olarak ilgi gören Malkoçoğlu, Gültekin, Seyit Ali Reis kurgu-karakterlerin yaratıcısıdır. 1942-1950 arasında Beşiktaş Jimnastik Kulübü başkanlığını yapmış bir spor adamıdır. İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi ve Ankara Hukuk Fakültesi gibi yapıların inşaatını üstlenmiş bir mimar ve müteahhittir.
Manken ve oyuncu Yasemin Kozanoğlu’nun dedesidir.

16 Ocak 1906’da İstanbul’un Beşiktaş semtinde dünyaya geldi. Babası Abdulah Osman Bey, annesi Seyyide Hanım’dır. İlk öğrenimini Nişantaşı İttihat ve Terakki Mektebi’nde gördü. Ortaöğrenimine Gaziosmanpaşa Mektebi’nde başladı; 1922’de Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun oldu. Yükseköğrenimine İstanbul Teknik Üniversitesi Yüksek Mühendislik Bölümü’nde başladıktan sonra beşinci sınıfta okuldan ayrılmak zorunda kalınca Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü’ne girdi; 1929’da Akademiden mezun oldu.  
1929’da Adana Belediye Fen İşleri müdürü olarak atanan Kozanoğlu, 1932’de Milli Eğitim Bakanlığı’nda mimar olarak görevlendirildi. O yıl memuriyetten ayrılarak İstanbul’a döndü ve meslek yaşamına serbest mimarlık, müteahhitlik yaparak devam etti. İnşaat işlerini üstlendiği yapılar arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fen Fakültesi, İstanbul Operası birinci kısım inşaatı, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Etibank, Tayyare Fabrikası, Ankara yeraltı suları, Malatya Tütün Fabrikası, Sağmalcılar Cezaevi bulunur.
Öğrencilik yıllarında gazetelerde çizerlik yapan ve roman tefrika etmeye başlayan Kozanoğlu’nun 1925 yılında Resimli Mecmua’da tefrika edilen “Kızıl Tuğ” adlı romanı, 1927’de kitap olarak yayımlandı. Türk edebiyatının ilk tarihsel serüven romanı kabul edilen bu eserin  devamı 1959’da çizgi roman olarak Suat Yalaz’ın çizimleri ile yayımlanmıştır. Yazı yaşamına tarihi serüven romanları ile devam etti. Romanlarında Abdulllah yerine “Aptullah” ismini kullandı. Eserlerinin çizgiromana ve sinemaya uyarlanması için uygun altyapıyı hazırlamakla uğraştı. Pek çok uyarlamayı kendisi yaptı; bu yüzden Türkiye’deki ilk ciddi çizgi roman yazarlarından birisi kabul edilir 
1942-1950 yılları arasında Beşiktaş Jimnastik Kulübü başkanlığında bulundu.
Tiyatroya her zaman ilgi duyan yazar; İstanbul Taksim’de bir apartmaın üst katını tiyatro salonuna dönüştürerek Arena Tiyatrosu’nun kurulmasını sağladı 
Muhittin Hanım ile evliliğinden 3 çocuk sahibi olan Kozanoğlu, 23 Mart 1966’da İstanbul’da hayatını kaybetti. Cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilmiştir.
--reklam--
Abdullah Ziya Kozanoğlu Kitapları - Eserleri
Kızıl Tuğ
Gültekin
Malkoçoğlu
Atlı Han
Türk Korsanları
Savcı Bey
Sarı Benizli Adam
Kolsuz Kahraman
Sencivanoğlu
Hilal ve Haç
Fatih Feneri
Battal Gazi Destanı
Seyit Ali Reis
Patronalılar
Dağlar Delisi
Kızıl Kadırga
Arena Kraliçesi
Kubilay Han’ın Gelini
Atlı Han
--reklam--
Abdullah Ziya Kozanoğlu Alıntıları - Sözleri
"Yürü, bizim yolumuz uğraş yolu, sevdiğimiz at, yavuklumuz sadaktır." (Kızıl Tuğ)
-Dinini, Allah'ını seversen önümden çekil,ne parası?
Balamir tekrar gürledi:
-Bizim dinimiz para, Tanrı'mız kılıçtır. (Atlı Han)
-Dişisini kaybeden sırtlan, onu ararken geberir. (Seyit Ali Reis)
Sana bir şey diyeceğim, bir şey diyeceğim... Ama kafa kafa değil ki... Sanki uğru ambarı. İçerisi karmakarışık, sana diyeceğimi bir türlü bulamıyorum. (Atlı Han)
- Demek Verböçi de Japolya'yı istiyor...
- Evet!.. Fakat Peter Perene falan Ferdinand'ı istiyorlar. "Avusturyalılar kuvvetlidir, bizi Türklere karşı korurlar" diyorlar.
- Sersemler... Sonra Avusturyalılara karşı onları kim koruyacak?.. Böyle iki büyük devletin arasında otururlarsa elbet birisine sığınacaklar. Sonra, sonra... Ben dağlarda gezeli epey şeyler olmuş.'' (Malkoçoğlu)
Ahlâksızlık bu keratalarda; dedikodu, kötülük bu heriflerde; birbirlerinin canına, malına, ırzına göz dikmek bunlarda... (Türk Korsanları)
içinizde bulunan memleket sevgisinden uzak, din kardeşliğinden habersiz, tek amaçları hâlâ yoksul halkı ezmek olan bir topluluk... (Türk Korsanları)
- Sen de Moğol musun?
- Hayır.
- Sen Türk müsün?
- Ben Müslümanım.
- Müslüman ne demek koca baba? Okumuş adama benzersin. Bir adamın önce bağlı olduğu bir bayrağı, bir avulu, bir obası olur. Din gönülleri birleştiren ayrı bir bağdır. İmandır. Ben sana uruğunu, boyunu, dokuz atanı soruyorum; sen bana dinden imandan söz açıyorsun. Uruğunu, soyunu, sopunu bilmiyor musun yoksa?
- Ben de sizdenim.
- Ne pis konuşuyorsun. Türk'üm de be adam. Ne korkuyorsun? Türk'üm diye bağır! Utanacak, korkacak ne var? (Kızıl Tuğ)
Selam Tanrı'ya ki suçlarımızı hoş görsün!.. (Atlı Han)
O dağ gibi Türk arslanını da sevgilisinin yanına çökertti. (Atlı Han)
- Biz bir şey sorunca öyle devedikeni yalamış sıpalar gibi sırıtıp kalmayın bre.
 Ne biçimde benim bayrağım?
 Attilâ'nın bayrağında ne vardı? (Hilal ve Haç)
Burada tutulacak en doğru yol kendi gücümüze güvenmektir.
-Yani?!
-İsyan ediyorum!
-Neye karşı?!
-Her şeye karşı! Haksızlığa, kardeşlerime, yalanlara, tuzaklara, babama ve bütün cihana karşı isyan ediyorum! (Savcı Bey)
Şair Nedimi hasut ve kinli bakışlarile gözlüyorlardı. Arkadan padişahın yaldızlı sandalı gözükmüştü.
Nedim'in sesi çayırı inletitordu:

Geh varub havz kenarında hırâmân olalım
Geh gelüb Kasr-ı Cinân seyrine hayran olalım
Gâh şarki okuyub gah gazel-hân olalım
Gidelim serv-i revânım yürü Sa'd-âbâd'a (Patronalılar)
Halk bu sefer Belizer'den yana döndü. Beyinsiz bir domuz sürüsü gibi nereden yem kokusu gelirse o yana dönüyorlardı... (Arena Kraliçesi)
Kelle Bekir'e göre insan dünyaya üç şey için gelirdi.
1-Yoğurtlu kebap yemek, şarap içmek,
2-Galata'da karı oynatmak,
3-Kavga etmek. (Seyit Ali Reis)
... çok iğrenç gördüğün vücudum yerine sana temiz ve hiç kimsenin olmayan kalbimi verdim. Onu istersen sakla, istersen fırlat at! (Atlı Han)
Korsana denizden ayrılmak yaramaz. (Seyit Ali Reis)
Silâh gücü ve din korkusu; memleketin milyonlarca halkını padişaha esir etmiş, süründürmüş, bilgisiz bırakmış, cihanlara sığmayan cihangir bir milleti ezmişti. (Patronalılar)
"Buğatırlar!.. Cenk kokuları gene kendini gösterdi. Gün şu tepelerden doğup, ay gökte parladıkça Türkler, Moğollar ve bütün danışıklarımız, yoldaşlarımız kılıçlarını indirmeyecek, at üzerinden inmeyecekler,
İşittik ki, atalarımızı köpek Çinliler yendiler; onları buyruklarına tutsak kıldılar. Dedelerimiz bu köpeklere bac vermekte idi. Bugün Timuçin "Tung-Hay" gibi bir serseme bac vermeyi değil, onun ülkesini başına geçirmeyi daha doğru buluyor." (Kızıl Tuğ)
Bir nim neş’e say bu cihanın baharını,
Bir sagar-ı keşideye tut lâlezarını. (Patronalılar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/malkocoglu-abdullah-ziya-kozanoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)