# Manevi Taciz - Marie France Hirigoyen Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Manevi Taciz kimin eseri? Manevi Taciz kitabının yazarı kimdir? Manevi Taciz konusu ve anafikri nedir? Manevi Taciz kitabı ne anlatıyor? Manevi Taciz PDF indirme linki var mı?  Manevi Taciz kitabının yazarı Marie France Hirigoyen kimdir? İşte Manevi Taciz kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/manevi-taciz-marie-france-hirigoyen-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-10-21T08:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-10-21T08:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/10/21/marie-france-hirigoyen-kimdir-marie-france-hirigoyen-kitaplari-ve-sozleri-338116.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Marie France Hirigoyen 
 Çevirmen: Heval Bucak 
 Yayın Evi: İletişim Yayıncılık 
 İSBN: 9789750517129 
 Sayfa Sayısı: 240 
--reklam--
Manevi Taciz Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bir insana zarar vermenin tek yolu fiziksel şiddetten geçmez. Bazen sözler, davranışlar, hatta bir bakış bile muhatabı için yıkıcı olabilir. Manevi taciz, bedensel bir saldırı içermeksizin, bugün karşılaştığımız en yaygın şiddet türlerinden biri.

Sevgililer arasında, aile içinde, işyerinde, sosyal hayatta... Bedensel şiddet gibi somut sonuçları olmadığı için kurbanların çoğu uğradığı şiddetin farkında olmadan, yaşadıkları stresin ve depresyonun temelinde bu tür bir gizli şiddetin yattığını bilmeden, kendilerini intihara dahi sürükleyebilen bu sinsi saldırıyla karşı karşıya kalıyorlar.Sayıları milyonlarla ölçülen kurbanları yakalandıkları bu sarmaldan kurtarmak mümkün mü? Psikolojik bir cinayet olarak görülebilecek bu şiddeti engellemenin ve etkilerini sağaltmanın yolu var mı?

Psikiyatr Marie-France Hirigoyen, klinik bir bakışla manevi tacizin gündelik tezahürlerini ele alıyor, bunların maskesini düşürüyor ve mağdurlarına çözüm yolları öneriyor. Akıcı ve canlı üslubuyla, bu toplumsal meseleye ilgisiz kalmak istemeyen herkese yol gösteriyor.
--reklam--
Manevi Taciz Alıntıları - Sözleri
Çocuklukta sindirilemeyen her şey, yetişkin yaşlarda sürekli depreşir.
Bu mektuplar her defasında Éliane'ın kendini sorgulamasına neden olmaktadır: "Ne yaptım?" Kendinde hata bulacak hiçbir şey yapmadığını düşünse bile, kendisinin dikkat etmediği, ama Pierre'in yanlış anlamış olabileceği bir şey olup olmadığını araştırır. İlk zamanlar kendini haklı çıkartır, ama daha sonra, o kendini haklı çıkardıkça o denli suçlu yerine konduğunun farkına varır.
Travmanın genellikle unutulan başka bir sonucu, kişilik parçalanması olarak da adlandırabileceğimiz dissosiyatif bozukluktur. Bu kavram DSM-4'te, bilinç, hafıza, kimlik veya çevre algısı gibi normalde bütünsel işlevlerin bozulması olarak tanımlanmaktadır.
Çocuklar maruz kaldıkları kötü muamelelerden yakınmazlar; aksine, sürekli olarak, kendilerini dışlayan ebeveyn tarafından olanaksız bir kabulün peşinde koşarlar. Çocuklar, kendi haklarındaki kötü izlenimleri içselleştirerek (ben bir hiçim!) başlarına gelenleri hak ettiklerini düşünürler.
Hayattaki kimi karşılaşmalar yüreklendiricidir , en iyi yönlerimizi ortaya koymaya teşvik eder bizi. Kimileri ise bizi içten içe kemirir ve sonunda canımıza okur. Bir insan, manevi taciz süreci sonunda karşısındakini yıkmayı başarabilir. Hatta bu gözü dönmüşlüğün gerçek bir ruhsal cinayetle sonuçlanması bile mümkündür. Hepimiz şu ya da bu düzeyde sapkın saldırılara , eşler arası ilişkide, ailelerde , işyerlerinde, veyahut politik ve toplumsal yaşamda tanık olmuşuzdur. Buna karşın toplumumuz bu dolaylı şiddet biçimini görmezden gelir. Hoşgörü bahanesiyle hepimiz işbirlikçi oluruz.
Ebeveynlerden birinin sürekli çekiştirilmesi karşısında, çocuklar çareyi kendi köşelerine çekilmekte bulurlar. Böylece çocuklar, bireyselleşme ya da kendine özgü düşünceye sahip olma olanaklarını bütün bütün yitirirler.
Bu çocuklar, daha sonra, çözümü kendi içlerinde bulamazlarsa, çektikleri acıların bir kısmını başka yerde yeniden üreteceklerdir. Nefretin ve yıkıcılığın yer değiştirmesidir bu. Saldırgan, kendi marazi durumunu engelleyemez. Kin, nefret edilen eski eşten çocuklara yönelir ve bu kez onlar yok edilmesi gereken hedefler olur.
Fakat bunlar yine de sapkın saldırganlıklardır. Bu saldırılar , bir veya birkaç kişinin belirli birine , kelimenin tam anlamıyla "günah keçisi" belledikleri birine yönelik aşikar ya da gizli düşmanca tavırlardan oluşan bilinçdışı ruhsal yıkım sürecinden kaynaklanır. Görünüşte zararsız sözlerle, imalarla, telkinlerle veya söylenmeyen şeylerle , çevrenin hiçbir müdahalesi olmadan bir insanın ruhsal dengesini bozmak , hatta onu yıkmak mümkündür.
Travmatik bir durum karşısında, insan kendini korkuya, acıya veya güçsüzlüğe karşı korur. Fakat buradaki travma normalde algılanabilenden çok daha tuhaf olduğu için, kişinin ruhsal yapısı çareyi bunu deforme etmekte veya bilincinden kovalamakta bulur. Dissasiyasyon, olayları dayanılır ve dayanılmaz olarak ikiye böler, dayanılmaz olanlar bütünüyle unutulmaktadır. Böylece yaşanmış deneyimler hafızada ayıklanarak, bir rahatlama ve kısmi bir savunma oluşturulur. Dissasiyasyon olgusu kurbanın üzerindeki baskıyı arttırır ve ek bir zorluk haline gelir.
Nefret edilen insanı görmek saldırganda soğuk bir öfke yaratırken , işkencecisini görmek de kurbanda korku yaratır . Bu, koşullandırılmış bir saldırı veya savunma refleksidir. Korku kurbanda patolojik davranışlara yol açar ve karşılığında , saldırganlığa mazeret oluşturur. Kurban , genelde ateşli ve muğlak hareket etmektedir.
Sapkınlığın adını koymamak daha ciddi bir şeydir, çünkü böylece kurban, aciz , saldırıya uğramış ve yeniden saldırıya uğraması insafa kalmış bir halde bırakılmış olur.
--reklam--
Manevi Taciz İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Taşı delen suyun gücü değil, devamlılığıdır." sözünü, kitabı okurken kendimce değiştirmek istedim;
"İnsanı yıkan sapkının gücü değil, devamlılığıdır."
Peki neden böyle bir şeye ihtiyaç duydum?
Benzer konularda bir çok kitap okumuştum. Bu kitaplarda genellikle ağır travmatik vakalardan bahsediliyordu. Ancak bu kitapta, günlük hayatta maruz kaldığımız basit şaka, el hareketi ya da bakışların özünde nelerin yattığını keşfeder gibi oldum. İş yerinde, okulda, ailede, arkadaş çevresinde ya da duygusal ilişkimizde... Günlük hayatta her daim karşımıza çıkan olayların bizi ne hale getirebileceğini, kitabı okurken yaşıyor gibi oldum. Özellikle dış görünüşünü hali hazırda beğenmeyen kimselerin, çevrelerinden aldığı dönütlerin de bu eksende olduğunu düşündüğümüzde insanın içi acıyor.
Incestuel diye bir kavram var, bu kavram çocukların doğrudan enseste maruz kalmadığı ama o havayı hissettiği durumlar için kullanılıyor. Manevi tacizin kitapta anlatılan bölümü de buna çok yakın diyebilirim. Belki doğrudan bir tacize maruz kalmıyoruz ancak öyle anlar oluyor ki tacize maruz kalmanın çok daha ötesinde bir hisse kapılıyoruz. Işte kitap, tüm bu anları nasıl yorumlamamız gerektiğini, bu anların müsebbibi olan sapkınlarla nasıl bir iletişim içerisinde olmamız gerektiğini ve tüm bunlara maruz kalmaya başladığımız andan itibaren neler yapmamız gerektiğini yer yer örnek vakalar üzerinden yer yer alıntılardan yer yer ise kendi yorum ve sezilerinden yola çıkarak gösteren yazarın emeğine ve tecrübesine sağlık diyor ve ilgilisine tavsiye ediyorum. (yy) 
Psikolojik Taciz (Mobbing) hakkında yazdığım makale sonucu Sayın Hocam’ın önerdiği kitap. Özellikle günümüzde işyerinde karşılaştığımız mobbing’e maruz kalanları ve maruz bırakanları bilinçlendirmek için okunması gereken bir kitap (Burçak Yazıcı) 
Neden bize zarar verdiğini bile bile bazı ilişkileri sürdürürüz?
Bazı insanların hayatımızı zindana çevirmesine neden göz yumarız?
Benzer soruların cevabını net bir şekilde açıklayan bir kitap. Her birimiz hayatımızın belli dönemlerinde kitapta sapkın diye nitelendirilen insanlarla karşılaşmışızdır. Kitap bu sapkın kişinin kurbanını somut bir delil bırakmadan nasıl hırpaladığını, karşısındaki kişiyi bir birey değil de sömüreceği bir eşya olarak görmesini, asıl kurban karşısındaki iken kendini nasıl kurban gibi gösterdiğini sebepleriyle birlikte açıklıyor.
Geçmişte veya şu andaki ilişkilerimizde bir türlü anlamlandıramadığımız kimi davranışlara açıklık getiren bir kitap. Yazar, uç noktalarda nadir karşılaşılan durumları değil de gündelik ilişkilerde karşılaştığımız sapkın davranışları yalın ve açıklayıcı bir dille bize sunuyor. Başından sonuna zevkle kimi zaman hayretle okudum. Tavsiye edeceğim kitaplar arasında ilk sıralarda yerini aldı bile. (Karga) 
--reklam--
Manevi Taciz PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Marie France Hirigoyen - Manevi Taciz kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Manevi Taciz PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Marie France Hirigoyen Kimdir?
1949 Fransa doğumlu. Aile psikiyatrı ve psikanalisti. Hem Fransa’da hem ABD’de kriminolojinin bir dalı olan kurbanbilimi üzerine aldığı eğitim sayesinde manevi taciz konusuyla ilgilenmeye başladı. İşyerinde stres ve mobbing konularında uzmanlaştı. Bu konularda yazdığı kitaplar birçok dile çevrildi ve özellikle ülkesi Fransa’da çok yüksek satış rakamlarına ulaştı. Eserleri: Malaise au travail. Harcèlement moral: démêler le vrai du faux (Éditions La Découverte & Syros et édition de poche Pocket, 2001), Femmes sous emprise - Les ressorts de la violence dans le couple (Éditions Oh, 2005), Les nouvelles solitudes (Éditions La Découverte, 2007), Abus de Faiblesse et autres manipulations (Éditions Jean-Claude Lattès, 2012), Le Harcèlement moral au travail (PUF, 2014).
--reklam--
Marie France Hirigoyen Kitapları - Eserleri
Manevi Taciz
Narsisistler İktidarda
--reklam--
Marie France Hirigoyen Alıntıları - Sözleri
….narsisizmin kökenini dört ayaklı bir tabureye benzetirler. Ayaklardan biri narsisizmin gelişimsel kökenidir, bu herkesim başkalarına aldırmadankendi yerini kapmayı öğrendiği, her şeye izin veren bir eğitime bağlıdır. İkinci ayak anında kavuşulan şöhret kültürüdür, üçüncü ayak internet ve sosyal ağlar, sonuncusu ise bütün rüyaların gerçek olabileceğine inandıran tüketim ve kolay paradır. (Narsisistler İktidarda)
Tüketime ve ekrana odaklanmış bir imaj ve bilgi toplumunda, birey ancak ötekinin bakışıyla ve ötekinin bakışı altında var oluyor. (Narsisistler İktidarda)
Bir tüketim toplumunda “sahip olmak”, “olmak”ın üstünde yer alır; böylece reklamlar çocukları taklit mekanizmalarına sürükleyerek başkasına benzemek için onunla aynı nesnelere sahip olma isteği aşılar. (Narsisistler İktidarda)
Narsisizm ancak birey ötekini, kendi büyüttüğü görüntüsünü yansıtacak bir aynaya indirgeyecek derecede benliğini merkeze oturttuğu zaman patolojik hale gelir. (Narsisistler İktidarda)
Hayattaki kimi karşılaşmalar yüreklendiricidir , en iyi yönlerimizi ortaya koymaya teşvik eder bizi. Kimileri ise bizi içten içe kemirir ve sonunda canımıza okur. Bir insan, manevi taciz süreci sonunda karşısındakini yıkmayı başarabilir. Hatta bu gözü dönmüşlüğün gerçek bir ruhsal cinayetle sonuçlanması bile mümkündür. Hepimiz şu ya da bu düzeyde sapkın saldırılara , eşler arası ilişkide, ailelerde , işyerlerinde, veyahut politik ve toplumsal yaşamda tanık olmuşuzdur. Buna karşın toplumumuz bu dolaylı şiddet biçimini görmezden gelir. Hoşgörü bahanesiyle hepimiz işbirlikçi oluruz. (Manevi Taciz)
Çocuklar maruz kaldıkları kötü muamelelerden yakınmazlar; aksine, sürekli olarak, kendilerini dışlayan ebeveyn tarafından olanaksız bir kabulün peşinde koşarlar. Çocuklar, kendi haklarındaki kötü izlenimleri içselleştirerek (ben bir hiçim!) başlarına gelenleri hak ettiklerini düşünürler. (Manevi Taciz)
Çocuklukta sindirilemeyen her şey, yetişkin yaşlarda sürekli depreşir. (Manevi Taciz)
Gerçekten de kendimiz ile ilgili imajımız ötekinin bizimle ilgili düşündüklerinden etkilenir ve çoğu zaman ötekinin oynamamızı istediği rolü benimseriz. (Narsisistler İktidarda)
Özne için utancın kökeni,kendi güçsüzlüğüyle yüzleşmesidir. (Narsisistler İktidarda)
Nefret edilen insanı görmek saldırganda soğuk bir öfke yaratırken , işkencecisini görmek de kurbanda korku yaratır . Bu, koşullandırılmış bir saldırı veya savunma refleksidir. Korku kurbanda patolojik davranışlara yol açar ve karşılığında , saldırganlığa mazeret oluşturur. Kurban , genelde ateşli ve muğlak hareket etmektedir. (Manevi Taciz)
Günümüzde hiçbir şey fazla devam etmiyor,dayanmıyordu. (Narsisistler İktidarda)
Patolojik bir narsist, hoşa gitme kaygısıyla sürekli tol oynamaya çalışır. Kendisi için bir “sahte benlik”, yani kendini kabul ettirmeye ve sevdirmeye yönelik duygu ve davranışlardan oluşan bir görüntü inşa eder. (Narsisistler İktidarda)
Bu mektuplar her defasında Éliane'ın kendini sorgulamasına neden olmaktadır: "Ne yaptım?" Kendinde hata bulacak hiçbir şey yapmadığını düşünse bile, kendisinin dikkat etmediği, ama Pierre'in yanlış anlamış olabileceği bir şey olup olmadığını araştırır. İlk zamanlar kendini haklı çıkartır, ama daha sonra, o kendini haklı çıkardıkça o denli suçlu yerine konduğunun farkına varır. (Manevi Taciz)
Günümüz çağı görünür olmayı dayatır ama insanlar kendilerini o kadar merkeze almıştır ki, sadece kendileriyle ve benzerleriyle karşılaşırlar. Sosyal ağlar ve kişiselleştirilmiş arama motorları ötekinin, farklı düşünenin elendiği bir dünya yaratmıştır. (Narsisistler İktidarda)
Fakat bunlar yine de sapkın saldırganlıklardır. Bu saldırılar , bir veya birkaç kişinin belirli birine , kelimenin tam anlamıyla "günah keçisi" belledikleri birine yönelik aşikar ya da gizli düşmanca tavırlardan oluşan bilinçdışı ruhsal yıkım sürecinden kaynaklanır. Görünüşte zararsız sözlerle, imalarla, telkinlerle veya söylenmeyen şeylerle , çevrenin hiçbir müdahalesi olmadan bir insanın ruhsal dengesini bozmak , hatta onu yıkmak mümkündür. (Manevi Taciz)
Ebeveynlerden birinin sürekli çekiştirilmesi karşısında, çocuklar çareyi kendi köşelerine çekilmekte bulurlar. Böylece çocuklar, bireyselleşme ya da kendine özgü düşünceye sahip olma olanaklarını bütün bütün yitirirler.
Bu çocuklar, daha sonra, çözümü kendi içlerinde bulamazlarsa, çektikleri acıların bir kısmını başka yerde yeniden üreteceklerdir. Nefretin ve yıkıcılığın yer değiştirmesidir bu. Saldırgan, kendi marazi durumunu engelleyemez. Kin, nefret edilen eski eşten çocuklara yönelir ve bu kez onlar yok edilmesi gereken hedefler olur. (Manevi Taciz)
Travmanın genellikle unutulan başka bir sonucu, kişilik parçalanması olarak da adlandırabileceğimiz dissosiyatif bozukluktur. Bu kavram DSM-4'te, bilinç, hafıza, kimlik veya çevre algısı gibi normalde bütünsel işlevlerin bozulması olarak tanımlanmaktadır. (Manevi Taciz)
Sapkınlığın adını koymamak daha ciddi bir şeydir, çünkü böylece kurban, aciz , saldırıya uğramış ve yeniden saldırıya uğraması insafa kalmış bir halde bırakılmış olur. (Manevi Taciz)
Travmatik bir durum karşısında, insan kendini korkuya, acıya veya güçsüzlüğe karşı korur. Fakat buradaki travma normalde algılanabilenden çok daha tuhaf olduğu için, kişinin ruhsal yapısı çareyi bunu deforme etmekte veya bilincinden kovalamakta bulur. Dissasiyasyon, olayları dayanılır ve dayanılmaz olarak ikiye böler, dayanılmaz olanlar bütünüyle unutulmaktadır. Böylece yaşanmış deneyimler hafızada ayıklanarak, bir rahatlama ve kısmi bir savunma oluşturulur. Dissasiyasyon olgusu kurbanın üzerindeki baskıyı arttırır ve ek bir zorluk haline gelir. (Manevi Taciz)
“Büyük adamlar kazanmak için aldatmaya değil, kaybetmeye utanç derler.”

Machiavelli (Narsisistler İktidarda)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/manevi-taciz-marie-france-hirigoyen-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)