# Martin Heidegger'le Aşk ve Suç Yaşamım - Gerald Messadié Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Martin Heidegger'le Aşk ve Suç Yaşamım kimin eseri? Martin Heidegger'le Aşk ve Suç Yaşamım kitabının yazarı kimdir? Martin Heidegger'le Aşk ve Suç Yaşamım konusu ve anafikri nedir? Martin Heidegger'le Aşk ve Suç Yaşamım kitabı ne anlatıyor? Martin Heidegger'le Aşk ve Suç Yaşamım PDF indirme linki var mı?  Martin Heidegger'le Aşk ve Suç Yaşamım kitabının yazarı Gerald Messadié kimdir? İşte Martin Heidegger'le Aşk ve Suç Yaşamım kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/martin-heideggerle-ask-ve-suc-yasamim-gerald-messadi-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-07T18:00:12+03:00
- Güncelleme: 2022-05-07T18:00:12+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/07/gerald-messadi-kimdir-gerald-messadi-kitaplari-ve-sozleri-216791.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Gerald Messadié 
 Çevirmen: Sertaç Canpolat 
 Yayın Evi: Destek Yayınları 
 İSBN: 9786053111023 
 Sayfa Sayısı: 184 
--reklam--
Martin Heidegger'le Aşk ve Suç Yaşamım Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Düşünüyorum da ben, Grethe, o anda, saat dokuza çeyrek kalaya doğru Fasonenstrasse'de üç odalı bir dairede, kelimelerin gücünün farkına vardım."

Kendi halinde, ara sıra arkadaşlarıyla buluşan, o gecelerin sonunda sevişen, hayat pırıltısını kaybetmiş sıradan bir çift.
Bir akşam tesadüfler sonucu evlerine gelen ve kendini ünlü filozof Martin Heidegger olarak tanıtan bir misafir.
?Burada kalın" diyorlar. ?Bu saatte otel bulmak zordur."
Ve hayatları sonsuza kadar değişiyor.
Evin sahibesi Grethe bu sıra dışı hikâyeyi hapishanedeki bir hücreden anlatıyor. Neden orada? Suçu ne? Martin Heidegger'e ne oldu?
Kısa, öz cümleler. Çıkmaza girmeyen net düşünceler. Kadınlık meselelerinin ve cinselliğin enfes anlatımı.
Gerald Messadié'nin evlilik kurumu ile kişisel özgürlük arasındaki çatışmanın ürettiği ikilemler üzerine yazdığı en sert romanlardan biri olan ?Martin Heidegger'le Aşk ve Suç Yaşamım" toplumsal dayatmalara bireysel başkaldırışın edebiyat yoluyla gerçekleştirildiği ilk ve en cesur eserlerdendir.
--reklam--
Martin Heidegger'le Aşk ve Suç Yaşamım Alıntıları - Sözleri
Hayat hikayedir.
Ve bir insanı sevmek,
Onun hikayesini sevmektir.

Martin Heidegger
Güldüm.
‘’Ey akıl ! Bir harikasın sen!’’ dedim.‘’Sen konuştukça ben besleniyorum. Benim gibi tazsız tutsuz bir kadını nasıl sevebiliyorsun?’’
Martin Heidegger adında, yığın yığın kitap yiyen bir canavarla yaşıyordum.
Sözcükler ölü sinekler gibi. Kağıdın yapışkanına takılınca yaşamları uçuveriyor.
"... noksanlık şu demektir; birbirine ait olanın henüz bir arada olmayışı..."
"Kölenin esası bir midesi olması.O dolduğunda mutlu olur.Tiranların dümeni basit:Kölelerin karnını ve belden aşağısını doyurmak" dedi muzip bir gülüşle ve ekledi:"Bayağı bir ruh için hiçbir şey özgürlük kadar ağır değildir."
Uyumak için bir hap alıyorlar,bağırsaklarını çalıştırmak için bir başka hap,bir diğeri belleği canlandırmak için.Günün birinde insanları dolduran büyük pompalar olacak."
"Lengüistik dilin bilimidir, semantik ise sözcüklerin ne anlama geldiğidir. Kullandığımız bütün kelimeler herkes için aynı anlama geliyor zannediyoruz, ama bu doğru değil. İlkel halkların büyük çoğunluğu sandalye sözcüğünü sömürge güçlerinin gelişiyle öğrendi. Bugün sandalye dediğinizde sadece beyazların kullandığı tipte olanını anlıyorlar. Tek ayaklı modern bir sandalye gösterirseniz kuşkuyla bakarlar çünkü onlar için sandalyenin dört ayağı var. Pek çok örnek var böyle. Demokrasi ve aşk gibi soyut kavramlarda ise yanlış anlamalar her cümlede daha da korkutucu."
"Halk, yani siz ve ben, bayağı değiliz. Bayağı olmak, öykünülecek prototipler dayatılarak ve birtakım ilahlaştırmalarla öğretiliyor. Oysa sahte bu prototipler. O zaman halk sahte olana öykünmeyi öğreniyor. Üstelik öykünmek bütün bayağılıkların doğrudan doğruya kaynağı. Baden-Würtemberg'in veya Saksonya'nın köylüsü bayağı değil çünkü birine öykünmeye ihtiyacı yok. Düşündüklerinin iyi türden şeyler veya moda şeyler olduğunu sananlar şehirlilerdir, işte bu nedenle de hırslı küçük burjuvalar hep yapmacıklı görünür ve Amerikan İngilizcesi doluşmuş berbat bir Almanca konuşurlar."
Mark kuşkucu ve hatta kendini beğenmiş bir edayla hafifçe güldü.
"İnsanlığın amacı mutluluk değil mi?" diye sordu, sanki yanıttan eminmiş gibi.
Mark'ın ağzından ilk kez bu tür genellemeler çıktığını işitiyordum, bunları kim bilir nereden öğrendi diye düşündüm.
"İnsanlığın ne olduğunu bilmiyorum Mark" diye karşılık verdi Martin oldukça neşeli bir biçimde. "Ama sonuçta eğer mutluluk yazgınla yetinmekten ibaret olsaydı Neandertal'lerden daha ileride olmazdık bugün. Bu akşam ağzımızda muhtemelen az pişmiş bir parça bizon eti çiğniyor olurduk. Kristof Kolomb Amerika'yı keşfetmemiş ve ortalama yaşam süresi aşağı yukarı kırk yıl kadar olurdu çünkü hiç kimse şu veya bu hastalık için ilaç bulmaya zahmet etmeyecekti." Küçük purosundan derin bir nefes çekti. "İnsanda en ilginç olan şey, onu hep başka bir şey aramaya yönelten şu doyumsuzluğu."
Mark bunlardan rahatsız olmuş görünüyordu. Yatma vakti gelmiş de geçiyor gibi gerindi. Ben pek öyle değildim, bir kavanoz Türk şekerlemesi almaya içeri gittim. İçi fındık fıstık dolu yarısaydam bir çeşit macun, adına lokum diyorlar. Gerçi dişe yapışıyor ama çiğnemesi biraz da müstehcen bir zevk veriyor. Türklerimiz olduğundan beridir lokum Almanya'nın bütün büyük kentlerinde bulunuyor.
"Grethe senin gibi bir kız için ya çok zeki bir adam olmalı, ki bu durumda bir şarküterinin mutfağında çalışıyor olunmaz ya da çok zengin olmalı, ki ben de çok zengin değilim. Ya da mükemmel bir sevgili olmalı, bu da nasıl bir şey bilmiyorum."
--reklam--
Martin Heidegger'le Aşk ve Suç Yaşamım İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Şarkıyı da şuraya iliştirip başlayalım bakalım :) (Az biraz SPOILER içerebilir, az ama. Şarkı değil canım, inceleme)

https://www.youtube.com/watch?v=qol0bBbcm44

Yine yaptım. Heidegger ile ilgili tek satır dahi okumadan, okul sıralarından yalnızca adını hatırladığım, felsefesine dair ufacık bir fikrimin dahi olmadığı bu filozofu konu alan bir kitaba destursuz başlayıverdim. Yalnız hiç de kötü bir hamle olmadı bu benim açımdan. Aksine, bu kitapla birlikte Heidegger'a dair merakım perçinlendi.

Heidegger'ı daha evvelden okumadım belki ama Messadié'nin kalemine aşinayım. Çok da severim "Sokrates'in Karısı" kitabını. Anlatımı güzel bir yazardır, tavsiye de ederim. 183 sayfalık bu kitapta da, utanmasam ikide bir alıntı yapacaktım ama kendimi frenledim ve bu durum, kitabın bir bölümünde böyle devam etti. Yalnız burada bir şeyler eksikti sanki. Bunu biraz da, atmosferin farklılığına yormak lazım. Eee, sürekli kapalı bir havanın eşlik ettiği Almanya mı daha baş döndürücü bir atmosfer sunar, yoksa Antik dönem Yunanistan'ı mı? Cevap netse devam edebiliriz.

Neden kadınlar büyücülere, erkeklerden daha fazla giderler? Gelecekten haber almak için ve hayatlarını buna göre şekillendirmek için mi? Bence hayır. Sebep, kadınların büyülenmeyi sevmeleri. Erkek, bir kadını hayatında istiyorsa büyük ihtimalle o kadın, mantığına uygun bir kadındır. Fakat bir kadın bir erkeği hayatında istiyorsa, emin olun ki o erkek, o kadını büyülüyordur. Üstüne okuyup üflüyor demek istemiyorum tabii, vardır bir büyüleyici yanı. Kasaptan yaptığımız alıntı, bize bu konuda fikir verecektir. Erkek rahatına düşkündür, kadın macerayı sever. Bütün genellemeler gibi bu da yanlıştır, yine de parmaklarımdan dökülen her sözcük, beni bağlar ;) Size "macera sevmiyorum" diyen kadın da, siz hayatına girene kadar zaten maceraya doymuş ve de yorulmuştur. Ondan sebeple öyle der yani, içi geçmiş ya da ruhu çökmüş falan değildir. Şimdi ben böyle şeyler yazınca yanlış kitaba inceleme yazıyor gibi görünmüş olabilirim ama tam da doğru yerde doğru şeylerden bahsediyoruz, hiç meraklanmayın, alıcılarınızın ayarlarıyla oynamayın. Birazdan eğlence başlayacak.

Grethe ve Mark, sıradan bir çift. Sıradan bir işleri, sıradan bir hayatları ve sıradan bir ilişkileri var. Mark bu sıradanlıktan sıkılmış olacak ki mezarından kaldırdığı gibi Martin Heidegger'ı eve getiriyor ve "gel abi şu evliliğin içine bir ediver, hay götüne sağlık" diyor. Tabii böyle değil. Ama nereden bilecek ki, tanımadığı adamı eve getirip, sonrasında da işlerin böylesine sarpa saracağını. Siz siz olun, bu tip bir maceraya girişmeyin. Hele de Grethe gibi bir karınız varsa... Grethe tam bir afet. Güzel bir yüz, güzel bir vücut, nemfomani, biraz da alıklık... Bu kombinasyonda "afet" tanımı, başınıza gelen felaketi de çağrıştırıyor olabilir, dikkatli olmakta fayda var. Alıklığa gelecek olursak, burada Mark ve Grethe'nin ortak noktasını da yakalıyoruz. Ulan adam ölmüş, üstünden bilmem kaç sene geçmiş, siz nasıl kapınıza gelen adamı, iki satır felsefe yaptı diye Martin Heidegger olarak kabul edersiniz? Bu durum bana, Küçük Emrah'ın küçüklüğünde yaptığı o meşhur gafı hatırlattı:

-Klasik müzik sever misin? Mozart'ı dinler misin?
-Tabii severim. Türkiye'ye gelirse konserine giderim.

Emrah belki 200 sene kadar geç kalmıştı Mozart'ın konserine gitmeye, Mozart da gelememişti tabii buralara haliyle, ama Grethe, çakma Heidegger sayesinde köleliğinin farkına varmış, felsefe ile yoğrulmuş ve tabii o arada da nemfomanisine oynayan deneyimli aşık Heidegger sayesinde, hazzın da doruklarına tırmanmıştır çoktan. Heidegger'ın felsefesine sözlük boyutunda bakacak olursak, temel kavramları "özgürlük, teknik'e karşıtlık, dil" olarak ele alabiliriz. Kitapta da çakma Heidegger'ımız, Grethe'ye özgürlüğü anlatıyor, teknik'in insanlığı getirdiği durumdan dem vuruyor, dilin kullanımı ile ilgili ince detaylardan bahsediyor. Fakat Grethe için gerçekten bunlar mı itici güç oldu, yoksa Grethe, salt cinsel doyumun dalgasında mı sürüklendi, burada ikileme düştüm. Zira çakma Heidegger'ın, aslına uygun olmayan davranışlarını dahi sorgulama yoluna gitmedi. Neyse, fazla da detaya girmeyelim.

Felsefe ile yoğrulan kısımlar her ne kadar harika ve ufuk açıcı olsa da, olayın bağlandığı yer beni pek de tatmin etmedi doğrusu. Filmin koptuğu yer ve ötesi, belki de çok daha çarpıcı, etkileyici bitebilecek bir hikayeyi çarçur etmekle eşdeğer gibi geldi bana. Yine de bu durum, kitabı beğenmeme engel teşkil etmedi. Felsefesinin ekmeğini yedi diyelim bir yerde :) Ve kitap, felsefesinin ekmeğini yemişken bir felsefi soru da biz soralım: Acaba çakma Heidegger'ın Grethe'yi getirdiği seviye, gerçekten de "özgür insan" seviyesi miydi yoksa sistemin içinde kıvranan bu nemfoman afete özgürlüğü vadederek çakma Heidegger, sadece kendine bir seks kölesi mi edinmişti? (Post Mortem) 
Felsefi tartışmaların roman kurgusuyla verilmesinin daha cazip olduğunu düşündüğüm için kitabı okudum.Ve kendimle ilgili iki sonuca ulaştım;1-Kadın özgürleşmesi denince akla sadece cinsellikteki özgürleşme gelmesini anlamıyorum, 2-Edebiyat eseri okuduğumu düşünürken pornografik yazıların olması beni rahatsız ediyor ve ben bu tip yazı veya kelimelerin edebiyatta olmasını onaylıyamıyorum.Elbette herkesin düşüncesi farklı olacaktır.Bazı kişiler de benim çok sevdiğim polisiye türünü edebiyat olarak kabul etmez.İnsana dair herşey sanatta,edebiyatta yer almalı...fakat gönül bunun biraz daha incelikli,naif,insana yakışır olmasını arzuluyor.Bunları kitabın puanını neden düşük verdiğimi anlatabilmek için belirttim.Aslında kitapta çok hoş pasajlar da var.Bunları alıntılarda paylaşacağım.Kitapta olaylar çok hızlı gelişiyor,kurgu iyi yer yer yeni bir Bonnie ve Clyde çifti gibi okur gibi de oluyorsunuz. (ÜMİT YILMAZ) 
--reklam--
Martin Heidegger'le Aşk ve Suç Yaşamım PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Gerald Messadié - Martin Heidegger'le Aşk ve Suç Yaşamım kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Martin Heidegger'le Aşk ve Suç Yaşamım PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Gerald Messadié Kimdir?
Gerald Messadié 1931'de Kahire'de doğdu. Sainte-Famille Cizvit Okulu'nda öğrenim gördü. Paris'teki gençlik yılları, öğrenim gördüğü Doğu Dilleri Okulu'ndan (Hintçe, Tamilce) çok Jean Paulhan'ın Nouvelle Revue Française'deki bürosunda ve sıkça yinelenen Almanya kaçamaklarıyla geçti. İlk romanı "Une personnage sans couronne"u 1955'te yayımladı, roman daha sonra "Combat"da tefrika edildi; üçüncü romanı "Le Chien de Francfort"un (1961) ardından on yedi yılını yolculuklara, bilim gazeteciliği çalışmalarına ve dostlarına ayırdı. Birilerince evlat ya da kardeş –hiç değilse manevî evlat– olarak bellenmiş, keşiflere, okumalara susamış Messadié, uzun bir dönem Roma ve New York'ta yaşadı, bu arada Sudan'dan Samoa'ya, Gana'dan Bolivya'ya koşuşturup durdu, böylelikle insanlar arasındaki kardeşliğin kültürlerden ve dinlerden daha üstün olduğuna ilişkin inancını sürekli pekiştirdi.
Messadié yıllar boyu "Sciences et Vie" dergisinin başyazarlığını da yürütmüştür.
--reklam--
Gerald Messadié Kitapları - Eserleri
Musa - Cilt 1
Sokrates'in Karısı
Musa Ulus Yaratan Peygamber Cilt 2
Şeytanın Genel Tarihi
Martin Heidegger'le Aşk ve Suç Yaşamım
4000 Yıllık Tarihi Aldatmacalar
Davud
İskenderiye'nin Yazgısı
Gül ve Zambak 1. Cilt
500 Yıllık Bilimsel Aldatmacalar
Kurtların Yargısı 2. Cilt
Amerika Çiçeği 3. Cilt
Nefertiti'nin Gözleri
Süleyman Paşa Sokağı Numara 25
--reklam--
Gerald Messadié Alıntıları - Sözleri
Bulutlar onu saklıyor diye, güneşi inkar edebilir misin? (Davud)
Aşk gece olmadan bir ağaca konmaya çalışan kuş gibidir. (Gül ve Zambak 1. Cilt)
" Hayatta en büyük değişimler çoğunlukla sessiz sedasız meydana gelir. " (Kurtların Yargısı 2. Cilt)
Ah, egzotik cennet hayalleri ve buralarda geçen aşk hikâyeleri!
Kahramanlığın tatlı şanı ve şaşılacak servetlerin şehveti! (4000 Yıllık Tarihi Aldatmacalar)
[...] Herkesin doğrusu kendine. [...] (4000 Yıllık Tarihi Aldatmacalar)
Adalet bir krallığın yapı harcıdır... (Musa - Cilt 1)
Düş kırıklığı insanı yaşlandırır. (Davud)
Topraklar, derebeylerinin ellerinden, tüccarların ve dünün serfleri olan köylülerin ellerine geçer. Fernand Braudel'in, kapi­talizmin panayırlarda doğduğu tezi kanıtlanmıştır; ama bu kapi­talizmin hudutlardan ve siyasi çıkarlardan kurtulmaya başladığı daha az bilinir: Borç senedi, nakit para taşımadan hudutların ve durmadan değişen ittifakların ötesine önemli miktarlar transfer edilmesine imkan tanır. (Amerika Çiçeği 3. Cilt)
Kılıçların paslanmasına izin vermeyin! diyordu Davud belli belirsiz gülümseyerek. Kılıcınız köreldiyse, kınını değiş­tirin! Değişiklik iştahı azdırır. (Davud)
Güldüm.
‘’Ey akıl ! Bir harikasın sen!’’ dedim.‘’Sen konuştukça ben besleniyorum. Benim gibi tazsız tutsuz bir kadını nasıl sevebiliyorsun?’’ (Martin Heidegger'le Aşk ve Suç Yaşamım)
" Ölülerin sesini bir kez daha duymak için hayatını verirdi. " (Gül ve Zambak 1. Cilt)
Şeytan, Kötülük müdür?
Hayır, Tanrı iradesinin gerektirdiği ıstıraptır o. (Şeytanın Genel Tarihi)
" Olmazsam,ölmüşüm demektir. " (Gül ve Zambak 1. Cilt)
Göz önündeki şeyleri görmek ne kadar zordu! (Amerika Çiçeği 3. Cilt)
- Bu ülkede gerçekte üç iktidar vardır, dedi; kral, ordu ve din adamları. (Musa - Cilt 1)
“Hepimiz her zaman bir başkasının Şeytan’ıyız.” (Şeytanın Genel Tarihi)
“Gençlik güzeldi. Yetişkini böylesine çirkin yapan şey kötü düşüncelerdi, kinler, alçaklıklar, yalanlar, pis kıskançlıklar, kendini evrenin merkezi sanan insanın kibirli bencilliği, tembelliğin mutlu edilgenliği, yürek yoksulluğu, ölümün unutuluşu ve daha da kötüsü, ölüm korkusu.”  (Musa Ulus Yaratan Peygamber Cilt 2)
Altın hırsı insana yolunu şaşırtır. (Amerika Çiçeği 3. Cilt)
“Tanrı lütfettiklerini sebepsiz geri almaz. Bizi onlardan yoksun bırakan hatalarımızdır.” (Musa Ulus Yaratan Peygamber Cilt 2)
İyilik tehlikelidir Ksantippi, çünkü çoğu insan iyiliği üstünlüğün belirtisi olarak görür. Acımasızlığa gelince... herkes onun, güçsüzlüğün itirafı demek olduğunu bilmelidir. (Sokrates'in Karısı)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/martin-heideggerle-ask-ve-suc-yasamim-gerald-messadi-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)