# Mavisini Yitirmiş Yaşamak - Ali Çolak Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Mavisini Yitirmiş Yaşamak kimin eseri? Mavisini Yitirmiş Yaşamak kitabının yazarı kimdir? Mavisini Yitirmiş Yaşamak konusu ve anafikri nedir? Mavisini Yitirmiş Yaşamak kitabı ne anlatıyor? Mavisini Yitirmiş Yaşamak PDF indirme linki var mı?  Mavisini Yitirmiş Yaşamak kitabının yazarı Ali Çolak kimdir? İşte Mavisini Yitirmiş Yaşamak kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/mavisini-yitirmis-yasamak-ali-colak-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-07T08:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-08-07T08:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/07/ali-colak-kimdir-ali-colak-kitaplari-ve-sozleri-284440.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ali Çolak 
 Yayın Evi: Zaman Kitap 
 İSBN: 9758578650 
 Sayfa Sayısı: 135 
--reklam--
Mavisini Yitirmiş Yaşamak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Mavi işte, cıvıl cıvıl, kıpır kıpır mavi...Deniz mavisi, kararsız ve hırçın. Aşk gibi, verem gibi işler içimize. Kah yeşile, kah su rengine dönüşerek çılgına çevirir insanı. Ah gece mavisi...siyah saçlarına dolanmış karanlığın. Yaz akşamlarının iç serinliği, yıldız şavklarında gezinen şarkılar..Mavinin en koyusu, şehirli ve evcil olanı boncuk mavisidir. Çinilere işlenince sabırla büyülenen aşk ve sanat rengi. Ve turkuaz, mavinin yeşile oluşturduğu cümbüş...Maviler saymakla bitmez, masal gibi bir dünyanın içine çeker sizi.
--reklam--
Mavisini Yitirmiş Yaşamak Alıntıları - Sözleri
Dar paçalı pantolonlar üzerine çekilen o sivri uçlu, gıcır gıcır, ayna gibi parlayan körüklü çizmeler, bir dönem "seçkin" insanların alâmeti fârikalarından olmuştur. Anlatıldığına göre, yakmaya bile gazyağı bulunmadığı günlerde, zevk erbâbı gelip geçişleri fark edilsin diye çizmelerinin altına gazyağı sü- rerlermiş. Sonra da, adımlarının çıkarttığı "gıcıırt, gıcıırrt" sesleriyle "Ben geliyorum" demenin hazzına ererlermiş. Böylece, yürüme sanatına kendi halinde bir müzik de eklenirmiş...
Bir zamanlar genç, ihtiyar herkes baston kullanırmış. İhtiyaçtan çok bir süs unsuru sayılır, ayaklarla düşüncenin ritmini ayarlayan bir orkestra çubuğu gibi taşınırmış elde. Baston deyip geçmeyin, başlı başına bir sanat eseridir o. Sapının kıvrımı veya topuzu, işlemeleri, cilası... İnce bir zevk ürünü, şıklık ve zarafet örneğidir. Tık tık yere vuruşları, bir kılavuz gibi etrafı yoklayışı ile sahibinin yakın dostluğunu kazanır; sırdaş olur, dert ortağı olur ona. İnsanın elinde bütün zamanın şahidi; adımların, yönelişlerin, günahların, sevapların, öfke ve sevinçlerin sessiz bir takipçisi gibi durur. Boynunun bükük oluşu, her an efendisinin emrine hâzır ve nâzır olduğunun işaretidir. Zaman, onun işlemelerinden, cilâsından bir şeyleri alıp götürür, tıpkı sahibinden götürdüğü gibi... Fakat o sahibinin anılarını saklayan bir şahit olarak kalır. Bugün eski insanlar göçüp gitmiş, bastonlar sağa sola atılmış, kaybolmuş; yürümek de zevkini yitirmiştir.
Yitirdiğinin farkına varmak, belki de aramaya başlamak için ilk adımdır.
Mendil kadar toprağım olsa dünyada
Bir ağaç dikip de şöyle yaslansam
Dalından bir kazma sapı yapsam bir de ok
Tabutunu kendi çakmış bahtiyar olsam
Şaban Abak
Yaşamayı tek duzelikten, eskimekten kurtarmanın yolu ruhun etrafındaki duvarları yıkmaktır.
--reklam--
Mavisini Yitirmiş Yaşamak İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabı ablamlardan kalan bana hitap etmedikleri için satmak üzere ayırdığım kitapların arasındayken fark ettim. Kitaplığımda yer olmadığı için bazılarını satmaya karar vermiştim bu kitap da onlardan biriydi. Ama sonrasında yanlışlıkla elimden düştü ve bir alıntıya dikkat ettim ablam altını çizmişti. İlgimi çekti ve okumaya karar verdim. Okuduktan sonra fikrim hala değişmedi kitap rafta yerini koruyamadı maalesef ki...
Aslında kitap bazı yönlerden iyimser ama ben mi fazla negatifim yoksa okuduklarım mı gereksizdi anlayamadım. Ve ben deneme okumayı çok severim normalde ama bu kitap birkaç alıntı dışında benim ilgimi çekmedi. Hayatın mavisini yitirdim sanırım. Okumak isteyenlere keyifli okumalar. (Fatmanur Coşkun) 
Yürüme sanatı: Lise iki. Kısa süren yazılılardan birini 15 dakika içinde bitirip vermişiz, gözlerimiz saatte 40 dakikanın dolmasını bekliyor aramızda fısır fısır konuşuyoruz. Gözetmenimiz edebiyat hocamız aynı zamanda rehber hocamız "Hadi size bir kısa parça okuyayım çok beğendim ben" diyor başlıyor okumaya. Yürümekten bahsediyor ama öyle çok şey anlatıyor ki aslında : yaşayın diyor, hayata durup bakın, kendinizden kaçmayın, kendinizi bulun, sevin, mutlu olun ! Zil çalıyor çıkıyoruz. Ben o günden sonra yürümeyi seviyorum, bırakılsa saatlerce yürüyebilirim asla gözümde büyümüyor bir yere yürümek. Zaman geçince yürümeyi sevme sebebimi öyle unutmuşum ki bazen kendime şaşırıp "Her şeye üşenirim buna nasıl üşenmiyorum her yere yürüyebiliyorum" diye sorup cevap alamazdım. Bugün iş yerinde kitaplıkta dikkatimi çekti kitap ismi, alıp ilk parçayı okuyunca gözlerimden yaşlar boşandı. Edebiyat hocamın sesi kulaklarımda, ben lise sırasında oturmuş onu dinliyor zil çalmasını bekliyorum. Ben o gün yürümeyi sevmeyi öğrendim, bugün ise yürürken düşünmem gereken diğer ayrıntıları hatırlıyorum.

~ Kitabı bitirmedim sadece hiç farketmeden hayatıma dokunan anıyı bir yerlere yazmadan es geçmek istemedim, bitirdiğim zaman incelememi güncelleyeceğim eminim diğer parçalarda da kendime ait veya bambaşka bir bakış açısı katacak bir şeyler bulacağım. (•İrem) 
--reklam--
Mavisini Yitirmiş Yaşamak PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ali Çolak - Mavisini Yitirmiş Yaşamak kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mavisini Yitirmiş Yaşamak PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ali Çolak Kimdir?
1965 yılında Nazilli’de doğdu. Toygar İlkokulu’nu, Sümer Ortaokulu’nu ve Nazilli Endüstri Meslek Lisesi’ni bitirdi. Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi’nde başladığı yüksek öğrenimini ikinci sınıfta bıraktı. Daha sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne girdi ve 1988 yılında buradan mezun oldu. Bir süre bir yayınevinde çalıştı. 1989’un Mart ayında arkadaşlarıyla birlikte edebiyat dergisi Kırkikindi’yi çıkardı.(3 Sayı) Daha sonra Milli Eğitim bakanlığı’na geçerek Mardin’in Savur ilçesinde edebiyat öğretmenliğine tayin edildi. Burada yarım dönem çalıştıktan sonra istifa etti ve İstanbul’da bir özel öğretim kurumunda öğretmenliğe başladı. 12 yıl süreyle öğretmenlik ve yöneticilik yaptı.

 

1989’da, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeni Türk Edebiyatı Bölümü’nde başladığı yüksek lisans çalışmasını, tezini tamamlamadan bıraktı. Çeşitli edebiyat dergilerinde denemeler yazdı. 1992 yılında Zaman gazetesinde köşe yazarlığına başladı. Deneme türünde eserler veren ve çeşitli yayınevlerinden çıkmış 10 kitabı bulunan Ali Çolak, 1996 yılında ‘Günlük Güneşlik Şarkılar’ adlı kitabıyla, Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) ‘Yılın Deneme Yazarı’ ödülünü aldı. Ali Çolak, haftada bir yazdığı köşe yazılarının yanı sıra 2001 yılından bu yana Zaman’ın kültür - sanat sayfası editörlüğünü yürütüyor.
--reklam--
Ali Çolak Kitapları - Eserleri
Mavisini Yitirmiş Yaşamak
Günlük Güneşlik Şarkılar
Periyi Uyandırmak
İnce Sözler
Bilmem Hatırlar mısın?
Susarak Konuşalım
Yitik Hüzün
Söz Işıldağı
Günsarısı
Günün Ötesi
Şair Dediğin
Bir Bahçe Düşü
Ama Sözcükleri Götüremezler
Bir Ateş Yakmak
İslam’a Göre Anadolu’da Düğün Adetleri
--reklam--
Ali Çolak Alıntıları - Sözleri
'Kaçmak'... galiba bugünlerde ruhum en çok onunla meşgul. Kendime mi, uzaklara mı, meçhule mi? Ne önemi var... (Yitik Hüzün)
" Bu kentin koynuna girdiğim günden beri
Cebimde ölümüm
Avuç avuç dağıtırım insanlara bir türlü tükenmez ölümüm."
Alâeddin Özdenören (Bir Bahçe Düşü)
''Aşkın şiddetine mukavemet edecek ve fakat birbirine değdikçe alev alacak kelimelerimiz yok artık.'' (Bir Bahçe Düşü)
Dağı taşı, kurdu kuşu, cümle yaratılmışı dost bilsek kendimize... (Günün Ötesi)
Delirecekmişim gibi hissediyorum. Bu korkunç çağda daha fazla yaşamayı sürdüremem. (Periyi Uyandırmak)
İnsan çağımızda gönül tarlasına durmadan put dikiyor. Kendi türettiği eşyaya, kendi kurduğu sisteme veya kendinin yücelttiği insana tapmak yoluyla kendine tapmaya çalışmakta belki de. Kendini dolaylı yoldan putlaştırmanın boş deneyinde.. (Ama Sözcükleri Götüremezler)
Oyuncağın kıt olduğu zamanlarda yaşamanın güzel bir yanı var mıydı?
Bu bir avuntu değilse evet vardı!
Mecburiyetten, elinden iş gelir çocuklar olmuştuk.
Çakıyla, testereyle, keserle kendi oyuncağımızı kendimiz yapabiliyorduk.
Harikulade uçurtmalar yapar uçururduk mesela...
Küçücük ellerimizle yaptığımız oyuncakları hiçbir fabrika üretemezdi... (Bir Ateş Yakmak)
Yitirdiğinin farkına varmak, belki de aramaya başlamak için ilk adımdır. (Mavisini Yitirmiş Yaşamak)
İçinizde bir kıpırtı oluyorsa karlar savrulunca, yüreğiniz kamaşıyorsa, yaşınıza başınıza aldırmayın. Çıkın sokaklara, yürüyün, ıslık çalın, türküler söyleyin... Size eşlik eden birileri mutlaka olacaktır. Hiç kimse yoksa, gece yarısı bir dostunuzu uyandırın, İsmet Özel'in dediği gibi. Ona kar musikilerinden söz edin. İçinizi beyaz bir şarkı kaplasın sabaha kadar... (İnce Sözler)
Çocukluğun cumartesileri, biraz uyku, tatlı bir tembellik, naz ve en çok da oyun değil midir? Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen, ama o kadar da çabuk bitiveren, sabun köpüğü gibi uçup giden, ardında ince yorgunluklar, zaman dinlemeyen çocukça arzular ve akşam kızıllıklarına doğru yükselen toz bulutları bırakıp giden bol ışıklı bir gün... (Günlük Güneşlik Şarkılar)
İnsan insandır ve acılar evrenseldir. (Günsarısı)
Onlar hüznü bir ceyiz
Çileyi ince bir nergis
Ve gülerken bir dağ silsilesi
Taşırlar
Ve acıdan ibarettir
Kayıtlarımızda anneler (Bir Ateş Yakmak)
İnsan bir hatıra oluyor nihayetinde (Susarak Konuşalım)
Ahmet Haşim'in 'hastalığı' ise. Allah affetsin, yine boğazındandır fakat bu normal bir 'yemek' tutkusu değildir. Haşim toprak yer! Evet, toprak ... Masasının üzerinde, mavi bir çanak için-de, kili hiç eksik etmediğirıi en yakın arkadaşları anlatır. Büyük bir iştah ile yediği bu kili, zamaan zaman misafirlerine de ikram ettiği olmuştur. Hani şu vaktiyle. hamamlarda saça sürülen koyu toprak rengindeki kil yok mu, şair işte onu çerez gibi atıştırır: Üstelik böbrek hastası olduğu ve kumlu şeyler yememesi icap ettiği halde ... Bu vaziyetine şahit olan Abdülhak Şinasi Hisar, onun iştahla yediği toprakta çocukluk günlerinin kokusunu buldu-ğunu anlatır: "Karanlık ve yalnız saatlerinde bu toprağı, ağzına alıp çiğnediği zamanlar, onun kokusunda belki çocukluğunun, Dicle'nin geçtiği mevsimlerde ve en eski gecelerinin titrek, hislerini buluyordu. Haşim, bu kili ağzına alınca belki o eski toprakların, gecelerin, sıcakların usaresini bir meme gibi emdiğini duyuyor ve ruhuna onların tadının döküldüğünü duyuyordu (Şair Dediğin)
Sevdiğini hiç söyleyememek ne acıdır! (Günün Ötesi)
Mendil kadar toprağım olsa dünyada
Bir ağaç dikip de şöyle yaslansam
Dalından bir kazma sapı yapsam bir de ok
Tabutunu kendi çakmış bahtiyar olsam
Şaban Abak (Mavisini Yitirmiş Yaşamak)
Yeryüzünde hiçbir ses, hiçbir koku ve yaşanmış hiçbir an bütünüyle yok olmaz, silinmez.
Yeri ve zamanı geldiğinde, bir itici güç, bir olay ya da bir çağrışım hiç ummadığımız anda fitili ateşler ve onlar, saklandıkları yerlerden, küllerini silkeleyip çıkarlar: hatırlarız! Hatırlayamadıklarımızın ya zamanı gelmemiştir ya da geçmiştir.
Jorge Semprun, "Her şey kaldı bende her şey!" diyordu. (Bilmem Hatırlar mısın?)
Şimdi, varsa yoksa plastik ve mutlu kadınlar sanatı. (Yitik Hüzün)
Ağrıya, melâle, kedere tutulmuşlar, huzursuzlar... Hangi çağda, nerede yaşarsa yaşasın, buluyorlar birbirlerini.. (Ama Sözcükleri Götüremezler)
Hepimiz ayrı ayrı tutulduk dünyaya
Denizi görenler deliye döndü
Gökyüzüne bakışı vardı bir ceylanın
Bütün ömrümce unutamam... (Susarak Konuşalım)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/mavisini-yitirmis-yasamak-ali-colak-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)