# Maziye Bir Bakıver - Dursun Gürlek Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Maziye Bir Bakıver kimin eseri? Maziye Bir Bakıver kitabının yazarı kimdir? Maziye Bir Bakıver konusu ve anafikri nedir? Maziye Bir Bakıver kitabı ne anlatıyor? Maziye Bir Bakıver PDF indirme linki var mı?  Maziye Bir Bakıver kitabının yazarı Dursun Gürlek kimdir? İşte Maziye Bir Bakıver kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/maziye-bir-bakiver-dursun-gurlek-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-19T02:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-05-19T02:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/19/dursun-gurlek-kimdir-dursun-gurlek-kitaplari-ve-sozleri-225821.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Dursun Gürlek 
 Yayın Evi: Timaş Yayınları 
 İSBN: 9789752631717 
 Sayfa Sayısı: 336 
--reklam--
Maziye Bir Bakıver Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Dersaâdet'in cumbalı evlerinde, eski İstanbul hanımlarının yaptıkları "pencere sohbetleri"ni, ahşap evlerin cephelerinde yer alan "Ya Hafız!" levhalarının ne anlama geldiğini, bir zamanlar Ayasofya'nın etrafını saran farelerin nasıl ürkütüldüğünü, Sultan
İkinci Abdülhamid'in Beylerbeyi Sarayı'nda Enver Paşa'ya söylediği ibretâmiz sözleri, Fatih'teki Şekerci Hanı'nı mesken hale getiren şeker insanların; şairlerin, yazarların hallerini, Galata Mevlevîhanesi'nde icra edilen sema törenlerini ve hatıralarda kalması gereken daha pek çok tabloyu gözlerinizin önüne seriyor.
--reklam--
Maziye Bir Bakıver Alıntıları - Sözleri
Gazneli Mahmut dönemine kadar fillerin hortumuna kılıç bağlayıp cenge gönderirlermiş. Filler güzel cenk eder ve iyi kılıç sallarmış.
Aşırı duygusallığı ile meşhur olan 3 hayvan vardır: At, fil ve maymun...
Eskiler, kalemin yazı yazmak için kağıtla temasını, kalemin secdesi olarak nitelendirdiler...
Allah, vermek istemeseydi "isteme"yi vermezdi...
21 Mart'ta yılda bir kere güneş Edirnekapı'daki Mihrimah Sultan Camisi'nin tek minaresinin arkasından batarken aynı anda Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Camisi'ne ait iki minarenin arasından dolunay doğar. Mihrimah Sultan, 21 Mart'ta doğmuştur, Mihrimah zaten güneş ve ay demektir. Mimar Sinan, ona duyduğu ilgiyi muhteşem bir sanat eseri ile ortaya koyar. Ne incelik ne güzellik ne zarafet..
Selahattin Eyyubi ölüm döşeğindeyken evinin önündeki direğe kefeni asılır. Kefeni asan bayraktar bağırır:
"Sultan Selahaddin'in dünyadan ahirete götüreceği şey işte bu kefenden ibarettir.."
"Sizler yerdekilere acıyın ki göktekiler de size acısın!"(Hadisi şerif)
...
(Bundan dolayıdır ki bazen yağmurun yağmasının sebebinin yeryüzündeki kedi, köpek ve diğer hayvanların yüzüsuyu hürmetine olduğu söylenir. O yüzden merhamet etmeyene merhamet edilmez, denmiştir.)
Şeyhülislam İbn-i Kemal'e sorarlar: "Ben kadınların girdiği cennete girmem" derse biri şer'an ne gerekir?
Cevap verir: Girmezse cehenneme girsin!
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ HAYÂLİ CİHAN DEĞER
Ömür kısa, vakit dar. Yapılacak iş çok, gevezelik yapacak vakit yok. Bizim dumana değil köze, lafa değil söze ihtiyacımız var.
Aynı zamanda usta bir bestekâr olan filozofun( Farabi'nin) "kânun" adındaki musiki aletini icat ettiği biliniyor.
"Gafile kelam; nafile kelam"
"Türkleri seviniz; çünkü Türkler ceyş-i mansur-ı islamdır' (İslamın muzaffer ordusudur)
Seyyid Abdüsselam Esmer Hazretleri
Ağaran saçlar, dökülen kaşlar; bükülen beller, titreyen eller; susan bülbül, solan güller; fersiz gözler, tesirsiz sözler artık vaktin geldiğini haber veriyor; "Ey insan! Bir an önce kendine gel! " diyor.
Hz Musa Firavun'un helak olması için dua eder duası kabul olur. Fakat 40 yıl sonra helak olur, bunun hikmetini merak ederek cenab-ı hakka sorar:
Ya Musa Firavun'un cömertlik sıfatı sebebiyle duanızın kırk yıl gecikmesine sebep oldu.
Yaşarmayan göz, akmayan çeşme gibidir.
--reklam--
Maziye Bir Bakıver İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Geçmişle hemhal olmamı sağlayan, yazarın benimle muhabbet etmesine imkan sunan, yeni kitaplarla buluşmama vesile olan, bilmediğim yazarlarla aşina olmam konusunda yardımda bulunan kitapları seviyorum. Bu kitap gibi. Eskiyi seven herkese tavsiyemdir. (Münzevi Okur) 
Mazisi olmayanın geleceği olmaz. Mazi derin. Mazi gerekli. Ve öyle bir mazimiz var ki bir kısmımız mazimize sonuna kadar sahip çıkıyor; bir kısmımız tamamiyle reddediyor. Kendi yazısından bir gecede mahrum bırakılan millet kendi mazisini okuyamıyor.
Sayın Dursun Gürlek kendi yaşam deneyimleri ve okuduğu kitaplarla derlediği bu eserde bir nebze olsun maziyi önümüze seriyor. Ecdad bizden onları bilmemizi bekliyor. Yanlışla değil hakikatle. Keyifli okumalar... (Ayşe Nur) 
Dikkat kitap sizi maziye götürür!: Yolculuk yapmayı sevenler için güzel bir kitap. Zira okurken insanı maziye alıp götürüyor.
Özellikle çeşmelere "Su güzeli", kıymetli yazarlarımıza da "kalem güzeli" demesi çok hoşuma gitti. (•~Seçkin Okur, Seçerek Okur~•) 
--reklam--
Maziye Bir Bakıver PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Dursun Gürlek - Maziye Bir Bakıver kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Maziye Bir Bakıver PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Dursun Gürlek Kimdir?
1952 yılında Tokat'ta doğdu. İlk ve orta tahsilini memleketinde tamamladı. İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Yeni İstanbul, Tercüman, Hürriyet, Günaydın gazetelerinde çeşitli görevlerde bulundu. Bir süre muhtelif okullarda Türkçe ve Edebiyat öğretmenliği yaptı.Biyoğrafi araştırmaları ve çeşitli makaleleri Meşale, İnanç, Milli Kültür, Türk Edebiyatı, Kültür Dünyası gibi dergilerde yayınladı. Tarih ve Düşünce dergisinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Bu dergide neşrettiği "Kırkambar" ve "Ayaklı Kütüphaneler" başlığı altındaki yazılarıyla dikkat çekti.

Yazarın, Osmanlı Tarihi, Şark Klasikleri ve biyografi sahasındaki çalışmaları halen devam etmektedir.
--reklam--
Dursun Gürlek Kitapları - Eserleri
Çınaraltı'nda Kitap Sohbetleri
Karınca Huzura Varınca
Ayaklı Kütüphaneler
Tebessüm ve Tefekkür
Maziye Bir Bakıver
Sohbet Tadında
Kültür Dünyamızdan Manzaralar
Muhabbet Ateşi
Dersaadet'te Ramazan Akşamları
Dersaadet'te Bayram Sabahları
Namık Kemal
İbnülemin Mahmud Kemal İnal
İbnülemin Mahmud Kemal İnal - 2
--reklam--
Dursun Gürlek Alıntıları - Sözleri
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ HAYÂLİ CİHAN DEĞER (Maziye Bir Bakıver)
Allah bes baki heves (Muhabbet Ateşi)
Yılda iki defa değil de her gün bayram havası teneffüs etmek isteyen kimsenin, İslami bir hayat yaşaması gerekiyor. Unutmayalım ki Müslüman'ın üç büyük bayramı vardır: birincisi, ömrünü imanlı olarak bitirmesi, ikincisi cennete girmesi, üçüncüsü de orada Cemâlullah ile şereflenmesidir. (Dersaadet'te Bayram Sabahları)
O gül-endâm bir al şâle bürünsün yürüsün
Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürüsün

 Enderunlu Vâsıf (Sohbet Tadında)
Bir ilim adamı, konferans vermek üzere salona girmiş. Lâkin içerisi bomboş. Sâdece ön koltuklardan birinde bir hayvan bakıcısı, yâni bir seyis oturuyormuş. İlim adamı, konuşup konuşmamakta bir an için tereddüt etmiş. Derken seyise sormuş: "Senden başka kimse yok. Konuşayım mı, konuşmayayım mı?" Seyis şöyle cevap vermiş:

- Efendim, ben seyisim, dolayısıyla bu işlerden pek anlamam. Sâdece şu kadarını söyleyeyim ki, ahıra girdiğimde bütün atların kaçtığını, içeride sâdece bir atın kaldığını görmüş olsaydım, onu yine de beslerdim.

Mesajı alan ilim adamı, konferansa başlıyor ve iki saatten fazla konuşuyor. Görevini zevkle yapmanın gurûruyla ve tek kişilik dinleyicisinin de memnun olduğunu düşünerek soruyor:

- Konuşmamı nasıl buldunuz?

Seyis şu ilgi çekici cevabı veriyor:

- Hocam, başta da söylediğim gibi, ben bu işlerden anlayan biri değilim. Ama yine ahıra girip biri dışında bütün atların kaçtığını görseydim onu yine beslerdim ama elimdeki bütün yemi verip hayvanı çatlatmazdım. (Muhabbet Ateşi)
Bizim gibi yabanzâdelere,"Babanzâdeler" rehberlik etmelidir.. (Ayaklı Kütüphaneler)
Çölde âheste adımlarla yürüyen kimse,acele edeni geçti. (Muhabbet Ateşi)
Şeker kamışı mahsulünü kaldıran tropikal bir ada ülkesi olsak hasat festivali gibi bir Şeker Bayramı yapmaya hakkımız olurdu. (Dersaadet'te Bayram Sabahları)
Allah Resulü şöyle buyurdu:
Yüce Allah üç sesi sever. Bunlar:
1.Horoz sesi
2.Kur'an okuyan kimsenin sesi
3.Seherlerde tövbe ve istiğfar edenin sesi (Sohbet Tadında)
İftardan sonra evlerde, konaklarda teravih hazırlığı başlar. Herkeste bir neşe, herkeste bir sevinç. Şakır şakır abdestler alınır, irili ufaklı cam veya muşamba fenerler hazırlanır, güle oynaya câmilerin yolu tutulur. Bu esnada o muazzam câmiler kapılarına kadar tıklım tıklım dolmuştur. (Dersaadet'te Ramazan Akşamları)
Bozulmuş cemiyetlerde bozulmamış fertler suçlu vaziyetinde kalırlar (Karınca Huzura Varınca)
İbnülemin'in hocası Hüsnü hoca oğlu Necati'yi derslere almaz ve "üdebâ meclisinde cühelânın yeri yoktur" diyerek aşağıda oturtur. Cahil dediği Necati, yıllardan beri Almanya'da profesördür. (İbnülemin Mahmud Kemal İnal)
Bundan elli altmış sene evvel zamanın padişahı Sultan İkinci Abdülhamid Han bir çok sebeplerle Ramazanlara fevkalade ehemmiyet verirdi. Evvelâ dindardı. Bu mübarek tesîd eder, ona hürmet ederdi. Muntazaman oruç tutar, Kur’an-ı Kerim okur, namaz kılar ve bunu böyle yapanlara ayrıca para verir, severdi. Mübarek ayın hulûlünden evvel kilercibaşıyı çağırır, ona emirler verir, sofralar ve yemekler ve her akşam iftara davet ettiği askerlere verilecek iftariyeler üzerinde zihin yorar, adeta menüleri kendisi hazırlardı.

Saray-ı Hümayun’da iftara gelecek misafirlerin hizmetine verilecek olan sofracıların elbiselerine kadar meşgul olur, alaturka setre mi, yoksa redingot mu giymelerini münakaşa ederdi. Ve hele bu adamların fevkalade temiz olmalarını isterdi. Bu padişah hem çok titiz, hem çok temizdi. O kadar ki iftariye olarak kendisinin göndereceği çil çil altınları tekrar yıkattırır, kurutturur, gözünün önünde kırmızı atlas keselere koydurtur, ağızlarını mühürlettirirdi. Banknotları da bezlerle sildirtir, sonra zarflara yerleştirirdi. Üzerine de zamklı mührünü (A.H) yapıştırırdı. (Dersaadet'te Ramazan Akşamları)
Bir gün doğar elbette şems-i hakikat
Hiç böyle müebbed mi kalır zulmet-i alem? (Karınca Huzura Varınca)
"Selam verdim,rüşvet değildir deyu almadılar!" (Muhabbet Ateşi)
İnsan hayatı gerçekten çok kısadır. Ezel ve ebede göre zaman ne kadar kısadır. Zamâna göre kâinatın ömrü ne kadar kısadır. Kâinatın ömrüne göre dünyânın ömrü ne kadar kısadır. Dünyânın ömrüne göre mahlûkatın ömrü ne kadar kısadır. İnsanın ömrü ise bir günden, bir saatten bir dakîkadan ibârettir. Hattâ bir "ân-ı vâhid" dir. Öyleyse dem bu demdir. An, bu andır. Şurası bir gerçektir ki, insan bu kısa ömürde, ebedî hayâtı, bütün özellikleriyle, olanca güzellikleriyle kazanabilir. Unutmayalım ki, inanan insan kazanan insandır. Yok, yoksa vardır. Mâdemki Allah var, her şey vardır. (Sohbet Tadında)
Selahattin Eyyubi ölüm döşeğindeyken evinin önündeki direğe kefeni asılır. Kefeni asan bayraktar bağırır:
"Sultan Selahaddin'in dünyadan ahirete götüreceği şey işte bu kefenden ibarettir.." (Maziye Bir Bakıver)
Diyojen, gündüz vakti elinde bir fenerle dolaşıyordu. "Ne arıyorsun?" dediler. "Adam arıyorum." cevabını verdi. (Tebessüm ve Tefekkür)
İmam-ı Gazali Hazretlerine, "İlimde bu mertebeye nasıl yükseldiniz?" diye sordukları zaman o büyük alim şu cevabı verdi, "Bilmediğim şeyleri sorup öğrenmekten utanmadım!" (Tebessüm ve Tefekkür)
Ömür kısa, vakit dar. Yapılacak iş çok, gevezelik yapacak vakit yok. Bizim dumana değil köze, lafa değil söze ihtiyacımız var. (Maziye Bir Bakıver)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/maziye-bir-bakiver-dursun-gurlek-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)