# Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği - Mehmed Niyazi Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği kimin eseri? Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği kitabının yazarı kimdir? Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği konusu ve anafikri nedir? Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği kitabı ne anlatıyor? Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği kitabının yazarı Mehmed Niyazi kimdir? İşte Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/medeniyetimizin-analizi-ve-gelecegi-mehmed-niyazi-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-09T18:00:09+03:00
- Güncelleme: 2022-03-09T18:00:09+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/09/mehmed-niyazi-kimdir-mehmed-niyazi-kitaplari-ve-sozleri-171823.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Mehmed Niyazi 
 Yayın Evi: Ötüken Neşriyat 
 İSBN: 9789754373318 
 Sayfa Sayısı: 212 
--reklam--
Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kendine hayranlık besleyen bir toplum yasamaktan kesilir, dünyaya perdelerini indirir, ve matem çanına eline uzatır. Her kamil olduguna inanan gibi, şeyatnını içinde taşr; artık kaderi seytanın insafına baglıdır... Ama kultur ve medeniyetin olusmasi kendine guvene ihtiyac duyar..
--reklam--
Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği Alıntıları - Sözleri
Coğrafya milletlerin psikolojisinde etkili olduğu Herodotus'tan beri düşünürlerin dikkatini çekmiştir. Coğrafya milletlerin üzerinde gerçekten etkilidir. İnsanların yapısında, renginde ve telakkisindeki payını inkar mümkün değildir...
Montesquieu 'nun tespit ettiği, "medeniyetler çoğu kez prensiplerini aşırıya vardırdıkları için mahva giderler"
İslamiyet'ten önce Araplar putperest idiler; İslamiyet'ten sonra da zaman zaman bu inançlarını hortlatma alametleri görülüyordu. Bunun için Eş'arî Hazretleri aklı, töreleri, hayatın diğer unsurlarını bir kenara koyup, sadece Kur'an ve hadislerle Cenab-ı Allah'a mutlak itaati yerleştirmenin zaruretini duyuyorlardı. İmam Mâtûridî Hazretleri Türkistan'da yaşıyordu. Türkler İslamiyet'i kabulden önce de tek tanrılı dine inanıyorlardı; çok tanrılı dinlerini terk edeli yüzyıllar olmuştu. Bunun için Eş'arî hazretlerinin duyduğu zarureti duymuyor; Kur'an ve hadislerin yanı sıra akla ve diğer ilimlere de önem veriyordu. Müslüman olarak yanlışımız bu büyük âlimlerin, niçin bu içtihatları yaptıklarını iyi değerlendiremememizdir.
Şehirler, insanların zihniyet ve eğitimlerinin aynasıdır.
Çünkü insan değerlerine göre hareket edince, gülünç olduğunu farketmez; gülünçlüğü ancak bu değerlere sahip olmayanlar fark ederler.
Zayıf milletler hayatlarını ancak güçlü milletlerin ipotekleri altında sürdürürler.
Bir kültür ancak kendi değerini taşıyorsa, canlıdır. Batı'dan aldıklarımıza, manevi ve milli değerlerimizi katmadıkça, ne aldıklarımızı kendimize mâl edebiliriz ; ne de yeni bir senteze dair ümit besleriz. Batı'yı hayran hayran seyreder, manasına nüfuz edemeden onu taklit ederiz...
Medeniyetler birbiriyle kurdukları diyalogla kendilerini yenilerler. Diyaloğun asgari şartı ise, birbirine alternatif üretebilecek medeniyetlerin varlığıdır. 15. yy'dan itibaren medeniyetimize alternatif üretebilecek bir dünya olmadığından, dimağımız hayatın yegâne kaynağı haline geldi.
İslamiyet geriliğe sebebiyet verseydi, Müslümanlar geçmişte büyük medeniyetler ve devletler kuramazlardı. Batı'yı kuvvetlendirense, o zaman ekonominin itici gücü olan demir ve kömüre fazlasıyla sahip olmasıdır. Bu madenleri ve ekonomik imkanları daha faydalı hale getirmekte rol oynayan, geliştirdikleri ilimlerdi.
Sanat ancak millî bir ruhla yoğrulur, insanlığa da millî ruhla açılır.
Onlar gibi olmayalım diye değil de, onlara ihtiyacımız kalmasın tutkusuyla taklitte bulunursak, hatta onları anlayarak aşmaya çalışırsak, yapıcılığa ulaşabiliriz. Şuurlu taklit, ikinci kere Amerika'yı keşfetmek zaruretinden bizi kurtarır ve onlarla boy ölçüşmeyi gaye edindiğimizden şahsiyetimizi de göz önünde bulundurmaya bizi zorlar.
Moloz yığınlarının üzerinde yaşadığımız tarihimizden, değişik coğrafyaların ve zaman dilimlerinin lif lif dokunduğu kültürümüzden, çağın ilimleriyle meczolmuş, insanlık için yüreği çarpan bir medeniyet filizlendirmeyi azıcık şuur sahibi insanımız nasıl görev bilmez!
Eğer insan yaşanabilir bir dünyada ömür sürmek istiyorsa, mutlaka ilahi denetime tabi olduğunun şuurunu taşımalıdır.
Hayat bir bütündür; şahsiyet ise mazinin haldeki görüntüsüdür...
Ama bizim asıl görevimiz karnımız doyduktan sonra başlar; "Hakka kulluk, halka hizmet" düşüncesi sonsuz basamaklı merdiven misali karşımıza çıkar
--reklam--
Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Medeniyetimizle ilgili görüşlerini çeşitli başlıklar altında incelenmiş ve yazar hayat görüşünü de eklemiştir. Bir çok bölümde çeşitli notlar aldığım bir kitap. Özellikle devlet idaresi ve bürokrasi alanındaki eleştiri ve önerileri dikkate değer. (Nuh Mehmet) 
yazar/Mehmed-Niyazi, bu kitabında Türk-İslam çerçevesindeki medeniyetimizi inceleyerek aslında ne kadar geniş bir birikime sahip olduğumuzu, içten içe kendimizi kıyasladığımız Batı'nın bizim medeniyetimizin çok daha aşağısında bulunduğuna açıklık getirmiş. Medeniyet, Batı'nın etiketi gibi gösterilse de işin aslının öyle olmadığı, medenî olmak için sadece bilimde ve ilimde iyi olmanın yeterli olmayacağı anlatılmış. Çabucak bitirilecek, roman gibi akıcı bir kitap değil bu yüzden okuma süreniz uzayabilir ancak bu kitaptan ne kadar uzun süre faydalanabilirseniz o kadar kârdır . İyi okumalar. (Lale) 
--reklam--
Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mehmed Niyazi - Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mehmed Niyazi Kimdir?
İlk ve orta okulu Akyazı'da okudu. Liseyi İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nde bitirdi. Sonra Hukuk Fakültesi'ne girdi; 1967de oradan mezun oldu. O zamanlar da hukuk fakültesinde takıntısız olarak üçüncü sınıfa geçenler, dekanlığa müracaat edip, izin alarak edebiyat fakültesinin herhangi bir bölümüne devam edebiliyorlardı. Bu imkândan faydalanarak Edebiyat Fakültesinin Felsefe bölümünden de sertifika aldı. Mezuniyetini takiben devlet felsefesi sahasında doktora yapmak için Almanya'ya gitti. Brilon'daki Goethe Enstitüsü'nde Almanca öğrendi. Marburg Üniversitesi'ne intisap ederek burada Prof. Dr. Ditrich Pirson'un yanında "Türk Devletlerinde Temel Hürriyetler"konulu doktorasına başladı. Uzun yıllar Almanyada oturdu. 1988 yılından beri Türkiyede ikamet etmektedir. Tercüman ve Zaman gazetelerinde yazdı. 1987'den beri de ilk başta haftada üç gün, sonraları haftada bir gün Zaman gazetesinde yazmaktadır. Ayrıca; Genç Akademi, Nizâm-ı Âlem, Türk Yurdu, Ufuk Çizgisi gibi dergilerde makalelerini de zaman zaman Batı dergilerinde yayınlatmaya çalışıyor. Mehmet Niyazi Özdemir, tezli romanlarıyla tanınan bir yazar ve düşünürdür. Eserlerinde millî konuları işlemeyi şiar edinmiştir. Fikrî eserlerinde ise Türkiye`nin sosyal yapısı üzerine görüşlerini açıklar.
--reklam--
Mehmed Niyazi Kitapları - Eserleri
Çanakkale Mahşeri
Yemen! Ah Yemen!
İki Dünya Arasında
Dahiler Ve Deliler
Plevne
Varolmak Kavgası
Ölüm Daha Güzeldi
Kanije
Yazılamamış Destanlar
Türk Devlet Felsefesi
Doğunun Ölümsüz Çocuğu
Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği
Millet ve Türk Milliyetçiliği
Bayram Hediyesi
İslam Devlet Felsefesi
Türk Tarih Felsefesi
Daha Dün Yaşadılar
Türk Tarih Felsefesi
Dahiler Ve Deliler
Plevne
Bayram Hediyesi
İki Dünya Arasında
Türkiye'nin Meseleleri
--reklam--
Mehmed Niyazi Alıntıları - Sözleri
"Sevgililerin gömüldüğü, acı ve tatlı anıların yaşandığı, emeklerin döküldüğü toprak parçası ayaklar altında çiğnenen bir nesne olmaktan çıkıp, uğruna şehadet şerbetleri içilen "vatan" olmaya başlıyor ve onda doğup batan kanlı, hıçkırıklı günlerde toplum ortak bir bilince varıyordu." (Millet ve Türk Milliyetçiliği)
Bir milletin medeniyeti sarsıldı mı, bu sarsıntının ilk görüleceği yer devletidir; çünkü medeniyetin sarsılması demek, medeniyetin taşıyıcısı olan insanın bazı değerlerini yitirmesi demektir. Bilindiği gibi devlet çarkını döndüren, devlete ruh veren insandır. O yara aldı mı, milletin bünyesinde en uygun sistemler işlemez olurlar, en adil kanunlar kağıt üzerinde kalırlar. (Türk Devlet Felsefesi)
Hayat bir rüyadır, ölürsen uyanırsın. (Kanije)
"Türk hakan çadırlarının kubbeli olması göğün yerdeki sembolü kabul edilmiştir. Eski Türklerde gök kubbesi devletin, çadır ise ailelerin örtüsü olarak düşünülmüştür. Birinin altında devlet diğerinin altında aile kurulmuştur.” (Türk Devlet Felsefesi)
Yorgunluk dinlenince geçer. Fakat insanın canı sıkkın olunca, pişmanlık duyabileceği işler yapıyor. (Bayram Hediyesi)
Servet yüktür; omuzlarımın onu taşıyacak kudreti yok. (Kanije)
--reklam--
Deha çok şey kader her şey. Dünyaya, insanın sözü ve niyeti yön verir (Dahiler Ve Deliler)
Süper güç olmayan diktatörlükler, dış güçlere dayanırlar. dolayısıyla onların menfaatini korumak durumunda kalırlar. kitlelere mal olmayan fikirler, iktidara gelseler bile,ancak diktatörlükle orada kalabilirler. (Dahiler Ve Deliler)
Ne çare ki her zaman insanın beyni yüreğine hakim olamıyor. (Yazılamamış Destanlar)
Diğer milletlerin teslim oldukları noktada Türklerin savunması başlar.

Helmuth Karl Bernhard von Moltke (Plevne)
İmansızlığı ilim sanan beyinsizler, ilme gözlerini kapamış hurafeciler silinip gidecektir. (Varolmak Kavgası)
“ Kadınlara yalan söylemekten çekinme; yeterki onlar için söylediklerini bilsinler. “ (Doğunun Ölümsüz Çocuğu)
Türkler'in yılmaması ise dikkat çekiciydi; darbeler onları saracağı yerde sanki sağlamlaştırıyordu. (Çanakkale Mahşeri)
--reklam--
Ah para ve menfaat! İnsanları nasıl da değiştiriyor; onlarda ne din, ne millet, ne de vatan sevgisi bırakıyor.. (Kanije)
Eğer insan yaşanabilir bir dünyada ömür sürmek istiyorsa, mutlaka ilahi denetime tabi olduğunun şuurunu taşımalıdır. (Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği)
Halbuki hayat ırmağı çok değişik kıvrımlarla akar; bir merceğe sığabilecek cinsten değildir. (Türk Tarih Felsefesi)
Billahi Tuna, sen de biliyorsun ki, böyle onurlu bir savaş dünyanın bir başka yeri için verilmedi.İdrakler sınırlı, sevgiler sınırsız olduğundan Plevne'de yaşananları hiçbir milletin hayali almadı çünkü hiçbir millet seni bizim kadar sevmedi, sana türküler yakmadı, çocuklarına adını vermedi, onları yoluna kurban etmedi. (Plevne)
Sanat ancak millî bir ruhla yoğrulur, insanlığa da millî ruhla açılır. (Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği)
"Zulüm her yerde saltanatını kurmuş; ama hiçbir yerde uzun ömürlü olmamıştır." (Ölüm Daha Güzeldi)
Her şeye ad takıyoruz; fakat hiçbir şeyin aslını öğrenemiyoruz. (Yemen! Ah Yemen!)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/medeniyetimizin-analizi-ve-gelecegi-mehmed-niyazi-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)