# Mektup Aşkları - Leyla Erbil Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Mektup Aşkları kimin eseri? Mektup Aşkları kitabının yazarı kimdir? Mektup Aşkları konusu ve anafikri nedir? Mektup Aşkları kitabı ne anlatıyor? Mektup Aşkları kitabının yazarı Leyla Erbil kimdir? İşte Mektup Aşkları kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/mektup-asklari-leyla-erbil-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-24T00:00:10+03:00
- Güncelleme: 2022-02-24T00:00:10+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/24/leyla-erbil-kimdir-leyla-erbil-kitaplari-ve-sozleri-160353.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Leyla Erbil 
 Yayın Evi: İş Bankası Kültür Yayınları 
 İSBN: 9789944888165 
 Sayfa Sayısı: 229 

Mektup Aşkları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Leylâ Erbil'de ağırlıklı olarak çarpan tek bir şey vardır: Başkaldırıdır bu! Başkaldırı her şeydir onda. Bir bakıma 'bunun için yazıyor' diyebiliriz. Buradan büyük bir düzyazı çıkarmıştır Erbil. 

Bu ilk ağızda görülmezdir; sanki gizli bir izlektir; pek bilinsin istemiyordur. Daha çok sezilsin, hissedilsin istiyordur. Sanki ormanda çok yakınımızda akan bir şelalenin sürekli sesini işitmemiz ama kendisini göremeyişimiz gibi."
-İlhan Berk-

Mektup Aşkları Alıntıları - Sözleri
" Bugün yaşamın anlamı dediğin şey, yarın bir taş parçasından daha anlamsız olabiliyor.
Bu kadar ince bekleyişler gerekir mi acaba? "
benim şimdi en büyük acım aşk denilen şeyin mevcut olmadığını anlamam...
İnsan tek başına yaşamı karşılamak zorunda. Bense ille de bir sevgiliyle el ele verip değiştirecektim dünyayı. Ne ham hayal, ne zırvalık…
ellerinin çizgisi ellerimin çizgisine tıpatıp uyan sevgilim..
Bana öyle geliyor ki dostum, dünyada saadet denen bir şey yok, bizler boşuna çırpınıp duruyoruz.￼
İçimi okuyabilsen, ölene dek kulum kölem olurdun.
Yoktur demeye dilimizin varmadığı; kıyamadığımız için yok olmasına, elbirliğiyle yalandan var ettiğimiz bir sözcük, olmasını hep istediğimiz ve isteyeceğimiz bir umuttur aşk, bu umudu çalmaya kimin gücü yeter yarının insanından?
Ah dostum, kitaplar da olmasa ben ne yapardım! Bü­tün gecelerimde onlar var şimdi. Onlar benim dostum ve her şeyim.
İnsan sevince duygularına egemen olamıyor.
Bilmem ki, belki de sadece mektuplarda kalmaya mahkum bir aşk vardır; mektup aşkları!
Zaten yalnız kalmak daha iyi geliyor bana￼.

Mektup Aşkları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
JALE DE JALE ÜF NE JALE!: Allah affetsin kitabı okurken sürekli bu şarkı gelip durdu aklıma. Hatta şarkının sözlerini biraz daha mırıldanınca bu kitaba ithafen yazılıp yazılmadığını sorguladım.

“Jale de Jale üf ne Jale
Dünyada tek bir tane
Jale’de kabahat,
Durmadı bi’ rahat”

Jale Hanım, kitap boyunca insanların mektup yazıp durduğu kitabın merkezindeki kadın. Mektup sahiplerinin çoğu ise ona olan aşkını ilan eden, hepsinin de bir noktada Jale’nin sevgilisi olduğunu düşündüğümüz insanlar. Okurken “Üf ne Jale’ymiş ya, yaz yaz bitiremediniz” ve “Ooo Jale Hanım çapkın bir hanım galiba, pek rahat durmamış” dedim içimden sık sık. Onu tanıma fırsatımız da olmadı pek fazla çünkü yazar Leyla Erbil, kitap boyunca Jale Hanımı merak etmemizi istemiş olacak ki, onun mektuplarına ancak kitabın sonunda yer vermiş.

Evet bu arada Leyla Erbil, Samet’in etkinliği sayesinde okuduğum bir yazar. Ama öncesinde de ismini duymuşluğum vardı hanımefendinin, üstelik çoğunuzun aksine Ahmed Arif’ten değil Tezer Özlü’den tanırım kendisini. Ama bu kitabıyla kendisini tanıdım diyemiyorum pek fazla, açıklayacağım nedenini birazdan.

Kitap seksenlerde kaleme alınmış bir kitap ve yazıldığı dönemin Türkiye’sini fazlasıyla resmediyor. Özellikle 27 Mayıs sonrası şiddetlenen sağ-sol çatışması, o dönem eserlerine de yansımış çokça, Mektup Aşkları bu kitaplardan biri. Bu kitaplardan bir diğeri de aşağı yukarı aynı dönemde yazılan Huzur Sokağı’dır. Her iki kitabı, biri sağ biri sol görüşü destekliyor olmasına rağmen birkaç yönden benzer buldum. Örneğin ideolojinin özüne hakim olmaksızın sağcı ya da solcu olduğu için övünen insanlar mevcut her ikisinde de. Ait olmadığı kesime karşı kin ve nefret beslemek yine her ikisinde de var. Kutuplaşmalar, çamur atmalar, hoşgörüsüz bir ortam, ötekileştirme ve yargılama o zamanların öne çıkan özellikleriymiş belli ki. Benimsedikleri ideoloji okudukları sanat eserlerine bile yansımış. Kitaptan birkaç alıntı paylaşarak daha iyi anlamanıza yardımcı olmak istiyorum.

“Anlaşıldı senden bir komünist çıkmayacak. Aşk maşk diye diye hep yan çiziyorsun engelmiş gibi.” S.58

“Bana haksızlık etmişsin. Nazım’ı ben de senin kadar severim ama bu Haşim ve Cenap’ı sevmeme engel değil.” S.58

“Biz neden bu boktan toplumu
Çökertemedik
Ne sabırlı bir bekleyiş
Sence gerçekten kalkacak mı
Kiliseler
Havralar
Tılsımlar
Camiler
Muskalar
Haklı toplum kurulduktan sonra
Tapınmalar” s.66

“İşin hoş tarafı her ne kadar benim entelektüel sol çevreme onu tanıştırmaya utanıyorsam da…” s.77

“Bir insanı solcu değil yahut da Allah’a inanıyor diye küçümseyemezsin; ileride onun fikirlerini değiştirmesine yardımcı olabilirsin pekala.” S.78

“Teccal, siz galiba Müslüman Türk devletinin hakimiyeti altında olduğunuzu unuttunuz, ecnebi devlet hakimiyeti hayal ediyorsunuz. İslamiyet davası mutlaka muzaffer olacaktır.” S.84

“Sınıfın solcuları olduğumuzu, koyun kızlardan olmadığımızı biliyordu.” S.88

“Tabii bu arada solcular öyle giyinmez diye benim pembe muare çay elbisemi bile tenkit eden dostumuz…” S.89

Oldukça baskıcı bir havayı solumanın verdiği yorgunluk, bıkkınlık, ümitsizlik ve ülkeden kaçma arzuları da kitabın ana temalarından bir diğeri. Solcuların en büyük gayesi Avrupa memleketlerine göç etmek ve orada kimsenin karışmayacağı, yargılamayacağı, ahlaksız olarak yaftalamayacağı, sanatla, sporla, bilimle iç içe bir yaşam sürmek.

Kitabı çok fazla sevemeyişimin nedeni büyük çoğunluğunun vıcık vıcık aşk mektuplarından oluşuyor olmasıydı. Leyla Erbil’i tanımak isteyenler için ve benim gibi aşk temalı yazınlardan hoşlanmayanlar için oldukça yanlış bir kitap bu, varsa Leyla Erbil’e dair kesinlikle oku dediğiniz bir kitap, tavsiyelere açığım çünkü Erbil okumaya devam etmek ve onu biraz olsun tanımak istiyorum. Katıldığım tek etkinliğin sahibi olan Samet’e, Leyla Erbil okumama vesile olduğu için teşekkür eder, keyif alacağınız kitaplarla tanışmanızı temenni ederim. (Miss Nobody) 
Mektup Aşkları, Leyla Erbil'in 1988'de yılında yayınlanmış romanı. Hâliyle benimde ilk kez kendisiyle tanıştığım ve okuduğum kitabı. Ondan önce Ahmed Arif ile olan mektuplarından tanıyordum Erbil'i. Şimdiyse ona olan düşüncelerim son derece değişti ve evrildi. Mektuplardan oluşan bu romanda; Ahmet, İhsan, Reha, Sacide ve Ferhunde gibi (kimisi dost, kimisi sevgili) karakterlerin Jale'ye yazdıkları mektupları okuyoruz. Romanın sonuna kadar Jale'nin mektuplarını görmüyoruz ama sonunda yazılı o iki önemli mektup adeta kitabın özeti ve her şeyi açıklar nitelikte. Yazarın başta kendini araya sokmaması, başkalarının gözünden Jale'yi anlatması da son derece güzeldi. Üstelik her karakterin de kendine özgü özellikleri ve yaşam tarzları vardı. Reha, Jale tarafından fark edilememiş, daha doğrusu üzerine yeteri kadar düşülmemiş aşkıyla var olurken, Sacide'yi ise büsbütün bir başkaldırı, yaşadığı topluma ve o toplumun kurallarına aykırı davranan, kendi bildiğini okumakla beraber, hayatını istediği gibi sürdüren çarpıcı bir kadın olarak görüyoruz. Ama kitapta beni en çok şaşırtan kişi Ahmet karakteri oldu. Nedendir bilmem - sanırım isim benzerliğinden - ben Ahmet karakterini, Ahmed Arif ile özleştirdim. Yazdığı mektupların etkileyiciliği, Jale'ye olan o bağlı ve tutkulu aşkı beni uzun uzadıya düşündürüp, hayranlık uyandırırken aslında kitabın sonunda büsbütün bir hayal kırıklığı yaşattı diyebilirim. Leyla Erbil bu romanında kadın-erkek ilişkileri, evlilik kurumu, doğu-batı zihniyeti, ihaneti gibi konuları çok açık bir şekilde sorunlaştırıp önümüze seriyor. Her kadının bilinçlenmesi için okuması gereken bir yazar bence Leyla Erbil. Ben okurken çok keyif aldım. Diğer kitaplarını da okumayı sabırsızlıkla bekliyorum. Kitapla ve sevgiyle kalın. (Arya) 
Ne düşüneceğimi bilemiyorum doğrusu. Öyle bir çıkmazda kaldım ki! Ne yaptın be sevgili Leylâ. Ben ki sana karşı her zalım Leyla diyene kızar, seni savunurdum. Şimdi ise darmadağın ettin beni.

Farklı kişilerin (dostlarının, sevgililerinin) Jale'ye yazmış olduğu mektuplardan oluşuyor kitap. Hem Jale'nin hem de diğer birçok karakterin hayatlarına girmiş oluyoruz böylece. Bilirsiniz; bir insanı en iyi mektuplarından tanırsınız! En azından ben hep öyle derdim. Ama pek de öyle değilmiş anlaşılan. Neyse sürpriz bozmayacağım, tutuyorum kendimi. Ne diyordum, birbirlerinden çok çok farklı karakterlerin düşüncelerini, eylemlerini, sevgilerini gösteriş biçimlerini okuyoruz mektuplarda. Her insan ne kadar da farklı diyoruz, sevgisini de nefretini de başkaldırısını da göstermek aynı değil herkes için. Kimse kimseye benzemiyor, bambaşka hayatlarda bambaşka seçimler yapıyorlar. Bu seçimlerin iyi mi kötü mü olduğunu bilmek ise mümkün değil. Hayatın kendisi işte. Biz bilebiliyor muyuz sanki; gözümüze en doğru görünenin felaketimize sürükleyeceğini yahut belki de 'olur mu hiç' diyip kestirip attıklarımızın bir daha yakalayamayacağımız fırsatlar olduğunu?

Mektuplarda birçok yerde Tezer Özlü'nün, Ahmed Arif'in Leyla Erbil'e yazdığı mektupları hatırladım. Boş yere değil tabii. Kendi hayatından, hayatındakilerden parçalar iliştirmiş her karaktere gibi geldi bana. Başkaldırı merakı ile Tezer'i, karşılıksız sevgi ile Ahmed Arif'i hatırlatıyor gibi. Jale'nin durdurak bilmeyen ona sevdalı insanlara duyduğu merhamet ile de kendisini! Doğru mudur değil midir; asla bilemeyeceğim. Sanmayın ki bütün bunları düpedüz söylüyor. Leyla Erbil'in çok sevdiği huyu imiş, satır aralarına gizlemek asıl anlatmak istediğini. O duyguların hepsini satır aralarında veriyor aslında. Ama bir de bakmışsınız ki taa içinizde duyuvermişsiniz o duyguları.

--Bu kısımda belki az, çok çok az sürpriz kaçırabilirim!--

Neden darmadağın olduğuma gelince; herkes mi kötü be Leyla ablacım? Kimse sevmez mi karşılıksız? Herkes mi çıkar peşinde? Biliyorum, sen de kendi hayatında sevdin, çok sevildin ama çok da yıkıldın. Çok büyük sevdaları elinin tersiyle itiyor gibi göründün bize hep. Tıpkı Jale gibi! Ama sahiden hep mi böyle kötülük gördün insanlardan? Hiçbir erkeğin, bir kişi olsun aldatmayacağına (ve sonradan gördüğümüz üzere kadınların da) inanmadın mı hiç? Korkuyorum şimdi işte; sonsuz güvendiğimiz herkes, dost olsun sevgili olsun, zayıf bir anında gidecek mi? Herkesin içinde var mı o kapkara ruhtan? Çıkmak için uygun zamanı mı bekliyor? Benim de mi? Ah be zalım Leylâ... (Meltek) 

Kitabın Yazarı Leyla Erbil Kimdir?
Orta sınıf ailenin üç kız kardeşten ortancası. İlk, orta ve liseyi İstanbul okullarında okudu. İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Edebiyatı bölümünde eğitim gördü. Son sınıfta ayrıldı. Çeşitli işlerde çalıştı. Evlenerek bir süre Ankara ve İzmir'de oturdu. 1961 de İstanbul'a döndü. Evli ve bir kızı var (Fatoş Erbil-Pınar).

Yazarlığa hikâyeyle başladı. İlk yayınlanan hikâyesi Uğraşsız'dır; (Seçilmiş Hikayeler Dergisi, 1956 Ankara) Giderek Dost, Yeni Ufuklar, Yeditepe,Ataç, Papirus, Yelken vb Edebiyat Dergilerinde yazı ve hikâyeleri göründü. Erbil, kendinden önce yerleşmiş olan yazın akımlarına bağlı kalmadı; roman, hikâye ve düz yazı metinlerinde ortodoks Marxçıların karşısında yer almasıyla tanındı. Psikanilizin özgürleştirici yöntemlerinden yararlanarak, dinin, ailenin, okulun, toplumsalın ürettiği tabularla dolu ideolojilere karşı 1956'da başlayan mücadelesini dilin oturmuş kelime hazinesi ve söz dizimi kuralarını değiştirme çabasıyla sürdürdü. Yeni bir biçim ve biçem geliştirdi. Başlıca düşünce kaynakları Marx ve Freud olarak belirtildi.

Leyla Erbil, 1970 Türkiye Sanatçılar Birliği, 1974 Türkiye Yazarlar Sendikası kurucularından olup, PEN Yazarlar Derneği üyesidir. 1961'lerde Türkiye İşçi Partisi üyesi olan Erbil, Türkiye İşçi Partisi'in Sanat ve Kültür Bürosu'nda görev almıştır. 1979'da çağrılı olarak gittiği ABD'de kendisine, Iowa Üniversitesi Onur üyeliği verilmiştir. Edebiyat Ödüllerine katılmayan Erbil, 2000- 2001 yılı Ankara Edebiyatçılar Derneği Onur Ödüllerini kabul etmiş, 2002 yılında ise, PEN Yazarlar Derneği tarafından Nobel Edebiyat Ödülü'ne ülkemizden ilk kadın yazar adayı olarak gösterilirken, "Türk dili ve edebiyata egemenliği, aynı zamanda insana, hayata ve dünyaya karşı sorumlu aydın tavrı" vurgulanmıştır. 82 yaşında vefat eden Leyla Erbil,Zincirlikuyu Mezarlığı 'nda defnedildi.

Leyla Erbil Kitapları - Eserleri
Cüce
Tuhaf Bir Erkek
Mektup Aşkları
Üç Başlı Ejderha
Kalan
Tuhaf Bir Kadın

Gecede
Zihin Kuşları
Eski Sevgili
Karanlığın Günü
Hallaç
Cinsel Öyküler
Eski Sevgili

Leyla Erbil Alıntıları - Sözleri
Mustafa Kemal'e o dönemde, "Bu da bizim Hitler" diyenler çıkmış yarı şaka yarı ciddi. (...) Onu eleştirebilmemiz bile bir damla da olsa geldiğimiz demokratik yer yüzündendir. Hele bugün burun buruna geldiğimiz şeriatın dalavereci, hunhar yüzüne tanıkken! (Zihin Kuşları)
…yaşam, genç kızlığının kitap sayfaları arasında saklayıp kuruttuğu, arada bir açıp baktığı, o ince yerlerinden çoktan beri eriyip dökülmüş ak yasemin değildi, kirlenmeyi, pislenmeyi göze alarak, ayıpları, yasakları sevinç ve acıları üstlenerek götürülmesi gerekiyordu yaşamın. (Eski Sevgili)
Ah dostum, kitaplar da olmasa ben ne yapardım! Bü­tün gecelerimde onlar var şimdi. Onlar benim dostum ve her şeyim. (Mektup Aşkları)
"Haksızlıklara karşı intikam duygusuna kapılmamak bir marifet midir?" (Tuhaf Bir Kadın)
Her fırsatta azar işitiyorum densizden (Tuhaf Bir Erkek)
(...) konuşulmak, dostlanmak, gülmek gereksinmesindeydim alabildiğine. (Hallaç)

Aslında
bastırma
kaçışla
ret arasında
bir aşamadır. (Tuhaf Bir Erkek)
Bu kapıları bana Atatürk açtı softa herif anladın mı? Atatürk açtı bu kapıları bana, sen kim oluyorsun da yeniden o karanlık deliklere tıkmaya kalkıyorsun Türk kadınını ha? (Tuhaf Bir Kadın)
Gelenek bütün şiddetiyle omuzlarına ve bileklerine çökmüş Ortaçağ Türkiyesi'nin! (Kalan)
Türk sinemasına can suyu veren Yılmaz Güney 'i "katil" olarak göstermekten öte düşünceşer üretemiyorlarsa yazınımızın işi gerçekten de zor demektir. (Zihin Kuşları)
Şimdi ona gitsem sevinir, severim onu, nasıl iğreniyorum ondan... (Gecede)
sen hiçbir yere ait değilsin, aitsiz kimliksin sen... (Cüce)
«İyi dinle anacığım: öyle güzel şeyler oldu ki, sana haber vermeye geldim; dünyadan para kalktı, biliyor musun? Artık kimse kimseye para vermiyor, istediğini alıyorsun istedi­ğin yere gidiyorsun, her şey bedava! Hastahaneler bedava! Doktor bedava! Yemek içmek bedava! Otobüs bedava! Ver­giler kaldırıldı! Gaz bedava!..» (Karanlığın Günü)

Kadın katilliği
aldı başını gitti
Karısını öldüresiye
Dövenler
Öldürenler
Ve tüm katiller
Zengin oldu (Tuhaf Bir Erkek)
«Kahve de kalmamış ki sana bir fincan kahve ikram ede­yim! Bari çay koyayım demlensin.» (Karanlığın Günü)
“Hem anlamak ya da bilmek açmazlardan kurtulmak demek değildir ki!” (Tuhaf Bir Kadın)
" Bugün yaşamın anlamı dediğin şey, yarın bir taş parçasından daha anlamsız olabiliyor.
Bu kadar ince bekleyişler gerekir mi acaba? " (Mektup Aşkları)
F. Kafka'nın babası hepimizin babasıdır: sakatlayan, hadım eden, alt edilmek korkusuyla delice geberten baba. (Zihin Kuşları)
Sonra ben de televizyonu kapadım, lanet ettim kendime, Amerikalarda onca yıl, "İslam'da hümanizma" anlatmıştım!.. Televizyonu kapadım günlerce açmadım. (Cüce)
Devrimciler ölür, devrimler yaşar. (Eski Sevgili)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/mektup-asklari-leyla-erbil-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)