# Metinler - Nilgün Marmara Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Metinler kimin eseri? Metinler kitabının yazarı kimdir? Metinler konusu ve anafikri nedir? Metinler kitabı ne anlatıyor? Metinler PDF indirme linki var mı?  Metinler kitabının yazarı Nilgün Marmara kimdir? İşte Metinler kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/metinler-nilgun-marmara-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-12T09:00:06+03:00
- Güncelleme: 2022-08-12T09:00:06+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/12/nilgun-marmara-kimdir-nilgun-marmara-kitaplari-ve-sozleri-288021.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Nilgün Marmara 
 Yayın Evi: Everest Yayınları 
 İSBN: 9786051418612 
 Sayfa Sayısı: 58 
--reklam--
Metinler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu tuhaf bir atılımla size ulaşan betik,
dingin bir günbatımı kızıllığında
ve insansız bir yerde okunmalıdır.
elinize geçtiğinde bu ortamın
koşulları bütünlenmemişse beklenmeli:
betik, geçen anlar süresince
ve dilenen alanın yaratımı sürecinde
farklanmayacak, hep aynı kalacaktır.
Kuşku duyulasın hiç!
--reklam--
Metinler Alıntıları - Sözleri
Üzgünüm aşağıladınız demekten, hüznümü silebilecek birkaç sözcüğü nasıl da esirgediniz diye sormaktan, bu bilinçli ya da bilinçsiz seçiminizin suskunluğu hızlandırıcı ve bütünleyiciliğinin bana umulmaz rahatsızlıklar verdiğini yadsıyamamaktan üzgünüm!
Yaslı yüreğimin utangaç itirafı: "Sizi sevmekte ölüyorum:"
Ağlıyordum, onu gönlümde isterdim ve sadece orada.
“Delilik sevgilim, bir sözcük üzerine kurulmuyor,
var olanı dürtüyor, eşeliyor, o bölgede yer ediniyor.”
Delilik sevgilim, bir sözcük üzerine kurulmuyor,
var olanı dürtüyor, eşeliyor, o bölgede yer ediniyor.
Bir sabah, bedenimin tüm hücrelerini ele geçirmiş bir acıyla uyanıyorum, bundan böyle, nereye baktığı bilinmeyen gözlerinizle her karşılaştığımda katlanacak bir acıyla.
“Kim bilebilir koygun yüreğin ince çalkantısında alıkonan tılsımlı geceyi?”
Bir sabah, bedenimin tüm hücrelerini ele geçirmiş bir acıyla uyanıyorum, bundan böyle, nereye baktığı bilinmeyen gözlerinizle her karşılaştığımda katlanacak bir acıyla.
Yaslı yüreğimin utangaç itirafı: "Sizi sevmekte ölüyorum."
“Borçluyuz daha çok yaşamaya!”
“Üzgünüm aşağıladınız demekten, hüznümü silebilecek birkaç sözcüğü nasıl da esirgediniz diye sormaktan, bu bilinçli ya da bilinçsiz seçiminizin suskunluğu hızlandırıcı ve bütünleyiciliğinin bana umulmaz rahatsızlıklar verdiğini yadsıyamamaktan üzgünüm!”
“Ey içine bakan gözlerimin yoksul gölgesinde kendini açıklayan gerçeklik! Her kopuşla adını yineleten umut! Bir serin yaşlı-bahar özlemi, acı kar fırtınaları beklentisi kışlarda ve alıcısı olmayan iki mevsime, zamanın kapanabilmesi devrimi!”
“Bu çılgın eğlentinin karşıtı bir yürek hangi kuşun sesinde dinlensin?”
Arınalım, arınalım artık yozluklarından, şu densiz yeryüzünün kalık çirkefinden;
Sevgi yazısıyla!
“Hiçliği kusan uzaklıklar yazgımdı ve öğrettiler hoşnutluğu, yaşamdan sıyrılacak gizleri.”
--reklam--
Metinler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yine okumak için ertelediğim, beklettiğim bir Nilgün Marmara kitabı. Ancak bu defa ruhumun dingin zamanında değil de en çalkantılı zamanında okudum. "Çivi, çiviyi söker." dedim ama sökmedi, darmadağın etti. Melankolinin, çaresizliğin, umutsuzluğun vücut bulduğu bu kitap her cümle sonunda bu nasıl bir cümle, bu nasıl bir umutsuzluk dedirtiyor. Nilgün'ün intiharına ağlamak yerine neden intihar ettiğiyle meşgul oluyor zihniniz. Eşinin, en yakınının, yollarına kuş koyması gereken kişinin bile onu anlamaması, öldükten sonra "Nilgün'ün şiir yazdığını bile bilmezdim. Bir kenarda pıtır pıtır bir şeyler yazardı." demesi en yakın iki insanın arasına sığabilen uçurumun derinliğini gözler önüne seriyor.

 Ah Nilgün! Keşke bir anlayanın olsaydı. Keşke omzunda saatlerce ağlayabileceğin, susuşlarından bile anlam çıkarabilen biri olsaydı hayatında. Çok güzeldin. Eminim ki şu an kuşlar konuyordur yollarına... (Cansu) 
Umutsuzluk ve kederlilik hali... Melankolinin vücut bularak zihnin duvarlarını yıkıp imgeyle bütünleşmiş ve kaleme dökülmüş hali... Nilgün Marmara, Tezer Özlü, Sylvia Plath ve diğerleri... Hepsinden öte bir Nilgün Marmara klasiği.

Varlıkları, kavramları düşsel alandan çıkarıp yeni bir manayla harmanlayarak kelime kelime işliyor ve alın, okuyun söylemlerimi diyor.

Dilin sınırlarını zorluyor. Varlığın varoluşunu zedeliyor. Cümleleri 'ben cümle miyim' diye kendini sorgulamaya gark oluyor.

Daima okumaktan vazgeçmediğim, bana anlatım sanatının ruhunu öğreten şair kanatlı kadın... Hüznün bana yaşamak veriyor. (Esengül Ersoy) 
Son kitabı.. Keşke daha fazla olsa..: Kitabı bitirdim ve üzüldüm. Bu eşsiz yazarın artık okumadığım bir kitabı kalmadı diye.. Çok derin ve güzel yazılmış metinler.. Nilgün Marmara'nın içsel savaşını öyle güzel anlatmış ki.. Mutlaka okunması gerek.. Özellikle bu dizeler her şeyi çok net anlatıyor:
'burada daha ne kadar öleceğim?
Yeryüzüyle gökyüzünün aracısı olarak bulutu haraca kestiğimiz yerde?'
ve ya,
'Bir sabah , bedenimin tüm hücrelerini ele geçirmiş bir acıyla uyanıyorum, bundan böyle,nereye baktığı bilinmeyen gözlerinizle her karşılaştığımda katlanacak bir acıyla..' (Gulzar Sharifova) 
--reklam--
Metinler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Nilgün Marmara - Metinler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Metinler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Nilgün Marmara Kimdir?
Nilgün Marmara, Balkan göçmeni olan bir ailenin iki kızından biri olarak, 13 Şubat 1958'de İstanbul, Moda'da doğdu. Bir Marksist olan babası Fikri Marmara, muhasebe müdürüydü. Babası, Bulgaristan'ın Plevne şehrinden, annesiyse Vidin'den İstanbul'a göç etmişlerdir.

Liseyi Kadıköy Maarif Koleji'nde okudu. Üniversite hayatına İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden başladı ancak siyasi sebeplerle burada devam edemeyip tekrar sınava girdi ve Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü kazandı. Okulu, "Sylvia Plath'in Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi" tezi ile 1985'te bitirdi. Mezun olduktan sonra Marmaris'te bir tatil köyünde çalışmaya başladı. Farklı şirketlerde sekreterlik, Mısır Konsolosluğunda memurluklarda bulunsa da iş hayatı çok uzun süreli olmadı.

1982'de, arkadaş ortamında tanıştığı endüstri mühendisi Kağan Önal ile evlendi. Eşinin işi dolayısıyla 16 ay Libya'da yaşadılar.

13 Ekim 1987'de 29 yaşındayken kaldığı evin balkonundan atlayarak intihar etti.

İntiharının ardından Ece Ayhan, "Meçhul Öğrenci Anıtı" şiirinde "Aldırma128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında.." mısralarıyla kendisine seslendi.

Ferda Erdinç, “üstü ağır oturaklı bir kadın, altı ayak parmakları birbirine bakan bir çocuktu”, Cemal Süreya 841. gün eserinde, "Nilgün ölmüş. Beşinci kattaki evinin penceresinden kendini aşağı atarak canına kıymış, Ece Ayhan söyledi. Çok değişik bir insandı Zelda. Akşamları belli saatten sonra kişilik hatta beden değiştiriyor gibi gelirdi bana. Yüzü alarır bakışlarına çok güzel ama ürkütücü bir parıltı eklenirdi. Çok da gençti. Sanırım otuzuna değmemişti daha.. Bu dünyayı başka bir hayatın bekleme salonu ya da vakit geçirme yeri olarak görüyordu. Dönüp baktığımda bir acı da buluyorum Nilgün’ün yüzünde. O zamanlar görememişim. Bugün ortaya çıkıyor." demiştir. Ayrıca Seyhan Erözçelik, Nilgün Marmara'nın intiharının ardından Nilgün'ün Göztaşı isimli şiiri yazmıştır.

Ölümü Ardından Tartışmalar
Nilgün Marmara'ın intihar etmediği, öldürüldüğü ve Nilgün Marmara'nın ölümünde eşi Kağan Önal'ın ihmali olduğu söylenmiştir.

Kağan Önal, kendisine yöneltilen suçlamalara yönelik, "Oysa Nilgün’ün tedavi olması gerekiyordu ama o doktordan kaçıyordu. Doktor, geldiğinde evde olması gerekirken evde değildi. Doktor beklemişti. Gelince de konuştular... Doktor bana “İşiniz çok zor, tedavi olması lazım ama çok zeki ve kültürlü. Yani en zor vakalardan” demişti. Çünkü iyileşmesi için entelektüel faaliyetlerde bulunmaması gerekiyordu. İlacı dayayacaklar ve uyuşacaktı. Orta kültür ve zekalı durumlarda bu hastalık genelde 20’li yaşlarda ortaya çıkarmış, Lityum tedavisi ile başarılı olunurmuş. Ancak Nilgün bu tipte değildi. Tedavi olması, buna ikna olması, tedaviden memnun kalması hepsi ayrı bir dertti. Dolayısıyla tedavi olmadı. Öldüğü gün bana tedaviye tekrar başlayacağına dair söz vermişti." şeklinde açıklamıştır.

Nilgün Marmara'nın, ölümünün ardından basılan Kırmızı Kahverengi Defter isimli kitap büyük bir tartışma yarattı. Kitap, Nilgün Marmara'nın günlüklerini yayımladığını söylüyor olsa da Libya'da geçirdiği zamana dair tek alıntıyı "Kağan eteğine pis bir herif oldu, her gün barlarda sürtüyor." şeklinde yapmıştı ve kitabın en büyük sorunu "baskının kesilip biçilme tarzı nedeniyle, Nilgün Marmara, ıstıraplar içinde, sadece ölümü ve arada da şiiri düşünen, asık suratlı, sinik ve sonuç olarak intiharından ibaret birisiymiş, yaşamamış, yani aslında intiharına kadar bayağı varolmamış biri gibi" sunmasıydı.

2016 yılında Everest Yayınları'nca Nilgün Marmara'nın arkasında bıraktığı “günlüklerinin ‘Kırmızı Kahverengi Defter’ adıyla izinsiz bir şekilde yayımlanmasından itibaren başlayan yanlış anlamalar, yersiz kuşkular, haksızlıklar, aşırı yorumlar silsilesine bir son vermek amacıyla eksiksiz olarak yayımlanan ‘Defterler’, Nilgün Marmara ile ilgili soru işaretlerini ortadan kaldırıyor. ‘Defterler’ ile Nilgün Marmara adı etrafında dönen spekülasyonlar, yalan haberler, yanlış iftiralar sona eriyor. ‘Defterler’ gündelik yaşama, çevresine, ilişkilerine bakışını yansıtarak şimdiye kadar bilinenden, varsayılandan farklı bir Nilgün Marmara portresini de gözler önüne seriyor.” arka kapak yazısıyla günlüğün tıpkıbasımı da içerir şekliyle yayımlandı.

2017 yılında günlüklerini tuttuğu iki defterinden başka notları da yine Everest Yayınları'nca Kağıtlar ismiyle yayımlandı.

Eserleri
Şiir
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1988)
Metinler (1990)

Günlük
Kırmızı Kahverengi Defter (1993, Gülseli İnal tarafından hazırlandı)
Defterler. (2016)
Kağıtlar. (2017)

İnceleme
Sylvia Plath'ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi (1985, Dost Körpe tarafından 20 yıl sonra Türkçeye çevrildi)

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Nilgün_Marmara
--reklam--
Nilgün Marmara Kitapları - Eserleri
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)
Kırmızı Kahverengi Defter
Sylvia Plath'ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analiz
Metinler
Kağıtlar
Defterler
--reklam--
Nilgün Marmara Alıntıları - Sözleri
Beklentim yokmuş gibi davranıp içime dünyalar kadar umudu sığdırmaktan yoruldum. (Kırmızı Kahverengi Defter)
“Hiçliği kusan uzaklıklar yazgımdı ve öğrettiler hoşnutluğu, yaşamdan sıyrılacak gizleri.” (Metinler)
ölürken, kahkahamı ona bırakacağım. (Defterler)
Zamanın kara saplı bıçağı, kanımca büyük yaralar açtı, o güzel kızıllığın kapanması da olanaksız bence. (Kağıtlar)
Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
niye kimseler izin vermez yollarına
 kuş konmasına? (Kırmızı Kahverengi Defter)
Herkesin vicdanı kendi polisidir. (Kağıtlar)
Pavese’nin intihar etmeden önceki son günlerinde günlüğüne
yazdığı gibi: “Sözler değil. Eylem. Artık yazmayacağım."
Plath da bir zamanlar varoluş sebebi olan sözcüklerde teselli
aramaktan vazgeçer ve son şiirlerinden biri olan “Seneler”de şöyle der:
“Sözcükler kuru, sürücüsüz,
Yorulmak bilmez toynak sesleri.
Bu arada
Sabit yıldızlar havuzun dibinden
Bir yaşamı yönetiyor.” (Sylvia Plath'ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analiz)
Beklentim yokmuş gibi davranıp, içime dünyalar kadar umudu sığdırmaktan yoruldum. (Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987))
Ey, iki adımlık yerküre
Senin bütün arka bahçelerini
gördüm ben! (Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987))
Avazım çıktığı kadar gülüyorum... (Kağıtlar)
..
Sana neler anlatmalıyım neler, çok yer, çok insan, çirkin, güzel, olaylar, tarihler, akış, akış...
Gözlerimin önünde biten, yiten herşey bir çevrimin içinde tutsaklandığım ben ve rastlantıyla aynı çevrim içre bulunan diğerleri, bize değen, değmeyen her şeyi. konuşmak, konuşabilmek böylesine zorken ben anlatıyorum beynimdeki diğer ses yoluyla sana, bazen de düşlerde. şükür! bir güven var hâlâ (nereden sonra!) beni duyarsın. (Kağıtlar)
Her şey yitik değerde,
Burada bu çöl kıyısında,
Acı avcımız:
Düzenli ısrarı
ve çantası
dolu pıhtılarımızla. (Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987))
“Delilik sevgilim, bir sözcük üzerine kurulmuyor,
var olanı dürtüyor, eşeliyor, o bölgede yer ediniyor.” (Metinler)
Bir tek güneşten utandım hayatımda.
Yalnızca. (Kırmızı Kahverengi Defter)
Ağlıyordum, onu gönlümde isterdim ve sadece orada. (Metinler)
Eskiden bir yıldızmış.
Göğünü yitirmiş. (Kırmızı Kahverengi Defter)
“…Doğayı yok edemediğim için de, sadece kendimi yok ediyorum, hiçbir suçlunun bulunmadığı bir tiranlığa katlanmaktan bezmiş olarak...” (Sylvia Plath'ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analiz)
Tavşan korktuğu için kaçmaz, kaçtığı için korkar. (Defterler)
Kim ekler kendine uçtu uçacak düşüncemizi ve ne yakın kılar gücünü bize aydınlanabilir gecenin?
Bizim söz, sözün biz olduğu! (Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987))
Ben sadece atan bir kalptim. (Sylvia Plath'ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analiz)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/metinler-nilgun-marmara-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)