# Mevlâna ve Mevlevilik - Asaf Hâlet Çelebi Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Mevlâna ve Mevlevilik kimin eseri? Mevlâna ve Mevlevilik kitabının yazarı kimdir? Mevlâna ve Mevlevilik konusu ve anafikri nedir? Mevlâna ve Mevlevilik kitabı ne anlatıyor? Mevlâna ve Mevlevilik PDF indirme linki var mı?  Mevlâna ve Mevlevilik kitabının yazarı Asaf Hâlet Çelebi kimdir? İşte Mevlâna ve Mevlevilik kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/mevlana-ve-mevlevilik-asaf-halet-celebi-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-30T06:00:14+03:00
- Güncelleme: 2022-08-30T06:00:14+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/30/asaf-halet-celebi-kimdir-asaf-halet-celebi-kitaplari-ve-sozleri-301125.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Asaf Hâlet Çelebi 
 Yayın Evi: Hece Yayınları 
 İSBN: 9799758274344 
 Sayfa Sayısı: 265 
--reklam--
Mevlâna ve Mevlevilik Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Mevlana'ya göre aşk, Eflatun'da olduğu gibi ruhun zihnileşmiş olan bir yükselişi değil, fakat Nev-Eflatunilerde olduğu gibi, eşya ve kesretle bütün bütün bağlarını keserek, insanı birliğe ve bütünlüğe götüren bir istiğrak halidir... Bütün mutasavvıflar gibi Mevlana'nın da sırri tecrübesinde takip ettiği usul, beşeri ihtirasları birer birer öldürerek, yalnız ilahi ihtirası hakim kılmaktır. Çünkü, diğer ihtiraslar -ona göre- hudutlu olan uzviyet ve muhite bağlandıkları için ruhu bir çember içerisine alarak hürriyetten ve sükundan mahrum edeceklerdi. Bu gösteriyor ki Mevlana'nın psikolojisinde esas, tamamiyle hasbi bir hakikat araştırması değil, fakat inşirah ve sükununun kaybetmiş olan ruhlara selamet vermek ihtiyacıdır.
Filhakika, Anadolu Selçukilerinin son devrinde Türk alemi siyasi noktadan az çok bu vaziyette idi. Cengiz istilası, Ehli Salipler, Anadolu'nun parçalanmaya doğru gidişi bu mistik havanın kuvvetlenmesinde bir amildi. Mevlana'yı yalnız bu içtimai tesirlerle izaha çalışmak hata olursa da. Anadolu'nun bu devirde en çok dinlenen sesi olmasını herhalde burada aramalıyız.

--reklam--
Mevlâna ve Mevlevilik Alıntıları - Sözleri
Bahaüddîn Veled, oğlu ile beraber gittiği Şeyhu'l Ekber'in yanından çıkarken Muhyiddîn, Mevlânâ'ya bakarak: "Sübhanallah, bir deniz bir gölün arkasına düşmüş gidiyor!" dediğini Veled Çelebi naklediyor.
Sultân Veled Mevlâna'ya lâyık bir oğul olarak, tam mânâsiyle onun ruhî terbiyesi altında istediği gibi büyümüş ve nesilden nesle Mevlâna'nın sevgisini naklettiren Mevlevîlik müessesesinin kurucusu olmuştur.
Devrinde kendisine karşı gösterilen hürmet o kadar ziyâde idi ki artık asıl ismi olan Mehmed Celâleddün unutulmuş, herkes ona: "Mevlâna" diyordu.
Sen sabah olduğu hâlde uyumaktasın, ömrünün gecesi ise ne kadar kısa!
Uyanacağın zaman korkuyorum ki kıyamet sabahı olacak!..
Gül gitti ve gülistân geçti; bundan sonra bülbülün sergüzeştini dinleyemiyeceksin!
Ölünüz... ölünüz... Bu ölümden korkmaynız. Bu topraklardan kurtulup göklere yükseliniz.
Ölünüz... ölünüz... Bu nefisten ayrılınız.
'' Ten cândan ve cân tenden gizli değildir; fakat herkese cânı görmeye izin yoktur."
Gülbeşeker gibi birbirimizin içinde yoğurulmuşuz, Ben onun huyunu almışım, o benimkini...
Şems bu sırada birdenbire yerinden fırlayıp şöyle bağrıyordu:
 Ne zamana kadar başkalarının sözlerini naklederek övüneceksiniz? İçinizden bir kişi çıkmıyor ki: "Rabb'imden kalbime şöyle bir ilham olundu" diye söze başlasın.
Esâsen Mevlâna'da kendisini Türk addeddiğini şu rubâisiyle anlatıyor:
" Beni yabancı sanmayınız.
 Ben bu mahalledenim.
 Sizin mahallenizde evimi arıyorum.
 Her ne kadar düşman gibi görünüyorsam da
 düşman değilim her ne kadar Hindçe söylüyorsam da aslım Türktür.''
--reklam--
Mevlâna ve Mevlevilik İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Aşk Eri Hz. Mevlana(k.s) önceleri ilimle yoğrulup, dönemin ileri gelen ulemalarından dersler okuyan alimken, Hz. Şems'in konyaya gelişiyle aşk ateşine gark olmuş, ünü yüzyılları aşıp tüm dünyaya yayılmış hoşgörü timsali bir aşık hâline gelmiştir. Kitapta da denildiği gibi;"Tebrizli Şems, Mevlana'yı ateşlemiş, fakat öyle bir infilak karşısında kalmıştı ki onun alevleri içinde kendisi de yanmıştı.
Mevleviliği kendisinden sonra oğlu Sultan Veled kurmuş olmakla beraber bu yolun uygulamaları Hz. Mevlana tarafından uygulanagelmiş usullardır.
Mevlevilik Ehl-i Sünnet üzere olan bir yol. Bu yolun yolcuları 'Müslümanlık, ince insanlıktır; dervişlik ise ince müslümanlık.' sözüne uygun olabilmek için gerekli incelikleri dergahlarda öğrenmeye çalışan Canlardır.
Her tarikatta olduğu gibi Mevlevilikte de uyulması gereken kurallar, bir yaşam tarzı şeklindedir aslında.
Bu eser, Hz. Mevlana'nın hayatını, şahsiyetini öğrenenin yanında Mevlevilik kültürünü de genel hatlarıyla anlatan bir eser.
Tarikatlar hâl işidir kâl işi değil. Ama hale varmak için sevmek, sevmek için de bilmek gerekir.
Allah aşkımızı ziyade etsin... (Ayşe Nur Hümeyra) 
Mevlana'ya göre aşk, Eflatun'da olduğu gibi ruhun zihnileşmiş olan bir yükselişi değil, fakat Nev-Eflatunilerde olduğu gibi, eşya ve kesretle bütün bütün bağlarını keserek, insanı birliğe ve bütünlüğe götüren bir istiğrak halidir... Bütün mutasavvıflar gibi Mevlana'nın da sırri tecrübesinde takip ettiği usul, beşeri ihtirasları birer birer öldürerek, yalnız ilahi ihtirası hakim kılmaktır. Çünkü, diğer ihtiraslar -ona göre- hudutlu olan uzviyet ve muhite bağlandıkları için ruhu bir çember içerisine alarak hürriyetten ve sükundan mahrum edeceklerdi. Bu gösteriyor ki Mevlana'nın psikolojisinde esas, tamamiyle hasbi bir hakikat araştırması değil, fakat inşirah ve sükununun kaybetmiş olan ruhlara selamet vermek ihtiyacıdır.
Filhakika, Anadolu Selçukilerinin son devrinde Türk alemi siyasi noktadan az çok bu vaziyette idi. Cengiz istilası, Ehli Salipler, Anadolu'nun parçalanmaya doğru gidişi bu mistik havanın kuvvetlenmesinde bir amildi. Mevlana'yı yalnız bu içtimai tesirlerle izaha çalışmak hata olursa da. Anadolu'nun bu devirde en çok dinlenen sesi olmasını herhalde burada aramalıyız. (Hakan Arıkan) 
Bu eseri yüksek lisans tezim gereği okudum. Yazarın kendisinin de Mevlevî olması hasebiyle kitap Mevlânâ ve Mevlevîlik hakkında doyurucu bilgiler barındırıyor.
Mevlânâ ve Mevlevîlik basitçe anlatılacak konular değildir. Bu konular ekseninde hareket etmek için konunun iyi bir araştırmacısı ya da o grubun içinden geliyor olmak gerekir.
Mevlânâ aşk kültürünün en önemli temsilcisidir. Ve bu eser O'nun aşkını ve O'ndan hatıra kalan Mevlevîliği çok güzel bir şekilde ifade ediyor.
Keyifli okumalar.
Aşkla kalın.. (Öğretmenden Notlar) 
--reklam--
Mevlâna ve Mevlevilik PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Asaf Hâlet Çelebi - Mevlâna ve Mevlevilik kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mevlâna ve Mevlevilik PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Asaf Hâlet Çelebi Kimdir?
Asaf Halet Çelebi (27 Aralık 1907, İstanbul - 15 Ekim 1958, İstanbul), şair.

Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi Müdürü Mehmet Sait Halet Beyi'n oğlu olan Çelebi İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesi'nde 8 yıl eğitim gördü. Babasından Fransızca ve Farsça, Mevlevi Şeyhi Ahmet Remzi Dede (Akyürek) ile Rauf Yekta Bey'den musiki ve nota dersleri aldı. Kısa bir süre kaldığı Fransa'dan dönüşünde üç yıl Sanayi-i Nefise Mektebi'nde öğrenim gördü. Adliye Meslek Mektebi'nden mezun oldu.

Üsküdar Adliyesi Ceza Mahkemesi zabıt katipliği yaptı. Osmanlı Bankası, Devlet Deniz Yolları İşletmesi'nde çalıştı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü kitaplığında görevliyken yaşamını yitirdi.

Gençlik yıllarında divan edebiyatından etkilendi. Gazeller ve rubailer yazdı. 1937iden sonra serbest ölçü kullanmaya ve Batı şiirinin tekniklerine yönelmeye başladı. Yeni şiir akımının önde gelen dergilerinden Ses, Hamle, Sokak, Servet-i Fünun-Uyanış'ta ve Gün gazetesinde 1938-1941 yılları arasında ilk şiirleri yayınlandı. Bu şiirlerinde ergenlik çağına ait duygular, çocukluk, masallar ve tekerlemelerin gerçeküstü dünyası gibi temaları kullandı. Hırsız, Trilobit ve Cüneyd adlı şiirlerinin Fransızca çevirileriyle birlikte 45 şi'rin bulunduğu Heinin (1942) ardından aynı çizgide on şiirin yer aldığı Lamelif'i (1945) yayımladı. Bütün şiirlerinin toplandığı Om Mani Padme Hum (1953), Çelebi'nin içrek ve gizemci şiirini bütünüyle gözler önüne serer. İstanbul dergisinde yayımladığı Benim Gözümle Şiir Davası (Temmuz-Aralık 1954) adlı altı makalede poetikasını açıkladı. Ses, imge, anlam ve düşünce olarak kültürler arası ve metinler arası bir nitelik taşıyan şiirleriyle Asaf Halet, Türk şiirinde "modern gelenekçi" tavrın temsilcisi oldu.

İlk dönem eserlerinin ardından, şiirlerinde dinlerden, ideolojilerden, toplumsal olaylardan çok Anadolu-İran-Hindistan çizgisi üzerinde uzanan bir yaşamın görünümlerini sesler aracılığıyla dile getiren şair, şiirin tıpkı hayatta olduğu gibi soyut araçlarla soyut bir dünya yarattığına inandı. Kendisinden sonra gelen nesli soyut şiir anlayışının Türk Edebiyatı'ndaki ilk tanımlarını yaparak etkiledi. Şiire bakış açısını "Mesela esasen, müşahhas malzeme ile mücerret olan hayali yaşatabilmektir. Yani mücerret şiir, bilakis mücerret mefhumlu kelimelerden mümkün mertebe soyunmuş olan ve toplu bir halde mücerret bir mana anlatan ve bize o ihtisası veren ruh anının ifadesini taşıyan şiirdir." diyerek açıkladı.

Şiirlerinin yanı sıra eski edebiyat ile ilgili çalışmalarıyla da tanınan Çelebi, Hint ve Fars Edebiyatları üzerine yaptığı çalışmaları dergilerde ve kitaplarda yayınladı. Bu konuda yazdığı makalelerden biri 1949 tarihli Şadırvan Dergisi'nde bulunabilir. Ayrıca, çeşitli dergilerde yayınlanan düz yazıları ve Hint edebiyatı üzerine makalelerini Semih Güngör, Asaf Halet Çelebi incelemesiyle birlikte yayınladı.
--reklam--
Asaf Hâlet Çelebi Kitapları - Eserleri
Bütün Şiirleri
Om Mani Padme Hum
Bütün Yazıları
Mevlâna ve Mevlevilik
Ömer Hayyam
Eşrefoğlu Divanı
Mevlana'nın Rubaileri
Gotama Buddha
Molla Câmi
He
Lâmelif
Naima
Seçme Rubailer
Divan Şiirinde İstanbul
--reklam--
Asaf Hâlet Çelebi Alıntıları - Sözleri
Ey hoş bakışlı, şakacı, hoppa güzel!
Otur Allah aşkına,
daha yüzlerce fitneler kaldırmamak için hiç olmazsa ayağa kalkma!
Sen bana hep: “Bakma!” diye emrediyorsun.
Halbuki bu sözün: “Bardağı eğri tut da içindekini de dökme!” demeğe benzer. (Ömer Hayyam)
Gönlümü put sanıp da kıran kim (Lâmelif)
Gülbeşeker gibi birbirimizin içinde yoğurulmuşuz, Ben onun huyunu almışım, o benimkini... (Mevlâna ve Mevlevilik)
Benim nasibime şarap ve sarhoşluk düştü.
Halk, beni neden ayıplıyor acaba?
Keşke her haram olan şey insanı sarhoş etseydi de,
dünyada ayık bir tek adam görmeseydim. (Ömer Hayyam)
Ölünüz... ölünüz... Bu ölümden korkmaynız. Bu topraklardan kurtulup göklere yükseliniz.
Ölünüz... ölünüz... Bu nefisten ayrılınız. (Mevlâna ve Mevlevilik)
"Altı bucakta bütün Allah'ın nuru vardır "dediler. Halktan : "O nur nerededir "diye bir feryat koptu

 yabancı sağına , soluna ,her tarafına bakındı; göremedi. Bir ses yükseldi:" Bir an sağsız ve solsuz bak!"
 Mevlânâ (Seçme Rubailer)
Bu dünyada günah işlememiş kim var, söyle!
Günah işlemeyen nasıl yaşar; söyle!
Ben fenalık ediyorum;
sen de bu fenalığıma fena bir cezayla mukabele ediyorsun.
Öyle ise seninle benim aramızdaki fark ne, söyle! (Ömer Hayyam)
Siriştinde anın kim nur var kalbinde kîn olmaz (Divan Şiirinde İstanbul)
Başkasını görüp kendini görmemeyi gözbebeğinden öğren (Seçme Rubailer)
Bahaüddîn Veled, oğlu ile beraber gittiği Şeyhu'l Ekber'in yanından çıkarken Muhyiddîn, Mevlânâ'ya bakarak: "Sübhanallah, bir deniz bir gölün arkasına düşmüş gidiyor!" dediğini Veled Çelebi naklediyor. (Mevlâna ve Mevlevilik)
dünyada en güzel şey
seni buldum
artık hiçbir şey istemem (Bütün Şiirleri)
-Bulutların yası olmadığı halde ne için ağlarlar? diye güle sordum

-Doğrusunu istersen benim bir hafta süren gülüşüm için ağlıyorlar gibi geliyor bana!
dedi (Seçme Rubailer)
Ezel sırlarını ne sen bilirsin, ne ben.
Bu muammalı kelimeyi ne sen okuyabilirsin, ne ben.
Perdenin önünde benimle senin dedikodularımız vardır;
perde kalkınca ne sen kalırsın, ne ben! (Ömer Hayyam)
“Ey Mecnûn!Eğer gözünü kapamağa kuvvetin yoksa vay hâline! Leylâ’nın mahmilinin şimşeği çok kuvvetle parlamaktadır.” (Molla Câmi)
Sultân Veled Mevlâna'ya lâyık bir oğul olarak, tam mânâsiyle onun ruhî terbiyesi altında istediği gibi büyümüş ve nesilden nesle Mevlâna'nın sevgisini naklettiren Mevlevîlik müessesesinin kurucusu olmuştur. (Mevlâna ve Mevlevilik)
Dudağını kapat, çünkü susmak iyi.
Gönlünü boşalt, çünkü unutmak iyi. (Molla Câmi)
her sevda aşk olmaz (Eşrefoğlu Divanı)
Oysa zaman, belki bir ömür boyu süren
tek bir andır ! (Naima)
Büyük memuriyetler ehline verilmiyordu. İlim ve marifete kimsenin aldırış ettiği yoktu. ￼ (Naima)
Gül gitti ve gülistân geçti; bundan sonra bülbülün sergüzeştini dinleyemiyeceksin! (Mevlâna ve Mevlevilik)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/mevlana-ve-mevlevilik-asaf-halet-celebi-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)