# Minta - Solmaz Kamuran Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Minta kimin eseri? Minta kitabının yazarı kimdir? Minta konusu ve anafikri nedir? Minta kitabı ne anlatıyor? Minta PDF indirme linki var mı?  Minta kitabının yazarı Solmaz Kamuran kimdir? İşte Minta kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/minta-solmaz-kamuran-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-10T00:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-04-10T00:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/10/solmaz-kamuran-kimdir-solmaz-kamuran-kitaplari-ve-sozleri-196930.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Solmaz Kamuran 
 Yayın Evi: İnkılâp Kitabevi 
 İSBN: 9789751025975 
 Sayfa Sayısı: 352 
--reklam--
Minta Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ege'nin Muğlası ile Miami'nin Lauderdale'i birbirine ne kadar benzer, birbirinden ne kadar farklıdır? Belki de bunu en iyi, bu iki kıyı arasında milyonlarca yıldır gidip gelen caretta caretta bilebilir. Onun bu romandaki adı Minta... Özgürlüğün simgesi Minta... O sessizce her şeyi gördü ve anlattı. Yelkenlileri, buharlı gemileri, denizaltıları, plastik torbaları, zehirli atıkları. Ve elbette insanları da...
"Minta", efendilerin ve kölelerin yüzyıllık tarihiyle, 20. yüzyılın hikâyesiyle buluşturuyor bizi. Bir yanda köle Nada, Mısırlı Hüznü paşa, Salima Hatun, Amira Kadın, Arp Nijad, Hamra ve Şerif... Diğer yanda Nada, Seminol Reisi Yaralı Tilki, Nay, Thomas James, Rose, Ray... Ve onlar farklı coğrafyalarda aynı kaderi paylaştılar...
Köleliğin, savaşların, ırkçılığın ve göçlerin acısıyla savrulan insanların öfkeleri, isyanları, günahları, sırları, suçları ve tabii ki aşklarıyla yüzyüze gelirken, son yüzyılın şarkılarını da dinleyeceksiniz...
--reklam--
Minta Alıntıları - Sözleri
Evet eskisi gibi değil, ama kölelik hala var. İnsanın köle olmak için ayağında zincir olmasına gerek yoktur.
Kay hiçbir zaman T.J.'in kendisini sevdiği gibi onu sevememişti. Ama bunun için suçlanamazdı, sonuçta herkes karşısındakine ancak kendisinde olanı verebilirdi. Herkes kendisi kadar sevebilirdi.
Derler ki, üç şey asla gizli kalamazmış; duman, yalan ve aşk..
Şanssızdı, ama kimbilir belki de bir başkasına göre şanslı..
"Sadece okurken ve yazarken ruhumun acıları hafifliyor. Kendimi kimi zaman bir kartal gibi hissediyorum, dünyanın üzerinde durmadan kanat çırpıp aşağıya bakan bir kartal.. Kimi zaman da büyük denizlerde dolaşan bir minta gibi.. Minta olmak kartal olmaktan daha iyi, orada insanları görmüyorum, onlar da beni.."
✍"Dalgarın sesi sesi...Zamana sığmayan bir uykunun sonsuz ninnisi.
Birazdan nasılsa bir rüzgar çıkar ve bütün bunları silerdi, doğa utanç verici hiçbir şeyin izini geride bırakmazdı.
"Gelecek, karanlık bir kuyuya benziyordu."
Ancak ahmaklar pişman olur, hayat pişman olunamayacak kadar kısadır, bunu da ancak akıllı bilir.
Aceleci olmamayı insan derste değil, gerçek hayatta öğrenir, şehirde bu çok zor. Ava giden çocuk daha kolay kavrar bunları. Çabuk olmakla aceleci olmak arasında büyük farklar vardır.. Evet, sen acelecilik yaptın ve bedelini ödüyorsun. Bu da buranın dersi. Şimdi üzülmekte de acelecilik etme, akıllı ol.
Artık ıslanmayacaksınız,çünkü birbirinize siper olacaksınız. Artık güneşte yanmayacaksınız,çünkü birbirinize gölge yapacaksınız. Eskiden iki kişiydiniz şimdi ikiniz tek bir hayat yaşayacaksınız.
Tanrı bu kadar kötü olamazdı. Kötü olan insanlardı, hepsinin kötü olmasına da gerek yoktu, birkaç kötü daima yeterliydi.
Ancak ahmaklar pisman olur, hayat pişman olunamayacak kadar kısadır, bunu da ancak akıllı bilir.
Kay hiçbir zaman T.J.'i'in kendisini sevdiği gibi onu sevememişti. Ama bunun için suçlanamazdı, sonuçta herkes karşısındakine ancak kendisinde olanı verebilirdi. Herkes kendisi kadar sevebilirdi. Kay da bu kadardı.
Yirminci yüzyıl hiç kimseyi mutlu etmedi. Ve bunca teknolojik gelişmeye rağmen de, tarihte insanların en fazla ziyan olduğu bir dönem olarak geçecek. Öyle yada böyle hepimiz bundan payımızı aldık, alıyoruz....
--reklam--
Minta İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Solmaz Kamuran, öncelikle yazardan bahsetmek isterim çünkü daha önce hiçbir kitabını okumamıştım ve hatta kendisi hakkında bir bilgim bile yoktu. Yazarımız aslında bir diş hekimi. Hayatının on dört yılını diş hekimliği yaparak geçirmiş fakat sonrasında kendini tamamen edebiyata vermiş. Yazdığı "Kiraze" adlı romanı Türkiye'de çok ilgi görmüş ve dokuz farklı dile çevrilmiş. Romanlarının dışında hikaye, anlatı, biyografi, araştırma yazıları da yazmış ve ondan fazla çeviri yapmış biriymiş.

Tanıdığıma ve asıl mesleği olan diş hekimliğini bırakıp kendini edebiyata vermiş olmasına çok sevindiğim bir yazar daha girdi hayatıma Minta aracılığı ile.

Minta'ya dönecek olur isek...
Kitap bugüne kadar okuduğum diğer tüm kitaplardan gerçekten farklıydı. Klişe gibi gelebilir ama gerçekten farklıydı. Aksiyon, macera seven biri olarak bu tip kitaplar zaman zaman sıkıcı gelir, ağır gider, öğğf dedirtir ama bu ön yargıyı büyütmek istemiyorum içimde. Farklı kitaplar okumayı her zaman sevmişimdir. Hep aynı şeyleri okursak nasıl gelişebiliriz değil mi? Minta da farklıydı.

Kitap aslında sayısını hatırlamadığım kadar fazla kuşağın hikayesini içeriyor. Başlangıçta Nada ve Naja'nın hikayelerini okuyorsunuz. Nada ve Naja kardeş, günün birinde yaşadıkları adadan ailecek kaçırılıyor ve köle olarak satılıyorlar. Tüm bunlar olurken birbirlerinden kopuyor her biri dünyanın farklı bir ucuna götürülüyor. Birbirlerini düşünerek, ufka bakarken "Acaba yaşıyor mudur?" diye sorarak geçiyor hayatları. Bir kitapta iki farklı hikaye anlatılıyor aslında. Sonra ikisi de ayrı ayrı hayatlar kuruyor, evleniyorlar, çocukları oluyor. Çocuklarının çocukları oluyor, onların da çocukları oluyor. Sadece çocukları oluyor dediğime bakmayın, Tahmin edebileceğiniz üzere o birçok çocuğun da büyümesini ve kendi hayatını okuyorsunuz. Bir sürü kuşağı görüyorsunuz, en başından, Nada ve Naja'dan. Her birinin yaşadığı ayrı ayrı olaylar oluyor, birkaç sayfa önce yeni tanıştığınız karakter birkaç sayfa sonra anneanne oluveriyor, bu arada birçok olay akıp gidiyor.

Bir hatta iki kişinin bile hayatı değil, onlarca kişinin hayatını okuyorsunuz dolayısıyla çok fazla isim ve iki farklı hayattan meydana gelen bir hikaye olduğu için çok fazla karakter tanıyorsunuz. Birbirine karıştırma ihtimaliniz çok yüksek. Ben karıştırdığımı anladığımda kendimce bir soy ağacı çıkarttım ama çok geç olmadan fark ettim ki zaten kitabın en arkasında bir soy ağacı varmış :)

Kitap özenle okunmayı isteyen cinsten. Öyle bir açıp okuyayım diyerek okuduğunuzda gerçekten anlamıyorsunuz. Sakince oturup tamamen kendinizi o hikayeye vererek okumanız gerekiyor. Bencil bir kitap diyebilirim ama bencil olmakta haklı çünkü gerçekten güzel. Eğer okumadıysanız okurken arkadaki soy ağacından yardım alın derim çünkü olay iki farklı hikayeyle başladığı için farklı hayat hikayeleri okuyorsunuz ve işin içine çocuklarının çocukları girince karakterlerle bu farklı hikayeler birbirine karışabiliyor.

Haricinde sakin kafayla okuduğunuzda gerçekten güzel, akıcı ve fazlasıyla öğretici, size farklı bir şeyler katabilecek potansiyelde bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim.

Ellerine sağlık Solmaz Kamuran! (şevval) 
Nada ve Naja, Afrika'lı iki kardeş...Minta, iki kardeş'in yardım edip denize , özgürlüğüne kavuşturdukları kabuğu yaralı yavru deniz kaplumbağası... İki kardeş küçük yaşta, köle tüccarları tarafından kaçırılıp dünyanın iki ayrı ucuna savruluyor. Köle olarak başladıkları hayatları zamanla değişiyor , çocukları torunları vs derken 5 neslin hayatını okuyoruz. Bu esnada da Minta iki kıyı arasında, okyanus boyu yüzüp duruyor, büyüyor, yumurtluyor, okyanusu, hayatı, insanları tanıyor... Solmaz Kamuran birbirinden bağımsız ilerleyen ve yaklaşık 100 yıllık bir süreci kapsayan bu hayatları - Minta da dahil :) - sıkmadan, hızlıca ama duyguyu derin bir şekilde vererek nasıl güzel anlatmış...Okunur... (AGK) 
Oldukça sürükleyici bir kitap.okuyalı yıllar geçmesine rağmende hala bazı yerleri gözümde canlanıyor.Köle düşen ve yolları ayrılan iki kardeş,sonrasında yaşananlar,olaylar akarken diğer yandan patlak veren savaşlar göçler vs. anlatılmış.Olayları bir Caretta Caretta'nın gözünden anlatıyordu yanılmıyorsam.Okurken çok haz almış,bitmesini istememiştim,tavsiye ederim. (Martenteo) 
--reklam--
Minta PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Solmaz Kamuran - Minta kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Minta PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Solmaz Kamuran Kimdir?
Solmaz Kamuran 1954'te İstanbul'da doğdu. Göztepe Taş Mektep'te, Kadıköy Maarif Koleji'nde, İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde okudu. 11 yaşında TRT Çocuk Radyosu hikâye ödülünü kazandı. 17 yaşında, Yansıma Dergisi'nde imzasını gördü. On dört yıl diş hekimliği yaptıktan sonra kendini tamamen edebiyata verdi. Profesyonel yazı hayatına, televizyon için belgesel metinleri ve gazetelerde gezi yazılarıyla başladı. Türkiye'de büyük ilgi gören romanlarından "Kiraze" Yunanca, Macarca, Sırpça, Portekizce, İspanyolca, İtalyanca, Kürtçe, Lehçe ve Bulgarca olarak yayınlandı.

Romanları:
Bir Levrek İskeleti,
Kiraze,
Minta,
Banka, 
Çanakkale Rüzgârı
Macar

Hikaye:
Bir kadın, bir erkek, bir levrek iskeleti

Anlatı:
Gecenin Yakamozu

Biyografi:
İpek böceği Cinayeti

Araştırma:
Devlet Çete Olmasın Dediğinizde

Ve çeviriler: Safiye Sultan Üçlemesi (Ann Chamberlin), Bir Hürrem Masalı (Colin Falconer), Erguvan Güzeli (William Stearns Davis), Bir Troia Şarkısı (Colleen Mccullough), Geceyarısı'nın Peşinde (Richard Zimler), Aşk Mutfağı- Çıldırtan Koku- Kızışma- Kabare (Lilly Prior), Bakir İntiharlar- Middlesex (Jeffrey Eugenides), Aynadaki Peçe (Ann Chamberlin)

Solmaz Kamuran aynı zamanda yazar Çetin Altan'ın kitaplarının da editörlüğünü yapmaktadır.
--reklam--
Solmaz Kamuran Kitapları - Eserleri
Kiraze
Minta
Çanakkale Rüzgarı - Boreas
Kösem : İktidar Şerbeti Kan Kokar
Ceviz Ağacı
Macar
Bir Kadın Bir Erkek Bir Levrek İskeleti
Gecenin Yakamozu
Aşk Tutulması
Banka
Elmakurdu Rüyaları
İpek Böceği Cinayeti - Fotoğraflarla Çetin Altan'ın Yaşam Öyküsü
Devlet Çete Olmasın Dediğinizde
--reklam--
Solmaz Kamuran Alıntıları - Sözleri
Şu dünyâda zaten anlatılmamış ne var, eninde sonunda herkes,her şey birbirine benzer, tıpkı bizim gibi. (Macar)
"Bizi bizden koru Tanrım. " (Kiraze)
Çıkarlar söz konusu olunca her şey ne kadar da çabuk değişebiliyordu. (Kiraze)
Kuşlar ötüşüyordu, karanlığın kuşları… Ağustos ayının tembel mutluluğunun cıvıltısı değildi bu sesler, mutluluk simgesi değildi bu ötüşler. Şubat ayazında, alacakaranlıkta yeniden hayata meydan okumanın çığlığı… Yalnız kuşlar… Tıpkı benim gibi. (Bir Kadın Bir Erkek Bir Levrek İskeleti)
Zamanı unutmuştuk ve galiba mutluluk zamanı unutmaktı. (Macar)
Kötülük peşinde koşan kendi sonuna koşar. (Elmakurdu Rüyaları)
“Ama derler ya ‘bohçanın dört ucu asla bir araya gelmez . ‘ ille de bir şeyler eksiktir bizlere göre . Oysa hayatın tuhaf bir terazisi var. İyilikler , kötülükler , güzellikler ,çirkinlikler ,zorluklar , kolaylıklar , acı ve saadet nasılsa sonunda hep dengede kalır . Her şey tamamen mükemmel ya da kötü olmuyor ... (Ceviz Ağacı)
...ayrılırken "Her şey para değil, dostum," dedi, "Her şey para değil."

Her şey nedir, diye düşündüm eve dönerken. Dağda otlayan keçi için her şey kayalık tepelerdi, balık için içinde yüzdüğü deniz, kuş için kanadıyla titrettiği gökyüzü, ya insan için? İnsana o tepeler, o gökyüzü, o deniz yetmiyordu. Başlangıçta anne için bebeğinin küçücük yüzünü gördüğü ilk an, bebek için küçücük yüzünü gömerek onun memesine iştahla yapıştığı andı her şey ama sonra... Çölde su, denizlerde ada her şeydi; susuzluktan yanana bir tas su derya gibiydi, selde sürüklenene bir ağaç dalı sanki bir ada. Kör için değneği, dilsiz için elleri, müzisyen için bestesi, şair için şiiri her şeydi. Mahpus için demirlerin arasından görünen uzaklardaki ıssız tepelerde başıboş yürümek, o ıssız tepelerde dolaşan çoban için uzaktan görünen şehir her şeydi. Yoksul için para, hasta için ilaç, âşıklar için vuslat her şeydi. Derviş için bir lokma, bir hırkaydı her şey, sultanlar içinse gördüğü ve görmediği ama sahibi olduğu engin mülktü, ama belki de o sadece ava gitmeyi, kırlarda avarelik etmeyi isterdi, ya başı, dişi, dizi ağrıdığında ne yapardı... Şu fânî dünyada her şeyin ne olduğu her an her fânî kul için değişebilirdi, her şey birden hiçbir şey olabilirdi. (Macar)
"Tarihi, imparatorlar yaratır ama onu geleceğe ancak tarihçiler kitaplarıyla taşır." (Kösem : İktidar Şerbeti Kan Kokar)
"İnsanlar ikiye ayrılır, başkalarının deneyimlerinden yararlanarak kazanan akıllılar ve ille de kendi deneyimleriyle kazanacaklarına zannederek kaybeden aptallar..." (Kösem : İktidar Şerbeti Kan Kokar)
Giden hiçbir şey geçici değildir, giderken ille de iz bırakır. (Aşk Tutulması)
Kay hiçbir zaman T.J.'i'in kendisini sevdiği gibi onu sevememişti. Ama bunun için suçlanamazdı, sonuçta herkes karşısındakine ancak kendisinde olanı verebilirdi. Herkes kendisi kadar sevebilirdi. Kay da bu kadardı. (Minta)
Oysa hayatın tuhaf bir terazisi var; iyilikler, kötülükler, güzellikler, çirkinlikler, zorluklar, kolaylıklar, acı ve saadet nasılsa sonunda hep dengede kalır. Her şey tamamen mükemmel ya da kötü olmuyor. (Ceviz Ağacı)
Aşk merhamet değildir Nur, karışmak istemem ama sevgili olmak ve anne olmak farklı şeylerdir. İkisini karıştırmamak gerek. (Ceviz Ağacı)
Mutlu olmak için bir yığın mutsuzluğu, acıyı yaşıyordu insan; ağır, çok ağır bedeller ödüyordu ve sonra mutlu olduğunda o geçmişi hatırlayıp tekrar acı çekiyordu. Arada sırada kaşınan bir yanık izi, yağmur yağınca sızlayan eski bir kırık yeri gibiydi mutlu olmak. Salt mutlu olmak diye bir şey belki de yoktu. (Kiraze)
Sevdiğim bir yazar aşkı şöyle tarif etmiş:
“Aşk biriyle bakışmak değil, aynı yöne birlikte bakmaktır.” (Ceviz Ağacı)
Hettie valinin makam odasına girerken titriyordu, İçeri adımını attığında Mustafa Kemal hemen ayağa kalkıp onun eli ni öptü, "Enchantée Matmazel."

Hettie reverans yaptı, "Şeref verdiniz Paşam, heyecanımı mazur görün lütfen."

Buyrun lütfen, istirahat edin."

Hettie masanın önündeki koltuğa oturdu.

"İngilizsiniz değil mi Matmazel."

" Önce Canakkaleliyim Paşam, Türkiyeliyim, ondan sonra da İngiliz. "

Mustafa Kemal ayağa fırladı, "Duydunuz değil mi beyler, Matmazel'in sözlerini duydunuz. İşte çağdaş uygarlık budur.

Hanımefendi, Çanakkale ve Türkiye sizinle iftihar etmeli."

Teveccühünüz Paşam."

Mustafa Kemal'in beş arabalık konvoyu o gün saat üçte, geldiği gibi homurtular içinde, arkasında sapsarı bir toz bulutu bırakarak Çanakkale'den ayrıldı, on beş gün sonra da Hettie'ye Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kimliği verildi. (Çanakkale Rüzgarı - Boreas)
Osmanlı vezirlerinden birinin nehir üstüne yaptırdığı köprünün üzerinden geçerken köprübaşında yazan yazıyı merak edip birine okutturduk. Şöyle diyordu adı bizce meçhul şair: "Hayat, krallarla yoksulların yolunun çakıştığı bir köprüdür." (Macar)
Şanssızdı, ama kimbilir belki de bir başkasına göre şanslı.. (Minta)
'Şeriat nedir, tarikat nedir ,hakikat nedir ?'diye sordum. Bana şöyle cevap verdi ,"Şeriat bu senindir o benim; tarikat,hem senindir hem benim; hakikat ise ne senindir, ne benim ."Ya marifet?" dedim .Gözlerimin içine baktı ,gülümsedi, "Yaratılanda Yaratan'ı görmektir ,"dedi. (Macar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/minta-solmaz-kamuran-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)