# Mrs. Dalloway - Virginia Woolf Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Mrs. Dalloway kimin eseri? Mrs. Dalloway kitabının yazarı kimdir? Mrs. Dalloway konusu ve anafikri nedir? Mrs. Dalloway kitabı ne anlatıyor? Mrs. Dalloway kitabının yazarı Virginia Woolf kimdir? İşte Mrs. Dalloway kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/mrs-dalloway-virginia-woolf-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-09T02:00:09+03:00
- Güncelleme: 2022-03-09T02:00:09+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/09/virginia-woolf-kimdir-virginia-woolf-kitaplari-ve-sozleri-171083.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Virginia Woolf 
 Çevirmen: Tomris Uyar 
 Orijinal Adı: Mrs. Dalloway 
 Yayın Evi: İletişim Yayınları 
 İSBN: 9789754700220 
 Sayfa Sayısı: 200 
--reklam--
Mrs. Dalloway Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Yaşamı ve ölümü vermek istiyorum, sağlığı ve çılgınlığı; toplum düzenini eleştirmek istiyorum, işler halinde, en yoğun biçiminde."

Virginia Woolf belki de en tanınmış romanı olan Mrs. Dalloway için bir yazısında bunları söylüyor. Dediklerinin yapıyor da; her şeyden önce tek bir günün yoğun örgüsü içinde hem akreple yelkovanın peşinde koşan hem de o günün saatleri içinde kahramanlarının zihninde uzayıp giden iç zamanlar bulan bir roman bu.

Mrs. Dalloway, edebiyat tarihinde daha sonraları "bilinç akışı" adıyla anılacak bir tekniğin en başarılı örneğidir. Kitaba adını veren Clarissa Dalloway, akşam vereceği davetin hazırlıkları peşinde Londra sokaklarında dolaşırken, kitabın öteki, "gizli" kahramanı Septimus Warren Smith aynı sokaklarda başka, daha karanlık bir hedefe doğru yol alır. Kitabın birbiriyle hiç yüzyüze gelmeyen bu iki kahramanı delilikle sığlık, sığlıkla derinlik, yaşamla ölüm kadar temel karşıtlıklar içinde "günden geceye" yolculuklarını tamamlar ve Virginia Woolf'da birleşirler. Mrs. Dalloway'i, Tomris Uyar'ın klasik niteliğindeki çevirisinden sunuyoruz.
--reklam--
Mrs. Dalloway Alıntıları - Sözleri
Değil mi ki lanetlenmiş bir soyuz ve batan bir gemiye zincirlenmişiz demek bütün olanlar kötü bir şaka; öyleyse biz de hiç değilse kendi payımıza düşeni yapalım, öbür tutsakların acısını hafifletelim hücremizi çiçeklerle, minderlerle döşeyelim, elimizden geldiğince dürüst olalım.
Ah yeni baştan yaşayabilseydim hayatımı!
Mutsuzluk saçma sapan bir düştü.
[...] dilediğince davranabilme,
insanların söylediklerine aldırmama, çok büyük umutlar
beslemeden yaşamı sürdürme gücü[...]
(...) hele orospular; yok canım suç ne onlardaydı ne de gençlerde, suç şu iğrenç toplum düzenindeydi
Hepsi boş, canımın içi. Sonuçta yemek, içmek ve çiftleşmek, kötü günler ve iyileri, düşünülünce hayat hiç de gül gibi geçmemişti...
[...] dünyadaydı suç yani duygularını
yitirişinin suçu.
Sevmek insanı yalnız kılıyor,[...]
“Önemli olan yürektir, değil mi?”
Hayatın yüreğinde bir boşluk vardı;
[...] tek yeteneğim, insanları anlamak...
"Hiç yazı yazdın mı" diye sordu.
"Tek kelime yazamadım."
"İnsanın hissettiklerini hiç söyleyememesi, ne korkunçtu."
[...]suskun sevgiden çabuk usanır...
Neden bu kadar sevdiğimizi Tanrı bilir, neden böyle gördüğümüzü; oluşturuyoruz, çevremizde kuruyoruz, yıkıp her an yeniden yaratıyoruz...
--reklam--
Mrs. Dalloway İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Hayata dair her şey: Mrs. Dalloway’in kendi iç dünyalarının insanı olan karakterlerin her biri bende Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna kitabında geçen şu alıntıyı hatırlattı.
“Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım…
Hakiki hayatım benim için can sıkıcı bir rüyadan başka bir şey değildir…”

Bilinç akışı denilince akla gelen ilk yazarlardan olan Wirginia Woolf, tam olarak bu cümlede bahsedilen karakterler resmediyor okuyucuya.

Hayatın kendisini didaktik bir saat olarak değil,sürekliliğiyle kendini yenileyen bir nehir gibi çiziyor.

Geçmişle geleceğin,hayalle gerçeğin arasında gidip gelen bir sarkaç.Muazzam cümleleriyle, -çoğu deniz temalı- insanın ruhuna incelikler katan benzetmelerle yapıyor bunu.Sıkıcı ve değişmez gündelik yaşama adeta keskin kalemiyle meydan okuyor.Viktorya dönemi İngiltere’sinin muhafazakar yapısını, savaşın insanların ruhlarında yarattığı yıkıcılığı, kadının toplumdaki yerini,pamuk ipliğine bağlı olan kırılgan ruh halini olanca derinliğiyle ele alıyor.Karakterleri hem kendi içsel dünyalarından,hem de dışardan bir göz olarak sunuyor bizlere. Bazı karakterleri anlamlandırma konusunda, önem arz eden bir yönü var sahip olduğu yazım tekniğinin.

Eğer siz de benim gibi gerçek hayattan ziyade kafasının içinde yaşayan bir insansınız, okurken zorlanacağınızı sanmam.Ama eğer gerçek hayata entegre olmuş bir kişiliğiniz varsa -ay çok sıkıcı- ,anlatım sizi yorabilir, hatta sıkabilir.Ama ben en azından denemek gerektiği kanaatindeyim.

Nesnel ve sıkıcı gerçekliklerden insanın bilincinin derinliklerine yaptığı, dingin, benzersiz bir yolculuk.

Sona gelirken, okuyucuyu ana dilinde okuyamadığı bu eseri teselli eder gibi, ustaca çeviren, Tomris Uyar’ın da hakkını teslim etmeden geçmek istemem.

İncelememi kitabın yazarın ağzından kısa bir özet niteliği taşıyan yorumuyla bitirmek istiyorum.

“Yaşamı ve ölümü vermek istiyorum sağlığı ve çılgınlığı; toplum düzenini eleştirmek istiyorum, işler halinde, en yoğun biçiminde.”

Kitapla kalın! (Bertha Mason) 
Bir insan iç seslerine ayrı ayrı karakterler yükleyip o karakterleri aynı romanda buluşturup, genel akışı da bu eşsiz monologlardan oluşturur mu? oluşturur. Böyle bir teknik için de bir o kadar değerli altyapı gerekir. Woolf'te bunu fark edeceksiniz her karakter geçişinde...

Virginia Woolf bu başyapıtıyla karakterlerin monologlarının yanında zaman ve ölüm konularını muazzam şekilde ele almış. Bu noktada kendi iç sesinizi dinliyormuşsunuz gibi hissedeceksiniz. Zaman ve ölüm konularını İngiltere'deki saat kulesi çanının her vuruşuyla ilişkilendirerek bunu karakterlerin hayata bakış açısına göre modellemiş olması muazzam bir detay.

İçerik analizinin yanında anlam analizi de yapmak gerekir bu kitap için. Keza Woolf bu anlatımları bir anlam çerçevesinde yapmakta ve hayattaki seçimlerimizle neleri kaybettiğimizi, ne kazanmak istenirken ne elde edilmiş olunduğunu, bir sapakta tercih edilen yolun insanı nereye götürdüğünü zaman ve ölüm eğrisi içinde şekillendirmekte, doğru ya da yanlış tercihten çok, çıkılan yolun manasına atıfta bulunmakta.

Woolf'ün, kitabın karakterleri üzerinden depresif dünyasının izlerini de bulmak mümkün. Bu kitabı yirmili yaşlarımın başındayken okusaydım hayata bakış açımı oldukça değiştirebilirdi. Keza benim için de şu ceplerine taş koyma durumu o dönemde kurtuluş reçetesi olabilirdi. Bugün ise içerik ve anlam analizini ufaktan anlatırken, Woolf'ün ömrü boyunca süren trajedik iradesinin önünde saygı ile eğiliyorum. Keyifli okumalar. (Uğur De Molinari) 
Kitap Mrs. Dalloway etrafında bir günü anlatıyor. Kişiden kişiye atlayıp zihinlerindeki düşünceleri okutuyor bize.
Kitabı okurken zorlansam da yazarın verdigi mesajı aldığımı düşünüyorum.
Herkese keyifli okumalar dilerim. (Sule) 
--reklam--
Mrs. Dalloway PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Virginia Woolf - Mrs. Dalloway kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mrs. Dalloway PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Virginia Woolf Kimdir?
Virginia Woolf (25 Ocak 1882 - 28 Mart 1941) İngiliz feminist, yazar, romancı ve eleştirmen.

1882'de Londra'da dünyaya gelen Virginia Woolf, Victoria devri'nin tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıydı. Annesi ve babası daha önce başkalarıyla evlenmişler, dul kaldıktan sonra ise bir araya gelmişlerdi. Her ikisinin de ilk eşlerinden çocukları vardı. Sir Leslie Stephen'ın ilk eşi, ünlü romancı William Makepeace Thackeray'nın kızıydı. Thackeray'nın eşi akıl hastası olduğundan, Leslie Stephen'ın bu kadından olan kızı Laura, anneannesine çekmiş, yirmi yaşında bir akıl hastahanesine kapatılmıştı. Virginia'nın annesi Julia Duckworth ile Leslie Stephen'ın beş çocukları oldu. Yaş sırasıyla Vanessa, Julian, Thoby, Virginia ve Adrian. Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür. Woolf, o yıllarda kadınların ikinci planda kalması nedeni ile okula gönderilememiş fakat babası yardımı ile kendini geliştirmiştir.

Kızkardeşi Vanessa Bell daha küçük bir yaşta iken bir ressam olmaya, Virginia Woolf ise bir yazar olmaya karar verir. Kendisini babasının kütüphanesinde geliştiren Virginia Woolf, 1895'de bir gazetede kısa hikâyelerini yayınlatır.

Özellikle, Viktorya tarzı yaşamaya karşı olan Virginia Woolf, yazılarında da bundan bahseder.

Bloomsbury Grubu
1904'te babasının ölümünden sonra kardeşleriyle Bloomsbury'ye taşınması ise hayatında ciddi bir dönüm noktası olmuştur. Bloomsbury grubu içinde birçok ünlü edebiyatçıyı barındıran ve cinsel konulardaki özgürlükçü tavırlarıyla tanınan bir grup entelektüelden oluşuyordu. Grupta bulunan birçok kişi eşcinsel ya da biseksüeldi. İnsanlar onları etik bir grup olarak görüyorlardı. Grupta John Maynard Keynes, E. M. Forster, Roger Fry, Duncan Grant ve Lytton Strachey gibi ünlü kişiler vardı. Woolf, 1909'da bir süreliğine Lytton Strachey ile nişanlanmıştır.

Evliliği
Virginia Woolf 1912 yılında Leonard Woolf ile evlenmiştir. Evlilikleri cinsel açıdan yeterli olmasa da, Virginia Woolf için çok önemli olmuştur. Leonard Woolf eşi için bir basımevi kurmuştu ve bu da Virginia Woolf'un yazdığı kitapları yayımlatması için bir fırsat olmuştu.

Ölümü
Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941'de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a.

"Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."
--reklam--
Virginia Woolf Kitapları - Eserleri
Kendine Ait Bir Oda
Dalgalar
Deniz Feneri
Yıllar
Mrs. Dalloway
Yaşlı Kadın ve Papağan
Flush
Dışa Yolculuk
Bir Okur Olarak
Granit ve Gökkuşağı
Üç Gine
Bir Yazarın Günlüğü
Gece ve Gündüz
Jacob'un Odası
Virginia Woolf&Vita Sackville - West Mektuplaşmaları
Güvenin Ölümü
Bütün Öyküleri
Kitap Nasıl Okunmalı? - Bir Okur Olarak 2
Dadının Perdesi
Perde Arası
Varolma Anları
Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler
A Haunted House
Benlik Üzerine Denemeler
Kew Gardens
Orlando
Hasta Olmaya Dair - Hasta Odalarından Notlar
Kadının Toplumsal İşlevi
Pazartesi ya da Salı
Londra Manzaraları
Yorum Yorar
Aforizmalar
Romanları Tekrar Okuma Üzerine
The Mark on the Wall
The Shooting Party
An Unwritten Novel
Mr. Bennett and Mrs. Brown
Yazınsal Ustalık
--reklam--
Virginia Woolf Alıntıları - Sözleri
Hayır, dünya yüzünde istediği tek şey vardı; temiz su. (Flush)
Life's what you see in people's eyes (A Haunted House)
Şimdi bana söyler misin, şiir nereye gidiyor, yoksa artık öldü mü? (Yazınsal Ustalık)
"İnsanın kusurlarını itiraf etmesi kolay iş. Ama hangi akşam karanlığı, insanın erdemlerini saklayacak kadar koyudur? (Bütün Öyküleri)
...she spent most of her time in the London Library, reading. (A Haunted House)
Ama bu adamın yıpranmış yüz çizgilerinden her keresinde gizem duymuştu, suskunluğunaysa, tutku. (Perde Arası)
--reklam--
Okuma sürecinin ikinci aşaması olan, yargılamanın, okumanın kendisi gibi basit bir işlem olduğunu düşünmek ahmaklık
olur, kitabı zihninin içinde tartışmayı, kitabı bıraktığında bile onu okumaya devam etmeyi ve bir kitabı diğeri ile uygun bir şekilde karşılaştırabilecek kadar okumuş olmak, işte bu zordur. Bundan daha zor olan şey ise "Sadece bu tarz bir kitap değil, aynı zamanda bu değerdedir, burada yetersiz; burada yeterli olur, burası kötü; burası iyi," demek. Okur, bunu yapabilmek için bilgi, iç görü ve hayal gücü sahibi olan biri olmalıdır. (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
Hayata ne ile başlarsan başka elinde çok az şey kalıyor. Gurur ve aptallık...
Kaç kez yaşadığımız anın değerini bilmediğimiz için geleceği reddetmişizdir, kaç kez kıymetini anlayamadığımız bir anda yaşadığımızdan çok parlak olabilecek bir geleceği elimizden kaçırmışızdır. Halbuki her şeyi istemiştik değil mi? (Aforizmalar)
Başkalarının gözleri bizim için birer hapishane ; düşünceleri de kafeslerimiz. (Pazartesi ya da Salı)
"Bak, uyuyormuş gibi dudaklarında aşk var" (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
Ah! Aman Tanrım, yaşamın gizemi bu; düşüncenin doğruluktan sapması! (Bütün Öyküleri)
.
Kırdaki tepelerin üzerinden hızla geçen rüzgar, yeniden yeşile dönen geniş gölge halkaları savurdu.

Ama Londra'da sokaklar bulutları daralttı; Doğu Yakası'nda nehir kıyısında yoğun bir sis asılıydı. 'Satılacak eski bir demir, herhangi bir eski demir' diye bağıran adamların seslerini uzaktan geliyordu; ve banliyölerde organlar susturuldu.

Rüzgar dumanı savurdu çünkü hala son birkaç sardunyayı barındıran sarmaşıklarla kaplı duvarın köşesindeki her arka bahçede yapraklar yığılmıştı; keskin sivri alevler onları yiyordu sokağa, sabahları salonda açık duran pencerelere.

Çünkü yılın doğum günü olan Ekim ayıydı.

... (Yıllar)
Hiçbir yazar kendi sefil kişiliğini sırlarını ve kötü huylarını okuyucuya yansıtmak istemez herhalde (Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler)
--reklam--
Oh, is this your buried treasure? The light in the heart. (A Haunted House)
Evet, toplum dışı biriydi kendisi. Doğa ne yapmışsa yapmış, onu türdeşlerinden ayrı bir yere koymuştu. (Perde Arası)
Bir silah sesi kulaklarda patlar: Romantizmin devri kapandı. Realizmin devri başladı. (Yazınsal Ustalık)
Tansley bir çekiç kaldırıp olanca hızıyla havada salladı; ama aşağı doğru indirmeye başladığı anda, böyle bir aletle bu kelebeği ezmenin elinden gelmeyeceğini anlayarak, sadece, ömründe kendisini hiç deniz tutmadığını söyledi. (Deniz Feneri)
baska bir sey düsünen kisinin yarı bilincli-yarı bilincsiz tekrar tekrar baktıgı herhangi bir cisim, düsüncelerin malzemesiyle öyle ic ice gecer ki, asıl bicimini kaybeder, biraz farklı, ideal bir bicim alarak yeniden olusur ve hic beklemedigimiz bir anda beynimize girer. (Pazartesi ya da Salı)
￼ I want to think quietly, calmly, spaciously, never to be interrupted never to have to rise from my chair, to slip easily from one thing to another, without any sense of hostility, or obstacle. (A Haunted House)
Biz ki çöl nesliyiz. Biz, yani daha özgür daha eşit bir dünyayı düşlemeden yaşamayı beceremeyen yetimler. Çaresiz bir yandan özgürlüğün ve eşitliğin vahasına ulaşıncaya değil çölde başıboş dolaşıyoruz (Yorum Yorar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/mrs-dalloway-virginia-woolf-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)