# Mübarek Kadınlar - Gaye Boralıoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Mübarek Kadınlar kimin eseri? Mübarek Kadınlar kitabının yazarı kimdir? Mübarek Kadınlar konusu ve anafikri nedir? Mübarek Kadınlar kitabı ne anlatıyor? Mübarek Kadınlar PDF indirme linki var mı?  Mübarek Kadınlar kitabının yazarı Gaye Boralıoğlu kimdir? İşte Mübarek Kadınlar kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/mubarek-kadinlar-gaye-boralioglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-27T07:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-08-27T07:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/27/gaye-boralioglu-kimdir-gaye-boralioglu-kitaplari-ve-sozleri-299112.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Gaye Boralıoğlu 
 Yayın Evi: İletişim Yayınları 
 İSBN: 9789750516405 
 Sayfa Sayısı: 123 
--reklam--
Mübarek Kadınlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Anlatılan her şey gerçeğin bir eksiğidir;
ya da beş altı fazlası. Sahiden olanı 
on ikiden vurmak imkânsız bir şey. 
On ikiden vurup ne yapacağız, o da ayrı konu. 
Yine de içimden bu hikâyeyi olduğu 
gibi anlatmak geliyor şimdi.
Akşam çökünce kaybolan ışıklar, tavuk didenler, önceden ıslatılan pirinç, avuç içi kadar ev. Bulutsu eller, Haylayf Plajı’nda bir bahçe katı. Nurhayat’ın kirpikleri, Nurhayat’ın diyorum, badem gözleri... 
Ayykıraca nehesimm kalvasa vileee, 
elleri ızanır ıldığınn yereee...
Önündeki boşluğu yuvarlayanların, insan kalmaya
çalışanların hikâyeleri. Beyaz fayans, kara delik.
Gaye Boralıoğlu’ndan...
Dikenli, düştüğü yeri yakan, ustaca.

--reklam--
Mübarek Kadınlar Alıntıları - Sözleri
Hiçbir işe yaramıyor olmak, bir dala tutunamamak da içten içe zehirliyor bünyemi.
Yüzsüzlük öyle bir şey ki, ilk ortaya çıktığında başını ezmezsen salgın bir hastalık gibi yayılıveriyor insanlar arasında. Bir de baştakiler, büyükler böyle davranınca, diğer insanlar da şevkle taklide başlıyor. Normal şartlarda infiale neden olması gereken erdemsizlik, ahlâksızlık, üzerinde pek durulmayan, sıradan bir davranış oluveriyor. Haysiyet, nezaket, diğerkâmlık neredeyse tedavülden kalktı.
Bir kadının ihtimali bile, insanın hayatını toparlamasına sebep olabiliyor.
Şimdi bakıyorum da insanların haline, ahlâki değerlerin çıtası aşağı indikçe insanlar da kıvrana kıvrana o çıtanın altından geçmeye çalışıyorlar.
"Böylece aşka doğru bir tırmanış... İşveli bir münasebet... Kim bilir belki umulmadık kıvamda dehşetengiz bir sevişme? Olur mu, olur!"
"Bir an için aklına düştüğümde içinden sebepsiz bir ağlama hissi gelmiş midir? Bir şükür anı var mıdır? O anın içine benim dahil olduğum vaki midir? Terinde bir damla, gözünün ferinde bir renk, nefesinde bir koku, bir iz, hakikatinde benden bir eser var mıdır?"
"Derler ki her canlının kendi kokusu varmış. Çiçekler ayrı kokarmış, hayvanlar ayrı. Hele kadınlar... Her biri ayrı bir çiçeğin rayihasını taşırmış.'
Anlatılan her şey gerçeğin bir eksiğidir; ya da beş altı fazlası.
Bu dünyada insandan insana ne hayır gelmiş, sen kendi özüne sığınacaksın.
Yine de ikimiz bir noktalı virgül gibi bütünleşmiştik işte...
Ben noktaydım; dünya hali içinde pek de kayda değer olmayan minnacık bir mühür.
O virgüldü; durmadan arkasına yeni vagonlar eklenen, yoldan çıkmış bir cazibe treni.
--reklam--
Mübarek Kadınlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Gaye Boralıoğlu'ndan okuduğum ilk kitap.Çok değerli öykücülerimiz var.Onları tanımaktan, büyük mutluluk duyuyorum.Gaye Boralıoğlu da bunlardan biri.Kitaptaki 13 öyküde de sanki bir sinema filmi izliyormuş izlenimi duyuyorsunuz.Daha da ileri giderek âdeta öykü kahramanı gibi hissediyorsunuz kendinizi.Mekânlar öylesine güçlü kullanılmış ki bence öykünün en temel unsurlarından biridir mekân. Kendimi Sirkeci'den trene binip Halkalı'da inmiş gibi hissettim.Bu kitapla yazar, 2015 Yunus Nadi Öykü Ödülü'nü kazanmış.

"Gençliğimde televizyonlarda hep gösterirlerdi, limbo diye bir dans vardı.Yere paralel olarak belli bir yükseltiye konulmuş bir sırığın altından yüzü sırığa bakacak şekilde geçerdi dansçı.Müziğin her kuplesinde o sırık biraz daha aşağı indirilir, dansçı sırtı yere paralel olacak şekilde ters dönmüş örümcek misali kıvrana kıvrana sırığın altından geçerdi.Çok saçma bir danstı.Şimdi bakıyorum da insanların haline, ahlâki değerlerin çıtası aşağı indikçe insanlar da kıvrana kıvrana o çıtanın altından geçmeye çalışıyorlar.Eskiden televizyon, internet falan yokken biraz daha rahatmış hayat.En azından bu rezillerin suratını görmüyor, cızırtılı bir radyodan seslerini dinliyordum.Şimdi ise kötülük timsali suratlarıyla tabak gibi her an karşımızdalar.Yüzsüzlük öyle bir şey ki, ilk ortaya çıktığında başını ezmezsen salgın bir hastalık gibi yayılıveriyor insanlar arasında. Bir de baştakiler, büyükler böyle davranınca, diğer insanlar da şevkle taklide başlıyor.Normal şartlarda infiale neden olması gereken erdemsizlik,ahlâksızlık, üzerinde pek durulmayan, sıradan bir davranış oluveriyor.Haysiyet, nezaket,diğerkâmlık neredeyse tedavülden kalktı."
syf 65
Hayal Alemi-Mübarek Kadınlar
Gaye Boralıoğlu (Özlem Akbaş) 
Mayıs ayında okuduğum, konusu kadın odaklı ikinci kitap oldu "Mübarek Kadınlar"

On üç öyküden oluşan kitapta en beğendiklerim "Ömrüm Oldukça" ve "Mi Hatice" oldu. Özellikle Hatice'nin kocasını, o bırakıp gidişi yok mu, sanki ben de kafesinden uçup özgürlüğüne kavuşan bir kuşun özgürlüğünu hissettim o anda. Çok güzeldi.

Gaye Boralıoğlu severek okuduğum bir yazar. Daha önce "Dünyadan Aşağı" ve Ümit Kıvanç'la diyaloglarından oluşan "Haysiyet" kitabını okumuştum.

Öykü okumayı seviyorsanız, 2015 yılı Yunus Nadi Ödülü sahibi bu eseri tavsiye ederim.
.
.
.
#mübarekkadınlar #gayeboralıoğlu #iletişimyayınları #öyküler #okudumbitti #mayısokumalarım #kadıköyokumalarım #2021okumalarım #kitaptavsiyesi #kitapönerisi (Seda Ediz) 
Ne mubarek kadinlar bunlar.. Babadan kocaya kucuk yasta kacip yillarca nohut pilava tavuk didenler... Yillarca girdigimiz o Avm lerin tuvaletlerini temizleyenler, yasamaya hayata tutunmaya calisan mubarek kadinlar onlar... 2015 Yunus Nadi Oyku Odulu'nu Gaye Boralioglu ile kazanan mubarek kadinlar... (Ebru Aykaç Takipçisi) 
--reklam--
Mübarek Kadınlar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Gaye Boralıoğlu - Mübarek Kadınlar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mübarek Kadınlar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Gaye Boralıoğlu Kimdir?
Tam adı Jülide Gaye Boralıoğlu olan yazar, Gönül ve Güneş Boralıoğlu’nun kızı olarak 22 Ekim 1963’te İstanbul’da dünyaya geldi. 1980’de Ataköy Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden 1984’te mezun oldu. Yüksek lisansını yine aynı bölümden Sistematik Felsefe ve Mantık alanındaki çalışmasıyla 1986’da aldı. Gazeteci, reklam yazarı ve senaryo yazarı olarak çalışan yazar, ağırlıklı olarak senarist kimliği ile tanınmaktadır.

1999’da Atıf Yılmaz yönetmenliğinde gösterime giren “Eylül Fırtınası”nın senaristliğini üstlenen Boralıoğlu, bu deneyiminden sonra televizyonun senaryo yazarına daha fazla kontrol imkanı verdiği düşüncesiyle, televizyon dizileri için yazmaya ağırlık verdi. Çeşitli kanallarda yüksek reytinglerle yayınlanan “Bir İstanbul Masalı”, “Hırsız-Polis”, “Üzgünüm Leyla”, “Zerda”, “Bıçak Sırtı,” “Bir Çocuk Sevdim” ve “Kapalıçarşı” gibi dizilerin senaryolarını yazdı. Eğitim seviyesi birbirinden çok farklı, geniş bir kitleye hitap edecek derinlikli senaryolar yazmanın kendisi için öncelikli olduğunu belirten yazar, aynı zamanda Senaryo Yazarları Derneği’nin (SEN-DER) kurucularındandır.

Hepsi Hikâye, Meçhul, Aksak Ritim isimli üç eseri bulunmaktadır. On bir öyküden oluşan ilk eseri Hepsi Hikâye, Ekim 2001’de yayımlanmıştır. İsimsiz, tek bir kadın karakterin ağzından yazılmış bu öyküler, bu karakterin gündelik hayatla, yetişkin olma durumuyla, ilişkilerle ve kendine çizilmiş kimlik sınırlarıyla baş edemeyişini, absürde kayan bir mizah ile konu edinir. Hepsi Hikâye, Boralıoğlu’nun yeni dönem eserleri Meçhul ve Aksak Ritim’den farklı olarak görece iyi eğitim görmüş, orta gelir düzeyinde bir karaktere odaklanır.

Meçhul ve Aksak Ritim, toplumun alt sosyo-ekonomik düzeyini oluşturan varoşlardaki akıllı ve çekici bireylerin bu özellikleri dolayısıyla içinde yaşadıkları topluluklar tarafından cezalandırmalarını konu edinir. Mart 2004’te yayımlanan Meçhul, Gaye Boralıoğlu’nun yakın arkadaşı ünlü fotoğrafçı Manuel Çıtak’ın 24 fotoğrafından yola çıkılarak soruların metne dökülmediği bir röportaj formunda yazılmıştır. Bu fotoğraflarda yer almayan, varoşlarda yoksulluk içinde büyümüş ve bir gün gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuş İbrahim’i bulmak amacıyla yola çıkan iki gazetecinin İbrahim’in yakınları ile yaptığı hiç yayımlanmamış röportajlarından oluşur. İbrahim karakterine yakınları ve tanıdıklarının yüklediği doğaüstü özellikler itibariyle büyülü gerçekçiliğe, romanın başındaki “bulunmuş metin” takdimindeki dil itibariyle de masala yaklaşır. İbrahim’in uğradığı tacizler üzerinden ele alınan cinselliği, bastırılmış eşcinsel karakterlerin kurbanı olarak dışlanması ve içine karışmaya çalıştığı her topluluk tarafından cezalandırılması dolayısıyla da bir melodram olarak da okunabilir. Nisan 2004’te Selda Asal tarafından sanatçılara kendi sergilerini açabilme ve disiplinlerarası ortak sanat projeleri gerçekleştirebilme şansı vermek amacıyla kurulmuş Apartman Projesi’yle ortak olarak gerçekleştirilen bir etkinlik kapsamında Meçhul’de yer alan fotoğraflar Asmalımescit’te on beş gün boyunca projeksiyonla sergilenmiş, Zuhal Olcay ve Altan Erkekli ziyaretçilere kitaptan bölümler okumuştur.

2009 Ekim’inde yayımlanan ve yine varoşlardan bir karakterin, on beş yaşındaki çiçekçi çingene Güldane’nin öyküsünü anlatan Aksak Ritim, Güldane’nin kendi cinselliğini keşfetmesini ve taksi şoförü Halil ile yaşadığı aşk/nefret ilişkisini konu edinir. Ölüm, kaza gibi konulara yaklaşımında büyülü gerçekçilik öğeleri barındıran roman, Güldane’nin cinselliğinin kontrolünü mahallenin genç erkeklerine düzenlediği mum ışığında soyunma gösterisi ile kendi eline alması açısından Meçhul’den farklılaşır. Ancak bu sefer de Güldane farkındalığının kurbanı olur, Meçhul’deki İbrahim gibi güzelliği, çekiciliği ve en önemlisi de aklıyla içinde yaşadığı topluluktan farklı olduğu için yine o topluluk tarafından yok edilir. Aksak Ritim, Notre Dame de Sion tarafından 2011 yılında Edebiyat Ödülü Mansiyonu’na layık görülmüştür.
--reklam--
Gaye Boralıoğlu Kitapları - Eserleri
Dünyadan Aşağı
Alâmetler Kitabı
Mübarek Kadınlar
İçimdeki Ses
Aksak Ritim
Meçhul
Hepsi Hikâye
Haysiyet
--reklam--
Gaye Boralıoğlu Alıntıları - Sözleri
"Bunlar, onların hikâyeleri, bizim değil. Gerçek diye bir şey yok bu dünyada, yazdığımız, yakıştırdığımız hikâyeler var yalnızca... Kendimize yeni bir hikâye yazacağız..." (Alâmetler Kitabı)
Safiye daha da deliriyor, üstünü başını paralamaya başlıyordu. Kimi gün ağzına lokma koymuyor, kimi gün on günün yemeğini tek öğünde tüketiyordu. (Aksak Ritim)
Sonra kadın döndü. Bir manken profesyonelliği ve zarafeti ile kapıya doğru, yani Necmettin'e doğru yürümeye başladı. Necmettin'in yüreği ağzındaydı. Ya kapıyı açarsa?
Ama kadın kapıyı açmadı, onun yerine göğüslerinin üzerinden bağladığı havlunun düğümünü açtı ve ayaklarının dibine bıraktı. İşte o anda Necmettin aklının ucundan bile geçmeyecek bir gerçekle burun buruna geldi. Anahtar deliğinden gördüğü şahane kadın, bir erkekti! (Alâmetler Kitabı)
Ah ruhumun ince sesi, Ah rüyasına yattığım.Sen ve ben ikimiz, kayıp bir ülkenin mahzun çocuklaryız. Birbirimize yaslandık, böylece katlandık. Katlandık, katıldık, katılıp kaldık. Yıkıntılar arasında bulduk birbirimizi, toz duman. Senin gözyaşında çakıl taneleri, benim karnımda bir hançer. Ağrılarımıza yüz sürdük, terimizle şifa bulduk. İkiyken bir, birken çok olduk. (Alâmetler Kitabı)
“Eski sevgili, eski sevgilidir. Eskide kalması lazım. Yanında taşırsan birikir. İnsanın hayatta bir sürü eski sevgilisi oluyor.” (Hepsi Hikâye)
İnsan yaralı bir hayvandır. (Dünyadan Aşağı)
Ben orada onun istediği kadar vardım istediği sürece ve istediği şekilde vardım, yani aslında yoktum. (Dünyadan Aşağı)
Eski sevgili, eski sevgilidir. Eskide kalması lazım. Yanında taşırsan birikir. (Hepsi Hikâye)
Hayal etmek, yalnızlık gerektirir. (Alâmetler Kitabı)
"Zamanın ağırlığını meğer başkaları kaldırıyormuş insanın üzerinden..." (Alâmetler Kitabı)
Bazı insanlar hiç bir şey yapmazlar;sadece beklerler.Öyle kendilerini oradan oraya atmazlar,çabalayıp üzülmezler,kimsenin kapısını çalmazlar.Bu yüzden de hiç suratlarına kapı kapanmaz.Sadece beklerler.Öylece beklerler.Bekledikleri her ne ise genellikle hiç beklemedikleri zamanlarda onların ayaklarına gelir.Beklemedikleri bile gelir.Çalmadıkları kapılar durduk yerde açılır.Ben onlardan değilim. (Hepsi Hikâye)
Kalbin çok yumuşak Noni (Meçhul)
Ölümle doğum kolaydır. Bir anda doğarsın, bir anda ölürsün. Asıl mesele ikisinin arasında geçen zamanda. (Meçhul)
Ortalıkta dolaşan bir söz var, kime ait, bilmiyorum açıkçası: "Şöhret, insanın avam nezdindeki değeridir; itibar, seçkinler nezdindeki değeridir;
haysiyet de kendi gözündeki değeridir." Genel olarak doğru görünüyor. (Haysiyet)
Yüzsüzlük öyle bir şey ki, ilk ortaya çıktığında başını ezmezsen salgın bir hastalık gibi yayılıveriyor insanlar arasında. Bir de baştakiler, büyükler böyle davranınca, diğer insanlar da şevkle taklide başlıyor. Normal şartlarda infiale neden olması gereken erdemsizlik, ahlâksızlık, üzerinde pek durulmayan, sıradan bir davranış oluveriyor. Haysiyet, nezaket, diğerkâmlık neredeyse tedavülden kalktı. (Mübarek Kadınlar)
"Derler ki her canlının kendi kokusu varmış. Çiçekler ayrı kokarmış, hayvanlar ayrı. Hele kadınlar... Her biri ayrı bir çiçeğin rayihasını taşırmış.' (Mübarek Kadınlar)
Yine de ikimiz bir noktalı virgül gibi bütünleşmiştik işte...
Ben noktaydım; dünya hali içinde pek de kayda değer olmayan minnacık bir mühür.
O virgüldü; durmadan arkasına yeni vagonlar eklenen, yoldan çıkmış bir cazibe treni. (Mübarek Kadınlar)
Birlikte hayallerimiz oldu. Hiçbir zaman gerçekleşmeyecek olan, gerçeğin o kadar uzağında ama yalnızca bizim olan, başka hiç kimsenin bilmediği ve ve bilemeyeceği hayallerimiz oldu. Aşk gibi bir şey işte. (Meçhul)
Ben hiç konuşmazsam ve bütün dünya gözlerini kaparsa o zaman, kimse ben var mıyım yok muyum bilemez. (Meçhul)
Koca kanatlı iki kuşun bir olup dünyanın başkentindeki iki büyük kuleyi yerle bir ettiği, Kandaharlı Fatima'nın burkasının altından hayatında ilk defa dudağına ruj sürdüğü, Filistinli Ziyad'ın karaciğerinin dört parmak altından vurulduğu, Picasso'nun Dört Kulaklı adlı tablosunu Diyarbakır'dan Kayseri'ye getiren getiren trenin raydan çıktığı, bütün lolita mankenlerin rüyalarında saçlarının arasına karafatmalar dolduğunu gördüğü gecenin sabahında, İbrahim ortadan kayboldu... (Meçhul)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/mubarek-kadinlar-gaye-boralioglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)