# Nasıl Yapmalı 1. Cilt - Nikolay Gavriloviç Çernişevskiy Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Nasıl Yapmalı 1. Cilt kimin eseri? Nasıl Yapmalı 1. Cilt kitabının yazarı kimdir? Nasıl Yapmalı 1. Cilt konusu ve anafikri nedir? Nasıl Yapmalı 1. Cilt kitabı ne anlatıyor? Nasıl Yapmalı 1. Cilt kitabının yazarı Nikolay Gavriloviç Çernişevskiy kimdir? İşte Nasıl Yapmalı 1. Cilt kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/nasil-yapmali-1-cilt-nikolay-gavrilovic-cernisevskiy-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-02T00:00:10+03:00
- Güncelleme: 2022-03-02T00:00:10+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/02/nikolay-gavrilovic-cernisevskiy-kimdir-nikolay-gavrilovic-cernisevskiy-kitaplari-ve-sozleri-165234.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Nikolay Gavriloviç Çernişevskiy 
 Çevirmen: Mazlum Beyhan 
 Yayın Evi: Evrensel Basım Yayın 
 İSBN: 9789756525661 
 Sayfa Sayısı: 279 
--reklam--
Nasıl Yapmalı 1. Cilt Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Çernişevskiy “Nasıl Yapmalı?”yı 4 Aralık 1862 ile 4 Nisan 1863 arasını kapsayan dört aylık sürede, Petropavlovsk zindanında yazdı. Ama dört ayda yazılan bu romanın Rus toplum hayatı üzerinde yarattığı sarsıntı öyle büyük oldu ki, Dostoyevskiy ve Tolstoy’dan Kropotkin ve Lenin’e kadar pek çok yazın ve eylem adamı, kimi yerin dibine batırarak, kimi yücelterek “Nasıl Yapmalı?”yı konuştu, tartıştı. Kropotkin’in belirttiğine göre “Nasıl Yapmalı?”, dönemin Rus gençliği için bir tür siyasal program niteliğine büründü. “Nasıl Yapmalı?”nın içeriği son derece kapsamlıdır. Yine de, bu roman neyi anlatıyor sorusuna yeni insanları anlatıyor denilse bu hem kısa, hem de doğru bir yanıt olacaktır.
--reklam--
Nasıl Yapmalı 1. Cilt Alıntıları - Sözleri
Lütfen söyler misin, nedir şu 'kadınsılık' dediğin şey? Tamam, kadın kontralto, erkek bariton sesle konuşur... İyi ama bundan ne çıkar? Bizim sesimizin kontralto olmasından çıkarak birtakım yorumlar yapılabilir mi? Neden sırf sesimiz kontralto diye bizi kandırmak için yalvarıp yakarırlar? Neden bize hep kadınsı olmamızı, kadınsı kalmamızı söylerler? Aptallık değil mi bütün bunlar birtanem?
Yoksuluz biz, ama emekçiyiz, güçlü kollarımız var. Cahiliz, karanlıklar içindeyiz, ama aptal değiliz ve aydınlık istiyoruz. Okuyup öğreneceğiz ve bilgi bizi kurtaracak; çalışacağız ve emeğimiz bize varlık sağlayacak. Bu iş böyle olacak, yaşayan görecek.
Kabayız, ama kabalığımızdan yine kendimiz çekiyoruz. Bir yığın kör inançla dolu kafamız, bunun da acısını biz çekiyoruz ve bunun farkındayız. Mutluluğu arayacağız, insanlığı bulacağız ve hepimiz iyi olacağız. Bu iş böyle olacak, yaşayan görecek.
Bilgiyle donanmamış emekten verim alınmaz. Başkaları da mutlu olmadan biz mutlu olamayız. Aydınlanacağız ve varlıklı olacağız; mutlu olacağız, kardeş-bacı olacağız. Bu iş böyle olacak, yaşayan görecek.
Ben yoksulların 'dünyada bir tek yoksul kalmasın' arsuzunu paylaşıyorum. Bir gün gelecek bu arzu gerçekleşecek, er ya da geç öyle bir yaşam biçimi kuracağız ki, dünyada yoksul kalmayacak.
Namuslu ol. Yani hesaplı. Hesapta hep toplamı gözet ve toplamın, yani bütünün, parçalardan daha büyük olduğunu hiç unutma. Burada toplam senin yapın, kişiliğindir. Dolayısıyla senin kişiliğin, tek tek şu ya da bu hevesinden daha güçlü, daha önemlidir. Bu bakımdan eğer bir gün aralarında bir çelişki, bir çatışma çıkarsa bir bütün olan kişiliğini bütün münferit heveslerinden, tutkularından üstün tutmalısın. İnsan doğasıyla ilgili pek çok şeyin düğümü buradadır ve buna kısaca dürüst olmak denir. Dürüst oldun mu, gerisi kolay. İşte bir tek kural... Neredeyse tüm bilimlerin, hayatta mutlu olmayı formüle eden tüm yasaların sonucu olan bir kural!.. Ama bu kural zamanla, sağlanan gelişmelerle, eğitimin ve tüm hayatın insanlara benimseteceği bir ahlak olacak, sıradan yalın bir kural olacak. O zaman dünyada yaşamak çok kolay olacak.
O, soylu bir insan, benim de kurtarıcım... Ama soyluluk insanda saygı, güven, işbirliği, dostluk gibi duygular uyandırıyor; kurtarıcının aldığı ödülse gönül borcu ve kendine duyulan bağlılık oluyor. Hepsi bu. O belki benden daha ateşli bir yapıya sahip. Kanı kaynadığı zaman okşayışları nasıl da yakıcı oluyor! Ama benim gereksinim duyduğum şey daha başka. Sessiz, uzun okşayışlar; fırtınasız, dingin bir sevecenlikle tatlı düşlere dalmak... Benim arzuladığım şeyin bu olduğunu biliyor mu acaba? Özyapılarımız, huylarımız, arzularımız birbirine uyuyor mu? Biliyorum, benim için canını vermeye hazırdır. Ben de onun için veririm canımı. Ama bu yeter mi? O benim hakkımdaki düşünceleriyle mi yaşıyor? Ve ben, onun hakkındaki düşüncelerimle mi yaşıyorum? Bana gerekli olan bir aşkla mı seviyorum onu?
Ama en güzeli ve en önemlisi bağımsızlık! Canın ne isterse yapmak, içinden geldiği gibi yaşamak, kimseden bir şey istememek, kimseden bir şey istemek durumunda kalmamak! Ben işte böyle yaşamak istiyorum!
Bana acımaktan vazgeç, benim yüzümden kendini mutluluktan yoksun bırakmadın diye benim hayatım niye acınası olsun?
--reklam--
Nasıl Yapmalı 1. Cilt İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap döneminin çok ilerisinde fikirlere sahip. Vera adlı kızın hikayesi ile başlıyor. Vera ailesi tarafından ailesinin istediği ama kendisinin istemediği bir evliliğe zorlanıyor. Çünkü çocuk zengin. Özellikle Vera'nın annesi her koşulda kendisini düşünen birisi olduğu için bu zenginliği kaçırmak istemiyor. Şimdi bu karakter önemli. Çünkü materyalistlerin eleştirildiği o dönemde paraya tapan, insani ilişkileri çıkardan ibaret görenler aslında materyalistleri eleştiren sözde maneviyatçı, sözde ahlaki değerlere öncelik tanıyanlar.

Ancak biz bu kadını da yargılayamıyoruz çünkü onun bu karakterini belirleyen de büyük ölçüde içinde yaşadığı toplum. "Şimdilik kötü bir şey yapıyorsunuz ama bu içinde bulunduğunuz koşulların bir sonucu. Eğer başka koşullar içinde bulunsaydınız zararlı bir insan olmayacağınız gibi hatta yararlı bir insan bile olabilirdiniz," cümlesi buna bir kanıt. Tam da bu nedenle önce toplumun değiştirilmesi gerektiğine inanan yeni model insanlar ortaya çıkıyor. Bunlardan birisi Lopuhov.

Vera üzerinden Rus kadınlarının o dönemki durumu özetlenir aslında. Seçme şansları çok olmayan kişilerdir. Bodrum katı metaforu kullanılır. Işığı görmeyen, dünyayı o bodrum kadar dar zanneden kadınlar vardır. Bu nedenle bazen aşkı dahi bilmezler ancak kadınlar üzerindeki bu patriarki de yeni tip insanlarla geride kalacaktır. Kadın özgürleşince toplum daima ileri gidecektir. Vera'yı da o bodrumdan kurtaran hem Vera'nın azmi hem de Lopuhov olur. Evlenirler ve aynı evde birilerini çok sevseler de biri istemedikçe diğeri onun özel alanına karışamaz, sorularla karşıdakini boğmaz. Dönemin çok farklı bir evlilik anlayışı var.

Lopuhov materyalist ve bencil biri. Ancak bencillik deyince akla hemen kötü eylemler gelmemeli. Örneğin etrafımızı güzelleştirmek bizi de mutlu eder, birine yardım edince iç huzura kavuşuruz yani güzel şeyler yapmak önce kendimiz için iyidir. Yani kendimiz için bile olsa hep insanlara yardım edip herkesi kucaklayabiliz. İşte Vera'nın annesi gibiler yerine Lopuhovların dünyası zamanla egemen olacak ancak bu uzun sürecek diyor yazar. Hatta bu abartı gibi gelen karakterlerin aslında normal olduğunu göstermek için araya çok daha üst insan olan Rahmetov'u sıkıştırıyor. Biz onu okudukça diğer karakterleri normal görüyoruz. Kim bilir yıllar sonra Rahmetovlar da normal olacak ve daha iyi ve açık görüşlü insanlar yaşayacak.

Sonrasında Vera'nın fabrikasını görüyoruz. Tıkır tıkır işleyen, kazancın hakça paylaşıldığı, maliyetlerin akıllı hareketlerle azaltıldığı Owen'ın ütopik sosyalist tarzdaki fabrikası gibi. Peki Owen'ın kimdi ve felsefesi neydi? Döneminde yoksul çırakları çalıştırmayı reddetmiş, 10 yaşından küçük çocukların çalışmasını engelleyerek okula göndermiş, çalışma sürelerini azaltmış bir İngilizdir.

Ona göre vicdanen ve iyiliksever duygularımızla adil dünyayı kurabiliriz, mülk sahiplerine bu konuda önemli iş düşüyor ancak şu bir gerçek ki bir iki istisna dışında sermaye sahipleri tam da bu olmasın diye uğraşır. O nedenle bilimsel altyapısı olmayan bir düşüncedir. O anlamda Owen ütopik olarak anılır.

İşte Vera'nın fabrikası da bu nedenle önemlidir. Tam da önce toplum değişmeden fikirler ve yaşam tarzı değişmeyeceği için bu fabrika kurulmuştur. Çünkü değişime önce kendi hayatımızdan başlamamız gerekir

Vera zamanla başkasını (Kirsanov) sever, bu dönemlerde kıskançlık ve aşk üzerine yazılan paragraflar oldukça etkileyicidir. Lopuhov'un intihar süsüyle ortadan kaybolması vs. bir çok da olay yaşanır ancak asıl önemlisi kadının ekonomik özgürlüğünü alması, ilişkilerin eşitlikçi olması, saygının olması ve dayatmanın olmaması üzerine harika paragraflar var. Boşuna Tolstoy, Lenin, Dostoyevski ve Kropotkin gibilerinin dikkatini çekmemiş. Kimi eleştirmiş, kimi çok sevmiş. Bence denemeye değer. (Yorgun demokrat) 
Aslında bir aşk hikayesi ya da genç bir kızın (Vera Pavlovna) aile hayatında yaşadığı sıkıntılar üzerine yazılmış gibi görünen ama arka planda pek çok toplumsal konuya değinilen, kahramanların diyalogları ile çeşitli felsefi fikirlerin açığa vurulduğu, ilginç bir kitap.
Zaman zaman dili sizi yorsa, konuşmalar biraz uzatılıyormuş gibi hissettirse de, neler olacağını merak ederek okumaya devam ediyorsunuz.
Yazarın tavrı biraz Ahmet Mithat Efendi' ye benziyor. Rahatlıkla araya girip olaylarla ve kahramanlarla ilgili yorum yapıyor, olacaklardan haberdar ediyor ve okuru belli bir düşünceye yönlendiriyor. Isteseniz de istemeseniz de onun gibi düşünüyorsunuz.
Bunun yanında çeviri de ilginç. Sanki yerli bir yazar tarafından yazılmış kadar dile iyi adapte edilmiş. Benzetmeler, deyimler, halk söyleyişleri yerinde kullanılmış. (Ayşe Tokat) 
Kitap okumak insanın hayatını, hayata bakış açısını değiştirir. Bu görüşe sonuna kadar katılıyorum ve sanki bu tespit bu kitap okunduktan sonra yapılmış olmalı . Aslında bir aşk hikayesi gibi görünse de kadın erkek ilişkisini incelerken toplumun nasıl olması gerektiğine dair bir çok fikirler barındıran iki ciltlik bir eser.Vera Pavlovna üzerinden hepimize hayatı öğretmeye çalışmış böyle bir amacı olmamasına rağmen hem de. Sanırım cümlelerin altını en çok çizdiğim kitaplardan biri oldu. (zeynep tuğba) 
--reklam--
Kitabın Yazarı Nikolay Gavriloviç Çernişevskiy Kimdir?
1828 yılında Saratov'da doğdu. Bir rahip ailesinden olan Çernişevski, ilk eğitimini Saratov papaz okulunda gördü. 1846 yılında St. Petersburg Üniversitesi'ne girdi. Üniversite yıllarında, Avrupa'daki 1848 devrimlerinden sonra güçlenen Rus muhalif hareketi Çernişevski'yi kendisine çekti. Üniversite yılları (1846-1850) Çernişevski'nin kişisel gelişiminde önemli bir dönemi oluşturdu. Özellikle devrimci-materyalist dünya görüşünü bu dönemde kazanmış, toplumsal politik düşüncelerini bu yıllarda şekillendirmiştir. Üniversiteyi bitirdikten sonra kısa bir süre, doğup büyüdüğü kentte, bir okulda, öğretmenlik yaptı. 1854 yılında “Çağdaş” dergisiyle ilişkiye girdi. Bu dergide önce yazarlık, sonra da yönetmenlik yaptı. Çernişevski ve Nekrasev'in yönlendirdiği Çağdaş dergisi yazılarıyla devrimci-demokrat düşüncenin etkin olduğu dönemin toplumsal-politik mücadelesinin merkezinde yerini aldı. Dergi devrimci güçlerin büyük bölümünü çevresinde toplamıştı. Çernişevski 1855 yılında yayınladığı “Sanat ve Gerçeklik Arasındaki Estetik Bağıntıları” adlı yapıtında, idealist estetik anlayışını derin bir şekilde eleştirdi ve gerçekçi sanatın temel ilkelerini ortaya koydu. Çağdaş dergisi süreciyle düşüncelerini geliştiren ve sağlamlaştıran Çernişevski, artık diğer devrimci pratiklere daha çok eğilmeye başlamıştı. 1861 'de yazdığı “Köylülerin Efendiliği” adlı bir bildiriyle köylüleri Çarlığa karşı ayaklanmaya çağırdı. Bu yıllarda birçok makalesi Çarlık tarafından yasaklandı. 1859'da Herzen ile birlikte Rusya'daki devrimci güçlere bir eylem planı hazırlamak amacıyla Londra'ya gitti. Toprak sahiplerinin ve liberallerin, kendilerine uzlaşmaz eleştiriler yönelten Çernişevski'ye karşı nefretleri günden güne büyüyordu. Çarlık hükümetinin Çernişevski'nin çalışmalarını durdurmak için kesin karar vermesi üzerine, 1862'de yakalanarak Petropavlovsk Kalesi'ne kapatıldı. “Nasıl Yapmalı?” romanını da bu zindanda dört ay gibi kısa bir sürede yazdı. 1864'te, Çernişevski'nin halkın önünde pişmanlık belirtmesi için, Mitninskiy Alanı'nda Çar tarafından büyük bir tören düzenlendi. Çernişevski, otokrasinin beklediğinin aksine düşüncelerini savundu, pişmanlık belirtmeyi reddetti. Bunun üzerine Çarlık onu vatandaşlıktan çıkartıp, Sibirya'da 20 yıl kürek cezasına mahkum etti. Burada zorlu yaşam koşullarına karşın çalışmalarını sürdürdü. Tutsakken, devrimci mücadeleyi yeniden canlandırmak amacıyla “Başlangıç” (Prolog) adlı romanını yazdı. Bu romandan sonra 'yazması yasaklandı'. Bu yasağa rağmen takma adlarla yazı yazıp bunları devrimci çevrelere ulaştırmaya çalıştı. Zindandan çıktıktan sonra 1889'da doğduğu kent Saratov'a yerleşti. Çok geçmeden orada beyin kanamasından yaşamını yitirdi.
--reklam--
Nikolay Gavriloviç Çernişevskiy Kitapları - Eserleri
Nasıl Yapmalı 1. Cilt
Nasıl Yapmalı 2. Cilt
Bir Genç Kızın Öyküsü
Adressiz Mektuplar
Sanatın Gerçeklikle Estetik İlişkileri
Gogol Dönemi Rus Edebiyatı
--reklam--
Felsefede Antropolojik İlke
Sanatın Estetikle İlişkisi
Sermaye ve Emek
--reklam--
Nikolay Gavriloviç Çernişevskiy Alıntıları - Sözleri
Pek çok kimse açık yürekliliği her zaman sertlik sayıyor. (Adressiz Mektuplar)
“Uzun uzun hayal kurdum” (Bir Genç Kızın Öyküsü)
Hak eşitliği yoksa, insan bedeninden alınan zevk, güzelliğe duyulan hayranlık da yoktur; zevk ve hayranlık sanılan duygular, insanın yüreğine sıkıntı veren, karanlık, tiksinç duyumsamalardır; hak eşitliği yoksa, yürek temizliği de yoktur; temizlik adına aldatıcı bir beden temizliği vardır, o kadar. (Nasıl Yapmalı 2. Cilt)
Herkesin içinde kendi edep yasaları vardır. (Adressiz Mektuplar)
Bana acımaktan vazgeç, benim yüzümden kendini mutluluktan yoksun bırakmadın diye benim hayatım niye acınası olsun? (Nasıl Yapmalı 1. Cilt)
Estetik duygu güzeli arar, düşsel mükemmeliği değil. (Sanatın Gerçeklikle Estetik İlişkileri)
--reklam--
Hiç kuşkusuz, insan doğası özünde düzenli, kendi parçalarıyla uyumlu bir varlıktır. Çelişki taşımayan diğer hayvan organizmalarıyla olan benzerliği ve her organizmadaki organik yaşam birliği ilkesi de bizi buna ikna eden noktalardır. Ancak insan yaşamı, onun gereksinmeleriyle çelişen doğa koşullarının etkisi altında sapmalara maruz kalmakta, çelişkiler onun kendi içinde gelişmektedir. Normal bir doyumun yetersiz görülmesiyle kamçılanan farklı istekler, insan için zararlı olan aşırılıklara varıyor. (Sermaye ve Emek)
Sevebileceğiniz biri bulamadınız diye size neden fazla seçici diyeyim? (Bir Genç Kızın Öyküsü)
Neden biri gönlümüze hoş geliyor da diğeri gelmiyor, çoğu zaman kendimize anlatamayız. (Bir Genç Kızın Öyküsü)
Yalan sizin olsun, gerçek bizim. (Gogol Dönemi Rus Edebiyatı)
Ey okur, altın bir yemek takımıyla yemek yemek, ne bana ne de size yasak; ama ne yazık ki, bu zarif düşün gerçekleşmesi için, ne sizin ne de benim gereken maddi olanağımız var, öyle görünüyor ki hiçbir zaman da olmayacak... (Adressiz Mektuplar)
Mutlak ilke Sahibi olanlar mutlu insanlardır.Onlar için ne olguları gözlemlemeye gerek vardır ne de düşünmeye. (Sermaye ve Emek)
Çernişevskiy, çağdaş sömürü toplumunda, devletin sömürücü sınıfların, çıkarlarını koruma aracı olduğunu söyler. (Adressiz Mektuplar)
--reklam--
Zihnim bir o yana bir bu yana savruluyordu... Bana acı çektiren her şeyin meşruiyetini reddetme hissi bu yorgun düşmüş yüreğimde ilk kez filizlenmiyordu... (Bir Genç Kızın Öyküsü)
Nominal eşitlik, aslında adalet için bir eşitsizlik ve iğrençlik olurdu. Her işte insanın yeteneği aynı değildir, aynı hacimdeki bir iş zayıf ile güçlüye, hızlı iş yapanla yavaş yapana aynı oranda zorluk teşkil etmez. (Sermaye ve Emek)
Duyguların dizginlenemediği zamanlarda hayal gücü alevlenir; gerçek yaşamdaki yoksulluk, düşsel bir yaşamın kaynağıdır. (Sanatın Gerçeklikle Estetik İlişkileri)
Diğer tüm mülkiyet biçimleri pek çok olguya, koşullara ve açıkça bilinen veya sıklıkla ilgili oldukları kişinin bile tanımadığı yabancıların belgelerine bağlıyken, komünal mülkiyetin hukuk güvencesi yönünden diğer tüm mülkiyet biçimlerinden en önemli farkı, onun çevredeki bütün insanların (topluluk üyeleri) belleğinde korunan ve hiçbir şekilde itiraz edilmeyen salt yeni bir maddi gerçekliğe dayanmasıdır. (Sermaye ve Emek)
Eğitim! Nereye baksan, her yerde eğitim var, ama baktığın hiçbir yerde "eğitim" yok. (Gogol Dönemi Rus Edebiyatı)
Bir insan hakkında fikir yürütürken onun geliştiği koşullara ve kaderin onu içine bıraktığı yaşam alanına bakmak gerekir. (Gogol Dönemi Rus Edebiyatı)
Komünal mülkiyet, bütün mülkiyet biçimleri içinde, bireyin yaşamını siyasi otoritenin müdehalesinden ve polis gözetiminden en fazla koruyan mülkiyettir. (Sermaye ve Emek)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/nasil-yapmali-1-cilt-nikolay-gavrilovic-cernisevskiy-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)