# Nefi Hayatı Sanatı Eserleri - Haluk İpekten Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Nefi Hayatı Sanatı Eserleri kimin eseri? Nefi Hayatı Sanatı Eserleri kitabının yazarı kimdir? Nefi Hayatı Sanatı Eserleri konusu ve anafikri nedir? Nefi Hayatı Sanatı Eserleri kitabı ne anlatıyor? Nefi Hayatı Sanatı Eserleri PDF indirme linki var mı?  Nefi Hayatı Sanatı Eserleri kitabının yazarı Haluk İpekten kimdir? İşte Nefi Hayatı Sanatı Eserleri kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/nefi-hayati-sanati-eserleri-haluk-ipekten-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-04T16:00:14+03:00
- Güncelleme: 2022-06-04T16:00:14+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/04/haluk-ipekten-kimdir-haluk-ipekten-kitaplari-ve-sozleri-238619.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Haluk İpekten 
 Yayın Evi: Akçağ Yayınları 
 İSBN: 9789753381581 
 Sayfa Sayısı: 234 
--reklam--
Nefi Hayatı Sanatı Eserleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitap, Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde öğrencilere yıllardan beri verilen Eski Türk Edebiyatı derslerinin notlarıdır. Bu notlar, yeniden gözden geçirilerek iki bölüm halinde düzenlenmiştir. Nef'i'nin yaşadığı XVII. yüzyılın siyasi ve sosyal görünüşü hakkında genel bir değerlendirmenin yanında, XVII. yüzyılın edebi görünüşü ve genel bilgilerin verildiği ve bu sahada öne çıkan isimlerin hayatları ve eserlerinin dile getirildiği bir Giriş eklenmiştir...
--reklam--
Nefi Hayatı Sanatı Eserleri Alıntıları - Sözleri
Bana Tahir efendi kelp demiş
İltifatı bu sözde zahirdür
Maliki mezhebim benüm zira
İtikadımca kelp Tahirdir
Derdüm nice bir sinede pinhân ederim ben
Bir âh ile bu 'âlemi vîrân ederim ben
Sultan Murad, Beşiktaş kasrında Sihâm-ı Kaza'yı okurken pek yakınına, ayaklarının dibine yıldırım düştü. Heyecanlanan Sultan Murad, bu olayı fırsat bilen ve bunu okumakta olduğu hicivlerin uğursuzluğuna yoran düşmanlarının etkisi ile elindeki mecmuayı parçalayıp attı. Ayrıca şairi memuriyetinden de attığı gibi, Edirne'ye sürgün gönderilmesini emretti. Üstelik Nef'i'yi bir daha böyle hicivler yazmağa tövbe ettirdi.
Ehl-i dildir diyemem sinesi sâf olmayana
Ehl-i dil birbirini bilmemek insâf değil
Bana Tahir efendi kelp demiş
İltifatı bu sözde zahirdür
Maliki mezhebim benüm zira
İtikadımca kelp Tahirdir
Ne tende cân ile sensüz ümîd-i sıhhat olur
Ne cân bedende gam-ı firkatünle râhat olur
***
Ne çâre var ki fırâkunla eglenem bir dem
Ne tâli’üm meded eyler visâle fursat olur
"Âşıka ta'n etmek olmaz mübtelâdur neylesü
Âdeme mihr ü mahabbet bir belâdur neylesün"

Âşığı ayıplamak doğru değildir, ne yapsın alışmış bir kere. İnsanoğluna aşk ve sevgi bir beladır ne yapsın.
Hayal kudreti Nef'î'ninkine yakındır. Üslûbu bazan Nef'î'nin üslûbu kadar âhenkli ve mükemmeldir. Mübalağada çok defa Nef'îden de ileridir: Fakat Nef'î'nin ustalığı onda olmadığı için, mübalağası insanı yadırgatır. Böylece dış görünüşü, şekli bakımından mükemmel olmakla beraber, Sabrî'nin şiirlerinde Nef'î'deki heyecan ve mana derinliği yoktur. Bu yüzden şiirleri kuru ve yüzeysel kalır.
Yahya Efendi, hayatında ciddi, dürüst ve namuslu bir şahsiyet olarak tanınmıştır. Edebî hayatında ise zarif ve nüktedan bir şairdir. Bu yüzyılın büyük gazel şairleri arasında sayılır. Devrin bütün şairleri, Nef'î başta olmak üzere kasideler sunarak övgüsünü yapmışlardır. Yahyâ, gazelde Bakî ile Nedîm arasında bir köprü görevi görmüştür. Şiirlerinde kelime oyunlarından çok, samimi duygu ve heyecanlarını dile getirmiştir. Şiirlerinde Bakî'nin şekil mükemmeliyeti ve sanat kudreti, Nevî'nin sadeliği ve samimiyeti görülür. Bazen Nedîm'i hazırlayan coşkun ve şuh beyitlere de tesadüf edilir, Aşk, şarap ve rindliği terennüm eden:

Mescidde riyâ-pîşeler etsün ko riyâyı
Meyhaneye gel kim ne riya var ne mürayî

beyti meşhurdur.

Nedim'i hatırlatan şu tanınmış beytinde de, İstanbul güzellerini anlatır:

Korkarım cennetde de uşşak rahat görmeye
Öğrenirse şîve-i hûbân-ı İstanbulu hûr
Nef'i böyle, bir taraftan padişahın ve diğer taraftan devir büyüklerinin sevgi ve takdirlerini kazanırken devrin en büyük şairi olarak anılmağa başlamıştı. Ününün bu derece artması, başta padişah olmak üzere devrin büyükleri tarafından korunması, diğer şairlerin kıskançlığını arttırıyordu. Üstelik çekinmeden herkesi hicvetmesi de yeni yeni düşmanlar kazanmasına yol açıyordu. Bu sırada meydana gelen küçük bir olay, Nef'i'nin tali'ini tersine çevirdi: 1630 (1039) yılında bir gün Sultan Murad, Beşiktaş kasrında Sihâm-ı Kaza'yı okurken pek yakınına, ayaklarının dibine yıldırım düştü. Heyecanlanan Sultan Murad, bu olayı fırsat bilen ve bunu okumakta olduğu hicivlerin uğursuzluğuna yoran düşmanlarının etkisi ile elindeki mecmuayı parçalayıp attı. Ayrıca şairi memuriyetinden de attığı gibi, Edirne'ye sürgün gönderilmesini emretti. Üstelik Nef'i'yi bir daha böyle hicivler yazmağa tövbe ettirdi. Bu olay üzerine tarihçi Na'ima'nın kitabına aldığı tanınmış şu beyt devir şairlerinden İbrahim Vehbi tarafından söylenmiştir:

Gökden nazîre indi Sihâm-ı Kazâ'sına
Nefî diliyle uğradı Hakkun belâsına

Böylece daha birçok şairin de sürgün yeri olan Edirne'ye gönderilen Nef'i, burada Hüsrev Paşa'nın Bağdad seferine serdar atanması vesilesiyle padişahı kutlamak ve hem de affını istemek için

Muzaffer ola serdârun eyâ şâhenşeh-i gâzî
Ne Tebrîzi koya şâh-ı kızılbaşa ne Şîrâzı

matla'lı kasîdesini söylemiş ve

Bu günden 'ahdüm olsun kimseyi hicvetmeyem illâ
Vereydün ger icâzet hicvederdüm baht-i nâzâsı

beytiyle de halinden ve ters dönen bahtından yakınmıştır.

Nef'i, Sultan Murad'ın Edirne'ye gelmesi vesilesiyle de bir kaside daha sunmuştur. Böyle üst üste verdiği bu kasidelerle padişahın gazabını azaltmış ve sonunda affedilerek İstanbul'a dönmeyi başarmıştır.
Gürcü Mehmed Paşa'nın Nef'î'yi öldürtmek istediğini, fakat şeyhülislâmın fetva vermediğini, paşa için yazdığı ve birinciden daha ağır olan ikinci hicviyesinden anlıyoruz:

Hele bu hükme gavur kadısı olmaz râzı
Kande kaldı ki müselmân-ı müsellem a köpek

Bî günâh katle rızâ var mı şerî' atde sor a
Gör ne der Hazret-i müftî-i mükerrem a köpek

Bu "a köpek" redifli kaside en ağır sözlerle devam eder:

Vây ol devlete kim ola mürebbîsi anun
Bir senün gibi denî cehl-i mücessem a köpek

Sen kadar düşmen-i devlet mi olur a hınzır
Ne turur saltanatun sâhibi bilmem a köpek

Ehl-i dil düşmeni dîn yoksulı bir mel'unsun
Öldürürlerse eğer cân be-cehennem a köpek
Nef'î'nin kendi devri şairlerinden Şeyhülislâm Yahya'yı da beğendiği ve tanzîr ettiği görülüyor. Yahyâ'nın iki gazeline nazire söylemiştir:

Yahyâ;

Cihânda âşık-ı mehcûr sanma râhat olan
Neler çeker bu gönül söylesem şikâyet olur

Nef'î;

Ne tende cân ile sensiz ümîd-i sıhhat olur
Ne cân bedende gam-ı fırkatünle râhat olur

Yahyâ;

Zülf-i pür-çînün gamından dîde kim pür-tâb olur
Her ne bahre kim düşe bir katresi girdâb olur

Nef'î;

Kâre-i seyr kim yolında garka-ı hûnâb olur
Bahr-i aşka geh habâb olur gehî girdâb olur
Nef'î;

Derdüm nice bir sinede pinhân ederim ben
Bir âh ile bu 'âlemi vîrân ederim ben

Yâre derdim diyemem bezm-i şarâb olmayıcak
Cürmüm ikrâr edemem mest ü harâb olmayıcak
1. Vuzûh ve Belagat: Nef'i'nin şiirinde ilk göze çarpan özellik vuzûh ve belâgat, yani açık ve düzgün, kusursuz söyleyiştir. Bu, kasidelerinde de gazellerinde de görülür. Arap edebiyatının bu belirgin özelliğini Nef'i, yaradılışının da etkisiyle almış, benimsemiştir. Bu konuda Nef'i'nin örnek aldığı Arap şairi Mütenebbî'dir. Dîvân edebiyatının belirli lūgati içinde söylemek istediklerini apaçık, dümdüz ve kusursuz olarak söyler. Nef'i, Fuzuli'de, Na'ili'de, Şeyh Gâlib'de ve derece derece öteki dîvân şairlerinde görüldüğü gibi kapalı, girift mazmunlara şiirinde yer vermez. Beytinin ilk anlaşılan anlamı altında gizli bir anlamı yoktur. Kullandığı kelimelerin ikinci ve mecâzî anlamlarını düşünmez. Her kelimeyi sözlükteki anlamı ile kullanır. Bu bakımdan Nef'i'nin şiirinde derin anlamlar aramak, kelimeler arasında uzaktan ilişkiler kurmağa çalışmak ve açıkça anlaşılan anlam dışında zorlamalarla başka anlamlar bulmağa çalışmak boşunadır. Nef'i ne söylemek istemişse, açıkça onu söylemiştir.
Nef'î bu mübâlağa sanatını en iyi kullanan şairlerdendir. Nef'i, haşin bir ruhtur. Coşkun tabiatında ölçü yoktur. Övgülerinde de hicivlerinde de, fahriyelerinde de mübâlağahdır. Nef'î hiçbir şeyden, hatta ölçüsüz olmaktan bile çekinmez. Dîvânında en seçkin kelimelerle, abartarak göklere çıkardığı şahısları, Sihâm-ı Kaza'sında en galiz sözlerle yerin dibine batırır. Hislerinde ve duygularında bu derece aşırı olan şair, hayallerinde de aşırıdır. Çok zaman insanın hayal sınırlarını zorlar.
--reklam--
Nefi Hayatı Sanatı Eserleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Nef'î': Bu eserde, Nef'î'nin yaşadığı yüzyılın siyasi ve sosyal hayatı, onunla aynı dönemde yaşayan şairlerle ilişkisi, dönemin devlet adamları ile arasındaki münasebetler hakkında bilgi verilmiş. Şair Nef'î devrin önde gelen devlet adamlarına çeşitli kasideler yazarak onlardan yardım beklemiştir, Nef'î ile zıtlaşanlar onun hiciv oklarından kurtulamamıştır. Sultan I. Ahmed Han'a kaside sunmuştur. Sultan Murad Han her daim Nef'î'yi koruduğu için, Nef'î kıskanılmıştır ve çok düşman kazanmıştır. Sultan Murad Han ona hicvi yasaklasa da Nef'î yazmaktan geri durmamıştır. Nef'î'nin Farsça Dîvân'ında maddi ve dünyevi aşk hemen hemen hiç görülmez. Tasavvufî fikirleri gazellerinde işlemiştir. Çektiği acılar ve haşin tabiatın yarattığı ruh buhranları, tasavvufî fikirler içinde eritilerek ifade edilmiştir. Sihâm-ı Kâzâ, alay ve imâlarla başlayıp derece derece artarak hiciv ve hatta küfre kadar varan değişik tonlarda bir üslup kullanan Nef'î babası dahil sadrazamları, vezirleri, şairleri, sanatkarları; kısaca devrin ismi duyulmuş bütün ünlü kişilerini hicvetmiştir. (Defolu Kelebek) 
--reklam--
Nefi Hayatı Sanatı Eserleri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Haluk İpekten - Nefi Hayatı Sanatı Eserleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Nefi Hayatı Sanatı Eserleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Haluk İpekten Kimdir?
Prof. Dr. Haluk İpekten, 1926’da Kırklareli’nin Saray kazasında doğdu. 1949 yılında Vefa Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne girdi. 1954 yılında aynı bölümden mezun oldu.1954 yılında Kayseri Pazarören İlköğretmen Okulu’nda edebiyat öğretmenliği yaptı. 1955-58 yılları arasında İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türkiyat Enstitüsü’nde kütüphane memuru olarak çalıştı. 1959 yılında Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi’nin açtığı asistanlık sınavını kazanarak Eski Türk Edebiyatı asistanı oldu. 1962 yılında Prof. Dr. Ali Nihat Tarlan yönetiminde “Naili-i Kadim, Hayatı, Şahsiyeti, Sanatı ve Divanı’nın Tenkitli Metni” isimli çalışmayla doktor oldu. 1963 yılında ihtisas yapmak üzere üniversite tarafından 2 yıl süreyle Paris’e gönderildi. Dönüşte Türk Edebiyatında Edebi Muhitler isimli çalışmasıyla 1969 yılında Eski Türk Edebiyatı doçenti oldu. 1988 yılında profesör oldu 1982-87 yılları arasında Atatürk Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölüm başkanlığı yaptı. 12.01.1983 tarihinde atandığı Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü müdürlüğünü 17.01.1992 tarihine kadar devam ettirdi. 1990 yılı mayıs ayında hastalanarak kısmi felç oldu. 2 yılı aşkın süre devam eden hastalığı süresince yüksek lisans ve doktora derslerine devam etti. 29.09.1992 tarihinde vefat etti. Evli ve 2 çocuk babasıydı.
--reklam--
Haluk İpekten Kitapları - Eserleri
Fuzuli
Baki Hayatı Sanatı ve Eserleri
Nefi Hayatı Sanatı Eserleri
Şeyh Galib
Eski Türk Edebiyatı Nazım Şekilleri ve Aruz
Naili Hayatı Sanatı Eserleri
Divan Edebiyatında Edebi Muhitler
Karamanlı Nizâmi
--reklam--
Haluk İpekten Alıntıları - Sözleri
Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb
Kılma dermân kim helâkım zehri dermânındadır (Fuzuli)
Ey pây-bend-i dâmgeh-i kayd-ı nâm u neng
Tâ-key hevâ-yı meşgale-i dehr-i bî-direng

“Ey şan ve şöhret düşüncesinin tuzağına ayağı bağlı olan kişi, daha ne zamana kadar bu kararsız dünyanın uğraşı hevesinde olacaksın?” (Baki Hayatı Sanatı ve Eserleri)
...
5.Güzeller mihribân olmaz demek yanlışdır ey Bâkî
Olur va llâhî billâhî hemân yalvârı görsünler

"Ey Bâkî! Güzeller sevgi, merhamet göstermezler demek yanlıştır. Aşıklar biraz yalvarıversinler vallahi de billahi de gösterirler. " (Baki Hayatı Sanatı ve Eserleri)
Ehl-i dildir diyemem sinesi sâf olmayana
Ehl-i dil birbirini bilmemek insâf değil (Nefi Hayatı Sanatı Eserleri)
Çünkü her buluşmanın sonu ayrılıktır (Fuzuli)
1. Aşk bir şem‘-i ilâhîdir benim pervânesi
Şevk bir zencîrdir gönlüm anun dîvânesi

2. Mahrem-i râz olalı gamzenle oldu hâtırım
Âşinânın âşinâ bîgânenin bîgânesi

1. Aşk, bir ilahî mumdur; bense onun etrafında dönen bir
 pervaneyim. Şevk ve arzu bir zincirdir; gönlümse o zincire vurulmuş bir delidir.

2. Hatırım senin yan bakışınla sırdaş olduğundan beri seni tanıyanla tanış, sana yabancı olana da yabancıdır. (Şeyh Galib)
Sen verirsin ariyet bu cân-ı mahzûnu bana
Senden ayrılmak hemân ölmektir ey hûnî bana (Naili Hayatı Sanatı Eserleri)
Vefâ ummaz cefâdan yüz çevirmez Bâkî âşıkdır
Niyâz etmek ana cânâ yaraşur sana istiğnâ (Baki Hayatı Sanatı ve Eserleri)
Can mumunun öyle bir alevi var ki, gökkubbe denen fânusa bile sığmaz!.. (Şeyh Galib)
Nef'î;

Derdüm nice bir sinede pinhân ederim ben
Bir âh ile bu 'âlemi vîrân ederim ben

Yâre derdim diyemem bezm-i şarâb olmayıcak
Cürmüm ikrâr edemem mest ü harâb olmayıcak (Nefi Hayatı Sanatı Eserleri)
Devr sermest-i şarâb-ı gaflet etmiş âlemi
Bunca sermestün temâşasına bir bûşyâr yoh
( Zaman, herkesi gaflet şarabının sarhoşu yapmış; bu kadar sarhoşu seyredip ibret alacak kimse de kalmamış.) (Fuzuli)
Senden cefân çok, iyiliğin yok diye şikâyet etmem. Aşkının zevkinden sarhoş olmuşum, benim için var ya da yok ikiside birdir. (Fuzuli)
Şâdî-i mababbet de bizim gam da bizimdir
Mecrûh'i diliz yâre de merhem de bizimdir
Açılmada yok mihnetimiz mihr ü nesime
Güizâr-ı gamız gonca da şebnem de bizimdir (Naili Hayatı Sanatı Eserleri)
Aşk bir şem-i ilâhîdir.Benim pervanesi şevk bir zencîrdir gönlüm ânın divanesi (Şeyh Galib)
Aşka saldım men meni pend almayup bir dosttan
Hîç düşmen eylemez anı ki etdüm men mana
“Bir dosttan öğüt almadan ben kendimi aşkın içine attım. Hiçbir düşmanın yapamayacağını ben kendime yaptım “ (Fuzuli)
Zâhid ne bilir mezheb-i rindan ki anda
Huşyârî-i âzînedir ancak güneh-i mest (Naili Hayatı Sanatı Eserleri)
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen. (Şeyh Galib)
vefâ ummaz cefâdan yüz çevirmez Bâkî âşıkdır
niyâz etmek ana cânâ yaraşur sana istiğnâ

"ey sevgili! Bâkî âşıktır, senden vefa ummaz cefadan da yüz cevirmez. Yalvarıp yakarmak ona, sana da umursamazlık yaraşır." (Baki Hayatı Sanatı ve Eserleri)
Boş yere canı yanmaz insanın.
Ya bir eksiklik vardır geleceğe dair,
Ya da bir fazlalık geçmişten gelen.. (Fuzuli)
"Âşıka ta'n etmek olmaz mübtelâdur neylesü
Âdeme mihr ü mahabbet bir belâdur neylesün"

Âşığı ayıplamak doğru değildir, ne yapsın alışmış bir kere. İnsanoğluna aşk ve sevgi bir beladır ne yapsın. (Nefi Hayatı Sanatı Eserleri)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/nefi-hayati-sanati-eserleri-haluk-ipekten-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)