# O Muhteşem Hayatınız - Oya Baydar Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> O Muhteşem Hayatınız kimin eseri? O Muhteşem Hayatınız kitabının yazarı kimdir? O Muhteşem Hayatınız konusu ve anafikri nedir? O Muhteşem Hayatınız kitabı ne anlatıyor? O Muhteşem Hayatınız kitabının yazarı Oya Baydar kimdir? İşte O Muhteşem Hayatınız kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/o-muhtesem-hayatiniz-oya-baydar-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-21T02:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-02-21T02:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/21/oya-baydar-kimdir-oya-baydar-kitaplari-ve-sozleri-157796.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Oya Baydar 
 Tasarımcı: Ayşe Çelem 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750715655 
 Sayfa Sayısı: 480 

O Muhteşem Hayatınız Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Hangisi gerçek hayatım benim? Kendi yaşadığım mı, onun anlattığı mı?"

Ünü dünyayı sarmış Türkiyeli bir primadonna, bir diva... Onunla ilgili her türlü fotoğrafı, ses kaydını, gazete kupürünü toplamayı hayatının amacı edinmiş, tutkulu hayranı bir müzik öğretmeni... Annesinin izini süren genç bir kadın... Eski fotoğrafların ayrıntılarında gizli, derin bir sır: sadece Diva'nın yaşamının değil, Türkiye'nin yakın tarihinin puslu, karanlık bir kesiti...

Muhteşem hayatlar, parlak dekorların arkasında neler saklar? Muhteşem, ışıltılı, kusursuz görünen yüzümüzde, kendi kendimizden bile sakladığımız ne yıkımlar gizlidir? Kendini tanımak, kendi gerçeğiyle yüzleşmek insanı nerelere sürükler? Oya Baydar, beklenen romanı O Muhteşem Hayatınız'da, her biri kendi kimliğini arayan roman kahramanlarıyla, insanın ve bu coğrafyanın derinliklerine götürüyor bizi. Roman, derinlerde saklı gerçeklerle yüzleşmeye hazır okurunu bekliyor.
(Tanıtım Bülteninden)

O Muhteşem Hayatınız Alıntıları - Sözleri
İnsanın yüreği dondu mu, içi katıldı mı ses susar.
Bir insan kaç insandır aslında? Onu tanıyanların sayısı kadardır bence.Hangisi gerçek ''o'' dur?İnsanın kendisi bile bilemez bunu.
❝ Hangisi gerçek hayatım benim?
Kendi yaşadığım mı, onun anlattığı mı? ❞
Gerçek hayat dediğin nedir ki, kurduğumuz hayallerden, uydurduğumuz hikâyelerden başka...
Muhteşem hayatıma ilk adımı atıyorum.
Bir yabancıya açılmak her zaman daha kolaydır, geçirgen olmayan bir duvara konuşmak gibi.
Ne çok şeyi ilk kez sordum ona, ne çok şeyi hiç soramadım, hiç bilemedim.
İnsan aşkın nesnesini kendisi mi yaratır? Aslolan, âşık olunan kişi ya da nesne değil de duygunun kendisi midir? Sevdiğimizi değil de içimizde büyütüp beslediğimiz duyguyu yitirmekten mi korkarız?
Bir insan kaç insandır aslında? Onu tanıyanların sa­yısı kadardır bence. Hangisi gerçek ‘O’dur? İnsanın kendisi bile bilemez bunu. Tek insan bile çoğuldur belki; hem kendi, hem başkası.
İnsanın yüreği dondu mu, içi katıldı mı ses susar.
Hani anlık bir duygu gelip göğsünüzün ortasına yapışır bazen: bir rengin ya da kokunun anısı... Neyin rengi, neyin kokusu bilemezsiniz ama yaşanıp bilinçaltınıza itilmiş bir âna geri dönersiniz. Hatırlamanın en uçucu, en tanımsız, serapa duyguya dönüşmüş biçimi. Öldükten sonra da böyle mi hatırlar insan yaşamı?
Ve adlar, adlar, adlar... Kimlerin adları? Ölenlerin, öldürülenlerin; nerede, neden? Unutulmaz mı, bitmez mi? İnsanlara destanlar gerektiği için mi çağlar boyunca diri tutulur acılar? Ya da destanlar, acılar küllenip de intikam ateşi hiç sönmesin, diye mi aktarılır kuşaktan kuşağa? Hatırlamak mı, unutmak mı rahatlatır insanı?
Hani anlık bir duygu gelip göğsünüzün ortasına yapışır bazen: bir rengin ya da kokunun anısı... Neyin rengi, neyin kokusu bilemezsiniz ama yaşanıp bilinçaltınıza itilmiş bir âna geri dönersiniz. Hatırlamanın en uçucu, en tanımsız, serapa duyguya dönüşmüş biçimi. Öldükten sonra da böyle mi hatırlar insan yaşamı?
Yitirmek insana acıdan başka bir şey kazandırmaz. Kaybedeceğim şeyin ardından gitmem, kimseyi ehlileştirmem. Çünkü ehlileştirmek, sevmek, benimsemek bağımlılık doğurur. Bağımlılık acı verir. Kitaptaki tilki, " İnsan ehlileştirdiği, kendine bağladığı her şeyden sorumludur." der. Bu konuda haklı işte. Sevdiğinden de sorumlusundur, seni sevenden de.
“ Her fotoğrafın, insanın elinin değdiği her kâğıt parçasının, karalanmış her satırın bir hikâyesi vardır. Ben naçizane, bu hikâyeleri düşünürüm. Başkalarının hayallerini kurarım. Beğenmem, siler, yeni baştan yazarım. Sizin hayatınız mesela, o muhteşemhayatınız!”

O Muhteşem Hayatınız İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Oya Baydar’ın güzel anlatımlı kitaplarından biri daha: Oya Baydar’ın güzel anlatımlı kitaplarından biri daha. Bu kitabı okurken baştan sürüklemiyor gibi gelsede devam ettiğinizde aslında romanın sürüklediğini görüyorsunuz.Her biri kendi kimliğini arayan roman kahramanlarıyla, insanın ve bu coğrafyanın derinliklerine götürüyor okuyanı. Romanda gizlenmiş gerçekler duygusal açıdan insanı çok etkiliyor. (Zuhal Kara) 
Blogtan alıntılama yapıyorum.Spoi içerir. Yazarımızın okuduğum ikinci kitabı. İlk bölümde ünü dünyaya yayılmış Türkiyeli bir primadonnayı tanıyoruz. Onun hayranı olan bir müzik öğretmeni, ünü dünyaya yayılmış olan ana karakterimiz dair fotoğraf, gazete kupürlerini ve bebekliğinden bugüne dek olan resimlerini toplayarak hem tanışmak hemde sohbet etmek için yaşadıkları ele alınıyor. İkinci bölümde ise ayrıldığı eşinden olan ve on üç yaşından sonra görülemediği kızı ile ilgili bilgi ediniyoruz. Kızından neden uzak kaldığını, eşinden ayrıldıktan sonra neler olduğu ve neler yaşadığını daha iyi ve detaylı öğrendiğimiz bir bölüm. İş ile evliliği bir arada, eşi desteklemesine rağmen, yürütememesi ve işine nasıl kendini adadığını öğreniyoruz. Yıllar sonra kızı ile iletişime geçmesinde, müzik öğretmeninin aracı olması ve kızı ile ayrıldıktan sonra neler olduğunu, neler yaşadığını öğreniyoruz. (Yağmur Önal) 
Kitap için akıcı değildi diyemem, akıcı da diyemediğim gibi. Biraz arada bıraktı beni. Birçok roman sonlara doğru doğası gereği daha akıcı ve merak uyandırıcı oluyor. Kitabın girişi yavaş, kitaba yeni katılan kahramanlar daha erken giriş yapsaydı diye bir istek duyabilirsiniz çünkü; kitap yeni kahramanlarla çok akıcı bir hale geliyor. Merakla bitirmeye çalıştım. İki farklı hikaye dinler gibisiniz. Kurguda Dersim’e de yer verilmiş. Kollektif acılar o kadar çok ki, bir yerlerde karşılaşmamak imkansız.
Yazarın rahat bir anlatımı var. Başka kitabını okur muyum ? Önceliğim olmasa da, evet.
Farklı coğrafyalarda, farklı kültürlerde seyahat etmeyi seviyorsanız tavsiye ederim. (FDC) 

Kitabın Yazarı Oya Baydar Kimdir?
Oya Bardar (1940, İstanbul), Türk yazar, sosyolog. Uzun zaman sosyalist siyasetin içerisinde yer almıştır. T24 internet gazetesinde yazarlık yapmaktadır.

Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi'nde okudu. Lise öğrencisi iken Fransız yazar Françoise Sagan’dan etkilenerek ilk romanını yayımladı. Lise son sınıfta iken yazdığı Allah Çocukları Unuttu adlı gençlik romanını hem Hürriyet gazetesinde tefrika oldu hem de kitap olarak yayımlandı. Bu roman yüzünden neredeyse okuldan atılıyordu. Lise yıllarında yazdığı ilk romanlarından sonra yazmaya ara verdi, uzun zaman siyasetle uğraştı, olgunluk çağında yeniden edebiyata döndü.

1964'te İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nü bitirdi ve bu bölüme asistan olarak girdi. "Türkiye’de İşçi Sınıfı’nın Doğuşu ve Yapısı" konulu doktora tezinin Üniversite Profesörler Kurulu tarafından iki kez reddedilmesi üzerine, öğrenciler olayı protesto için üniversiteyi işgal ettiler. Bu olay ilk üniversite işgali eylemi oldu. Baydar, daha sonra Ankara Hacettepe Üniversitesi'nde asistanlık yaptı.

1971'deki 12 Mart Darbesi sırasında, Türkiye İşçi Partisi ve Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) üyesi olarak, sosyalist kimliği nedeniyle tutuklandı ve üniversiteden ayrıldı. 1972-1974 arasında Yeni Ortam, 1976-1979 arasında Politika gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Eşi Aydın Engin ve Yusuf Ziya Bahadınlı ile birlikte İlke dergisini kurdu. Sosyalist yazar, araştırmacı ve eylem kadını olarak tanındı.

12 Eylül Darbesi sırasında yurtdışına çıktı ve 12 yıl boyunca Almanya'da sürgünde kaldı. Burada, sosyalist sistemin çöküş sürecini yakından yaşadı. Bu süreci 1991’de yayımladığı Elveda Alyoşa adlı öykü kitabında anlattı.

1992’de Türkiye’ye döndü. Tarih Vakfı ve Kültür Bakanlığı'nın ortak yayınları olan İstanbul Ansiklopedis'nde redaktör ve Türkiye Sendikacılık Ansiklopedisi'nde genel yayın yönetmeni olarak çalıştı. Türkiye’ye döndükten sonra ardı ardına yayınladığı öykü ve romanları ile çok sayıda ödül kazandı ve sevilen bir yazar oldu.

Ödülleri

 Elveda Alyoşa ile 1991 Sait Faik Hikaye Armağanı
 Kedi Mektupları ile 1992 Yunus Nadi Roman Ödülü
 Sıcak Külleri Kaldı ile 2001 Orhan Kemal Roman Ödülü
 Erguvan Kapısı ile 2004 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü
 Hiçbir Yere Dönüş ile 2011 Akdeniz Kültür Ödülü

Oya Baydar Kitapları - Eserleri
Sıcak Külleri Kaldı
O Muhteşem Hayatınız
Erguvan Kapısı
Köpekli Çocuklar Gecesi
Çöplüğün Generali
Kedi Mektupları

Kayıp Söz
Elveda Alyoşa
Yolun Sonundaki Ev
Hiçbiryer'e Dönüş
Yetim Kalacak Küçük Şeyler
Surönü Diyalogları
Bir Dönem İki Kadın

80 Yaş Zor Zamanlar Günlükleri
Savaş Çağı Umut Çağı
Allah Çocukları Unuttu
Erguvan Kapısı
Madrit'te Ölmek

Oya Baydar Alıntıları - Sözleri
“İnsanın içindeki ses susunca mı yitiyor söz, yoksa anlamsızlık duygusu yazarı sözün bittiği yere götürdüğünde mi?” (Kayıp Söz)
“Anneni hep sevmiştim, seni doğurduğu için bir kat daha sevdim.” (Kayıp Söz)
"Zamanı öldürmeye sabah 8 ' de başlıyoruz.Önce saniye saniye sonra dakika dakika sonra saat saat işkenceyle ölüyor zaman ..." (Elveda Alyoşa)
"... Yaşama ölümle varılmıyor, ölümden yaşam doğmuyor." (Erguvan Kapısı)
Özgürlüğü kullanabilmenin de kazanabilmek kadar güç olduğunu düşünüyorum. Özgürlüğü ne yapacağını bilemediğinde ona ihtiyacın da olmuyor. Bir de tutsağın özgürlük korkusu var. (80 Yaş Zor Zamanlar Günlükleri)
Bir gün "Biz ayrı gayrı bilmezdik. Nereden çıktı bu düşmanlıklar, nasıl bu hale geldik," diye konuşurken, bir Ermeni arkadaşımız, içime çok oturan, vicdanımı sızlatan bir söz söyledi: "Evet siz bilmezdiniz ama biz bilirdik," dedi. (Bir Dönem İki Kadın)

İnsan aşkın nesnesini kendisi mi yaratır? Aslolan, âşık olunan kişi ya da nesne değil de duygunun kendisi midir? Sevdiğimizi değil de içimizde büyütüp beslediğimiz duyguyu yitirmekten mi korkarız? (O Muhteşem Hayatınız)
"Ben seni; duvarın öte yanından, kurtarılacak dünyadan gelen umutsun diye; inançlarımın, kimliğimin, doğrularımın, dev aynalarında tasdikisin diye sevdim." (Elveda Alyoşa)
Kendi sözleri kendine anlamsız geliyor. Anbean tükenirken bunca söze ne gerek var! Kendi içine dönmeli, susmalı insan. Yenilgiyi sindirmeli, bir kez daha yenilmeye hazırlanmalı. (Köpekli Çocuklar Gecesi)
Kusursuzu, güzeli, doğruyu aramak bütün hayatlarını doldurmuş; hayatlarının anlamı, yaşamlarının nedeni olmuş. Sonra tam bulduklarını sandıkları anda bir de bakmışlar ki, doğru sandıkları yanlış, kusursuz sandıkları eksik, güzel sandıkları çirkinmiş. (Kedi Mektupları)
Ömür boyu yaşanan, biriktirilen yüzbinlerce, milyonlarca ânın toplamıdır insan. (Yetim Kalacak Küçük Şeyler)
Neden çevremdeki her şey bu kadar hüzünlü ve bu kadar kısa? (Allah Çocukları Unuttu)
"Bırakırsam/ diye sürdürdü kadın, "kendimden de bir parça bırakıyorum geride. Ve bıraka bıraka o kadar azaldım ki artık, bir daha ne bağlanmaya, ne de bırakmaya gücüm yok." (Kedi Mektupları)

Yaşıyorum, ne fevkalade ve ne korkunç birşey bu! Hayatı bütün kuvvetiyle içimde hissediyorum. Korkuyorum. Tam aksini iddia etmeme rağmen hayata fazla bağlıyım. (Allah Çocukları Unuttu)
Başka bir kader, başka bir zafer için kuşatılmış şu yenik askerlere benziyor hayat! (Kedi Mektupları)
Ve adlar, adlar, adlar... Kimlerin adları? Ölenlerin, öldürülenlerin; nerede, neden? Unutulmaz mı, bitmez mi? İnsanlara destanlar gerektiği için mi çağlar boyunca diri tutulur acılar? Ya da destanlar, acılar küllenip de intikam ateşi hiç sönmesin, diye mi aktarılır kuşaktan kuşağa? Hatırlamak mı, unutmak mı rahatlatır insanı? (O Muhteşem Hayatınız)
Yürüyüşün kendisi bile umut vericiydi. Sonra yürüyüş hedefin yerine geçti.Yolda olmanın sağladığı tatmin,varış noktasını bulanıklaştırdı.Yolumuzu şaşırdık, yanlış adımlar attık. Hedeften uzaklaştık bazen hedefe yürüyüşün sağladığı tatminin aldatıcı bir umut olduğunu düşünüyorum. (Surönü Diyalogları)
Birinin bana ihtiyacı olduğunu, benim için yaşadığını bilmeğe dayanamıyordum. Böyle olduğu müddetçe hür değildim. (Allah Çocukları Unuttu)
Bir söz arıyordum, bir ses duydum
Bir çığlığın peşine takılıp uzaklara gittim
Duyduğum sesin şiddetten doğan acının sesi olduğunu bilmiyordum, öğrendim
O sesi izledim, sözü buldum
Söylecek bir sözüm var artık... (Kayıp Söz)
“Bölünme korkusu kitlelere öğretilmiş bir korku. O korkuyu taşıyan saf, masum, sıradan insanlar buraları tanımazlar bile. Çatışmalar, ölümler, şehitler olmasa, muktedirler bıkmadan usanmadan şeytanlaştırmasalar, televizyonlardan duymasalar Cizre nerede, Şırnak nerede, Sur neresidir, oralarda nasıl insanlar yaşar, bilmezler. Bölüneceğinden,ayrılacağından korktukları toprakların rengini, kokusunu, dağlarındaki çiçekleri, karın lekesiz beyazını,ormanlarındaki ağaçları tanımazlar. Yolları geçmişse buralardan, askerlik yaparken geçmiştir. O zaman da buraları arkadaşlarının şehit düştüğü düşman toprakları, tekinsiz yerler olarak bellemişlerdir zaten. Haritada yerlerini gösteremeyecekleri bu tuhaf adlı toprakların ellerinden gitmesinden ödleri kopar; ama kendi yaşadıkları toprakların ne kadar kendilerinin olduğunu sorgulamak akıllarına gelmez.” (Surönü Diyalogları)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/o-muhtesem-hayatiniz-oya-baydar-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)