# Ol / An - Oruç Aruoba Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Ol / An kimin eseri? Ol / An kitabının yazarı kimdir? Ol / An konusu ve anafikri nedir? Ol / An kitabı ne anlatıyor? Ol / An kitabının yazarı Oruç Aruoba kimdir? İşte Ol / An kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/ol--an-oruc-aruoba-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-15T00:00:06+03:00
- Güncelleme: 2022-02-15T00:00:06+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/15/oruc-aruoba-kimdir-oruc-aruoba-kitaplari-ve-sozleri-152582.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Oruç Aruoba 
 Yayın Evi: Metis Yayınları 
 İSBN: 9789753425117 
 Sayfa Sayısı: 224 

Ol / An Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Metis'te 1990 yılında de ki işte ile başladığımız Oruç Aruoba koleksiyonunu felsefe kitaplarının yanı sıra şiir ve şiirsel metinleriyle sürdürüyoruz. Geçen yıl Doğançay'ın Çınarları'nı yayımlamıştık ilk olarak. Kolleksiyona yeni basımlarını yaptığımız dört kitap ile devam ediyoruz. ol/an, kesik esin/tiler, Geç Gelen Ağıtlar ve sayıklamalar.

Ol / An Alıntıları - Sözleri
“Ne çok ölü düşün var senin .
Kırık dökük gerçeklerin üşüşünce düşüncene
ne çok canlı acın var senin .
Bölük pörçük gerçeklerin inince içine
ne çok katı kanın var senin
Ne çok diri ölün var senin …”
Gözlerin parıldıyor mu, arada bir
düşleyince beni
orada?

Gözlerim kararıyor, arada bir
düşünemeyince seni
burada.
Yorgun gözlerim -
sözlerim
suskun.
“Burada geçmiş ile gelecek
arasında gerili ,sallanıyorum.

Saatlerim çarpık
günlerim çatlak yılım yitik.

Sözcükler gelip geçiyor içimden
anlamsızlığa doğru
eylemler gelip gidiyor elimden
çaresizliğe doğru..”
Burada
geçmiş ile gelecek
arasında gerili,
sallanıyorum.

Saatlerim çarpık
günlerim çatlak
yılım yitik.

Sözcükler gelip geçiyor içimden
anlamsızlığa doğru,
eylemler geçip gidiyor elimden
çaresizliğe dogru.

Boşalıyorum
burada
hiçlik ile yokluk
arasında.
Ah! İnsanın yabanıl yüreğine denk bir yurt yok."
"Ne çok
ölü
düşün var senin."
Ne çok
ölü
düşün var senin.
İşte bu, dostum! Bu, bizi bütün zenginlikler içinde yoksul kılan yalnız olamamamız içimizdeki sevginin, yaşadığımız sürece, ölüp git­memesi.
“İşte bu ,dostum ! Bu bizi bütün zenginlikler içinde yoksul kılan : yalnız olamamamız : içimizdeki sevginin , yaşadığımız sürece , ölüp gitmemesi.”
“Beynim yıkılmış bir labirent :
bütün dehlizleri tıkalı
bütün tavanları göçük
bütün duvarları çökük—
içinde yitilemeyecek bile
Beynim taşlaşmış bir ağaç :
bütün dalları çatlak
bürün yaprakları kırık
bütün kökleri kömür—
çürüyüp ölemeyecek bile…”
Buradayım:
Yüzyıl önce başladım beklemeye.
Yavaş geçip gitme zamanı:
Dumanlar isler puslar,
Yağmurlar
Sıcaklar
Soğuklar, rüzgarlar
Kemirdi her yanımı
Tahtalarım birer birer çürüdü,
Boyalarım parça parça döküldü,
Payandalarım teker teker çöktü
Yüzyıl oldu.
Buradayım:
çiçekleniyorum.
(...)
içimde yaşayan insanlar
azaldı:
Yalnızlaştım.

Ol / An İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ol’an oldu... Olmanız dileğiyle: Oruç Aruoba insanı içine doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Her bir sayfa öncekiler ve sonrakiler ile anlam buluyor, nihai bir sona/amaca da ulaşma çabası gütmüyor. İçinize işliyor ve bir parça hüzün bırakıyor avuçlarınıza. Sizi yepyeni kalemlerle tanıştırmayı da ihmal etmiyor kitabın sonlarına doğru.Mesela:”anlamı olmalı bir şeylerin bir yerde, yeterince ararsan; bir anlamı acının bir yeri sevincin..." diyor. Kitap boyunca işte birtakım hislere anlam ve bir yer aratıyor. Son alıntım kitaptan Hönderlin’ den idi mesela...Kitabın cevabı belki de hislerimize dair diyor ki: "Ah! insanın yabanıl yüreğine denk bir yurt yok; nasıl, güneşin ışınları yeryüzünde ilkin olgun­laştırdığı bitkileri sonradan kurutup yakarsa, insan da öldürür yüreğinde gelişen tatlı çiçekleri; neşelerini, yakınlığını ve sevginin." Bazen kitap sizi inceler dostlar... (Rüzgâr...) 
Oruç Aruoba’nın en beğenmediğim kitabı oldu. 200 sayfalık kitap içinden alıntı yapabileceğim, hoşuma giden kısım bile yok maalesef. Yazarı okumak isteyip de yazarın hangi kitabını tercih edecekleri konusunda kararsız kalanların, bu kitabı tercih etmemelerini tavsiye ederim. (spacely) 
Daha, çok sıcak kaybı. Ne de mutlu olmuştun eserlerini keşfettiğinde değil mi?
•
Psikoloji okumuş. Felsefe ilgi alanı. Şiirle zaten hep iç içe.

Heybesinde Nietzsche’den Kant’a, Heidegger’den Wittgenstein’a, Hölderlin’den Rilke’ye daha nicesini barındırıyor.
•
Var mıydı kötü yazabilme ihtimali? Yazmadı. Yazamadı. Yazamazdı.
•
Yeri gelecek cümlelerle yeri gelecek hecelerle fısıldayacak sizlere.
•
Geçmiş ve düşünceler diyeceği gibi;

“Ardımda
öfkeli yazgının
itip götürdüğü, attığı
geçmiş düşünceler.”
•
‘Sen’ de diyecek;

“Şimdi
sen olmayalı
olmuyor.”
•
“Orada mısın?

Ben buradayım :
kendimi bıraktığım yerde.”
•
Buyurun. (Adem Kara) 

Kitabın Yazarı Oruç Aruoba Kimdir?
Ortaöğrenimini Ankara TED Kolejinde tamamladıktan sonra, Hacettepe Üniversitesine devam eden Aruoba, psikoloji bölümünden lisans ve yüksek lisansını aldı. Yine aynı üniversitede felsefe bilim uzmanı oldu. 1972 ve 1983 yılları arasında öğretim üyesi olarak görev yapan yazar, felsefe bölümünde doktorasını da tamamladı.

Aruoaba, 1976 yılında başlamak üzere bir yıl süreyle Almanyadaki Tübingen Üniversitesinde felsefe semineri üyeliği yaptı. Ayrıca 1981de Yeni Zelandaya giden yazar, Victoria Üniversitesinde konuk öğrenim üyeliğinde bulundu. 1983 yılında akademisyen olarak çalışmayı bırakıp üniversiteyle ilişiğini kesti. Bu dönemde İstanbul'a yerleşti ve çeşitli basın organlarında yayın yönetmenliği, yayın kurulu üyeliği ve yayın danışmanlığı yaptı. Ağırlıklı olarak yazı ve çeviri işleriyle uğraşan Aruoba'nın çalışmaları saygın edebiyat dergilerinde yer aldı.

Akademisyen olarak başladığı kariyerine yazar ve çevirmen olarak devam etmiş, edebiyata ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuştur. Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli düşünürlerden biridir. Hume, Rilke, Wittgenstein, Nietzsche, Von Hentig, Başo ve Celanın eserlerini Türkçeye çevirerek literatüre kazandırmıştır. Özgün ve yalın bir stille yazdığı haiku tarzındaki şiirleri yediden yetmişe bir çok okuyucuya ulaşmış ve sevilmiştir. Aruoba, aforizmalara dayalı felsefi metinleri oldukça başarılı bir biçimde kaleme almış ve Türkiye'nin Nietzschesi olarak anılmıştır.

Epistemoloji, etik, Hume, Kant, Kierkegaard, Nietzsche, Marx, Heidegger ve Wittgenstein konuları üzerine çalışmalar gerçekleştiren Aruoba, bu çalışmalarına günümüzde devam etmekteydi. Özellikle şiir sanatına yönelmiş ve Heidegger’in şiire yaklaşımını; “Ona göre insanın temel sözü şiirdir. Çünkü insan yaşayan, dünyanın içinde olan, diğer insanlarla ilişkisini dil aracılığıyla kuran varlıktır. İnsanın bütün etkinliklerinde yer alan, içinde yaşadığı dil ile (tarihsel olarak da) içinde yaşadığı varoluş arasında kurduğu temel anlam ilişkisi, şiirde ortaya çıkar. İnsanın bilinen bütün tarihi boyunca çeşitli biçimlerde görülen “şiir” adı verilen dilsel kuruluşlar, bu temel ilişkiyi ortaya koymaya (dile getirmeye) çalışan insan yöneliminin ürünleridir. Heidegger de buna ulaşmaya, (anlamlandırmaya, yorumlamaya) insanın dünya ile ve diğer insarlarla olan ilişkisini ilk biçimiyle yeniden kavramaya çalışır.” sözleriyle açıklamıştır.

Aruoba, Hume, Nietzsche, Kant, Wittgenstein, Rainer Maria Rilke, Von Hentig, Paul Celan ve Matsuo Bashō gibi düşünür, yazar ve şairlerin eserlerini de Türkçeye kazandırmıştır. Bir dönem Açık Radyoda Filozof Dedikoduları isimli programı da hazırlayıp sunan Aruoba, Wittengstein'ın eserlerini Türkçeye ilk çeviren kişi olarak da bilinmektedir. Aynı zamanda Aruoba, Japon edebiyatı kökenli bir şiir türü olan haiku’nun, Türk edebiyatındaki temsilcilerinden de biridir. Yazar, Nietzsche’nin “Antichrist” eserini de Almanca’dan Türkçe’ye kazandırmıştır

Felsefe Sanat Bilim Derneği’nin her yıl düzenlediği “Assos’ta Felsefe” etkinliklerine konuşmacı olarak katılan yazar, “Felsefenin Hayvanına Ne Oldu?”, “Bilim ve Din” gibi birçok başlıkta sunumlar gerçekleştirmektedir. Ayrıca, Füsun Akatlı Kültür ve Sanat Ödülü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen sempozyuma da konuşmacı olarak katılmıştır.

Oruç Aruoba, 2006 ve 2011 yıllarında Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü yarışmasında Füsun Akatlı, Ahmet Cemâl, Doğan Hızlan, Nüket Esen, Orhan Koçak, Nilüfer Kuyaş ve Emin Özdemir ile birlikte seçici kurulda yer almıştır.

Aruoba’nın şiirlerinde kullandığı üslup ve noktalama işaretlerinin edebiyat kurallarının dışında olmasına rağmen bu durum akademik çevrelerce sanatçının üslubu olarak değerlendirmiştir.

ESERLERİ

Tümceler, Bir Yerlerden Bir Zamanlar, 1990, Metis Yayınları
De ki İşte, 1990, Metis Yayınları
Yürüme, 1992, Metis Yayınları
Hani, 1993, Metis Yayınları
Ol/An, 1994, şiir, Metis Yayınları
Kesik Esin/tiler, 1994, şiir, Metis Yayınları
Geç Gelen Ağıtlar, 1994, şiir, Metis Yayınları
Sayıklamalar, 1994, şiir, Metis Yayınları
Uzak, 1995, Metis Yayınları
Yakın, 1997,Metis Yayınları
Ne Ki Hiç, 1997, haikular, Varlık Yayınları
İle, 1998, Metis Yayınları
Çengelköy Defteri, 2001, Metis Yayınları
Zilif, 2002, Sel Yayınları
Doğançay’ın Çınarları, 2004, şiir, Metis Yayınları
Benlik, 2005, Metis Yayınları
Meşe Fısıltıları 2007, Metis Yayınları
David Hume’un Bilgi Görüşünde Kesinlik, 1974
Nesnenin Bağlantısallığı (Hume – Kant- Wittgenstein), 1979
A Short Note on the Selby-Bigge Hume, Tebliğ, Edinburgh, 1976
The Hume Kant Read, Tebliğ, Marburg, 1988

Oruç Aruoba Kitapları - Eserleri
Yürüme
De ki İşte
Yakın
İle
Uzak
Sayıklamalar

Ol / An
Hani
Benlik
Meşe Fısıltıları
Kesik Esin/tiler
Geç Gelen Ağıtlar
Tümceler

Çengelköy Defteri
Zilif
Olmayalı
Doğançay'ın Çınarları
Ne ki Hiç
Ne
101 Soruda Nutuk

Oruç Aruoba Alıntıları - Sözleri
- Tersi : ateşini ne kadar kolaylıkla yakmışsan, o kadar geçici olur o da; seni
de o kadar az ısıtır ...
Şunu bil: ancak zorlukla yakılan ateş, temelden, gerçekten, yanar- ve ısıtır ...
Ateşinin kolayına kaçamazsın.. (Yakın)
Yorgunuz artık
Göremeseniz de
Yapraklarımız ağır
Dallarımız bezgin (Doğançay'ın Çınarları)
"Aşk

Ney
in
göl
ge
si?" (Geç Gelen Ağıtlar)
Yabancı bir ülkenin güdümüne girmeyi istemek, insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü, uyuşukluğu benimsemekten başka bir şey değildir. (101 Soruda Nutuk)
O, şimdi uyumuyor mu : uyumuyorsa, beni düşünüyor olsa (Uzak)
"Bitirmek istemiyorum; ama, belki, sürdürdüğüm, bitmiş birşeydir" diye düşünmüştüm. (İle)

Ben, çünkü, yaşamamam gereken bir yaşam yaşamışım, demek ki.
Aykırı yaşamışım. (Benlik)
İlişki,bağlılık olmalıdır;bağımlılık değil... (İle)
Toprağı sorun bize
Karanlığı, acıyı, hiçi
İsterseniz ölümü de
Hepsini çekinmeyiz

Ya da kendinizi sorun.
Kimiz biz, neyiz diye
Nereden geldik buraya
Niye buradayız, diye

Yanıt veririz size
Niçin, neden, niye
Tam bize uygundur
Uzun soruya uzun yanıt

Yeter ki sorun
Ama sormuyorsunuz
Susuyoruz biz de
Susarız sorulmayınca (Doğançay'ın Çınarları)
Yaşamı düğümlemeden çözemezsin. (De ki İşte)
Ama içinde iğrenç bir boşluk vardı, artık hiçbir kaygı duymuyordu, hiçbir arzu; varoluşu zorunlu bir yüktü ona. Öylesine yaşayıp gitti. (Uzak)
Benim umutsuz yolum
bittiği yerde başlar (Sayıklamalar)
"Hey koca şehir- uzaktan ne güzelsin; yakındansa,..." (Çengelköy Defteri)

Son satır: O yok –
onun gelmeyişinde de
ne karlar var. (Ne ki Hiç)
Her günümüz
son günümüzdür. (Yürüme)
Sözlerimiz seni aradı
ama duvarda bir yazı vardı.
Güneşten düştü bir ışın karardı.
Bir kapı çarpıldı karanlıkta, kapandı (Geç Gelen Ağıtlar)
Yitsinler artık –
kafanda boşluklar
içinde hiçlikler. (Ne ki Hiç)
Sevişerek
batırdık Güneş'i –
Ay karşıladı bizi. (Ne ki Hiç)
YOK
UŞTAN
İN
ERKEN

Yavaş inersin yokuştan
Kar taneleri irileşirken
Kimler bakmış uzaktan
Yolunda hızla gelişirken

Hep ileri yürürken
Gözü kapalı güvenirken
Boyuna düştüğün tuzaktan
Sürünüp çıkmağa çalışırken

Adımların kısalmış
Işığını gece almış
Zamanın geçişirken
Artık anısı kalmış. (Geç Gelen Ağıtlar)
İnsan
yeryüzünün
döküntüsüdür. (Sayıklamalar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/ol--an-oruc-aruoba-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)