# Olgu Öyküleri 1 - Sigmund Freud Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Olgu Öyküleri 1 kimin eseri? Olgu Öyküleri 1 kitabının yazarı kimdir? Olgu Öyküleri 1 konusu ve anafikri nedir? Olgu Öyküleri 1 kitabı ne anlatıyor? Olgu Öyküleri 1 PDF indirme linki var mı?  Olgu Öyküleri 1 kitabının yazarı Sigmund Freud kimdir? İşte Olgu Öyküleri 1 kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/olgu-oykuleri-1-sigmund-freud-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-02T04:00:16+03:00
- Güncelleme: 2022-04-02T04:00:16+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/02/sigmund-freud-kimdir-sigmund-freud-kitaplari-ve-sozleri-191254.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Sigmund Freud 
 Çevirmen: Ayhan Eğrilmez 
 Orijinal Adı: Case Histories 2 
 Yayın Evi: Payel Yayınları 
 İSBN: 2880000110736 
 Sayfa Sayısı: 295 
--reklam--
Olgu Öyküleri 1 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Olgu öyküleri, Freud'un, ruhçözümsel literatürünün en önemli klasikleri arasında yer alan ve ilk ikisi 1. ciltte, diğer dördü de 2. ciltte incelenen altı olgu öyküsünden oluşmaktadır.
On sekiz yaşında mutsuz bir histerik olan "Dora" 1900 yılında Freud tarafından tedavi edilmişti. Olgu, düş yorumunun sağaltımdaki değerini göstermektedir. "Dora"nın düşlerinin çözümlenmesi, kızın bunların farkında olmasını engelleyecek kadar derinlemesine bastırılan -sevgi, nefret ve kıskançlıktan oluşan- karmaşık bir duygular ağını açığa çıkarmıştır. Freud'un da dediği gibi, "olgu öykülerimizde hastalarımızın insansal ve toplumsal koşullarını tıpkı somatik verileri ve rahatsızlık belirtilerini değerlendirdiğimiz ölçüde dikkatle değrelendirmeliyiz. İlgimizi, her şeyden önce aile koşullarına yöneltmeliyiz..."

"Küçük Hans" kendisini, kapıdan dışarı çıkamayacak ölçüde ürküten şiddetli bir at korkusu duyan beş yaşında bir oğlan çocuktur. O da 1908 yılında tam bir başarıyla iyileştirilmiştir. Bu, yayımlanan ilk çocuk çözümlemesi olgu öyküsüdür. Ayrıca Freud, çocuğun babasının sağladığı dolaysız gözlemler sayesinde çocuk cinselliği konusundaki devrimci fikirlerini destekleme olanağını gene ilk kez bu olguyu ele aldığı süreç içinde bulmuştur. O güne dek Freud'un çocukluk deneyimleriyle ilgili bilgileri yalnızca hastalardan sağlanmıştı.
(Arka Kapak)
--reklam--
Olgu Öyküleri 1 Alıntıları - Sözleri
bir dönemde kuşkuların yerini bir bellek yitimi ya da sahteciliği alabilir.
Özlem, özlenilen nesne kendisine sunulursa tümüyle doyuma dönüştürülebilir.
çocuklar bile nedensiz yalan söylemezler
Bu hiç de bir düş değil, ama bir düşe eşdeğer olan mastürbasyon niteliğindeki bir düşlem.
Özel bir eşcinsel dürtü ayırt etmenin kesinlikle hiçbir haklı nedeni yoktur. Bir eşcinseli oluşturan şey onun içgüdüsel yaşamındaki değil de nesne seçimindeki bir tuhaflıktır.
Histerinin her tür sağaltımındaki zayıf nokta hastalığın güdüleyicileri ile savaşmada yatar. Bu genelde çok doğrudur ve ruhçözümlemeye de bir o kadar uyar. Alınyazısının işi bu konuda çok daha kolaydır: Hastanın yapısı ya da hastalık yaratıcı malzemesi ile ilgilenmesine gerek yoktur, yalnızca hasta olma güdüsünü alıp götürmesi gerekir ve hasta geçici olarak ya da belki kalıcı olarak hastalığından kurtarılmış olur. Hekimler olarak hastanın bizden saklı tuttuğu insan ilgilerini inceleme fırsatına daha sık sahip olursak, histeri olgularında bir o kadar seyrek tansıksal iyileşme ve kendiliğinden yok oluşlar kaydetmek zorunda kalacağız! Bir olguda belirli bir süre geçer, bir diğerinde başka bir insana duyulan saygı sona erer, bir başkasında koşullar bazı dış olaylar sonucu temelli bir biçimde değişir ve o güne dek en yoğun inatçılığı sergilemiş olan tüm hastalık görünüşte kendiliğinden, ancak gerçekte en güçlü güdüleyici etmeninden, hastanın yaşamında koyulduğu kullanım alanlarından birinden yoksun bırakıldığı için, tek hamlede ortadan kaybolur.
Bir belirti hastanın zihinsel yaşamına önce hoş karşılanmayan bir konuk olarak gelir, her şey ona karşıdır ve zamanın etkisi sonucu, görünüşte kendiliğinden kaybolabilmesinin nedeni budur. Başlangıçta zihnin iç ekonomisinde işe yarayacağı bir kullanım alanı yoktur, ancak çok sık olarak ikincil bir biçimde bir kullanım alanı bulmayı başarır. Şu ya da bu ruhsal akım onu kullanmaya elverişli bulur ve bu biçimde belirti ikincil bir işlev elde etmenin yolunu bulmuş olur ve hastanın zihinsel yaşamında sanki sıkı bir biçimde demirlemiş olarak kalır. Belirtiyi iyileştirmeye kalkışan biri, hastanın yakınmasından kurtulma niyetinin göründüğü gibi tümüyle ciddi olmadığını kendisine öğreten güçlü bir dirençle şaşkınlık içinde karşılaşır.
Ruhçözümsel çalışmayı üstlenen herkes kısa bir sürede bir belirtinin birden çok anlama sahip olduğunu ve birçok bilinçdışı zihinsel süreci eşzamanlı olarak temsil etmeye hizmet ettiğini keşfedecektir. Kanımca tek bir bilinçdışı zihinsel süreç ya da düşlemin bir belirtinin ortaya çıkarılması için ender olarak yeterli olacağını eklemek isterim.
Farklı ırkları ve zaman dilimlerini göz önünde bulundurduğumuzda, normal cinsel yaşam olarak adlandırmamız gereken şeyin sınırları konusundaki belirsizlik partizanca ateşlilikleri soğutmak için yeterli olmalıdır.
Nevrotiklerde soyaçekimin etkilerini de içeren cinsel yapılanma, yaşamlarında normal cinselliğin gelişimini bozabilecek olan her tür rastlantısal etki ile birlikte işler. Nehir yatağında bir engelle karşılaşan bir su akıntısının önü kesilir ve daha önce kurumaya mahkûm gibi görünen eski kanallara doğru geri döner.
Tek bir belirtinin aynı anda birçok anlama karşılık gelmesinin oldukça sık görüldüğünü daha önce öğrenmiştik. Şimdi art arda birçok anlamı ifade edebileceğini de ekleyebiliriz. Yılların akışı içinde bir belirti anlamını ya da temel anlamını değiştirebilir ya da başrol bir anlamdan diğerine geçebilir. Nevrozların niteliğinde bir zamanlar oluşmuş olan bir belirtinin, ifade olanağı sağladığı bilinçdışı düşünce anlamını yitirmiş olsa bile, olanak varsa korunmasını sağlayan tutucu bir özellik var gibidir. Ayrıca bir belirtinin alıkoyulmasma yönelik bu eğilimi mekanik bir temelde açıklamakta hiçbir güçlük bulunmaz. Bu tür bir belirtinin üretilmesi çok güçtür, tümüyle ruhsal olan bir uyarılmışlığın fiziksel olaylara dönüştürülmesi —benim “dönüştürme” adını verdiğim işlem— birçok elverişli koşulun aynı anda bir arada bulunuşuna bağımlıdır, dönüştürme için gerekli bedensel uyunç oldukça seyrek olarak hazırdır, bilinçdışı bir uyarılmışlığın boşaltımına yönelik bir itici güç önceden var olan herhangi bir boşaltım kanalını olabildiğince kullanır. Yeni bir dönüştürme yaratmak, boşaltım gereksinimi içinde olan yeni bir düşünce ile artık bu gereksinimi duymayan eski bir düşünce arasında çağrışım yolları oluşturmaktan çok daha güç görünmektedir. Bu yollardaki akıntı yeni uyarılmışlık kaynağından eski boşaltım noktasına doğru akar — İncil-i Şerif’in sözcükleriyle eski şişeye yeni şarap konur gibi, belirtiye dökülür. Bu değerlendirmeler bir histerik belirtinin ruhsal kısmının, yerine geçen bir şeyin çok daha kolay bulunabileceği değişken bir öğeyken, bedensel kısmının daha sabit ve yeri daha zor doldurulacak bir yapı olduğu şeklinde bir izlenim verebilir. Ancak bu kıyaslamadan iki öğenin göreli önemi konusunda bir sonuç çıkarmaya çalışmamalıyız. Zihinsel sağaltım bilimi bakış açısından baktığımızda zihinsel kısım her zaman daha önemli öğe olmalıdır.
Karşıt düşünceler her zaman birbirleriyle sıkıca bağlantılıdırlar ve sıklıkla bir düşünce aşırı yoğun bir biçimde bilinçliyken karşıt eşi bastırılmış ve bilinçdışı olacak biçimde eşleşmişlerdir. İki düşünce arasındaki bu ilişki bastırma işleminin bir sonucudur. Çünkü bastırma sıklıkla bastırılması gereken düşünceye karşıt olan düşüncenin aşırı pekiştirilmesi aracılığıyla gerçekleştirilir. Bu işleme tepkisel pekiştirme, kendisini bilince aşırı bir yoğunlukla sokuşturan ve (bir önyargı gibi) uzaklaştırılamayan düşünceye tepkisel düşünce adını veriyorum. Bu iki düşünce daha sonra birbirlerine karşı tıpkı statik olmayan bir galvanometrenin iki iğnesi gibi davranırlar. Tepkisel düşünce karşı çıkılabilir olanı belli bir yoğunluk fazlasıyla bastırma altında tutar, ancak bu nedenle kendisi “boğulmuş” durumdadır ve bilinçli düşünce çabalarına karşı dirençlidir. Dolayısıyla aşırı yoğun düşünceyi pekiştirilmeden yoksun bırakmanın yolu onun bastırılmış karşıtını bilince getirmektir.
Bastırılmış bir düşünce bilinçli algısına ilk kez sunulduğunda, hasta tarafından verilen “Hayır” yanıtı bastırma ve onun şiddetinin varlığını onaylamaktan başka bir şey yapmaz, sanki bastırmanın gücünün ölçüsü gibi işlev görür. Bu “Hayır” yansız bir yargının (gerçekte hastanın yapamadığı bir şey) ifadesi olarak kabul edilmek yerine gözardı edilir ve çalışma sürdürülürse, kısa bir süre içinde böylesi bir durumda “Hayır”ın arzulanan “Evet”i ifade ettiğine ilişkin ilk kanıtlar ortaya çıkmaya başlar.
...ruhçözümleme sırasında çok belirgin eşcinsellik akımını hesaba katmak zorunda kalmadığım tek bir erkek ya da kadına bugüne dek rastlamadım.
--reklam--
Olgu Öyküleri 1 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Freud dan harika bir şekilde kaleme alınmış iki adet vaka örneği. İlk olguda Dora adlı genç kızın histerik hezeyanlarını ve karmaşık iç dünyasını göreceğiz. İkinci olguda ise Hans adında 5 yaşındaki bir çocuğun sadizme yönelik eğilimlerini. Kitap akademik bir dil taşımasına rağmen çok sürükleyici bir şekilde yazılmış. Özellikle Freud ve Hans'ın ikili konuşmaları enfesti. (Erim Asya) 
--reklam--
Olgu Öyküleri 1 PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Sigmund Freud - Olgu Öyküleri 1 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Olgu Öyküleri 1 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Sigmund Freud Kimdir?
Sigmund Freud ( nüfus kaydında Sigismund Scholomo Freud) (d. 6 Mayıs 1856, Příbor, Moravya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu (bugün Çek Cumhuriyeti) - ö. 23 Eylül 1939, Londra, Birleşik Krallık), psikanaliz öğretisini geliştirmiş olan Yahudi kökenli Avusturyalı nörolog. Kişiliğin 5 farklı dönemden geçerek geliştiğini öne süren Psikoanalitik Kuram'ın kurucusudur...
Orta seviye bir Yahudi yün tüccarının, kırk yaşındayken, kendisinden yirmi yaş küçük bir kadınla yaptığı ikinci evliliğinden dünyaya geldi. Ekonomik bunalımdan dolayı ailesi Viyana'ya yerleşmek zorunda kaldıklarında, Freud henüz 4 yaşındaydı. 1938 yılına kadar burada yaşadı.
Lisede Latince, Fransızca ve İngilizce öğrenirken kendi çabalarıyla da İbranice, İspanyolca ve İtalyanca öğrendi. Başarılı bir öğrenciydi. Başlangıçta istemediği halde Goethe'nın yapıtlarından etkilenerek tıp okumaya karar verdi.
Üniversite yıllarında Yahudi düşmanlığıyla karşılaştı, okuldaki arkadaş çevresinden dışlandı. 1876 yılında fizyolojist Brücke'nin laboratuvarına girdi, burada anatomopatoloji ve insan sinir sistemi üzerine araştırmalar yaptı. 1881'de tıp öğrenimini bitirdi. 1883'te dönemin ünlü beyin anatomisi ve nöropatoloji uzmanı Dr. Theodor Meynert'in yönetiminde psikaytri kliniğinde asistan olarak çalışmaya başladı. 1884'de kokain üzerine bir inceleme yapmakla görevlendirildi. 1884'te kokainin analjezik özelliklerini keşfetti, anestezik niteliklerini ise sezinledi. (Yaşamım ve Psikanalız adlı yapıtında kokainin anestezik niteliklerini aslında bildiğini, yalnız tıp çalışmalarını bıraktığından dolayı bunların başkaları tarafından ortaya çıkarıldığını ileri sürer.)
Aldığı bir bursla 1885'te Paris'e gitti, Salpêtriê Hastanesi'nde, Jean Martin Charcot'nun yanında staja başladı. Burada histerinin belirtilerini, hipnotizma ve telkinin etkilerini gözlemledi. Charcot'dan çok etkilendi. (Yaşamım ve Psikanaliz 'de Charcot'ya ne kadar düşkün olduğu görülür) Charcot'nun konferanslarını Almancaya çevirdi ve 1886'da yayımladı.
1886'da Paris'ten ayrılarak Berlin'e gitti. Burada çocuk nöropatolojisiyle ilgilendi. Viyana'ya dönerek özel hekimliğe başladı. 1886 ekim ayında 4 yıldır nişanlı olduğu Martha Bernays ile evlendi. Sinir hastalıkları ve histeri şikayetiyle kendisine başvuranlar üzerinde dönemin ünlü tedavi yöntemlerini, elektroterapi ve hipnotizmayı uyguladı. 1887'de Dr. Bernheim'in Telkin ve Telkinin Tedavideki Uygulamaları Üstüne adlı kitabını çevirdi.
Elizabet von R. adındaki bir kadın hasta kendisini serbest çağrışım yöntemine zorlayınca hipnozdan vazgeçti. 1892 - 1895 yılları arasında Charcot'nun Salı Günü Dersleri adlı kitabının çevirisini, savunma psikonevrozları üzerine bir makaleyi ve saplantılar ve fobiler üzerine başka bir makaleyi Breuer ile ortaklaşa hazırladı. Ancak tıp çevrelerince Histeri Üzerine İncelemeler hoş karşılanmadı. Bu yapıtta psikanalizin temel ilkelerine rastlanır.
1896 yılında babasının ölümü üzerine derin bir bunalıma girdi ve sistematik olarak kendini çözümlemeye başladı. Yine aynı yıl Breuer'le nevrozların cinsel açıdan açıklanması konusunda ters düşerek yollarını ayırdı. Histerinin cinsel etiyolojisi üzerine verdiği bir konferans skandala yol açtı. Bu dönemde W. Fliess'le yazışmaları, özçözümleme süreci, hayatı üzerinde önemli etkiler yarattı. (Bu yazışmaları Freud'un ölümünden sonra eşi ve kızı tarafından kamuoyuna duyurulmuştur. Freud psikanalize özel hayatını karıştırmak istemediğinden, kişisel kayıtlar bırakmamış, birçok yazışma ve mektubunu ölümünden önce yakmıştır.) Hayatının 10 yıl süren bu döneminde, Freud hem yandaş, hem öğrenci bakımından yalnız kaldı. Kendini hastaların tedavisine ve psikanalizin yaratılmasına yoğunlaştırdı. Bu sürecin sonucu olarak 1897'de Oedipus Kompleksi, 1900'de Düşlerin Yorumu (iki cilt) adlı eserler ortaya çıktı.
1908'te Viyana Psikanaliz Derneği kuruldu. Bu olay, Freud için bir dönüm noktasıydı, Yaşamım ve Psikanaliz kitabında buna büyük yer verdi. Ancak bu tarihten önce bile Freud'un çevresinde çözümlemenin giderek kurumlaştığı görülür. 1902'den sonra "Çarşamba Günleri Psikoloji Derneği", adı altında başta P. Federn, O. Rank, W. Stekel ve Alfred Adler olmak üzere, Freud'un ilk yandaşları bir araya toplandılar. 1904'de E. Bleuer'le yazışmaya başladı. 1907'de Bleuer'in asistanı Carl Gustav Jung tarafından ziyaret edilir. Jung aynı yıl Zürih'te Freud Derneği'ni kurdu. Bu Freud için büyük bir başarıydı, zira psikanaliz artık ülke sınırlarının dışına çıkmıştı. Takip eden yıllarda Jung, 1. Psikanaliz Kongresi'ne katıldı ve psikanaliz üzerine konferanslar vermek üzere Freud ile birlikte ABD'ye yolculuk etti. Freud, 1910 - 1920 yıllarında Psikanaliz Üzerine, Bir Paranoya Vakası Özyaşam Öyküsü Üzerine Psikoanalitik Gözlemler: Başkan Screber, Totem ve Tabu, Narsizmin İncelenmesine Giriş, Yas ve Melankoli adlı eserleri yayımladı.
1923'de kendisine üstçene ve damak kanseri tanısı kondu. İzleyen yıllarda 33 kez ameliyat oldu. Sürekli protez takması gerektiğinden dolayı uzun yıllar konuşma ve yemek yeme sıkıntısı çekti. 1938'de Naziler'in Viyana'ya girmesiyle birlikte en küçük çocuğu Anna ile birlikte Avusturya'yı terk etmek zorunda kalarak Londra'ya yerleşti. Ölümüne dek tedavi ve çalışmalarına burada devam etti.
Freud, prensipleri gereği kişisel hiçbir özel belge, anı defteri, mektup bırakmamış, hepsini yakmıştır. Bu nedenle, Freud'a dair ilk ve en kapsamlı bilgiler ilk olarak yakın dostu İngiliz psikaytr Ernest Jones'un 1953'te yayımlanan üç ciltlik Sigmund Freud'un Yaşamı ve Yapıtları adlı kitabıyla ortaya çıkarıldı.
Eserleri [değiştir]

Zur Psychopat­hologie des Alltagslebens (Günlük Yaşa­mın Psikopatolojisi)
Die Traumdeutung (Düşlerin Yorumu)
Über Psychoanaly­se (Psikanaliz Üzerine Beş Ders)
Totem und Tabu (Totem ve Tabu)
Zur Einführung des Narzissmus (Narsisizmin İncelenmesine Giriş)
Unbehagen in der Kultur (Uygarlı­ğın Huzursuzluğu)
Jenseits des Lustprinzips Das Ich und das Es (Haz İlkesinin Ötesinde Ben ve İd)
Der Mann Moses und die monotheistische Religion (Musa ve Tektanrıcılık)
Cinsellik Kuramı Üzerine Üç Deneme, 1905
Der Witz und seine Beziehung zum Unbewussten, Nükte ve Bilinçdışı'yla İlişkisi, 1905
Psikanalizin Tarihçesi, 1914
Psikanalize Giriş Dersleri, 1917
Yaşamım ve Psikanaliz, 1925
Tutukluk, Semtom ve Korku, 1926
Bir Yanılsamanın Geleceği, 1927
Kültür İçindeki Huzursuzluk, 1930
Psikanaliz ve Uygulama,
Psikanaliz Üzerine,
Olgu öyküleri
Histeri ile Mücadele
--reklam--
Sigmund Freud Kitapları - Eserleri
Kitle Psikolojisi
Psikanaliz Üzerine Beş Konferans ve Psikanalize Toplu Bakış
Uygarlık Toplum ve Din
Amatör Psikanalizi
Sevgi ve Cinsellik Üzerine
Olgu Öyküleri 1
Olgu Öyküleri 2
Totem ve Tabu
Psikanaliz Üzerine
Nevrozlar - Psikanalize Giriş 2
Cinsellik Üzerine
Rüyaların Yorumu
Kokain
Bir Yanılsamanın Geleceği, Neden Savaş
Grup Psikolojisi ve Ego Analizi
Haz İlkesinin Ötesinde
Psikoloji Kanalize Ederek Psikanaliz Kuramı
Arzu Dürtü ve Çatışmaları Açığa Çıkarma
Bilinçaltı
Ruh Çözümlemesine Giriş Konferansları
Günlük Yaşamın Psikopatolojisi
Uygarlığın Huzursuzluğu
Cinsiyet ve Psikanaliz
Kültürdeki Huzursuzluk
Niçin Savaş?
Yaşamım ve Psikanaliz
Seçme Yazılar
Terapi
Endişe
Rüya Yorumları 1
Rüya Yorumları 2
Psikanaliz ve Uygulama
Psikanalize Giriş Dersleri
Ket Vurma
Musa ve Tektanrıcılık
Psikopatoloji Üzerine
Kendi Kendine Psikanaliz
Narsizm Üzerine ve Schreber Vakası
Mutluluk Dediğimiz Şey
Davranış Bozuklukları ve Tedavisi
Çocukta Fobinin Analizi
Yanılgılar ve Düşler Üzerine
Bir Çocukluk Nevrozu Hikayesi
Bir Genç Kızın Günlüğü
Freud - Jung Mektuplaşmaları
Psikanalize Giriş
Espriler ve Bilinçdışı ile İlişkileri
Dinin Kökenleri
İsteri Üzerine Araştırmalar
Psikanalitik Hastalık Öğretisi Hakkında Yazılar
Metapsikoloji 1
Metapsikoloji 2
Metapsikoloji 3
Metapsikoloji 4
Psikanalize Giriş
Psikanalize Giriş
Cinsel Yasaklar Ve Normaldışı Davranışlar
Sanat ve Sanatçılar Üzerine Notlar
Bir Histeri Vakası Analizi
Psikanalize Yeni Giriş Dersleri
Psikanaliz Açısından Edebiyat
Kültürel Cinsel Ahlak ve Modern Sinirlilik
Sanat ve Edebiyat
Aşkın Psikolojisi
Histeri Üzerine Çalışmalar
Metapsikoloji Haz İlkesinin Ötesinde Ego ve İd ve Diğer Çalışmaları
Ruh Çözümlemesine Yeni Giriş Konferansları
Ruh Çözümlemesinin Tarihi
Freud'un Mektupları
Psikanaliz Üzerine
Bakirelik Tabusu
Otobiyografi
Psikanaliz Üzerine Vakalar
Bilinçsizlik ve Psikanaliz
Siz Deli Misiniz?
Einstein’a Mektup
Psikanaliz
Eşeysellik Kuramı Üzerine Üç Deneme
Savaş ve Ölüm Üzerine
Bir Yanılsamanın Geleceği
Yas ve Melankoli
Rüya Psikolojisi
Leonardo da Vinci
Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü
İçgüdüler ve Baskılama
Espri Sanatı
Din
Takıntı Üzerine
Bilinçsiz-Olan
Anksiyete Üzerine
Psikanalizin Ana Hatlari
Totem ve Tabu - 2.Cilt
Kadın Cinselliği Üzerine
Ego ve Id
Bilinç Dışı
Bilinçaltını Keşfetmek
Sevgi Məktubları
Her İnsan Gördüğü Rüyanın Tabiridir
Aforizmalar
Sanrı ve Düş
Tutukluk Semptom ve Kaygı
Ruhsal Kimlik
Doğuştan Gelen Sapkın Eğilimler
Dora
Kendini Koruma İçgüdüsü
Psikanalitik İlerlemenin Önündeki Engeller
Psikanaliz ve Telepati
Cinsel İstismar - Psikoloji Serisi
Ensest
Yasaklar ve Normal Dışı İstekler
Gizemli
Düşüncelerin Sınırsız Gücü
Kadın Eşcinselliği
Totem ve Tabu Barbarlar ile Nevrotik Kişiliklerin Zihinsel Yaşantılarındaki Benzerlikler (Cep Boy)
Arzular ve Çatışmalar
Sexualleben
Введение в психоанализ
Sanat ve Psikanaliz
Erkeklerin Cinsel İçgüdüsü
Ketlenmeler, Belirtiler ve Anksiyete
Ego ve Kimlik
Libido ve Narsisizm
Cinsiyetler Ayrımı
Mədəniyyətin sancıları
Totem ve Tabu
Aşkın Psikolojisi
--reklam--
Sigmund Freud Alıntıları - Sözleri
Devletlerin, bireyleri kötülükten alıkoymasının, kötülük yapmayı ortadan kaldırmak amacından değil, onu tıpkı tuz ve tütün gibi tekeline almak amacından doğduğu düşüncesine kesin bir biçimde inanılabilir. (Cinsiyet ve Psikanaliz)
Kadınlar, özellikle de güzelseler, nesne seçimlerinde kendilerine dayatılan toplumsal kısıtlamaların bedeli olan belli bir kendiyle yetinme geliştirirler. Kesin konuşmak gerekirse bu türden kadınların erkeklerin kendilerine yönelik sevgileriyle kıyaslanabilecek yoğunlukta sevdikleri tek şey yalnızca kendileridir. Gereksinimleri de sevme değil ama sevilme doğrultusundadır ve bu koşulu yerine getiren erkek onların onayını kazanan kişi olur. (Metapsikoloji Haz İlkesinin Ötesinde Ego ve İd ve Diğer Çalışmaları)
Bastırma bireysel çalışır; bastırılmış olanın her bir türevi kendine özgü bir yazgıya sahip olabilir; biçim değişikliğinin fazlası yada azı başarının sonucunu tamamıyla değiştirebilir (Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü)
Biz ölümün yaşamın tek amacı olduğunu iddia etmiyoruz; ölüm kadar yaşamın da olduğu gerçeğini gözardı etmiyoruz. (Ruh Çözümlemesine Yeni Giriş Konferansları)
Bilinçaltında "hayır" sözcüğü olmadığını, zıtlıkların bir araya geldiğini biliyoruz. Reddetme ancak bastırma sürecinde ortaya çıkıyor. (Bir Çocukluk Nevrozu Hikayesi)
Psikanaliz bize baba kompleksi ile Tanrı inancı arasında yakın bir ilişkinin bulunduğunu ;bize kişisel bir Tanrı'nın psikolojik yönden yüceltilmiş bir babadan başka bir şey olmadığını göstermiştir ve her geçen gün genç bireylerin babalarının otoritelerinden kurtulduklarında dinsel inançlarını nasıl kaybettiklerine dair yeni kanıtlar sunmaktadır. (...) (Leonardo da Vinci)
Mutlu kişiler düş kurmaz, bunu ancak yeterince doyuma ulaşmamış kişiler yapar. Doyuma kavuşturulmamış, düşlemlemenin itici güçleridir ve her düş belli bir isteğe doyum sağlama çabası ve böyle bir doyumu ondan esirgeyen gerçek'i değiştirme girişimidir. (Sanat ve Sanatçılar Üzerine Notlar)
Olgunluk hazzı erteleyebilme kabiliyetidir. (Aforizmalar)
fakat bekâret bir tabunun, dinsel olarak tarif edilebilecek bir yasağın konusu haline gelmiştir. (Bakirelik Tabusu)
Temelde kırıcı olan bir düşünce belli bir yoğunluk seviyesine ulaşır ulaşmaz çekişme aktifleşir ve bu kesinlikle bastırmaya yol açar. (Bilinç Dışı)
Çocukluk çağında hiçbir gereksinimin bir babanın korumasına karşı duyulan gereksinimin kadar güçlü olabileceğini sanmıyorum (Kültürdeki Huzursuzluk)
Birbirleriyle uzlaşması zor çelişkilere düşüyorsunuz.. (Bir Yanılsamanın Geleceği, Neden Savaş)
"Efsaneye göre insan denilen varlık, kadın ve erkek olarak iki parçaya bölünmüştür; o zamandan beri aşk yoluyla birleşmeye çalışmaktadır" (Cinsellik Üzerine)
"Tam da hastalanacak zamanı bulmuştur büyük anne. Hastamız, sevdiğini, böylesine özlemişken..." (Psikanaliz ve Uygulama)
Ve her zaman öylesine güçsüz kalırdım ki, içimi yakıp kavuran tutkuları dışa vuramazdım. Dolayısıyla hep baskıladım kendimi, sanırım bu da halimden belli oluyor. (Yaşamım ve Psikanaliz)
İd'de içgüdüye düşen rolü ego da algı oynamaktadır. Ego tutkuları ihtiva eden id'in tersine, mantık ve sağduyu olarak adlandırılabilecek olan şeyi temsil etmektedir. (Ego ve Id)
herkes kendi hayatı üstünde hak sahibidir...' (Mutluluk Dediğimiz Şey)
Ama sorarım size, insanlar ellerine geçirdikleri bir şeyi ne zaman karmakarışık, ne zaman eciş bücüş bir duruma sokmamıştır? (Kendi Kendine Psikanaliz)
Sanki bilinçli olanın direnci, kökensel bastırılmış olandan uzaklaştırılmalarını sağlayan bir işlev görür. (Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü)
"Doğa, göründüğü kadarıyla bizi soğukkanlılıkla, zalimce, amansızca ve olasıdır ki tam da bizim doyum sağlamamıza yol açmış şeyler aracılığıyla yok eder." (Bir Yanılsamanın Geleceği)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/olgu-oykuleri-1-sigmund-freud-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)