# Ölü Kelebeklerin Dansı - Hüsnü Arkan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Ölü Kelebeklerin Dansı kimin eseri? Ölü Kelebeklerin Dansı kitabının yazarı kimdir? Ölü Kelebeklerin Dansı konusu ve anafikri nedir? Ölü Kelebeklerin Dansı kitabı ne anlatıyor? Ölü Kelebeklerin Dansı PDF indirme linki var mı?  Ölü Kelebeklerin Dansı kitabının yazarı Hüsnü Arkan kimdir? İşte Ölü Kelebeklerin Dansı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/olu-kelebeklerin-dansi-husnu-arkan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-07-11T08:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-07-11T08:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/07/11/husnu-arkan-kimdir-husnu-arkan-kitaplari-ve-sozleri-266096.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Hüsnü Arkan 
 Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınevi 
 İSBN: 9786055340568 
 Sayfa Sayısı: 154 
--reklam--
Ölü Kelebeklerin Dansı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Ölümümün on altıncı gününde anılarımı yazmaya karar verdim ben.
Öldükten sonra karşılaştığım insanlar, anılar evinde gezinmenin bir ölüye hiçbir yarar sağlamayacağını söyledilerse de onlara inanmadım.
Öldüm ve Tanrı burada da yok! Ne yapabilirim?
Galiba artık yaşamıyorum. Şairin kelebeği gibi, düşümde kendimi bir ölü olarak mı görüyorum, yoksa uyandım da ölmeden önce yaşadıklarımın bir düş olduğunu mu fark ettim, bilemiyorum.

Ölüler yaşamaz! Hayatım boyunca kesinliğine güvendiğim biricik gerçek bilgiydi bu. Şimdi onu da yitirdim. Bana öldüğüm söyleniyor ama konuşabiliyorum. Artık hayatta olmadığım söyleniyor ama düşünebiliyorum, yazabiliyorum, sokaklara çıkıp gezebiliyorum, dişlerimi fırçalayabiliyorum, ayakkabılarımı bağlayabiliyorum.”

Ölü Kelebeklerin Dansı, ölümünün on altıncı gününde anılarını yazmaya karar veren ve 35. gününde de aklını kemiren “Katil Kim?” sorusunu çözen bir anti kahramanın, Haldun’un serüveni. Ölüler dünyasında bir tek rüya görülebiliyor, Haldun da rüyasını görmeye başlar. Rüyası onu nerelere götürecektir, ölüler dünyasındaki kelebekler gerçek mi yoksa hayal midir ve kelebeklerin kısacık yaşamları Haldun’un yaşamıyla nasıl bir benzerlik taşıyor? Ölü Kelebeklerin Dansı, ölüm, yaşam ve rüyalar arasında gidip gelen bir roman.
--reklam--
Ölü Kelebeklerin Dansı Alıntıları - Sözleri
Bu kadar duyarsız olmayı nasıl becerebildiğimi bilmiyorum. Bir çeşit kader olmalı! Belki de yirmi birinci yüzyılda yaşamanın zorluklarından biri...
Bana niçin Tanrı'ya inanmadığımı sordu. Birçok şeyin eksikliğini hissetmediğim bir yaşamda, Tanrı'nın yokluğuna da kolayca alışabildiğimi söyledim ona.
"Herkes yaşadığını sanır, kimse öldüğünü sanmaz."
Kimse sana ölüm hakkında bir şey öğretti mi peki? Sanmıyorum...
Oysa ölümü kavramadan hayatı kesinlikle öğrenemezsiniz...
Tanrının karışmadığı bir tek savaş gösterebilir misiniz bana?
Herkes yaşadığını sanır, kimse öldüğünü sanmaz.
Her insan bir çift pabucun içine sığar...
...bu duygu yaratıcı yapar insanı...
Öldüm ve Tanrı burada da yok, ne yapabilirim?
Herkes, görebildiği ve anlayabildiği kadarıyla yaşar zaten. Fakat aynı zamanda herkes, göremediği ve anlayamadığı kadarıyla bir ölüdür... Yaşam ve ölüm... Bunları kim ayırabilir?
Henüz hiçbir şeyden emin değilim. Öldüğümden, yaşadığımdan, yaşamış olduğumdan..
Kesinleşmis mantığa dayalı hiçbir fikri yok hemen hemen..
"Düşünüyorum ve ölmedim"
" Yani... Yaşarken düşünüyor olduğunu mu söylemek istiyorsun?"
"Nereye böyle?" Dedi.
" Hiç... Yaşadıklarımı yazmaya gidiyorum."
Meğer bir ölünün anılarını yazması görülmemiş bir şeymiş, hatta saçmalıkmış...
"Herkes, görebildiği ve anlayabildiği kadarıyla yaşar zaten. Fakat aynı zamanda herkes, göremediği ve anlayamadığı kadarıyla bir ölüdür..."
Zamansız ve yersiz bir şaka gibi hissediyorum kendimi.
--reklam--
Ölü Kelebeklerin Dansı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
yazar/Husnu-Arkan Ölümünün 16. Gününde anılarını yazmaya başlamış... Ölümü ve yaşamı sorgulatıyor size...

-- diye bir cümle yazıyor kitabın arkasında. Ama ben pek sorgulayamadım açıkcası. Bazı yerleri güzel olmakla birlikte pek akıcı gelmedi bana. Daha değişik hayal etmiştim sanırım o yüzden belki de. Ama sonunu enteresan ve beklenmedik bir şekilde noktalamışlar o kısmında şaşırdım doğrusu.
Ayrıca yazdığına göre ölülerin diyarında kelebekler yokmuş ve aslında ölü kelebeklerin dansını sadece bir kere rüya görürlermiş :( (Yasmin Şahin) 
Bu zamana kadar okuduğum hem fazla distopik hem nahif hem de inanılmaz tatlı bir dille yazılmış ilk kitap olabilir bence. Kelebek metaforu üzerine ölüm ve yaşam arasındaki farkın farkedilememesi ise yaşarken bile ölü gibi olduğumuzun kanıtı adeta. Okuduğum ilk Hüsnü Arkan kitabı olması rağmen oldukça beğendim. (Ayşe B.) 
--reklam--
Ölü Kelebeklerin Dansı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Hüsnü Arkan - Ölü Kelebeklerin Dansı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ölü Kelebeklerin Dansı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Hüsnü Arkan Kimdir?
Hüsnü Arkan 1958 yılında İzmir’in Kınık ilçesinde doğdu. 1975 yılında, Bergama Lisesi’ni bitirdi. Ankara Devlet Mühendislik ve Mimarlık Yüksek Okulu’nda üç yıl mimarlık okuduktan sonra, 9 Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu.

1985’te, kesinleşen cezası nedeniyle yurt dışına çıktı. Bir yıl Atina’da, beş yıl Hollanda’da, iki yıl Köln’de yaşadı. 1987 yılında, Amsterdam’da, arkadaşlarıyla Hezarfen adlı müzik grubunu kurup, Avrupa’nın birçok kentinde kendi şarkılarını seslendirdi. 1990’da, Şanar Yurdatapan’ın düzenlemeleriyle ilk solo albümü Bir Yalnızlık Ezgisi’ni çıkardı. Kendi şarkılarından oluşan bu albümde, şarkı sözlerinin yanı sıra, Nazım Hikmet, Can Yücel, Ülkü Tamer, Muzaffer Erdost ve Louis Aragon’un dizelerine de yer verdi.

1993’te Türkiye’ye döndü ve Ezginin Günlüğü’ne katıldı. Grubun on bir albümüne şarkılarıyla ve sesiyle katkıda bulundu. 2005 yılında Destur adlı projeyle Deli Bu Dünya albümünü çıkardı. 2010 yılına kadar yüze yakın şarkısı yayımlandı. Aynı yıl Ezginin Günlüğü’nden ayrıldı.

*

Hüsnü Arkan, Türkiye’ye döndükten sonra, bir yandan da edebiyat çalışmalarını sürdürdü. İlk romanı Ölü Kelebeklerin Dansı, 1998 yılında Metis Yayınları’ndan çıktı. Romanda, küresel adaletsizlik ve mültecilik konularını işledi.

İkinci romanı Menekşeler Atlar Oburlar’da, 12 Eylül faşizmi koşullarını, iktidar sahipliğini, bireyin iktidarla ve kaderiyle ilişkisini işledi. Bu kitap, 2001 yılında, Om Yayınları’ndan çıktı.

Üçüncü romanı Uzun Bir Yolculuğun Bittiği Yer, 2005’te Yapı Kredi Yayınlarından çıktı. 1914 Şark Savaşı’nı konu alan romanda, İstanbul’dan Orta Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada, yüz yıla yakın bir tarihî alanda, savaşın insan kaderiyle ilişkisini inceledi.

Aynı yıl, edebiyatçı Yiğit Bener ve Levent Mete’yle birlikte, ayda bir yenilenen iktidarsiz.com adlı internet sitesini yayınlamaya başladı. Bu sitede yetmişe yakın makalesi yayınlandı.

Yine aynı yıl, Seyhan Kitap’tan, Hiçe Doğru adlı şiir kitabı yayınlandı.

2008 yılında, Uyku adlı romanı İthaki Yayınları’ndan çıktı. İlk kitabındaki gibi fantastik öğelere yer verdiği bu romanda, karşı-ütopya kavramını ve siyasi alanla birey arasındaki ilişkileri eleştirdi.

Romanlarında ve şiirlerinde, genel olarak, adalet, ahlak ve bireyin kaderiyle ilişkisi temalarını ele aldı.

Hüsnü Arkan, müzik ve edebiyat çalışmalarını halen İstanbul’da sürdürmektedir.
--reklam--
Hüsnü Arkan Kitapları - Eserleri
Mino'nun Siyah Gülü
Hiçe Doğru
Ölü Kelebeklerin Dansı
Gülhisarlı Terziler
Hırsız ve Burjuva
Menekşeler Atlar Oburlar
Naş
Uyku
Uzun Bir Yolculuğun Bittiği Yer
Nasreddin
Ölü Kelebeklerin Dansı
--reklam--
Hüsnü Arkan Alıntıları - Sözleri
Umut bir çare değil ama galiba çareden daha büyük bir şey. (Mino'nun Siyah Gülü)
Okumak zordur zahir
Aşksız bir hikâyeyi
Yine de denemek lâzım
Görgümüz artsın diye (Naş)
Sanki aynı ömrü başka başka biçimlerde, binlerce kez yaşamış gibiyim. (Ölü Kelebeklerin Dansı)
Ankara bahar kokuyordu.
Ona âşık oluyordum. (Mino'nun Siyah Gülü)
Gülücük yiyor, gülücük içiyorlardı; hayal dünyasında para geçmiyordu. (Gülhisarlı Terziler)
...bu duygu yaratıcı yapar insanı... (Ölü Kelebeklerin Dansı)
Korku bilirim. Allah’tan da, avrattan da korkarım. Eh, Subaşı’ndan da korkarım ama en ki en eçhelden korkarım. (Nasreddin)
Hiçbir otorite düzen sağlamaz. Proudhon (Hırsız ve Burjuva)
En kötüsü yalnızlık
En iyisi yalnızlık. (Naş)
"Dünya yedi yüz küsür yıl önce de bugünkünden pek farklı değildi. Maşallah, sultanlar zalim, mazlumlar gecede yıldızlar kadar çok ve çaresizdiler. Büyük kapıların köpekleri baldırı çıplaklara ürür karanlıklarda kuyruk kuyruk heybetlenirlerdi. Erki olanın boyu günden güne beş karış uzar, felek çulsuzun defterine hendeklerde, kuytularda, yollarda lokma lokma harflerle ölüm ve zulüm yazardı..." (Nasreddin)
Öldüm ve Tanrı burada da yok, ne yapabilirim? (Ölü Kelebeklerin Dansı)
Bir ölüyü elinden tutup kimse ayağa kaldıramaz... (Uyku)
Sıradan insanlar için açılmış,sonsuza kadar dümdüz giden bir yolda yürüdüm ben.Yürüdükçe bütün iyi ve umut verici şeyler; ne bileyim, yağmur mevsiminde yağmur, baharda yeşillik ve sis, zamanında gerçekleşmesi gereken her şey benden uzaklaşıyordu. (Ölü Kelebeklerin Dansı)
Yeni gelen kitapları hep koklarım. (Gülhisarlı Terziler)
Soğumuş bir tas çorbadır hayat, doydum.. (Hiçe Doğru)
Saraylarda, kalelerin içindeki büyük otağlarda yaşıyor idim fakat dünyayı hâlâ yediğimle ölçüyor idim￼. Fukaralık nedir, benden iyi bilirsin Koca Hâce. Fukaralık karnına giren azık kadar küçük düşünmektir. (Nasreddin)
Galiba savşlar gerekliydi. Sıradanlığı ortadan kaldırmak için... Bir bahçıvanın, mevsimi geldiğinde bir ağacı budaması gibi... (Hırsız ve Burjuva)
Dedim de kimse inanmadı,
Bu dünya naylon. (Hiçe Doğru)
Zati Bey’i külliyenin kapısında asılı buldum. (Nasreddin)
Aşk acısı çeken birinin “kederden geberiyorum,” demesi, durumu değiştirmez; o yalnızca ve aptalca aşk acısı çekiyordur.; ölmez. (Hırsız ve Burjuva)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/olu-kelebeklerin-dansi-husnu-arkan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)