Ölüm Hükmü - Elçin Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap

Ölüm Hükmü kimin eseri? Ölüm Hükmü kitabının yazarı kimdir? Ölüm Hükmü konusu ve anafikri nedir? Ölüm Hükmü kitabı ne anlatıyor? Ölüm Hükmü PDF indirme linki var mı? Ölüm Hükmü kitabının yazarı Elçin kimdir? İşte Ölüm Hükmü kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap Künyesi

Yazar: Elçin

Orijinal Adı: Ölüm Hökmü

Yayın Evi: Ötüken Neşriyat

İSBN: 9789754376425

Sayfa Sayısı: 536

Ölüm Hükmü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Azerbaycan’ın tanınmış yazarlarından Elçin, Türk okuyucusu için artık bizden bir isim olmuştur. Okuyucularımız onu Şuşa Dağlarını Duman Bürüdü, Sarı Gelin isimli hikâye kitaplarıyla, Akdeve, Mahmut ile Meryem, Gümüş Beyazı Karavan adlı romanlarıyla tanımışlardı.

Şimdi de yazarımızın yeniden Türkiye Türkçesine aktarılan Ölüm Hükmü romanının yeni basımını sunuyoruz. Bu roman, Sovyet devrine siyasî, iktisadî ve sosyal bakımdan ışık tutan çok yönlü bir eserdir. Azerbaycan’daki 70 yıllık Sovyet rejiminin zulümle, adaletsizlikle, ahlaksızlıkla dolu uygulamalarını bütün somutluğuyla gözler önüne sermektedir. Elçin bu eserinde ayrıca zengin şuuraltına sahip kahramanlarıyla psikolojik olguları da gayet güzel şekilde aksettirmekte, felsefî düşüncelere de yer vermektedir.

Ölüm Hükmü Alıntıları - Sözleri

  • "Hayat öylesine kısaydı ki insanoğlu doğduğu dakikadan itibaren aceleci bir koşuşturmacanın içine düşüveriyordu ve her şeyin - hasetçiliğin, ihanetin, cimriliğin, nankörlüğün ve hakikatsizliğin - gerçek nedeni aynı aceleci koşuşturmacaydı aslında; insanoğlunun düşünecek ve bekleyecek zamanı yoktu."
  • Dünyada nə qədər ev var,hərəsinin də bir dərdi, bir faciəsi var...Kənardan baxanda nə var ki?..
  • Müəllim əvvala gərək özü təmizliyin timsalı olaydı.
  • Quran "Nisa surəsi"ndə deyirdi:" Ey insanlar! Əgər O istərsə, sizi aparar, başqalarını gətirər.Allah buna qadirdir". Yəni Allah istərsə, lazım bilərsə, buna bir səbəb olarsa, insanları məhv edər daha doğrusu, yaşayışı dəyişər,insan əvəzinə başqa bir məxluqat yaradar və o gecələr ki, tələbə yerində uzanıb dünyanın buz soyuqluğunu hiss edirdi,o zaman bu cavan adamın içindən dəli bir ehtiras baş qaldırırdı:bütün insanlar yox olaydı, bəşəriyyətin bütün tarixi pozulaydı və yer üzündə yeni bir məxluqat yaranaydı...
  • Lenin, “Eğitim, eğitim, yine de eğitim!” demişti gerçi, ama “Nasıl bir eğitim?” konusu bugün cahil ellerde şekilleniyordu...
  • ... Oku!.. Okumaktan çıkar ne çıkarsa!..
  • -Millət oyanacaq...O zaman yalnız millətini sevən insanlar yaşayacaq... o gün gələcək ustad, gələcək...Mütləq gələcək...-və bu sözləri deyə-deyə gənc nasir Səlim Bədbin kövrəldi( millətdən söhbət düşəndə həmişə beləcə kövrəlirdi).-Yazıq millət...bədbəxt millət...
  • "Əzizimin cəfası" romanını tapa bilməmişdi. Əlbəttə,belə bir adda roman yox idi, amma Murad İldırımlı Bakıda keçirdiyi dörd illik tələbəlik dövründə başa düşmüşdü ki, Azərbaycanda və ümumiyyətlə, bütün Sovet İttifaqında hünər orasındadır ki, olmayan romanı oxuyasan! "Əzizimin cəfası" romanı yox idi, amma sən o olmayan, o yazılmamış romanı oxumağı bacarmalı idin və tələbə Murad İldırımlı buna qəti əmin olmuşdu ki, bu gün insanlar elə bir dövrdə və elə bir ölkədə yaşayırlar ki, o yazılmamış romanı oxuya bilməsən sənin işlərin heç vaxt düz getməyəcək...
  • Bir tərəfdən taun(vəba! xərçəng! cüzam!..) insanı, bax, beləcə məhv edirdi, bir tərəfdən də insanlar özləri bir-birini məhv etmək üçün beləcə tüfənglər, tapancalar icad edirdi, zəhərli qazlar hazırlayırdı, öldürücü bakteriyalar yetişdirirdi; bir tərəfdən bütün bunlardan necə istifadə etmək öyrədilirdi, bir tərəfdən də bunlardan necə qorunmaq öyrədilirdi.
  • Quranın "Nisa surəsi"ndə deyilirdi:" Yaxşı əmələ yardım göstərən şəxsə ondan( o işin savabından) bir hissə, pis əmələ yardım göstərənə isə ondan ( o işin günahından) bir pay veriləcəkdir. Əlbəttə, Allah hər şeyə qadirdir!" Bir halda ki, belədir, bir halda ki, belə bir qadirlik var, bəs nə üçün O kiminsə pis əmələ yardım göstərməyinə və ümumiyyətlə, pis əməlin mövcudluğuna imkan verir? Yalnız ona görə ki, Qiyamət günündə həmin günahların əvəzi veriləcək, günah işlədən insanlar cəzalanacaq?

Ölüm Hükmü İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Çok Çok güzel bir kitap. Üslup, konuyu işleyiş, ele aldığı konu itibarıyla mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum. Ben lisanstayken okumuştum. Uzun süre de etkisinden çıkamamıştım. Çünkü eğer sovyet ülkelerinden biriyseniz evladınız bile sizin değildir. Devletin malıdır ve vakti geldiğinde onu sizden alır. Yani hiçbir çocuk 'çiçeklenmemiştir' sovyetlerde.. (Ebru)

"Azerbaycan'da en büyük makam bakanlık falan değil, Mürşid Hoca; Abdul Gaffarzade'nin akrabası olmaktır." Elçin, Azerbaycan'ın Sovyet rejimi altında yaşadıklarını bütün gerçekçiliği ile önümüze seriyor. 'Halk Düşmanı' diye ilan edilip içeri atılan, kurşuna dizilen onlarca insan... Ailelerini bir daha görememek üzere sürülenler... Yazarın da söylediği gibi; "Stalin celladın tekiydi kuşkusuz!" Rusça konuşup kendi dillerinden uzaklaşan halkı okudukça içimi bir hüzün kapladı. Çünkü, dil yaşarsa devlet yaşar. Ancak dil öldükten sonra devlet de topluluk da yok olup gider. Kendi dilini konuşamamak kadar kötü bir şey var mı? Talebe Murat Yıldırım, Hüsrev Hoca, Abdul Gaffarzade, Salakça(köpek) karakterleri etrafında dönen durgun bir kitap. Bazı sayfaları gerçekten çok büyük zevk alarak okudum özellikle Hadrut'ta geçen kısımlar kitaptaki en güzel yerdi. Hüsrev Hoca'nın hayat hikâyesi oldukça etkileyici. Taun yüzünden verilen onlarca kaybı okurken içinde bulunduğumuz durum aklıma gelip durdu. Sevdiklerini gömemek, onlara bir mezar bile kazamamak ne acıymış. Yanan etlerin kokusu insanların acı çığlıklarına karışıyordu ve şüphesiz bu satırları ben nasıl unutmayacaksam Hüsrev Hica'da yıllar boyunca yüreğinde taşıyacak... Kitapta en sıkıldığım yer Mir Cafer Bağırof'un olduğu kısımlardı. SSCB, Stalin, Mir Cafer hakkında pek bir şey bilmediğimden olsa gerek bu sayfalar bana biraz ağır geldi. Onun haricinde kitap durgunluğuna rağmen garip bir akıcılığa da sahip. Kitaptaki zaman kavramı çok farklı. Aslında kitap Hatice kadının vefatı ile başlıyor ve onun defnedilmesiyle bitiyor. Ancak, kişilerin geçmiş yaşantıları, acıları ve başka şeyler kitabı uzatmış. Kitapta en ilginç nokta insanların bir iplik misali iç içe birbirlerine girmesi. Aslında okuduğunuz her karakter bir noktada birbirleriyle bağlantılı. Ve siz bunu fark ettiğinizde çok şaşırıyorsunuz. Talebe Murat Yıldırım çok farklı bir karakter özellikle son sayfalarda onu Raskolnikov karakterine benzetmekten kendimi alamadım. Ancak Murat'tan daha tuhaf bir karakter varsa o da Abdul Gaffarzade! Bu adam kesinlikle okuyanları şaşkınlık içerisinde bırakır. Kendisi kumar, kadın, kaçakçılık ne varsa yapan aşağılık bir adam ancak kalkmış günümüz toplumundaki gençleri eleştiriyor. Dön bir kendine bak be adam! Kitabın başlarında bu adam için çok iyiymiş falan izlenimine kapılıyorsunuz ancak sıkı durun yazar sizi her geçen sayfada bu adamın gerçek yüzüyle karşı karşıya getiriyor. Benim kitapta sevdiğim kısımlardan birisi de Salakça oldu. Bu köpeğin insanlara, yaşadığı çevreye bakışını okumak farklı bir bakış açısından bakmak en sevdiğim kısımlar arasında yerini aldı. Şüphesiz yazar eserinde bir köpeğin bakış açısına yer vererek çok iyi yapmış. Sanki insanların da bir köpekten farkları yok demek istiyor gibi... Yer yer 'Evet, buradaki insanlara yapılanlar Salakça'ya da yapılıyor.' Demekten kendimi alamadım. Allah, hiçbir ülkeye Stalin gibi zalim bir diktatörün yönetimine bırakması. Yazarın kalemini beğendiğim için diğer kitaplarını da tedarik etmeye karar verdim. Şuşu Dağlarını Duman Bürüdü kitabını da en kısa sürede okuyacağım. Bu kitabın herkes tarafından okunması gerektiğini düşünüyorum sizleri Sovyet rejiminin gerçek yüzüyle karşılaştıyor. Okuyun, okutun... Size bir şeyler kazandıracak kitaplardan (Tuğçe KURT)

Ölüm Hükmü PDF indirme linki var mı?

Elçin - Ölüm Hükmü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ölüm Hükmü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Elçin Kimdir?

Hikâye ve roman yazarı, devlet adamı. 13 Mayıs 1943, Bakü / Azerbaycan doğumlu. Tam adı Elçin İlyasoğlu Efendiyev. Eserlerinde kısaca Elçin adını kullandı. Babası İlyas Efendiyev de (1914 - 3 Ekim 1996) Azerbaycan’ın ünlü yazarlarındandı. Elçin, ortaöğrenimini Bakü’de yaptıktan sonra Azerbaycan Devlet Üniversitesinin Dil ve Edebiyat Fakültesinde öğrenim gördü. Bilim kurulunun kararıyla Azerbaycan İlimler Akademisi Nizami Dil ve Edebiyat Enstitüsüne asistan olarak kabul edildi. 1968’de Sovyet Yazarlar Birliğine üye olan yazar, Azerbaycan Yazıcılar İttifakının yönetim kurulu sekreterliğinde, Edebiyat ve İncesanat (güzel sanatlar) gazetesinin redaksiyon heyetinde görev aldı. Ülke dışındaki Azerbaycanlılarla kültürel ilişkileri yürüten Vatan Cemiyetinin başkanı oldu. 1993’ten itibaren Azerbaycan hükümetinde Başbakan Yardımcılığı görevini yürüttü.

İlk hikâyesi 1959’da yayımlandı. 1970’te “Azerbaycan Bedii Nesri Edebî Tenkitte” adlı tez çalışmasıyla Òloloji (dil ve edebiyat) doktoru oldu. Aynı zamanda Bakü Devlet Üniversitesinde edebiyat nazariyeleri profesörü olarak dersler veren Elçin’in hikâye ve romanları Rusça Almanca, İngilizce, Fransızca, Macarca, Arapça, İspanyolca, Farsça ve Türkiye Türkçesinde olmak üzere dünyanın belli başlı dillerinde yayımlandı. Kendisi de diğer dillerden çeşitli eserleri anadiline çevirdi. Farklı üslubu ve gerçeküstücü unsurlara yer vermesiyle tanınmış olup birçok ödül kazanmıştır. Azerbaycan hikâye ve romancılığı hakkındaki tenkit yazısı Drujba Narodov (halkların dostluğu) dergisince 1973 yılının “En güzel makalesi” seçildi. Hikâyeleri 1982’de Sovyet Yazarlar Birliği ve Nedelya haftalık dergisinin, 1983’te Literaturnaya Gazeta’nın ve 1977 ile 1984’te Smena dergisinin ödüllerine layık görüldü. Şuşa Dağlarını Duman Bürüdü (1994), Ölüm Hükmü (1996), Mahmut ile Meryem ve Ak Deve adlı eserleri Ötüken Yayınları arasında Türkiye’de basıldı. Tiren, Picasso, La Tour (1968) isimli ilginç hikâyesi Türk Edebiyatı dergisinde yayımlandı (Haziran 1991, sayı: 212). Elçin, günümüz Azerbaycan edebiyatının önde gelen isimlerinden olup, hikâye, eleştiri, senaryo, tiyatro yazarı olarak büyük ün kazanmıştır. 2003 yılında Fatih Üniversitesi tarafından kendisine Onur Ödülü verildi.

Elçin Kitapları - Eserleri

  • Ak Deve
  • Mahmud ile Meryem
  • Ölüm Hükmü
  • Şuşa Dağlarını Duman Bürüdü
  • Kafa
  • Edebi Düşünceler
  • Gümüş Beyazı Karavan
  • Sarı Gelin
  • Gölge
  • Baladadaşın İlk Məhəbbəti
  • Cengiz Han’ın Taşları
  • Kitabi Dədə Qorqud Aliliyi
  • Kırk Ambar

Elçin Alıntıları - Sözleri

  • Bir gün, bu hisler, bu duygular böyle geri dönecek diye azap çektiğimi, bu yüzden mi şimdiye kadar yazdıklarımın bana manasız göründüğünü anlayacak mıyım? Bilmiyorum… (Ak Deve)
  • Tolstoy qələminin mənim üçün qəribə bir xüsusiyyəti var: onun qəhrəmanları mənim təsəvvürümdə Tolstoy qələminin onlara verdiyi ömür tarixinin çərçivəsindən heç cürə kənara çıxa bilmir. Yəni mən, misal üçün, Annanı heç cürə 60 yaşında təsəvvür edə bilmirəm.... Anna intihar etmədi, yaşadı və gəlib 60 yaşına çatdı - bu 60 yaşlı Annanı mən qətiyyən "görə" bilmirəm. Yaxud Vronskini 70 yaşında təsəvvür etmək mənim üçün qəti surətdə mümkün deyil. Mən Levini 70 yaşında "görürəm", amma Vronskini yox. Mən, hətta Karenin kimi bir tipin gəncliyini təsəvvür edə bilirəm, amma Vronskinin qocalığını yox. (Edebi Düşünceler)
  • "Öyle şairler oldu ki bir mısra dahi yazmadı." (Ak Deve)
  • Adamlar tamam yad və mənasız idi.. (Mahmud ile Meryem)
  • "Yaşamaq gözəl idi.Adamlar niyə bunu başa düşmürdü?" (Mahmud ile Meryem)
  • Belki bunlar bizim anlayışımızda olan şeyler ve belki bizim anlayışımız dışında başka anlayışlar da vardır? (Cengiz Han’ın Taşları)
  • Quranın "Nisa surəsi"ndə deyilirdi:" Yaxşı əmələ yardım göstərən şəxsə ondan( o işin savabından) bir hissə, pis əmələ yardım göstərənə isə ondan ( o işin günahından) bir pay veriləcəkdir. Əlbəttə, Allah hər şeyə qadirdir!" Bir halda ki, belədir, bir halda ki, belə bir qadirlik var, bəs nə üçün O kiminsə pis əmələ yardım göstərməyinə və ümumiyyətlə, pis əməlin mövcudluğuna imkan verir? Yalnız ona görə ki, Qiyamət günündə həmin günahların əvəzi veriləcək, günah işlədən insanlar cəzalanacaq? (Ölüm Hükmü)
  • ... Oku!.. Okumaktan çıkar ne çıkarsa!.. (Ölüm Hükmü)
  • -Millət oyanacaq...O zaman yalnız millətini sevən insanlar yaşayacaq... o gün gələcək ustad, gələcək...Mütləq gələcək...-və bu sözləri deyə-deyə gənc nasir Səlim Bədbin kövrəldi( millətdən söhbət düşəndə həmişə beləcə kövrəlirdi).-Yazıq millət...bədbəxt millət... (Ölüm Hükmü)
  • Bazen bize öyle geliyor ki, günlerimiz haddinden fazla alelade, sıradan geçiyor, günlerimiz birbirinin aynısıdır. (Şuşa Dağlarını Duman Bürüdü)
  • Lenin, “Eğitim, eğitim, yine de eğitim!” demişti gerçi, ama “Nasıl bir eğitim?” konusu bugün cahil ellerde şekilleniyordu... (Ölüm Hükmü)
  • Eski bir filozof dünyanın en anlamlı ve gamlı sözlerinden birini söylemiş: Her şey geçip gider... (Ak Deve)
  • ... her sabah gözlerini müthiş bir korku içinde, ürkütücü bir tedirginlik içinde açıyordu. (Cengiz Han’ın Taşları)
  • Güneş bundan milyon yıl evvel de şüphesiz ki böyle çıkmıştı. Güneş bundan milyon yıl sonra da böyle çıkacaktı. (Şuşa Dağlarını Duman Bürüdü)
  • -İndiyənə qədər sənin oxuduğun ən kədərli hekayə? -Kafkanın " Çevrilmə" si (Edebi Düşünceler)
  • Ama o bir günlük ömür kelebeğe yetiyor.. (Sarı Gelin)
  • "Əzizimin cəfası" romanını tapa bilməmişdi. Əlbəttə,belə bir adda roman yox idi, amma Murad İldırımlı Bakıda keçirdiyi dörd illik tələbəlik dövründə başa düşmüşdü ki, Azərbaycanda və ümumiyyətlə, bütün Sovet İttifaqında hünər orasındadır ki, olmayan romanı oxuyasan! "Əzizimin cəfası" romanı yox idi, amma sən o olmayan, o yazılmamış romanı oxumağı bacarmalı idin və tələbə Murad İldırımlı buna qəti əmin olmuşdu ki, bu gün insanlar elə bir dövrdə və elə bir ölkədə yaşayırlar ki, o yazılmamış romanı oxuya bilməsən sənin işlərin heç vaxt düz getməyəcək... (Ölüm Hükmü)
  • ' Hayatım acıyor ' (Kafa)
  • Bakınca hatırlama, hatırlayınca bak! (Ak Deve)
  • Bir vaxtlar ərəblər dünyanın sahibi idi, sonra Osmanlılar, indi isə dünya avropanındır... (Kafa)