# Ortodoksluklar 50 Yaşında - Ece Ayhan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Ortodoksluklar 50 Yaşında kimin eseri? Ortodoksluklar 50 Yaşında kitabının yazarı kimdir? Ortodoksluklar 50 Yaşında konusu ve anafikri nedir? Ortodoksluklar 50 Yaşında kitabı ne anlatıyor? Ortodoksluklar 50 Yaşında PDF indirme linki var mı?  Ortodoksluklar 50 Yaşında kitabının yazarı Ece Ayhan kimdir? İşte Ortodoksluklar 50 Yaşında kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/ortodoksluklar-50-yasinda-ece-ayhan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-19T19:00:14+03:00
- Güncelleme: 2022-06-19T19:00:14+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/19/ece-ayhan-kimdir-ece-ayhan-kitaplari-ve-sozleri-250479.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ece Ayhan 
 Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları 
 İSBN: 9789750842344 
 Sayfa Sayısı: 80 
--reklam--
Ortodoksluklar 50 Yaşında Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Türk şiirinin “mosmor” kitabı Ortodoksluklar elli yaşında.

“Ortodoksluklar” Ece Ayhan’ın üçüncü kitabı. 27 parça düzyazısal şiirden oluşan kitap, Memet Fuat yönetimindeki “de Yayınevi” tarafından yayımlanışından elli yıl sonra, Ahmet Soysal, Sezer Tansuğ, Ender Erenel’in kılavuz yazılarıyla özel bir baskıya kavuştu.

1960’larda Divan şiirine, Yunan mitolojisine, toplumsal olgulara, folklora, güncel siyasete yönelen şiirimizde aykırı bir yol tutar Ece Ayhan. Protopop Avvakum’un “Hayatım” (1946), Metin And’ın “Bizans Tiyatrosu” (1962) gibi kaynaklardan beslenen, göndermelerle yüklü, yoğun, karanlık ve politik sertlikler taşıyan bir şiir koyar ortaya. Türk şiirinin marjlarını oluşturan “Ortodoksluklar”, “konuşmaların uzun saltanatlısı”, elli yıldır sürüyor.

""Ortodoksluklar", Ece Ayhan’ın şiir yazısında bir uç noktayı temsil ediyor." Ahmet Soysal

“Ece Ayhan iyi etmiş de ortodoksluklar etmiş. Kendini birdenbire başka bir ülkede bulan şaman büyücüsü gibi bâtıl bir yabancı.” Sezer Tansuğ

“Ortodoksluklar’daki şiirlerin öbürlerine bakımla daha kapalı olduğu, daha güç anlaşıldıkları gelebilir aklımıza. Ama aslında Ece Ayhan bu şiirlerde biraz açılmıştır, aydınlıklaşmıştır.” Ender Erenel
--reklam--
Ortodoksluklar 50 Yaşında Alıntıları - Sözleri
Örtemiyor üzüntüsünü, fakfon kanatlarıyla bir kokona, arkegon bozuğu. Bulanık çekimler.
Yatıştırır kaygılarını. Verebilmiştim ürperişlerine biçim.
Raslantılar üzerine gelebilir. Felaketi boş bir köşke taşırlar her zaman, kanaviçeden anlayan.
Seriyor zambaklarını kıskançlığın bir delikanlı. Yeraltı gömütlüğü açık.
Bir puhu kuşu kılığında baştanbaşa dolaşmaya çıkıyor kenti. Dönmemek üzere bir daha.
Yüzükuylu çevrilirse, sırtında daha büyük bir yara görülür.
Giderek çığlıkları andırır olmuştur konuşması bir kuş angut.
Bir zangoç unutamadığı bir cinaedi'yi yeniden kurarken, bir gravür kazıyacaktır, tortudan. Şiir elinden tutuyor.
Ve şehirler bağnazlıklara köle edilmeye çalışılan milyonlarca insanla doludur. Tekliği ve kabalığı mısralarda söylenmesi en zor olan. Elden ne gelir biz de o milyonlarca insandan biriyiz.
Sürülecektir bozukluklar biçimi. Bir kız'la müşteri bir ayının kucaklaşmasından.
Bir iz bırakma çabası mıdır?
Söylenerek yazdırılmış bir dövme.
Konuşmaların uzun saltanatlısı. Bir kadınla duruşuyoruz ayakta.
0664
Ortodoksluklar'ın bu özel baskısı, 1968'de de Yayınevi tarafından yayımlanışının 50. yılı dolayısıyla bir kereliğine yapılmış ve basılan 3000 nüsha numaralandırılmıştır.
Dünyasını kitaplar üzerine kurar ve şiirinin hammaddesini bunlardan devşirir.
Bir puhu kuşu kılığında baştanbaşa dolaşmaya çıkıyor kenti. Dönmemek üzere bir daha.
--reklam--
Ortodoksluklar 50 Yaşında İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Açıkcası okuduktan sonra kendi bilgisizliğimden dolayı pek anlayamadığım bir kitap ve sanırım yıllandıkça tekrar tekrar okuyacağım bir şiir kitabı. Üstü kapalı ve anlaması oldukça zor bir kitap. Anlamını bilmediğim sürüyle kelime sebebiyle sürekli arattığım kelimeler vardı. Çoğu kelimenin karşılığını bulamadım bile kendi çapımda şiirin akışına bir kılıf uydurdum diyebilirim. Bazılarında isteksizlik ve dışlanmışlık hissiyatı çokça aldım. Bu bariz belliydi. Bazılarında ise anlayamadığım dönüp dönüp tekrar okuduğum satırlarda oldu. Hakkında sayısız yorum okumak istiyorum. Farklı insanların yorumuyla kitaba karşı farklı farklı bakış açıları kazanıp tekrar okumak istiyorum. Sonunda yer verilen açıklamaları -yorumlar- okuduktan sonra kitaba ufakta olsa bir bakış açınız değişmekte. Cinsel tabularla dolu bir kitap olduğu söyleniyor. Cinsel şiddet ve toplumda dışlanan (fahişeler ve eşcinseller) insanlardan söz ediliyor. Önsöz ve yorumlarda yazarın neyden bahsettiği açıkça beyan ediliyor. Sadece okunurken anlattığı şeyi bütünüyle anlamak zor, kelimelerin ucundan tuta tuta satır sonuna geldiğinizde kafanızda bir şeyler oluşuyor. Ece Ayhan okumaya başlamak için kötü bir seçimdi benim için, eğer şiir kitabı çokça okumuşsanız size ağır gelemeyeceğini tahmin ediyorum. Tezer Özlüden bir kitap okuduğumda da bu kadar çatışma içerinde olmuştum ama okumayı bırakmamıştım sanırım Ece Ayhan içinde aynı şey olacak. İlk kitabım ama asla son olmayacak.

Araştırdığım zaman yazar hatta ortodoksluklar hakkında sözlükler olduğunu gördüm, haberiniz olsun ona bir göz atıp okumanızı tavsiye ederim. (Beyza) 
Ortadoksluklarla ortadostluklar kuramadım.: yaklaşık 27 şiir / nesir içeren ve ikinci kısmında sözlük ve yorumlama olan bu kitabı bir oturuşta okudum, 27 şiirden kendi kendime 3-4 tanesini ancak anlamlandirabildim. Çok fazla bilinmeyen kelime olması, kelimelerin anlamlarına baktıktan sonra bile algılaması zor bir kitap. Kim bilir yıllar sonra tekrar, belki.. (Beyaz Kedili Pirems) 
--reklam--
Ortodoksluklar 50 Yaşında PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ece Ayhan - Ortodoksluklar 50 Yaşında kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ortodoksluklar 50 Yaşında PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ece Ayhan Kimdir?
Ece Ayhan Çağlar (d. Datça, 10 Eylül 1931 - ö. İzmir, 13 Temmuz 2002) Türk şair, etikçi. İkinci Yeni şiir akımının öncülerindendir.

Ön yaşamı

Tam adı Ece Ayhan Çağlar'dır. Babasının mal müdürlüğü göreviyle bulunduğu Datça’da, ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Behzat Çağlar, Geliboluludur. Annesi Ayşe Hanım’ın baba tarafı Gelibolu’nun Kavak köyünden göçerek Eceabat’ın Yalova köyüne yerleşmiştir. Behzat Bey’in babası ağır ceza mahkemesi başkâtipliği, dedesi de Gelibolu müftülüğü görevlerinde bulunmuşlardır. Ayşe Hanım’ın babası Hafız İbrahim Deniz, yarı çiftçilik, yarı tüccarlıkla uğraşmış, Eceabat’a bağlı Sivli Köyü halkının imam istemesi üzerine, atandığı bu köyde imamlık yapmıştır.

1932’de Küre’ye mal müdürü olarak atanan Behzat Bey, 1933’e kadar sürdürdüğü bu görevinden istifa edip Çanakkale’ye yerleşmiş ve bir avukatın yanında arzuhalcilik yaparak ailesini geçindirmeye çalışmıştır. Ece Ayhan, ilkokula 1938’de Eceabat’ta başlar, ikinci sınıfı Çanakkale’nin İstiklâl İlkokulu’nda okur. Ailesinin 1940 Kasım’ında Çanakkale’den ayrılarak İstanbul’a yerleşmesi üzerine, üçüncü sınıfa Karagümrük / Atikkale’de bulunan “19. İlkokul”da [daha sonraki adı Hırka-i Şerif İlkokulu] devam eder ve ilk öğrenimini bu okulda tamamlar. Orta okulu, Vefa Lisesi’nin karşısında bulunan Zeyrek Ortaokulu’nda; lise öğrenimini de Taksim Lisesi’nde [daha sonraki adlarıyla Beyoğlu Lisesi, İstanbul Atatürk Erkek Lisesi] tamamlar. Yüksek öğrenimine 1953’te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde başlar ve 1959’da mezun olur. Aynı yıl, İstanbul maiyet memurluğunda başladığı stajını ve kaymakamlık kursunu tamamlar. 1962’de Deniz Hafize Hanım’la evlenir ve kaymakam olarak atandığı Gürün’de (Sivas) göreve başlar. 1963’te Alaca’da (Çorum) kaymakamlık ve belediye başkanlığı görevlerine atanır; aynı yıl tek çocuğu olan Ege dünyaya gelir. 1964’te Tuzla Piyade Okulu’nda yedek subay öğrenci olarak başladığı askerlik hizmetini tamamlar ve 1965’te Çardak (Denizli) kaymakamlığına atanır. 

Kariyeri

Disiplinli bir yaşam tarzı ve memurluk hayatı, edebiyat çevrelerinde bugün de “hırçın şair”, “huysuz şair” olarak anılan Ece Ayhan’ın yaradılış özelliğiyle bağdaşmayacak olgulardır. Ece Ayhan, 1966’da devlet memurluğu görevinden ayrılarak “soluk alıp verdiğini gerçekten duyduğum tek kent” dediği İstanbul’a yerleşir. Kısa aralıklarla birçok işe giren sanatçının İstanbul’da yaptığı başlıca işler arasında; Meydan Larousse ansiklopedisinde yazarlık, Sinematek’te ve Yeni Sinema Dergisi’nde müdürlük, Genç Sinema Grubu’nda yöneticilik, Ağaoğlu Yayınevi’nde çok kısa bir süre redaktörlük sayılabilir. Kansere yakalanan eşi Deniz Hafize Hanım’ı 1968’de kaybeder. Ekonomik durumunun çok kötü olması ve yaşının küçüklüğü gibi nedenlerle oğlunun bakımını eşinin ebeveynine bırakır.

Hastalık dönemi

Ece Ayhan, 1974’ten ölümüne kadar, beynindeki tümörün yol açtığı birtakım hastalıkların sıkıntılarıyla yaşamıştır. Sağ kulağının ileri derecede işitme engeline ve sağ gözünde de hasara sebebiyet veren tümör, dünyaca ünlü beyin cerrahı Prof. Dr. Gazi Yaşargil’in ameliyatlarıyla ölümcül olmaktan çıkarılmıştır. Ancak, tümörün diğer organlarda meydana getirdiği hasarlar, sanatçıya yaşamı boyunca sıkıntı vermiştir. Büyük bir ekonomik sıkıntı içinde yaşayan sanatçı, Çanakkale Belediye Başkanlığının yardımlarını görür. Belediyenin geçici işçi kadrosuna alınarak sosyal güvenliğe kavuşması sağlanır ve böylece SSK hastanesinden ücretsiz olarak yararlanır. Ancak, sağlığının günden güne bozulması ve bacaklarının felç olması üzerine, yakın dostu şair Metin Üstündağ’ın yardımıyla Ağustos 1999’da Çapa Tıp Fakültesi’ne yatırılır. Buradaki tedavi giderleri SSK tarafından karşılanır. Sigorta kapsamı dışında kalan kurumlarda gördüğü tedavilerin giderleri ise, arkadaşlarının ve eserlerinin yayın hakkını alan Yapı Kredi Yayıncılık’ın yardımlarıyla karşılanır. İstanbul’da önce Maltepe Huzurevi’ne, daha sonra da şair arkadaşı (dönemin başbakanı) Bülent Ecevit’in isteğiyle bakım şartları ve fizikî kapasitesi daha iyi olan Özel Acıbadem Huzurevi’ne yerleştirilir. Bu süre içinde, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Haseki Hastanesi, Haydarpaşa Hastanesi, Şişli Osmanoğlu Kliniği (2 defa), Central Hospital ve en son da Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yatılı tedavi görür. Bütün bu tedavilerin sonucunda felçten kurtulup ayağa kalkabilen sanatçı, Nisan 2001’de tekrar Çanakkale’ye yerleşir ve geçimini telif hakkını Yapı Kredi Yayınları’na verdiği eserlerinin geliriyle sağlar. Düzenli ve yerleşik bir yaşam tarzını bir türlü sevemeyen Ece Ayhan, âdeta tüm sevenlerini ve dostlarını terk ederek tedavi görmekte olduğu Çanakkale’den Temmuz 2002’de ayrılmış ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Gürçeşme Huzurevi'ne yerleşti ve 13 Temmuz 2002’de burada vefat etti. 16 Temmuz 2002’de, Çanakkale’nin Eceabat ilçesi Yalova köyünde toprağa verildi.

Şiir Kitapları

 Kınar Hanım'ın Denizleri (1959)
 Bakışsız Bir Kedi Kara (1965)
 Ortodoksluklar (1968)
 Devlet ve Tabiat (1973)
 Yort Savul (Toplu Şiirler, 1977)
 Zambaklı Padişah (1981)
 Çok Eski Adıyladır (1982)
 Çanakkaleli Melâhat’a İki El Mektup ya da Özel Bir Fuhuş Tarihi (1991)
 Sivil Şiirler (1993)
 Son Şiirler (1993)
 Bütün Yort Savul’lar! (1994)
 Bütün Yort Savul’lar! (1999, Gen. 2. Baskı)
--reklam--
Ece Ayhan Kitapları - Eserleri
Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler
Bütün Yort Savul'lar!
Zambaklı Padişah
Kınar Hanımın Denizleri
İyi Bir Güneş
Morötesi Requiem
Sivil Denemeler
Aynalı Denemeler
Son Şiirler
Ortodoksluklar 50 Yaşında
Bir Şiirin Bakır Çağı
Adım Ece Ayhan Çağlar
Çok Eski Adıyladır
Yort Savul
Başıbozuk Günceler
Hoşça Kal
Hay Hak! Söyleşiler
Bakışsız Bir Kedi Kara
Şiirin Bir Altın Çağı
Ece Ayhan Çağlar Anlatıyor
Kardeşim Akif
Defterler
Devlet ve Tabiat
Kolsuz Bir Hattat
Çanakkaleli Melahat'a İki El Mektup ya da Özel Bir Fuhuş Tarihi
Hoş Çakal Hoş Tilki
Sivil Şiirler
Anacığım Merhaba
Yalnız Kardeşçe
Yeni Defterler
Öküz’lemeler
--reklam--
Ece Ayhan Alıntıları - Sözleri
Kesinlikle bizim toplumumuza kırgın filan değilim, ancak bir insan toplumuna kırılınabilir diyorum. (Hoşça Kal)
“İnsan gözünün soldan sağa okuma alışkanlığı!” (Bütün Yort Savul'lar!)
Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler. (Devlet ve Tabiat)
ღ.
"Göğsünde ağır bir kelebek,
İçinde kırık çekmeceler..." (Ece Ayhan Çağlar Anlatıyor)
Sonra korkunç gülümsemeler bitti
Sonra hiç kimseyi göremedim (Kınar Hanımın Denizleri)
Gerçekle söylentiler arasında her konuda ve her zaman, değil öyle küçük uçurum, derin uçurumlar vardır, olabilir. (Sivil Denemeler)
Yeryüzünde şarkıdan başka birşey yoktur yok. (Başıbozuk Günceler)
"Şehrin dışına çıktı. Ağlıyordu. Biri onu tanıdı.
'Ne mesutsun, insan değilsin' dedi." (İyi Bir Güneş)
Bir puhu kuşu kılığında baştanbaşa dolaşmaya çıkıyor kenti. Dönmemek üzere bir daha. (Ortodoksluklar 50 Yaşında)
-Kim benimle arkadaşlık edebilir? Kim?
En yalın yanıtları almıştır:
-İplere dizili çiçekler ve çocuklar! (Hoşça Kal)
0664
Ortodoksluklar'ın bu özel baskısı, 1968'de de Yayınevi tarafından yayımlanışının 50. yılı dolayısıyla bir kereliğine yapılmış ve basılan 3000 nüsha numaralandırılmıştır. (Ortodoksluklar 50 Yaşında)
vücudunun yüzde yetmişi su olan bir canlının nasıl olur da içi yanar.. (Şiirimiz Mor Külhanidir Abiler)
İncirin dudak yalabıklatan sütü. Keçiler, keçiler.. Artık Akdeniz koyları kaldı mı? Var mı? Bizler için? Bilmiyorum. (Defterler)
İnsan, zor olanı başardığı, olması gerektiği gibi olduğu, sözünü kendinden bile esirgemediği, nabza göre şerbet vermediği, sözün kısası 'tam sivil' olmayı başardığı zaman, yadırganıyor galiba. Oysa sahte samimiyet, özünde bir tür hakaret değil mi? (Aynalı Denemeler)
Oysa ve bence ve temelde 'marjinallik', herhalde, her türlü toplum­sal cendere'nin ya da çember'in olabildiğince ve gerçekten de en 'uc'unda, (bir 'uçbeyi ' gibi kalarak) insanın kendi işlediği iş'e karınca kararınca bir katkı'da bulunması anlamına da alınmalı. Asıl böyle alınmalıdır. (Şiirin Bir Altın Çağı)
"Bir dahaki gelişte dünyaya, nehir yollarından döneceğiz" (Yort Savul)
yalnızlık ne güzel bir hiç (Kınar Hanımın Denizleri)
Şair: "Zırlamadan anlat!" dedi. (Anlat!)
Anlat kimlerin yüreğinde kız kulesi gibi grev çivileri var? (İyi Bir Güneş)
Evet, belirli bir 'kültürün içinde oturmak' için,
 gerçekten de bütün sıfatların silinmesi gerektiğine
inanıyorum ben. İnanırım. Karşımızdakiler
neye yorarlarsa yorsunlar, 'düşüncede bir şeyler
yapılacaksa, biz 'çıfıt çarşısı' ya da 'küçük' kültürleri bile biriktirelim derim. (Şiirin Bir Altın Çağı)
kadavranın içi açılmamıştır, insan insanın hiç. (Çok Eski Adıyladır)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/ortodoksluklar-50-yasinda-ece-ayhan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)