# Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikayeleri - Yılmaz Öztuna Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikayeleri kimin eseri? Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikayeleri kitabının yazarı kimdir? Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikayeleri konusu ve anafikri nedir? Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikayeleri kitabı ne anlatıyor? Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikayeleri PDF indirme linki var mı?  Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikayeleri kitabının yazarı Yılmaz Öztuna kimdir? İşte Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikayeleri kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/osmanli-padisahlarinin-hayat-hikayeleri-yilmaz-oztuna-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-24T02:00:12+03:00
- Güncelleme: 2022-04-24T02:00:12+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/24/yilmaz-oztuna-kimdir-yilmaz-oztuna-kitaplari-ve-sozleri-206905.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Yılmaz Öztuna 
 Yayın Evi: Ötüken Neşriyat 
 İSBN: 9789754372663 
 Sayfa Sayısı: 304 
--reklam--
Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikayeleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Türk tarihini bütün veçheleriyle geniş kitlelere sevdiren Yılmaz Öztuna'nın Osmanlı Pâdişahlarının Hayat Hikâyeleri, Osmanlı Devleti'nin genişleme ve kökleşme dönemlerinde Devlet-i Âlîye'ye hükümdarlık yapmış Yıldırım Bâyezid'den (1389-1402) İkinci Mahmûd'a (1808-1839) kadar 12 pâdişaha yer vermektedir. Yılmaz Öztuna, her zamanki o samîmî üslûbuyla bu uzun dönemi ve 12 hükümdarın şahsiyetlerini günümüze aksettiriyor. Kitapta; o devirlerin havası, telâkkîleri, âdetleri ayrıntılı bir şekilde tahlil edilmiştir. Olayın geçtiği anda yazılmış gibi kaleme alınarak, okuyucunun o dönemi daha iyi teneffüs etmesi sağlanmıştır. Osmanlı Pâdişahlarının Hayat Hikâyeleri, Yılmaz Öztuna'nın Osmanlı tarihinden kesitleri edebî bir eser hâlinde sunduğu birkaç kitabından biri olması bakımından da her kelimesi ilmî ve tarihî gerçeklere dayanmasına rağmen okuyucunun dimağında edebî bir lezzet bırakacaktır.
--reklam--
Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikayeleri Alıntıları - Sözleri
"Korkusuz Jean, Türk ordusunu ve zenginliğini görünce, başka bir âleme geçmiş gibi şaşırmış ve:
-Yemin ediyorum, demişti; bir daha hayatımda Türkler'e karşı elime silâh almam!"
"Büyük hükümdarın 1839 temmuzunun ilk günü ölümüyle Osmanlı tahtı ve Türk milleti, cesur bir inkılâpçı devlet reisinden mahrum kaldı. Sultan Mahmud, 54 yaşındaydı. Devamlı iç ve dış gaaile ve felâketler arasında bir an bile ümitsizliğe, kararsızlığa kapılmamış, fakat kahrolmuş, veremden ölmüştü. Hicâz makamından hazin bestesiyle bugüne kadar unutulmayan şu mısraları, hâfızalarda canlı kaldı :

Ebrûlerinin zahmı nihandır ciğerimde
Gül-ruhlerinin handelerî çeşm-i terimde
Eşkim yerinê kan dökülür dîdelerimde
Sevdây-ı muhabbet, esiyor şimdi serimde
Takdîre ne çârê, bu da varmış kaderimde
"
Yarım asır Cihan'ın yarısına hüküm geçiren Sultan Süleyman'ın namazı da herhangi bir faninin cenaze namazı gibi kılınıyordu
Türk muhasarası devam ederken Bizanslılar, şehirde, ayin sırasında mayalı mı, yoksa mayasız mı ekmek kullanacağını münakaşa ediyorlardı.
Ortodoks ve Katolik mezheplerinin birleşmesi,
Ortodokslar'ın da Papa'nın ruhani şemsiyesi altına girmesi isteniyordu.Çaresiz kalan son "Kayser-i Zaman",bunu kabul etti.
1452 yılının 12 Aralık gününde Ayasofya'da Papa'nın gönderdiği Kardinal İzidor, Katolik ayiniyaptırdı.Bizans halkı, bu ayini nefretle seyretti. Elbette Türk hakimiyeti altında dini ve vicdanı hürriyetlerini muhafaza ederek yaşamak, çok daha hayırlı ve şerefli olacaktı.
Bizanslılar'ın bu görüşünü, Başbakan Büyük-Duka Lukas Notaras da paylaşlaşıyordu:
İstanbul'da Türk sarığını görmek, Latin şapkasını görmekten evladır, demişti.
Timur Sultan Bayezide gönderdiği mektupta şöyle diyordu:
"Rum diyarında melik olan Yıldırım Bayezid bil ki,biz kudret ve iktidarımızla insanlık aleminin en büyük kısmını tab'amız haline getirmiş bir hükümdarız. Bu görülmemiş işi, tek başımıza yaptık. Senin gibi babamızdan ülkeler tevarüs etmiş değiliz. Aklını başına topla ve Kara
Yusufla Ahmed Celayir'i topraklarından kov. Emirlerimize karşı gelen hükümdarların akibetini duymuş olsanız gerektir. Siz de o hükümdarın arasına girmekten sakının!"

Yıldırım Sultan Bayezid gibi mağrur, büyük bir hükümdarın bu mektuba tahammül etmesine imkan yoktu.Şu nameyle cevap verdi:
"Ey Timur denen kuduz, kafir, soysuz köpek!
Mektubunda yazdiğın sözlerle benim gibi bir hükümdarı korkutacağını sanarak, ne ahmak bir uğursuz olduğunu gösterdin.Beni, önünden kaçan Acem ve Tatar hükümdarları ile mi kıyas edersin? Benim ordumu Hind, Irak ve
Herat askeri mi sanırsın? Anadolu'yu Şam, Halep ve Bağdad'ı aldığın gibi almayı mı tasarlıyorsun? Sen ordumuzun bir tek defa mağlup olduğunu işittin mi? Dünya ve mal hırsıyla köpekler gibi dövüşmekle ömür geçirdin, bununla öğünuyorsun. Bizim hayatımız, din ve devlet uğruna gaza meydanlarında geçmiştir. İşte sen,işte cenk
meydanı! Bekliyorum, ne zaman istersen gel! Allah seni kahretsin ve Müslümanlar'a daha fazla zulüm edememen için sana uyanlara da lanet olsun!"
Tarih, en hayalperest bir romancının dahi tasavvuruna cesaret edemeyeceği her türlü olayla doludur.
"Matbaanın Avrupa'da ortaya çıktığı XV. asrın ikinci yarısında ve geliştiği XVI. asırda Türk'lüğün medenî seviyesi, Batı'dan çok ilerdeydi. Okuyup yazma ve ilk tahsil, Avrupa ile mukayese edilemeyecek derecede inkişaf etmişti. Aydın tabaka, kitap okuyanlar çok daha fazla idi. Avrupa' da bin kitabı bir araya getirebilen hükümdar parmakla gösterilirken, Doğu'da, on binlerce yazmadan müteşekkil pek çok kütüphâne vardı. "
"Olmayâ devlet cihandâ bir nefes sıhhat gibi..."
"Cebren fethedilen Hıristiyan şehirlerinde en büyük kilisenin camiye çevrilmesi âdetken, padişah, bu geleneğe uymadı. Macarlar'ı incitmek istemiyordu. Çünkü en büyük kilise olan katedralin mezarlığında Macaristan kralları yatıyordu."
--reklam--
Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikayeleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yıldırım Bayezid-Fatih-Yavuz-Kanuni-3.Selim-4.Murat-2.Mahmut ve diğerleri...
Hepsinin ortak noktaları devlet ve millet için canla başla çalışmaları. Bazıları en verimli zamanlarında genç yaşta hayata gözlerini yumdu. İç hesaplaşmalar,ayaklanmalar,suikastler ile... (Feyzullah TURAN) 
Kısa kısa padişahların hayat hikayelerini okuyabileceğiniz güzel bir eser.on iki adet padişahın hayat hikayesi anlatılmaktadır. Tavsiye edilir.Akıcı bir kitap (Onur) 
Osmanlı Sultanları hakkında hikayeler anlatan bir eser.Kaynak olarak değilde bir arkadaş meclisinde,aile meclisinde anlatılabilecek güzel hikayelerden oluşuyor. (Burak CAN) 
--reklam--
Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikayeleri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Yılmaz Öztuna - Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikayeleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikayeleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Yılmaz Öztuna Kimdir?
20 Eylül 1930 İstanbul doğumludur. İstanbul'da lise tahsilinin yanında İstanbul Konservatuarına devam etti. 1950 - 1957 yıllarında Paris'te kaldı. Paris'in büyük kütüphanelerinde çalıştı. Paris Üniversitesi Siyasi İlimler Enstitüsü'nde Sorbonne'da Fransız Medeniyeti kısmında, Alliance Française'nin yüksek kısmında okudu ve Paris Konservatuarı'na devam etti. 13 yaşında ilk makalesi ve 15 yaşında ilk kitabı basıldı.

1969'da Adalet Partisinden Konya Milletvekili seçilerek Ankara'ya yerleşti. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu'nda denetleme kurulu üyesi, repertuvar kurulu üyesi, eğitim kurulu üyesi (Ocak 1966- Kasım 1981), Kültür Bakanlığı'nda bakan başmüşaviri (1974-77), İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı'nda kurucu yönetim kurulu üyesi ve Türk Musıkisi Korosunda kurucu yönetim kurulu üyesi (1975'den beri) , Yay-kur (Yaygın Yüksek Öğretim) üniversitesinde Osmanlı siyasi ve medeniyet tarihi öğretim üyesi (1975-78), Milli Eğitim ve Kültür bakanlıklarında 1969'dan beri pek çok ihtisas kurulunda üye ve başkan oldu.

1974-1980 arasında Türkiye Cumhuriyetinin resmi ansiklopedisi olan ve Milli Eğitim Bakanlığınca yayınlanan Türk Ansiklopedisi'nin genel yayın müdürü olarak K harfinden T harfine kadar olan ciltleri yayınladı. 1983'te Milliyetçi Demokrasi Partisinin kurucuları arasında bulunarak merkez genel yönetim kuruluna seçildi, sonra istifa etti. 1985'de Faisal Finans Kurumu müşaviri oldu.

Pek çok radyo ve televizyon programı yaptı, bunlarda konuştu. Bazı konuşmaları A.B.D., Fransa, Avusturya gibi ülkelerin televizyonlarında yayınlandı. Bazı kitap ve yazıları çeşitli dillere tercüme edildi. Dünyada ilk defa olarak Türk Musikisi Tarihi kürsüsünü kurdu. "Büyük Türkiye", "Osmanlı Cihan Devleti", "Büyük Türk Hakanlığı" gibi son yıllarda çok kullanılan tarihi ve siyasi tabirler, Yılmaz Öztuna'nındır. Ayasofya Hunkar Mahfilinin ibadete açılması ve Topkapı Sarayında Hırka-i Saadet Dairesinde Kuran okunması, 1000 Temel Eser, Ankara Devlet Konser Salonu ve İstanbul Atatürk Kültür Merkezinin Türk Musikisine açılması gibi fikirler ve realizasyonlar Yılmaz Öztuna'nındır ve siyasi iktidara onun tarafından telkin ve kabul ettirilmiştir. Türk Kara Kuvvetlerinin ve Deniz Kuvvetlerinin evvelce yanlış olarak kutlanan yıldönümlerini bugünkü doğru başlangıç tarihleri ile kutlanmasını sağlayan da Yılmaz Öztuna'dır.

Birçok konferans verdi. 6 kıtada pek çok ülkeyi gezdi, devlet adamları ve halkla görüşerek incelemeler yaptı. Milletlerarası birçok kuruluşa üye seçildi.

Türkiyede Osmanlı tarihinin çatışmasız bir anlayışla algılanmasında katkısı vardır. Türk Parlamenterler Birliği, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti, Ankara Aydınlar Ocağı, Anadolu Kulübü, Yahya Kemali Sevenler Cemiyeti, İstanbul Şehrini Güzelleştirme Derneği, Müsteşrikler Cemiyeti, WACL, APACL, NATO Parlamenterler Birliği, Parlamentolararası Türk - Japon ve Türk - Kore, Türk - Suudi Dostluk cemiyetleri, Avrupa Konseyi cemiyeti, Yılmaz Öztuna'nın üye, kurucu olduğu veya bulunduğu milli veya milletlerarası kuruluşlar arasındadır.

1 Eylül 1998 tarihinden itibaren Türkiye Gazetesinin başyazarlığını yaptı. 9 Şubat 2012 tarihinde Ankara'da vefat etti.

ESERLERi:
- BiR DARBENiN ANATOMiSi
Yılmaz Öztuna bu kitabında 1876 askerî darbesini, Sultan Abdülazizin tahttan indirilmesi ve ölümü olayını, bütün detayları ile anlatıyor. Bütün o dönemin şahitlerinin ifadelerini naklediyor.

-TÜRK TARİHİNDEN YAPRAKLAR
Türk Tarihinden Yapraklar, Yılmaz Öztuna'nın 1968'te İstanbul Radyosunda yaptığı konuşmalardan oluştu. Her konu, bir konuşmadır. 1969'da Millî Eğitim Bakanlığının 1000 Temel Eser serisinin 11. kitabı olarak basılıp 20.000 tiraj bir haftada satıldı. 1992'de Millî Eğitim Bakanlığınca Türk Klasikleri serisine alındı ve bu serinin 17. kitabı olarak basıldı. Şimdiye kadar 5 baskıda 58.000 tiraj yapan Türk Tarihinden Yapraklar artık klasiklerimiz arasına girmiş bulunuyor. Osmanlı ağırlıklı olmak üzere 2.200 yıllık tarihimiz içinde tam bir gezintidir.

- OSMANLI PADİŞAHLARININ HAYAT HİKAYELERİ
Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikâyeleri, Yılmaz Öztuna'nın klasikleşmiş kitaplarından biridir. Nesiller tarafından ilgiyle okundu. Bu kitaba dayanılarak senaryolar, piyesler yazıldı, filmler çekildi. 12 Osmanlı hâkan-halîfesinin kronolojik olarak hayatlarından kesitler veren bu eser, Osmanlı tarihinin en çarpıcı taraflarını vurguladı. Konuşmalar, o çağların Türkçesi ile yazıldı. Olaylar, çok duru ve klasik bir dille tasvir edildi.

-TÜRK TARİHİNDEN PORTRELER
Biyografi, tarihçinin edebiyata yaklaşabilme yeteneği ile orantılı bir türdür. Onun için, edebiyatın bir türü şeklinde de ele alınmıştır. Kitaptaki biyografiler, hayatları ve kişilikleri anlatılan şahsiyetlerin doğum sırasına göre kronolojik şekillerde sunuldu. En yaşlıları Bumin Kağan, en gençleri Turgut Özal olmak üzere... Hayatta bulunan bir kişiyi almaktan kaçındım. Tanıttığım şahsiyetlerin hepsinin Türk büyükleri, Türk dâhileri olmadıklarını sevgili okuyucularım hemen fark edeceklerdir. Daha mütevazi çapta büyükler de, Türke çok zarar vermiş birkaç kişi de alındı. Ancak çoğunluk, tarihimizin çeşitli alanlardaki dehalarından seçildi. Hiç unutulmasın, tarihin küçükleri de, tarihin büyükleri derecesinde milletlerin hayatını ve geleceğini şiddetle etkilemişlerdir.

- TARİH SOHBETLERİ I, II, III
Biz bir cihan imparatorluğunun varisleriyiz. Geleceğimize dair görüşler ileri sürer, programlar yaparken geçmişteki bu muazzam siyasî ve medenî tecrübelerimizden sonuna kadar istifade etmek bizim en tabiî hakkımızdır. Millet ve devlet olarak misyonumuzu belirlemekte en sağlam ölçüyü de böyle bir tarih şuuru ile getirebiliriz. Bu itibarla aydınlarımızın ve gençlerimizin kendi tarihleri hakkında muhtelif cihetlerden bilgi edinebilecekleri eserlere ihtiyaç duydukları muhakkaktır. Ötüken, işte bu mülahazalarla, Türk tarih ve mûsıkîsine yaptığı değerli hizmetler ve verdiği kıymetli eserlerle haklı bir şöhret kazanan değerli yazar Yılmaz Öztunanın "Tarih Sohbetleri"ni üç cilt halinde sunmaktan şeref duyar.
--reklam--
Yılmaz Öztuna Kitapları - Eserleri
Bir Darbenin Anatomisi
Türk Tarihinden Yapraklar
Yavuz Sultan Selim
Sultan 2. Mahmud
Türkler
Kanuni Sultan Süleyman
Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikayeleri
Osmanlı Hareminde Üç Haseki Sultan
2. Abdülhamid
Türk Tarihinden Portreler
Osmanlı Devleti Tarihi 1
93 ve Balkan Savaṣları: Avrupa Türkiye'sini Kaybımız
Kısa Osmanlı Tarihi
Sultan Genç Osman ve Sultan IV. Murad
Kuruluş
Tarih Sohbetleri 1
Barbaros Hayrettin Paşa'nın Hatıraları
Büyük Türkiye Tarihi (14 Cilt)
Osmanlı Devleti Tarihi 2
Tarihçi Gözüyle
Fatih - Büyük Kartal'ın Gölgesi
Osmanlıya Veda
Avrupa Türkiyesi'ni Kaybımız
Tarih Sohbetleri 2
Tarih Sohbetleri 3
Genç Osman ve IV. Murad
Türk Tarihinde Ordu Faktörü
Tanzimat Paşaları: Ali ve Fuad Paşalar
Osmanlı Devleti Tarihi
Büyük Osmanlı Tarihi (10 Cilt)
Itri
Başlangıcından Zamanımıza Kadar Türkiye Tarihi Cilt 1
Türkler Araplar Yahudiler
Keçecizade Fuat Paşa
Devletler ve Hanedanlar
Resimlerle 93 Harbi
Abdülkaadir Meraği
Hacı Ârif Bey
Türk Bestecileri Ansiklopedisi
Türkiye'de Askerî Müdahaleler
Türk Mûsikîsi 2 Cilt
Başlangıcından Zamanımıza Kadar Türkiye Tarihi 9
Başlangıcından Zamanımıza Kadar Türkiye Tarihi 2
Başlangıcından Zamanımıza Kadar Türkiye Tarihi 4
Başlangıcından Zamanımıza Kadar Türkiye Tarihi 7
Başlangıcından Zamanımıza Kadar Türkiye Tarihi 5
Başlangıcından Zamanımıza Kadar Türkiye Tarihi 6
Başlangıcından Zamanımıza Kadar Türkiye Tarihi 3
Tarih ve Politika Ansiklopedisi
--reklam--
Yılmaz Öztuna Alıntıları - Sözleri
Uzun Hasan savaş sonrası Osmanlı şevket ve kudretini kavrayarak bir daha hayatının sonuna kadar Osmanlılara sataşmamak için azamî gayret göstermiştir.Bu husus ölürken oğullarına:"Osmanoğulları ile asla muharebe etmeyesiz!" şeklinde vasiyeti ile sabittir. (Fatih - Büyük Kartal'ın Gölgesi)
Haleb Büyük Câmii'ndeki Cuma namazında hatîb, hutbeyi Yavuz'un adına okumuş, Yavuz'u "Hâkimü'l-Haremeyni'ş-Şerîfeyn = Mekke ile Medîne'nin Hâkimi" diye anmıştır. Yavuz müdahale edip, "Hâkim" kelimesini "hâdim = hizmetkâr" şeklinde düzeltmiştir. (Yavuz Sultan Selim)
"İstanbul şivesi" dediğimiz, 2500 yıldan bu yana Türkler'in coğrafyanın her mekanında konuştukları binlerce şivenin ahenklisinin en ateşli savunucuları kimlerdir? Üsküblü Yahya Kemal'dir. Urfalı Nabi'dir. Trabzonlu Nihad Sami'dir. Diyarbakırlı Gökalp'tir. Hayatında bir defa İstanbul'a şöyle bir uğrayan Kırımlı Gaspıralı İsmail'dir.
İstanbul'daki parlak kültürü oluşturanların en büyük kısmı böyledir. Beldeyi şaheserleriyle donatan Sinan, Kayserili'dir. Uzun bir ihmal ve umursamazlık döneminden sonra şehrin imarını ele alan Menderes, Aydınlı'dır. İki kıt'anın yakasını birleştiren Demirel, Ispartalı'dır ve Özal, Malatyalı'dır. (Tarih Sohbetleri 1)
Mısır’daki Memlûk beylerini Kahire kalesinde bir tuzağa düşürerek imhâ eden Mehmed Ali,bunların, Mısır’ın zenginliğinin büyük kısmını teşkil eden milyarlar değerindeki servetine el koymuş, bu para ile büyük işler yapmıştı. Kavalalılar’ın günümüze kadar gelen büyük servetinin menşei budur. (Sultan 2. Mahmud)
Ortodoks ve Katolik mezheplerinin birleşmesi,
Ortodokslar'ın da Papa'nın ruhani şemsiyesi altına girmesi isteniyordu.Çaresiz kalan son "Kayser-i Zaman",bunu kabul etti.
1452 yılının 12 Aralık gününde Ayasofya'da Papa'nın gönderdiği Kardinal İzidor, Katolik ayiniyaptırdı.Bizans halkı, bu ayini nefretle seyretti. Elbette Türk hakimiyeti altında dini ve vicdanı hürriyetlerini muhafaza ederek yaşamak, çok daha hayırlı ve şerefli olacaktı.
Bizanslılar'ın bu görüşünü, Başbakan Büyük-Duka Lukas Notaras da paylaşlaşıyordu:
İstanbul'da Türk sarığını görmek, Latin şapkasını görmekten evladır, demişti. (Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikayeleri)
Sitvatorok Muahedesi'ne rağmen Türkiye'nin, imparator'u hala sadrazamla eşit saydığına, yani Kanuni devrindeki protokole uyduğuna dair elimizde birçok vesika vardır. Bunlardan biri, Sadrazam Damat Nasuh Paşa'nın imparator Mathias'a yazdığı 26 Ekim 1612 tarihli mektuptur ki, imparatora "dostum" diye hitap etmektedir. (Sultan Genç Osman ve Sultan IV. Murad)
Fransa eyalet sistemini de 1790 larda kaldırdı. Eyaletleri illere parçaladı. Bizim Cumhuriyet döneminde yaptığımızın aynıdır. Fransa örnek alınmıştır. (Tarih Sohbetleri 3)
Bugün Türkiye devletinin kuruluşu, 900 yılı geçmiştir. Bu hadise, Türk milletinin tarih boyunca yarattığı en büyük eserdir. Anadolu'nun fethi için yüzyıllarca hazırlanan Türkler, 1074'te Türkiye devletini kurduktan sonra da yeni anayurtlarını savunmak, geliştirmek, ayakta tutmak ve büyük bir devlet hâline getirmek için akıl almaz çileler çekmişler ve en büyük fedakarlıklara katlanmışlardır. Üzerinde yaşadığımız topraklar, atalarımızın bizim hesabınıza yaptıkları sonsuz mücadelelerin eseridir. (Türk Tarihinden Yapraklar)
Mâhpeyker Kösem Haseki’nin üvey oğlu bir ateş parçasıydı.
Genç bir arslandı.
Fevkalâde yetişmişti.
Arabça, Farsça, hattâ bir rivâyete göre Batı dillerini öğrenmişti.
“Fâris” ve “Fârisî” mahlasıyle olgun şiirler yazıyordu.
Silâhşörlük ve pehlivanlıkta, babasından da üstündü.
Korku nedir bilmiyordu. (Osmanlı Hareminde Üç Haseki Sultan)
"Değerleri solcu ve solcu olmayan diye kesin çizgiyle ikiye ayıran zihniyet yıkılmadıkça, Türkiye iflâh olmayacaktır." (Türk Tarihinden Portreler)
Bütün Orta Çağ'ın (476-1453) bütün yeryüzünde geçen en büyük meydan muharebesi olan, her iki tarafta başkumandan olarak oğulları ile beraber tarihin en büyük asker hükümdarlarından ikisinin bulunduğu, Çin ile Adriyatik arasındaki ülkeleri paylaşan iki Müslüman ve Türk hakanının zaferi ölesiye çekiştiği Ankara muharebesi, Türkiye tarihinin en büyük felaketlerinden biridir. Osmanlı gelişmesini ve fütuhattını yarım asır geciktirmiş, Bizans'ın ve Orta Çağ'ın hayatını 50 yıl uzatmış, Anadolu birliğini ise 70 yıl geciktirmiştir. Yıldırım devrinde Osmanlı toprakları olan bazı yerler ancak 115 yıl sonra Yavuz Sultan Selim tarafından yeniden Türkiye'ye katılabilmiştir. (Osmanlı Devleti Tarihi 1)
Nâmık Kemâl ise daha Magosa’dadır. Orada söylenegeldiği gibi zindana falan atılmış değildir. Son yıllarda Türk Tarih Kurumu’nun 4 büyük cilt hâlinde yayınladığı mektuplarında açıklandığına göre zevk, sefa ve keyif içinde yaşamakta, güzel şiirler yazmaktadır. (Bir Darbenin Anatomisi)
Yıldırım Sultan Bayezid'in esirliği 7 ay 12 gün sürdü. 3 Mart 1403'te Akşehir'de vefat etti. 43 yaşındaydı. (Kuruluş)
Ebrûlerinin zahmı nihandır ciğerimde
Gül-ruhlerinin handelerî çeşm-i terimde
Eşkim yerinê kan dökülür dîdelerimde
Sevdây-ı muhabbet, esiyor şimdi serimde
Takdîre ne hâcet, bu da varmış kaderimde
Adlî (İkinci Mahmûd) (1785-1839) (Sultan 2. Mahmud)
"2.500 km'lik uzun bir yolu aşıp zafere ulaşılan bu başarılı seferin, hemen aynı şartlar altında 1812'de Napoléon'un, 1941'de Hitler'in Moskova'ya yaptıkları başarısız seferler göz önünde tutulursa, ne derece değer taşıdığı anlaşılır" (Yavuz Sultan Selim)
XVI. asırda da Türk kültürünün seviyesi, Avrupadan ilerideydi. Ilköğretim ve okuyup yazma, Avrupaya nazaran pek çok gelişmişti. Aydın tabaka ve kitap okuyanlar da önemli sayıdaydı. Avrupada bin yazma eseri bir araya getiren hükümdarlar parmakla gösterilirken, Doğuda onbinlerce yazmadan müteşekkil pek çok kitaplık vardı. XVI. asırda Avrupada basılan kitapların tirajı çok düşüktü. Bu tirajın çok fazlasını Türkiyede hattatlar ortaya koyabiliyordu. (Türk Tarihinden Yapraklar)
Türk denizciliğinin, Türk ordusu kadar kıdemi yoktur. Hatta Türkler, Anadolu'ya gelinceye , 11.asra kadar, denizci bir millet değillerdi denilirse mübalağa edilmiş olmaz. Gerçi milattan önceki asırlarda denizlere ulaşmışlardır. Fakat bir donanmaya ihtiyaç duymamışlardır. Türkler, Avrasya'yı seven bir kavimdir. Bir boğazı ve bir çölü atlayıp Afrika'ya bile geç tarihte intikal etmişlerdir. Açık denizden, hiç olmazsa 11.asra kadar hoşlanmamışlardır. (Kısa Osmanlı Tarihi)
Sultan Abdülhamîd'in düşürülmesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanmasının ilk gerçek adımı olmuştur. Adı bile düşmanı ürkütecek, mazlûm Müslüman milletlere ümit verecek bir senboldü. Onun düşmesiyle yalnız Avrupa ve Balkan devletleri değil, Ermeniler, Yahûdiler gibi devlet sâhibi olmayan topluluklar da hedeflerine çok yaklaştıklarını hissetmişlerdir. (2. Abdülhamid)
Ordu yaptığın rezaleti gör diye Sadrazamın aleyhinde gösteri yaptıysa da seksenlik ihtiyar buna da aldırmadı. (Türkler)
Deismann göre: " Fâtih dünya tarihinde bir dönüm noktası yarattıktan sonra Doğu ve Batı'nın kapısında durarak bu iki alemin kültürünü nefsinde toplayan bir insandır." (Fatih - Büyük Kartal'ın Gölgesi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/osmanli-padisahlarinin-hayat-hikayeleri-yilmaz-oztuna-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)