# Otağ - 3  Sultan Alparslan - Ahmet Şimşirgil Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Otağ - 3  Sultan Alparslan kimin eseri? Otağ - 3  Sultan Alparslan kitabının yazarı kimdir? Otağ - 3  Sultan Alparslan konusu ve anafikri nedir? Otağ - 3  Sultan Alparslan kitabı ne anlatıyor? Otağ - 3  Sultan Alparslan PDF indirme linki var mı?  Otağ - 3  Sultan Alparslan kitabının yazarı Ahmet Şimşirgil kimdir? İşte Otağ - 3  Sultan Alparslan kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/otag-3--sultan-alparslan-ahmet-simsirgil-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-27T06:00:11+03:00
- Güncelleme: 2022-06-27T06:00:11+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/27/ahmet-simsirgil-kimdir-ahmet-simsirgil-kitaplari-ve-sozleri-255660.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ahmet Şimşirgil 
 Yayın Evi: Timaş Yayınları 
 İSBN: 9786050829907 
 Sayfa Sayısı: 272 
--reklam--
Otağ - 3 Sultan Alparslan Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ey Allâh'ım, sana müvekkil oldum ve bu cihatla sana yaklaştım, senin katında secdeye kapanıyor ve yalvarıyorum. Bu sözlerim, gerçek duygularımı ifade etmiyorsa beni yanımdaki yardımcılarımı ve askerlerimi yok et! Eğeriçtenliğimi kabul ediyorsan düşmanlarakarşı bu cihatta bana yardım et ve beni muzaffer bir sultan kıl!
Sultan Alparslan
Ahmet Şimşirgil, Osmanlı İmparatorluğu'nun bütün safhalarını anlattığı KAYI'dan sonra, şimdi de OTAĞ ile eski Türkleri anlatıyor. Orta Asya'nın derinliklerindeki Türk imgesi, ezberbozan bilgiler ışığında bir kez daha parlıyor. Şimşirgil, serinin OTAĞ III- Horasan'dan Anadolu'ya Selçuklular/Sultan Alparslan adını verdiği üçüncü kitabında Cend'den atılan Selçuklu okunun Malazgirt'te Sultan Alparslan komutasındaki orduyla Anadolu'ya düşerek bu toprakları nasıl yurt edindiklerini tüm yönleriyle anlatıyor.
- Yedi iklime hükmetmiş Osmanlı Devleti'nin ataları Selçuklular kimlerdi?
- Nasıl yaşarlardı, dinî anlayışları nelerdi?
- Büyük Selçuklu Devleti'nin temellerini atan Dandanakan Savaşı'nda neler yaşandı?
- İki Türk-İslam devletini karşı karşıya getiren sebepler nelerdi?
- Selçuklu devlet teşkilatının temellerini atan ünlü vezir Nizâmülmülk kimdir?
- Selçuklu Sultanı Alparslan'ı sultan yapan savaş hangisiydi?
- Anadolu'yu Türk yurdu yapan Malazgirt Savaşı'nı hazırlayan sebepler nelerdi?
- Malazgirt Savaşı nasıl cereyan etti? Hâlâ konuşulan sonuçları nelerdir?
- Sultan Alparslan esir İmparator RomanosDiogenes'e nasıl davrandı?
- Yiğitliği, mertliği, İslam'a bağlılığı ve siyasî/askerî dehasıyla Türk coğrafyasına damgasını vuran Sultan Alparslan nasıl vefat etti, vasiyeti neydi?
Tüm bu soruların cevaplarıyla birlikte Türklerin efsanevi komutanı Sultan Alparslan ve Malazgirt Savaşı hakkında merak edilen/şimdiye kadar söylenmemiş her şeyi bu kitapta bulacaksınız.

(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Otağ - 3 Sultan Alparslan Alıntıları - Sözleri
Tuğrul Bey, Çağrı Bey'e bir ok vererek kırmasını istedi. Çağrı Bey de onun arzu ettiği gibi, oku parçaladı. Tuğrul Bey iki oku bir araya getirdi, aynı şeyi yaptı. Bunun üzerine üç tane verdi. Çağrı Bey bu defa güçlükle kırdı. Oklar dört olunca kırmak imkânsız oldu. Tuğrul Bey dedi ki: "Biz de tıpkı bu oklara benzeriz. Ayrı ayrı olduğumuz müddetçe, biraz kuvvetli olan herkes bizi kırmaya, yenmeye kasdeder; fakat bir arada olursak, kimse bizi yenemez. Eğer aramızda fitne, fesat çıkarsa, dünya ele geçirilemez, düşmanlarımız galip olur ve hükümdarlık elden gider."
Sultan Muhammed Alparslan : Siz bilmez misiniz? Cenâb-ı Hakk'ın rahmeti birlik ve beraberliktedir. Azabı ise ayrılıktadır. Bunlar Resülullah 'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) temiz yoluna uymayan bozuk kimselerdir. Üç beş iken zararsız gibi görünürler. Böylece çoğalıp benim devletimin zeval bulmasına neden olurlar. Biz halis Müslümanlarız. Bid' at nedir bilmeyiz. Onun için Cenâb-ı Hakk biz Türkleri aziz kıldı.
Hak Tealâ bir kuluna ebedî saadet lütfedecekse, ona bu ve öteki dünyada faziletli ve dindar insanların mevkiini verecekse, onu şeriat alâmetlerini yükseltmeye haris kılar, temiz cevherine ve pâk sinesine öyle bir hırs kor ki, onu tercih etmenin bereketi ile, dünya memleketleri kudretinin pençesine düşer; dünyadaki insanlar, lûtuflarına gark olarak, onun adalet ve insafına şükredici ve medihler okuyucu olurlar. İslâm memleketlerinin bayrakları, isabetli fikirleri ile, zafer kazanır; mevki ve haşmetinin güneşi, mağrip ve maşrıktaki bütün mahlûklar üzerinde parlar. Yeryüzünün meskûn olan dörtte birinin hepsi Selçukoğulları sultanlarının imaretleri ve hayır için yaptırdıkları binalarla süslenmiş ve İslâm şehirlerinden hiçbiri bu süsten hali ve boş kalmamıştır. Onlar bunu ehemmiyetli işlerin önde gelenlerine bile tercih etmeyi vacip saymışlardır.
İşte bu sırada Çağrı Bey'in bir erkek evladı dünyaya geldi. Muhammed Alparslan adını verdikleri bu yavrunun doğum haberini kendileri için uğur saydılar.
Halife'nin bölge emirlerinden de okunmasını istediği bu hutbenin baş kısmı şu şekilde idi:

"Allahım! Sultanü'l-muazzam, Şâhinşahü'l-azam, Melikü'l Arap ve'l-Acem, Seyyidü'l-mülûki'l-ümem, Ziyâüd-dîn, Gıyâsü'l-müslimîn, Zâhirü'l-imam, Keyfü'l-enâm, Adudu'd-devle, Tâcü'l-mille, Ebu Şüca Alparslan Muhammed bin Davud Burhanu Emîri'l-müminîn'i ıslah eyle"
"Dünyada her şeyin bir rızkı vardır,
İnsanoğlu da ölümün rızkıdır."
“Dünyada her şeyin bir rızkı vardır, İnsanoğlu da ölümün rızkıdır.”
Selçuk Bey, devamlı olarak yurtlarını terk etmelerindeki maksadın cihad olduğunu vurgulamış ve kendilerini Cenâb-ı Hakk'ın yolunda, O'nun dinini yayan insanlar olmalarını onlara telkin etmişti.
-Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu-
Aylardan Ağustos, günlerden Cuma,
Çatışmak üzredir küfr ile iyman..
"Bismillâh" diyerek geçtik hücûma
Ve Bismillâh dedi cümle âsüman..

Alparslan buyurdu: Kurtlarım vurun!..
Ok çekin, gürz atın, pala savurun!..
Bileğinde kuvvet koman gâvurun..
Koman şahbazlarım, koçlarım koman!..
"Ne zaman bir yere gitsem ya da bir sefere çıkacak olsam, Allah'a tevekkül eder ve ondan yardım dilerdim. Bu defa ise, sefere çıkmadan önce yüksek bir tepeye çıkarak ordumun alay geçit merasimini izledim. Hükmüm altındaki bu muazzam orduya baktığımda, yeryüzünün ayağımın altında titrediğini hissettim.
Kendi kendime:
Ben dünyanın hükümdarıyım! Benim bu muazzam ordumun karşısında kim durabilir, dedim. Fakat işte, Allah kalbime gelen bu gurur sebebiyle beni yarattıklarının en zayıfının eliyle aciz bıraktı ve cezalandırdı. Şahit olunuz! Aklıma gelen bu düşüncelerden dolayı Rabbimden af ve mağfiret diliyorum, tövbe ediyorum."
--reklam--
Otağ - 3 Sultan Alparslan İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Otağ serisinin üçüncü kitabı olan "Sultan Alparslan" Selçuklu devletinin kuruluşunda başrol oynayan Muhammed Tuğrul Bey ve Davut Çağrı Bey ile Tuğrul Bey'den sonra hükümdarlığı alan Sultan Alparslan dönemini gerçekleriyle anlatan bir eser.
Gerçekçi anlatımıyla hiç sıkılmadan okuyacağınız bir kitap ve olayları kafanızda canlandırabileceğiniz bir eser ortaya koymuş Ahmet Şimşirgil. (Ali Hakan KARATAŞ) 
Tarihî kaynaklar, yazarların üslubundan ötürü genellikle birçok insan için ağır oluyor. Zaman zaman aşırı bilgi insanları kitabı okumaktan uzaklaştırabiliyor. Evet bilgi içermesi güzel olsa da ben bilgilerin samimi bir şekilde parçaları birleştirerek anlatılmasından yanayım. Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil de tam olarak bunu yapmış. Üslubu, halkın anlayabileceği ve hiç bilmeyen bir insanın bile tarihi kitaplar okumak isteyeceği türden. Kitapta Sultan Alparslan'ın hayatı pek çok kaynak baz alınarak anlatılmıştır. Yararlanılan kaynakların çok olması, eserin titizlikle hazırlanmış olması, bilgilerin dipnotlarla desteklenmesi, üslubun anlaşılır olması gibi pek çok konu bu kitabın oldukça anlaşılır, akıcı ve de değerli olduğunu ortaya koymaktadır. Sultan Alparslan'a dair bilgi sahibi olmak istiyorsanız kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. En azından bu kitap sizler için tarih deryasına dalacağınız küçük bir başlangıç olacaktır. Naçizane tavsiyem. Sürçülisan ettiysem affola. (Sefanur Dilruba ÖZCAN) 
Sultan Alparslan: Şimşirgil hocanın akıcı üslubundan: Selçuklular, Oğuz Türkleri ve özellikle Sultan Alparslan hakkında güzel ve bilgilendirici bir kitap. Keyifle okudum. (Emre E) 
--reklam--
Otağ - 3 Sultan Alparslan PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ahmet Şimşirgil - Otağ - 3 Sultan Alparslan kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Otağ - 3 Sultan Alparslan PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ahmet Şimşirgil Kimdir?
1959'da Boyabat'ta doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini aynı yerde tamamladı. 1978'de girdiği Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü'nden 1982'de mezun oldu. 1983'te aynı bölümdeki Yeniçağ Anabilim Dalı'nda Araştırma Görevlisi olarak vazifeye başladı. 1985'te Yüksek Lisansı'nı tamamladı. 1989'da Marmara Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü'ne naklen geçiş yaptı.
 
1990'da "Osmanlı Taşra Teşkilatı'nda Tokat (1455-1574)" isimli çalışmasıyla Tarih Doktoru ünvanını aldı. 1997'de "Uyvar'ın Osmanlılar Tarafından Fethi ve İdaresi" isimli takdim teziyle Doçent oldu. Seyyid Muradi'nin kaleme aldığı Barbaros Hayreddin Paşa'nın gazalarını "Kaptan Paşa'nın Seyir Defteri" ismiyle sadeleştirerek, ayrıca Osmanlı tarihi ile ilgili "Kayı I", "Kayı II", "Kayı III", Kayı IV,  “Taşa Yazılan Tarih Topkapı Sarayı” ve “Ahmed Cevdet Paşa ve Mecelle” ile “Slovakya’da Osmanlılar” adlı eserlerini yayınladı. 2003'te Profesör kadrosuna atanan Şimşirgil'in Osmanlı şehir tarihi, siyasi hayatı ve teşkilatı ile ilgili çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda ilmi makalesi bulunmaktadır.
 
Halen Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde Öğretim Üyesi görevine devam etmektedir.
Evli ve üç çocuk babasıdır.
--reklam--
Ahmet Şimşirgil Kitapları - Eserleri
Kayı 1: Ertuğrul'un Ocağı
Kayı 2: Cihan Devleti
Kayı 3: Haremeyn Hizmetinde
Kayı 4: Ufukların Padişahı Kanuni
Kayı 5: Kudret ve Azamet Yılları
Kayı 6: İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş
Otağ 1 / Büyük Doğuş
Kayı 10: II. Abdülhamid Han
Osmanlı Gerçekleri
Kayı 7: Kutsal İttifaka Karşı
Otağ 2 / Emir Timur
Kayı 8: Islahat, Darbe ve Devlet
Valide Sultanlar ve Harem
Kayı 9: Sonun Başlangıcı
Kayı 11
En Sevgili Efendimiz ve Sevdalıları
Otağ - 3 Sultan Alparslan
Devr-i Gül Sohbetleri
Mızraklı Hakikat
Osmanlı Gerçekleri 2
Eşrefoğlu Rumi
Barbaros Hayreddin Paşa
Sultan 2. Kılıçarslan ve Aksaray
İstanbul: Fetih ve Fatih
Edep Yâ Hû
Denizler Fatihi Piyale Paşa
Yavuz Sultan Selim
Slovakya'da Osmanlılar 1663 - 1685
Topkapı Sarayı
Fatih Sultan Mehmet
Fethin Kahramanları
Bir Müstakil Dünya: Topkapı Sarayı
Birincil Kaynaklardan Osmanlı Tarihi Kayı 1
İstanbul Fetih ve Fatih
Hakimiyet Sembolü Ayasofya Camii
Asırlara Hitabeden Alim Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi
Osmanlı Gerçekleri 3
--reklam--
Ahmet Şimşirgil Alıntıları - Sözleri
"Ey Muhibbî bağlamak dünyaya dil layık degül
Çünki senden olısardur akıbet âlem cüda"

Bu dünyanın gönül bağlanacak yanı yoktur; zira nasılsa insan bir gün onu bırakacaktır..
[Kanunî Sultan Süleyman Han] (Kayı 4: Ufukların Padişahı Kanuni)
Hayali mihmandır daima bu çeşm-i pür-nemde

Onunçündür kesilmez eşk-i hasret hiç bir demde
Firakıyla nola hep böyle ebyat olsa hamemde
“Görenler seyl-i eşki diyeler sahra-yı sinemde
Bahar eyyamıdır güya ki ırmaklar bulanmıştır”

(Bu sürekli ağlayan gözde sevgilinin hayali misafirdir. Bu yüzden de hiç bir zaman hasret gözyaşları durmaz. Onun ayrılığı yüzünden kalemim hep böyle beyitler yazsa buna şaşılmamalı. “Göğüs düzlüğünde gözyaşı selini görenler sanırlar ki güya bahar zamanıdır ve nehirler bol yağış yüzünden bulanmıştır.”)

(III.SELİM HAN) (Kayı 8: Islahat, Darbe ve Devlet)
"Osmanlı padişahları içinde Halvetiliğe ilk intisap eden II.Bayezid Han'dır. Onun intisabı Çelebi Halife namıyla meşhur Cemal-i Halveti vasıtasıyla olmuştur." (Osmanlı Gerçekleri 3)
Okuma bilmeyip yazan
Odur dünyayı bozan (Osmanlı Gerçekleri)
"İttihatçılar, Sultan II. Abdülhamid Han'dan o kadar nefret ediyorlardı ki, Sultanın cenaze namazını kendilerinin Şeyhülislam yaptıkları Mason Musa Kâzım Efendiye kıldırttılar.."

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil (Kayı 10: II. Abdülhamid Han)
"Edirne'yi vermemek üzere iktidara gelenler bırakın Edirne'yi kurtarmayı devletin bütün bekasını Avrupalı büyük devletlerin inisiyatifine bırakmaktan rahatsız olmamışlardı. " (Kayı 11)
"Evet, ben bir askerim ama her şeyden önce Türk'üm ve Müslümanım! Burası benim mukaddes mâbedimdir. en büyük âmir olan vicdânımdan aldığım emirle buraya sizi sokmayacağım! Eğer cebren girmeye çalışırsanız buradaki askerlerim ve ben hepimiz ölünceye kadar çarpışacağız ve bu ihtimâli de düşünerek camiin sütunlarına yerleştirdiğim tahrip kalıplarıyla koca mâbed, taburumuzun üzerine çökecek ve yine buraya giremeyeceksiniz!” (Hakimiyet Sembolü Ayasofya Camii)
Emir Timur’un bir diğer önemli lakabı da dünyaya Hükmeden manasına gelen sahipkırandır. Gökyüzündeki gezegen satürün ve Jüpiter’in birbirlerine en yaklaştığı zamanda dünyaya gelen erkek çocuklar bu ünvanı almaya aday olurlardı. Bu iki gezegenin birbirlerine yaklaşması sekiz yüzyılda bir tekrarlanmaktadır. Bu gün doğan çocuklar bahtlı olurlar. Bu şekilde dünyaya üç kişi gelmiştir. İskender-i Zülkarneyn -ki ona Oğuz Han da denilmektedir-, Peygamber efendimiz ve Emir Timur. (Otağ 2 / Emir Timur)
Ana başa tâc imiş
Her derde ilaç imiş
Bir evlat pîr olsa da
Anaya muhtaç imiş (Valide Sultanlar ve Harem)
İnsan ilimle yaşar. Cahil ise ölü gibidir. (Osmanlı Gerçekleri)
Osmanlı devleti Fazıl Ahmet Paşa ile Avrupa’da en haşmetli son 15 yılını geçirmiş ve bir kez daha dünyanın tek kutuplu devlet olduğunu göstermişti. O 15 seneye Yaklaşan sadrazamlığının neredeyse dokuz yılını cephelerde geçirmişti. Fatih, yavuz ve kanuni sultan Süleyman zamanlarında olduğu gibi seferlerinde kısa sürede netice alıyordu. Devletin demir yumruğu Avusturya. Venedik ve Lehistan‘a bir kez daha iniyor dünya bu muazzam gücü gücün karşısında eriyordu. Osmanlı tuğlarını 15 sene Avrupa’da Haşmet ve kudretle gezdirmişti. (Kayı 6: İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş)
Ya Rabbi! Dinine yardım edenlere yardım eyle. Müslümanlar arasında fitne çıkaranları kahreyle. (Kayı 3: Haremeyn Hizmetinde)
"gayret bizden, tevfik Allah'tan" (Otağ 1 / Büyük Doğuş)
1949'dan itibaren açılmaya başlanan İlâhiyat Fakülteleri'nde tamamen pozitivist bir din yerine koyan bir zihniyet ortaya çıkmaya başlamıştır ve bilim dinin yerini almıştır.
Neticede ilahiyatlarımızda önce müctehid alimler, mezhep imamları ve tasavvuf erbabı hafife alındı hatta aşağılandı. Sonra hadisler tartışılmaya ve ayıklanmaya başlandı. İşlerine gelmeyen yaşantılarına uymayan her hadis "mevzu" uydurma denerek atıldı. (Mızraklı Hakikat)
Osmanlı-Rus savaşında Hristiyan ordularıyla işbirliği yapılmasını mahzurlu görenler de az değildi.Bu dedikodular üzerine fetva alınmak zarureti doğdu.
“Avrupalı askerleri kendi ordumuzda kullanmak caiz midir? “ sorusuna “El Cevab; Madem ki avcılar av tutmak için köpekleri kullanıyorlar biz de onları kullanabiliriz, “ diye teşbihli bir cevaz verilmişti. (Kayı 9: Sonun Başlangıcı)
"Allah, peygamber korkusu bilmez alçaklar! Unutmayın ki, intikam gecikir ama asla yaşlanmaz!"
(4.MURAD HAN) (Kayı 6: İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş)
Çünkü denildi ona “Ve’ş-Şems” dahi “Ve’d-Duhâ”
Rûyuna alnına mihr ü mâhı benzetsem nola

Kur’ân-ı Kerîmdeki sûrelerden biri Şems suresidir. Onun ilk ayetinde geçen “Veşşemsi veduhâ” ifadesi Türkçe anlam olarak “Güneş’e ve onun parıltısı” anlamına gelir. Kanuni sonraki beytinde Resulullah Efendimizi “Güneş’e” benzeterek anlatır. Güneş, nasıl dünyayı aydınlatmışsa Hazreti Peygamber de insanlığı aydınlatan bir güneş hükmündedir. Ay da aynı şekilde aydınlatıcı bir gezegendir. (En Sevgili Efendimiz ve Sevdalıları)
Sakarya Meydan Savaşı, Türkler için bir ölüm - kalım mücadelesi oldu. Nitekim Sakarya 'da Türk milleti kadınlı erkekli, vatanlarına saldıran düşman kuvvetlerine kahramanca karşı koyma kudretini gösterdi. Türk ve Yunan kuvvetleri, Sakarya kıyılarında 100 kilometrelik bir sahada 22 gün ve gece süren bir meydan savaşı yaptılar. Meydana gelen kanlı muharebelerde bazen Yunan kuvvetleri, bazen Türk kuvvetleri başarılı oldu.

 Nihayet Türk hatlarını yaramayan yunan birliklerinde moral çöküntüsü oluştu. Türk ordusu 10 Eylül'de genel taarruza geçti. Beylikköprü, Duatepe ve Kartaltepe muhrebelerinde ağır kayıplar veren yunan ordusu Sakarya'nın batısına çekildi. (Kayı 11)
Tarih nostalji demek değildir.Dünü anlatırken bugüne neler miras kaldı,neleri yitirdik görmek gerekir. (Devr-i Gül Sohbetleri)
" Öyle bir nesil, öyle bir zaman ki, her şeyin fiyatını biliyor, fakat değerini bilmiyor." (Barbaros Hayreddin Paşa)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/otag-3--sultan-alparslan-ahmet-simsirgil-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)