# Palmiyelerin Altında Stevenson - Alberto Manguel Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Palmiyelerin Altında Stevenson kimin eseri? Palmiyelerin Altında Stevenson kitabının yazarı kimdir? Palmiyelerin Altında Stevenson konusu ve anafikri nedir? Palmiyelerin Altında Stevenson kitabı ne anlatıyor? Palmiyelerin Altında Stevenson PDF indirme linki var mı?  Palmiyelerin Altında Stevenson kitabının yazarı Alberto Manguel kimdir? İşte Palmiyelerin Altında Stevenson kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/palmiyelerin-altinda-stevenson-alberto-manguel-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-06T01:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-05-06T01:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/06/alberto-manguel-kimdir-alberto-manguel-kitaplari-ve-sozleri-215580.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Alberto Manguel 
 Çevirmen: Cem Akaş 
 Orijinal Adı: Stevenson Under the Palm Trees 
 Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları 
 İSBN: 9789750808067 
 Sayfa Sayısı: 58 
--reklam--
Palmiyelerin Altında Stevenson Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Bu hikaye bize anlattığın hikayeler gibi başlıyor Tusitala. Adaya bir adamın gelmesiyle başlıyor...Bir gün adam, arzusunun yol açtıklarını, yaptığı kötü şeyleri ve kanlı izleri görüyor, ama inanmayı reddediyor. 'Tutkumun efendisiyim,' diyor adam ve kapıyor gözlerini. Bu işler böyle devam ediyor, adam hala görmezden geliyor, ta ki bir sabah arzusunu düşlemediğini, arzusunun onu düşlediğini anlayana kadar."

Biçim ve biçem ustası Manguel'den, Stevenson'ın yazısıyla yazılmış, sanat ve yaşam üzerine düşünen bir roman...
(Arka Kapak'tan)
--reklam--
Palmiyelerin Altında Stevenson Alıntıları - Sözleri
"Aradaki uzak­lık, oradayken olmadığım kadar orada kılıyor beni.”
Mutluluk bir ödüldür, hak değil.
Palmiyelerin altında hiç kimse cezalandırılmadan dolaşamaz.
Ev sahibimi hiç görmüyorum, o da beni hiç görmüyor, bu sayede de çok iyi geçiniyoruz!
Kıyamet günü geliyor. Neyin kazanıldığını, neyin kaybedildiğini o zaman göreceğiz.
Aniden yaşlanmıştı; belki de herşeyin nedeni buydu. 44 yaşına basmıştı ve bu, keşiflere çıkılacak bir yaş değildi artık…
“Bence hikayeler, vaazlardan daha öğretici.”Hikayeler insana düşünecek daha fazla şey veriyor, çünkü daha dolaylı yollardan anlatıyor anlatacaklarını.
…daha önce hiç görmediği yerleri özlemenin verdiği acıydı nostalji.
…daha önce hiç görmediği yerleri özlemenin verdiği acıydı nostalji.￼
Hepimiz iyiyiz, daha iyi olmamıza yardım et.
Kalabalıkların kurbana ihtiyacı vardır.
“Söz,” bedenden daha uzun yaşar.
Her zamanki gibi Harun Reşit ve sihirli nargilesi hakkında bir espri yaptı.
Bay Baker içkileri koyup bardaklardan birini Stevenson'a doğru itti.

"İçin. Bu cehennemde yaşamak istiyorsanız, hem bedeniniz, hem de ruhunuz güçlü olmalı."

"İçki içmezsiniz diye düşünmüştüm,” dedi Stevenson.

"Ben içerim, ama onlar içmemeli,” diye yavaşça yanıtladı Bay Baker. "Ben önümde uzandığını bildiğim yoldan şaşmadan ilerleyebilirim; onlar içinse her bir damla, yoldan çıkma nedenidir. Kendi cehennemlerinde yanmalarını, o çok sever gözüktükleri alkole hepsini iyice bulayıp ateşe vermeyi çok isterdim. Bu yitik insanlıktan nefret ediyorum."
"Beni sevdin çünkü şeytan olduğumu düşündün,"
--reklam--
Palmiyelerin Altında Stevenson İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Alberto Manguel’den daha önce kelimeler şehrini okumuştum. Kitabı beğenmiş ve yazarın diğer bütün kitaplarını da okuma isteği doğmuştu. Önce onun küçük bir romanından başladım. Kitabın konusu Güney Denizleri’nde Batı Samoa Adaları’nda geçiyor. Stevenson; Define Adası, Dr. Jekyıll ve Mr. Hyde kitaplarının yazarı. Kırk dört yaşında ve ömrünün son günlerini yaşadığının farkında. Beş yıldır bu adada yaşıyor Stevenson. Adada misyonerlik çalışmaları var. Sömüren sömürgeciler hâkim güç. Bir de çok şeyin farkında olmayan zavallı yerli halk.

Yaşadığınız yerden kopup farklı bir yerde hayatınızı idame ettirmeye çalışıyorsanız geçmiş sizin yakanızı bir türlü bırakmaz. Anılarıyla, sokaklarıyla, mekân isimleriyle, ağaçlarıyla, dökülmüş yapraklarıyla her an yanınızdadır. Ama garip olan yazarımızın yeni dünyası eski dünyasını kendisinden çabuk uzaklaştırmış. Deyim yerindeyse eski kovulmuş. Yeni onların üzerine bina edilmiş. Bir Londra gazetesini okuduğunda fark ediyor yazarımız eskiye dair çok şeyi kaybettiğini.

“Gece her zamanki gibi rahatsızlanmıştır, şimdi de kafası hiç iş yapmak istemiyormuş gibiydi. Ona tanıdık gelen ama tam da çıkaramadığı adları, silik birer anı gibi okuyordu; bir zamanlar o kadar iyi bildiği bu yerin böylesine beklenmedik bir coğrafya tarafından bu kadar mutlak bir şekilde işgal edilmesinin ne garip olduğunu, birinin anımsanan durumlarıyla diğerinin insanın üstüne üstüne gelen duyumlarının nasıl karıştığını düşündü.”

Gerçek ile düşler karışıyor. Arzusu kendi yerine iş görüyor. Suça karışıyor, cinayetler işliyor. Yangınlar çıkarıyor. Arzusunun ne yaptığını görse de ses çıkaramıyor. Görmemezlikten geliyor. Tutkularının esiri haline geliyor.Tüm olumsuzluklara gözlerini kapatıyor. Ne zamana kadar. Bir sabah arzusu onu düşleyene kadar.

İşte kitaptan altını çizdiğim satırlar:

Bu yitik insanlıktan nefret ediyorum.
*
Yolculuğun kendisi için yolculuk yapacaktı.
*
Çivilerin ve dikenlerin acısını bilmeyenler de bu dünyanın kötülüklerine karşı savunmasızdır.
*
Yaşam sevgisi güçlü bir tutkudur, yiyecek içecek gibi basit şeylerde bile bu tutkunun peşinden hep gitmişimdir.' 'Öyle mi?' dedi Bay Baker. 'Ben sevginin güçlü bir tutku olduğuna inanmıyorum. Korku güçlü bir tutkudur; yaşamın en yoğun sevinçlerini tatmak istiyorsanız korkuyla aşık atmalısınız.' 'Ben de korkarım, ama bunu, yaşamı daha da yoğun bir şekilde sevmek için kullanırım.'
*
Uygarlığımız içi boş bir sahtekarlık. Yaşamın bütün eğlencesi kayboluyor onun yüzünden. Becerdiği tek şey, dünya yüzeyinde daha büyük sayıda insanı aynı anda mutsuz kılmak. Ama bir de sonsuz mutlulukla dolu pek çok an var, cenneti görebildiğimiz anlar, bunlar için yaşıyorum ben. Yine de bu anların bir teki için bile başka bir insanın acı çekmesine neden olmayı kabul edemem. (Sait Köşk) 
Sadece bir saatte okunabilecek 40 sayfalık kitap olarak görünse de aslında çok şey anlatan mana olarak kabarık bir kitap okudum.
Her kitabın -nitelikliyse- bir yazılma amacının olduğuna inananlardanım.
Ki Alberto Manguel'in bu kitabının bir amacı olduğunu düşünüyorum.
Kısa olduğuna bakmayın.
Çok şey anlatıyor.
Yazar, bu kitabında yazar Robert Luis Stevenson'ın ölümünden önceki beş sene içinde yerleştiği Samoa Adaları'ndan bir anlatı kurguluyor.
Kurgu olsa da kaynağı gerçekler.
Kitapta hakim olan iki farklı konu bulunmakta.
İlki kendini çokça hissettiren; ölüme yaklaşmış Stevenson'ın son dönemlerindeki varoluş çabaları ve bu çabalardan dolayı psikolojik gerilim havası veren eylemleri.
İkinci konu ise; yerleşmiş olduğu Samoa Adaları'ndaki kasabanın dışarıya kapalı olup, başka kültürlerle tanışmak istememelerinden kaynaklanan Stevenson'a olan öfkeleri.
Onların bu tavrını gayet de tabii buluyorum.
Çünkü Afrika'nın ilkel toplum ve yaşam tarzına müdahale eden Beyaz Adam veya Misyonerler tabiriyle - kitapta - anılan Avrupa insanının, Avrupai yaşamı oralara taşımak istemesi.
Haklı olarak da Afrika yerlilerinin büyük çoğunluğu Batı'ya yönünü çevirmek istemiyor.
Her ne kadar birçok konuda Avrupa şartları avantaj sunsa da.
Bu duruma daha iyi hakim olmak için Göğü Delen Adam kitabını ilgilisine öneririm.
İzlenimlerim sonucu tüm bunları edinmiş olsam da daha çok Stevenson ayrıntısının kitaba hakim olduğunu belirtmek isterim.
Kısa sürede okunacak bu kitap, oldukça eleştirel yaklaşan bir yapıya sahip.
İyi ki okudum.

[Kaynak: https://www.instagram.com/p/B7wOebZpbyH/?igshid=1eyq9ciqbpt92] (Esengül Ersoy) 
Kitabı bir çırpıda okudum. Öykünün hayal ile gerçek arasındaki gelgitlerine bayıldım.
Baker adındaki misyonerin, Tanrı'ya inanmayan insanlara karşı duyduğu öfkenin yansıması çok tanıdık. İnançlı olmayı aslında kendisi de istemiyor. Bu nedenle Tanrı'nın buyruklarını yerine getirmezken, onun dışındaki insanların buna "mecbur" olduğunu düşünüyor. Buyrukları yerine getirmeyen insanları Tanrı adına cezalandırabileceğini düşünüyor. Aslında Baker, Tanrı'dan nefret ediyor. Bu öfkesini de inanmayan insanlara aktarıyor.
Sömürge, beyaz adama uğramayan adalet, misyonerlik ve ada yaşamı. Farklı bir kurguydu. Sevdim. (Şeyda) 
--reklam--
Palmiyelerin Altında Stevenson PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Alberto Manguel - Palmiyelerin Altında Stevenson kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Palmiyelerin Altında Stevenson PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Alberto Manguel Kimdir?
Alberto Manguel 1948'de Buenos Aires'te Arjantinli bir ana babanın çocuğu olarak doğdu. Çocukluğunu babasının diplomatik görevi nedeniyle İsrail'de geçirdi. Çek bakıcısından İngilizce ve Almanca öğrendi. Anadili İspanyolcayı, 1955'te Arjantin'e döndükten sonra öğrendi.

Öğrenciliğinde Jorge Luis Borges'e dört yıl süresince kitap okudu. Yaşamını Fransa, İtalya ve İngiltere gibi değişik ülkelerde sürdüren Manguel, 1988'den beri Kanada vatandaşı.

Yazarlığı yanında çok dilli bir çevirmen, antoloji yazarı ve yayıncı olarak uluslararası ün kazanan Manguel'in başlıca yapıtları arasında Hayali Yerler Sözlüğü (Çev. Sevin Okyay-Kutlukhan Kutlu, YKY, 2005), 1992'de McKitterick Ödülü'nü kazanan romanı News from a Foreign Country Came (Yabancı Bir Ülkeden Haberler Geldi) ve Kanada'da Kurmaca-Dışı dalında Genel Vali Edebiyat Ödülü'nü kazanan Reading Pictures: A History of Love and Hate (Resimleri Okumak: Aşk ve Nefretin Tarihi) sayılabilir.

Manguel'in Türkçeye çevrilen diğer kitapları şunlardır: Başka Ateşler: Latin Amerikalı Kadın Hikayeciler Antolojisi (Çev. Tomris Uyar, 1988); otuzdan fazla dile çevrilip uluslararası bir çoksatar olan, Times Literary Supplement tarafından Yılın En İyi Kitapları arasına seçilen ve Fransa'da Médicis Ödülü'nü kazanan Okumanın Tarihi (Çev. Füsun Elioğlu, YKY, 2001); Borges'e kitap okuduğu günlere ilişkin anılarını anlattığı Borges'in Evinde (Çev. Cem Akaş, YKY, 2002), Palmiyelerin Altında Stevenson (Çev. Cem Akaş, YKY, 2004), Okuma Günlüğü (Çev. Mehmet H. Doğan, YKY, 2007), Geceleyin Kütüphane (Çev. Dilek Şendil, YKY, 2008), Kelimeler Şehri (Çev. Esen Ezgi Taşcıoğlu, YKY, 2009).
--reklam--
Alberto Manguel Kitapları - Eserleri
Dönüş
Borges'in Evinde
Okumanın Tarihi
Ayrıntılara Aşık Adam
Kelimeler Şehri
Gezgin, Kule ve Kitapkurdu
Palmiyelerin Altında Stevenson
Bütün İnsanlar Yalancıdır
İlyada ve Odysseia - Homeros
Okuma Günlüğü
Kütüphanemi Toplarken
Tanpınar'ın İzinde Beş Şehir
Efsanevi Yaratıklar
Geceleyin Kütüphane
Okumalar Okuması
Yabancı Bir Ülkeden Haber Geldi
Merak
Hayali Yerler Sözlüğü
Ulises'in Dönüşü
Başka Ateşler
Resimleri Okumak
--reklam--
Alberto Manguel Alıntıları - Sözleri
Bir geri kalmışlık,bir çirkinlik....
"Geçmişin kayıpları ile malul bir kent" yani.... (Hayali Yerler Sözlüğü)
Her okur belli bir kitaba
bir miktar ölümsüzlük getirmek için vardır. Okuma bir bakıma
yeniden doğum ritüelidir. (Geceleyin Kütüphane)
Kimi okurlar Aineias destanının ikinci bölümünde biraz hayal kırıklığına uğramıştır; bunun nedeni Vergilius'un bu bölümü gereğince işleyecek zamanı bulamamasından çok, Peter Levi'nin ustaca altını çizdiği üzere, Vergilius'un "Homeros dünyasının birincil ilkesini, yani şiirin yeniklere ve ölülere aidiyetini," anlayamamasıdır. Vergilius'un şiirinde Aineias, bizzat Agustus'un mirasçılık ettiği hanedanın kurucusu ve haliyle muzaffer bir kahramandı. Oysa Homeros'ta gerçekten kazanan yoktu. (İlyada ve Odysseia - Homeros)
Yolsuzluk, açgözlülük ve şiddet tutkusunun sebep olduğu durumlar hakkında ciddi endişeler taşımak ile kimsenin sorumlu tutulmadığı, bizi bekleyen kötü talihimize yalancıktan yanmak arasında fark vardır. Gerçekten de korkunç şeyler olmuştur ve her gün ve her gece hala daha olmaktadır, ama bunun sebebi bir öğleden sonra başımıza düşüp bizi öldürecek olan bir kazma değil, daha çok, ahlak dışı hareket eden bir sürü kadın ve erkeğin eylemidir. (Efsanevi Yaratıklar)
Her şey bir tuzak olabilir. (Bütün İnsanlar Yalancıdır)
Ama yenik Troyalılara düşmanlarına karşı "ölümlerinden sonra" bir zafer kazandırarak, efsaneyi gerçek tarihe benzer bir şeye dönüştüren Vergilius'tur. (İlyada ve Odysseia - Homeros)
İspanyolca'da "bekleme" sözcüğü espera, "umut" anlamına gelen esperanza ile aynı kökten geliyor. Gide, Günlük'ünde şunu söylüyor: “Sala de espera. Ne güzel bir dil bu, beklemeyi umutla karıştırıyor!'' (Okuma Günlüğü)
"Okumak ve yazmak bana teselli vermiyor ama uzaklaştırıyor."
Dünyanın
gürültüsünden uzaklaşmak
 Düşünecek bir yer bulmak. (Geceleyin Kütüphane)
Çağdaş Türkiye’nin kurucusu Atatürk 1933’te yaptığı bir konuşmasında ‘’Tarih bir köprüdür.’’ demişti. ‘’Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını beklememeliyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gereklidir.’’ (Efsanevi Yaratıklar)
Terk edilmiş kütüphaneler orada çalışmış yazarların gölgelerini barındırır ve onların dalgınlıkla geldikleri uğrak yeridir. (Geceleyin Kütüphane)
Yüzümüz, ömrümüz boyunca değişir. Yaş, tecrübe, hisler, kazalar ve ışşığın değişimleri bize ait olduğunu düşündüğümüz özellikleri değiştirir, öyle ki, ayna durmadan şaşırtabilir bizi. (Resimleri Okumak)
Bilmem aşık olmak nedir bilir misiniz...Her şeyi kucaklayan gök kubbe altında, başka bir vaziyete bürünmek. Demek istediğim mutlak esaret,ellerin ve zihnin koşulsuz şartsız,geri döndürülemez biçimde teslimiyeti. (Bütün İnsanlar Yalancıdır)
Belle Epoque döneminin hoppaları, Dr.Johnson ile birlikte, suyun vücudu yumuşattığına, kirinse sağlıklı bünyeye işaret ettiğine inanıyordu. (Ayrıntılara Aşık Adam)
Cooper eserini yarıladığında onun sürekli gecenin geç saatlerine kadar oturmasına öfkelenen karısı gizlice çalışma odasına girmiş, bütün notlarını alıp ateşe atmış. (Kütüphanemi Toplarken)
Mutlu ve müşfik bir kadının elinden çıkmış gibiydi tabiat. (Resimleri Okumak)
MÖ yedinci yüzyılın İyonyalıları, Nil deltasının batı uçlarında ve İkinci Katarakt'ta dükkanlar açmış girişimci tacirlerdi; bunlar arasındaki en maceracıların adları Ebu Simbel'deki devasa heykellerin bacaklarında yazılıdır. Bu kişiler Mısır'dan harika bir icadı, papirüs tomarlarını getirmiş ve Herodot'a göre Yunanlar bunlara, kendi kitapları parşömenden yapıldığından diphteria, yani "deriler" demeyi sürdürmüşlerdir. (İlyada ve Odysseia - Homeros)
“Borges için gerçeğin çekirdeği kitaplardaydı; kitap okumakta, kitap yazmakta, kitaplar hakkında konuşmaktaydı. Binlerce yıl önce başlamış olan ve asla bitmeyeceğine inandığı bir diyalogu sürdürdüğünü, derinlerde bir yerde biliyordu. Kitaplar geçmişi yeniden kuruyordu.” (Borges'in Evinde)
"Tek bir satırı derinlemesine ve ayrıntısıyla okuma edimi Aziz Augustinus'a göre geçmişin, bugünün ve geleceğin butün kütüphanelerini aksettirir, her sözcük geriye doğru Babil'e ve ileriye doğru kıyamet borusuna kadar çınlardı." (Gezgin, Kule ve Kitapkurdu)
"Beni sevdin çünkü şeytan olduğumu düşündün," (Palmiyelerin Altında Stevenson)
Kelimeler bize, bir toplum olarak dünyanın ne olduğuna inandığımızı gösterir. (Okumalar Okuması)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/palmiyelerin-altinda-stevenson-alberto-manguel-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)